Hoşgeldiniz!

Ceyda Çolak Videoları İzle

Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Ders Çalışma Planı Oluşturmak: Pomodoro Nedir ? 05:39
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Ders Çalışma Planı Oluşturmak: Pomodoro Nedir ? 47 izlenme - 10 ay önce Okulda öğrenciler, öğretmenlerinin rehberliğinde yeni bilgiler edinip, yoğun ders programlarına uyum sağlarken, evde kendi başlarına ders çalışmakta çoğu zaman zorlanabiliyorlar. Öğrenciler Pomodoro tekniğini kullanarak, zamanı çok daha etkin bir şekilde kullanabilirler. Böylelikle çok daha kolay organize olabilir, etkili ve verimli ders çalışabilir, kendilerine ve ailelerine daha fazla zaman ayırabilirler. Pomodoro İtalyanca domates anlamına gelmektedir ve adını domates şeklindeki mutfak zamanlayıcısından almıştır. 1992 yılında Cirillo tarafından geliştirilen bu teknik özellikle sınava hazırlanan öğrenciler ve yoğun tempoda çalışan kişiler tarafından sıkça kullanılmaktadır. Pomodoro tekniğini basitçe; yapılacak işlerin tam konsantrasyon sağlanarak, 25 dakikalık periyotlar halinde gerçekleştirilmesi şeklinde tanımlayabiliriz. Pomodoro tekniğinde amaç, zamanı etkili şekilde kullanmak ve kişiyi çalışırken engelleyecek, bölecek iç ve dış etkenlerden uzak tutarak maksimum odaklanmayı ve konsantrasyonu sağlamaktır. Dikkat süremizin yaklaşık 20-25 dakika olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, 25 dakikalık periyotlar, tekniğin doğru kullanılması halinde, kişiler için son derece verimli çalışma dilimlerini oluşturacaktır. Pomodoro tekniğini nasıl uygulayacağımızı anlatmaya geçmeden önce uygulamada nelere ihtiyacımız olacağından bahsedelim. İhtiyacımız olan ilk şey bir zamanlayıcı. Bu bir kurulabilen mutfak saati olabilir, telefonların kronometreleri kullanılabilir veya akıllı telefonlara indirilebilen pomodoro uygulamaları kullanılabilir. Zamanlayıcıyı her bir pomodoro yani 25 dakikalık çalışma+ 5 dakika mola süresini takip edebilmek amacıyla kullanıyor olacağız. Pomodoro tekniğinde 2 farklı takip listesine de ihtiyaç vardır. Bunlardan bir tanesi (uzun vadeli hedeflerin) haftalık hedeflerin yazıldığı haftalık yapılacaklar listesi, ikincisi ise günlük yapılacak işlerin yazıldığı ve takip edildiği günlük yapılacaklar listesidir. Her iki listede teknikle birlikte kullanılır. Önce haftalık yapılacak işler listesi hazırlanır. Daha sonra günlük yapılacaklar listesi daha önce hazırlanan haftalık listeden seçilerek, önem ve öncelik sırasına göre listelenir. Bu bizim günlük yapılacaklar listemizi oluşturur. Ve kişi listedeki her bir işi kaç pomodoroda bitirebileceğine dair tahmini bir periyot belirler. Pomodoro Kurulları 1.Bir pomodoro 25 dakika çalışma + 5 dakika aradan oluşur. 25 dakika çalışma süresi boyunca dikkati dağıtabilecek her türlü dış uyaran, çalışma alanından uzaklaştırılmalıdır. Telefon, televizyon, müzik aletleri kullanılmamalıdır. Bir şeyler atıştırmak veya müzik dinlemek için 5 dakikalık mola beklenmelidir. Burada zamana uymak çok önemlidir. Çalışma saati 25 dakika dolunca çalışma muhakkak bırakılmalı, yorulmadım düşüncesiyle devam edilmemelidir. Aynı şekilde mola süreleri 5 dakikayı geçmemeli ve beş dakikadan fazla zamanımızı alabilecek uğraşlarla molalarda meşgul olunmamalıdır. 2.Her 4 pomodoroda 15-30 dakikalık ara verilir. 4 setlik pomodoro yani 2 saatlik çalışma sonrasında yarım saate yakın mola verilmelidir. 3.Bir pomodoro asla bölünmemelidir. Öğrenci çalışma tekniğini anne babası veya kardeşleriyle paylaşmalı, 25 dakikalık periyotlar bölünmemelidir. 4.Eğer bir iş 5-7 pomodorodan fazla tutuyorsa, o işi küçük işlere ayırın. Örneğin Edebiyat testlerini bitirmek yerine, dil bilgisi ve ..... şeklinde ayırmak 5.Eğer bir iş 1 pomodorodan kısa tutuyorsa, başka küçük işlerle birleştirin. Örneğin, bir konu okumak ve özetini çıkartmak ayrı ayrı 1 pomodorodan kısa sürede tamamlanabiliyorsa, ikisi birleştirilebilir. 6.Bir pomodoro başladığında, zil çalana kadar bekleyin. Ceyda Çolak Uzman Psikolog Brain Center of İstanbul Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası No:1 D:87 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 77 78 e-mail: ceyda@braincenter.com.tr web: http://www.braincenter.com.tr facebook.com/braincenter.com.tr instagram.com/braincenter_istanbul ProjeMED Fulya Mah. Ali Sami Yen Sok. Murat Apt. No:15 Kat:1 Daire:3 Şişli-İstanbul 0212 216 13 89 info@projemed.com
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Ders Çalışma Disiplinini Sağlamak  İçin Yapılması Gerekenler 04:33
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Ders Çalışma Disiplinini Sağlamak İçin Yapılması Gerekenler 45 izlenme - 1 yıl önce Okula yeni başlayan veya devam eden çocuğun olduğu çoğu evde, anne babalarla çocuklar arasında ders çalışma veya ev ödevleri savaşları yaşandığını ve bu durumun evde kimi zaman kriz ortamı yaratabildiğini biliyoruz. Çocukların ders çalışmayı sürekli ertelemeye çalışması veya çalışmamak için direnmesi, buna karşılık anne babaların her gün hadilerle ders çalışmaya zorlaması da evde gergin bir ortamı oluştururken, anne ve babaların çocuklarıyla olan ilişkisini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ayrıca bu gibi kriz ortamlarına doğru yaklaşımla müdahale edilmediği takdirde sorunlar günden güne daha büyük problemler haline gelebilmektedir. Ders çalışmak, uygun fiziki şartların ve disiplinin sağlanmasını gerektiren bir davranış kalıbıdır. Bir davranışın da alışkanlık haline gelebilmesi, düzenli tekrar ve süreklilik gerektirir. Bu nedenle ders çalışma davranışının süre olarak az dahi olsa süreklilik halinde devam ettirilmesi de son derece önemlidir. Düzenlilik ve süreklilik, beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağlantının güçlenmesini sağlar. Böylece, zaman içinde ders çalışma davranışı bir alışkanlık haline dönüşür. Öğrenciler ders çalışırken, hatırlama, bilgileri değerlendirme, uygulama ve hayata geçirme, bir görevi tamamlama ve bunlarla ilgili plan ve program yapma gibi yürütücü işlevlerin özelliklerini kullanırlar. Yani başka bir deyişle yürütücü işlevler dikkati başlatmak, sürdürmek ve dikkati başka yönlere aktarabilmek anlamına gelmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların da, yürütücü işlevlerindekindeki yetersizlikleri, derse başlamada ve devam ettirmede, dikkat sorunu yaşamayan çocuklara kıyasla zorlanmalara neden olur. Aynı zamanda dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklar, okul ortamının dinamik oluşundan dolayı, dersi takip etmede, sırasında oturmakta, öğretmenini dinlemekte ve söylenenleri uygulamakta zorlanan çocuklardır. Bu çocuklar düzensiz olma ve gerekli eşyalarını unutma eğilimindedirler. Bu durum sadece okulda değil günlük yaşantıda da problemler yaşamasına neden olmaktadır. Çocuğu zorlayan bu gibi durumlar karşısında, bir uzman rehberliğinde anne-babanın ve öğretmenin işbirliği yapması ve çocuğa doğru bir şekilde yaklaşması çok önemlidir. Öncelikle istenmeyen davranışların, çocuğun kontrolü dışında gerçekleştiğini kabul etmek ve çocuğa sabırlı bir şekilde yaklaşmak doğru bir başlangıç olacaktır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklar diğer çocuklardan daha fazla takibe ve disipline gereksinim duyarlar. Bu nedenle anne babalar evde geçirilen zamanı, bir ritüel haline getirmeli ve çocuğa açık ve net yönlendirmeler yapmalıdır. Evde ders çalışma ortamının düzenlenmesi, ders molalarının planlanması ve serbest zamanın programlanması gibi. Okul ortamında da öğretmenlerin yapabileceği düzenlemeler ise şunlardır. Çocuğu en ön sırada oturtarak kontrol etmek, uygun zamanlarda çocuğa sorumluluk vererek hareket alanı yaratmak ve ufak hatırlatıcı temaslarla dikkatini çekmek gibi. Ayrıca hem anne babaların hem de öğretmenlerin, çocuğun başarılı olduğu alanları dile getirmesi, onu motive etmesi, çocuğun özgüvenini pekiştirecek ve öğrenmeye karşı isteğini de arttıracaktır. Brain Center of İstanbul olarak, yürüttüğümüz Neurofeedback terapisiyle birlikte çocukta kalıcı bir düzelme sağlamayı hedeflerken, bu süreci ailenin ve öğretmenin işbirliği ile yürütmenin çocuğa maksimum fayda sağlayacağını düşünmekteyiz ve anne babalara ve öğrencilere gerekli desteği sağlamaktayız. Ceyda Çolak Uzman Psikolog Brain Center of İstanbul Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası No:1 D:87 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 77 78 e-mail: ceyda@braincenter.com.tr web: http://www.braincenter.com.tr facebook.com/braincenter.com.tr instagram.com/braincenter_istanbul
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Arkadaş Edinemeyen Çocuklarda Ne Yapılmalıdır ? 03:38
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Arkadaş Edinemeyen Çocuklarda Ne Yapılmalıdır ? 28 izlenme - 10 ay önce Arkadaşlık ilişkilerinin, çocukların sosyal ve duygusal gelişim süreçlerinde önemli bir yeri vardır. Çocuklar, empati yapabilme, işbirliğine girebilme, problem çözebilme, paylaşımda bulunabilme gibi birçok sosyal beceriyi kurdukları arkadaşlık ilişkilerinde edinirler. Anne babalar, çocuklarının içinde bulundukları ortamda kabul görmesini ve arkadaşlıklar kurmasını arzu ederler. Fakat bazı çocuklar yapısal özellikleri nedeniyle, bazı çocuklar da duygusal ve davranışsal problemler sonucunda arkadaş edinmekte zorlanabilirler. Ve bu tür sorunlar yaşayan çocuklar, yalnızlık duygusuna kapılabilir, kendilerini dışlanmış hissedebilirler. Öncelikle anne babalar unutmamalıdır ki sosyal becerilerin öğretilmesinde sorumluluk ilk olarak ebeveynlere düşmektedir. Çünkü sosyal becerilerin ilk öğrenildiği ve uygulandığı ortam ev ortamıdır. Yani çocuk okula başlamadan önce anne babasını rol model alarak birçok sosyal beceriyi öğrenir. Bu nedenle anne babalar çocuklarına rehber olmalıdır. Çocuğa yeni insanlarla tanışırken kendini tanıtma, karşısındakini dinleme, bir başkasını oyuna davet etme gibi konuşma becerileri oyun aracılığıyla veya canlandırma ile öğretilmelidir. Ve anne babalar, sosyal etkinlikler organize ederek, çocuğun, öğrendiği sosyal becerileri kullanması konusunda cesaretlendirici olmalıdır. Çocuklar kurdukları arkadaşlık ilişkilerini yürütme konusunda da zorluk yaşayabilir, aralarında sık sık tartışabilirler. Burada anne babaların, çocuklarına problemlerini kendi başlarına çözebilmeleri için fırsat vermesi, çocuğun özgüven gelişimini de olumlu yönde etkileyecektir. Anne babalar, çocuklarına karşılaştıkları problemlerin çözümleri konusunda yol göstermeli fakat problemleri onların yerine çözmemelidir. Ergenlik dönemiyle birlikte arkadaşlık kavramı giderek önem kazanır. Kimlik kazanımın oluştuğu dönemde ergen için arkadaşları tarafından kabul görmek son derece önemlidir. Çocukluk dönemin arkadaş ilişkilerinin temeli oyun üzerine kurulurken, ergenlik dönemi arkadaşlıkları ortak ilgi alanlarına göre şekillenir. Bu dönem arkadaş ilişkilerinde duygusal paylaşım yoğundur. Ve ergenlik döneminde anne babaların çocuklarının arkadaş ilişkilerine yaklaşımları, ergenler için son derece hassas bir konudur. Bu nedenle ebeveynler çocuklarının arkadaşları hakkında olumsuz eleştirilerde bulunmamalı, çocuklarına karşı onları yalana itebilecek baskıcı bir tutum sergilememelidir. Anne babalar çocuklarına aile kuralları ve sınırları hakkında net bilgiler vermeli, tutarlı davranmalı ve neler yapıp neler yapamayacağı konusunda bilgilendirmelidir. Hem çocukluk hem de ergenlik döneminde anne babalar, çocuklarının arkadaş ilişkilerinin geliştirilmesine olanak sağlayacak, yaz kampları, takım çalışmaları veya sanat kursları gibi aktivitelere katılımları konusunda destekleyici olmalı ve çocuğa arkadaş ilişkilerini yürütebileceği zamanı ve alanı yaratabilmelidir. Ceyda Çolak Uzman Psikolog Brain Center of İstanbul Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası No:1 D:87 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 77 78 e-mail: ceyda@braincenter.com.tr web: http://www.braincenter.com.tr facebook.com/braincenter.com.tr instagram.com/braincenter_istanbul
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Özgüven Duygusu Çocukta Nasıl Gelişir  ? 05:26
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Özgüven Duygusu Çocukta Nasıl Gelişir ? 26 izlenme - 10 ay önce Özgüven bir çocuğun kendisine yönelik iyi duygular geliştirmesi sonucu kendisini iyi hissetmesi demektir. Başka bir deyişle kendisi olmaktan memnun olması ve bunun sonucunda kendisi ve çevresiyle barışık olması demektir. Özgüven eksikliği yaşayan çocuklar verdiği kararlardan, alacağı sonuçlardan sürekli endişe duyan çocuklardır. Performanslarıyla ilgili sürekli bir kaygı içerisindedirler ve hata yapmaktan çok korkarlar. Başkalarının sözlerinden çok etkilenir ve kendi kararlarını onların görüşleriyle şekillendirirler. Özgüven eksikliği olan çocuklar duygu ve düşüncelerini ifade etmekte zorlanan çocuklardır. Özellikle yeni ortamlara girmekten ve yeni tanıştığı kişilerle iletişim kurmaktan çekinen bu çocukların, sosyal ve akademik alanda başarı göstermeleri buna bağlı olarak zorlaşır. Özgüven eksikliği olan çocukların çoğu kendi haklarını korumakta ve kendini savunmakta zorlanan çocuklarıdır. Ancak özgüven eksikliğine bağlı olarak çocukların kimi zaman abartılı güç ve cesaret gösterileri yapabildiklerini ve her konuda özgüvenli olduğunu ispat etme çabasında olabildiklerini de söyleyebiliriz. Özgüven, çocuğun kendi benliğine duyduğu güven çerçevesinde hareket etmesidir. Çocukta güven duygusunun oluşması ve gelişmesi, ailenin eğitim anlayışına, tutumuna ve disiplinine bağlıdır. Destekleyici ve cesaretlendirici davranış modellerini seçen anne babaların çocukları, güven gelişimi yönünden olumlu etkilenirler. Daha sonrasında çocuğun oyun arkadaşları, okul ortamı ve ergenlik sürecinde karşılaştığı tüm olay, durum ve ortamlar kişisel özgüven gelişimini şekillendirir. Çocukta güvenin temelleri ailesiyle kurduğu ilişkiler üzerine atılır. Özellikle 0-2 yaş döneminde annenin bebeği ile kurduğu ilişki son derece önemlidir. Eğer anne, çocuğunun ihtiyaçlarına karşı duyarlı olur ve çocuğunu ihmal etmezse, çocukta huzur ve güven duygusu oluşur. Aksi durumlarda ise çocukta huzursuzluk ve güvensizlik duygusu yerleşir. İki yaşından itibaren çocuk, çevresini keşfetmek ve bağımsızlık kazanmak amacıyla her şeye karşı derin bir soruşturma ve öğrenme eğilimi gösterir. Bu keşif döneminde anne babanın çocuğa karşı tutumu ve tepkisi çocuğun özgüvenini şekillendirir. Bu nedenle çocuğa karşı, baskıcı veya aşırı korumacı bir yaklaşım sergilenmemeli, çocuğa özerklik duygusunu geliştirmesini sağlayacak alanlar yaratılmalıdır. Anne-babanın çocuklarından beklentileri, çocukların yetenekleri ve yapabilirlikleri ile kıyaslandığında gerçekçi olmalıdır. Bu da anne babaların çocuklarını iyi tanımalarıyla yakından ilişkilidir. Anne babalar, çocuklar arasındaki bireysel farklılıkları unutmamalıdır. Her çocuk kendine özgü ve değerlidir. Ve anne babaların çocuklarını iyi tanıması, bireysel özelliklerini fark etmesi ve takdir etmesi çocuğun kendi varlığına değer vermesini sağlar. Teşvik amacıyla dahi olsa çocuk, başka bir çocukla kıyaslanmamalı ve çocuğun başarı yada başarısızlıkları kendi içinde, dünden bugüne değerlendirilmelidir Anne babaların çocuklarını ev ve okul dışında sosyal aktivitelere, sosyal gruplara katılması konusunda cesaretlendirmesi ve yönlendirmesi, özgüven gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Çocuğun ilgi alanları göz önünde bulundurularak müzik veya spor gruplarına, izcilik veya kamp üyeliklerine katılması sağlanabilir. Yeni, farklı ortamlarda başarılı olma duygusu, çocuklarda kendine güven duygusunu arttırır. Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun sorumluluklar vermek, kendi kararlarını verebileceği, seçim ve tercihlerini yapabileceği uygun ortamlar yaratılmak, özgüven gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Verdiğiniz sorumlulukları yerine getirirken çocuğu izlemeniz, çabasını takdir etmeniz ve gerekli noktalarda desteklemeniz, çocuğun kendisini yeterli hissedebilmesi ile yakından ilişkilidir. Ayrıca anne babaların, çocuğun hataları veya başarısızlıkları karşısında verdiği tepkiler, çocuğun özgüven gelişimini şekillendirir. Özellikle istenmeyen davranış veya hatalar karşısında eleştirel ve sert cümleler kurmak, çocuğun kendini olan güvenini zedeleyecektir. Bu nedenle anne babaların çocukların hatalarına karşı tolerans göstermesi ve onu koşulsuz sevgi ve kabul göstermesi, sağlıklı bir özgüven gelişimi göstermesi ile yakından ilişkilidir. Ceyda Çolak Uzman Psikolog Brain Center of İstanbul Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası No:1 D:87 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 77 78 e-mail: ceyda@braincenter.com.tr web: http://www.braincenter.com.tr facebook.com/braincenter.com.tr instagram.com/braincenter_istanbul
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Motivasyonel Görüşmeler 03:17
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Motivasyonel Görüşmeler 28 izlenme - 1 yıl önce Brain Center of İstabul’da, danışanlarımızın mevcut durum veya sorunu tanımlandıktan ve uygun tedavi yöntemi belirlendikten sonra, Neurofeedback terapisiyle birlikte danışanlarımızla çözüm odaklı, motivasyonel görüşmeler yapmaktayız. Çünkü şunu biliyoruz ki kişilerin dikkat yönetimi, kaygı düzeyi veya dürtü kontrolü alanlarında yaşadıkları zorluklar, potansiyellerinin altında performans sergilemelerine neden olmakla birlikte içsel motivasyonlarını da düşürmektedir. Örneğin, dikkatini odaklamakta veya sürdürmekte zorlanan bir öğrenci veya çalışan, yerine getirmek zorunda olduğu görev veya sorumluluklar karşısında kendini çoğu zaman çaresiz veya yetersiz hissedebilir. Çünkü bir işe başlayabilmek, dağılmadan devam edebilmek ve istenilen zamanda bir işi bitirebilmek özellikle dikkat eksiliği veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan kişiler için çok da kolay değildir. Bu sürecin performansa olumsuz etkilerini de, öğrencilerde daha çok saatlerce süren ve bitmek bilmeyen ödevlerde; çalışanlarda ise günlük programı yakalayamama veya organize olamamada görüyoruz. Baş etmesi son derece zor olabilen bu ve benzeri durumlar kişide stres veya kaygı yaratabiliyor. Kişi bir kısır döngüye girmişçesine yapamadığı için strese giriyor ve kaygılanıyor, kaygılandıkça veya stres düzeyi arttıkça performansı düşüyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta kişinin ne derecede stresli veya kaygılı hissettiğidir. Her ne kadar stres kulağımıza olumsuz bir şeymiş gibi gelse de, kişiler üzerinde olumlu etkileri de vardır. Stres altındaki insan adrenalinin tetikleyici gücü sayesinde kendi potansiyelinin sınırını aşabilir, öğrenme ve hafıza yeteneklerinde güçlenme etkisi yaratabilir. Bu stresin olumlu etkisidir ve kısa dönemli durumlarda söz konusudur. Stres yaratan durumun uzun süreli olması, uyku bozuklukları, depresyon, öğrenme ve hafıza işlevlerinde bozulma gibi olumsuz sonuçları doğurabilir. Aynı zamanda uzun süreli stres sosyal ilişkileri de olumsuz yönde etkiler. Kişinin baş etmekte zorlandığı durum, etrafına yansımaya ve yeni sorun alanlarının oluşmasına neden olabilir. Ortaya çıkabilecek sorun alanlarının tespitini ve çözümünü temel alan ve Neurofeedback terapisiyle birlikte yürütülen motivasyonel görüşmeler danışanlarımız için son derece destekleyici olmaktadır. Brain Center of İstanbul olarak, bu süreçte, danışanlarımızla birlikte farkındalığın geliştirilmesi , SMART hedeflerin belirlenmesi ve olumsuzluklar karşısında baş etme stratejilerinin güçlendirilmesi yönünde çalışmalar yapmaktayız. Ceyda Çolak Uzman Psikolog Brain Center of İstanbul Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası No:1 D:87 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 77 78 e-mail: ceyda@braincenter.com.tr web: http://www.braincenter.com.tr facebook.com/braincenter.com.tr instagram.com/braincenter_istanbul
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Neurofeedback Terapisiyle Birlikte Beslenme  Alışkanlığı 02:30
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Neurofeedback Terapisiyle Birlikte Beslenme Alışkanlığı 20 izlenme - 1 yıl önce Dikkat, konsantrasyon, hareketlilik ve dürtü kontrolü alanlarındaki sorunlarla karakterize olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavi yöntemlerinden biri olan Neurofeedback terapisiyle birlikte, kişilerin yaşam kalitesini arttırmaya yönelik düzenlemelerin yapılandırılması ve kişilere yeni alışkanlıkların kazandırılması son derece faydalıdır. Bunlardan biri de dikkat yönetimi ve dürtü kontrolü ile yakından ilişkili olan doğru ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığının kişilere kazandırılmasıdır . Son yıllarda yapılan araştırmalar bize dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan kişilerin kan şekeri, dopamin maddesi ve kan dolaşımı seviyelerinin diğer bireylere göre farklı kimyasal metabolik faaliyetler gösterdiği ve buna bağlı olarak da bilinçsizce tüketilen bazı besinlerin veya yanlış beslenme alışkanlıklarının var olan semptomları şiddetlendirebildiği yönündedir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)nın da araştırmaları bu bulguları destekler niteliktedir. Özellikle günümüzde çocukların sıkça tükettiği , bazı hazır gıdaların içinde yer alan, gıda katkı maddelerinin, yapay gıda boyalarının, aromalarının ve doğal salisatların kişide var olan dikkat ve dürtü semptomlarını tetiklediğini ve çocuklarda sıkça gördüğümüz öğrenme güçlüğü ve davranış bozukluklarını arttırdığını biliyoruz . Bu nedenle devam eden Neurofeedback terapisiyle birlikte, kişilerin işlevselliğini etkileyebilecek, tetikleyici dediğimiz besinleri günlük beslenme programından çıkartmak veya kontrollü bir şekilde tüketmelerini sağlamak önleyici bir adım olmaktadır. Bununla birlikte kişilerin dikkat süresini ve genel uyanıklık düzeyini arttığını bildiğimiz, faydalı yağları, besinleri günlük beslenme programına dahil ederek bir programın oluşturulması danışanlarımızın bu konuda bilinçlendirilmesi ve yaşam kalitelerinin arttırılması Neurofeedback terapisinin hedeflerindendir. Ceyda Çolak Uzman Klinik Psikolog Brain Center of İstanbul Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası No:1 D:87 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 77 78 e-mail: ceyda@braincenter.com.tr web: http://www.braincenter.com.tr facebook.com/braincenter.com.tr instagram.com/braincenter_istanbul
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Spor Yapmak  Neden Alışkanlık Haline Gelmelidir? 02:45
Uzman Psikolog Ceyda Çolak - Spor Yapmak Neden Alışkanlık Haline Gelmelidir? 16 izlenme - 1 yıl önce Spor belirli ölçüde fiziksel güç ve beceri gerektiren, önceden belirlenmiş kurallara göre bireysel veya takım halinde yapılabilen yarışmalı ve eğlenceli etkinliklerdir. Sporun sağlıklı yaşamın bir parçası olduğunu, bedensel ve ruhsal gelişimi desteklediğini söyleyebiliriz. Düzenli ve sistemli yapılan spor endorfin, melatonin, dopamin gibi mutluluk hormonlarımızın salgılarını arttırırken, kişiye zarar veren ve düşünme gücümüzü azaltan stres hormonlarımızı etkisiz hale getirir. Dünya Sağlık Örgütü de 2005 yılında sporu, ruh sağlığını koruyucu önlemler arasına almıştır. Bu nedenle hem yetişkinlerin hem de çocukların sporu bir alışkanlık haline getirebilmesi, sağlıklı bir ruhsal gelişim için destekleyici olacaktır. Çocuklara sporun önemini ve gerekliliğini aşılayabilmek, sporu bir alışkanlık haline getirmelerini sağlamak, onları erken yaşta sporla tanıştırmakla yakından ilişkilidir. Fakat anne babalar çocuklarını herhangi bir spor dalına yönlendirmeden önce, çocuklarının yaşını, anatomik ve fonksiyonel yapısını, kuvvetini göz önünde bulundurmalıdır. Çünkü her çocuğun fiziksel, ruhsal ve toplumsal gelişimi birbirinden farklıdır. Burada çocuğu becerilerine uygun ve ilgi duyduğu bir spor dalına yönlendirmek çocuğun özgüvenini de olumlu yönde geliştirecektir. Özellikle takım halinde yapılan sporlar, çocuğun sosyalleşmesini sağlamakla beraber sorumluluk duygusunu da geliştirir. Takım başarısı her bir sporcunun başarısına bağlı olduğundan çocuğun disiplin ve çalışma azmi kazanmasına yardımcı olur. Sporun destekleyici ve olumlu etkilerini kimlik gelişiminin ön planda olduğu ergenlik döneminde de görüyoruz. Dış görünüşün, arkadaş ilişkilerinin önem kazandığı bu dönemde, ergenin sporla kuvvetlenmesi ve daha düzgün bir duruşa, postüre sahip olması, ortak ilgi alanına sahip akranlarıyla birlikte zaman geçirmesi ve sosyalleşmesi, ergenin benlik saygısını ve kendilik algısını arttırmaktadır. Ayrıca düzenli egzersiz yapan ergenlerin anne babalarıyla daha az çatışma yaşadığını, daha az depresif belirtiler gösterdiğini ve akademik başarılarının ortalamanın üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle özellikle yoğun tempoda ders çalışan ve sınavlara hazırlanan ergenlerin, spora zaman ayırmaları konusunda anne babaları tarafından desteklenmeleri ve motive edilmeleri son derece önemlidir. Fiziksel egzersiz ve spor, özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan kişilerin kontrol etmekte zorlandığı fazla enerjinin atılmasına, dikkatini tek bir noktaya yoğunlaştırmasına ve hormonların, beyin hücrelerinin uyarılmasına olanak sağlar. Aynı zamanda sporun, stres, kaygı, depresyon seviyelerini azaltması, dürtü kontrolünü sağlaması, uyku kalitesini arttırması gibi yaşam kalitesini arttırıcı olumlu etkileri vardır. Fiziksel egzersizlerin bütün bu olumlu etkileri ve tedaviyi destekleyici yönü göz önünde bulundurulduğunda, sporun bir alışkanlık haline getirilmesi ve terapi sürecine dahil edilmesi kişiler için son derece faydalı olacaktır. Ceyda Çolak Uzman Psikolog Brain Center of İstanbul Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası No:1 D:87 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 77 78 e-mail: ceyda@braincenter.com.tr web: http://www.braincenter.com.tr facebook.com/braincenter.com.tr instagram.com/braincenter_istanbul