Hoşgeldiniz!

feyzioğlu

Erdoğan feat Gül - System of a Down (Feyzioğlu) 00:06
Erdoğan feat Gül - System of a Down (Feyzioğlu) 3.822.995 izlenme - 2 yıl önce System of a Down - Chop Suey şarkısıyla yapılan güzel yaratıcı bir vine la sizleri baş başa bırakıyorum.
Metin Feyzioğlu'ndan Manifestosya Gibi Açıklama 10:08
Metin Feyzioğlu'ndan Manifestosya Gibi Açıklama 2.233 izlenme - 1 ay önce Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'ndan, "Uyarıyoruz Artık Yeter" başlıklı kritik bir açıklama yapıldı. "OHAL’e dayanılarak çıkartılan KHK’lar ile tüm devlet teşkilatı, kapalı kapılar ardında yeni baştan şekillendirilmiştir" denilen açıklamada, "Türkiye’nin, 'kandırıldım, aldandım, yanıldım' gibi ifadelerle dile getirilen hayati hatalara ve zaaflara artık tahammülü yoktur." ifadelerine yer verildi. OHAL ile ülkeye fiilen kuvvetler birliği getirildiği belirtilen açıklamada, idam tartışmalarının ve son dönemdeki yasaklamaların Türkiye'ye vereceği zarara dikkat çekildi. Açıklama şu ifadelerle son buldu: "TOPLUMDAKİ GERGİNLİĞİ SONA ERDİRMEYE DAVET EDİYORUZ" "Türkiye Barolar Birliği olarak, tüm vatandaşlarımızı içine sürüklendiğimiz durumun yarattığı açık ve yakın tehlike konusunda uyarıyoruz. Cumhurbaşkanını ve siyasi iktidarı, hukukun evrenselleşmiş kurallarına uymaya ve toplumd
Metin Feyzioğlu: Cumhurbaşkanımız Yüreğimizi Ferahlattı 02:57
Metin Feyzioğlu: Cumhurbaşkanımız Yüreğimizi Ferahlattı 4.051 izlenme - 4 ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'la Külliye'de görüşen TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, "Cumhurbaşkanımız büyük bir liderlik örneği gösterdi. Canlı yayına çıkmasıyla yüreğimizi ferahlattı" dedi.
 Başbakan Erdoğan Danıştay Törenini Terk Etti 02:44
Başbakan Erdoğan Danıştay Törenini Terk Etti 13.111 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında tartışma yaşandı. Danıştay’ın 146. kuruluş yıl dönümü töreninde Başbakan Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında tartışma yaşandı. Feyzioğlu’nun siyasi içerikli bir konuşma yaptığını söyleyen Erdoğan , duruma tepki göstererek programı terk etti Feyzioğlu’nun ifadelerine kızan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Siyaset yapıyorsun” dedi. Feyzioğlu ise, yapmadığını savundu. “Edepsizlik yapıyorsun” tepkisi üzerine Feyzioğlu, “Ben edepsizlik yapmadım, kimseye de edepsizlik yapıyorsun demeyi kendime yakıştırmam” ifadelerini kullandı.
 Başbakan’ın Tepkisiyle Karşılaşan Feyzioğlu’ndan İlk Açıklama 03:22
Başbakan’ın Tepkisiyle Karşılaşan Feyzioğlu’ndan İlk Açıklama 7.426 izlenme - 3 yıl önce ürkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Başbakan Erdoğan'ın, 'siyasi konuşma' yaptığı gerekçesiyle kendisine tepki göstermesine ilişkin, "Böyle bir tepki, doğru bir tepki olmadı" dedi. Danıştay'ın kuruluşunun 146. yıldönümü dolayısıyla gerçekleştirilen törende, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör'ün ardından kürsü konuşması yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, konuşmasının uzunluğu ve içeriğinin 'siyasi' olduğu gerekçesiyle Başbakan Erdoğan'ın tepkisiyle karşılaştı. Törende, Cumhurbaşkanı Gül'ün Başbakan Erdoğan'ı elinden tutarak sakinleştirmeye çalıştığı dikkat çekti. Tören sonrası basın mensuplarının sorularını cevaplayan Feyzioğlu, "Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin yöneticilerinin hiçbirinden bu tepkileri beklemem. Beklersem; yaşadığım Cumhuriyetin ne kadar sertleştiğini, ne kadar üzücü hale geldiğini düşünürüm ve yola devam edemem" şeklinde konuştu. "Ben bundan sonra da konuşurum, dinlemek isteyen dinler, gelen gelir, gelmeyen gelmez" diyen Feyzioğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Böyle bir tepki doğru bir tepki olmadı. Yani önceki yapılan konuşmalara bakın, daha önceki TBB Başkanlarının konuşmalarına bakın bu 30 Mart sürecinde yaşadığımız o sertliği, o kutuplaşmayı giderecek, 'gelin sarılalım bir birimize, birlikte çözelim' konuşmasıydı birlikte çözmek yerine, 'ben istediğim şekilde çözerim, dayatırım' anlayışının son anda patladığını üzülerek görüyorum. Tercih tabii bunu yapanlarındır. Türkiye Cumhuriyeti de büyük devlettir, Türk milleti de gerçekten sağduyulu millettir. Benim ne demek istediğimi milyonlarca insanın anladığına ben eminim."
Metin Feyzioğlu: Türkiye Böyle Yönetilemez 12:52
Metin Feyzioğlu: Türkiye Böyle Yönetilemez 186 izlenme - 4 hafta önce Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu Olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameleri eleştirdi. Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliğince düzenlenen "KHK'lar Türkiyesi'nde Savunma Hakkı" panelinin açılışında yaptığı konuşmada, darbe girişiminde bulunulduğu ilk andan itibaren tavırlarını ortaya koyduklarını belirterek, darbe teşebbüsünün bir iç savaş başlatma girişimi olduğu tespitinin ardından, Türkiye Barolar Birliği olarak devletin arkasında dimdik durduklarını ifade etti. Bu arada kumpas davalarının neden sahnelendiğini sürekli dile getirdiklerine dikkati çeken Feyzioğlu, sarmal yapının tacizine ve taarruzuna uğradıklarını kaydetti. "CUMHURBAŞKANI SÖYLEDİKLERİMİZİ DİNLEMEK ZORUNDA" Feyzioğlu, "15 Temmuz sonrasında gereken duruşu sergiledik. Devletin birliğinin arkasında, devletin birliği için tüm Türk milletiyle birlikte saf tuttuk, öncülük yaptık. Bugün burada söylediklerimizi en çok söyleme hakkına sahip kişileriz. Bugün burada söylediklerimizi siyasi iktidar ve cumhurbaşkanı dinlemek zorundadır. Çünkü her söylediğimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği, Türk milletinin bekası içindir." değerlendirmesinde bulundu. Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK), OHAL'in ilan sebeplerinin dışına çıkıp, olağan bir yönetim aracı haline getirildiğini ileri süren Feyzioğlu, bunu getirenlerin de bu yönetim biçiminin kendilerine sağladığı kolaylıktan mutluluk ve rahatlık duyduğunu kaydetti. Her etnik kökenden, siyasi düşünceden insanın yaşadığı Türkiye'nin "Tek adam" rejimiyle yönetilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Metin Feyzioğlu, 15 Temmuz'da TBMM'nin hainler tarafından bombalandığını ve Türk milletinin Meclis'i korumak için göğsünü siper ettiğini anımsattı. 15 Temmuz şehitlerine saygı duyulduğundan söz edilmesi için Meclis'in çalıştırılması gerektiğine işaret eden Feyzioğlu, KHK'larla Meclis'in devre dışı bırakılarak, Türkiye Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruyan şehitlere saygı gösterilemeyeceğini savundu. Feyzioğlu, Meclis'in KHK'larla OHAL gerekçesiyle devre dışı bırakılmasını, kabul etmelerinin söz konusu olamayacağını bildirdi. Anayasa Mahkemesinin KHK'larla ilgili verdiği kararı da eleştiren Metin Feyzioğlu, Yüksek Mahkemenin 1990'lı yıllarda gösterdiği dik duruşu, 2016'da gösteremediğini ifade etti. Feyzioğlu, KHK'ların doğrudan doğruya avukatları ve savunma mesleğini hedef aldığını da ileri sürdü. İdam tartışmaları Avukatların, cezaevine kanun kitabını bile sokmasının yasaklandığını ileri süren Feyzioğlu, avukatların müvekkilleriyle görüşme sırasında aldığı notların kopyasının çıkışta alındığını belirtti. Feyzioğlu, idam tartışmalarına ilişkin ise şu görüşleri paylaştı: "Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve mahkemesinin içtihatlarıyla asla kabul edilemeyecek uygulamalar sebebiyle yüzlerce ve binlerce mahkumiyete maruz bırakan siyasi iktidar, diğer yandan da idamı getirmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti'ni Avrupa Konseyi'nden attırmaya çalışmaktadır. Avrupa Konseyi'nden atılmak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden çıkarılmak, taraf olmaktan vazgeçmek demektir." Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden ayrılmanın ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurudan mahrum bırakılmak anlamını taşıdığını anlattı. Feyzioğlu'nun konuşmasının ardından, KHK'ların tartışıldığı oturuma geçildi.
 Farklı Açıdan Başbakan'ın Çıldırış Anları (Abdullah Gül İçerir) 02:40
Farklı Açıdan Başbakan'ın Çıldırış Anları (Abdullah Gül İçerir) 5.046 izlenme - 3 yıl önce 10.05.2014 tarihinde danıştayın 146. kuruluş yıldönümü etkinliklerinde TBB başkanı metin feyzioğlu'nun konuşmasına sinirlenen başbakan recep tayyip erdoğan'ın çıldırdığı anları trt kamerasından izliyelim. cumhurbaşkanı abdullah gül'ün sakinleştirme çabaları da bonus olsun.
Başbakan Erdoğan ve Feyzioğlu arasında geçen gerginlik 02:36
Başbakan Erdoğan ve Feyzioğlu arasında geçen gerginlik 4.327 izlenme - 3 yıl önce O anlar Trt kameralarına böyle yansıdı. Ayrıntılar http://makuldusunce.com/danistay-gerginlik-feyzioglu-erdogan.html
Erdoğan, Danıştay Törenini Terk Etti 02:10
Erdoğan, Danıştay Törenini Terk Etti 2.445 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Erdoğan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı'na tepki gösterip Danıştay toplantısını terk etti. Danıştay'ın kuruluş yıldönümü töreni eşine önce rastlanmamış bir olaya sahne oldu. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu konuşmasını yaparken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasın uzaması ve konuşma içeriğinin siyasi olduğuna tepki göstererek salonu terk etti. Metin Feyzioğlu Danıştay kuruluş yıldönümü töreninde, Van konteyner kentte tespit ettiği sıkıntılara dikkat çekti. Bu sırada konuklar arasında bulunan Başbakan Erdoğan, oturduğu yerden "Böyle bir edepsizlik olamaz. Siyasi konuşma yapıyorsun, tamamen yalan söylüyorsun, Van ile ilgili söylediklerin tamamen yalan" diye bağırdı. Metin Feyzioğlu kürsüden, "Ben kimseye edepsizlik yapmam" dedi ve konuşmasını bitirdi. Başbakan Erdoğan da "Haksızlık karşısında susacak mıyız? 25 dakika başkan konuşuyor, sen bir saat konuşuyorsun" diyerek protestosunu sürdürdü. Konuşmanın sona ermesinin ardından Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı da konferans salonundan ayrıldı. Salonda bulunan izleyicilerin dışarı çıkmasına bir süre izin verilmedi.
Metin Feyzioğlu'nun Van Depremiyle İlgili Konuşması 02:12
Metin Feyzioğlu'nun Van Depremiyle İlgili Konuşması 2.272 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Erdoğan, Metin Feyzioğlu'na Edepsizlik yapıyorsun
Mardin Kapısı 00:51
Mardin Kapısı 7.048 izlenme - 8 yıl önce trabzon araklı halk eğitim merkezi,bağlama kursu öğretmeni "ismail hakkı feyzioğlu" yönetimindeki,2007-2008 yılı bağlama öğrencilerinin konser öncesi prova çalışmalarıdır.bu öğrnciler ismail hakkı feyzioğlu tarafından yetiştirilmişlerdir.
TRT'nin Kamera Açısıyla Başbakan Erdoğan'dan Feyzioğlu'na Tepki 02:39
TRT'nin Kamera Açısıyla Başbakan Erdoğan'dan Feyzioğlu'na Tepki 1.712 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tepki gösterip salonu terk etti. İşte Başbakan Erdoğan'ı kızdıran o konuşma. Danıştay'ın 146. kuruluş yıldönümü törenlerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşmasına sinirlenip, toplantıyı terk etti. Başbakan, Feyzioğlu kürsüde konuşurken, "edepsizlik ediyorsun" diye tepki gösterdi. Feyzioğlu ise kürsüden Başbakan'ın tepkisine itiraz edip, "konuşmam çok yapıcıydı" karşılığını verdi.
Metin Feyzioğlu Bitirdim 00:05
Metin Feyzioğlu Bitirdim 1.039 izlenme - 3 yıl önce Metin Feyzioğlu Danıştay Konuşması
Feyzioğlu'na kızan Başbakan Erdoğan salonu terk etti 02:00
Feyzioğlu'na kızan Başbakan Erdoğan salonu terk etti 1.153 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay'ın 146. kuruluş yıldönümü töreninde konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tepki gösterdi.
'Kızmayın Sayın Başbakanım Neyi Yanlış Söyledim?' 01:49
'Kızmayın Sayın Başbakanım Neyi Yanlış Söyledim?' 1.036 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili konuşan Metin Feyzioğlu'na tepki gösterdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay'ın 146'nci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tepki gösterdi. Feyzioğlu'nun konuşmasını 'Yanlış konuşuyorsun' diyerek bölen Başbakan Erdoğan'a 'Neyi yanlış konuşuyorum sayın Başbakan'ım?' diye sordu. Bunun üzerine Başbakan Feyzioğlu'na 'Böyle bir edepsizlik olmaz ki' diye tepki gösterdi. Konuşması devam eden Feyzioğlu, Başbakan Erdoğan'ın bu sözleri üzerine kürsüden; 'Edepsizlik yapan ben değilim sayın Başbakan' dedi. Daha sonra konuşma metnini okumaya devam eden Feyzioğlu, konuşmasının sonunda 'Ben edepsizlik yapmadım, kimseye de edepsizlik yapıyorsun demeyi kendime yakıştırmam sayın Başbakan. Çok yapıcı bir konuşmaydı' dedi. Feyzioğlu'nun bu sözleri üzerine ayağa kalkan Başbakan Erdoğan; 'Yasal hakkı da yok, ama maalesef biz tüzükle böyle bir şeye söz veriyoruz' diyerek tepkisine devam etti. 'Tamemen siyasi bir konuşma yapılıyor ya böyle bir şey olabilir mi?' diyen Başbakan Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı Gül'ün sakinleştirmeye çalıştığı görüldü. Başbakan, bu sözlerinin ardından salonu terk etti. Metin Feyzioğlu'nun konuşması devam ederken basınla paylaşıyan konuşma metninin tamamı şöyle; "TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI AV. PROF. DR. METİN FEYZİOĞLU’NUN DANIŞTAY’IN 146. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ VE “DANIŞTAY VE İDARİ YARGI GÜNÜ”NDE YAPTIĞI KONUŞMA Sayın Cumhurbaşkanım, Huzurlarınızda, Danıştay’ın Sayın Başkanı’nın ve tüm idari yargı mensuplarının şahıslarında, Danıştay’ın 146. Kuruluş Yıldönümü’nü kutluyorum. Görevi, yurttaşı idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerine karşı korumak olan bu önemli kurumun, hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezi olduğunu vurgulamak istiyorum. Bugünümüzü ve parlak olacağından emin olduğum yarınlarımızı borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve Cumhuriyetimizi kuran tüm devlet adamlarını ve ayrıca Danıştay şehidimiz Mustafa Yücel Özbilgin'i rahmetle anıyorum. Bugün Engelliler Haftası’nın ilk günü. Türkiye’de 8.5 milyon engelli yurttaşımız var. Anayasamızda engellilere yönelik pozitif ayrımcılık hükmünün, toplumsal yaşamın her alanında eksiksiz olarak uygulanmasını dileyerek sözlerime başlıyorum. Esasen engelli yurttaşlarımızın taleplerinin asla ayrıcalık veya kendileri için ayrımcılık olmadığını, talep edilenin, eşit yurttaşlık temelinde toplumsal hayata katılmaktan ibaret olduğunu dikkatlerinize sunuyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, Daha birkaç gün önce, 3 Mayıs “dünya basın özgürlüğü günü”ydü; gazeteciler, hür basın için ağızları bantla kapalı olarak yürümek suretiyle basına yönelik sansürü protesto ettiler ve tutuklu meslektaşlarına özgürlük istediler. Dileriz bundan sonraki yürüyüşler protesto değil, kutlama yürüyüşleri olur. Hukuk devletinin tanımlayıcı unsuru olan hukuki güvenlik ilkesi, etkin bir idari yargı denetimi olmaksızın hayata geçirilemez. Hukukun üstünlüğüne inanan, insan onurunun korunmasını gözeten, şeklen değil, özde adalet dağıtmayı esas alan bağımsız ve tarafsız bir yargı, demokrasinin ve hukuk devletinin asli unsurudur. Böyle bir yargı, herkeste saygı uyandırır, hukuka uygun davranan herkese güven aşılar. Unutmayalım ki adaletin tecelli ettiği mahkemeler, hepimizin son sığınağıdır, umut kapılarımızdır. Bu kapıların kapanması, ihtiyaç halinde kolay kolay açılmaması ya da çok geç açılması, hukuk güvenliğini derinden sarsar. Başka bir deyişle, yargının adil davranmadığının yaygın kanaat haline gelmesi, yurttaşların mahkemelerde haklarını alamayacaklarını düşünmeye, suçsuz olsalar bile mahkûm edileceklerinden korkmaya başlamaları durumunda, mülk yani ülke temelsiz kalır. Siyasetin girdiği mahkemeden adalet kaçar. Adaletsiz demokrasi olmaz. Demokrasilerde siyasi partiler, iktidara, yargı tarafından denetlenmeyi peşinen kabul ederek talip olurlar. Elbette bu denetim siyasi değil, hukuki bir denetim olmalıdır. Şu halde yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, etkinliği, güvenilirliği, her insan için ekmek kadar, su kadar, hava kadar yaşamsal önemdedir. Türkiye’de görevini sorumluluk duygusuyla, fedakârca yerine getirerek adalet dağıtmaya çabalayan binlerce avukat, hâkim ve savcı vardır. Kuşkusuz insanın söz konusu olduğu her yerde insandan kaynaklanan sorunlar da olur. Bu sorunların hiçbiri çözümsüz değildir. Yapılması gereken, yargıya, yargı dışı her türlü müdahaleyi önleyen, güvenilir bir sistemin kurulmasıdır. Bu görev hepimizindir. Çözümler kavga ederek değil, konuşarak bulunur. Sayın Cumhurbaşkanım, Bugün avukatlık mesleğinin sorunlarını çözecek, böylece yetmiş altı milyon insanımızın teorik anlamda sahip oldukları hakları kullanabilmelerini sağlamak suretiyle “birey olma mücadelesi”ni başarıya ulaştıracak bir Avukatlık Kanunu’na acilen ihtiyacımız vardır. Böyle bir kanun, ancak Türkiye Barolar Birliği ve baroların öncülüğünde hazırlanabilir. Biz, bu amaçla, Türkiye’nin tüm bölgelerinden katılım sağlayarak, bir çalışma komisyonu kurduk ve taslağımızı hazırladık. Bütün barolarımızdan gelecek görüşler doğrultusunda son şeklini vereceğiz. Aynı dönemde, Adalet Bakanlığı çatısı altında ayrı bir komisyon daha kuruldu; biz sorunları birlikte çözme irademizin gereğini yaparak o komisyona da katıldık. Bahsettiğim komisyonca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca üzerinde bir kısım değişiklikler yapılarak ilgili kurumların görüşüne sunulan taslağın, baroların delege yapılarını temsilde adaleti hiçe sayarak düzenleyen, avukatlığı sermaye şirketleri eliyle yürütülen ticari bir faaliyet haline getiren, şubeleşmeye izin vermek suretiyle büyük şehirlerde kurulan şirketlerin diğer şehirlerimizdeki avukatlarımızın yaşama alanlarını ellerinden alan düzenlemeleri başta olmak üzere, çeşitli hükümlerine dair çekincelerimizi de ortaya koyduk. Bunları burada tek tek açıklayarak vaktinizi almayacağım. Ancak hem mesleğimiz, hem hukuk devleti açısından hayati sorunumuzun, çağdaş bir hukuk eğitiminin yanında, bir an önce avukatlık stajına başlama sınavının ve avukatlığa giriş sınavının getirilmesi olduğunun altını çiziyorum. Görüşe gönderilen taslakta, sınavın Adalet Bakanlığı tarafından yapılması öngörülmektedir. Hâkimlik ve savcılık sınavı Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılmadığına göre, avukatlık sınavının Adalet Bakanlığı tarafından yapılmasının öngörülmesini anlamak mümkün değildir. Bu, yeni bir vesayet düzenlemesidir. Öte yandan hali hazırda hukuk fakültelerinde okuyan kırk bir bin öğrenci sınavdan muaf tutulmaktadır. Bu, bugün görev yapmakta olan avukat sayısının en fazla beş yıl içerisinde neredeyse yarı yarıya artması, buna bağlı olarak mesleğin sürdürülebilmesinin imkânsız hale gelmesi demektir. Hukuk fakültelerinde okumakta olan öğrencilerin sınavdan muaf tutulması, onların menfaatine değil, tam aksine zararınadır. Çünkü mesleği sürdürülemez hale getirecek bu orantısız artış, hem mesleğin, yani savunmanın, dolayısıyla demokrasinin kalitesini düşürecek, hem de başa çıkılamaz rekabet genç avukatların geleceklerini karartacaktır. Kanunla sınav getirilinceye kadar geçerli olmak üzere, staja girişi ve staj bitirmeyi değerlendirme koşullarına bağlayan yönetmelik değişikliği, Avukatlık Kanunu’nun Türkiye Barolar Birliği’ne verdiği yetkiye dayanılarak kabul edilmiş ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başbakanlık’a gönderilmiştir. Ancak Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü, usulüne uygun kabul edilmiş bulunan yönetmeliği yayımlamaktan kanuna aykırı bir şekilde imtina etmiştir. Resmi Gazete’nin basılmasından sorumlu olan bir idari makamın kendinde hukuka uygunluk denetimi yapma yetkisini görmesi, hem kanun koyucu hem yargı organı yerine geçmesi, hukuk devletinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği bir devlette rastlanması mümkün olmayan bir durumdur. Bu Genel Müdürlük aynı yaklaşımla, bundan böyle, kanunların anayasaya aykırı olup olmadığını da denetleyecek midir? Fonksiyon gaspı teşkil eden hukuka aykırı bu işleme karşı iptal davası açılmıştır. Danıştay’da meslektaşlarımızın dosya sorgulamalarına getirilen idari kısıtlamaların ve ön büro uygulamasındaki bir kısım hususların mesleğimizi gereği gibi yapmamızı engellediğini, dolayısıyla yurttaşları mağdur ettiğini ve kanuna aykırı olduğunu dile getirmek istiyorum. Bu sorunların dialog yoluyla çözüleceğini ümit ediyoruz. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, meslek odaları değildir; devletin üç erkinden biri olan yargı erkinin içinde kurucu unsur olan avukatların örgütlü gücüdür. Bu sebeple, baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin, Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 110. maddelerinden kaynaklanan, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak görevi vardır. Bu görevin layıkıyla yerine getirilmesi, tüm toplumun menfaatinedir. Maalesef Danıştay’ın son dönem kararlarında, baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin kanunun anılan maddelerinden kaynaklanan dava açma yetkisi sınırlanmaya başlanmıştır. Bu, avukatlık mesleğinin ve baroların tarihsel gelişimini, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin sağlanmasındaki vazgeçilmez rolünü görmezden gelmek, yurttaşı ve özellikle yurttaşların çevre hakkını savunmasız bırakmaktır. Kamu görevlilerinin atama ve nakillerine ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda idarenin savunması alınmadan yürütmeyi durdurma kararı verilemeyeceğine dair İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde yapılan değişiklik ile atama ve nakil işleminin iptali halinde kamu görevlisinin eski kadrosuna başka birinin atanması durumunda o kadroya atanamayacağına dair aynı Kanun’un 28. maddesinde yapılan değişiklik birlikte değerlendirildiğinde, atama ve nakil işlemlerinde etkin idari yargı denetiminin kalmadığı görülmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından son şekli verilen idari yargıda belirleyici olan İdari Dava Daireleri Kurulu ve Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun yeniden yapılandırıldığı Danıştay Kanunu Tasarısı’nda, ihale, kamulaştırma, özelleştirme, kıyıların korunması, ÇED raporları ve kentsel dönüşüm gibi sorunlu alanlara dair idari işlemler ile kararlardan doğan uyuşmazlıklarda, dava ve temyiz sürelerinin kısalmasına, idarenin bu işlem ve kararlarına ilişkin verilen yürütmenin durdurulmasına itiraz yolunun kapatılmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır. Bu yanlışlıkların kanunlaşmaması için bireyin en önemli güvencelerinden olan Danıştay’ın ve ilgili herkesin gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyoruz. Öte yandan idari yargı kararlarına uyulmasında gecikme gösterilmesi veya bazen hiç uyulmaması, yurttaşları idari yargının güvencesinden fiilen yoksun bırakmaktadır. Hukuk devletinde, idare, mahkeme kararlarına, bu kararların içeriğinden memnuniyet duymasa da uymak zorundadır. Bu konuda son olarak, Danıştay’ın emsal teşkil eden kararlarının idarece benzer olaylara çekinmeden uygulanması hem yurttaşları önemli sıkıntılardan kurtaracak hem de dava sayısı ciddi şekilde azalacaktır. Sayın Cumhurbaşkanım, Son dönemde yaşadığımız ve geçmişin yasakçı zihniyetini çağrıştıran sosyal medyaya yönelik idari veya yargısal engellemeler, Anayasamıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a aykırıdır. Üstelik erişimi top yekûn engellemek teknik olarak da mümkün değildir. Yani atılan taş, zedelenen itibara değmemiştir. Bu engellemelere karşı idari yargının yürütmeyi durdurma kararlarıyla, Anayasa Mahkemesi’nin ihlali tespit edici kararları isabetli olmuştur. Söz konusu kararları hepimiz soğukkanlılıkla değerlendirmeli, eleştirilerimiz varsa bunları da yapıcı bir şekilde ortaya koymalıyız. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Burada zarar, ortak zarardır. Birbirlerine saygı duyarak iletişim kuranlar ise, ortak akla ulaşır. 2011 senesinde Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına açılmasını mutlulukla karşılamış idik. Hatırlanacak olursa, 2011 ve 2012 senelerinde Taksim’de coşkulu kutlamalar gerçekleşmiş, hiçbir olay olmamıştı. Bu sene, Anayasa’nın 34. maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına aykırı olarak getirilen yasak ise, halkı polisle çatıştırmak isteyen provokatörlere uygun iklimi hazırlamış, artık görmek istemediğimiz pek çok üzücü olay yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Maalesef polis, şiddete başvuran ile barışçıl gösteri hakkını kullanmak isteyenleri birbirinden yine ayırmamış, orantısız güç kullanımı yoluna gitmiştir. Sayın Cumhurbaşkanım, Zat-ı Alinize ve buradaki muhterem heyete iletmek üzere, üzerimde bir selam borcu var. Van’da konteyner kentte yaşamaya devam eden kiracıların selamı. Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal devlet, yurttaşın barınma ihtiyacını gidermek zorundadır. Deprem, kiracı-mal sahibi ayrımı yapmadan binaları yıkıp insanlarımızı öldürmüş, deprem konutları ise öncelikli olarak mal sahiplerine ve yalnızca bir kısım kiracıya ise kurayla tahsis edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti bu insanlarımızın mağduriyetini giderebilecek kudrete kuşkusuz sahiptir. Basit bir yönetmelik değişikliğiyle bile çözüm bulunabileceğini düşündüğümüz bu sorunun kısa sürede giderilmesini dileyerek bu selamı sizlere iletiyorum. 30 Mart yerel seçimlerini geçirdik. Açıkça ifade etmek gerekirse, siyasetin dilinin keskinleştiği, buna bağlı olarak toplumda kutuplaşmaların arttığı bir süreç yaşadık. Artık yaraları sarma zamanıdır. Toplumun yeni gerginliklere tahammülü yoktur. Derslerimizi almalı ve yola devam etmeliyiz. Bu noktada üç önemli hususa değinmek istiyorum. Bunlardan ilki, seçim hukukunda ispatın belgeye dayanmak zorunda olduğu ve mevzuatın, siyasi partilere oy verme ve sayım işlemlerine nezaret etme yetkisini tanımış olmasıdır. Şu halde, mevzuatın kendilerine tanıdığı nezaret etme ve tutanak toplama yetkilerini gereği gibi kullanmayan siyasi partiler, görevlerini aksatmış olur. Böyle bir durumda, seçim sonuçlarına yapılan itirazlar da yeterli dayanaktan yoksun kalır. Delillendirilmemiş itirazlara dayanarak sandığı şaibeli ilan etmek, sandığı itibarsızlaştırmaktır. Demokrasi, kuşkusuz seçim sandığından ibaret değildir, fakat seçmenin seçimler yoluyla iktidarın değişmeyeceğini düşünmeye sevk edilmesi, demokrasiye büyük zarar verir. Bu arada en büyük zararı da muhalefet partileri görür. Çünkü sandık yoluyla iktidarı değiştiremeyeceğini düşünen seçmenler, yılgınlığa düşerler ve en önemli yurttaşlık haklarından olan seçme haklarını kullanmaktan vazgeçebilirler. Öyleyse yapılması gereken, siyasi partilerin, seçim mevzuatının kendilerine yüklediği gözetim ve denetim sorumluluğunu disiplinli bir organizasyon içinde eksiksiz yerine getirmeleridir. Ancak bunlar yapıldıktan sonra varsa şaibe iddiaları ileri sürülmeli ve gereğinin yapılması beklenmelidir. Seçimlere ilişkin değinmek istediğim ikinci husus, kim tarafından, hangi yöntemle kaydedildiği, nerede arşivlendiği, ne zaman kime karşı kullanılacağı belli olmayan ses kayıtlarının, bir seçim malzemesi olarak tedavüle çıkarılmış olmasıdır. Bu seçimlerden kazancımız, özel hayata ilişkin gizli kayıtların sonuç doğuran şantaj malzemesi yapılmasının muteber bir yöntem olmaktan çıkmasıdır. Başka bir ifadeyle, itibarsızlaştırma malzemeleri, onları çekenleri veya üretenleri itibarsızlaştırmıştır. Nitekim kayıtları çekenler, bugüne kadar kimliklerini açıklamaktan imtina etmişlerdir. Yaptıkları iş itibarlı bir iş olsaydı, Snowden örneğinde olduğu gibi kimliklerini açıklarlardı. Bunları söylerken, elbette herkesin, bundan önce benzer şantajlar başkalarına yapıldığında nasıl tavır sergilediklerini hatırlayarak ders çıkarmaları gerektiğini de ifade etmek istiyorum. Öte yandan, yine Snowden örneğinde, belgeleri yayınlayanlar hakkında Amerika Birleşik Devletleri’nde soruşturmalar açılmadığını, sosyal medya sitelerinin kapatılması yoluna gidilmediğini, yalnızca Snowden’le ilgili takibat yapıldığını belirtmeyi gerekli görüyorum. Demokrasi, zor ama bireylerin özgürlüğünü, hukuki güvenliğini ve toplumun refahını sağlayabilen yegâne yönetim biçimidir. Bizim, zoru başarmak için birbirimizi anlamamız, öfkeyle değil, soğukkanlılıkla hareket etmemiz gereklidir. Katedilen bunca yoldan sonra, akarsuları tersine akıtmaya çalışmak, yönümüzü Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi değerler sisteminden otoriter rejimlere çevirmek, hepimizin zararına olur. İçeriği suç teşkil eden kayıtlara gelince, bunların montaj veya üretilmiş olup olmadıkları, açılacak soruşturmalarda her türlü şüpheyi giderecek şekilde, tarafsızlığı bilinen uluslararası kuruluşlarca değerlendirilmelidir. Bu noktada, Dışişleri Bakanlığı’nda yapıldığı anlaşılan ve çok gizli olması gereken bir toplantıda yasa dışı kayıt yapılmasını ve bu kaydın tedavüle çıkarılmasını birkaç cümleyle değerlendirmek gereklidir. Yasa dışı dinlemeye konu olan toplantının, karar verici mevkide olanlara görüş sunmak üzere yapılan bir hazırlık toplantısı olduğu anlaşılmaktadır. Toplantıda konuşulan hususlar, yurtta barış dünyada barış ilkesine dayanması gereken dış politikamızın maceracı bir dış politikaya dönüştürülmek istendiği izlenimini vermiş ve büyük endişe yaratmıştır. Öte yandan bu yasa dışı dinlemenin bir casusluk suçu olduğu ortadadır. Üstelik bu kaydı yapanların daha başka hangi kayıtları yaptıkları bilinmemektedir. Seçimleri etkileyeceği düşüncesiyle tedavüle çıkarıldığı anlaşılan bu konuşmaları kaydedenler, o güne kadar daha başka hangi konuşmaları kaydetmişler ve nerelere servis etmişlerdir? Söz konusu casusluk faaliyeti sebebiyle acaba asker ve polislerimizin canları tehlikeye atılmış mıdır, şehitler verilmiş midir? Suriye’de uçağımızın düşürülmesiyle, savunma sanayimizi dışa bağımlılıktan kurtaran büyük projeleri gerçekleştiren ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TAİ mühendislerinin şüpheli ölümleriyle bu casusluk faaliyetlerinin bir bağlantısı bulunmakta mıdır? Bu ve benzeri soruları her yurttaşın sorma hakkı vardır. Üçüncü husus, seçimler öncesi gündeme gelen yolsuzluk iddiaları ve soruşturmalardır. Bu soruşturmaların hangi saikle başlatıldığı konusu bir yana, soruşturmaların siyasi iktidar tarafından engellendiği algısının toplumda hakim olması, adalet duygusunu zedelemiştir. Gerçeğin ışığı, yolumuzu aydınlatmadığı takdirde, bundan herkes zarar görecektir. Bütün bunlardan, devlet içindeki olası gayrimeşru yapılanmalarla mücadele edilmesi ve yolsuzluk iddialarının derinliğine araştırılması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Bunun için tarafsız, bağımsız ve adil yargılama yapabilen, güvenilir bir yargıya ihtiyaç vardır. Gayrimeşru yapılanmalarla mücadele refleksi, Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı düzenlemelerin yapılmasına sebebiyet vermemelidir. Bu çerçevede; Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda yapılan değişiklikler sonucunda Milli İstihbarat Teşkilatı’na verilen kişisel verilere, meslek ve şirket sırlarına, veri tabanlarına yargı kararı olmaksızın erişim yetkisi, yine yargı kararı olmaksızın iletişimi tespit, belli soruşturma ve dava dosyalarına ulaşabilme yetkisi, MİT’in ülke içinde operasyon yetkisiyle donatılması, MİT mensuplarının soruşturmalarının izne tabi kılınması, yeni ve denetimsiz bir kolluk gücü yaratmıştır. MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgelerin izinsiz yayınlanmasının üç yıldan dokuz yıla kadar cezalandırılan bir suç haline getirilmesi ve yayın sahiplerinin de sorumlu tutulması, kapsamı tamamen belirsiz olan bu suç nedeniyle mecburi otosansür uygulamasına sebebiyet verecektir. Bu süreçte, Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda değişiklik yapılarak, özellikle Teftiş Kurulu’nun dolaylı olarak Adalet Bakanı’na bağlanması, yargı bağımsızlığıyla asla bağdaşmamıştır. Söz konusu değişiklik, 2010 Anayasa değişikliği referandumunda evet kampanyası yürütülürken öne sürülen temel gerekçelere de açıkça aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda verdiği iptal kararı yerindedir. 2010 referandumu öncesi Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun yapılanması yanlıştır. Kapalı devre çalışan, ilk derece hâkim ve savcılarını dışlayan, demokratik meşruiyet sağlamayan bir yapıdır. 2010 sonrası oluşan yapı da maalesef bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlayamamıştır. Şimdi, bağımsız, tarafsız, adil yargılama yapmayı içine sindirmiş, güvenilir ve hesap verebilir bir yargıyı el birliğiyle oluşturma zamanıdır. Bu amaçla, anılan kurulu, hâkimler ve savcılar açısından iki ayrı kurula dönüştüren, yüksek yargının ve ilk derece yargısı mensuplarının seçtiği üye sayılarını dengeleyen, seçimlerin demokratik şekilde yapılmasını sağlayan, aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de nitelikli çoğunlukla kurullara üye seçmesini öngören, savunmanın yargının kurucu unsuru olduğu hususunu pekiştirmek üzere Türkiye Barolar Birliği’nin de birer üye seçmesini düzenleyen önerimiz, Adalet Bakanlığı’na ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu olan bütün siyasi partilere sunulmuştur. Bahsettiğim somut öneri, Venedik Komisyonu’nun raporlarına, Avrupa Konseyi direktiflerine ve Kopenhag ölçütlerine uygun hazırlanmış, yapıcı bir öneridir. Ne yazık ki bu önerimizle ilgili herhangi bir değerlendirme hiçbir siyasi partiden şu ana kadar gelmiş değildir. Son olarak huzurlarınızda, devlet içinde ve özellikle yargı ile emniyet teşkilatında bulunduğu iddia edilen gayrimeşru yapılanmalara ilişkin inceleme yapmak, durum tespitlerinde bulunmak ve çözümler geliştirmek üzere yasama organının meclis araştırması başlatmasını öneriyoruz. Böyle bir meclis araştırmasında herkes tabiri caizse eteğindeki taşları dökebilecek ve pek çok konu açıklığa kavuşabilecektir. Türkiye Barolar Birliği olarak, kesin hükümle neticelenmiş balyoz davasını özellikle sahte deliller açısından inceleyen raporumuzu hazırladığımızı ve yakında hem kamuoyuyla paylaşacağımızı hem de önerdiğimiz gibi meclis araştırması komisyonu kurulacak olur ise, bu komisyona da takdim edeceğimizi bilgilerinize sunuyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, Malumlarınız olduğu üzere Türkiye Barolar Birliği’nin somut önerisi de dikkate alınarak Özel Görevli Mahkemeler ve Terörle Mücadele Mahkemeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kaldırılmıştır. Böylece son 44 yıldır ilk kez, ülkemiz çift başlı ceza yargısı sisteminden kurtulmuştur. Başta Zat-ı Aliniz ve siyasi iktidar olmak üzere, ana muhalefet partisine ve mecliste grubu olan bütün siyasi partilere ve sayın milletvekillerine bu önemli adım için teşekkür ediyoruz. Böylece Anayasa Mahkemesi’nin tutukluluğa ilişkin bireysel başvurularda vermiş olduğu ihlal kararlarını takiben genel mahkemelerce tutukluluk incelemesi yapılarak çok sayıda tahliye kararları verilmiş, KCK davası olarak bilinen davanın görülmesi genel görevli mahkemeye aktarılmış ve peşi sıra tahliyeler gelmiştir. Ancak özel görevli mahkemelerce sebep olunan mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli olan diğer düzenlemeler henüz yapılmamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2 Temmuz 2012 tarihinde özel görevli mahkemelerin kaldırılmasına dair kanunu kabul ederken bu mahkemelerin ellerindeki işlere bakmaya devam etmelerini öngören geçici 2. madde düzenlemesini getirmemiş olsaydı kamuoyunda Balyoz, Ergenekon, Fenerbahçe davası olarak bilinen pek çok dava genel görevli mahkemelerce görülecek idi. Dolayısıyla anti-demokratik olduğu doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilmiş olan mahkemelerin bu kabulden sonra hala yargılamaya devam etmeleri gibi hukukla izahı mümkün olmayan bir durumla ve vicdanen kabul edilmesi mümkün olmayan hükümlerle karşılaşılmayacaktı. Öyleyse bu hukuksuzluğun yol açtığı mağduriyeti giderme yükümlülüğü yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevidir. Türkiye Barolar Birliği söz konusu haksızlığın giderilmesi için 2 Temmuz 2012’yi milat olarak kabul eden, bu tarihten sonra karar verilip henüz kesinleşmemiş olan hükümlerin Yargıtay’ca başka bir inceleme yapılmaksızın bozulmasını, kesinleşmiş olanların ise, sırf bu sebeple yeniden yargılamaya tabi olmasını öngören somut bir çözüm önerisi ortaya koymuştur. Ancak şu ana kadar bu yönde bir gelişme maalesef sağlanamamış, mağduriyetler giderilememiştir. Türkiye’nin güvenilir bir ceza yargılamasına sahip olması için önerdiğimiz diğer bazı çözümler ise şunlardır: - Demokratik ülkelerde emsali bulunmayan gizli tanıklık kurumunun kaldırılması; - Güvenilirliği olmayan, üzerlerinde montaj ve oynama yapılması mümkün olan ses bantları ve dijital verilerin tek başına delil olmasının yasaklanması; - İçi boş gerekçelerle verilen mahkûmiyet ve tutuklama kararları sebebiyle Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce veya Anayasa Mahkemesi’nce tazminata mahkûm edilmesi durumunda, bu tazminat nedeniyle sorumlu hâkime rücu edilmesinin sağlanması. Bu düzenlemeler yapıldığında, Türkiye, hukuk devleti olma yolunda çok önemli bir mesafe katedecek, bunu başaran ve katkı sağlayan siyasetçiler de bu başarının onurunu yaşayacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanım, Dünyanın bu güzel ülkesinde yaşayıp, 1960 askeri darbesi sonunda ülkemizin başbakanının, bakanlarının asılmalarının üzüntüsünü; üç fidanımız Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un idamlarının acısını yüreğinde hissetmeyenimiz var mıdır? Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Komiser Mustafa Sarı, Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Hasan Ferit Gedik evlatlarımızın yasını tutmayanımız olabilir mi? Uludere’de savaş uçaklarınca param parça edilen 34 yurttaşımızın; Sivas’ta, Kahramanmaraş’ta, Çorum’da, Reyhanlı’da katledilen canlarımızın dağlamadığı yürek var mıdır? Uludere katliamının takipsizlikle, Sivas davasının bir kısım sanıklar için zamanaşımıyla sonuçlanmasını içimize sindirebildik mi? Mardin Derik’te, Hakkâri Yüksekova’da, Şırnak Silopi’de, Muş Altınova’da, Bitlis Yaygın köyünde terörle mücadele adına işlenen cinayetleri ve daha nice faili meçhul cinayeti meşru görüp faillerini arayıp bulmaktan, cezalandırmaktan vazgeçebilir miyiz? Sırf komünist olduğu gerekçesiyle sürgün yiyen, cezalandırılan şairlerimizin, yazarlarımızın, Nazım Hikmetimizin çektiği acıları görmezden gelebilir miyiz? Peki, bu ülkenin bir büyükşehir belediye başkanının şiir okuduğu için niyet okuma yöntemiyle hapse atılmasını bugün hala içine sindiren var mıdır? Hrant Dink’in yazısının içinden cımbızla iki cümle çekip, yazının tamamını okumaya gerek bile görmeyenlerce mahkûm edilmesini ve sonra katlini, boğazı düğümlenmeden, yüreği sıkışmadan konuşabilenimiz olabilir mi? Bu topraklar sayılamayacak kadar çok zulme tanıklık etti. Tuvalete bile gidemeyecek kadar ağır hasta olmasına rağmen her an kaçabilir diye yatağa zincirlenerek ölümüne seyirci kalınmış Kuddusi Okkır, Prof. Dr. Uçkun Geray, İlhan Selçuk, Türkan Saylan, Engin Aydın, Kaşif Kozinoğlu, Albay Halil Yıldız, Albay Ali Tarık Akça, Yarbay Ali Tatar ve en son Albay Murat Özenalp… Vicdanlarımız kanamıyor mu? Bombalanmış, boşaltılmış köyler, yakılan ormanlar, faili meçhul cinayetler, altı bini çocuk tam on altı bin kayıp, çocuklarını bekleyen “cumartesi anneleri”, eşlerini babalarını bekleyen “vardiya bizde”ciler ve “sessiz çığlık”çılar, tırmanan çocuk işçiliği, şafak vakti operasyonları, sonu gelmeyen davalar, karartılan hayatlar, şiddet mağduru kadınlar, dinlemeler, fişlemeler, basılmadan yasaklanan kitaplar, Gezi olayları esnasında sırf yaralılara yardım ettiği için yargılanan doktorlar ve benzeri yürek yaraları çözümsüz bırakılabilir mi? Öte yandan, sanatsız bir toplumun hayat damarlarından biri kesilmiş sayılacağına göre, Türkiye Sanat Kurumu Kanunu Taslağı sebebiyle kendi geleceklerinden ve Türkiye’de sanatın geleceğinden haklı bir endişeye kapılmış sanatçılarımızın, sanata özgürlük isteyen çığlıklarını duymayacak mıyız? Varsın yürekleri taşlaşmış olanlar yine kızsın söylediklerimize. Ben, ülkemin Cumhurbaşkanına, Başbakanına, iktidar ve ana muhalefet partilerine, diğer tüm siyasi partilere ve milletvekillerimize sesleniyorum. Bu sessiz çığlığı duyalım, ilk sırada özel görevli mahkemelerin sebep olduğu mağduriyetler olmak üzere bu sorunları yarından tezi yok el birliğiyle gidermeye başlayalım. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde kullanılacak üslubun, sayın Cumhurbaşkanı’nın 76 milyon yurttaşımızın tümünün cumhurbaşkanı olacakları dikkate alınarak birleştirici, kucaklayıcı olmasına özen gösterilmesinin önemi açıktır. Bu düşüncelerle tüm saygıdeğer cumhurbaşkanı adaylarımıza şimdiden başarı dileklerimi en derin saygılarımla sunuyorum. Saygılarımla. Avukat Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU Türkiye Barolar Birliği Başkanı
01.09.2014 Metin Feyzioğlu Adli Yıl Açılış Konuşması 21:09
01.09.2014 Metin Feyzioğlu Adli Yıl Açılış Konuşması 1.078 izlenme - 2 yıl önce Bir çok kanalın yayınlamadığı 2014-2015 adli tıp açılışındaki Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşması
Farklı Açıdan Başbakan'ın Çıldırış Anları (Abdullah Gül İçerir) 02:40
Farklı Açıdan Başbakan'ın Çıldırış Anları (Abdullah Gül İçerir) 1.221 izlenme - 2 yıl önce 10.05.2014 tarihinde danıştayın 146. kuruluş yıldönümü etkinliklerinde TBB başkanı metin feyzioğlu'nun konuşmasına sinirlenen başbakan recep tayyip erdoğan'ın çıldırdığı anları trt kamerasından izliyelim. cumhurbaşkanı abdullah gül'ün sakinleştirme çabaları da bonus olsun.
karadır kaşların,ismet ay,şükür erbay 01:49
karadır kaşların,ismet ay,şükür erbay 3.448 izlenme - 8 yıl önce trabzon araklı halk eğitim merkezi,bağlama kursu öğretmeni "ismail hakkı feyzioğlu" yönetimindeki,2008-2009 yılı bağlama öğrencilerinin konser öncesi prova çalışmalarıdır.bu öğrnciler ismail hakkı feyzioğlu tarafından yetiştirilmişlerdir.
Erdoğan'ın Bağırarak Danıştay Toplantısını Terk Etmesi 02:24
Erdoğan'ın Bağırarak Danıştay Toplantısını Terk Etmesi 749 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na çok sert tepki göstererek salonu terk etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Erdoğan ile beraber salonu terk etti.
Erdoğan'ın Bağırarak Danıştay Toplantısını Terk Etmesi 02:24
Erdoğan'ın Bağırarak Danıştay Toplantısını Terk Etmesi 867 izlenme - 2 yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na çok sert tepki göstererek salonu terk etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Erdoğan ile beraber salonu terk etti.
 Başbakan Erdoğan'dan Feyzioğlu'na cevap 05:13
Başbakan Erdoğan'dan Feyzioğlu'na cevap 536 izlenme - 3 yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Afyonkarahisar'da gerçekleşen 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na cevap verdi.
Metin Feyzioğlu Kimdir? 01:49
Metin Feyzioğlu Kimdir? 235 izlenme - 1 yıl önce Metin Feyzioğlu Biyografi, Metin Feyzioğlu Kim, Metin Feyzioğlu Kimdir, Metin Feyzioğlu Hayatı, Metin Feyzioğlu Yaşamı, Metin Feyzioğlu Belgesel 13.08.2015 günü Biyografi TV kanalına yüklediğim 'Metin Feyzioğlu Kimdir?' başlıklı videoyu izleyin. Kanalımıza ait diğer videolara ulaşmak ve güncel içerikleri takip etmek için www.izlesene.com/biyografitv kanalımıza göz atabilir ve abone olabilirsiniz. Keyifli seyirler...
Ahmet Çakar Metin Feyzioğlu'nu Yerden Yere Vurdu 02:48
Ahmet Çakar Metin Feyzioğlu'nu Yerden Yere Vurdu 434 izlenme - 3 yıl önce Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun Danıştay'ın kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen toplantıda yaşananlara bir tepki de ünlü spor yorumcusu Ahmet Çakar'dan geldi. Danıştay töreninde yaptığı konuşmayla Başbakan Erdoğan'ın tepkisine neden olan Metin Feyzioğlu'na bir tepki de siyaset dünyasınn dışından geldi. Beyaz TV'de yayınlanan programda yorumcu Ahmet Çakar, 'Artık burama geldi' diyerek Feyzioğlu hakkında sert ifadeler kullandı. İlk defa siyaset konuşuyorum diyen Çakar, ''Sen orda Van depreminde ezilen insanları aklı sıra birilerine çakmak için söylüyorsun. Ama adama derler ki, 17 yaşındaki kızı bağırsağını, midesini, kolunu bacağını kesip gitar kutularına koyan bir adamı savunmak için bir milyon dolar veya 500 bin dolar avukatlık ücreti aldın. Sen o parayı çoluğuna çocuğuna nasıl yedirdin. İnsanın işi de azcık etikle uymalı. Bunun neresinde etik dışı var deme'' diye tepki gösterdi.
Metin Feyzioğlu Yancılığı 00:52
Metin Feyzioğlu Yancılığı 564 izlenme - 2 yıl önce İlker Başbuğ sonunda tahliye edildi, tahliye esnasında eminim çoğumuz konuşmasını tvlerden dinledik, kah sevindik kah heyecanlandık vs. lakin bu konuşma boyunca metin feyzioğlu'nun yancılığı gölgede kaldı kanaatindeyim. yaa sayın feyzioğlu tamam iyi hoş da sayın başbuğ konuşmuş konuşma da arada bravolarla filan rol de çalmışsın da sonunda adamı zorla öpmek sarılmak ne oluyor? Neyse sonuç olarak geçmiş olsun Sayın İlker Başbuğ umarım tahliyeniz de bir milat olacaktır ülkemiz için...
Feyzioğlu: Adaletsiz Demokrasi Olmaz 06:19
Feyzioğlu: Adaletsiz Demokrasi Olmaz 588 izlenme - 3 yıl önce Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, "Adaletsiz demokrasi olmaz. Demokrasilerde siyasi partiler, iktidara, yargı tarafından denetlenmeyi peşinen kabul ederek talip olurlar." dedi.
Erdoğan feat Gül - System of a Down (Feyzioğlu) 00:06
Erdoğan feat Gül - System of a Down (Feyzioğlu) 483 izlenme - 3 yıl önce System of a Down - Chop Suey şarkısıyla yapılan güzel yaratıcı bir vine la sizleri baş başa bırakıyorum.
Metin Feyzioğlu Basın Toplantısı ( 37:41
Metin Feyzioğlu Basın Toplantısı ( 472 izlenme - 3 yıl önce Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Başbakanın Kendisine Söylediği Edepsiz Ve Yalancı Gibi Sözlere Basın Toplantısında Cevap Verdi.
İsmet Ay,odam Kireçtir 03:58
İsmet Ay,odam Kireçtir 2.021 izlenme - 8 yıl önce trabzon araklı halk eğitim merkezi,bağlama kursu öğretmeni "ismail hakkı feyzioğlu" yönetimindeki,2007-2008 yılı bağlama öğrencilerinin konser öncesi prova çalışmalarıdır.bu öğrnciler ismail hakkı feyzioğlu tarafından yetiştirilmişlerdir.
Şükür Erbay,ah Neyleyim Gönül Gönül 02:29
Şükür Erbay,ah Neyleyim Gönül Gönül 1.916 izlenme - 8 yıl önce trabzon araklı halk eğitim merkezi,bağlama kursu öğretmeni "ismail hakkı feyzioğlu" yönetimindeki,bağlama öğrencilerinin,2009 yılı konser öncesi prova çalışmalarıdır.bu öğrenci ismail hakkı feyzioğlu tarafından yetiştirilmiştir.
oy kemençe,serpil demir,şükür rebay, 02:05
oy kemençe,serpil demir,şükür rebay, 1.870 izlenme - 8 yıl önce trabzon araklı halk eğitim merkezi,bağlama kursu öğretmeni "ismail hakkı feyzioğlu" yönetimindeki,2008-2009 yılı bağlama öğrencilerinin konser öncesi prova çalışmalarıdır.bu öğrnciler ismail hakkı feyzioğlu tarafından yetiştirilmişlerdir.