Hoşgeldiniz!

attila ilhan şiirleri

Felaketim Olurdu Aglardım (Ucuncu Sahsin Siiri) 02:10
Felaketim Olurdu Aglardım (Ucuncu Sahsin Siiri) 21.015 izlenme - 9 yıl önce Attila İlhan'ın muthis siiri felaketim olurdu aglardım Üçüncü Şahsın Şiiri olarak da bilinen bu siiri dinlemeniz icin size sunuyorum. gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgâr aklımı alırdı sessizce bir cıgara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felâketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felâketim olurdu ağlardım
aysel git başımdan - attila ilhan ceyhun yılmaz 05:13
aysel git başımdan - attila ilhan ceyhun yılmaz 6.466 izlenme - 5 yıl önce aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum. hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum. benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın hiçbir dakikamı yaşayamazsın. aysel git başımdan ben sana göre değilim. benim için kirletme aydınlığını hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim ıslığımı denesen hemen düşürürsün gözlerim hızlandırır tenhalığını yanlış şehirlere götürür trenlerim. ya ölmek
Atilla İlhan - Ben Sana Mecburum 03:28
Atilla İlhan - Ben Sana Mecburum 3.504 izlenme - 5 yıl önce Attila İlhan'ın kendi sesinden Ben Sana Mecburum şiiri. Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.
Atilla İlhan Kimi Sevsem Sensin 02:11
Atilla İlhan Kimi Sevsem Sensin 4.261 izlenme - 6 yıl önce Attila İlhan'ın Kimi Sevsem Sensin şiiri. Şiir sözleri: kimi sevsem sensin / hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarım bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin / hayret senden nedense vazgeçilemiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum
atilla ilhan _ben sana mecburum 03:20
atilla ilhan _ben sana mecburum 4.604 izlenme - 7 yıl önce Attila İlhan'ın kendi sesinden Ben Sana Mecburum şiiri. Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.
Atilla İlhan Ben Sana Mecburum 03:26
Atilla İlhan Ben Sana Mecburum 3.610 izlenme - 7 yıl önce Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.
Attila İlhan - Kimi Sevsem Sensin 02:11
Attila İlhan - Kimi Sevsem Sensin 1.218 izlenme - 3 yıl önce Şiir: Atilla İlhan Yorum: Bülent Yakut kimi sevsem sensin / hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarım bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin / hayret senden nedense vazgeçilemiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum
Yalnızlığı Denemek Atilla İlhan 01:43
Yalnızlığı Denemek Atilla İlhan 2.099 izlenme - 6 yıl önce en güzel Attila İlhan şiirlerinden birini bir de benim sesimden dinleyin. Şiir sözleri: gecenin ortasında ne işin var yıldızlara dokunma yanarsın bak birazdan ay da batacak karanlık bulaşmasın ellerine tersine döner yolunu bulamazsın içi dışı uzay tozu yansımalar sahi mi yalan mı anlayamazsın bir rüya gemisi iskele sancak dokunup geçiyor hayallerine ağlayasın gelir ağlayamazsın sevmek insanın yüreği kadar küçükse büyüğünü taşıyamazsın yalnızlığı da dene oldu olacak nasıl yankılanır derinden derine iyi midir kötü mü çıkaramazsın insan insanı kendisi tamamlar içinde başka dışında başkasın eksikliğin fazlana elbet bulaşacak öbürü sığacak bunun derisine yoksa sabaha sağ çıkamazsın
atilla ilhan - deli asaf şiir 09:22
atilla ilhan - deli asaf şiir 2.178 izlenme - 7 yıl önce Attila İlhan'a ait çok bilinmeyen ama en güzel şiirlerinden biri. dumanlı dağın çobanı garip yıldız yağmurlar yağmasına yağıyor rüzgârlar esmesine esiyor ben ölmüşüm sen ölmüşsün kime ne kimsecikler derdimizi bilmiyor kemah pazarında sıra sıra testiler jandarmalar anacığım evimizi bastılar al kanlarım bulaştı kelepçenin demirine üstelik on sekiz ay ceza kestiler ya ben neyleyim neyleyim dumanlı dağın çobanı garip yıldız şimdi ben burda yalnızım sen orda yalnız kuş değilim lodos poyraz uçamam demirlerin gölgesi yüreğimi karartır ecel şerbetini yirmisinde içemem ben ölmeylen kahpe dünya yıkılır feranenin kapısında demir parmaklık hey gidi bulutlar! hey kemah yolları! ayağımda zincir kolumda zincir bu meret mapusluk bu ince hastalık bilir miyim nedendir nedendir nedendir dumanlı dağın çobanı garip yıldız ciğerim parçalanır dağlarda akşam oldu mu garibim zincirlerim boynuma ağır gelir anacığım ağlamaya durdu mu kör talih bu kimi gider kimi kalır ben ölmeylen kahpe dünya yıkılır
Aysel Git Başımdan Atilla İlhan 03:24
Aysel Git Başımdan Atilla İlhan 2.597 izlenme - 7 yıl önce Aysel git başımdan ben sana göre değilim Ölümüm birden olacak seziyorum. Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Aysel git başımdan istemiyorum. Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün Dağıtır gecelerim sarışınlığını Uykularımı uyusan nasıl korkarsın, hiçbir dakikamı yaşayamazsın. Aysel git başımdan ben sana göre değilim. Benim için kirletme aydınlığını, hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Islığımı denesen hemen düşürürsün, gözlerim hızlandırır tenhalığını Yanlış şehirlere götürür trenlerim. Ya ölmek ustalığını kazanırsın, ya korku biriktirmek yetisini. Acılarım iyice bol gelir sana, sevincim bir türlü tutmaz sevincini. Aysel git başımdan ben sana göre değilim. Ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. Sevindiğim anda sen üzülürsün. Sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş, uzak yalnızlık limanlarına. Aykırı bir yolcuyum dünya geniş, Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki. Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş. Sakın başka bir şey getirme aklına. Aysel git başımdan ben sana göre değilim, ölümüm birden olacak seziyorum, hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. Aysel git başımdan seni seviyorum...
Attila İlhan - Bela Çiçeği 01:33
Attila İlhan - Bela Çiçeği 1.715 izlenme - 5 yıl önce alsancak garı'na devrildiler gece garın saati belâ çiçeği hiçbir şeyin farkında değildiler kalleş bir titreme aldı erkeği elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler çantasını karısı taşıyordu hiç kimse tanımıyordu kimdiler gece garın saati belâ çiçeği üçüncü mevki bir vagona bindiler anlaşıldı erkeğin gideceği bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler bir türlü karısına bakamıyordu ayaküstü birer bafra içtiler gece garın saati belâ çiçeği şimdiden bir yalnızlık içindeydiler karanlık gelmişi geleceği birdenbire sapsarı kesildiler vagonlar usul usul kımıldıyordu
Pia - Attila İlhan 01:30
Pia - Attila İlhan 1.709 izlenme - 6 yıl önce ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia'yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldızlar basar bir hançer gibi çıkıp giderdim
Atilla İlhan - Duvar 01:59
Atilla İlhan - Duvar 929 izlenme - 5 yıl önce Attila İlhan'ın kendi sesinden Döşeme adlı şiiri. İşte evvel baharın üç ayları yetişti Şimdi göçmen kuşların tebdil mekân çağıdır Bir yol sökün eyledi mi dizi dizi turnalar Hasanbeyi yaylaları can bulup yeşerdi mi Kınalanır elvan elvan yeryüzü Örencik'in yamacında meclis kurulur Sıra sıra cezveler köze sürülür Talim eder geldim ola türküsünü sarı ökkeş Geldim ola şu bahçenin yazları Kulağımdan gitmez oldu sözleri Alev alev yanaklı kaman kızları Deli gönül hayran oldu cemâlinize- Batıya yıkılırken gün yalap yalap Ayrı dağlar sıradan dumanlıdır Garbi yeli pek reyhanlıdır Fermanı kâr eylemez erkânın Türküler yakılır dağlar taşlar aşkına Tekmil ormanlar tutuşmuş gibi al olur Korkunç korkunç bakar yüceleri Gâvurdağları'na bir hal olur Sıcak temmuz geceleri Nasibini almış da bereketinden Bahçe kazasından azimet eylemiş Garib âşık nâdim hareketinden Hayaller her seher vakti O afaka ser çekmiş dağları Çok ağlamış çok gülmüş çok dert çekmiş dağları
Attila İlhan - Kaptan 09:20
Attila İlhan - Kaptan 630 izlenme - 4 yıl önce Atilla İlhan'dan çok sevilen Kaptan şiiri. 1 eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum geceyarısını yaşamaktan yorgunum ayazın avucunda unutmuştun ellerini önünden geçtiğim halde beni tanımadın ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım şiirlerim külrengi kumrular gibi uçuyorlar bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok hele paris’in gökleri aklımı başımdan alıyor bana seni senden evvelki poitiers’li kızı hatırlatıyor ayazın avucunda unutmuştun ellerini karanlığın arkasında kıvılcım gözlü orospular gölgelerine yaslanmış evliya gibi bekliyorlar ışıklar kırmızı yandığı zaman duracaksın ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım soğuk gözlerinde buğulanmıştı ölsen tanıyamazdın hâttâ ricardo bile hani vatansız ricardo burnumun dibinden geçti geçen gün beni tanıyamadı oysa au vieux châtelet’de akşam sabah beraberdik üçümüz viyana kahvesi ve sıcak rom içerdik üstelik o krapfen severdi güzel olurmuş rivayet neden ve nasıl sevdiğini anlayamadım gitti yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak isterim montmartre metrosu civarında seni gözden kaybettim o zenci yine arkanda mıydı hiç dikkat etmedim ağzında yoksul bir ıslık ıslak bir cıgara gibi sidney bichet’nin caz havalarını çiğneyip tüküren o saklasın varsın seni sevdiğini biliyorum ben yüzünün renginden geliyor bütün üzüntüsü bir gazete aldım ama evde okuyacağım kahvelerden birine girip bir grog ısmarlasam seni öldürmek için çareler tasarlasam sükût bembeyaz buz tutsa bıyıklarımda mağrur bir totem gibi sussam konuşmasam ve türküm kaybolsa sessizliğin hırçın türküsü ve ben unutulsam yazdığım şiirler senin için yazdıklarım herkes için yazdıklarım eski padişahlar gibi unutulsa birer birer ve ben seni unutsam hiç hatırlamasam hiç mi hiç ihanetini hatırlamasam şehvetini hatırlamasam ellerim oldum olasıya seni unutsalar yarı gecenin içinden bir zenci süt beyaz bakıyor rue lafayette’de dünden bugüne geçiyorum eflâtun gözlerini bir grog kadehinde unuttum 2 bu geminin yelkenlerine herifin biri paris yazmış luxembourg garı’nın dirseğindeki çiçekçiyi bileceksin yeşil muşamba ceketli sarışın küskün kızcağız en dokunulmaz kızı en temiz fikrimce paris’in pablo’ya sorarsanız bir taksi şöförüyle yatıyor pablo!.. ah pablo!.. onunla bir tanışsanız önüne gelene salamanca’da bir şeyler anlatıyor babasını orada bir duvar dibinde bırakmış halbuki konuştuğu zaman fransız sanırsınız saint - michel’de bir talebe kahvesindeyim yalnız gündüz olduğu halde bütün ışıkları yakmışlar bir cumartesi günü saat dört buçuğa beş var ellerim kırılsa ben senin için bu şiirleri yazmasam dinamit taşırmış gibi gözlerini taşımasam avenue wagram’da bir akşam yeter bana ağustos’ta yapraklara serilmiş yirmi beş franklık yıldızlar bir mısra yeter geceleyin bir teren gibi pırıl pırıl sen kendine yetmiyorsun hiç kimse sana yetmiyor birini bitirmeden aklın öteki yolculukta dün gece châtelet’de metro’nun yanıbaşında durdum yağmur bilmediğim başka bir gökten yağıyordu yağmur saint-jacques kulesine doğru yağıyordu yanımda olduğun zaman her zamankinden yalnızım şimdi bir nefeste cafe de I’ecluse’ü hatırladım seine kıyısındaki küçük nehir kahvesini kapısında bir gemici feneri asılmış duruyor seine gemicileri her akşam burada toplanırlar onlar için bir takım maceralar düşünürüm seine sanki petrolmüş gibi iştahlı ve obur akıyor dupont’daki kızlar yalnız cıgara içerek yaşıyorlar utrillo’nun bir sokağından seni çektim çıkardım elin yüzün kirlenmiş üstün başın toz içinde sana mardi gras için bir Japon maskesi aldım sen bana kaptan diyorsun herkes bana kaptan diyor sahici bir kaptanmışım gibi tükürüyorum 3 yalın kılıç bir kasım sabahını paris’te yaşadım sokaklarda sonbahar şiirleri salkım salkım faubourg saint – denis’de işte yine pazar kurulmuş beş franga çorba çorba içtiğimiz julien’in kapısı önünde kırmızı ve siyah ve sarı saçlı bir kadın durmuş muzaffer patatesler satıyor üç renkli neşesi içinde camların arkasında ekmekçi kızlar mavi beyaz raflarda uzun uzun herifler gibi tâze ekmekler üstünde bir yağmur yağdırmak hevesi uyanır içinde ben bu mısraları yazarım tout-va-bien kahvesinde concorde’da bütün fiskiyeler birden ayaklanacak eğri bir demir gibi ensende hissedeceksin ebem kuşağını paris’in göklerinden uzanıp bir yıldız kopardım kırmızı bir karanfilmiş gibi yıldızı saçlarına taktım on beş dakika sonra bordeaux’ya bir tren kalkacak garın merdivenlerinde benim için ağlayacaksın ellerim yağmura açılmış sakallarım ıslak ben ki cehennemde bir Allah gibi yalnızım st. vincent de paul kilisesi benim otelin arkasına düşer saat kulesi her gece uyur uykumdan uyandırıyor her seferinde seni tekrar bordeaux’ya yolcu ediyorum saadetin ıstırap çekmek olduğunu ben keşfettim çarmıhta bir isa gibi ben ıstırap çektim bir sulfat acılığı sinerse parmaklarına şiirlerimden gözyaşları sinerse eğer küstahça kafiyeli anla ki ölümle hayat arasında zaman gibi mesudum kendimi öldürecek haldeyim seni öldürecek saadetimden dona-maria! bir kahvede isyan halinde bulduğum çekik gözleriyle ermenice küfürler yazıp çizen çocuk sen! bordeaux’ya yorgun bir flâmingo gibi yolladığım geceleri benim için dua etmelisiniz renault’daki grevciler toptan sokağa atıldılar paris’in duvarlarını boydan boya afişler kapladı seni hatırladıkça bir kadeh armagnac içerim armagnac demek yirmi beş damla gözyaşı demekmiş demek her akşam yirmi beş damla gözyaşı içerim senin dağlardan ve sarhoşlardan korktuğunu bilirim ben sarhoş olduğum zaman korkmuyorsun hiç korkmuyorsun gözlüklerim kırılmasın diye sakladığını bilirim kalbim bakır bir mangır gibi boynuma asılmış ondan kurtulmak için sürgünlere gitmeye razıyım nehir gemilerinde muçoluk etmeye ölmeye seni terk etmeye razıyım parasız pulsuz çekip gitmeye kur’andaki bütün belâlara tevrattaki bütün belâlara ibranice öğrenmeye razıyım hapis yatmaya kalbim yüzünden mademki ellerimi parçaladım mademki en büyük düşmanım kalbim benim kendimin onu inkâr ediyorum kalbimi inkâr ediyorum geceleri benim için dua etmelisiniz üçüncü paralelde eski bir dünya gibi batacağım malgaş halkı birkaç yüzyıl hikâyemi anlatacak 4 cenovaya indiğim sabah seni katiyen göremezdim aklım başımda değildi küfür gibi huzursuzdum herkes beni unutmuştu ben kimseyi unutmamıştım zehra’yı unutmamıştım allahsız gözlerini unutmamıştım sol böğrüme sanki çıplak bir hançer saplamışlardı şimdi benim gözlerim paris’te marivaux sinemasında bir çift kara maça gibi yorgun ve uykusuz ellerim derseniz marsilya’da garsonla hesaplaşıyor martini-cin seksen frank on frank da servis kalbim derseniz onun nerede olduğunu bilmiyorum hiç kimse kalbimin nerede olduğunu bilmiyor nihayet seni terk edip gitti diyebilirsiniz benim acılarım ilâhlar gibi şiirlerimi doğuruyorlar onları karanlıkta bembeyaz gözleriyle görüyorum karanlıkta seni görüyorum dudaklarına ellerimi sürüyorum seni kollarımın arasında tutuyorum ağzından öpüyorum ikimiz birdenbire austerlitz garı’na gidiyoruz bir trene binmek rastgele defolup gitmek istiyorum trenin barında alnımı yağmurlu camlara dayamak küstah bir duble birayla karşılıklı oturup ağlamak kalemimde mürekkep kalmıyor insanlar beni görmüyorlar insanlar kendilerini kaybetmişler onlara acıyorum ümitsiz bir akrep gibi ben aynı zamanda mağrurum samaritain’in ışıkları ocağıma düşmüş yalvarıyor bir roman için fevkalâde oldukları düşünülebilir sen bir paket gauloise aldın bir paket mavi gauloise bense on frangımı amerikan bilârdosuna kaptırdım seine kıyısında mırç büyük bir hayal kuruyordu seine kıyısında üçümüz sarhoş bir hayal kuruyorduk mavi bir ışık vardı ben işte onu kaybettim ben gölgemi kaybettim max jacob’un şiirlerini sen avucunda bir lokma rüzgâr tutuyordun bu rüzgâr için şairliğimi hınzırlığımı kaybettim aklımdan sen geçiyorsun bir bulut gibi geçiyorsun dün gece ezberimden çehreni defterime çizdim sen belki hakikaten bir bulut gibi yolcusun marsilya’da bir akşam soğuktan tir tir titredim p. cheyney’in bir kitabını bir kahvede soluksuz bitirdim vapur ertesi gün saat beş’te kalkacaktı ölümüm herkesinkinden başka türlü olacak bunu alahım gibi aşikâr biliyorum kim ne derse desin biliyorum içime gün gibi doğuyor on bir gün aç ve susuz gözlerinin içine bakacağım on ikinci gün jiletle damarlarımı keseceğim 5 hep aynı manzarayı kullanmaktan bıktım usandım bir yumruk vurdum dünden kalma bir şarkıyı dağıttım van gogh bana bakıyordu deli gözleriyle bakıyordu ellerim titriyordu bir dakar yolculuğu kuruyordum güya bir şilebin kıç güvertesinde durmuştum nabızlarım bir deniz fenerinin gözlerinde atıyordu asor adalarında on sekiz mısramı unutmuştum onlar beni terk etmişlerdi yalnız kalmıştım mahvolmuştum sen beni terketmiştin bunu yalnız serdümen biliyordu geceleyin ışıkları söndürüp senden bahsediyorduk seine kitapçılarında villon’un şiirlerini buldum nehir yürek gibi kabarmıştı rüzgâr esiyordu bir hafta her gece villon’dan bir şeyler okudum sen benim şiirlerimi okudukça ağlayacaksın seni iç görmeseydim seni keşke hiç görmeseydim şu benim iki gözüm aksalardı kıpkızıl kör olsaydım sacre-coeur’de armonik çalsaydım dilenseydim seni hiç görmeseydim ismini hiç duymasaydım belki kendime göre rezilce saadetlerim olurdu kaldırımlara renkli tebeşirlerle katedral resimleri çizerdim kaldırımlara senin resmini çizerdim herkes seni çiğnerdi bistroya yıkılır çırılçıplak bir quantro içerdim lucie-anne yine gelir yine bana senden bahsederdi lucie-anne neden gelir neden bana senden bahsederdi benim bu çektiklerimi bir çocuk var ki anlıyor kendimi yerden yere vuruşurumu içimdeki zehiri bir çocuk var ki anlıyor benim gibi kahroluyor odasında şiirlerim fukara mumlar gibi yanıyorlar sen o çocuk değilsin sen artık çocuk değilsin dudakların eskisi gibi beyaz değiller biliyorsun sen gözlerini kaybettin gözlerini bunu biliyorsun ben ki yaşadıklarımı büyük dinler gibi yaşıyorum sen artık bir din değilsin bunu biliyorsun eiffel’in dibinde durduk ben bir cıgara yaktım saint - dominique sokağında şehir ışıklarını yaktı içim büyük karanlıktı ellerimi göğe uzattım soluk bir sisin arkasından yüzün gözüküyordu gece inmişti takım takım yıldızlar gözüküyordu şimdi sen başka bir şehirdeydin saçlarını kesmiştin dudaklarını boyamıştın bu seni tamamen değiştirmişti rüyana erkekler giriyordu hem çıplak giriyordu aklına ben geldiğim zaman utanıyordun onların arasında değildim çünkü ben yoktum ben paris’te kalmıştım adresim ezberindeydi her cumartesi istesen bir kart gönderebilirdin ne var ki bunu hiçbir zaman yapmayacaksın kendimden kurtulmak için gölgemi koridorda astım pazar günü sözleşmiştik beni mutlaka bekleyecekti şimdi kalkıp gitsem mırç’ı bulacağım malûm sonra vini-prix’den üç litre şarab alacağımız şarabın yanına bir şişe rom-negrita alacağımız sarhoş olacağımız malûm şarkı söyleyeceğimiz sonra mırç zehra’dan bahsedecek ben susacağım camlardan bakınca paris’in damlarını göreceğiz bana ancak sabahları telefon edebilirsiniz...
Musa Çelik -Kayıp Çığlık 02:26
Musa Çelik -Kayıp Çığlık 1.305 izlenme - 6 yıl önce ...seni düşünmek;dakikaların mısralarakederin mutluluğakaderin umuda dönüşmesidirseni düşünürüm;gözlerinden sızan yüreğimde son bulan;mandela kadar cesurnazım kadar romantikspartaküs kadar onurlubir titreme düşer her zerremeve depremler olur yüreğimdeseni bağırmak isterimseni bağıra bağıra anlatmak isterimama sonra susarım;ya beni anlayan biri çıkardao da seni fark ederse diye
Bence Malumdur 02:22
Bence Malumdur 364 izlenme - 3 yıl önce Şiir: Attila İlhan Seslendiren: Serdar Öztürk dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür sen elini bulutların içinde gezdirirsin bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler içini kurtlar kemirir bence malumdur buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün senin ateşler içinde olduğun bence malumdur ellerin muhakkak çocuk elleridir hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün onlar neden daima okul türküleridir süleymancıktan bahseder kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden süleymancıktan ve karınca yuvalarından bahseder ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün sen ansızın gökyüzünde görünürsün gözlerinin rengi bence malumdur elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler sokakların üstüne bulutlar gelirler bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir bir yıldız bir yıldızın ardınca gider yıldızların kaybolduklari yer bence malumdur karanlıkta bir şeyler kopar dağılır uzaktan yabancı sesler duyulur sen elini bulutların içinde gezdirirsin elin hayallerimi dağıtır bilirsin sen elini bulutların içinde gezdirirsin
Attila İlhan - Böyle Bir Sevmek 02:19
Attila İlhan - Böyle Bir Sevmek 812 izlenme - 5 yıl önce Atilla İlhan'ın kendi sesinden Böyle Bir Sevmek şiiri. ne kadınlar sevdim zaten yoktular yağmur giyerlerdi sonbaharla bir azıcık okşasam sanki çocuktular bıraksam korkudan gözleri sislenir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir hayır sanmayın ki beni unuttular hâlâ arasıra mektupları gelir gerçek değildiler birer umuttular eski bir şarkı belki bir şiir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir yalnızlıklarımda elimden tuttular uzak fısıltıları içimi ürpertir sanki gökyüzünde bir buluttular nereye kayboldular şimdi kimbilir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir
Atilla İlhan - Rtinnan Rinna Nay 02:35
Atilla İlhan - Rtinnan Rinna Nay 806 izlenme - 5 yıl önce Attila İlhan'ın kendi sesinden Rinna-rinnan-nay adlı şiiri. melengecin dalında çifte sığırcık diley çifte sığırcık ciğerime ateş değdi oley diley oley gencecik zehir pamuk ırgatlığı gavur gündelikçilik rinna-rinnan-nay yüreğim bölündü lay damarlarım delindi kan gider kan gider melengecin dalında çifte saksağan diley çifte saksağan boynumda dönüp batır oley diley sol kahbe devran ağlarım bir yandan kan kusarım bir yandan rinna-rinnan-nay ellerim kırıldı lay gözüm seli duruldu kum gider kum gider melengecin dalında çifte güvercin diley çifte güvercin eğnimde göynek yok oley diley ayağım yalın ölürsem kahrımdan öldüğüm bilin rinna-rinnan-nay yollarım kapandı lay bulutlar parçalandı gün gider gün gider melengecin dalında çifte ispinoz diley çifte ispinoz azıktan yetimim oley diley katıktan öksüz dirliksiz düzensiz hanidir hürriyetsiz rinna-rinnan-nay künyemiz yazıldı lay kervanımız dizildi can gider can gider
Atilla İlhan O Sözler Ki 02:31
Atilla İlhan O Sözler Ki 1.054 izlenme - 7 yıl önce bu şiir mustafa devrim tarafından seslendirilmiştir. O sözler ki acıdır Mapusane avlularında Demirli kırbaçlar gibi şaklar O sözler ki sırasında Çiçek açmış bir nar ağacıdır Dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı Sırasında gizemli bıçaklar O sözler ki İmgelem sonsuzluğunun Ateşten gülüdürler Kelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürler O sözler ki kalbimizin üstünde Dolu bir tabanca gibi Olup ölesiye taşırız O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan Uğrunda asılırız
Atilla İlhan Mustafa Kemal 04:19
Atilla İlhan Mustafa Kemal 952 izlenme - 7 yıl önce dağ başını efkâr almış gümüş dere durmaz ağlar gözyaşından kana kesmiş gözlerim ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar ağlar ağlar cihan ağlar mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür altmış üç ilimiz altmış üç yetim yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer her geçen seni bizden parça parça götürür mustafa'm mustafa kemal'im diz dövdüm gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna sakarya'nın suları nâmın söyleşir hemşehrim sakarya öksüz sakarya ankara'dan uçan kuşlar kemal'im der günler günü çağrışır kahrolur bulutlara karışır gök bulut yaşmak bulut uca dağlar dev boyunlu morca dağlar divan durmuş bekleşir mustafa'm mustafa kemal'im nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin şol yüzünde güneş südü sıcaklık ellerinden öperim mustafa kemal senin dalın yaprağın biz senin fidanların biz bunları yapmadık sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal elsiz ayaksız bir yeşil yılan yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal hani bir vakitler kubilay'ı kestiler çün buyurdun kesenleri astılar sen uyudun asılanlar dirildi mustafa'm mustafa kemal'im karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru yattığı yer nur olsun mustafa kemal ben ölümden korkmam diyor korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu değirmen döndü dolandı yıllar oldu bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir o bize öğretmedi kazan kaldırmasını günahı vebali öğretenin boynuna erdirip oldurana ana avrat sövmesini yüreğim kırıldı kanım kurudu var git karadeniz var git başımdan mızıka çalındı düğün mü sandın bir yol koyup gideni gelir mi sandın mustafa'm mustafa kemal'im ankara'nın taşına bak tut ki baktım uzar gider efkârım çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım gözlerimin yaşına bak ankara kalesi'nde rasattepe'de bir akça şahan gezer dolanır yaşın yaşın mezarını aranır şu dünyanın işine bak mustafa'm mustafa kemal'im
Atilla İlhan - Ah Ulan Kızlar 04:31
Atilla İlhan - Ah Ulan Kızlar 649 izlenme - 5 yıl önce o yanlış evlenip çabuk ayrılan kızlar her gece uykusuzluk, her sabah zorluk mutluluk size uzak ne desem yalan kızlar. iş güç dağdağası büyütülecek çocuk yaşamaya vakit yok ah kızlar, aman kızlar ulan kızlar, ulan kızlar.* her yerde yadırganır çevresi ona soğuk yanlızlıktan her dakika kırılan kızlar bir çoğu umutsuz, birazı aksi, birazı uçuk her sözü her bakışı tartışılan kızlar. erkeklere sürek avı, kadınlara korkuluk ah kızlar aman kızlar, ulan kızlar, ulan kızlar.
Atilla İlhan - Kaptan 2 01:54
Atilla İlhan - Kaptan 2 630 izlenme - 5 yıl önce ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım soğuk gözlerinde buğulanmıştı ölsen tanıyamazdın hâttâ ricardo bile hani vatansız ricardo burnumun dibinden geçti geçen gün beni tanıyamadı oysa au vieux châtelet’de akşam sabah beraberdik üçümüz viyana kahvesi ve sıcak rom içerdik üstelik o krapfen severdi güzel olurmuş rivayet neden ve nasıl sevdiğini anlayamadım gitti yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak isterim montmartre metrosu civarında seni gözden kaybettim o zenci yine arkanda mıydı hiç dikkat etmedim ağzında yoksul bir ıslık ıslak bir cıgara gibi sidney bichet’nin caz havalarını çiğneyip tüküren o saklasın varsın seni sevdiğini biliyorum ben yüzünün renginden geliyor bütün üzüntüsü bir gazete aldım ama evde okuyacağım kahvelerden birine girip bir grog ısmarlasam seni öldürmek için çareler tasarlasam sükût bembeyaz buz tutsa bıyıklarımda mağrur bir totem gibi sussam konuşmasam ve türküm kaybolsa sessizliğin hırçın türküsü ve ben unutulsam yazdığım şiirler senin için yazdıklarım herkes için yazdıklarım eski padişahlar gibi unutulsa birer birer ve ben seni unutsam hiç hatırlamasam hiç mi hiç ihanetini hatırlamasam şehvetini hatırlamasam ellerim oldum olasıya seni unutsalar yarı gecenin içinden bir zenci süt beyaz bakıyor rue lafayette’de dünden bugüne geçiyorum eflâtun gözlerini bir grog kadehinde unuttum
atilla ilhan pia 01:21
atilla ilhan pia 541 izlenme - 6 yıl önce Seslendiren: Yıldırım Gençer ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia'yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese singapur yolunda demeseler bana bunu yapmasalar yorgunum üstelik parasızım pasaportsuzum ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia'nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia'nın ölsem eksiksiz ölürdüm
Beş Dakika Bekle Git - Attila İlhan 01:53
Beş Dakika Bekle Git - Attila İlhan 533 izlenme - 6 yıl önce Atilla İlhan'ın Beş Dakika Bekle Git şiirini İlker Göçoğlu yorumluyor. Sen istinyede bekle ben burdayım İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım Çünkü ben buradayım karanlıktayım Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor Şarabım bütün ekşi suyum soğuk Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç Karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu Ben senin olmadığını arıyorum Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa Hiçbiri benim değil Belki ölmek hakkımı kullanıyorum Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Atilla İlhan - Kaptan 1 00:57
Atilla İlhan - Kaptan 1 513 izlenme - 5 yıl önce eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum geceyarısını yaşamaktan yorgunum ayazın avucunda unutmuştun ellerini önünden geçtiğim halde beni tanımadın ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım şiirlerim külrengi kumrular gibi uçuyorlar bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok hele paris’in gökleri aklımı başımdan alıyor bana seni senden evvelki poitiers’li kızı hatırlatıyor ayazın avucunda unutmuştun ellerini karanlığın arkasında kıvılcım gözlü orospular gölgelerine yaslanmış evliya gibi bekliyorlar ışıklar kırmızı yandığı zaman duracaksın
Ne Kadınlar Sevdim - Attila İlhan 01:28
Ne Kadınlar Sevdim - Attila İlhan 650 izlenme - 6 yıl önce Okuyan: İlker Göçoğlu Kayıt: Serkan Türkmen Şiir: Atilla İlhan ne kadınlar sevdim zaten yoktular yağmur giyerlerdi sonbaharla bir azıcık okşasam sanki çocuktular bıraksam korkudan gözleri sislenir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir hayır sanmayın ki beni unuttular hâlâ arasıra mektupları gelir gerçek değildiler birer umuttular eski bir şarkı belki bir şiir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir yalnızlıklarımda elimden tuttular uzak fısıltıları içimi ürpertir sanki gökyüzünde bir buluttular nereye kayboldular şimdi kimbilir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir
Atilla İlhan Kimi Sevsem Sensin 02:11
Atilla İlhan Kimi Sevsem Sensin 544 izlenme - 5 yıl önce kimi sevsem sensin / hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarım bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin / hayret senden nedense vazgeçilemiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum