Hoşgeldiniz!

Arzu Özkul Videoları İzle

Türkiye satranç federasyonu Özel Bahçelievler Mektebim Okulu Selda Elden Ulusal Baş Hakem 06:34
Türkiye satranç federasyonu Özel Bahçelievler Mektebim Okulu Selda Elden Ulusal Baş Hakem 272 izlenme - 2 yıl önce Türkiye satranç federasyonu Özel Bahçelievler Mektebim Okulu Selda Elden Ulusal Baş Hakem satranç,tsf hakemleri,bahçelievler mektebim koleji,satranç turnuvası,selda elden,arzu özkul Satranç, iki oyuncu arasında satranç tahtası ve taşları ile oynanan bir masa oyunu. Dünya çapında turnuvaları düzenlenir ve bir spor dalı olarak kabul edilir.[1] Bu oyun satranç tahtası denilen 8×8'lik kare bir alan üzerinde 32 adet satranç taşıyla oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur. Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir. Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur. Bunlar bir şah, bir vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur. Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir. İçindekiler [gizle] 1 Tarihçe 2 Temel kavramlar ve oyunun hedefi 3 Oyunun kuralları 4 Hamleler 4.1 Şah 4.2 Vezir 4.3 Kale 4.4 Fil 4.5 At 4.6 Piyo
Bilim Şenliği Enzim Deneyi Bahçelievşer Mektebim Koleji 03:28
Bilim Şenliği Enzim Deneyi Bahçelievşer Mektebim Koleji 160 izlenme - 2 yıl önce Bilim Şenliği Enzim Deneyi Bahçelievler Mektebim Koleji Biyoloji Öğretmeni bilim şenliği,enzim deneyi,bahçelievler mektebim koleji,biyoloji öğretmeni,ilper özdemir erşen,arzu özkul Enzim Reaksiyonları Deneyleri DENEYLERİN ADI : ENZİM REAKSİYONLARI DENEYLERİ Deney a) Deneyin Adı: Sıcaklığın enzimlere etkisi Deneyin Amacı: Sıcaklık etkisini karaciğerde bulunan katalaz enzimi üzerinde etkisini görmek Araç ve Gereçler: Sıcak su banyosu, ince doğranmış karaciğer, deney tüpü, H2O2 ,pens, jilet, beher Deneyin Yapılışı: Karaciğeri küçük parçalara ayırıp su dolu bir kapta kaynatıyoruz. Bu karaciğer parçalarını deney tüpünde bulunan H2O2’nin üzerine koyuyoruz. Ayrıca kaynatılmış değer karaciğer parçalarını da başka bir tüpte bulunan H2O2’nin üzerine koyuyoruz. Sonuç: Enzimler bir çeşit protein olduğundan yüksek sıcaklıkta yapıları bozulup aktifliklerini kaybederler. Dolayısıyla katalaz enzimi (karaciğer parçaları) H2O2 ile reaksiyon vermemiştir. Değerlendirme: Karaciğer parçaları büyük olduğundan ve kaynama süresi az olduğundan içteki enzimler sıcaklıktan etkilenmeyip azda olsa reaksiyon olmuştur. Deney b) Deneyin Adı: Enzim miktarının reaksiyon hızına etkisi. Deneyin Amacı: Karaciğerde bulunan katalaz enziminin miktarının reaksiyon hızına etkisi. Araç ve Gereçler: Karaciğer (normal doğranmış,ince doğranmış,ezilmiş),3 tane deney tüpü, H2O2 (hidrojen peroksit), saat Deneyin yapılışı: Ayrı deney tüplerinde bulunan eşit miktarda H2O2 olan tüplere kütlesi eşit 3 ayrı karaciğer parçalarını koyalım. Bu 3 reaksiyon zamanlarını ölçelim. Reaksiyon hızı Reaksiyon süresi (dk) Normal doğranmış Yavaş 10 İnce doğranmış Normal 8 Ezilmiş hızlı 5 Sonuç: Ezilen karaciğerin alanı artmış yani katalaz enzimleri sayısı fazlalaşmıştır. Zaten H2O2 miktarı sabit olduğundan artan katalaz enzimleri sayesinde 3’de reaksiyon diğerlerine göre erken bitmiştir. 1’de bu artma biraz az olduğundan süre uzamıştır. 2’deki reaksiyon ise en son bitmiştir. Deney c) Deneyin Adı: Substrat miktarının reaksiyon hızına etkisi. Deneyin Amacı: H2O2’nin madde miktarına göre reaksiyon hızının değişmesini gözlemek. Araç ve Gereçler: 2 deney tüpü, doğranmış karaciğer, H2O2, Saat Deneyin Yapılışı: Doğranmış karaciğerler eşit miktarda deney tüpüne konur. Birinciye 200 ml H2O2 konur ve reaksiyon süresi ölçülür. İkinci deney tüpüne 400 ml H2O2 konur ve reaksiyon süresi ölçülür. Sonuç: Reaksiyon birinci deney tüpünde 1dk,28 sn ikinci deney tüpünde 2dk,37 sn sürdü. Değerlendirme: Sabit sayıda enzim miktarı vardır (karaciğer miktarı). İlk önce substrat olmadığından reaksiyon hızı sıfırdır. Bir enzim bir substrata etki eder diye düşünürsek, boşta enzim kalmayacak şekilde substrat miktarı arttıkça reaksiyon da artacaktır. Substart miktarı hala artmaya devam ederse reaksiyon hızı artmaz, sabit kalır, artık boşta enzim olmadığından boş substratlar zamanların gelmesini bekleyecek. Enzimler bir substratın işini bitirince beklemeden boş bir substrata geleceklerdir. Substart hızı Substrat miktarı Deney d) Deneyin Adı: Enzimlerin miktarlarının reaksiyon hızına etkisi. Deneyin Amacı: H2O2 + KatalozH2O+O2 olduğunu ispatlamak. Araç ve Gereçler: Karaciğer, H2O2, tüp, pens ve kibrit Deneyin yapılışı: Karaciğer parçaları içinde H2O2 dan tüpe attık. Reaksiyon başladıktan sonra kibrit tüp üzerinde yaktık ve birden alevlerin arttığını gördük. Sonuç: Katalaz enzimleri karaciğerde H2O2’yi O2 ve H2O olarak parçalar. ( H2O2½ O2+ H2O ) Tüpün ucuna yanan bir kibrit yaklaştırdığımızda birden alevin artması demek O2’nin yakıcı bir madde olduğunu gösterir. Bu oksijen bu reaksiyondan sonra oluşmuştur.
Bilim Şenliği Mum Nasıl Yapılır Bahçelievler Mektebim Koleji Kimya Bölümü 04:41
Bilim Şenliği Mum Nasıl Yapılır Bahçelievler Mektebim Koleji Kimya Bölümü 100 izlenme - 2 yıl önce Bilim Şenliği Mum Nasıl Yapılır Bahçelievler Mektebim Koleji Kimya Öğretmeni Sinem Çavuş ve Kampüs Müdürü Arzu Özkul Mum Yapımı Çalışması Lise Fen Fizik Bölüm Başkanı Demet Ulusoy bilim şenliği,bahçelievler mektebim koleji,mum nasıl yapılır,bilimsel deneyler,sinem çavuş,mektebim koleji Bilimsel Proje Nedir? Bilimsel proje, bilimsel yöntem kullanarak bir deneyin, araştırmanın, koleksiyonun ya da bir buluşun sunuşudur. Bir öğrencinin, ilgilendiği bir konu hakkında araştırma yapmasını, araştırma sonuçlarını bir raporla düzenlemesini ve en sonunda tüm bulgularını sınıfta ya da bir yarışmada sunmasını içerir. Gerçekte tüm bilim adamları bu şekilde çalışırlar. Bilimsel yöntemi kullanarak araştırma yaparlar, araştırmalarının sonucunu da makaleler yazarak bilimsel dergilere gönderirler ya da Sempozyumlarda sunarlar. Böylelikle fikirlerini paylaşırlar ve yeni bilimsel bilgiler yayılır. Araştırmalar bilimsel projelerin ve bilimsel proje yarışmalarının yaratıcılığı uyandırdığı ve yaratıcı düşünmeye özendirdiği, kişiliği ve mantıksal düşünmeyi, problem çözme ve iletişim yeteneğini geliştirdiği, bilimsel yöntemle gerçek yaşamı ilişkilendirmeyi öğrettiği ve toplumdaki buluşçu ruhu ateşlediğini gösteriyor. Özellikle ülkemizin toplumumuzu yeni bin yıllara taşıyacak bilim adamlarına gereksinimi var. Üstelik bilimsel proje hazırlayarak eğlenebilir ve birçok konuda bilginizi arttırabilirsiniz. Şunu unutmayın! Ne kadar çok bilgili olursanız her türlü problemin üstesinden gelebilirsiniz. Bilimsel Yöntem Bilimsel düşünmenin en iyi yolu, bilimsel yöntemi uygulamaktır. Böylelikle neden-sonuç ilişkilerini daha kolay anlarız. Bilimsel yöntemin çeşitli aşamaları vardır: İlk Gözlem Bir şeyler dikkatimizi çeker ve onun ne olduğunu merak ederiz. Bir şeyler görürüz ve nasıl olduğunu merak ederiz. Bir şeyleri nasıl ve neden işlediğini merak ederiz ve sorular sorarız. Örneğin “Dünyanın şeklinin elipsoit olmasının nedeni nedir?” Bilgi Toplama Öğrenmek istediğimiz konu ile ilgili araştırma yaparız. Kitaplara, ansiklopedilere ve İnternete bakarız. Büyüklere ve uzmanlara sorarız. Bir dedektif gibi bilginin izlerini ararız. Örneğin “Dünya kutuplardan basık, ekvatorda şişkincedir.” “Dünya kendi ekseni etrafında döner.” “Dünya 4,5 milyar yıl önce oluştu.” “Dünya ilk zamanlar toz ve gaz bulutuydu.” Hipotez Kurma (Varsayımda Bulunma) Sorduğumuz sorunun cevabını ya da cevaplarını düşünürüz ve bunları sıralarız. Ve deneyle sınanabilecek aşamaları olan bir durum yaratırız, yani hipotez kurarız (varsayımda bulunuruz) Birden fazla hipotez kurabiliriz. Örneğin “Dünyanın şeklinin elipsoit olmasının nedeni dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesidir.” Hipotezi Sınamak İçin Deneysel Yöntem Tasarlama Hipotezi sınamak için bir deney tasarlarız. Ne yapacağımızı sırayla belirleriz. Bu sıralama deneysel yöntemdir. Örneğin “Bir dosya kâğıdından 1 cm eninde 4 adet şerit kesilir. Bu şeritler yıldız şeklinde yerleştirilir. Ve tam ortadan zımbayla tutturulur. Açıkta kalan uçlar birleştirilir ve bir şişten geçirilir. Ve böylece esnek bir top yapmış oluruz. Bu kâğıttan esnek top dünyanın ilk halini, toz ve bulut halini simgeler. Şeritlerin geçirildiği şiş ele alınarak döndürülür. Ne oluyor? Gözlenir.
29 Ekim Kortej Yürüyüşü Güngören Mektebim Okulu Bando Takımı Ve Kortej Yürüyüşü 08:17
29 Ekim Kortej Yürüyüşü Güngören Mektebim Okulu Bando Takımı Ve Kortej Yürüyüşü 103 izlenme - 3 yıl önce 29 Ekim Kortej Yürüyüşü Güngören Mektebim Okulu Bando Takımı Ve Kortej Yürüyüşü Bahçelievler Mektebim Okulu Bando Boru Ve Trampet Takımı Aykut İlter Aykut Öğretmen Bando Boru Trampet Takımı Ritim Kalıpları Beş Para ver Beş Para ver Beş Para Yoksa On Para Ver Çabalama Kaptan Ben Gelememde Çabalama Kaptan Ben Gelemem Çabalama Kaptan Ben Gelememde Çabalama Çabalama Hey İzmir ANtep ANkara Samsun İzmir Antep Ankara Samsun İzmir ANtep Ankara Samsun Ankara Gelibolu Van Bandoda kullanılan müzik aletleri ve kısa açıklamaları Orkestra trampet, trombon, saksafon, klarinet (klarnet), tuba, perkisyon, vurmalı grubu (Davul vb..) ile hizmet veriyor. Basliklara geri don Trampet Trampet, geniş kenarlı bir kasnağın iki yüzüne birer deri gerilmesinden meydana gelen tahta veya madeni gövdeli olup davulun küçültülmüş bir şeklinden ortaya çıkarılmış bir çeşit çalğı aletidir. Alt derisi üzerinde gerilmiş bir titreme kirişi ile vidalanmış olan trampetin üst derisine sift bagetle vurulmak suretiyle özel ayağı uzerinde veya bir kayışta boyuna asılı olarak çalınır. Basliklara geri don Trombon Eski bir geçmişi olan ve günümüz orkestralarında kullanılan bir çalgı. Silindir biçimindeki borusu ve huniye benzeyen ağız kısmıyla trompeti andırır. Kayarak işleyen sürgüsüyle trompetten ayrılır. Ses rengi gösterişlidir. Sürgü koluyla çalınır. Tromboncular bu kolu çekerek ya da iterek, titreşen havanın bulunduğu boruyu uzatır ya da kısaltır. Böylece değişik yükseklikte sesler elde edilir. Sürgünün yedi değişik durumu, iki oktavı geçen kromatik bir ses merdiveni sağlar. Basliklara geri don Davul Davul, Türklerin kullandığı en eski musiki aletlerindendir. VIII yüzyılda köbürge, daha sonraları tuğ ve XI yüzyılda küvrüğ adını almıştır. Davul, silindir biçiminde olup tahta veya madeni kasnağın iki yanına gerilmiş derilerin bağlanmasından meydana gelir. Omuza asılacak kaytanı ile vurulmasında kullanılan tokmak ve ince değnekten ibarettir. Mehterde ve halk arasında çalınan davullar, bu şekilde tokmak ve değnekle çalınır. Bando ve boru--trampet takımlarında kullanılan davullar ise değneksiz olarak yalnız ön tarafına tokmakla vurularak çalınır. Basliklara geri don Zil Zil, en eski Asya Türkçesinde; çeng,çang kibi adlar taşırdı. Zile sanç ve zenç de denirdi. Zil çalanlarla zilci, zençci ve zilzen gibi adlar verilmiştir. Ziller, bakır ve kalay karışımından yapılır. Zillerin kenarları tam birer daire şeklindedir. Diş tarafları kenarlarından ortaya doğru kabarıklaşır, iç tarafı yayvan bir kaba benzer. Kalınlığı birkaç milimetre kadardır. Zilin ortası deliktir, bir delikten zilleri elle tutmağa yarayacak bağlar geçirilir ve zilin iç tarafında dügümlenir. Basliklara geri don Saksafon Saksafon çoğunlukla pirinçten yapılan, koni ve "S" biçiminde olan, ağızındaki kamışla ses çıkaran üflemeli bir çalgıdır.Saksafon genellikle pop ve caz müziği ile ilişkilendirilse de, önceleri klasik batı müziği ve ordu müziği çalgısı olarak tasarlanmıştı. Saksafon, 1840'ların başında Paris'de yaşayan Belçika'lı müzik aygıtları yapımcısı ve klarnetçi Antoine-Joseph 'Adolphe' Sax tarafından tasarlandı. ''Saksafon'' adı da "sax'ın sesi" anlamını taşır. Sax'ın 1846'da patentini aldığı konusunda değişik görüşler öne sürülse de, en olası olanı, ophicleide çalgısına klarnet ağızlığı eklenmesiyle ortaya çıktığıdır. Gerçekten de sax, babasının klarnet ve ophicleide üretilen fabrikasında yıllarca çalışmıştır. Sax'ın 1846'da aldığı patentten sonraki yirmi yıl boyunca,saksafon yalnızca Sax'ın fabrikasınca üretildi. 1966'de, patent süresinin bitiminden sonra saksafonda öteki üreticilerce bir çok değişiklik yapıldı. Saksafon klarnetinkine benzer. Klarnetteki gibi,içi yuvarlak ya da dört köşe oyulmuş, tek kamışlı ağızlık kullanır. Tuş sistemi ise aynı olmasa da flütle benzerlik gösterir. Saksafon, metalden yapılan bir enstruman olmasına rağmen, yapısı ve kökeni gereği, bakır üflemeli değil, tahta üflemeli çalgılar arasında sayılır. Saksafonlar çoğunlukla pirinçten yapılıp, üzerlerine saydam vernik, altın ya da gümüş ile kaplama yapılır. Vernik ya da öteki kaplamalar pirincin paslanmasını önlediği gibi, ses niteliğinin artmasını ve çalgının görüntüsünün ilgi çekici olmasını sağlarlar. Değişik dönemlerde, saksafon yapımında plastik ve tahta gibi değişik gereçler de denenmiştir. 1930 öncesinde saksafonların verniklenmeden ya da kaplama yapılmadan satışa sunulmaları yaygındı. 1960'lara dek ise, bazi saksafonlar ucuz olmaları bakımından gümüşle değil, nikelle kaplanırdı. sezgin sunay,nesrin katlav,ayşe özbelli,arzu özkul,ebru ışıl,aykut ilter,güngören,bahçelievler,mektebim okulu,değişim,ilk defa bandoda çalıyorlar,majör hareketler,majör komutu,bando takımı,bahçelievler mektebim okulu,bandosu,bando boru trampet takımı,okul bandosu,ekip ruhu,mektebim bandosu,provalar,mektebim okulları,aykut öğretmen,bando festivali,bando çalışmaları,majör sopası,bando kıyafeti,bando kostümü,kostüm,her köşede prova,çalışma etüt
Bahçelievler Mektebim Koleji Geleneksel Satranç Turnuvası Arzu Özkul 03:30
Bahçelievler Mektebim Koleji Geleneksel Satranç Turnuvası Arzu Özkul 66 izlenme - 2 yıl önce Bahçelievler Mektebim Koleji olarak 30-31 Mayıs 2015 ‘de düzenlenen 1. Satranç Turnuvasına yoğun ilgi vardı. Çevre okullardan katılım sağlayan toplam 200 sporcuyu hafta sonu kampüsümüzde ağırladık. Hafta sonlarını kampüs içinde basket, masa tenisi ve futbol oynayarak değerlendiren veli ve öğrenciler hem yarıştı hem eğlendiler. Bahçelievler Mektebim Kolejinin düzenlediği bu turnuvada ödül alan çocuklarımız ise; Yeniler Grubunda: Kızlardan; 1. Zelal Asu 2. Berra Uçar 3. Ece Sortullu Erkeklerden; 1. Ahmet Asaf Efe 2. Kaan Ataç Cankaya 3. Ahmet Melih Aktaş Minikler Grubunda; Kızlarda; 1. ÜSTER DEFNE 2. TARAKÇI ZEYNEP ŞEVVAL 3. ARSLAN SENA Erkeklerde; 1. ZÜKALI OĞUL POYRAZ 2. ŞAHİN AHMET EMİN 3. ŞAHİN ALP Küçükler Grubundan: Kızlarda; 1. Simge Kökyar 2. 2.Bengü Dağdeviren 3. Gülfem Şen Erkeklerden; 1. Mehmet Eren Erol 2. HÜSEYİN Mert 3. Alp Kahveci Ayrıca dereceye giren bu öğrencilere okulumuza kayıt noktasında farklı oranlarda indirim çeki hediye edildi. Ve yine katılım sağlayan tüm sporcular madalya ile ödüllendirildi. Her yıl geleneksel hale gelmesini arzuladığımız bu spora gönül veren tüm veli ve öğrencilere katılımlarından dolayı teşekkür ediyoruz. Bahçelievler Mektebim Koleji Geleneksel Satranç Turnuvası Arzu Özkul satranç turnuvası,bahçelievler mektebim koleji,arzu özkul,şah mat,geleneksel satranç turnuvası,satranç müsabakası Satranç, iki oyuncu arasında satranç tahtası ve taşları ile oynanan bir masa oyunu. Dünya çapında turnuvaları düzenlenir ve bir spor kabul edilir.[1] Bu oyun satranç tahtası denilen 8×8'lik kare bir alan üzerinde satranç taşlarıyla oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur. Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir. Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur. Bunlar bir şah, bir vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur. Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir. Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir] M.Ö. 2000'li yıllarda satrancın oynandığına dair bulgular Mısır'da piramitlerdeki kabartmalarda vardır[2] .Satranç, MS 6. yüzyılda Hindistan'da ortaya çıktı.[3] MS 10. yüzyıla gelindiğinde tüm Asya'ya, Ortadoğu ve Avrupa'ya yayılmıştı.[3] En geç 15. yüzyıldan itibaren Avrupa'da soylular arasında çok popüler bir oyun haline geldiğinden "kraliyet oyunu" olarak anılmaya başlandı. Kurallar ve dizilişler zaman içerisinde çeşitli değişiklikler gösterdi ve 19. yüzyılda bugünkü standart halini aldı. 20. yüzyıl Avrupa'sında toplumun entelektüel üst tabakaları arasında yayıldı ve dünyanın en popüler oyunlarından biri haline geldi.[3] Oyunun icadı konusunda birkaç efsane mevcuttur. Bunlardan biri buğday tanesi efsanesidir. 6. yüzyıldan beri satranç Îran'da bilinmektedir. Buradan 7. yüzyılda İslam'ın yayılışıyla birlikte Orta Doğu'da ve Kuzey Afrika'da yayılır. Endülüs Emevîleri, İtalya, Bizans İmparatorluğu ve Rusya yoluyla oyun, 9. ila 11. yüzyıllar arasında Avrupa'nın diğer yerlerine yayılır. Burada bir yandan şövalyelerin yedi yiğit erdeminden sayılırken diğer yandan kilise tarafından uygun bulunmuyordu. 15. yüzyılda oyun kuralları belirleyici şekilde değişir. Bu yüzyıldan sonra bugün oynanana benzeyen modern satrançtan bahsedilebilmektedir. İspanya (16. yüzyıl), İtalya (16./17. yüzyıl), Fransa (18./19. yüzyıl), İngiltere (19. yüzyıl) ve Rusya (20. yüzyıl), sırayla satrançta Avrupa'nın önder ülkelerinden oldular.