Ders: Diksiyon 3 Güzel Konuşma - Artikülasyon

Yüklenme Tarihi: 25 Ağustos 2013 - 22:40

HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET
Aykut İlter AYkut Öğretmen
Diksiyon nedir?
DERS, Diksiyon, Güzel Konuşma, Artikülasyon, (Boğumlama), Fonotik, (Söyleniş), Prozodi, (Vurgu), telaffuz, ince ve kalın ses, spiker, retorik, etkili konuşma sanatı
Konuşmada, kelimenin seçilmesi, imlasına ve veznine göre söylenmesi ve ifadenin rahatlıkla anlatılması. Fesahat, belagat, telaffuz ve natıka kelimelerinin ifade ettiği manaların toplamıdiksiyon
Tiyatro, piyes gibi sahne oyunlarında, radyoda, televizyonda hitabette, şiir okumada, sözle ilgili sanatlarda diksiyonun önemi büyüktür. Mana ve ses bakımından cümleye uygun düşen kelimeyi seçmek, seçilen kelimeyi, ses tonunu vererek doğru bir şekilde söylemek, fikri, az kelime ile öz olarak ifade edebilmek sanatıdır.
Bu işin başarılı olabilmesi için; doğuştan gelen bir kabiliyetin bulunması, konuşma organlarının sağlam olması gerekir. Konuşulan her sözün, söylenilen nutkun, okunan şiirin tesirli olabilmesi için, sesin tonu, ahenginin, jest ve mimiklerinin birbirine uygunluğu gerekir. Bunlar da konuya, dile, davranışa, kelime hazinesine bağlıdır. Diksiyon, yukardaki şartlar bulunmakla beraber uzun süre çalışma ister.
Diksiyonun bölümleri
Ses eğitimi: Ses, solunum, vurgu, durak, ses tonu.
Kelime eğitimi: Kelimelerin seçimi, kelimenin söylenişi. Vurguya dikkat edip kelimeleri birbirine ulama veya durakları ayarlama.
Söz akımı: Sözlerdeki canlılık, noktalamalara dikkat etmek.
Anlatım: Anlatımda tabiilik, üslup, açıklık, ses kuvveti, tasavvur, incelik, hareket, taklit. Jest ve mimik: Jest ve mimikleri ayarlamaktır.
Diksiyonun metodları
1. Dinleyeni inandırmak ve hayecanlandırmak.
2. Dinleyenin hoşuna gitmek, bıktırmamak, sıkmamak, usandırmamak, açık ve gerçek konuşmak. Türkiye’de diksiyon faaliyetlerine ilk defa 1936 senesinde başlandı. Daha sonra Tahsin Banguoğlu tarafından nazari fanatik ile "ses eğitimi" dersi ilave edildi.
Sözlükte "diksiyon" ne demek?
1. Seslerin, sözcüklerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarının hakkını vererek söyleme biçimi.
2. Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması.
3. Duru, açık, vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma.
Diksiyon kelimesinin ingilizcesi
n. diction, elocution
Köken: Fransızca
DIKSIYON NE DEMEKTIR?

Diksiyonu söyle tanimlayabiliriz: söz söylerken duygu ve düsünceleri dogru üslubuna uygun olarak anlatmak için sesin uyumunu söylenisini sözcük hecelerinin uzunlugu kisaligi ve vurgulari bakimindan dogrulugu; jesti mimigi takinilacak tavirlari yerinde ve güzel kullanma sanatidir. Dogru bir diksiyon için gerekli iki temel kosul vardir.
Birincisi: ses aletini dogru kullanmak. Yani konusma için yeteri kadar havayi ses yollarini kasmadan içeri almak gereginden fazla durak kullanmamak duraklari dogru yerde gerektigi gibi kullanmak ve sesi duyulur ve net bir hale getirmek.
Ikincisi: söz söylerken konustugumuz dili düzgün ve dogru söylemek için düzeltmeye çalismak ve mimigi jestitavri yardimci olarak kullanmak.
Simdi pek s-kici olan ilk bölüme bir göz atalim
SES AYGITIMIZ

Su ana kadar sahne üzerinde ve isinma çalismalarinda ses aygitimizi tanimis ve çalistirmayi ögrenmistik. Bundan sonra yapacaklarimiz onu kullanmaktir.
Ses aygitimizi dogru kullanmayi dogal hala getirebilmek için günlük yasantimiz içerisinde de onu kullanmali ve önce kendimizi sonra çevremizi gözlemlemeyi unutmamali.

DIKSIYON FONETIK ARTIKÜLASYON

Diksiyonun ne oldugunu basta konusmustuk simdi onun yardimcilari bogumlama ( artikülasyon) ve söylenis (fonetik) ‘i inceleyelim.

BOGUMLAMA (ARTIKÜLASYON) :
Konusma organlarinin bogazdan çikan sese biçim vermek için topluca çalismasi. Kapimizin önünden geçen sokak saticilari bagirarak sattiklarini herkese duyurmak isterler. Yinede ne dediklerini anlamak için çikip sorma ihtiyaci duyariz. Önemli olan denilenin anlasilmasidir. Söylenen sözlerin anlasilmasi için temel sesler ünlüler degil ünsüzlerdir. Seslerin agizdan çikisina dilin konumuna dikkat etmek gerekir.

SÖYLENIS (FONETIK) :
Sadece söylenisi göz önünde tutar. Diksiyon güzel bir söylenisin asal kurallarini verir ve söylenisteki ihmali yenmeye çalisir. Fonetikse diksiyonda seslerin meydana gelmesini ve ses organlarinin durumlarini inceler.
Genel olarak söylenis bozukluklari ünlülerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlisliklardan dogar. Örnegin: açik E yerine kapali E kalin E kalin A yerine ince A söylemek gibi. Bogumlanma bozukluklariysa ünsüzlerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlisliklara denir. Örnegin:gilama seleme lelestirme gibi.
Her ikisi de düzgün söz söylemekte önemli yer tutar. Böyle söylenis ve bogumlanma bozukluklari olan kimseler alistirmalar üzerinde çalisarak bu sorunlarini yenebilirler. Dogustan ileri gelen sorunlar o engellerin ortadan kalkmasiyla giderilebilir. Bogaz ve burundaki et fazlaliklari küçük dilin görevini yapamamasi dislerin seyrek olusu ve onlarin üst üste binerek siralanmasi üst dudagin kisa ve yukari dogru çekik olusu çenelerin disari dogru çikikligi ve içeri dogru çekikligi vb.
Diger fonetik hatalara söyle bir göz atalim:
Atlama: pek yaygin olan bir söylenis bozuklugudur.
Örnegin: (kendisi) yerine (kensi) (karsilasma) yerine (kaslasma) (hanimefendi) yerine (hamfendi) (nasilsiniz) yerine (nassiniz) (Galatasaray) yerine (gassay) (kalk oradan) yerine(kak ordan) (kilitledim) yerine (kitledim) vb.
Harflerin çikarilisina özen gösterip baslangiçta agir konusarak bu bozuklugun önüne geçilebilir.
Gevseklik: bir bogumlama tembelliginden ileri gelir. Bu bozuklugun önüne geçmek için disler arasina bir kursun kalemi sikistirip heceleri söylerken onlarin iyice anlasilmasina çalisilir. Disler arasindan kalem çekildigi zaman bogumlanma daha açik olarak anlasilan bir biçim alip dil yanaklar ve dudaklar görevlerini yapmaya baslarlar.
Gilama: ( R ) ünsüzünün küçük dilin titremesiyle bogazda meydana gelmesidir. Bu bozuklugu gidermek için ( R) ünsüzünü dogru bogumlandirmaya çalisalim. ® ünsüzü dilin ucunu damaga kadar kaldirarak verilir. Öyle ki dil siddetle çikan havaya dokununca geri çekilir ve bir çesit titreme yaparak yerine gelir. Böylece dilin ucunu uzun zaman titremeye çaba harcamakla iyi bir sonuç alinabilir.
Isliklama: ( s ) ünsüzünün siddetini abartmaktan ileri gelir. Dil üst dislerin iç tarafina dayanip hava dislerin arasindan sizarsa bu yanlis ortaya çikar.
Degistirme: bir ünsüzün yerine baska bir ünsüzü söyleme aliskanligi olup bir çok çesitleri vardir.
Sert ünsüzlerle olanina sik rastlanir. (zelestirme) ( j ) yerine (z) söylemek örnegin: (sarj) yerin (sarz) (Selestirme) ( s ) yerine ( s ) söylemek. Örn: (pasam) yerine (pasam) vb. (jelestirme) ( c ) yerine (j) söylemek. Örn: (kucak) yerine (kujak) (selestirmek): (s) yerine (s) söylemek. Örn: (sana) yerine (sana)
Diger ünsüzleri ilgilendiren degismeler. (lelestirmek) ® yerine (L) söylemek. Örn: (merhem) yerine (melhem) (birader) yerine (bilader) bazen de (n) yerine (L) söylenir (fincan) yerine (filcan)
Yerlestirme: bazi yerine veya arasina (y) ünsüzünü sikistirmaktan ileri gelir. (Müezzin) yerine (meyzin) (iade) yerine (iyade) (gönlüm) yerine (göynüm). Bazi agizlarda ( yerine (p) (d) yerine (t) oldugu görülür. Örn: (Kibris) yerine (Kipris) (leblebi) yerine (leplepi) vb.
Yutma: genellikle içinde (h) ünsüzü bulunan kelimelerde sik görülür. Örn: (Ayhan) yerine (ayan)(Mehmet) yerine (memet) vb.
Söylenis bozuklulari: ünlüleri ilgilendiren degismeler. (ince a) yerine (kalin a) söylemek. Örn: (Kemal) yerine (kemal) vb. (e) yerine (a) söylemek. örn: (elektrik) yerine (alektrik)vb. (a) yerine (e) söylemek. Örn: (Azrail) yerine (ezrail)vb. (ince o) yerine (kalin o) söylemek (lokma) yerine (lokma) vb.

PROSODIE (VURGU)

Sözcük vurgusu dilin en dogal söylenis özelliklerindendir. Sözcük vurgusu hecenin siddetiyle ilgili oldugu gibi birde hecenin süresi yani uzunlugu kisaligi ile ilgili olan (nicelik)i vardir. Sözcüklerde bu iki özellik birbirini karistirmamalidir. Nicelik bir hecenin uzunlugu ve kisaligi ile ilgilidir. Halbuki siddet ise bir hecenin vurgusuyla ilgilidir.
Dilimizde süresi uzun olan heceler hep yabanci sözcüklerde bulunur. Örn: katil kase cahil ebedihazine vb yanlis söylememek için kelimelerin kökenlerini arastirmak gerekir.
Türkçe de (g) ünsüzü kendinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak bulundugu hecenin uzamasina neden olur. Örn: yagmur= yaamur ögretmen= ööretmen ögle=ööle çagdas= çaadas. Ilk hecelerde (y) nin de gevseyip kendisinden önceki ünlüyü etkileyip heceyi uzattigi görülür. Örn: böyle=bö-le söyle= sö-le öyle=ö-le söylemek=sö-lemek vb.
(G) ünsüzünün bir etkisi de söyledir: yapacagim= yapica-m (g) demin bahsettigimiz uzatma etkisini yaparken kendisinden sonra gelen ünlünün de düsmesine sebep olur. Bu durum genellikle eylemlerde görülür. Örn: edecegim= edice-m oturacagim= oturuca-m vb.
BIR kelimesinden biraz konusalim. Adet belirttigi zaman yani kendi sayi anlamiyla kullanildiginda (bir) herhangi bir seyden bahsederken (bi) olarak söylenir. Örn: adam bir gün bir sinemaya gitmis. Soru: adam ne gün gitmis? Her hangi bir gün gitmis. Yada söyle sorabiliriz bu soruyu adam yalnizca bir gün mü bir tek sinemaya gitmis? Burada (bir) kendi sayi anlamiyla degil (herhangi) anlamiyla kullanildigi için (bi) olarak söylemek daha dogrudur.
Orada burada surada kelimeleri de (bir)e benzer özel bir söylenis biçimi tasirlar. Burada = burdasurada= surda orada= orda olur ve aradaki a harfi düser.
Kelime sonlarindaki -yor heceleri üzerine birkaç söz: -yor hecesi fazla bastirilmadan yada bastirmayacagi diye yok saymadan söylenmelidir.
Son uyarida çok sik kullandigimiz (degil) kelimesi için. Degil kelimesi söylenirken (e) harfi düser ve yerini (i) harfi alir. DEGIL=DIGIL olur.

SES TEKNIGI
ILETME GÜCÜ

Izleyicinin oyuncunun sesini yalnizca duymakla kalmamasi söylediklerini anlasilir kilmasi ve ayrica ondan sanki her yönden geliyormusçasina etkilenmesi için sesin iletme gücüne özel bir önem verilmelidir. Izleyici ses yalnizca oyuncunun durdugu yerden degil her yönden geliyormusçasina oyuncunun sesiyle çevrelemelidir. Duvar bile oyuncunun sesiyle konusmalidir.
Iyi iletim gücüne sahip gerekli olan iki kosul sudur:
a) sesi tasiyan hava kolonu güçlü olmali ve hiçbir engelle karsilasmadan disari çikmalidir. Örnegin : larenksin kapali olmasi veya çenenin yetersiz açilmasi.
Fizyolojik tinlaticilarla ses güçlendirilmelidir.
Bunlarin hepsi dogru solumayla çok yakin iliskilidir. Eger oyuncu yalnizca karnindan yada gögsünden soluk alirsa yeterli havayi toplayamaz; bu durumda kendini tutumlu bir sekilde hava kullanmaya zorlar larenksini kapatir sesi bozar ve sonunda vokal bozukluklarin olusmasina neden olur. Bütünsel solumayla (üst gögüs ve karin) oyuncu yeterli miktardan biraz daha fazla hava biriktirebilir. Bunun için hava kolonlarinin hiçbir engelle karsilasmamasi yasamsal bir önem tasir.

SOLUMA

Üç çesit soluma vardir.
a) üst gögüs ve gögüs boslugu solumasi (özellikle kadinlarda gözlenir)

alt soluma veya karindan soluma. Karin gögüs kullanilmadan sisirilir. Genellikle tiyatro okullarinda ögretilir.
c) Bütünsel (üst gögüs ve karin) soluma. Karin asamasi baskindir. Bu biçim en saglikli ve en islevsel solumadir. Özellikle çocuklarda ve hayvanlarda gözlenir.

Bütünsel soluma oyuncu için en etkili solumadir. Ancak her oyuncunun solumasi onun fizyolojik yapisina göre degisir. Ayrica kadin ve erkegin solunum olanaklarina iliskin bazi dogal ayrimlar vardir. Her ne kadar kadinlarda üst gögüs erkeklere göre daha gelismis olsa da kadinlarda dogru soluma karin fazildadir. Degisik duruslar ve aksiyonlar bütünsel solumadan daha farkli solunum biçimi gerektirdiginden oyuncunun farkli solunum çesitlerini denemesi gerekmektedir. Yani oyuncu solunum organlarinin islevlerini denetleyebilmelidir.
Solunumun bütünsel olup olmadigini anlamak ve gelistirebilmek için çesitli alistirmalar vardir.
a) yere veya herhangi bir sert zemin üzerine yatin böylece omurga kendiliginden düz duracaktir. Bir eli gögsüne digerini karina yerlestirin. Soluk alirken önce karnin üstündeki elin daha sonra gögsün üstündeki elin yükseldigi duyumsanir: bu yumusak ve sürekli bir harekettir. Bütünsel solumayi iki ayir evreye bölmemeye özen gösterilmelidir. Gögüs karin genislemesinde gerilim olmamali ve iki evrenin ardisikligi fark edilmemelidir. Bu ardisiklik gövdede küçük sismeler olusturmalidir. Evrelerin bölümlere ayrilmasi vokal organlarda ödemlere yolaçabilir.

Yogadan uyarlanan bir yöntem: sert bir zemine yatilir. Burun deliklerinden biri kapatilir ve digeriyle soluk alinir. Soluk verilirken açik olan delik kapatilir ve önceden kapali olan burun deliginden hava disari verilir. Üç evre birbirini söyle takip eder : soluk alma 4 saniye soluk tutma 12 saniye soluk verme 8 saniye
c) Ayakta dururken elleri en alttaki kaburganin üstüne yerlestirin. Soluk alma baslangiçta elleri yerlestirdiginiz noktada bir etki yaratmalidir ( elleri disari itecektir.) ve gögüs boyunca bunu sürdürdügümüzde hava kolonunun dogruca kafaya ulastigi seklinde bir duygu olusur. (bunun anlami sudur: soluk alindigi zaman önce alt kaburgalar hemen ardindan yumusak bir geçisle gögüs genisler.) karin duvarlari kaburgalar genislediginde kasilir toplanan hava için bir temel olusturur ve böylece agizdan çikan ilk sözcükle solugun disari çikmasi engellenir. Karin duvari ( disari dogur daralir) alt kaburgalari genisleten kaslari tersyönde çeker ( disari dogru büyür) ve onlari soluk alip verme sirasinda mümkün oldugunca uzun süre bu durumda tutar. (En çok karsilasilan hata bütün soluma tamamlanmadan karin kaslarinin sikistirilmasidir. Bu yalnizca üst gögüs solunumuyla sonuçlanir.) soluk verme bunun tersidir: kafadan basla****** gögüs boyunca avuçlarin durdugu noktaya dogru. Içeriye alinan havayi çok fazla sikistirmamaya özen gösterilmelidir ve -önceden de belirtildigi gibi bütün süreç yumusakça yerine getirilmelidir: baska bir deyislekarin ve üst gögüs solumalari arasinda hiçbir bölünme olusturulmadan soluma tamamlanmalidir. Böylesi bir alistirma solunumu solunum olsun diye ögretme niyetinde degildir; sesi tasiyacak bir solunumu hazirlar. Bu alistirma kolay ve etkin bir soluk vermenin gerçeklesmesi ve ses çikmasi için bir temelin nasil olusturulmasi gerektigini ögretir.
Bütünsel soluma sirasinda çok fazla hava almamak ve biriktirmemek gereklidir. Bir oyuncu çabuk ve sessiz soluk almalidir. Metinde mantiksal durak olarak saptadigi yerlerde soluk alir. Bu islevsel bir seydir zamandan tasarruf saglar ve gereksiz duraklari engeller: bu gereklidir çünkü bu duraklar metnin ritmini düsürür.
Oyuncu her zaman nerede soluk alacagini bilmelidir. Örnegin hizli ritimli bir sahnede arkadasinim son sözü bitmeden soluk almalidir bu sayede arkadasi bitirir bitirmez konusmaya hazir olabilir. Öte yandan eger sahne arkadasinin son sözünden sonra soluk alirsa diyalogun orta yerinde ritimde delik açacak kisa bir sessizlik olusturacaktir.
Hizli ve sessiz soluma için alistirmalar:
a) ellerinizle kalçanizi tutarak ayakta durun. Söz söylemeden önce alabildiginiz kadar havayi çabuk ve sessizce dudaklarinizin ve dislerinizin arasindan alin.

Asamali olarak hizinizi arttiracaginiz bir dizi kisa ve sessiz soluk alin. Dogal bir sekilde disari verin.
Soluma organik ve kendiliginden olusan bir süreçtir ve çalismalar onun çok siki denetimini saglamak için degil dogal olmayan kimi olgulari düzeltmek için yapilir. Her seye karsin solumanin kendiligindenligi korunmalidir.

LARENKSIN AÇILMASI

Konusurken ve soluk alirken larenksinizi açik tutmaya özel önem veriniz. Larenksin kapali olmasi havayi etkili biçimde disari çikarmayi engeller böylece oyuncunun sesini dogal olarak kullanmasini olanaksiz kilar.
Larenksin kapali oldugu asagidaki kosullarda anlasilir:
a) ses yavansa

eger oyuncu girtlaginda larenksi hissediyorsa
c) soluk alirken küçük bir ses isitiliyorsa
d) adem elmasi yukari dogru hareket ediyorsa ( yutkunurken larenks kapalidir ve adem elmasi yukari dogru çikar.)
e) ense kaslari kasiliyorsa
f) çene alti kaslari kasiliyorsa ( bu bas parmagi çenenin altina isaret parmaginin da alt dudagin altina yerlestirilmesiyle denetlenebilir.)
g) alt çene kemigi çok fazla önde veya gerideyse
eger oyuncu agzinin arka kisminda çok genis bir bosluk oldugunu duyumsarsa larenks mutlaka açiktir. ( esnerken oldugu gibi)
Oyuncu alabildigince derin soluk almali ve havayi tutumlu kullanmaya çalismalidir. Her sözcüközelliklede sesli harfler havayi emercesine kusatmalidir. Bununla birlikte sözcükler arasinda havasiz kalmamaya özen gösterilmelidir.
Larenksi açmak için temel alistirma:
Bas dahil olmak üzere vücudun üst kismini öne dogru egin. Alit çene bütünüyle gevsemis bas parmaga dayalidir isaret parmagi alt dudagin azicik asagisinda durur ve çenenin düsmesini önler. Üst çeneyi ve kaslari kaldirin ayni zamanda alni burusturun basin üstündeki gerisindeki ve ensedeki kaslari gererken sakaklarda tipki esnemede oldugu gibi bir gerginlik duyumsayin. Sonunda sesin çikmasina izin verin. Bütün alistirma boyunca çenenin altindaki kaslarin gevsek ve yumusak olmasina çenenin altindaki kaslarin gevsek ve yumusak olmasina gösterin: çeneye destek olan parmak hiçbir dirençle karsilasmamalidir. En çok yapilan hata çenedeki ve boynun önündeki kaslarin kasilmasi alt çenenin yanlis konumlanmasi (çok geriye itilmesi) bas kaslarinin gevsekligi ve üst çenenin kaldirilmasi yerine alt çenenin düsürülmesi.

TINLATICILAR

Fizyolojik tinlaticilarin görevi disari çikarilan sesin iletme gücünü arttirmaktir. Islevleri hava kolonlarini vücudun ses yükseltici olarak seçilen bölümlerine sikistirmaktir.
a) en çok kullanilan kafa tinlaticisi veya üst tinlatici. Teknik olarak hava akisinin basin ön tarafina dogru yönlendirilmesiyle çalisir. Oyuncu elini alninin üst kismina yerlestirerek ve “m” sözünü söyleyerek kesin bir titresim duyabildiginde bu tinlaticinin kolaylikla farkina varir. Gündelik konusmada üst perdeden konusuldugunda üst tinlatici kullanima girer. Bu tinlatici kullanildiginda oyuncu agzin basin tepesinde bulundugunu hissetmelidir.

Nadiren bilinçli olarak kullanilir gögüs tinlaticisi. Alçak perdeden konusuldugu zaman devreye girer. Çalisip çalismadigini denetlemek için bir eli gögsün koyup titresip titresmedigine bakmak gerekir. Bu tinlaticiyi kullanmak için agiz gögüsün üstündeymisçesine konusmak gerekir.
c) Burun tinlaticisi. Bu tinlatici “n” ünsüzünü söylendiginde otomatik olarak ortaya çikar.
d) Larenks tinlaticisi. Çikardigi ses vahsi hayvanlarin kükremesine animsatir. Kimi caz sarkicilarinin karakteristigidir. Luis Armstrong.
e) Kafa tinlaticisi. Çok yüksek perdeden konusuldugunda ulasilabilir. Oyuncu hava akisini üst tinlaticiya dogru yönlendirir ve giderek yükselen bir perdeden konusursa hava akimi art kafaya yönelir. Çalisma sirasinda oyuncu yüksek perdeden miyavlamayla bu tinlaticiya uylasabilir.
f) En verimli olan vücudun bir tinlatici olarak kullanilmasidir. Bas ve gögüs tinlaticilarinin es zamanli kullanilmasiyla elde edilir. Teknik olarak dikkatin konusuldugu anda kullanimda olmayan tinlaticiya yogunlasmasi gerekir. Örnegin yüksek perdeden konusuldugunda dogal olarak kafa tinlaticisi kullanilir bu nedenle ayni anda gögüs tinlaticisi kullanmaya yogunlasilmalidir. Burada yogulasmanin anlami hava kolonunun etkin olmaya tinlaticiya itilmesidir. Alçak perdeden konusurken bunun tersi gerekmektedir. Dogal halde gögüs tinlaticisi kullaniliyorsa kafa tinlaticisina yönlenilmelidir.
Diksiyon, konuşurken duygu ve düşünceleri ifade etmede ses tonunu ayarlama, sözcüklerin doğru vurgulanması, jest ve mimik hareketleri ile desteklenmesi ile ilgili güzel konuşma sanatıdır. Diksiyonu, günlük hayatta da sık kullanmamız gerekirken özen göstermeyiz ve çoğunlukla radyo, tv, tiyatro alanlarında ya da edebiyat alanının şiir, metin okumalarında kullanılır. Bu nedenle edebiyat ve tiyatro sayesinde diksiyon alanı ve özellikleri genişlemiştir. Diksiyon uzun bir eğitim süreci, özen ve pratik yapmayı gerektirir. Diksiyonda öğrenilmesi ve dikkat edilmesi gereken bölümler: En başta solunum yani diyafram nefesi dediğimiz nefes alıp verme stili. Ses çıkış kaynaklarını (genizden, boğazdan, ağız boşluğundan ses çıkarma) ve nerede kullanılması gerektiği. Hecelere ve sözcüklere göre ses tonu ayarlaması. Sözcüklerde ya da cümlelerde vurgu, durağın nasıl kullanılacağı. Kelimelerin söyleniş biçimi, dilin buna alıştırılması (gerek tekerlemeler gerek dil pratikleri ile). Konuşmada yerine, zamanına ve kişinin konumuna göre kullanılacak üslup. Yine konuşmada akıcılık, ahenk, doğruluk, incelik, kuvvetli ses tonu. Jest ve mimiklerin kullanımı (gerek tekerlemeler gerek dil pratikleri ile). Dinleyiciyi konuşma yaparken sıkmamak gerekir. Konuşma yapan bir kişi, konuşmasında yukarıda saydığımız özelliklere dikkat ederek ve uygulayarak bir konuşma yapmışsa, şüphesiz bu konuşma dinleyenin hoşuna gitmiş ve ilgisini çekmiştir. Konuşma yapan kişi de diksiyonunu doğru kullanmıştır.
Diksiyon, konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması. Fonetik sesleri veya fonemleri inceler; diksiyon ise konuşma sanatı ve tekniği olarak fonetiği tamamlar.

Bir şiiri, bir nutku, bir piyesteki rolü söylemek, okuma tarzını belirten "diksiyon" denilen sanat, konuşma organlarının, yatkın veya çalışmayla işlek hale gelmiş olmasını gerektirir.

Diksiyonun çeşitli bölümleri vardır: heceleri belirtme, telaffuz, noktalama, ses perdesini ayarlama, inşat. Bazen ton ve tarz bakımından suniliğe kaçan, bazen günlük konuşma diline, gerçek söyleyişe yaklaşan diksiyon, edebiyat ve tiyatro anlayışıyla bağlantılı olarak gelişmiştir. Türkçenin özellikleri, doğru nefes almak, sesin etkili kullanımı, vurgu, tonlama, ulama, durak, sık yapılan yanlışlar diksiyonun alt başlıklarıdır.
Diksiyon Nedir ? Diksiyon Ne İşe Yarar ?
Diksiyon Dersleri Diksiyonu Düzeltir mi?

Diksiyon nasıl düzeltilir. Bu konuda daha önce diksiyon eğitimi almış uzmanlardan yararlanmalısınız.
İSMEK DİKSİYON Kursları hem ücretsiz hem de konservatuvar mezunu
hocalar bu dersi veriyor. Daha önce diksiyon dersi almamış diplomasız bir kimse bu işin eğitimini vermemelidir. Ders alırken buna özen göstermelisiniz.
ÜCRETSİZ
DİKSİYON KURSU - DİKSİYON DERSİ
DİKSİYON ALIŞTIRMALARI
Diksiyon nedir : Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını
kurallarına uygun olarak söyleme biçimidir. Duru, açık vurgulama
ve çıkaklara tam uyarak konuşma.

Sadece öğrenciler için değil öğretmenlerden hukukçulara, oyunculardan
gazetecilere, medya çalışanlarına kadar pek çok kimse için hayati önem taşır diksiyon. Eğer güzel konuşursak karşımızdaki insanlar üzereinde
daha büyük bir etki bırakabiliriz. Diksiyon tekniğini öğrenmek isteyenler
Çeşitli kurslarla bu açığını gidermeye çalışıyor.
Güzel konuşma tekniklerini öğrenmek sanıldığ kadar zor değildir.
Güzel konuşma sanatı ve diksiyon kişisel gelişim programlarında
ön sıralarda yer almaktadır. Üstelik bu konuda pek çok kitap var.
Diksiyon dersi nasıl olmalı, diksiyon eğitimini kimler verebilir ?
Bize sürekli hangi diksiyon kursunu disiyon okulunu önerirsiniz diye
mesaj atanları bilgilendirmek istiyoruz.
1 - Aşağıdaki başlıkların tamamı diksiyon kurslarında yer almalıdır.
2 - Kurs kalabalık olmamalıdır ki rahat egzersiz yapma imkanınız olsun.

Diksiyon kurslarında başlıca şu konular yer alır.
• Ses ve ses çeşitleri
Nefes Teknikleri ( Diyafram Nefesi )
• Vücudu Gevşetme Egzersizleri
• Sesi Isıtma Teknikleri
• Harflerin Boğumlanması Vokal ve Konsonlar
• Seste Bükümlülük ve Esneklik
• Sese Tını Kazandırma Çalışmaları
• Dudak, Dil, Çene Tembelliği Nedir Hangi
Alıştırmalarla Nasıl Düzeltilir
• Konuşma Dili ve Yazı Dili Farkları
• Türkçe'de Büyük Ünlü Uyumu
• Küçük Ünlü Uyumu
• Orta Hecenin Düşmesi
• Ünlü Daralması
• Hece Düşmesi
• Ünsüzlerin Benzeşmesi
• Parçalarüstü Ses Birimleri
• Vurgu
• Durak
• Ulama
• Tonlama
• Gevşeklik
• Atlama
• Tutukluk, Kekemelik, Pelteklik
• Asalak Sözler
• Sık Yapılan Telaffuz Hataları
• Osmanlıca Şiirlerden Örnekler
• Şiir Okuma Teknikleri
• Türk Şiirlerinden Örnekler
• Sunum
• Mizaha Giriş (Fıkra Örnekleri)
• Özlü Sözler Atasözleri
• Röportaj Teknikleri
• Şarkılarla Sese Melodi Kazandırma
• Jest Mimik Çalışmaları
• Diksiyon Tekerleme Alıştırmaları
• Münazara Örnekleri
• Açık Oturum
• Beden Dili
• Drama Çalışmaları

Diksiyon dersi en çok 8 - 10 kişilik sınıflarda yapılmalıdır.
Kalabalık sınıflardan uzak durunuz.
DİKSİYON SANATI : Kurallara uygun düzgün konuşma. Bazı insanların konuşmarı neden çok güzel ? Bazı spikerler, sunucular, sanatçılar neden çok güzel konuşuyor ? Bu tesadüf olabilir mi ? Elbette tesadüf değil. Bol alıştırmalarla diksiyon çalışmak.
Diksiyon hakkında merak bilmek istediğiniz her şey


Doğru Nefes Nasıl Alınır?
Diyaframdan derin, sık ve çabuk nefes almalı ve de en önemlisi "düzenli" olmasına dikkat etmeliyiz.

Diyafram: Kaburga kemiklerinin hemen altında midenin üzerinde arkada sırtımız kadar uzanan ince adale bölgesidir.

Şarkı ve konuşma solunumu için ise, biraz farklı düşünüp soluk almamız gerekir. Uzun ve sürekli konuşmalar ile şarkı söylemek için nefesi, kalbe baskı yapmadan almak lazımdır. Akciğerlerin tümüne alınan nefes sol akciğere daha yakın olarak bulunan kalbe baskı yapar. Bunun sonucunda da nefesle zorlanma hissedilir. Oysa, akciğerlerin alt kısımları ve özellikle de diyaframa alınan nefes, kullanım kolaylığı ve rahatlığı açısından en uygun nefes alına şeklidir. Bu tür nefes alma sırasında 11 ve 12. kaburga çiftleri serbest olarak hareket eder ve diyaframla akciğerlere nefes alıp vermede, rahatlık sağlarlar.

Şarkı ve konuşma solunumunda kısa, çabuk ve yeterli (fazla dolu miktarda değil) soluk almak, buna karşı havayı ekonomik olarak kullanıp uzun sürede, yavaş yavaş ve derin olarak vermek esastır. Soluk tutulmamalı, rahat ve kontrollü bir şekilde kullanılıp akıcı olarak nefes alıp verilmelidir.

Diyafram solunumunda ağız kapalı tutularak burundan soluk alınır. Burundan alınan solukta hava ısınır ve temizlenir. Diyaframa alınan nefes ile akciğerlere alınan nefesin farkı, diyafram nefesinin "uzun süre tutulabilme" özelliği olmasıdır. Diyaframa nefes alındığında karın ve yan boşluklar şişer, omuzlar ve göğüs şişmez.

Yeterli solunum desteği sağlamadan konuşmak boyundaki ve ses tellerini kontrol eden kaslara ilave yük getirir ve sesin etkinliğini azaltır. Konuşma sırasında bir nefeste gerektiğinden fazla kelime söylemeye çalışmak zararlıdır. Bu nedenle konuşma sırasında cümleleri bölmeye, önemli kelimelerden önce duraklamaya, yazılı metinleri okurken virgüllerde yeni bir nefes almaya özen göstermek gereklidir.

Bu işlemleri çok sık tekrarlayarak alışmak ve konuşmanın anlamını ve akışını bozmayacak şekilde nefesi kullanmayı öğrenmek gereklidir. Unutulmamalıdır ki, güzel ve doğal bir ses için ses tellerinin titreşmesi yanında güçlü ve doğru bir solunum desteği gereklidir.
diksiyon
Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi
Örnek: Müfredat programlarında kıraat, yani diksiyon dersi yok. B. Felek
Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması.
Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma.
Konuşmada ve okumada seslerin, kelimelerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarının açık ve anlaşılır olmasına dikkat eden konuşma biçimi; düzgün söz söyleme sanatı: Özel televizyon kanallarındadiksiyonu bozuk konuşmacılar hiç eksik değildiksiyon bozukluğu bağışlanır bir kusur değildir vb.
(en) Diction.
(en) Elocution.
(en) İntonation.
(fr) Diction)
Diksiyon Nedir ve Geliştirme Yolları Nelerdir?
DİKSİYON

Diksiyonu söyle tanımlayabiliriz: söz söylerken, duygu ve düşünceleri doğru, üslubuna uygun olarak anlatmak için sesin uyumunu, söylenişini, sözcük hecelerinin uzunluğu, kısalığı ve vurguları bakımından doğruluğu; jesti, mimiği, takınılacak tavırları yerinde ve güzel kullanma sanatıdır. Doğru bir diksiyon için gerekli iki temel koşul vardır.
Birincisi: ses aletini doğru kullanmak. Yani konuşma için yeteri kadar havayı ses yollarını kasmadan içeri almak, gereğinden fazla durak kullanmamak, durakları doğru yerde gerektiği gibi kullanmak ve sesi duyulur ve net bir hale getirmek.
İkincisi: söz söylerken konuştuğumuz dili düzgün ve doğru söylemek için düzeltmeye çalışmak ve mimiği, jesti,tavrı yardımcı olarak kullanmak.
Şimdi pek sikici olan ilk bölüme bir göz atalim.
SES AYGITIMIZ
Şu ana kadar sahne üzerinde ve isinma çalişmalarinda ses aygitimizi tanimiş ve çaliştirmayi ögrenmiştik. Bundan sonra yapacaklarimiz onu kullanmaktir.
Ses aygıtımızı doğru kullanmayı doğal hala getirebilmek için günlük yaşantımız içerisinde de onu kullanmalı ve önce kendimizi sonra çevremizi gözlemlemeyi unutmamalı.

DİKSİYON, FONETİK, ARTİKÜLASYON

Diksiyonun ne olduğunu başta konuşmuştuk şimdi onun yardımcıları boğumlama ( artikülasyon) ve söyleniş (fonetik) ‘i inceleyelim.
BOĞUMLAMA (ARTİKÜLASYON) : Konuşma organlarinin bogazdan çikan sese biçim vermek için topluca çalişmasi. Kapimizin önünden geçen sokak saticilari bagirarak sattiklarini herkese duyurmak isterler. Yinede ne dediklerini anlamak için çikip sorma ihtiyaci duyariz. Önemli olan denilenin anlaşilmasidir. Söylenen sözlerin anlaşilmasi için temel sesler ünlüler degil ünsüzlerdir. Seslerin agizdan çikişina dilin konumuna dikkat etmek gerekir.

SÖYLENİŞ (FONETİK) :Sadece söylenişi göz önünde tutar. Diksiyon, güzel bir söylenişin asal kurallarini verir ve söylenişteki ihmali yenmeye çalişir. Fonetikse diksiyonda seslerin meydana gelmesini ve ses organlarinin durumlarini inceler.
Genel olarak söyleniş bozukluklari ünlülerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlişliklardan dogar. Örnegin: açik E yerine kapali E, kalin E kalin A yerine ince A söylemek gibi. Bogumlanma bozukluklariysa ünsüzlerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlişliklara denir. Örnegin:gilama, şeleme, leleştirme gibi.
Her ikisi de düzgün söz söylemekte önemli yer tutar. Böyle söyleniş ve bogumlanma bozukluklari olan kimseler aliştirmalar üzerinde çalişarak bu sorunlarini yenebilirler. Doguştan ileri gelen sorunlar o engellerin ortadan kalkmasiyla giderilebilir. Bogaz ve burundaki et fazlaliklari, küçük dilin görevini yapamamasi, dişlerin seyrek oluşu ve onlarin üst üste binerek siralanmasi, üst dudagin kisa ve yukari dogru çekik oluşu, çenelerin dişari dogru çikikligi ve içeri dogru çekikligi vb.
Diğer fonetik hatalara şöyle bir göz atalım:

Atlama: pek yaygın olan bir söyleniş bozukluğudur.
Örneğin: (kendisi) yerine (kensi) , (karşılaşma) yerine (kaşlaşma) , (hanımefendi) yerine (hamfendi) , (nasılsınız) yerine (nassınız) , (Galatasaray) yerine (gassay) , (kalk oradan) yerine(kak ordan) , (kilitledim) yerine (kitledim) vb.
Harflerin çıkarılışına özen gösterip başlangıçta ağır konuşarak bu bozukluğun önüne geçilebilir.

Gevşeklik: bir boğumlama tembelliğinden ileri gelir. Bu bozukluğun önüne geçmek için dişler arasına bir kurşun kalemi sıkıştırıp heceleri söylerken onların iyice anlaşılmasına çalışılır. Dişler arasından kalem çekildiği zaman, boğumlanma daha açık olarak anlaşılan bir biçim alıp dil, yanaklar ve dudaklar görevlerini yapmaya başlarlar.

Gılama: ( R ) ünsüzünün, küçük dilin titremesiyle boğazda meydana gelmesidir. Bu bozukluğu gidermek için ( R) ünsüzünü doğru boğumlandırmaya çalışalım. (R) ünsüzü dilin ucunu damağa kadar kaldırarak verilir. Öyle ki dil şiddetle çıkan havaya dokununca geri çekilir ve bir çeşit titreme yaparak yerine gelir. Böylece dilin ucunu uzun zaman titremeye çaba harcamakla iyi bir sonuç alınabilir.

Islıklama: ( s ) ünsüzünün şiddetini abartmaktan ileri gelir. Dil üst dişlerin iç tarafina dayanip hava dişlerin arasindan sizarsa bu yanliş ortaya çikar.

Değiştirme: bir ünsüzün yerine başka bir ünsüzü söyleme alişkanligi olup bir çok çeşitleri vardir.
Sert ünsüzlerle olanına sık rastlanır. (zeleştirme) ( j ) yerine (z) söylemek örnegin: (şarj) yerin (şarz) (Seleştirme) ( ş ) yerine ( s ) söylemek. Örn: (paşam) yerine (pasam) vb. (jeleştirme) ( c ) yerine (j) söylemek. Örn: (kucak) yerine (kujak) (şeleştirmek): (s) yerine (ş) söylemek. Örn: (sana) yerine (şana)
Diğer ünsüzleri ilgilendiren değişmeler. (leleştirmek) (r) yerine (L) söylemek. Örn: (merhem) yerine (melhem), (birader) yerine (bilader) bazen de (n) yerine (L) söylenir (fincan) yerine (filcan)

Yerleştirme: bazı yerine veya arasına (y) ünsüzünü sıkıştırmaktan ileri gelir. (Müezzin) yerine (meyzin), (iade) yerine (iyade), (gönlüm) yerine (göynüm). Bazı ağızlarda (b) yerine (p), (d) yerine (t) olduğu görülür. Örn: (Kıbrıs) yerine (Kıprıs), (leblebi) yerine (leplepi) vb.

Yutma: genellikle içinde (h) ünsüzü bulunan kelimelerde sık görülür. Örn: (Ayhan) yerine (ayan), (Mehmet) yerine (memet) vb.
Söyleniş bozuklulari: ünlüleri ilgilendiren değişmeler. (ince a) yerine (kalın a) söylemek. Örn: (Kemal) yerine (kemal) vb. (e) yerine (a) söylemek. örn: (elektrik) yerine (alektrik)vb. (a) yerine (e) söylemek. Örn: (Azrail) yerine (e

Etiketler: diksiyon, Güzel Konuşma, Artikülasyon, Boğumlama, Fonotik,

TAMAMI

YORUMLAR

Ziyaretçi
ENTER ile yorumunuzu gönderebilirsiniz.