Hoşgeldiniz!

Efgan Efekan Videoları İzle

Şaka ile Karışık (Ofsayt Osman) - Sadri Alışık (100 dk - 1965) 01:39:44
Şaka ile Karışık (Ofsayt Osman) - Sadri Alışık (100 dk - 1965) 4.517 izlenme - 2 yıl önce Yönetmen: Osman F. Seden Senaryo Yazarı: Osman F. Seden Yapımcı: Recai Akçaoğlu, İrfan Ünal Görüntü Yönetmeni: Kenan Kurt Süre. 100 dk Yapım yılı: 1965 Tür: Komedi, Dram, Duygusal Oyuncular: Sadri Alışık, Ajda Pekkan, Filiz Akın, Efgan Efekan, Vahi Öz, Hüseyin Baradan, Kadir Savun, Çolpan İlhan, Aziz Basmacı, Hasan Ceylan, Nubar Terziyan, Niyazi Vanlı, Zeki Tüney, Ali Seyhan, Memduh Alpar, Mehmet Ali Akpınar, Muammer Gözalan, Haydar Karaer, Selahattin İçsel, Asım Nipton, Muzaffer Yenen, Hulusi Kentmen, Kaya Volkan, Hüseyin Güler, Erol Solak, Sami Ayanoğlu(Hulusi Kentmen Seslendirmesi), Kemal Ergüvenç(Kadir Savun Seslendirmesi), Sadettin Erbil(Hüseyin Baradan Seslendirmesi) Konu: İki düşman ve zengin ailenin, namuslu bir serserinin var olma ihtimali üzerine giriştiği 1 milyonluk bahisle, Osman’ın hikayesi de farklı bir yön almaya başlar. Bu röportajı gazetelerine herkesten önce çıkarmak için rekabet eden iki gazetecinin de dahil olduğu hikayede Osman bir milyonun kredisi ile krallar gibi yaşamaya başlıyor. Bir gün Sarayburnunda ölümden kurtardığı şarkıcı Filiz’e aşık olması ile Osman en büyük atağına başlar bir nevi. Ya bu sefer gol olacaktır ya da yine ofsaytta kalacaktır. Filiz’in ölümü seçmesinin nedeni kardeşinin ölümcül bir hastalığa mahkum olması ve tedavi için 200 bin lira gerekmesidir. Osman, yavrucağın hayatı, serserilerin onuru ve Filiz’in aşkı arasında sıkışıp kalmıştır.
Beni Osman Öldürdü - Türkan Şoray & İzzet Günay (1963 - 84 dk) 01:24:18
Beni Osman Öldürdü - Türkan Şoray & İzzet Günay (1963 - 84 dk) 2.139 izlenme - 2 yıl önce İsminde, yönetmen adı olan 3. film. Daha önce Atıf Yılmaz ‘Allah Cezanı Versin Osman Bey’ (1961) ve Mehmet Dinler (Osman Fahir Seden’in sahibi olduğu Kemal Film için) ‘Erkeklik Öldü mü Atıf Bey’i (1962) çekmişlerdi. Bu kez, Osman F. Seden kendi adını kullanmış ; ‘Beni Osman Öldürdü’. Başta, İzzet Güney ve Türkan Şoray’ın tanıtıldığı sahnede Efgan Efekan’ın yerine (ilk 2 çevrimde oynayan) Orhan Günşiray olsa ne iyi olurdu. Sadettin Erbil üç filmde de var. Filmin başında, Öztürk Serengil, Adnan Varveren’in bir yıl sonra 45’lik olarak çıkacak şarkısını (Abidik Gubidik Twist) dans ederek söylüyor. Orkestra çok güzel ; piyano (Şerif Yüzbaşıoğlu), elektro gitar (Ersin Ünlüsoy), kontrbas (Şükrü Yüzbaşıoğlu), saksofon ve bateri. Vahap Çok. ‘2oo milyonluk bir servetin, muhtelif fabrika ve ortaklıkların sahibi’. (Bu isim, o dönemin varsıl kişilerinden Vehbi Koç’u çağrıştırıyor.) ‘Bir güz sabahı’ çevresini saran ‘akraba ve taallukat’ın bin bir türlü sahte sevgi gösterisi eşliğinde balık avına çıkıyor. Belli ki o da bu durumdan sıkılmış, (Rıza Tüzün’ün sesi ile) haykırıyor ; “Yeter, yeter be. Bıktım bu yağcılıktan. Defolun hepiniz, defolun. Sizlerden kurtulup bir dakika yalnız kalamayacak mıyım?” ‘Gidiş o gidiş’. Balığa çıkışından iki gün sonra ‘bindiği motor açık denizde bulunur’. Düşüp boğulduğuna karar veriliyor. Vasiyetnamesi, avukat Ali Hoş’un (soyadı bir başka sahnede soyadı ‘Hoşlaf’ olarak söyleniyor) sekreteri Türkan tarafından varislere okunur. Oğulları için söyledikleri ; Sadettin, hastalık derecesinde kumarbaz ; Ahmet, ‘evde çete namı altında bir sürü (aslında iki) serseriyi besleyecek kadar kabadayı ; Tayfur, 5 yaşında geçirdiği bir bisiklet kazası sonucu kafadan sakat. Asıl, üç akrabası için düşünceleri yenir yutulur şeyler değildi. Fabrikaların umum müdürü Muhittin Erman çalışkan(!) ama ‘muhasebe kayıtlarında tahrifat’ yapıp cebini dolduran biriymiş. Ticari şirketlerinin umum müdürü Necmettin İşbilir için ‘son derece namuslu(!) ama kuş beyinli ve kaz kafalı’ diyor. Amcazadesi İsmail Hakkı Özdağ ise ‘faydalı ve müstesna bir kabiliyet(!) ancak memureleri işlerinden kaçırtacak kadar ahlaksız ve zampara’ymış. Onların karıları ve çocukları için yazdıklarıysa başka alem ; “..Bu üç akrabamın arsız ve riyakâr karılarıyla akılları fikirleri oğullarımı kafesleyip..mirasıma konmak olan yılışık yeğenlerimi burada utançla kaydederim.” Onları ‘mirasından mahrum etmiş’. Yine vasiyetnameden, milyonerin kimse tarafından bilinmeyen bir oğlu daha olduğunu ve ‘bilumum servetinin, fabrikalarının vesair mallarının idaresini bu kabiliyetli gence bıraktığını anlıyoruz. Vahap Bey sözlerini bir uyarı ile bitiriyor ; “Kendisi aşırı derece çapkın olup ‘tavuklara yem vermek isterse’ kızlara göz kulak olun.” ‘Kasımpaşa şoförlerinden Filinta Osman’..Avukat Ali, delikanlıyı böyle tanımlıyor. Onu ilk gördüğümüz 80 saniye boyunca 3 fıstıkla (ikincisi gencecik Mine Soley) beraberdi. Türkan, ‘gerekli kanuni muamelelerin tamamlanması için Osman’ı köşke götürmek üzere’ mahalleye gelir. Delikanlı öyle nam salmış ki mahalledeki kahveci genç kızı Osman’ın ‘yemlediği tavuklardan biri’ sanıyor. Pek de haksız sayılmaz, çünkü Osman, film boyunca Türkan Şoray’ı 5 kez dudağından öper. Bunu, sonradan beraber çevirecekleri onlarca filmde İzzet Günay bile yapamıyacaktır. Osman’ın köşke gelişiyle ortalık hareketlenir ; Yeğenler onu ele geçirmek, diğerleri de ondan kurtulmak için ellerinden geleni yapıyorlar. İki sahne ve melodi ; Osman’ın “Hernando’s Hideaway” (1957) (Ross / Adler) eşliğinde Leyla, Semra ve Necla ile yaptığı dans ve kumar oynanırken ‘Save the Last Dance for Me’ (1960) (Doc Pomus / Mort Shuman) melodisi çok güzeldi. Film, çifte şaşırtıyla bitiyor. Birincisi, Vahap Bey ölmemiş yalnızca ‘ölümünden sonra akrabalarının neler karıştıracağını gözleriyle görmek istemiş’. İkincisi, vasiyetnamede sözü edilen çocuk gerçek ama bu Osman değil Türkan’dır. Osman ; “Tuh be, ben de diyordum ki, ikimiz biliyorsun evlenmeyi kuruyorduk seninle. Halbuki..” Türkan ; “Değişmiş hiçbir şey yok Osman.” Osman ; “Olmaz, ben evime kendi kazancımla bakmak isterim kızım. Babanın milyonları açmaz beni.” Türkan ; “..Kazancına da, evine de, getireceğin minik bir çiçekle bir somun ekmeğe de, her şeye her şeye razıyım Osman. Seni seviyorum.” (Yazan ; Murat Çelenligil) Yönetmen : Osman F. Seden Senaryo : Osman F. Seden Yapımcı : Osman F. Seden Müzik : Fecri Ebcioğlu Görüntü Yönetmeni : Kenan Kurt Oyuncular: Türkan Şoray, İzzet Günay, Muhterem Nur, Efgan Efekan, Öztürk Serengil, Hulusi Kentmen, Atilla Yelkenci, Hüseyin Baradan, Mine Soley, Ahmet Tarık Tekçe, Hüseyin Peyda, Mualla Sürer, Hüseyin Güler, Aziz Basmacı, Vahi Öz, Sunay Uslu, Birsen Menekşeli, Devlet Devrim, Tümay Tuncalp, Mümtaz Ener, Meriç Başaran, Leman Akçatepe, Mürüvvet Sim, Mehmet Ali Akpınar, Hüseyin Salıcı, Talia Saltı, Lütfü Engin, Zeki Sezer, Sadettin Erbil, Muhip Arcıman, Agah Hün, Mücap Ofluoğlu, Jeyan Mahfi Tözüm, Kemal Ergüvenç, Alev Koral
Ne Şeker Şey - Göksel Arsoy & Türkan Şoray (1962 - 88 dk) 01:27:49
Ne Şeker Şey - Göksel Arsoy & Türkan Şoray (1962 - 88 dk) 2.106 izlenme - 2 yıl önce Adanalı Milyoner Hacı Zeynel Bey'le üç kızının öyküsü... Oyuncular: Göksel Arsoy, Türkan Şoray, Öztürk Serengil, Efgan Efekan, Vahi Öz, Ahmet Tarık Tekçe, Nur İnsel, Candan Sabuncu, Suzan Avcı, Ali Şen, Mualla Sürer, Mürüvvet Sim, Zeki Tüney, Selahattin İçsel, Zeki Sezer, Faruk Panter, Orhan Aykanat, Talia Saltı, Nezihe Güler , Mustafa Dağhan, Nermin Özses, Memduh Alpar, Hulusi Kentmen, Nevin Akkaya
Ekmekçi Kadın - Türkan Şoray & İzzet Günay (1965 - 91 dk) 01:31:03
Ekmekçi Kadın - Türkan Şoray & İzzet Günay (1965 - 91 dk) 1.460 izlenme - 2 yıl önce ‘Quando Ritornera Da Me’ (1964) (Locatelli / Minerbi) melodisi ve yıllar sonra karşılaşan Nazmi ile Ayşe’nin silah sesiyle sonuçlanacak konuşmaları.. [1972’deki aynı adlı ikinci çevrimde bu sahnede ‘Man With a Harmonica’ (1968) (Morricone) müziği kullanılacaktır.] Ayşe ; “Kıpırdama yersin kurşunu. Seninle anlaşmaya geldim Nazmi.” Nazmi ; “Anlaşacak bir şeyim yok benim.” Ayşe ; “Benim de kaybedecek bir şeyim yok.. Bütün ömrümü mahvettin, zindanlarda çürüttün. Gençliğimden, çocuklarımdan ettin beni. Alnıma o kanlı lekeyi sen sürdün. Katil sendin, günahını bana çektirdin.. Dayanamadım ayrılığa, zindandan kaçtım. Çocuklarımın karşısına alnım ak olarak çıkacağım günü bekledim. Ama bu defa da kader kızımı çıkardı karşıma. Ke mal, kızımın her şeyiydi. Ömrü yetimhanelerde geçmiş bir zavallının elinden, hayattaki tek emelini sen aldın..” Nazmi ; “Kızım Sevim hasta. Ölüme mahkûm. Ölecek, ellerimde ölecek yavrum. Onu hayatta tutan tek ümit, Kemal..” 1943’ün göz açtırmayan kışı. İstanbul. Lütfü Beyin fabrikasında kapıcılık yapan Ayşe Çelik, ne dünya savaşını ne de bir sene önceki ‘Struma Faciası’nı düşünecek durumda. Büyük olasılıkla, filmin esinlendiği aynı adlı romanı da (La Porteuse De Pain) (1884) (Xavier De Montepin) duymamıştır bile. Kocası Selim, aynı yerde 12 yıl çalıştıktan sonra bir iş kazasında ölmüş. İki çocuğu, 3-4 yaşlarındaki Metin ve birkaç aylık Zeynep’le ortada kalınca ‘patrona yalvarıp yakarıp’ genç kadına bir iş verdirmişler. Filmin başında, ekmek, peynir, helva ve (ilerde başına dert olacak) gazyağı almak için Bakkal Hayri’ye giderkenki perişanlıkları ; Ayşe’nin sol elinde ‘kulpu iğreti tutturulmuş bir gaz tenekesi’, koltuk altında çuval, lastiği gevşemiş çorabı ayak bileğine kadar düşmüş. Sağ eliyle Metin’i, o da Nazmi Ustanın armağan ettiği içi saman dolu tahta atı sürüklüyor. Zeynep’i (sütü mü, zamanı mı yok, filmden anlaşılmıyor) sütanası Gülizar’a bırakmış. O da laf dokunduruyor “Sütanalık kolay mı? Çamaşıra gitsem bunun üç mislini alırdım. Haftada 10 kâğıda olmuyor bu iş.” Üstelik, göz kamaştıran güzelliği de başına bela. Ölen kocasının ‘en iyi’ arkadaşı olduğunu söyleyen Nazmi, meğer onu ‘ilk gördüğü andan beri’ seviyormuş. Peşini bırakmıyor. Fabrikanın sahibi Lütfü Sırman, karısı (adı söylenmiyor) ve çocuğu Kemal’le çok mutlu. (Romanda ise Jules Labroue’nun karısı ölmüş ve çocuğu Lucien’e başka bir yerdeki kız kardeşi bakıyor.) Başarılı bir mühendis olan Lütfü Bey, tekstil makinelerinde ‘istihsali üç misline çıkaracak’ bir yöntem bulmuş. Ancak, basireti mi bağlandı nedir, bu konudan yalnızca Nazmi Ustaya söz ediyor ; “Şimdilik bir sen biliyorsun bir de ben. Dünyada itimat ettiğim tek insansın.. Bütün kredilerimi topladım bankalardan. İstediğinden fazlası var kasada. Hiçbir şeyden şüphelenmesinler diye muhasebeye bile bildirmedim para çektiğimi. Al anahtarları. Bir muvaffak olalım milyonlar su gibi akacak..” ‘İtimat’ın, hem de Nazmi’ye, bu kadarı.. Ayşe’yi bakkaldan gazyağı alırken gören Hacı Hüsrev Efendi, zaman yitirmeden durumu Lütfü Beye anlatır ; “Allah saklasın, cayır cayır yanarız. Benden söylemesi.” Fabrika sahibi ile Ayşe arasında yaşanan geçici gerginlik, sonradan genç kadının suçlanmasında kullanılacaktır. Evlenme isteğine defalarca olumsuz yanıt alan Nazmi öyle bir şey yapar ki ; Bir gece fabrikayı kundaklar (hem de Ayşe’nin gazyağını kullanarak), işçi Cevat’ı öldürüp kimliğini değiştirir, Lütfü Beyi öldürür ve buluşu ile ilgili kağıtları alır, kaçmadan önce de tabancayı Ayşe’nin odasına bırakır. Yangında tanınmaz hale gelen Cevat, ‘mucize kabilinden yanmayan’ nüfus cüzdanı nedeniyle Nazmi zannedilir. Ayşe tutuklanır. ‘Suçu sabit görüldüğünden (Sinop Cezaevinde) müebbet hapsine’ karar veriliyor. Metin’e bundan sonra ‘kocamın tek arkadaşı sendin’ dediği, emekli öğretmen ve ‘Örnek Talebe Yurdu’ müdürü İsmail Hakkı bakacaktır. Zeynep’i ise sütanası Gülizar kaçırmış. (Sonradan, neyse ki, İstanbul Belediyesi Yetimhanesine bıraktığını öğreneceğiz.) Nazmi, Cevat Şahin olarak Mısır’a (romandaki Jacques Garaud ise Amarika’ya) gidiyor. Burada mensucat fabrikaları sahibi ve Türk asıllı İsmail Hilmi Paşa ile tanışır. Lütfü Beyin geliştirdiği yöntemle Paşa’nın yanında çalışmaya başlar. Zamanla ortağı olur ve güzel kızı Gülsüm’le evlenir. Kızı Sevim’in doğumu sırasında karısını kaybediyor. ‘Hiçbir pişmanlık, hiçbir vicdan azabı’ duymadığı bu yıllarda yaşamındaki tek karanlık gölge, onun aslında Nazmi Erkmen olduğunu bilen Salim’dir. Bir rastlantı ile bu durumu anlayan Salim, Cevat’ın dayısıdır ve “20’ye yakın suçun faili olarak” Türkiye’de aranıyormuş. Nazmi’den sızdırdıklarını ‘batakhanelerde ve barlarda yiyip çılgınca bir hayat sürüyor’. Ayşe ise kendini çevresine sevdirmiş ve hapishanenin revirinde hastabakıcı olarak çalışmaktadır. 21 yıl sonra.. ‘Tesadüflerin’ (tekrar) bir araya getirdiği kişiler. Metin, avukat olmuş ve İsmail Hakkı Babanın öğrenci yurdunda kalıyor. En iyi arkadaşı Kemal bir tekstil mühendisi ve tahmin edileceği gibi Lütfü Beyin oğlu. Kemal’in ‘her saniyesini ona taparak geçirecek kadar sevdiği’ genç kız ise yıllar önce yetimhaneye bırakılan Zeynep. Orada Leyla adı verilmiş ve şimdi ‘bir moda evinde manken olarak’ çalışıyor. Nazmi (yeni adıyla Cevat), “Mısır’daki bütün tesislerini ve sermayesini anavatana getirip Batı Mensucat’ı kurunca” kalp hastası kızı Sevim de olaylardaki yerini alır. Bu arada, 26 Kasım tarihli, dönemin etkili gazetesi Akşam’da Nazmi’nin resmini gören Ayşe kaçarak İstanbul’a gelir. Adını Zehra olarak değiştirir. Bir bakkalda ekmek dağıtıcısı olarak çalışırken kızını bulur. Sevim’in Kemal’e aşık olmasıyla, Nazmi, Leyla’yı delikanlıdan uzaklaştırmak ister ama karşısına ‘haklı ve mazlum’ olmanın verdiği güçle Ayşe çıkıyor. Hiç olmazsa roman ve filmlerde ‘hak yerini er geç bulur’. 60’lı yılların nispeten sevgi dolu ortamında Nazmi’nin söyleyemediğini, romanda Jacques Garaud söylüyor ; “Aşk geçicidir. Önemli olan paradır.” Dedikleri, istemesek de, 100 yıl sonra gerçekleşmeye başlıyor. (Yazan : Murat Çelenligil) Yönetmen :Zafer Davutoğlu Senaryo :Osman F. Seden Yapımcı :Osman F. Seden Görüntü Yönetmeni :Kenan Kurt Tür: Dram, Duygusal Oyuncular: Türkan Şoray, İzzet Günay, Çolpan İlhan, Kenan Pars, Efgan Efekan, Kadir Savun, Hüseyin Baradan, Nubar Terziyan, Senih Orkan, Mürüvvet Sim, Nezihe Güler, Ergül Buharalı, Cahit Irgat, Feridun Çölgeçen, Talia Saltı, Faik Coşkun, Osman Türkoğlu, Mümtaz Ener, Hüseyin Güler, Zeki Alpan, Hayri Esen, T. Fikret Uçak, Muammer Gözalan, Celal Ersöz, Zeki Tüney, Selahattin İçsel, Talat Gözbak, Muzaffer Yenen, Fadıl Garan, Ali Seyhan, Ünal Gürel, Mine Sun, Volkan Kayhan, Bedri Çavuşoğlu, Orhan Çoban, Mahmure Handan, Abdurrahman Palay, Sadettin Erbil, Birsen Kaplangı, Rıza Tüzün, Kemal Ergüvenç, Hakkı Haktan, Jeyan Mahfi Tözüm, Nedret Güvenç
İki Kocalı Kadın - Türkan Şoray & Tanju Gürsü  (1963 - 72 dk) 01:11:28
İki Kocalı Kadın - Türkan Şoray & Tanju Gürsü (1963 - 72 dk) 493 izlenme - 2 yıl önce Bir deniz kazasında öldü sanılan bir gencin güldürüsü. Yönetmen : Ülkü Erakalın Senaryo : Attila Oğuz, Ayten Ürkmez Yapımcı : Recep Ekicigil, Aziz Sarıkaya Müzik : Fecri Ebcioğlu Görüntü Yönetmeni: Costas Prosos, Gani Turanlı Tür : Duygusal, Komedi Oyuncular: Türkan Şoray, Tanju Gürsu, Efgan Efekan, Salih Tozan, Talia Saltı, Fuat İmer, Cevat Kurtuluş, Mehmet Aslan, Niyazi Vanlı, Lütfü Engin, Faik Coşkun, Zuhal Üstüntaş, Alaattin Altıok, Zeki Tezcan, Adalet Cimcoz
Mimarlığa Yüzeysel Bakış - Kolonları Genişletelim 01:01
Mimarlığa Yüzeysel Bakış - Kolonları Genişletelim 60 izlenme - 2 yıl önce Fazla kan pompasından kolon damarları beton gibi olan çiçeği burnunda mimamırımız, Ellibini cebellezi edince neler yapacağını ne de güzel anlatıyor. Not: Mimar abimizin ismini bilen varsa beri gelsin,bulamadığım için yapıştıramadım etiketlere. Admin Notu: Sanatçılarımızın isimlerini hatırlamamızı sağlayan omnibus'a ayrıca teşekkür ederiz.