Hoşgeldiniz!

Andersen Videoları

Küçük Deniz Kızı Masalı (Türkçe Masal Dinle) 04:53
Küçük Deniz Kızı Masalı (Türkçe Masal Dinle) 117.111 izlenme - 2 yıl önce Andersen Masalları'nın en bilinenlerinden Küçük Denizkızı (The Little Mermaid, Den lille havfrue) masalını dinleyin. Denizkızı'nın hüzünlü hikayesi gibi dünyanın diğer en bilinen masallarını dinlemek için Masal Dinle kanalımıza abone olun! Masalı hemen okuyun: Bir zamanlar denizler ülkesinde, suların altında denizlerin derinliklerinde bir ülke varmış. Bu ülkenin kralının da altı kızı varmış. Genç prenseslerin anneleri çoktan uzun yıllar önce ölmüş ve onları büyükanneleri büyütmüş. İçlerinde en güzelleri küçükleriymiş. Küçük deniz kızının saçları altın bukleler halinde omuzlarına dökülüyormuş, o kadar narin ve güzelmiş ki gören bütün prensler ona aşık olurmuş. Bizim deniz kızları, büyükannelerinin anlattığı yeryüzüyle ilgili masalları çok seviyorlarmış. Daha önce yeryüzünü görmedikleri için merakları da günden güne artıyormuş. Büyükanneleri onlara yeryüzünü anlatırken, bacak adlı iki şeyin üzerinde yürüyen garip insanlardan bahsediyormuş ve bizim küçük deniz kızı ,bu anlatılanları görmek istiyormuş. `Onbeş . yaşını beklemen gerekir,` demiş büyükannesi, `O zaman gidip görebilirsin.` En büyük deniz kızı yaşı geldiğinde yeryüzüne çıkmış ve gördüğü ilginç şeyleri kardeşlerine anlatmış. Yıllar geçmiş ve sonunda bizim küçük denizkızının da yeryüzüne insanların dünyasına çıkabileceği gün gelmiş. Şimdiye kadar hep merak ettiği dünyayı artık kendi gözleriyle görebilecekmiş. Yüzeye doğru . yüzerken güneş batıyormuş. Yakınlarda bir gemi demir atmış. Küçük deniz kızı suyun yüzüne çıktığında, gemideki yakışıklı prensi görmüş. Prens kendisini birisinin gözlediğini de, prensesin ondan gözlerini ayıramadığını da bilmiyormuş tabii. Birden hava kararmış, gemi çıkan fırtınayla sallanmaya başlamış. Çok geçmeden yelkenleri parçalanmış, direği kırılmış ve gemi sulara gömülmüş. O ana kadar prensi takip eden küçük deniz kızı, onu kurtarmış ve kıyıya çıkarmış. Sabaha kadar onun uyanmasını beklemiş, onu denizden takip edip durmuş. Sabah olduğunda prens hala yattığı yerde uyuyor, denizkızı da başucunda onu bekliyormuş. Az sonra birkaç kız koşarak gelmiş. Prens gözlerini açmış gelen kızlar sevinçle onu tutarak oradan götürmüşler. O günden sonra bizim deniz kızının hayattaki tek gayesi prensini görmek olmuş. Artık dayanamıyormuş. Su cadısına gidip akıl almaya karar vermiş. Cadı onu görünce bir kahkaha atmış: `Niçin geldiğini biliyorum denizkızı,` demiş. `İnsana dönüşüp karaya çıkmak istiyorsun. Böylece prensle daha yakın olacağını düşünüyorsun. Ama bunun bir bedeli var, biliyor musun?` `Bilmiyordum,` demiş `ama insan olabilmek için neyse öderim.` `Sesini istiyorum,` demiş cadı, `şu şarkılar söyleyen güzel sesini. Bana sesini verirsen ben de seni iki ayaklı güzel bir genç kıza çeviririm. Ama unutma, prens seni bütün kalbiyle sevmeli ve evlenmeli. Yoksa bir deniz köpüğüne dönüşüp sonsuza dek yok olursun.` Küçük deniz kızı düşünmemiş bile. ` Çabuk,` demiş `Ben kararımı çoktan verdim zaten.` Bunun üzerine su cadısı denizkızına içmesi için büyülü bir ilaç vermiş. Küçük deniz kızı prensin karşısına dikildiği an prens bu hiç konuşmayan kızdan çok hoşlanmış ve onsuz yapamayacağına karar vermiş. Küçük denizkızı da prensi her geçen gün daha çok sevmiş, ama prens ona bir türlü evlenme teklif etmiyormuş. Prensin annesi ve babası, kendine eş bulması için baskı yapıyorlarmış. Prens sonunda yakındaki bir ülkenin prensesiyle tanışmaya karar vermiş. Yanında-bizim küçük denizkızını da götürmüş. Zavallı kız çok acı çekiyormuş. Prens komşu ülkeye gidip prensesle karşılaşınca aklı başından gitmiş ve hemen evlenmek istemiş. Düğünleri muhteşem olmuş. Her yer çiçek, ipek ve mücevherle kaplıymış. Mutlu çifti görmeye gelen herkes coşku içindeymiş. Yalnızca küçük denizkızı sessizmiş. Gözyaşları sessizce süzülüyormuş yanaklarından. O gece küçük denizkızı güvertede dikilmiş karanlık sulara bakıyormuş. Gün doğarken bir deniz köpüğü olup o sulara karışacakmış. Birden . suların dibinden denizkızının kardeşleri çıkmışlar. Saçları kısa kısa kesilmiş. `Saçlarımızı su cadısına verdik, karşılığında da bu bıçağı aldık. Eğer bu gece bu bıçağı prensin kalbine saplarsan büyü bozulacak, sen de kurtulacaksın` Küçük denizkızı bıçağı almış ama prense asla zarar veremeyeceğini biliyormuş. Güneş doğduğunda kendini ağlayarak denize atmış ve bir deniz köpüğü olarak sonsuza kadar yaşamış.
Külkedisi Masalı (Türkçe Masal Dinle) 04:59
Külkedisi Masalı (Türkçe Masal Dinle) 89.975 izlenme - 2 yıl önce Külkedisi'nin herkesin içini ısıtan hikayesi, Sindirella masalını dinlemek ister misiniz? En güzel çocuk masalları http://www.izlesene.com/masaldinle kanalımızda! Külkedisi masalını buradan okuyun: Bir zamanlar masal diyarında Sindirella adında güzeller güzeli bir kız yaşarmış. Annesi ölünce babası yalnızlığa dayanamayıp yeniden evlenmiş. Üvey anne, ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gelip Sindirella ve babasının yanına taşınmış. Bu iki üvey kız kardeş, Sindirella’dan hiç hoşlanmamışlar. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak bir kenara, bir hizmetçi gibi bütün ev işlerini de üzerine yıkmışlar. Tüm evin işini yaptıktan sonra dahi, Sindirella’nın onlarla birlikte oturmasına izin vermiyorlarmış. Sindirella mecburen akşamları mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde tek başına oturuyormuş. Ateşin başında ellerini küllere tutarak ısınmaya çalışıyormuş. Isınmak için sürekli ateşin başında durduğundan üvey kız kardeşleri ona “Külkedisi” adını takmışlar. Bir gün, sarayda verilecek bir balo için üvey kız kardeşlere davetiye gelmiş. İkisi de çok heyecanlanmışlar çünkü tüm masal diyarı, prensin evlenmek istediğini ve eşini bu baloda seçeceğini biliyormuş. İkisinden birini seçeceğini düşünerek sevinmişler. Güzelleşmek için günler öncesinden hazırlanmaya başlamışlar. Ama o kadar çirkinlermiş ki hiçbir şey onları güzelleştirmeye yetmemiş. Külkedisi Sindirella, balo akşamı üvey kız kardeşleri gittikten sonra mutfakta oturmuş ve kendi kendine ağlamaya başlamış. Birden Külkedisi bir kadın sesiyle irkilmiş. Kafasını kaldırıp baktığında, güzelller güzeli bir kadının yanı başında durduğunu görmüş. Kadın “Neyin var, neden ağlıyorsun Külkedisi?” diye sormuş. “Ben de baloya gitmek istiyordum” demiş Külkedisi. “Gideceksin öyleyse,” demiş kadın ve devam etmiş “Ben senin peri annenim. Haydi kalk, şimdi kaybedecek zamanımız yok! Bana bir balkabağı getir hemen!” Külkedisi bir balkabağı getirmiş. Peri annesi sihirli değneğiyle dokunur dokunmaz balkabağı birdenbire altından bir faytona dönüşmüş. “Şimdi de altı fare...” demiş peri. Külkedisi altı fare bulup getirmiş, peri de onları besili ve bembeyaz altı ata dönüştürmüş. “Bir sıçan ve altı kertenkele” demiş. Külkedisi hemen bulup getirmiş. Peri, sihirli değneğini şöyle bir oynatarak sıçanı arabacıya, kertenkeleleri de faytonun arkasına koşacağı uşaklara çevirmiş. Ve sıra Külkedisi’ne gelmiş. Peri değneğiyle dokununca Külkedisi’nin üzerindeki yırtık, pırtık giysiler bir anda muhteşem bir balo kıyafetine dönüşmüş. Ayaklarında da camdan yapılmış bir çift ayakkabı pırıl pırıl parlıyormuş. “Dikkat etmen gereken bir tek şey var” demiş peri, “Gece yarısına kadar eve dönmelisin. Saat on ikiyi vurduğunda her şey eski haline dönecek. Prens’in bunu görmesini istemezsin herhalde? Haydi şimdi git ve dilediğince eğlen.” O gece Külkedisi balonun yıldızı olmuş. Salonun en güzel kızı Külkedisi’ymiş. Baloya katılan hanımların hepsi özellikle de onun Külkedisi olduğunu anlamayan üvey kız kardeşleri, elbisesini çok beğenmişler. Salondaki beylerin hepsi onunla dans etmek için birbirleriyle yarışmış. Prens ise görür görmez âşık olmuş Külkedisi’ne! Prens ve Külkedisi Sindirella bütün gece dans etmiş. Saatler saatleri, dakikalar dakikaları kovalamış ve Külkedisi saat tam on ikiyi vuracağı sırada perinin söylediklerini hatırlamış. Gitmesi gerektiğini söyleyerek arabasına doğru koşmaya başlamış. Prens arkasından koşmuş ancak Külkedisi çoktan arabasına binip uzaklaşmış bile. Prens, Külkedisi’nin ayakkabısının tekini merdivenlerde düşürdüğünü fark etmiş. Ve ayakkabıyı alarak kendisine sahibini bulacağına dair söz vermiş. Bu arada saat tam on ikiyi vurduğunda Külkedisi evinin önüne gelmiş ve her şey tekrar eski haline dönmüş. Geriye elinde yalnızca camdan ayakkabısının bir teki kalmış. Külkedisi Sindirella diğer tekini nerede kaybettiğini bilmiyormuş. O gece Külkedisi, hayatının bir daha asla o geceki kadar harika olamayacağını düşünerek sabaha kadar ağlamış. Ertesi sabah Prens ev ev dolaşıp ayakkabıyı tek tek bütün genç kızlara denetmiş. “Bu ayakkabının dün gece karşılaştığım güzel sahibini bulamazsam yaşayamam,” diyormuş. Derken Külkedisi’nin evine gelmiş. Üvey kardeşleri ayakkabıyı denemişler. Elbette ikisine de olmamış. Ayaklarına girmemiş bile. Prens çok üzgünmüş, çünkü uğramadığı yalnızca birkaç ev kalmış. Tam oradan ayrılacakken evin hizmetçisi dikkatini çekmiş. “Hanımefendi,” demiş Prens, Külkedisi’ne, “Bir de siz deneseniz?” “O mu deneyecek? Ne münasebet!” diye haykırmış üvey kız kardeşler. Ancak Prens ısrar etmiş. Külkedisi’nin ne kadar güzel bir kız olduğu gözünden kaçmamış. Ayakkabı Külkedisi’nin ayağına kalıp gibi oturmuş. Prens diz çöküp Külkedisi’ne evlenme teklifi ederken iki üvey kız kardeşe de öfke ve kıskançlıkla olanları seyretmek kalmış. Külkedisi, Prens’in teklifini sevinç içinde kabul etmiş. Ve gökten üç elma düşmüş. Biri bu masaldakilere, biri okuyana, biri de dinleyene...
Prenses ve Bezelye Tanesi Masalı (Türkçe Masal Dinle) 02:00
Prenses ve Bezelye Tanesi Masalı (Türkçe Masal Dinle) 59.821 izlenme - 2 yıl önce Hans Christian Andersen tarafından yazılmış kısa bir masaldır. Bir prens gerçek prensesini arıyor. Masalı okumak için: Bir zamanlar bir prens varmış. Bu prens evlenmek istiyormuş, ama evleneceği kişi gerçek bir prenses olmalıymış. Böyle birini bulmak için bütün dünyayı dolaşmış, ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü, karşısına çıkan prenseslerin hakiki olup olmadığını bir türlü anlayamıyormuş. Hep eksik bir şeyler bir şeyler oluyormuş. Sonunda üzüntü ve umutsuzluk içinde yurduna dönmüş. Bir gece korkunç bir fırtına çıkmış; şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor, kıyametler kopuyormuş. Derken sarayın kapısı çalınmış, yaşlı kral gidip kapıyı açmış. Fakat, o da ne kapıda, yağmurdan ve fırtınadan perişan olmuş bir zavallı bir kız duruyormuş. Üstelik her tarafından sular akan, tepeden tırnağa sırılsıklam olmuş bu kızgerçek bir prenses olduğunu söylüyormuş. “Eh, anlarız bakalım!” diye düşünmüş yaşlı kraliçe, ama kimseye bir şey söylememiş. Yatak odasına gitmiş, yere bir bezelye tanesi koymuş. Bu bezelye tanesinin üzerine yirmi tane döşek, döşeklerin üzerine de yirmi tane kaz tüyü yatak koymuş. Gece olunca prenses bu yatakta yatmış. Sabah olunca kıza, gece nasıl uyuduğunu sormuşlar. “Ah, korkunç bir şeydi!” demiş prenses. “Bütün gece gözümü bile kırpmadım! Allah bilir ne vardı yatak ta! Sert bir şeyin üstünde yatmışım gibi, her yerim çürüdü, mosmor kesildi! Gerçekten berbattı!” Böylece anlaşılmış ki, yirmi döşek ve yirmi kaz tüyü yatağın altındaki bezelye tanesini hissedecek kadar nazlı, narin olduğuna göre, bu prenses hakiki bir prensestir! Prens onunla evlenmiş.
Karlar Kraliçesi Masalı (Türkçe Masal Dinle) 04:12
Karlar Kraliçesi Masalı (Türkçe Masal Dinle) 39.854 izlenme - 2 yıl önce Danimarkalı masalcı Andersen'in unutulmaz eseri Karlar Kraliçesi masalını dinleyin. 2013 yılında Frozen adıyla çekilen animasyon uyarlaması da izleyicilerin büyük ilgisini çekmişti. The Snow Queen (Snedronningen) adıyla da bilinen masalı ve en güzel çocuk masallarını Masal Dinle kanalından takip edin. Masalı okuyun: Kay ve Gerda adında iki arkadaş varmış. Bunlar birbirlerini çok severlermiş. Kay ve Garda komşu çocuklarıymış. Evleri yan yana, bahçeleri bitişikmiş. Renk renk çiçekler bir bahçeden diğerine uzanırmış. Bir kış günü Kay dışarı çıkmış. Kızağıyla kaymaya başlamış. Başka bir kızak hızla Kay’ın yanından geçmiş. Kızak çok güzelmiş. Beyaz bir at tarafından çekiliyormuş. Kızağın üzerinde bir kadın varmış. Kadın tepeden tırnağa beyazlara bürünmüş. Başında da beyaz kürkten bir şapka varmış. Kızağın üzerindeki kadın dönüp Kay’a gülümsemiş. Kay büyülenmiş gibiymiş. Kendi kızağını kadının kızağının arkasına bağlamış. Kızak hızla yol almaya başlamış. Biraz sonra kasabanın dışına çıkmışlar. Kızak gökyüzüne yükselmiş. Uzun süre uçmuşlar. Sonunda karlarla kaplı bir yere gelmişler. Kadın kızaktan inmiş. Bu kadın Karlar Kraliçesi’ymiş. Karlar Kraliçesi, Kay’ı alnından öpmüş. Bu, buz gibi soğuk bir öpücükmüş. Kay o anda her şeyi unutmuş. Artık yalnızca Karlar Kraliçesi’ni tanıyormuş. Kay Buzdan bir sarayda yaşamaya başlamış. Aradan günler geçmiş. Kay hiçbir şey hatırlamıyormuş. Karlar Kraliçesi bu durumdan memnunmuş. Çünkü Kay’ı hep yanında tutmak istiyormuş. Gerda ise Kay’ı çok özlemiş. Bütün kış boyunca hep onu beklemiş. Günlerce penceresinin önünde oturmuş. Sonunda bahar gelmiş. Kay hala eve dönmemiş. Gerda, Kay’ı aramaya karar vermiş. Nehir kenarına gitmiş. Kay’ı orada bulacağını umuyormuş. Ama Kay’dan hiç iz yokmuş. Nehir kıyısında bir kayık duruyormuş. Gerda kayığa binmiş. Kayık nehirde yol almaya başlamış. Bir süre sonra kıyıda bir ev görünmüş. Evin güzel bir bahçesi varmış. Gerda kayığı kıyıya yanaştırmış. Evin bahçesinde yaşlı bir kadın varmış. Gerda, yaşlı kadına başından geçenleri anlatmış. Yaşlı kadın, Gerda’nın saçlarını taramaya başlamış. Sonra, Gerda’nın saçına sihirli bir tarak takmış. Böylece Gerda büyülenmiş. Artık Kay’ı ve ailesini hiç hatırlamıyormuş. Gerda, birkaç gün yaşlı kadının evinde kalmış. Birgün bahçede kırmızı bir gül açmış. Gerda gülü görünce büyü bozulmuş. Küçük kız her şeyi hatırlamış. Yaşlı kadının evinden ayrılmış. Tekrar Kay’ı aramak için yola koyulmuş. Çok geçmeden bir güvercine rastlamış. Ona Kay’ı sormuş. Güvercin: - Arkadaşını gördüm, demiş. Karlar Kraliçesi onu buzdan sarayına götürdü. Gerda, buz sarayını aramaya başlamış. Bir geyiğe rastlamış. Ona, KarlarKraliçesi’nin sarayını sormuş. Geyik: - Karlar Kraliçesi’nin sarayı çok uzaktır, diye karşılık vermiş. Oraya tek başına gidemezsin. İstersen seni götürürüm, demiş. Gerda geyiğin sırtına binmiş. Birlikte uçmuşlar. Dağların, tepelerin üzerinden geçmişler. Hava kararınca bir kulübenin önünde durmuşlar. Kulübede bir Japon kadın yaşıyormuş. Japon kadın, onları akıllı Finli Kadına göndermiş. Geyik ve Gerda, Finli kadına gitmiş ve başından geçenleri hep anlatmış. Finli Kadın: - Kay’ ı ancak senin sevgin kurtarabilir. Zaman yitirmeden KarlarKraliçesi’nin sarayına gidin, demiş. Gerda, Karlar Kraliçesi’nin sarayına gelmiş. Kay, önce Gerda’yı tanımamış. Gerda çok üzülmüş. Kay’a sarılıp ağlamaya başlamış. Göz yaşları Kay’ın üzerine damlamış. Kay’ın buz tutmuş olan kalbi ısınmış. Büyü bozulmuş. Kay her şeyi hatırlamış. İki arkadaş el ele tutuşmuşlar. Gerda ve Kay, Karlar Kraliçesi’nin sarayından ayrılmışlar.Geyik onları kendi ülkelerine geri götürmüş. Her ikisi de çok mutluymuş. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşerek iki çocuğu selamlamış. Artık evlerinden hiç ayrılmayacaklarına söz vermişler. O günden sonra hep mutluluk içinde yaşamışlar.
Çirkin Ördek Yavrusu (Türkçe Masal Dinle) 02:13
Çirkin Ördek Yavrusu (Türkçe Masal Dinle) 32.162 izlenme - 2 yıl önce Masallarıyla küçük büyük herkesin tanıdığı Danimarkalı Hans Christian Andersen'in klasikleri arasında yer alan Çirkin Ördek Yavrusu (The Ugly Duckling, Den grimme ælling) masalını dinleyin, çocuklarınıza dinlettirin. En güzel masallar için kanalımıza abone olun. Masalı okuyun: Anne Ördek sabırla yumurtalarının kırılmasını bekliyordu. Vakit tamamlanınca ördek yavruları yumurtalarından çıkmaya başladılar. Fakat en son ve en büyük yumurta bir türlü kırılmıyordu. Sonunda yumurtanın beyaz kabuğu çatladı. Diğerlerinden daha gri ve farklı olan ördek yavrusunun küçük kafası göründü. Anne ördek yeni doğan yavruya bakarak ; "Umarım değişir.." dedi şevkatle. Zaman ilerliyordu ama ördek yavrusunun rengi hala griydi. Kümesin bütün hayvanları onunla alay ediyorlar, ona "çirkin ördek yavrusu" diye sesleniyorlardı. Zavallı yavru o kadar mutsuzdu ki sonunda uzaklara gitmeye karar verdi. Gün boyunca yürüdü, gece olunca ise çok yorulmuştu. Mola verdi. Bir yanda açlık, bir yanda korku...Ama yapabileceği hiç birşey olmadığından derin bir uykuya dalmakta gecikmedi. Ertesi sabah su sesleriyle gözlerini açtı. Geceyi yaban ördeklerinin çılgınca eğlendiği küçük bir göl kıyısında geçirdiğini anladı. Bu gürültücü arkadaşlarına kendini tanıtmaya hazırlanıyordu. Birden bir tüfek sesi ile irkildi. hiç zaman kaybetmeden ordan uzaklaştı. Çok geçmemişti ki küçük ördek kendini bir çiftlikte buldu. Çiftliğin sahibi yaşlı kadın onu doyurdu. Ateşin yanında uyumasına izin verdi. Fakat yavru ördek bir göl bulabilme umuduyla oradan da uzaklaştı. Günlerce bir göl bulabilmek için rastgele yoluna devam etti. Sonunda bir göl kıyısına ulaştı. Bu arada yanlız başına yaşamayı öğreniyordu. Bu göl kıyısında yavru ördek gün geçtikçe büyüdü. Kendisi farkında olmadan görüntüsü değişiyordu. Geçen kuğuları gördükçe onların asil duruşları ve güzel görünüşlerinden dolayı iç çekiyordu. İlkbaharda bir kuğu sürüsü gölün kıyısına yuva yapmaya geldi. Çirkin ördek yavrusuyla tanışmak için yaklaştılar. Fakat kendisini bu zarif kuşlarla arkadaşlık etmek için çok çirkin ve kaba buluyordu.Birden bire suda aksini gördü. O da ne!... Kendisinin de güzel bir kuğuya dönüşmüş olduğunu farketti. Kuğu sürüsüne katıldı ve ömür boyu mutlu oldu.
The Little Match Girl (Kibritçi Kız) Animasyon - 2006 06:50
The Little Match Girl (Kibritçi Kız) Animasyon - 2006 2.849 izlenme - 2 yıl önce Disney ve Pixar'ın 2006 yılında yaptığı kısa ve mükemmel animasyon. Çocukluğumuzun en depresif, en iç acıtan, o küçücük kalplerimizi burkan öyküsünü böyle izlemek çok vurucu oldu benim için. İlk defa bir animasyonda böylesine duygulandım. Küçükken de sonuna kadar dayanamaz, kapatırdım kitabı. Hayalimde mutlu bir son yaratırdım bu sözde çocuk masalına... Vaktiniz varsa lütfen en çocukça, en saf duygularınızla izleyin bu 6 dakikalık animasyonu...
Müşfik Kenter - Yiğit Kurşun Asker 03:35
Müşfik Kenter - Yiğit Kurşun Asker 1.436 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
Takım arkadaşı yanlış yere nişanladı 00:33
Takım arkadaşı yanlış yere nişanladı 242 izlenme - 6 ay önce Danimarka Ligi'nde Esjberg ile Randers arasında oynanan maçta Esjberg futbolcusu Jeppe Andersen'in şutu takım arkadaşı Andreas Kristoffer'e isabet edince oyuncu uzun süre yerde kaldı.
Andersen Masalları 34:56
Andersen Masalları 1.222 izlenme - 3 yıl önce ANDERSEN MASALLARI, Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen'in, dünya çocuk edebiyatında önemli bir yeri olan eseri. 1835-1872 arası türlü derlemeler hâlin...
Lili Marleen By Lale Andersen 03:10
Lili Marleen By Lale Andersen 1.634 izlenme - 6 yıl önce lili marleen orjinal versiyon
Antboy Fragmanı 01:49
Antboy Fragmanı 1.477 izlenme - 3 yıl önce 2013 Danimarka yapımı Antboy filminin resmi fragmanı.
Ayılara Fısıldayan Adam Casey Andersen 01:41
Ayılara Fısıldayan Adam Casey Andersen 217 izlenme - 2 yıl önce Casey Anderson ve 360 kilocuk olan Brutus isimli ayıcığın arkadaşlık hikayesi. Anderson Brutus'ü 2 haftalıkken yanına alıp beslediğinden, nasıl duygusal bir bağ kurduklarından ve hatta evliliğinde Brutus'ü sağdıcı yaptığından bahsediyor. Şimdilerde 10 yaşlarında olan ayının isminin Brutus olması biraz ironik olsa da iyi anlaşıyorlar gibi görünüyor. Bizim yavru kedi kollarımızı delik deşik ederken bu adamın ayıyı evine bile alıyor olması takdire şayan olsa gerek.
Müşfik Kenter - Leylek Leylek Havada 03:40
Müşfik Kenter - Leylek Leylek Havada 318 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
Chris Andersen Mix. Batuhan Demirhan 04:34
Chris Andersen Mix. Batuhan Demirhan 370 izlenme - 8 yıl önce the birdman! mixed by batuhan demİrhan
Müşfik Kenter - Kibritçi Kız 04:00
Müşfik Kenter - Kibritçi Kız 175 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
Maraton 04:47
Maraton 123 izlenme - 2 yıl önce İki farklı hikaye var bu video içinde. Birinci hikayenin kahramanı ''Gabriela Andersen Schiess''.1984 olimpiyatlarında kadın maratoncu olarak yarışmış. Maratonun son turu için stada girerken su ve tuz kaybından ayakta durmaya hali kalmayan Gabriela ona yardım etmek isteyen sağlık görevlilerini yanından uzaklaştırıp neredeyse bilinçsiz bir şekilde maratonu bitirmiştir. İkinci şahıs John Stephen Akhwari'dir.Tanzanya adına 1968 Meksika olimpiyatlarında maraton koşarken,düşerek dizini parçalamıştır.Dizine sardığı bez parçasıyla koşmaya devam etmiş, tüm ısrarlara rağmen yarışı bırakmamıştır.Maratonun birincisinden 1.5 saat sonra stada girdiğinde neredeyse hiç seyirci kalmamış hatta çoğu olimpiyat görevlisi bile stadı terketmiştir ancak o yaralı bacağı ve bir avuç seyircinin alkışları ile maratonu tamamlamıştır.Ve yarış bittiğinde, neden maratonu bitirmek için neden bu kadar çabaladığı sorulduğunda şu cevabı vermiştir; ''Anlamadığınız nokta şu, ülkem beni buraya maratona başlamam için değil, bitirmem için yolladı.'' Belki bugün içinde derin bir mutsuzluk hissi ile uyanıp hayat denen en uzun ve zor maratonda güçsüz hissedenler vardır diye hazırladım bu videoyu.''La vita e bella'' demekten asla vazgeçmeyeceklerin sitesi.Evet şu an kendimi Hıncal Uluç gibi hissediyorum.
Harlem Shake Dans 00:55
Harlem Shake Dans 232 izlenme - 4 yıl önce işte dans
Müşfik Kenter - Gerçek Prenses 02:14
Müşfik Kenter - Gerçek Prenses 91 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
Müşfik Kenter - Çirkin Ördek Yavrusu 03:06
Müşfik Kenter - Çirkin Ördek Yavrusu 87 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
Lars Andersen: A New Level Of Archery 05:51
Lars Andersen: A New Level Of Archery 31 izlenme - 2 yıl önce The ultimate archery trick. Proving that Hollywood archery is not historical. Press release: http://clausraasted.dk/larsandersen/n... Podcast about how I started archery: https://soundcloud.com/claus-raasted/... DO I HIT EVERYHING? I use a LOT of time practicing, and every time I set out to learn a new skill, a new trick or how to handle a new type of bow or arrow, it takes a long time, with plenty of misses. When I got the idea of grabbing an arrow in flight and firing before I landed, it took me months to learn. For a long time, arrows flew everywhere! But there's no trick in the video that I haven't done many times (except for splitting the arrow in flight – after I'd done that once I finished the video). The one with hitting the blade I've only done three times, though. All that running hurt my knees. ;-) ON MY BOWS AND POWER Many people talk about how what I do is only possible because I use bows that are less powerful than English longbows. They are correct. I'm 50 years old, and have been doing archery for only ten years. I'll never be able to shoot really fast with 100 lbs+ war bows. I tried, but it just produced injuries. Had I started at age 10, it would have been a different story. ;-) There is also a tendency from critics to assume that bows were always fired against plate armour (as at Crecy in 1346 and Agincourt in 1415). This was very much the exception. Many opponents had little or no armour at all, and Stone Age findings show that many animals were taken down by multiple shots. Also, in 1923 Saxton T Pope examined a number of historical museum bows from around the world. His conclusion was that most only had a tensile strength of 45-50 pounds. THE CHAINMAIL TEST Around 04:22 I penetrate chainmail. The arrows had bodkin tips, and the chainmail is riveted. However, while the gambeson is thick, it's not as thick as some I've seen elsewhere. But one reason the arrows penetrate is that I sharpen not only the tip itself, but also the edges of the bodkin tip. SHOOTING ON THE RIGHT SIDE There are archery traditions alive today which shoot the arrow on the right side of the bow, as I do. However, the places where most people come into contact with archery (Hollywood, The Olympics, archery clubs) do it left around the bow. THE BACK QUIVER Is it a myth? Yes and no. Some archers definitely slung their quivers on their backs for when they were marching, just like soldiers did with shields. We also can't rule out that some archers – who didn't care what arrow they picked from the quiver or who didn't need to move rapidly – had quivers on their backs, but we can rule out that this was a general thing as Hollywood makes it out to be. THE THREE LEVELS OF ARROW HANDLING The first level of arrow handling is having the arrows in a quiver, and drawing them one at a time. It's easy, and it's intuitive. Progressing from there to holding arrows in the bow hand takes practice, but it can be learned. There are some drawbacks, however. Arab Archery (the book) says that it's less useful, because the arrows vibrate when shooting with powerful bows, causing imprecise shots. The third level, keeping the arrows in the draw hand, provides a several benefits, but it requires that one is able to draw and shoot in one single movement without thinking. And that takes a LOT of practice. ;-) THE ULTIMATE TRICK TOOK 14 TAKES At first, I didn't think it was possible. You don't have time to aim or think, but can only do it if your reactions are completely instinctive. First of all, you need to be convinced that you WILL hit it, so you can “feel” the incoming arrow and fire at it instead of just flinching away. I was also in doubt whether it was smart to show this, because I don't want anyone to get hurt trying to copy the trick. I trained for years with soft boffer arrows and spent a LONG time before I tried it even the first time. And the arrow fired at me was not fired with a very powerful bow, though it was definitely dangerous enough! It was a light bamboo arrow with a metal tip, and the arrow I shot back was a heavier aluminum arrow. That the arrow split was just pure luck, and I'm not certain I could repeat it without first training for a long time. I believe it split because it hit just behind the head and made the shafts fluctuate against each other, causing the bamboo shaft to split lengthwise. I hope to try it again using a proper high-speed camera! FINAL WORDS Thank you for watching my videos and for reading. I will remove rude and dumb comments. I will also remove dumb “archery experts” comments. - Lars Andersen, January 2015
Müşfik Kenter - Bülbül 04:05
Müşfik Kenter - Bülbül 68 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
ufc 148 the stat line 04:29
ufc 148 the stat line 69 izlenme - 5 yıl önce ufc 148 the stat line
hans christian andersen fragmanı 1 02:37
hans christian andersen fragmanı 1 80 izlenme - 6 yıl önce
Müşfik Kenter - Hans Christian Andersen 01:13
Müşfik Kenter - Hans Christian Andersen 35 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları Senin Müziğin İzlesene'de! NetD Müzik Kanalına Hemen Abone Ol, En Yeni ve En Hit Klipleri HD İzle! NetD Müzik İzlesene Kanalı: www.izlesene.com/netdmuzik
Müşfik Kenter - Kara Buğday 02:48
Müşfik Kenter - Kara Buğday 31 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları Daha fazlası www.izlesene.com/netdmuzik kanalında
Müşfik Kenter - Büyük Yarışma 03:04
Müşfik Kenter - Büyük Yarışma 27 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
Takım Arkadaşı Yanlış Yere Nişanladı - Sporx 00:33
Takım Arkadaşı Yanlış Yere Nişanladı - Sporx 5 izlenme - 6 ay önce Danimarka Ligi'nde Esjberg ile Randers arasında oynanan maçta Esjberg futbolcusu Jeppe Andersen'in şutu takım arkadaşı Andreas Kristoffer'e isabet edince oyuncu uzun süre yerde kaldı.
Müşfik Kenter - Hakanın Yeni Giysisi 03:38
Müşfik Kenter - Hakanın Yeni Giysisi 19 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
Müşfik Kenter - Top İle Topaç 03:26
Müşfik Kenter - Top İle Topaç 19 izlenme - 2 yıl önce Albüm Adı: Andersen Masalları Çıkış Tarihi: 05.07.1999 Çocuk şarkıları
ufc 148  press conference faceoff 00:37
ufc 148 press conference faceoff 14 izlenme - 5 yıl önce ufc 148 press conference faceoff