Hoşgeldiniz!

belgin doruk

Kanlı Nigar (1968) - Acemle Karşılaşma 02:46
Kanlı Nigar (1968) - Acemle Karşılaşma 574 izlenme - 8 ay önce 1968 tarihli Kanlı Nigar uyarlamasında Belgin Doruk Kanlı Nigarı, Münir Özkul ise Apti'yi oynamaktadır ve daha birçok tanıdık yüz bulunmaktadır. Bilgi için :http://www.sinematurk.com/film/1283-kanli-nigar/ İzlemek için :https://www.youtube.com/watch?v=f_6GIpBh25o
Bakımlı Ve Güneşli Bir Bahçede Açmamışız - Belgin Doruk Cüneyt Arkın (Satılık Kalp) 02:19
Bakımlı Ve Güneşli Bir Bahçede Açmamışız - Belgin Doruk Cüneyt Arkın (Satılık Kalp) 3.554 izlenme - 2 yıl önce Eğitimini karşılamak için gece kulübünde şarkıcılık yapan yakışıklı tıp öğrencisi Bülent (Cüneyt Arkın). Genç ve güzel fabrika memuresi Selma (Belgin Doruk). Bu film aynı pansiyonda kalan iki sevgilinin öyküsüdür. Yaşam zordur. Fabrikatör Turgut (Turgut Özatay) beğendiği Selma’yı sürekli taciz eder. Celal Bey (Nubar Terziyan) ise genç kızı sahiplenip korur. Turgut’un kızkardeşi Türkan (Gülsüm Kamu) gazinoda görüp tutulduğu Bülent’i şarkı söylemesi için doğum gününe çağırır. Ona aşık olduğunu, evlenirse paraya boğacağını söyler. Turgut engel olarak gördüğü Celal’i işten kovar. Bülent’i Türkan’la gören Selma onu terkeder. İşten de ayrılır. Bülent Türkan’ın ısrarı ile fabrikaya müdür olur. Celal ise Selma’yı kimsesiz, zengin ama yaşlı ve kör bir adam olan Rıfat’a (Mümtaz Ener) bakması için iş bulur. Bülent Türkan’ın baskısından bunalıp ayrılır ve gazinoya döner. Selma’yı çok seven Rıfat ölünce mirasını genç kıza bırakır. İflas eden Turgut’un fabrikasını Selma alır. Genç kız Bülent’le konuşmak için gittiği gazino çıkışı Turgut ve adamlarınca kaçırılır. Türkan Bülent’e, ağabeyinin Selma’yı, tüm mallarını zorla kağıt imzalatıp geri almak için kaçırdığını söyler. Turgut Selma’nın tüm varlığını hayır kurumlarına bağışladığını öğrenince genç kıza saldırır. Turgut ve adamlarına hapis yolu görünür. İki sevgiliyi ise birlikte uzun ve mutlu bir yaşam beklemektedir. Filmin Adı: Satılık Kalp Yönetmen: Türker İnanoğlu Oyuncular: Belgin Doruk, Cüneyt Arkın Yapım: Erler Film Yapımcı: Türker İnanoğlu Yapım Yılı: 1965
Yalan, Yalan Söylüyorsun! - Belgin Doruk Turgut Özatay Cüneyt Arkın (Satılık Kalp) 02:46
Yalan, Yalan Söylüyorsun! - Belgin Doruk Turgut Özatay Cüneyt Arkın (Satılık Kalp) 2.811 izlenme - 2 yıl önce Eğitimini karşılamak için gece kulübünde şarkıcılık yapan yakışıklı tıp öğrencisi Bülent (Cüneyt Arkın). Genç ve güzel fabrika memuresi Selma (Belgin Doruk). Bu film aynı pansiyonda kalan iki sevgilinin öyküsüdür. Yaşam zordur. Fabrikatör Turgut (Turgut Özatay) beğendiği Selma’yı sürekli taciz eder. Celal Bey (Nubar Terziyan) ise genç kızı sahiplenip korur. Turgut’un kızkardeşi Türkan (Gülsüm Kamu) gazinoda görüp tutulduğu Bülent’i şarkı söylemesi için doğum gününe çağırır. Ona aşık olduğunu, evlenirse paraya boğacağını söyler. Turgut engel olarak gördüğü Celal’i işten kovar. Bülent’i Türkan’la gören Selma onu terkeder. İşten de ayrılır. Bülent Türkan’ın ısrarı ile fabrikaya müdür olur. Celal ise Selma’yı kimsesiz, zengin ama yaşlı ve kör bir adam olan Rıfat’a (Mümtaz Ener) bakması için iş bulur. Bülent Türkan’ın baskısından bunalıp ayrılır ve gazinoya döner. Selma’yı çok seven Rıfat ölünce mirasını genç kıza bırakır. İflas eden Turgut’un fabrikasını Selma alır. Genç kız Bülent’le konuşmak için gittiği gazino çıkışı Turgut ve adamlarınca kaçırılır. Türkan Bülent’e, ağabeyinin Selma’yı, tüm mallarını zorla kağıt imzalatıp geri almak için kaçırdığını söyler. Turgut Selma’nın tüm varlığını hayır kurumlarına bağışladığını öğrenince genç kıza saldırır. Turgut ve adamlarına hapis yolu görünür. İki sevgiliyi ise birlikte uzun ve mutlu bir yaşam beklemektedir. Filmin Adı: Satılık Kalp Yönetmen: Türker İnanoğlu Oyuncular: Belgin Doruk, Cüneyt Arkın Yapım: Erler Film Yapımcı: Türker İnanoğlu Yapım Yılı: 1965
Hala... Hep seveceğim... - Belgin Doruk (Satılık Kalp) 01:34
Hala... Hep seveceğim... - Belgin Doruk (Satılık Kalp) 2.125 izlenme - 2 yıl önce Eğitimini karşılamak için gece kulübünde şarkıcılık yapan yakışıklı tıp öğrencisi Bülent (Cüneyt Arkın). Genç ve güzel fabrika memuresi Selma (Belgin Doruk). Bu film aynı pansiyonda kalan iki sevgilinin öyküsüdür. Yaşam zordur. Fabrikatör Turgut (Turgut Özatay) beğendiği Selma’yı sürekli taciz eder. Celal Bey (Nubar Terziyan) ise genç kızı sahiplenip korur. Turgut’un kızkardeşi Türkan (Gülsüm Kamu) gazinoda görüp tutulduğu Bülent’i şarkı söylemesi için doğum gününe çağırır. Ona aşık olduğunu, evlenirse paraya boğacağını söyler. Turgut engel olarak gördüğü Celal’i işten kovar. Bülent’i Türkan’la gören Selma onu terkeder. İşten de ayrılır. Bülent Türkan’ın ısrarı ile fabrikaya müdür olur. Celal ise Selma’yı kimsesiz, zengin ama yaşlı ve kör bir adam olan Rıfat’a (Mümtaz Ener) bakması için iş bulur. Bülent Türkan’ın baskısından bunalıp ayrılır ve gazinoya döner. Selma’yı çok seven Rıfat ölünce mirasını genç kıza bırakır. İflas eden Turgut’un fabrikasını Selma alır. Genç kız Bülent’le konuşmak için gittiği gazino çıkışı Turgut ve adamlarınca kaçırılır. Türkan Bülent’e, ağabeyinin Selma’yı, tüm mallarını zorla kağıt imzalatıp geri almak için kaçırdığını söyler. Turgut Selma’nın tüm varlığını hayır kurumlarına bağışladığını öğrenince genç kıza saldırır. Turgut ve adamlarına hapis yolu görünür. İki sevgiliyi ise birlikte uzun ve mutlu bir yaşam beklemektedir. Filmin Adı: Satılık Kalp Yönetmen: Türker İnanoğlu Oyuncular: Belgin Doruk, Cüneyt Arkın Yapım: Erler Film Yapımcı: Türker İnanoğlu Yapım Yılı: 1965
Küçük Hanımefendi 02:09
Küçük Hanımefendi 751 izlenme - 2 yıl önce Sadri alışık, belgin doruk ve ayhan ışık' ın oynadıkları küçük hanımefendi filminden bir sahne. maksat nostalji olsun
Duvarların Ötesi - Erol Taş & Belgin Doruk (1964 - 75 dk) 01:14:36
Duvarların Ötesi - Erol Taş & Belgin Doruk (1964 - 75 dk) 1.344 izlenme - 1 yıl önce Oyuncular: Tanju Gürsu, Belgin Doruk, Erol Taş, Özden Çelik, Hayati Hamzaoğlu, Danyal Topatan, Hasan Ceylan, Feridun Çölgeçen, Atıf Kaptan, Orhan Alkan, Ali Şen, Osman Türkoğlu, T. Fikret Uçak, Ersun Kazançel, Özdemir Akın, Reha Yurdakul, Alaattin Altıok, Ahmet Turgutlu, Toron Karacaoğlu, Sadettin Erbil, Mümtaz Ener, Kemal Ergüvenç, Mücap Ofluoğlu, Fuat İşhan, Sami Ayanoğlu, Jeyan Mahfi Tözüm, Rıza Tüzün, Muhip Arcıman, İbrahim Delideniz, Agah Hün
Zeki Müren - Uzat Dudaklarını (Kırık Plak - 1959) 03:31
Zeki Müren - Uzat Dudaklarını (Kırık Plak - 1959) 557 izlenme - 1 yıl önce 1959 yapımı zeki müren ve belgin doruk'un başrollerinde oynadığı "kırık plak" filminde söz ve müziği zeki müren'e ait "uzat dudaklarını" isimli parçayı dinliyoruz. Uzat dudaklarını (mucuk mucuk) öpeyim, öpeyim Koynunda sabahlayıp öleyim, öleyim Fısılda sevdiğini bileyim, bileyim Koynunda sabahlayıp öleyim, öleyim Uzat dudaklarını (mucuk mucuk) öpeyim, öpeyim. Siyah saçlarını yüzüme ser, karart geceyi Tekrar söyle bana o bilmeceyi Aşk, aşk, aşk unutma bu heceyi Koynunda sabahlayıp öleyim, öleyim Uzat dudaklarını (mucuk mucuk) öpeyim, öpeyim...
Ayhan Işık & Belgin Doruk Atışması (Şoförler Kralı - 1964) 02:51
Ayhan Işık & Belgin Doruk Atışması (Şoförler Kralı - 1964) 668 izlenme - 1 yıl önce Başrollerinde Ali Şen , Ayhan Işık , Suna Pekuysal , Belgin Doruk , Suzan Avcı gibi isimlerin oynadığı 1964 yapımı Şöförler Kralı filminden Ayhan Işık ve Belgin Doruk' un atışma sahnesi.
Kanlı Firar - Ayhan Işık (1960 - 80 dk) 01:20:00
Kanlı Firar - Ayhan Işık (1960 - 80 dk) 904 izlenme - 1 yıl önce Frank Chacksfield ve Orkastrası’nın ‘Ebb Tide’ albümündeki (1960) aynı adlı melodi (1953/54) (Robert Maxwell / Carl Sigman). Paltolarına sarılmış insanları (belki aralarında ‘İkbal Kahvesi’ne giden Orhan Kemal de vardır) atlı arabaları, tramvayları gören temiz bir çayevi. İki bardak çay. Türkan; “Ayrı bir evim, güzel elbiselerim, belki de ilerde bir çocuğum olacaktı. Artık çalışmayacaktım. Sarhoş babamın kahrını, yatalak annemin bitmez acılarını sırtımda taşımayacaktım. Çok, çok inanmıştım O’na.” Tahir; “Sonra?” Türkan; “İki ay önce randevuya gelmedi. Aradığımda Afyon’a gittiğini söylediler. Adresini de bilmiyorlardı. Nihayet hakikati anladım. Terk edilmiştim. Dün gelen mektupta her şeyi açıklıyordu. Gönderdiği para da güya sürdüğü karayı siliyordu. Fabrikadan eve döndüğümde mektubu aç mış olan babam kıyametleri kopardı. Beni evden kovdu. Gidecek yerim yoktu. Öylesine bıkmış, öylesine kahretmiştim ki hayata. Sabaha kadar sokaklarda dolaştım.” Tahir; “Şimdi yapılacak bir şey var. O da eve dönmen.” Türkan; “Babamı bilmezsin. Eve almaz beni.” Tahir; “Beraber gideriz. Madem tanımıyor O’nun yerine geçerim.” Türkan; “Peki ne dersin Onlara.” Tahir; “Mektubu yazdıktan sonra pişman olduğumu, sensiz yaşayamayacağım için evlenmeye karar verdiğimi…” Türkan; “Büyük bir fedakârlık bu. Senden istemeye hiç hakkım yok. Niye yapıyorsun bunu?” Tahir; “İnsan değil miyiz.” ‘You Only Live Once’ (1937), ‘Yaşamak Hakkımdır’ (1958) ve ‘Le Jour Se Léve (Daybreak-Gün Doğuyor)’un (1939) Yeşilçam uyarlaması. Metin Erksan’ın ‘bir hikâyesinden adapte’ olduğu da söylenir. 60’ın kışında İstanbul. ‘İnsanlar Yaşadıkça’da (1969) tekrar göreceğimiz Üsküdar Ceza ve Tevkif Evi. “Anadan babadan yardan hiç haber yok mu//Uçun kuşlar uçun İzmir’e doğru.” Yanık sesli Âşık kader mahkûmlarının ‘ciğerini dağlıyor’. Tahir Somyürek’in hapisteki son gecesi. Koğuş arkadaşları Hakkı Abi ve İstanbullu Avni ile tahliye oluyor yarın. Filmde tam belli değil, karısını (veya kız kardeşini) ‘kirleten’ Asım Nipton’u ‘temizleyince’ 8 yıl vermişler. Kâbuslar içinde geçen ‘8 yıl’. Kafasından atamadığı ‘kanlı rüya’ nedeniyle bir gece bile rahat uyuyamamış. Hakkı Abi “Seninle şurada üç buçuk senem beraber geçti. Hiç rahat uyuduğunu görmedim” diyordu. ‘Bütün kötü geçmişini unutmalıymış’ ama kolay mı bu. Hapishane Müdürü’nün yardımı ile Haliç Tersane’sinde kaynakçı olarak işe başlayacakmış. ‘Biraz para yapıp’ köyüne dönecekti. Sirkeci’deki döküntü bir otele yerleşir. Gecesi 6 lira. Aynalı gardırop, masa, 2-3 iskemle ve yatak. Odada başka bir şey yok ama buna da şükür. Sabah tersanede, akşam otelde ‘dünyadan habersiz yaşayıp gidiyor’. Aynı yerde kalan Tatlı Nermin, kahramanımızı beğenmiş. Bu durum genç kadına tutkun olan Okmeydanlı Çamur Şevket’i çileden çıkarır. Ahmet Tarık Tekçe ve Zeki Tüney ile bir kaç kez Tahir’le dalaşırlar. Dayak yiyince de iyice kinlenirler. ‘Öküzün boynuzuna girse bile bulacaklarmış’. ‘The Rite of Spring: II. The Sacrifice-Glorification of the Chosen One’ (1913) (Igor Stravinsky). Bir gece iş dönüşü olan olur. Çıkan kavgada Mehmet, yanlışlık Ahmet Tarık Tekçe’yi; Tahir de kendisini korumak isterken Mehmet’i öldürür. Sonrası artık hep kaçış. Ertesi sabah Ortaköy Camisini gören Ortaköy İskelesi. Her tarafta martı ve dalga sesleri. Ne yapacağını bilemez halde otururken ‘yüzüne bakılır’ bir genç kız dikkatini çeker. Kendini denize atacak gibi bir hali vardı. “Şimdiye kadar yaşıyordum. Fakat bu hiç de tatlı olmadı. Biliyorum, bundan sonra da olmayacak.” Hayatının manası kalmamış, yaşamaktan korkuyor, ölmek istiyormuş. Oysa ölüm ‘sandığı kadar kolay değil’. Pis, iğrenç bir şey. ‘Muhtacı himmet’ Tahir de kendi derdini unutmuş yardım etmek istiyor. “Düşmez kalkmaz bir Allah. Sana faydam olur mu? ‘Ölenle ölünmez, kalan sağlar bizim’ demişler. Mademki sağsın yaşamaya bak. Bir yerde otursak, açılsan bana.” Türkan Akyel ‘Lüks İdeal Bisküi’de paketleme işçisi. Evlenme hayali kurarken sevgilisi tarafından terk edilmiş. Her şey bir rüyaymış meğer. Üzüntüsünün nedeni bu. İçkici baba Salih Tozan, yatalak anne ve ilkokul öğrencisi erkek kardeş ‘kendi âlemlerine dalmışlar’. Tahir kendini ‘terk edip giden Cavit’ olarak tanıtır aileye. ‘Mektubu yazdıktan sonra pişman olmuş, Türkan’dan ayrılmasına imkân yokmuş’. Nüfus cüzdanındaki ismin farklı olmasını da “Başında ciddi değildim. Cavit de o günlere ait bir isim” diye açıklıyor. Bunca ince düşünceli olmasına gerek yok aslında. Çünkü paragöz kayınpederin aklı ‘delikanlının işinde ve iyi para alıp almadığında’. Tahir ilerde “Hiç sevmedim babanı. Annen kardeşin, iyiler Onlar” diyecektir. Nitekim yaşlı adam “Güle güle damatçığım, güle güle” diye yolcu ettikten sonra Türkan’a dönüp “Bu iş sandığı kadar kolay değil. Açsın kesenin ağzını. Bedavaya kız yok bende” diyor. Emniyet Müdürü Niyazi Er ve Komiser Hulusi Kentmen işin peşindeler. ‘Maktul veya maktullerin gidebilecekleri bar, saz gibi yerler, keza hadise civarındaki kahvehaneler iyice soruşturuluyor’. “Üstelik mütecaviz olanlar da ölenlermiş.” Bu anlaşılmış. Türkan’ın hayalleri çok ‘mütevazı’. Bu şehirden, gelmiş geçmiş bütün kara günlerinden sıyrılıp uzaklara gitmek, masmavi bir gök altında yaşamak’. Bir rüya gibi ‘ayrı bir evi, bir erkeği, belki de çocuğu olsun’ istiyor. Tahir’inkiler de bundan farklı değil. Ama ‘kader kırmış’ delikanlıyı. Keşke hayat annesinin baktığı telveli fincanlardaki gibi olsaydı. Anlattıkları ne kadar içten. Biriktirdiği para ile köyüne gittiğinde ‘küçük bir tarla, içine başını sokabileceği bir çatı ve öküz alacak’. İnsan boyu başaklar, birkaç koyun. ‘Kaderi birden terse girip her şey sabun köpüğü gibi dağılacakken’ genç kız çıkmış karşısına. Türkan; “Orda, yanında olmak. Güneşin sıcağında, ter içinde kalmış yüzünle, elinde saban seni uzaktan seyretmek. Beni ‘Türkan, Türkan’ diye çağırışını dinlemek. Ve sana nefes nefese getirdiğim buz gibi ayranı içirmek.” Tahir; “Sever misin, ister misin bunları? Mis gibi kokan bir başak tarlası, ufak fakat kullanışlı bir ev, çiftimizi çekecek dayanıklı bir çift öküz. Üzerimizde sayamayacağımız kadar çok yıldızlar. Uzak derelerden gelen kurbağa sesleri. Bütün bunların ortasında dünyaya meydan okuyan BİZ.” ‘Belki biraz acele’ ama hemen gitmeye karar verirler. Biraz da fiyat kırarak yüzükler alınır. Kuyumcu Faik Coşkun “Kiminin parası kiminin duası” demişti. Ancak tarla-ev-öküz dua ile hallolacak gibi değil. Para gerek. Hakkı Abi “Başın sıkıştı mı ara beni” demişti. O da gazinoda her akşam ‘elin sarhoşlarıyla, itleriyle uğraşmaktan usanmış’. Bir soygun önerir. Sonrasında Roma’ya gidecekmiş; “Bir karım, bir de bütün bu kirli işlerimden bihaber yetişmiş kızım var. İzmir’de leyli okuyor ve beni namuslu bir işadamı sanıyor. Artık O’na rol oynayacak halim kalmadı. İkisini de alıp gideceğim. Ondan sonra temiz bir hayat kurarak kızıma layık olmaya çalışacağım.” İstanbullu Avni de Çakır Eminesi’ne para yetiştiremiyordu. Zaten rahmetli anacığı “Senin başını kadınlar yiyecek” dermiş. Aslında üçü için de geçerli bu. Karaköy’deki Selanik Han’da Ören Mücevherat Deposu’nu soyacaklar. Kasanın oksijen kaynağı ile açılması Avni’ye ait. Bu sırada Tahir de iki bekçi, Hakkı Haktan ve Erol Taş’ı etkisiz hale getirecek. Ancak işler düşündükleri gibi gitmez. Soygun anlaşılır. ‘Willys Jeep’ ile gelen polislerden biri de Reşit Çildam. Çatışmada Hakkı Abi ölür. [‘The Aggression Scale’deki (2012) Lloyd “Money is not worth dying for” diyecektir.] İstanbullu yakalanır. ‘Firebird: Infernal Dance of King Kashchei’ (1910) (Igor Stravinsky). Omzundan yaralanan Tahir kaçmış. Elindeki çanta 470 bin liralık nakit ve 822 bin liralık mücevherle dolu. Yolu üzerindeki Park Eczanesi’nde (o gece nöbetçiymiş) kolunu sardırıyor. Kurşun içerde kalmadığı için tehlikeli değilmiş. Türkanların evine sığınır. Herkesi eve hapsetmiş. Kimsenin çıkmasına izin vermiyor. Bu arada Tahir’in kimliği tespit edilmiş. ‘Teksir edilen fotoğrafı görevlilere dağıtılmış’. Yollar, tren, deniz yolları, ‘keza hususi otobüs ve taksi işletmeleri’ kontrol altına alınmış. O zor durumda bile gelecekle ilgili hayal kuruyorlar. Bir oğulları olursa adı Kemal veya Kerem olacak. Ev, tarla, ağıl ve birkaç baş hayvan aldıktan sonra artan parayla teslim olacakmış. “Hem suçlu değilim. Ben vurmasam O vuracaktı beni. Anlatırım bunları. Soygunu da” Ne verirlerse yatacak, hapisten çıkınca da dönecekmiş sevdiğine. ‘Hasret dağlar gibi ama sonunda birleştikten sonra o da çekilmez mi, çekilir’. Bir sabah Haydarpaşa’ya giderler. Ağzını kapasın diye de Salih’e biraz para vermişlerdi. Oysa ‘müstakbel kayınpeder’ polise haber uçurmuş bile. Bilet aldıktan biraz sonra Tahir tutuklanır. 10.45’te Üçüncü Peron’dan hareket eden Kurtalan’da Türkan yalnızdı. Yine de ‘Anadolu Ekspresi’ndeki (1973) Zeynep’ten daha şanslı. Hiç olmazsa sevgilisi ölmemiş. Kaç sene verirlerse versinler bekleyecek erkeğini. Tahir; “Ufak bir evim olsun, çocukluğumun rüyası bu demiştin bana. Anadolu’nun sarı sıcağı yakar, kavurur insanı. Hele senin gibi ince yapılı bir şehir kızı için.” Türkan; “Anlayamadım. Bana gelmeyi mi teklif ediyorsun… Bu ancak rüya olabilir.” Tahir; “Hakikat Türkan. Benle gelir misin? Evlenir misin… İkimiz de acelesi olan iki kişiyiz.” Türkan; “Acıyan değil seven bir erkekle evlenmek isterim. Bana acımıyorsun ya.” Tahir; “Seni sevdim.” Türkan; “Bütün hayatımca bekledim bu sözü. Al götür beni.” Tahir; “İyi günlerimizde olduğu gibi fena günlerimizde de benimle beraber misin?” Türkan; “Derdin derdim, acın acımdır. Sen erkeğimsin benim.” ‘Pictures at an Exhibition: Samuel Goldenberg and Schmuyle’ (1874) (Modest Mussorgky). Babasını daha iyi tanıdığımız sahne. Türkan; “Beni de annem gibi yataklara mı düşürmek istiyorsun? Öldür beni daha iyi.” Salih Tozan; “Herif iki ay sonra elini kolunu sallayarak döndü. Bunları senin iyiliğin için söylüyorum.” Türkan; “Şimdiye kadar hiçbiriniz beni düşünmediniz. Genç bir kızmışım, güzel elbiseler pabuçlar giymem, yaşamam lazımmış. Kim aldırdı buna. Karşıma bir erkek çıktı. Bana tatlı şeyler vaat etti. Sevdiğini söyledi. O’na inanmış, ‘al beni burdan’ demişsem suçlu muyum?” Salih; “Meğer ne kadar doluymuşsun. Hâlbuki ben senin için neler kurmuştum. Nikâhını, düğününü…” Türkan; “Beni yalnız bırak baba.” Salih; “Sana diyecektim ki…” Türkan; “Bana bir şey deme baba. Yalnız bırak kâfi.” Salih; “Suçum sadece içmek Türkan, sadece içmek.” (Yazan: Murat Çelenligil) Oyuncular: Ayhan Işık, Belgin Doruk, Atıf Kaptan, Ahmet Tarık Tekçe, Salih Tozan, Semih Sezerli, Hulusi Kentmen, Sezer Tansuğ, Ülkü Erakalın
Sayılı Dakikalar - Ayhan Işık (1966 - 93 dk) 01:32:41
Sayılı Dakikalar - Ayhan Işık (1966 - 93 dk) 554 izlenme - 1 yıl önce ‘El Cid’deki (1961) ‘The Twins’ (Miklós Rózsa). “Hep para için değil mi bunlar? İnsanlar para için küçülüyor. İnsanlar para için birbirlerini öldürecek kadar ileri gidebiliyorlar. Parasız olmak da zor, paralı olmak da.” ‘Le Meurtier’deki (1963) ‘Prologue’ (René Cloérec). Jenerikte bu melodi var. Film ‘Kiss Me Deadly’ (1955) ve ‘Aramıza Kan Girdi’ (1962) gibi başlıyor. “Çok Tehlikeli Bir Deli Kız Tansev Sinir Kliniği’nden Dün Gece Kaçtı.” 28 Ocak 1965, Perşembe günkü Tercüman Gazetesi’nin başlığı böyle. ‘Music To Be Murdered By’ (Jeff Alexander) (Featuring Alfred hitchcock). Hemşire Müşerref’i bayıltmış ve elbiselerini alarak kaçmış. Kumarbaz Avukat Şadan Özben’in Başhekim Kazım’a söylediklerinden işin biraz daha karmaşık olduğu anlaşılıyor; “Kız bir polisin eline düşerse... İkimiz için de iyi olmaz.” Zeynep, beş yıl önceki ‘kuşku uyandıran’ bir kazada ölen milyoner Recai Yükman’ın torunu. Nişanlısı, ‘madrabaz’ Şadan, O’nu ‘hacir altına aldırıp akıl hastanesine kapattırmış’. Üstelik de (bir nişanlının bunu kanuni olarak nasıl başardığını anlamasak da) vasisi olmuş. Şimdi her gece kumar masalarında nişanlısının parasından 100 binler kaybediyor. ‘Deli Kız’ı bulup getirene, ödül olarak 50 bin lira verecekmiş. Genç kız ilerde “Daha önce evlenme teklifini kabul etmemiştim. Kazadan sonra geçirdiğim krizleri bahane edip beni bir sinir kliniğine yatırdı. Önceleri önem vermemiştim. ‘5-10 gün sonra çıkarım’ diyordum. 5 gün, 5 yıl oldu. Gerçekte hastaneye değil, hapishaneye atılmıştım” diyecektir. Kaçarken babacan kamyon şoförü Koç Mehmet ile karşılaşırız. ‘Hemşiranım’ı İstanbul’a götürüyor. ‘34 AK 720’ plakalı DeSoto kamyonu ile Mersin’den geliyormuş. 19 saattir gözünü kırpmadan. ‘Kartaltepe Kervansaray Mocamp’taki BP Benzin İstasyonu’nda yolculuğuna biraz ara verir. Gazetede, ‘Deli Kız’ın hemşire kıyafetiyle kaçtığını’ okuyunca uykusuzluk falan kalmıyor. Benzinci ‘Be Pe’ Sami ile polise telefon edeceklerken durumu anlayan Zeynep yine, bu kez kamyonla kaçıyor. Belki yıllarca bir odada kapalı kaldığı için birkaç yanlış hamleden sonra yoldan çıkar. Bayılmış. Aynı saatlerde ‘eski gazeteci, yeni otelci’ Tarık da yoldaydı. [Kullandığı ‘34 AH 310’ plakalı Commer minibüsü ‘Kadın İntikamı’ndan (1968) anımsıyoruz. Ayrıca plakası ‘Kader Böyle İstedi’ filminde (1968), Ahmet’in dolmuşundaydı]. Gaziantep’ten gelen abisi Rıfat’ı bir zamanlar evleri olan otele götürüyor. (Çekimler Orhan Günşiray’ın kayınvalidesi Hafize Hanım’ın Yeşilköy’deki köşkünde yapılmış). Rıfat’ın sevgilisi Belma ve genç kadının kızı Mine de beraber. Kaza yapan Zeynep’i kurtarırlar. Bu sırada Rıfat, çok güvenilir biri olmadığını belli ediyor; “İşin mi yok sabah sabah... İşgüzarlık bu senin yaptığın. Başımıza bela mı arıyorsun? Kim uğraşacak O’nunla. Yol kenarına bırakalım. Biri görür, alır.” Sonradan kardeşi, doktor getirmeye gidemesin diye minibüs’ün ‘tevzi makarasını’ bile çıkaracaktır gizlice. İki milyonluk bir kaçakçılıkta hakkının yendiğini düşünüp patronunu ihbar etmiş. Bebo da Suriye’ye kaçmış. ‘Kargalar’ı, yani kiralık katilleri bizimkinin peşinde. Paragöz biri ama can derdine düşünce ‘ihbar ikramiyesini’ bile alamadan Tarık’ın yanına gelmiş. Bir an önce ‘20-30 bin lira bulup, hududu geçecek’. Her an öldürüleceği korkusu içindeydi. Cinleri hep başında. Öfkeden burnundan soluyor. Ancak bu durum, orada kaldıkları 1-2 gün içinde Belma ile sevişmesine Zeynep’e bir kez ‘göz banyosu’ yapmasına ve sonradan saldırmasına engel olmuyor. Üstelik kanyak içmediği bir saniyesi bile yok. Tarık ise abisinden çok farklı, tertemiz bir insan. ‘Sabık gazeteci, istikbalin otel kralı’. Gazeteden arkadaşı İlhan böyle diyor. Rıfat’a göreyse ‘acemi zampara’. Tek arzusu çocukluğunun geçtiği evi bir otel yapmak. Anne ve babasının hatırasını yaşatmak. Ama abinin öyle ‘duygusallıkla’ geçirecek vakti yok. Burası satılırsa parasını alıp hemen savuşacak. Tarık’ın gazeteden arkadaşı İlhan da ‘Deli Kız’ haberiyle ilgili. 5 yıldır işin peşini bırakmamış. Zeynep’in durumunda Başhekim Kazım ve Avukat Şadan’ın parmağı olduğunu düşünüyor. ‘Milyonlar tutan serveti için hastaneye kapatıldığı’ fikrinde. Avukat’ı zorlayarak gazetede ‘nişanlısını sağ salim bulana 50 bin lira vereceğine dair’ bir ilan yayınlattırır. Gazetecinin özel yaşamında çapkınlığı dilere destan. O kadar çok sayıda bayanın canını yakmış ki ahrette yatacak yeri yokmuş. “Yatacak yeri ne yapsın, yatacak kadın olsun da.” Arkadaşları böyle diyor. Nişanlanır, hiç evlenmezmiş. ‘Prensip meselesi’. Her gün ‘yengemiz değişirken’ bu kez iş ‘ciddi. Son sevgilisi ‘Karabiber’ dünya güzeli bir genç kız. Tabanca şeklinde bir çakmağı var İlhan’ın. Son sahnelere doğru Şadan’ı korkutmakta kullanacaktır bunu. ‘Si Minör Manfred Senfonisi, Op. 58: IV. Allegro con fouco’ (1885) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky). Kız arkadaşını Tarık’la tanıştırmak ve ‘bonfile, patates, karışık salata siyah şarap’ ziyafeti çekmek için otele geldiklerinde soğuk karşılanır. (Çünkü içeri alsa Rıfat vuracaktı). Ters yüz olup oradan ayrılırken “Merak etme bütün arkadaşlarım bunun gibi değildir” diye espri yapıyor sevgilisine. Dönüş yolunda düşünceliydi; “Bu işte bir bit yeniği var.” Karabiber de cin gibi; “İster misin, şu deli kız içerde olsun.” O çetrefilli ortamda, kayadan çıkan çiçek gibi Zeynep ile Tarık âşık olurlar. “Hayatımda bir boşluk varmış. Bunu seni görünce anladım. Benden bir parça gibisin” diyor delikanlı. Bir gece ‘uğursuz iki herif’ Tarık’ın evini sorarlar ‘Be Pe’ Sami’den. Rıfat’ın ‘Kargalar’ dediği iki kiralık katil bunlar. Siyah şapka, siyah elbise, siyah palto. Ama kaşkollar beyaz. Önce Belma’yı ve sonra 16 kurşunla Rıfat’ı öldürürler. Dokuz kurşun da Tarık’a sıkmışlardı ama kahramanımız ufak bir yara ile kaçıyor. Yanında Zeynep ve Mine ile. Bir köylü kadını, Sabahat Işık yarası için yardımcı olur. Kocası yıllarca çarpışmış Toroslar’da. “Az kurşun yarası iyi etmedim. Bütün şifalı otları bilirim ben” diyordu. ‘Ana yola çıkınca solda üçüncü yolun girişinde’ bir doktor varmış. Zeynep, O’nu getirmeye gider. Kamyon kullanarak acemiliğini giderdi herhalde. Minibüs şoförlüğü gayet iyi. Bu kez kaza yapmaz. Ancak ‘Kargalar’ın peşinde olduğunu bilmiyor. Fatin Kasabalı, dâhiliye mütehassısıymış. Doktordan çok ‘Vahşi Batı’daki ödül avcılarına benziyordu. ‘Deli Kız’ı tanımış, hemen Şadan’a telefonla bilgi verir. 50 bini de hatırlatarak. Adresi konusunda biraz daha bilgileniyoruz. ‘Krizantem Sokak’taymış. Ama binliklerin ‘mor rengini’ göremez. ‘Kargalar’ kendisini öldürüp Zeynep’i Kireçburnu’ndaki Mesire Otel’e kaçırırlar. Ödülü duymuş kapmak istiyorlar. Bu açgözlülükleri pahalıya mal olacaktır kendilerine. Sonrası kavga dövüş. Parayı eksik getiren Şadan’ı 9 kurşunla (elleri daha azına gitmiyor) öldürürler. Ama Tarık ve İlhan’dan iyi bir dayak yiyip polise teslim edilirler. Özellikle Tarık’ın durumu ilginç. Daha 1-2 saat önce omzundan yaralanmıştı. Ama şimdi ‘Kargalar’a 12 yumruk atabilecek halde. Sabahat Işık “Dipdiri yapacağım O’nu” demişti. Ama bu kadarını beklemiyorduk. ‘Düğün Marşı’ (1842) (Felix Mendelssohn) ve ‘Gone With The Wind’deki (1939) “Tara’s Theme” (Max Steiner). Film biterken yeni açılmış ‘Çamlık Otel Restoran’ ve beraberliklerinin başında 4 kişi var: Karabiber-İlhan ile Zeynep-Tarık. Mine de Onlarla. Belma’nın sözlerinde ülkemizin sıkıntılarını da bulabilir miyiz? “Ben 23 yaşındayım, biliyor musunuz? Siz 5 yıl tımarhanede kalmışsınız. Ben 23 yıl cehennemde yaşadım. 100 yıl ihtiyarladım 23 yılda. Utanıyorum sizden ama söylemem lazım. 12 yaş, 23 yaş. Ben ne bilirdim dünyada başka şeyler de olduğunu. Başka şey görmedim ki. Eyüp’te doğdum. Gecekondu mahallesinde. Mine’nin babası bir Amerikalı Çavuş. [Ülkemizde Amerikan Üssü olmadığı(!) için tarihi ve doğal güzelliklerimizi görüp şöhreti dünyayı tutan kebabımızı yemeye geldi herhalde. O arada Belma’yı hamile bırakmış]. Evlenecektik. Dolar kaçakçılığından içeri attılar. Karnımda 6 aylık çocuk. Kocakarı ilacı para etmedi. Her şey insanın elinde değil kardeşim. Barda çalışıyordum, Adana’da. Konsomasyonculuk ne demek bilir misiniz? Düşündükçe midem kalkıyor. Bu Rıfat, deli manyak. Çok para harcıyordu. Kadınlar hep böyle midir, bilmem. Yoksa ben mi aptalım. Kapıldım işte. Ama bıktım, gidiyorum. Bütün bunları söylemem kızım için. O da aynı çileyi çeksin istemiyorum. Siz iyi insansınız. O’nu yanınıza alın. Ufak tefek iş de gelir elinden. Yük olmaz size. Benim gibi olsun istemiyorum.” (Yazan: Murat Çelenligil) Oyuncular: Ayhan Işık, Belgin Doruk, Aysel Tanju, Talat Gözbak, Reha Yurdakul, Devlet Devrim, Feridun Çölgeçen, Süha Doğan, Devrim Parscan
Hayaller Hayaller...- Belgin Doruk Cüneyt Arkın (Satılık Kalp) 00:41
Hayaller Hayaller...- Belgin Doruk Cüneyt Arkın (Satılık Kalp) 585 izlenme - 2 yıl önce Eğitimini karşılamak için gece kulübünde şarkıcılık yapan yakışıklı tıp öğrencisi Bülent (Cüneyt Arkın). Genç ve güzel fabrika memuresi Selma (Belgin Doruk). Bu film aynı pansiyonda kalan iki sevgilinin öyküsüdür. Yaşam zordur. Fabrikatör Turgut (Turgut Özatay) beğendiği Selma’yı sürekli taciz eder. Celal Bey (Nubar Terziyan) ise genç kızı sahiplenip korur. Turgut’un kızkardeşi Türkan (Gülsüm Kamu) gazinoda görüp tutulduğu Bülent’i şarkı söylemesi için doğum gününe çağırır. Ona aşık olduğunu, evlenirse paraya boğacağını söyler. Turgut engel olarak gördüğü Celal’i işten kovar. Bülent’i Türkan’la gören Selma onu terkeder. İşten de ayrılır. Bülent Türkan’ın ısrarı ile fabrikaya müdür olur. Celal ise Selma’yı kimsesiz, zengin ama yaşlı ve kör bir adam olan Rıfat’a (Mümtaz Ener) bakması için iş bulur. Bülent Türkan’ın baskısından bunalıp ayrılır ve gazinoya döner. Selma’yı çok seven Rıfat ölünce mirasını genç kıza bırakır. İflas eden Turgut’un fabrikasını Selma alır. Genç kız Bülent’le konuşmak için gittiği gazino çıkışı Turgut ve adamlarınca kaçırılır. Türkan Bülent’e, ağabeyinin Selma’yı, tüm mallarını zorla kağıt imzalatıp geri almak için kaçırdığını söyler. Turgut Selma’nın tüm varlığını hayır kurumlarına bağışladığını öğrenince genç kıza saldırır. Turgut ve adamlarına hapis yolu görünür. İki sevgiliyi ise birlikte uzun ve mutlu bir yaşam beklemektedir. Filmin Adı: Satılık Kalp Yönetmen: Türker İnanoğlu Oyuncular: Belgin Doruk, Cüneyt Arkın Yapım: Erler Film Yapımcı: Türker İnanoğlu Yapım Yılı: 1965
Kırık Plak - Zeki Müren (1959 - 102 Dakika) 00:01
Kırık Plak - Zeki Müren (1959 - 102 Dakika) 323 izlenme - 1 yıl önce Efendim baş rollerde büyük yıldız Zeki Müren ve Belgin Doruk'un oynadığı 1959 yapımı muhteşem film. Zeki Müren, kendisini oynamıştır. Zeki Müren'in başına olmadık belalar gelir, fantastik olaylar gelişir. Senaryoyu İstasyon filminin de senaryosunu yazan Bülent Oran yazmıştır.
Nostalji Kuşağı - Zeki Müren & Bahçevan 01:53
Nostalji Kuşağı - Zeki Müren & Bahçevan 446 izlenme - 2 yıl önce Yaşlı teyzelere kabak; Genç kızlara muz satarak gününü gün eden çapkın bahçevan Zeki' den bir demet yasemen efenim...
Rakı Sofrası Sahnesi - Yıkılan Gurur (1967) 03:49
Rakı Sofrası Sahnesi - Yıkılan Gurur (1967) 312 izlenme - 2 yıl önce Basrollerinde Ayhan Işık ile Belgin Doruk'un oldugu 1967 yapimi siyah beyaz bir film. Filmde ayrica Vahi Öz,Mualla Surer,Suna Pekuysal, Colpan İlhan ve Huseyin Baradan da var.Belgin Doruk zengin ve dul kalmis bir prensestir.Kendisini ve malını koruyacak durust birini dusunurken ormanda kendisini kurtaran Ayhan'i bulur ve zengin olduğunu söylemez.Ayhan'ın annesinin baskısıyla evlenirler fakat Ayhan gerçeği öğrenir ayrılırlar.Ayhan'ı sevdigini anlayan Belgin onu kaybetmek istemez ve bir plan yapar.Güya bu stresli zamanlardan kacmak icin Paris'e ikiz kizkardesinin yanina gider.Kız kardesi de aynen ona benzemektedir ama onun tersine zenginligi ve sosyeteyi hor gormektedir.Yani tam Ayhan'in ayarindadir.Ve ikiz kızkardes İstanbul'a gelerek Ayhan ile takilmaya baslar. Birçok Yeşilçam filmine ev sahipliği yapan Ünlü Ermeni meyhanesi Kör Agop'un yerinde rakı içerken bir sahne.
Zeki Müren - Tekrar Bana Dönsen (Kırık Plak - 1959) 02:33
Zeki Müren - Tekrar Bana Dönsen (Kırık Plak - 1959) 279 izlenme - 2 yıl önce 1959 yapımı zeki müren ve belgin doruk'un başrollerinde oynadığı "kırık plak" filminde söz ve müziği zeki müren'e ait "tekrar bana dönsen" isimli parçayı dinliyoruz. tekrar bana dönsen yine beni sevsen kalbimde sen aşkımda sen ne olursun bana sevgilim desen kalbimde sen ruhumda sen ne olursun bana sevgilim desen ey sevgili bil ki gam yemezdim yolunda bile ölsem kalbimde sen aşkımda sen ne olursun bana sevgilim desen kalbimde sen ruhumda sen ne olursun bana sevgilim desen
Suçlular Aramızda - Ekrem Bora & Belgin Doruk (1964 - 101 dk) 01:41:22
Suçlular Aramızda - Ekrem Bora & Belgin Doruk (1964 - 101 dk) 429 izlenme - 1 yıl önce İstanbul'un zengin bir ailesinin konağında oldukça kıymetli olduğu söylenen bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu düşünülmektedir. Ancak şüphelerde sınıf farkları hemen göze çarpar. İşin ilgici kolye sahtedir. Yönetmen : Metin Erksan Senaryo : Metin Erksan Yapımcı : Saltuk Kaplangı, Özdemir Birsel, Nüzhet Birsel Müzik : Fecri Ebcioğlu Görüntü Yönetmeni : Mengü Yeğin Vizyona Giriş Tarihi : 09 Aralık 1964 Oyuncular: Ekrem Bora, Belgin Doruk, Leyla Sayar, Tamer Yiğit, Atıf Kaptan, Gülben Akkaya, Erol Taş, Faik Coşkun, Feridun Çölgeçen, Ahmet Turgutlu, Sabahat Işık, Osman Türkoğlu, Muzaffer Yenen, Hamdi Şarlıgil, Neşet Özince, Cihat Özsu, Tamer Yiğit, Jeyan Mahfi Tözüm, Sadettin Erbil, Hayri Esen, Sami Ayanoğlu, Kemal Ergüvenç, Sacide Keskin, Lale Belkıs, Rıza Tüzün, Hakkı Haktan
o kadar gerçekçi ki kuzum:))))))))) 00:12
o kadar gerçekçi ki kuzum:))))))))) 1.119 izlenme - 7 yıl önce eski türk filmlerinden komik bir replik:))))
Bana Derler Külhanlı (1964 - 88 dk) 01:30:36
Bana Derler Külhanlı (1964 - 88 dk) 233 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen Nişan Hançer Yapımcı Özdemir Birsel Görüntü Yönetmeni Mike Rafaelyan Süre 90 dk Tür Romantik Ülke Türkiye Oynayanlar : Ekrem Bora, Belgin Doruk, Uğur Kıvılcım, Memduh Alpar, Ali Şen, Talat Gözbak, Mümtaz Alpaslan, Necdet Tosun, Birsen Kaplangı, Yıldırım Yıldıran, Hakan Çağlar, Zafer Önen, Cem Cicigenç, Zeki Çan, Mehtap Güneş, Arif Eriş, Mahmure Handan, Taliha Saltı, Zeki Dinçsoy, Vahit Volkan, Zeki Sezer
Zeki Müren - Bir Tatlı Tebessümün Bin Vuslata Bedeldir 02:41
Zeki Müren - Bir Tatlı Tebessümün Bin Vuslata Bedeldir 204 izlenme - 1 yıl önce Bestesi de güftesi de sanat güneşi Zeki Müren'e ait uşşak makamında 8/8'lik çok güzel bir eserdir. 1959 yılında Zeki Müren ve Belgin Doruk'un başrollerini paylaştıkları ''Kırık Plak'' filmi bestelenmiştir.
Zeki Müren - Bir Beyaz Gül Gibisin 02:30
Zeki Müren - Bir Beyaz Gül Gibisin 204 izlenme - 1 yıl önce Osman F. Seden yönetiminde 1959 yılında çekilen "Kırık Plak" adlı filmde Zeki Müren bu şarkıyı iki kez okur. Önce filmin başında ünlü bir ses sanatkarı olarak ve filmin sonuna doğru yok olan itibarını geri alan, katil damgasından kurtulan Zeki Müren olarak. Şarkının "Koklasam doya doya" kısmını yüzlerce kez dinlemesnizi tavsiye diyorum. Bu bir klasik...
Patron Mektup Yazdırmak İsterse - Belgin Doruk Turgut Özatay (Satılık Kalp) 01:43
Patron Mektup Yazdırmak İsterse - Belgin Doruk Turgut Özatay (Satılık Kalp) 265 izlenme - 2 yıl önce Eğitimini karşılamak için gece kulübünde şarkıcılık yapan yakışıklı tıp öğrencisi Bülent (Cüneyt Arkın). Genç ve güzel fabrika memuresi Selma (Belgin Doruk). Bu film aynı pansiyonda kalan iki sevgilinin öyküsüdür. Yaşam zordur. Fabrikatör Turgut (Turgut Özatay) beğendiği Selma’yı sürekli taciz eder. Celal Bey (Nubar Terziyan) ise genç kızı sahiplenip korur. Turgut’un kızkardeşi Türkan (Gülsüm Kamu) gazinoda görüp tutulduğu Bülent’i şarkı söylemesi için doğum gününe çağırır. Ona aşık olduğunu, evlenirse paraya boğacağını söyler. Turgut engel olarak gördüğü Celal’i işten kovar. Bülent’i Türkan’la gören Selma onu terkeder. İşten de ayrılır. Bülent Türkan’ın ısrarı ile fabrikaya müdür olur. Celal ise Selma’yı kimsesiz, zengin ama yaşlı ve kör bir adam olan Rıfat’a (Mümtaz Ener) bakması için iş bulur. Bülent Türkan’ın baskısından bunalıp ayrılır ve gazinoya döner. Selma’yı çok seven Rıfat ölünce mirasını genç kıza bırakır. İflas eden Turgut’un fabrikasını Selma alır. Genç kız Bülent’le konuşmak için gittiği gazino çıkışı Turgut ve adamlarınca kaçırılır. Türkan Bülent’e, ağabeyinin Selma’yı, tüm mallarını zorla kağıt imzalatıp geri almak için kaçırdığını söyler. Turgut Selma’nın tüm varlığını hayır kurumlarına bağışladığını öğrenince genç kıza saldırır. Turgut ve adamlarına hapis yolu görünür. İki sevgiliyi ise birlikte uzun ve mutlu bir yaşam beklemektedir. Filmin Adı: Satılık Kalp Yönetmen: Türker İnanoğlu Oyuncular: Belgin Doruk, Cüneyt Arkın Yapım: Erler Film Yapımcı: Türker İnanoğlu Yapım Yılı: 1965
Zeki Müren - Mazimi Unut 02:59
Zeki Müren - Mazimi Unut 150 izlenme - 2 yıl önce Başrollerini Zeki Müren ve Belgin Doruk'un paylaştığı "Hayat Bazen Tatlıdır" filminden, kulaklarımızın pasını alacak harikulade bir şarkı; "Mazimi Unut"...
İstersen Bize Gider Şiir Okuruz - Belgin Doruk Turgut Özatay (Satılık Kalp) 01:35
İstersen Bize Gider Şiir Okuruz - Belgin Doruk Turgut Özatay (Satılık Kalp) 169 izlenme - 2 yıl önce Eğitimini karşılamak için gece kulübünde şarkıcılık yapan yakışıklı tıp öğrencisi Bülent (Cüneyt Arkın). Genç ve güzel fabrika memuresi Selma (Belgin Doruk). Bu film aynı pansiyonda kalan iki sevgilinin öyküsüdür. Yaşam zordur. Fabrikatör Turgut (Turgut Özatay) beğendiği Selma’yı sürekli taciz eder. Celal Bey (Nubar Terziyan) ise genç kızı sahiplenip korur. Turgut’un kızkardeşi Türkan (Gülsüm Kamu) gazinoda görüp tutulduğu Bülent’i şarkı söylemesi için doğum gününe çağırır. Ona aşık olduğunu, evlenirse paraya boğacağını söyler. Turgut engel olarak gördüğü Celal’i işten kovar. Bülent’i Türkan’la gören Selma onu terkeder. İşten de ayrılır. Bülent Türkan’ın ısrarı ile fabrikaya müdür olur. Celal ise Selma’yı kimsesiz, zengin ama yaşlı ve kör bir adam olan Rıfat’a (Mümtaz Ener) bakması için iş bulur. Bülent Türkan’ın baskısından bunalıp ayrılır ve gazinoya döner. Selma’yı çok seven Rıfat ölünce mirasını genç kıza bırakır. İflas eden Turgut’un fabrikasını Selma alır. Genç kız Bülent’le konuşmak için gittiği gazino çıkışı Turgut ve adamlarınca kaçırılır. Türkan Bülent’e, ağabeyinin Selma’yı, tüm mallarını zorla kağıt imzalatıp geri almak için kaçırdığını söyler. Turgut Selma’nın tüm varlığını hayır kurumlarına bağışladığını öğrenince genç kıza saldırır. Turgut ve adamlarına hapis yolu görünür. İki sevgiliyi ise birlikte uzun ve mutlu bir yaşam beklemektedir. Filmin Adı: Satılık Kalp Yönetmen: Türker İnanoğlu Oyuncular: Belgin Doruk, Cüneyt Arkın Yapım: Erler Film Yapımcı: Türker İnanoğlu Yapım Yılı: 1965
Yıldırım Nikahı - Küçük Hanımın Şöförü 01:10
Yıldırım Nikahı - Küçük Hanımın Şöförü 162 izlenme - 2 yıl önce Bir Yeşilçam klasiği daha... Başrollerini Ayhan Işık ve Belgin Doruk'un paylaştığı Küçük Hanım'ın Şöförü, benim onlarca kez izlediğim, sizlerin de mutlaka izlediğini en azından bildiğini düşündüğüm güzel bir Türk filmi. Fakat filmde öyle bir sahne var ki, anlayan beri gelsin... Yani o soğuk, kar, tipi... Umurlarında olmayaraktan... Neyse izleyin yorumu siz yapın... (Maksat film ve oyuncularla dalga geçmek falan değil, tamamen gülelim, yorumumuzu yapalım olup,, falan filan işte...)
Yeşilçam'ın Beyefendisi - Muzaffer Tema 03:30
Yeşilçam'ın Beyefendisi - Muzaffer Tema 76 izlenme - 2 yıl önce 1950 ve 1960'lı yıllara damgasına vuran, "Yeşilçam'ın Beyefendisi", usta jön Muzaffer Tema'yı 4 Ekim 2011 itibariyle yitirdik. Mektepli sanatçıydı; Konservatuar mezunuydu. Yakından tanıyanı var mıdır yakında-yörede bilemem; ama bizim beyaz camdan gördüğümüz kadarıyla adam gibi adamdı, oturaklı jöndü. Onlarca filmde oynadı, yeri geldi yapımcılık yaptı. Hollywood'a kapak atan ilk Türk oldu; Marilyn Monroe ve özellikle de kısa süreli aşk yaşadığı Zsa Zsa Gabor'la yakınlaşması, uluslararası mecrada vuku bulan her güzelliği topyekûn millete mâl etmeye meyilli Türk basınında "Amerika, Amerika duy sesimizi" nidalarıyla karşılık buldu. Evet efendim, nostalji insanın içinde bazen buruk bir mutluluk hissi, bazense safi hüzünle yankı buluyor. İzleyeceğimiz sahnede Muzaffer Tema, Türk sinemasının bir başka zamansız yitirdiği değer olan Belgin Doruk (ki şahsi kanaatimce Türk sinemasında daha güzel bir aktris boy göstermemiştir) ve yoksul eşi-dostuna, üstad Necip Celal Antel'in "Yıllar" tangosunu icra ediyor; yokluğunu hissedenleri hüzünlere gark ediyor. Alkışlarla Yaşıyorum, unutulmaz değerleri saygıyla anan, alkışlarla yaşatanların sitesi...
Retrospektif (1962) 43:01
Retrospektif (1962) 84 izlenme - 1 yıl önce 'Geçmişin seyir defterini tutan program' retrospektif bizleri 1962 yılına kısa bir yolculuğa çıkarıyor. İyi seyirler efendim.