Hoşgeldiniz!

1960 Videoları İzle

Elvis Presley - Fame and Fortune (1960 - HD) 02:36
Elvis Presley - Fame and Fortune (1960 - HD) 1.090 izlenme - 2 hafta önce Merhaba. Siteye yeni üye oldum. İlk içerik Kral'dan olsun istedim. Elvis Presley 1960 senesinde terhis olunca Almanya'dan memleketine döner. Ve bizzat Frank Sinatra tarafından''Welcome Home, Elvis'' adlı bir TV şovu yapılır. Hatta o meşhur düeti de burada yaparlar. Sitede o var sanırım ama yüzleri bile gözükmüyor. İlerde onun da restorasyonlu versiyonunu yüklerim belki. Bu da olabildiğince restore edilmiş bir görüntüdür. Herkese iyi seyirler dilerim.
Türkiye'deki Tarikat Ayinleri (1960) 03:46
Türkiye'deki Tarikat Ayinleri (1960) 4.510 izlenme - 5 ay önce 1960 yılında Fransızlar tarafından kaydedilmiş tarikatların sıradışı ayinlerini gösteren görüntüler.
NASA'nın 1960 Yılında Ürettiği Robotu Satması 03:18
NASA'nın 1960 Yılında Ürettiği Robotu Satması 1.521 izlenme - 7 ay önce 1963-1965 yılları arasında tasarlanan bu 104 kiloluk robot astronotların uzat kıyafetlerini test etmek için yapılmıştı. Amerikalı bir erkek boyutlarında olan bu robotun içinde yağ tüpleri ve 35 çalıştırıcı güç kaynağı bulunmakta. Bu robottan toplamda 2 adet yapılmış ve sonrasında bu program kapatılmıştır. Bu robotlardan biri Smithsonian Müzesinde bulunmakta. Diğer robot ise yıpranmış durumda ama 80,000 dolar gibi bir fiyat ile internet üzerinden açık arttırma ike satışa sunulacak. Canlı açık arttırma 26 Eylülde!
Türkan Şoray'ın İlk Filmi - 1960 09:49
Türkan Şoray'ın İlk Filmi - 1960 5.274 izlenme - 2 yıl önce Yeşilçam sinemasının 1960 yapımlı, aynı zamanda Türkan Şoray'ında ilk filmi olması özelliğine sahip biraz arabic biraz lingo lingo şişeler içeren siyah beyaz film gibi biraz zaten film işte neyse izlerken Türkan şorayın gençlik yıllarına Vayy bee diyeceğiniz bir kesittir.
Elvis Presley - Surrender 01:53
Elvis Presley - Surrender 3.992 izlenme - 2 yıl önce Rock n Roll un efsane isminin, orjinali Torna A Surriento olan italyanca şarkıya ingilizce söz yazarak yorumladığı eseridir. Kral, 1960 yılında bu kaydı almıştır. Eşsiz sesi ve yorumuyla büyüler.
Alparslan Türkeş 1960 Darbesi Radyo Bildirisi 00:21
Alparslan Türkeş 1960 Darbesi Radyo Bildirisi 3.668 izlenme - 2 yıl önce 27 Mayıs 1960 Cuma sabah saat 5.25'de Kurmay Albay Alparslan Türkeş'in okuduğu Darbe bildirisinden bir bölüm. Genç subaylar Türkiye tarihinin ilk darbesini gerçekleştirmişlerdir. Türkeş'in söylediği gibi "kansız" bir darbeden ziyade, darbeden sonraki süreç Cumhuriyet tarihine, keşke olmasaydı dediğimiz nice kanlar bulaştırmıştır.
1960-1980-2016 Tüm Darbe Bildirileri 03:43
1960-1980-2016 Tüm Darbe Bildirileri 1.357 izlenme - 6 ay önce Kurmay Albay Alparslan Türkeş'ten TRT Haber Sunucusu Tijen Karaş'a uzanan Türkiye'nin darbeler tarihini özetleyen tüm darbe bildirileri.
Talat Aydemir Belgeseli 56:02
Talat Aydemir Belgeseli 1.521 izlenme - 8 ay önce 27 Mayıs sonrası Türkiye yeni bir döneme girmiştir. 60'lar birçok cuntanın kurulduğu ve askerin siyasette ağırlığının yoğun olarak hissedildiği yıllardır. Bu askerlerin en meşhurlarından Albay Talat Aydemir ve 1962-1963 darbe teşebbüslerinin hikayesi Şimdi ve Burada.
1960'lı Yıllarda Oyuncak Bebeklerin İmalatı 02:24
1960'lı Yıllarda Oyuncak Bebeklerin İmalatı 843 izlenme - 6 ay önce 1960'lı yıllardan bir İngiliz oyuncak fabrikasının üretim sürecine dair yayınladığı görüntüler. Bilen bilir ama yine de şuraya bırakayım; http://www.britishpathe.com/
Çıplak Ayaklı Kral - Abebe Bikila 1960 Olimpiyatları 09:53
Çıplak Ayaklı Kral - Abebe Bikila 1960 Olimpiyatları 743 izlenme - 7 ay önce Olimpiyatların sponsoru ayakkabı firmaları, ülkelerden gelen taleplere göre sporcuların giyeceği ayakkabılar için hazırlıklara uzun zaman önce başlamıştı. Son anda katılacağı belli olan bu atlet için ise uygun bir ayakkabı yapılmamıştı. Ülkesinde sürekli çıplak ayakla idman yapan Bikila’nın tabanı nasırdan kabarmış ve her ayakkabıya uyum sağlayamaz hale gelmişti. Bikila’nın yanında getirdiği ayakkabılar da sponsor engeline takılıyordu, öte yandan Roma sokakları için de çok rahatsızdı. Temin edilen ayakkabılar ayağını sıkıyordu fakat yapacak pek de bir şey yoktu.Yarışın başlamasına 2 saat kala Bikila antrenörüne ayakkabısız yarışmak istediğini söyledi. Kurallar buna müsaade ediyordu. Ülkesinde bu şekilde kilometrelerce koşan ve yarışa favori olarak da gelmeyen Bikila galiba ilk olimpiyat deneyiminin tadını çıkartmak istiyordu... Evet, “start” verilirken kimsenin tanımadığı bu Etiyopyalıyı görenlerin aklından geçen buydu. Onun aklından geçenler ise biraz farklıydı. Gündüz başlayan 42 kilometrelik yarışın yarısı geçilirken hava kararmıştı ve Bikila ana ekibin çok arkasındaydı. 20’nci kilometre geçildiğinde iki favori kafa kafaya gidiyorlardı. Roma’ya gittikleri gün Niskanen ile Bikila parkuru incelediklerinde bitime yaklaşık bir kilometre kala, birkaç sene önce İtalyanlar’ın Etiyopya’yı yağmalarken aldıkları taşın dikildiğini görmüşlerdi. Kaderin bir cilvesi ya bu taş, İtalyan askerleri tarafından dik bir rampaya yerleştirilmişti. Yarışın favorilerinin Bikila’ya göre nispeten yaşlı olduğunu bilen antrenörü, bu ana kadar yarıştan kopmadığı takdirde burada atak yaparak liderliği ele geçirebileceğini ve diğer atletlerin bu sprint’e cevap veremeyeceğini söyledi. Gerçekten de öyle oldu. 40’ıncı kilometre henüz geçilmişti ki Bikila atağa kalktı. Yarışın favorisi, Faslı Rhadi Ben Abdesselam’ın nefesi kesilmişti, bu depara ufacık bir karşılık dahi veremedi. Bitiş çizgisinin her iki yanına sağlı sollu dizilmiş, büyük çoğunluğu İtalyanlar’dan oluşan atletizm meraklıları şaşkınlıkla ufuktan görünen ve o güne dek adını dahi duymadıkları atleti alkışlıyorlardı. Dünya rekorunu 8 dakika gibi inanılmaz bir dereceyle geliştiren Bikila, 42 kilometre 195 metreyi 2 saat 15 dakika ve 16 saniyede tamamlamıştı. Unutmadan, bir de çıplak ayakla! Uzatılan mikrofonlara şöyle diyordu: “Ben sadece tüm dünyaya Etiyopya’nın her zaman kararlılık ve kahramanlıkla zafere ulaştığını; ülkemde benim gibi daha birçok koşucu olduğunu göstermek istedim.” Bikila bu cümleleri kurarken hiç yorgun görünmüyordu. Ardından gelen Faslı atlet ise perişan haldeydi, bitiş çizgisini geçer geçmez sağlık ekiplerinden destek almak zorunda kaldı. 1960 yılında, Roma Olimpiyat Oyunlarında maraton yarışının varış çizgisinde bekleyen izleyiciler o güne kadar tanımadıkları Etiyopyalı bir koşucunun herkesi geçerek yalınayak en önden tay gibi koşarak muhteşem gelişini gördüğünde, kısa sürede Kara Afrika’nın umutsuz koşucularına ilham kaynağı olacak yeni bir kralın doğuşuna şahit olduklarını anlamışlardı. Abebe’nin çıplak ayaklı başarısından esinlenen varoluş açmazındaki bir kısım beyaz adam, zamanla ‘yalın ayak’ koşmaya yönelmiştir. Çıplak ayak koşmanın topuk altındaki yağ tabakasının kalınlaşması ve doğal kıvrımlarını güçlenmesi yoluyla onu daha dinamik kıldığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Abebe Bikilanın bu başarısı ayakkabı firmalarına büyük bir darbe vurmuş üretimlerini sekteye uğratmıştır
the magnificient seven 02:43
the magnificient seven 7.088 izlenme - 6 yıl önce küçük bir meksika kasabası şeytani haydut calvera eli wallach ve onun kana susamış arkadaşları tarafından terörize edilmektedir. yalnızca muhteşem yedili onları kurtaracak güce ve cesarete sahiptir. kasabanın çiftçilerinin ne silahları ne paraları ne de saldırganlık eğilimleri vardır. bu kişiler sınıra doğru yol alır. yolda ikiside işsiz olan chris yul brynner ve vin steve mcqueen daha sonra ise içlerinde james coburn charles bronson ve robert vaughn'nın da aralarında bulunduğu beş kanu
1960 chevrolet impala, dertler benim olsun 05:21
1960 chevrolet impala, dertler benim olsun 4.698 izlenme - 8 yıl önce
Aile Salonu Bulunan Striptiz Kulübü (+18) 01:15
Aile Salonu Bulunan Striptiz Kulübü (+18) 2.269 izlenme - 2 yıl önce Daha önce birkaç videomuzda yeşilçamda striptiz konusunu işlemştik. Bu video ile zamanla yeşilçamda oturan ve kendine yer bulan striptizin aile salonları ile daha geniş kitlelere de hizmet verebildiğini göreceğiz. Lan oğlum bu ne kızlı erkekli striptiz izleyip aşktan meşkten sohbetler filan...
Efsanevi Menderes - Mülkiyeliler Atışması (Bölüm 1) 07:56
Efsanevi Menderes - Mülkiyeliler Atışması (Bölüm 1) 1.282 izlenme - 2 yıl önce 27 Mayıs'a giden süreçteki en önemli etkenlerden öğrenci hareketlerine daha derinden dokunabilmeniz için Can Dündar'ın Mülkiye Belgeseli 2. Bölümünden aldım. Beğenirseniz 2. bölümde hazır.
Massey Ferguson Traktörleri - Nostaljik Tanıtımı 11:25
Massey Ferguson Traktörleri - Nostaljik Tanıtımı 1.653 izlenme - 2 yıl önce Massey Ferguson markası; oldukça eski bir marka olmasının yanında çeşitli tarım makineleri, özellikle de traktör üretiminde günümüzde de çok önemli bir pazar payına sahiptir. Bu videoda markanın 1960'lı yıllarda üretmiş olduğu bazı traktör modellerini ve bu modellerin çeşitli ekipmanlarla nasıl kullanıldığını göreceğiz. Çok klasik bir söylem olacak ama benim dikkatimi çeken 1950 - 1960 'lı yıllarda Avrupa'nın kullandığı teknolojiyi, bizim ancak 1990 'lı yıllarda görmüş olmamız. İyi seyirler dilerim.
Hakkı Devrim - Oradaydım Belgeseli (27 Mayıs) 01:12
Hakkı Devrim - Oradaydım Belgeseli (27 Mayıs) 652 izlenme - 9 ay önce 1960 Darbesi sonrasında halktaki kutuplaşmaya bir örnek. Hakkı Devrim, hocası Şükrü Baban'ın uyarısı üzerine, darbeye ve diğer darbelere karşı aldığı tavrı anlatıyor. Kendisi bu gün vefat etti. Nur içinde yatsın.
Legodan Yapılan 1960 Model Tostosla 04:24
Legodan Yapılan 1960 Model Tostosla 382 izlenme - 9 ay önce Lego tasarımcıları 1960 model Volkswagon Beetle tasarımı ile karşımızda. 1,167 parçadan oluşan tasarım, görünümüyle de bizleri kızgın kumlardan serin sulara bırakacak türden. "Kanalımıza ait diğer videolara ulaşmak ve güncel içerikleri takip etmek için >www.izlesene.com/mplay< kanalımıza göz atabilir ve abone olabilirsiniz. Keyifli seyirler..."
1960 İhtilali - Çankaya'yı Kaç Tümenle Sardınız? - Demirkırat Belgeseli 02:17
1960 İhtilali - Çankaya'yı Kaç Tümenle Sardınız? - Demirkırat Belgeseli 1.590 izlenme - 2 yıl önce 1960 yılında demokrat parti'nin demokrasi'den git gide uzaklaşarak ülkeyi gergin, baskı altında bir döneme sokması ve ordu ile gerilen ilişkiler yüzünden gerçekleşen; Türkiye tarihinin ilk darbesinin mimarı Cemal Madanoğlu'nun darbeyi nasıl yaptığına dair bir diyaloğunu koyuyorum site sakinleri. Darbe emir komuta zinciri dışında olduğu için gizlilik sebepleriyle operasyonun sadece Ankara ve İstanbul ayakları -o da sözlü- bir şekilde planlanmış; Anadolu'daki ordular ile koordinasyon ise darbe başladıktan sonra kurulmuş. Sonradan darbenin başına olaylarla bir alakası olmamasına rağmen rütbesinden ötürü sembolik olarak Cemal Gürsel Paşa geçirilmiştir. Cemal Madanoğlu'nun 3. Ordu Komutanı ile arasında geçen: "Çankaya'yı kaç tümenle sardınız?" diyaloğu ise darbeyi efsaneleştiren olayların başında geliyor. Meraklısı için belgesel sitede de mevcut.
Japon Liderin Konuşması Sırasında Katledilişi (1960) 01:53
Japon Liderin Konuşması Sırasında Katledilişi (1960) 1.014 izlenme - 2 yıl önce Japon Sosyalist Partisi lideri Inejiro Asanuma 1960 yılında konuşma yaparken 17 yaşındaki aşırı sağcı öğrenci Otoya Yamaguchi tarafından katledildiği anın videosunu izliyoruz. Beklemek istemeyenler için olay 1:12 sıralarında cereyan ediyor. Olayı resmeden fotoğrafçı o yıl ilk Pulitzer Fotoğraf Ödülü'nün de sahibi olmuştur. Burada görüldüğü üzere: http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/42384/pulitzer-039fotografcilik039-odulleri-1960-2010/1
Düşükler Yassıada'da - 1960 Darbesi Propaganda Filmi 04:37
Düşükler Yassıada'da - 1960 Darbesi Propaganda Filmi 1.524 izlenme - 2 yıl önce 1960 Darbe'si sonrası, Demokrat Parti kadrosu büyük oranda Yassıada'da hapsedilmiş yargılanmayı bekliyordu; ama halk arasında mahkumlara kötü davranıldığına dair söylentiler dolaşmaktaydı. Bunun üzerine hükümet bir propaganda filmi çekip bu filmin sinemalarda göstertilmesine karar verir. Görüntülerin alındığı belgesel olan Demirkırat'ın da hazırlayıcısı olan Can Dündar'ın dediğine göre, film devlet sırrı sayıldığı için tamamına ulaşmak şu anda imkansızmış; belgesele ait elimizdeki nadir görüntüleri Alkışlarla Yaşıyorum ailesiyle paylaşmaktan onur duyarım.
Red Hot Chili Peppers - Teenager in Love 04:26
Red Hot Chili Peppers - Teenager in Love 747 izlenme - 2 yıl önce 1960ların grubu Dion and The Belmonts şarkısı olan Teenager in Love'un Red Hot Chili Peppers coverı. Sitede her ikisinide bulamadım. Yüklemek istedim. Şarkı zaten ayrı bir güzel, rhcp'a da çok yakışmış
Kanlı Firar - Ayhan Işık (1960 - 80 dk) 01:20:00
Kanlı Firar - Ayhan Işık (1960 - 80 dk) 1.133 izlenme - 2 yıl önce Frank Chacksfield ve Orkastrası’nın ‘Ebb Tide’ albümündeki (1960) aynı adlı melodi (1953/54) (Robert Maxwell / Carl Sigman). Paltolarına sarılmış insanları (belki aralarında ‘İkbal Kahvesi’ne giden Orhan Kemal de vardır) atlı arabaları, tramvayları gören temiz bir çayevi. İki bardak çay. Türkan; “Ayrı bir evim, güzel elbiselerim, belki de ilerde bir çocuğum olacaktı. Artık çalışmayacaktım. Sarhoş babamın kahrını, yatalak annemin bitmez acılarını sırtımda taşımayacaktım. Çok, çok inanmıştım O’na.” Tahir; “Sonra?” Türkan; “İki ay önce randevuya gelmedi. Aradığımda Afyon’a gittiğini söylediler. Adresini de bilmiyorlardı. Nihayet hakikati anladım. Terk edilmiştim. Dün gelen mektupta her şeyi açıklıyordu. Gönderdiği para da güya sürdüğü karayı siliyordu. Fabrikadan eve döndüğümde mektubu aç mış olan babam kıyametleri kopardı. Beni evden kovdu. Gidecek yerim yoktu. Öylesine bıkmış, öylesine kahretmiştim ki hayata. Sabaha kadar sokaklarda dolaştım.” Tahir; “Şimdi yapılacak bir şey var. O da eve dönmen.” Türkan; “Babamı bilmezsin. Eve almaz beni.” Tahir; “Beraber gideriz. Madem tanımıyor O’nun yerine geçerim.” Türkan; “Peki ne dersin Onlara.” Tahir; “Mektubu yazdıktan sonra pişman olduğumu, sensiz yaşayamayacağım için evlenmeye karar verdiğimi…” Türkan; “Büyük bir fedakârlık bu. Senden istemeye hiç hakkım yok. Niye yapıyorsun bunu?” Tahir; “İnsan değil miyiz.” ‘You Only Live Once’ (1937), ‘Yaşamak Hakkımdır’ (1958) ve ‘Le Jour Se Léve (Daybreak-Gün Doğuyor)’un (1939) Yeşilçam uyarlaması. Metin Erksan’ın ‘bir hikâyesinden adapte’ olduğu da söylenir. 60’ın kışında İstanbul. ‘İnsanlar Yaşadıkça’da (1969) tekrar göreceğimiz Üsküdar Ceza ve Tevkif Evi. “Anadan babadan yardan hiç haber yok mu//Uçun kuşlar uçun İzmir’e doğru.” Yanık sesli Âşık kader mahkûmlarının ‘ciğerini dağlıyor’. Tahir Somyürek’in hapisteki son gecesi. Koğuş arkadaşları Hakkı Abi ve İstanbullu Avni ile tahliye oluyor yarın. Filmde tam belli değil, karısını (veya kız kardeşini) ‘kirleten’ Asım Nipton’u ‘temizleyince’ 8 yıl vermişler. Kâbuslar içinde geçen ‘8 yıl’. Kafasından atamadığı ‘kanlı rüya’ nedeniyle bir gece bile rahat uyuyamamış. Hakkı Abi “Seninle şurada üç buçuk senem beraber geçti. Hiç rahat uyuduğunu görmedim” diyordu. ‘Bütün kötü geçmişini unutmalıymış’ ama kolay mı bu. Hapishane Müdürü’nün yardımı ile Haliç Tersane’sinde kaynakçı olarak işe başlayacakmış. ‘Biraz para yapıp’ köyüne dönecekti. Sirkeci’deki döküntü bir otele yerleşir. Gecesi 6 lira. Aynalı gardırop, masa, 2-3 iskemle ve yatak. Odada başka bir şey yok ama buna da şükür. Sabah tersanede, akşam otelde ‘dünyadan habersiz yaşayıp gidiyor’. Aynı yerde kalan Tatlı Nermin, kahramanımızı beğenmiş. Bu durum genç kadına tutkun olan Okmeydanlı Çamur Şevket’i çileden çıkarır. Ahmet Tarık Tekçe ve Zeki Tüney ile bir kaç kez Tahir’le dalaşırlar. Dayak yiyince de iyice kinlenirler. ‘Öküzün boynuzuna girse bile bulacaklarmış’. ‘The Rite of Spring: II. The Sacrifice-Glorification of the Chosen One’ (1913) (Igor Stravinsky). Bir gece iş dönüşü olan olur. Çıkan kavgada Mehmet, yanlışlık Ahmet Tarık Tekçe’yi; Tahir de kendisini korumak isterken Mehmet’i öldürür. Sonrası artık hep kaçış. Ertesi sabah Ortaköy Camisini gören Ortaköy İskelesi. Her tarafta martı ve dalga sesleri. Ne yapacağını bilemez halde otururken ‘yüzüne bakılır’ bir genç kız dikkatini çeker. Kendini denize atacak gibi bir hali vardı. “Şimdiye kadar yaşıyordum. Fakat bu hiç de tatlı olmadı. Biliyorum, bundan sonra da olmayacak.” Hayatının manası kalmamış, yaşamaktan korkuyor, ölmek istiyormuş. Oysa ölüm ‘sandığı kadar kolay değil’. Pis, iğrenç bir şey. ‘Muhtacı himmet’ Tahir de kendi derdini unutmuş yardım etmek istiyor. “Düşmez kalkmaz bir Allah. Sana faydam olur mu? ‘Ölenle ölünmez, kalan sağlar bizim’ demişler. Mademki sağsın yaşamaya bak. Bir yerde otursak, açılsan bana.” Türkan Akyel ‘Lüks İdeal Bisküi’de paketleme işçisi. Evlenme hayali kurarken sevgilisi tarafından terk edilmiş. Her şey bir rüyaymış meğer. Üzüntüsünün nedeni bu. İçkici baba Salih Tozan, yatalak anne ve ilkokul öğrencisi erkek kardeş ‘kendi âlemlerine dalmışlar’. Tahir kendini ‘terk edip giden Cavit’ olarak tanıtır aileye. ‘Mektubu yazdıktan sonra pişman olmuş, Türkan’dan ayrılmasına imkân yokmuş’. Nüfus cüzdanındaki ismin farklı olmasını da “Başında ciddi değildim. Cavit de o günlere ait bir isim” diye açıklıyor. Bunca ince düşünceli olmasına gerek yok aslında. Çünkü paragöz kayınpederin aklı ‘delikanlının işinde ve iyi para alıp almadığında’. Tahir ilerde “Hiç sevmedim babanı. Annen kardeşin, iyiler Onlar” diyecektir. Nitekim yaşlı adam “Güle güle damatçığım, güle güle” diye yolcu ettikten sonra Türkan’a dönüp “Bu iş sandığı kadar kolay değil. Açsın kesenin ağzını. Bedavaya kız yok bende” diyor. Emniyet Müdürü Niyazi Er ve Komiser Hulusi Kentmen işin peşindeler. ‘Maktul veya maktullerin gidebilecekleri bar, saz gibi yerler, keza hadise civarındaki kahvehaneler iyice soruşturuluyor’. “Üstelik mütecaviz olanlar da ölenlermiş.” Bu anlaşılmış. Türkan’ın hayalleri çok ‘mütevazı’. Bu şehirden, gelmiş geçmiş bütün kara günlerinden sıyrılıp uzaklara gitmek, masmavi bir gök altında yaşamak’. Bir rüya gibi ‘ayrı bir evi, bir erkeği, belki de çocuğu olsun’ istiyor. Tahir’inkiler de bundan farklı değil. Ama ‘kader kırmış’ delikanlıyı. Keşke hayat annesinin baktığı telveli fincanlardaki gibi olsaydı. Anlattıkları ne kadar içten. Biriktirdiği para ile köyüne gittiğinde ‘küçük bir tarla, içine başını sokabileceği bir çatı ve öküz alacak’. İnsan boyu başaklar, birkaç koyun. ‘Kaderi birden terse girip her şey sabun köpüğü gibi dağılacakken’ genç kız çıkmış karşısına. Türkan; “Orda, yanında olmak. Güneşin sıcağında, ter içinde kalmış yüzünle, elinde saban seni uzaktan seyretmek. Beni ‘Türkan, Türkan’ diye çağırışını dinlemek. Ve sana nefes nefese getirdiğim buz gibi ayranı içirmek.” Tahir; “Sever misin, ister misin bunları? Mis gibi kokan bir başak tarlası, ufak fakat kullanışlı bir ev, çiftimizi çekecek dayanıklı bir çift öküz. Üzerimizde sayamayacağımız kadar çok yıldızlar. Uzak derelerden gelen kurbağa sesleri. Bütün bunların ortasında dünyaya meydan okuyan BİZ.” ‘Belki biraz acele’ ama hemen gitmeye karar verirler. Biraz da fiyat kırarak yüzükler alınır. Kuyumcu Faik Coşkun “Kiminin parası kiminin duası” demişti. Ancak tarla-ev-öküz dua ile hallolacak gibi değil. Para gerek. Hakkı Abi “Başın sıkıştı mı ara beni” demişti. O da gazinoda her akşam ‘elin sarhoşlarıyla, itleriyle uğraşmaktan usanmış’. Bir soygun önerir. Sonrasında Roma’ya gidecekmiş; “Bir karım, bir de bütün bu kirli işlerimden bihaber yetişmiş kızım var. İzmir’de leyli okuyor ve beni namuslu bir işadamı sanıyor. Artık O’na rol oynayacak halim kalmadı. İkisini de alıp gideceğim. Ondan sonra temiz bir hayat kurarak kızıma layık olmaya çalışacağım.” İstanbullu Avni de Çakır Eminesi’ne para yetiştiremiyordu. Zaten rahmetli anacığı “Senin başını kadınlar yiyecek” dermiş. Aslında üçü için de geçerli bu. Karaköy’deki Selanik Han’da Ören Mücevherat Deposu’nu soyacaklar. Kasanın oksijen kaynağı ile açılması Avni’ye ait. Bu sırada Tahir de iki bekçi, Hakkı Haktan ve Erol Taş’ı etkisiz hale getirecek. Ancak işler düşündükleri gibi gitmez. Soygun anlaşılır. ‘Willys Jeep’ ile gelen polislerden biri de Reşit Çildam. Çatışmada Hakkı Abi ölür. [‘The Aggression Scale’deki (2012) Lloyd “Money is not worth dying for” diyecektir.] İstanbullu yakalanır. ‘Firebird: Infernal Dance of King Kashchei’ (1910) (Igor Stravinsky). Omzundan yaralanan Tahir kaçmış. Elindeki çanta 470 bin liralık nakit ve 822 bin liralık mücevherle dolu. Yolu üzerindeki Park Eczanesi’nde (o gece nöbetçiymiş) kolunu sardırıyor. Kurşun içerde kalmadığı için tehlikeli değilmiş. Türkanların evine sığınır. Herkesi eve hapsetmiş. Kimsenin çıkmasına izin vermiyor. Bu arada Tahir’in kimliği tespit edilmiş. ‘Teksir edilen fotoğrafı görevlilere dağıtılmış’. Yollar, tren, deniz yolları, ‘keza hususi otobüs ve taksi işletmeleri’ kontrol altına alınmış. O zor durumda bile gelecekle ilgili hayal kuruyorlar. Bir oğulları olursa adı Kemal veya Kerem olacak. Ev, tarla, ağıl ve birkaç baş hayvan aldıktan sonra artan parayla teslim olacakmış. “Hem suçlu değilim. Ben vurmasam O vuracaktı beni. Anlatırım bunları. Soygunu da” Ne verirlerse yatacak, hapisten çıkınca da dönecekmiş sevdiğine. ‘Hasret dağlar gibi ama sonunda birleştikten sonra o da çekilmez mi, çekilir’. Bir sabah Haydarpaşa’ya giderler. Ağzını kapasın diye de Salih’e biraz para vermişlerdi. Oysa ‘müstakbel kayınpeder’ polise haber uçurmuş bile. Bilet aldıktan biraz sonra Tahir tutuklanır. 10.45’te Üçüncü Peron’dan hareket eden Kurtalan’da Türkan yalnızdı. Yine de ‘Anadolu Ekspresi’ndeki (1973) Zeynep’ten daha şanslı. Hiç olmazsa sevgilisi ölmemiş. Kaç sene verirlerse versinler bekleyecek erkeğini. Tahir; “Ufak bir evim olsun, çocukluğumun rüyası bu demiştin bana. Anadolu’nun sarı sıcağı yakar, kavurur insanı. Hele senin gibi ince yapılı bir şehir kızı için.” Türkan; “Anlayamadım. Bana gelmeyi mi teklif ediyorsun… Bu ancak rüya olabilir.” Tahir; “Hakikat Türkan. Benle gelir misin? Evlenir misin… İkimiz de acelesi olan iki kişiyiz.” Türkan; “Acıyan değil seven bir erkekle evlenmek isterim. Bana acımıyorsun ya.” Tahir; “Seni sevdim.” Türkan; “Bütün hayatımca bekledim bu sözü. Al götür beni.” Tahir; “İyi günlerimizde olduğu gibi fena günlerimizde de benimle beraber misin?” Türkan; “Derdin derdim, acın acımdır. Sen erkeğimsin benim.” ‘Pictures at an Exhibition: Samuel Goldenberg and Schmuyle’ (1874) (Modest Mussorgky). Babasını daha iyi tanıdığımız sahne. Türkan; “Beni de annem gibi yataklara mı düşürmek istiyorsun? Öldür beni daha iyi.” Salih Tozan; “Herif iki ay sonra elini kolunu sallayarak döndü. Bunları senin iyiliğin için söylüyorum.” Türkan; “Şimdiye kadar hiçbiriniz beni düşünmediniz. Genç bir kızmışım, güzel elbiseler pabuçlar giymem, yaşamam lazımmış. Kim aldırdı buna. Karşıma bir erkek çıktı. Bana tatlı şeyler vaat etti. Sevdiğini söyledi. O’na inanmış, ‘al beni burdan’ demişsem suçlu muyum?” Salih; “Meğer ne kadar doluymuşsun. Hâlbuki ben senin için neler kurmuştum. Nikâhını, düğününü…” Türkan; “Beni yalnız bırak baba.” Salih; “Sana diyecektim ki…” Türkan; “Bana bir şey deme baba. Yalnız bırak kâfi.” Salih; “Suçum sadece içmek Türkan, sadece içmek.” (Yazan: Murat Çelenligil) Oyuncular: Ayhan Işık, Belgin Doruk, Atıf Kaptan, Ahmet Tarık Tekçe, Salih Tozan, Semih Sezerli, Hulusi Kentmen, Sezer Tansuğ, Ülkü Erakalın
La Dolce Vita è 'rock' (Tatlı Hayat filmi parçalarından -1960) 02:36
La Dolce Vita è 'rock' (Tatlı Hayat filmi parçalarından -1960) 237 izlenme - 11 ay önce Tuhaf gazeteci Marcello Rubini zengin ve şöhretli İtalyan aristokrasisine dair söylentilerin yayınlanacağı bir köşede yazması için Roma’da çalıştığı gazete tarafından görevlendirilir. Marcello, bir partiden diğerine geçmekte, bu esnada da sosyetenin en güzel, en ilginç insanlarıyla tanışmaktadır. Bu başlardan tatlı görünen hayat, zamanla Marcello’yu daha yalnız, daha ucuz bir insan haline getirir. Bol içki ve dansla kapattığı geceler Marcello’yu hem bedenen hem de zihnen yavaş yavaş yok etmektedir.
İstanbul 1960'lı Yıllar 01:00:52
İstanbul 1960'lı Yıllar 1.025 izlenme - 4 yıl önce 1960'lı Yıllarda Fransızlar Tarafından Çekilmiş 5 Bölümden Oluşan Çok Güzel Bir Video
Rocco E I Suoi Fratelli (1960) Fragman 01:09
Rocco E I Suoi Fratelli (1960) Fragman 215 izlenme - 9 ay önce 1960 yapımı İtalya-Fransa ortak yapımı Rocco E I Suoi Fratelli filminin restore fragmanı. Filmin Luchino Visconti yönetiyor.
27 Mayıs 1960 -  Kısa Bir Kesit (İngiliz Arşivinden) 00:55
27 Mayıs 1960 - Kısa Bir Kesit (İngiliz Arşivinden) 566 izlenme - 2 yıl önce Ülkemizde ordunun ilk kez yönetime müdahale ettiği 27 Mayıs 1960 tarihinden kısa bir kesit. Videoda İsmet İnönü, Cemal Gürsel gibi isimler ve Anıtkabir'den görüntüler de mevcut.
let's make love 03:10
let's make love 1.686 izlenme - 6 yıl önce
Sokakta Leopar Gezdirmek 01:12
Sokakta Leopar Gezdirmek 441 izlenme - 2 yıl önce 1960'ların başlarından bir video... Piskopat ablamız niyedir bilinmez leopar beslemektedir. Leoparıyla bir pazar günü gezintiye çıktığı parkta, leopar kürklü ablamızla ilginç bir görüntü oluşturuyor. Buradan Panter Emel ablamıza selamlar yolluyorum.
Kırık Çanaklar (1960 - 85 dk) 01:28:29
Kırık Çanaklar (1960 - 85 dk) 849 izlenme - 2 yıl önce Yönetmen: Memduh Ün Senaryo Yazarı: Lale Oraloğlu, Halit Refiğ, Bülent Oran Yapımcı: Nusret İkbal Görüntü Yönetmeni: Turgut Ören Tür: Aile, Dram Süre: 85 dk Oyuncular: Lale Oraloğlu, Rüya Gümüşata, Mualla Kaynak, Turgut Özatay, Salih Tozan, Reha Yurdakul, Engin Deniz, Mahmure Handan, Asım Nipton, Niyazi Er, Adnan Uygur, Selma Erkut, Hayati Onurlu, Toron Karacaoğlu, Sadettin Erbil(Reha Yurdakul Seslendirmesi), Abdurrahman Palay(Turgut Özatay Seslendirmesi) Edmund Morris'in ülkemizde de sahnelenen Tahta Çanaklar adlı oyunundan Halit Refiğ ve Lale Oraloğlu tarafından uyarlanmış ve Memduh Ün'ün yönettiği ödüllü bir film izleyeceğiz. Konusu: Bir dedikodu yüzünden dağılıp, sonra da gerçek anlaşılınca bir araya gelen bir işçi ailesinin öyküsü. Berlin Film Şenliğinde gösterildi. Filmin müzikleri Delmer Daves'in 'Kings, go Forth - Krallar Önde Gider' adlı filminde aynen aktarıldı. Aldığı Ödüller: 2.Türk Film Festivali'nde (1961) 'Kırık Çanaklar', 'En Başarılı Film' seçildi. Ayrıca Memduh Ün 'En Başarılı Yönetmen', Lale Oraloğlu 'En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncu' ödülleri kazandılar.
Beşiktaş' ın 1959-1960 Sezonu Kadrosu 01:28
Beşiktaş' ın 1959-1960 Sezonu Kadrosu 256 izlenme - 2 yıl önce İsmini bilmediğim bir filmde senaryo olarak Beşiktaş'ın1959-1960 sezonu futbolcuları oynuyor ve futbolcularının hepsinin ismi geçiyor.Bilindiği üzere Beşiktaş o sezon şampiyon olmuştur işte o kadro: Şampiyonun kadrosu:Necmi, Varol, İlhan, Münir, Tuncay, Bahattin, Sabahattin, Kaya, Ayhan, Arif, Birol, Şenol, Faik, K.Ahmet, Mustafa, Nazmi, Cengiz, Nevzat, Doğan, Sabri Teknik Direktör:Andreas Kuti