Hoşgeldiniz!

Gökçe Küçükyazıcı Videoları İzle

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği Tedavisinde Neurofeedback 01:49
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği Tedavisinde Neurofeedback 199 izlenme - 1 yıl önce Amerikan Pediatri Birliği, 2013 Nisan ayında çocuklarda görülen hastalık ve bozuklukların tedavisinde izlenecek yollar hakkındaki "Güncel Tedavi Kılavuzunu" yayınlamıştır. Çocuklarda gözlenen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu`nun tedavisinde, neurofeedback ve biofeedback uygulaması "Level 1 - Best Support" içerisinde yer alacak şekilde güncellenmiştir. Neurofeedback - Bilgisayar Destekli Dikkat Geliştirme Egzersiz Özellikleri: - Dikkat Eksikliği olan ve ders-sınav başarısında sıkıntı yaşayan öğrencilerde başarıyla uygulanmaktadır. - Öğrencinin bireysel dikkat becerisinde kalıcı düzelme geliştirmeyi hedefler. - Öğrenci dikkatini nasıl odaklayacağını ve odaklanmış dikkatini nasıl sürdüreceğine yönelik egzersizler uygular. - Dikkatin bilişsel fonksiyonları olan dikkati odaklamak ve odaklanılan dikkati sürdürmekten sorumlu beyin dalgalarını geliştirmeye yönelik dikkat egzersizleri uygulanır. - Neuro-biofeedback, öğrenciye özgü seans ve protokoller ile uygulanan bir dikkat geliştirici egzersiz programıdır. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - 2 Yaş Sendromu 03:40
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - 2 Yaş Sendromu 115 izlenme - 1 yıl önce Çocukların 2 yaş dönemi, anne ve babaların çocuk gelişiminde en zorlandıkları dönemlerden biridir. Bu yaş döneminde (12 ile -36. aylar arasında) çocuklar hem çevresini hem de dünyayı keşfetme eğilimindedirler. Kendilerini ifade etmek ve her şeyin kendilerine ait olmasını isterler. 0-3 yaş döneminde ayrıca temel güven duyguları da oluşmaktadır. 2 yaş döneminde çocuklar, birtakım fiziksel, zihinsel, dil, sosyal, duygusal ve cinsel gelişimlerinde birtakım özelliklere sahiptir. 2 yaş çocukları atlar, zıplar, tırmanır, koşar, hep hareket halindedir. Tek başına merdiven inip çıkabilir, parmak uçlarında yürüyebilir, ellerini yıkayıp kurulayabilir, düğme ilikleyebilir, büyük butonları açıp kapatabilir. 2 yaş çocukları bir rengi tanıyabilir, dikkat süresi çok kısadır, parça-bütün ilişkisini anlayabilir. 2 yaş çocukları adını- soyadını söyleyebilir, tek cümle ve basit sözcüklerle konuşabilir, basit sorular sorabilir, konuştuğu anlaşılır, abartılı konuşabilir,’ neden?’ sorusunu sıklıkla kullanır, anlamsız tekrarlar yapabilir. 2 yaş çocukları diğer çocuklarla oyun oynamak ister ancak sağlıklı iletişim kuramayabilir ama kendinden küçük çocukları sever. Paylaşmayı sevmez, hayali oyun dönemidir, kendi kendine konuşup oynayabilir. Her şeyin kendine ait olmasını istediği için, geri vermek istemez. 2 yaş çocukları istekleri yapılsın istenir, kolayca sinirlenebilir ve bağırıp çağırıp yumruklar atabilir. Sabırsızdır, inatçıdır. 2 yaş çocuklarının cinsel kimlik oluşumu başlar ve cinsiyetlerini bilirler. Yemek yemek istememe, uyumak istememe, ne denirse tersini yapma, söz dinlememe, anne-babaya vurma, kendini yere atma, kafasını vurma gibi şikayetler iki yaş sendromunu işaret ediyor olabilir. Bu yaş döneminin özelliklerini bilmek ve bu dönemin geçici olduğu unutmamak yaşanabilecek krizleri daha rahat geçirmeye yardımcı olacaktır. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm.Dr.Gökçe Küçükyazıcı - Çocuk ve Gençlerde Takıntılar Nelerdir 03:13
Uzm.Dr.Gökçe Küçükyazıcı - Çocuk ve Gençlerde Takıntılar Nelerdir 96 izlenme - 1 yıl önce Obsesif-Kompulsif Bozukluğun (OKB) çocuk ve ergenlerde sıklığı %0.3 –0.9 olarak bildirilmektedir. En sık ortaya çıktığı yaş 7, ortalama başlangıç yaşı 10’dur. Ancak literatürde ve klinik pratikte çok daha küçük yaşlarda başlayan (2 yaşa kadar) olgulara rastlanmaktadır. Ortaya çıkışıyla ilgili birçok psikolojik kuram ortaya atılmışsa da artık OKB’nin biyolojik temelleri olan, obsesyon ve kompulsiyonlarla kendini gösteren bir hastalıktır. Halk arasında ‘takıntı’ veya ‘vesvese’ olarak adlandırılan durumun tıbbi terim olarak karşılığı ‘obsesyon’ dur. Obsesyon, istenmeden gelen, uygunuz olarak yaşanan ve belirgin sıkıntıya neden olan, yineleyici düşünce, dürtü veya düşlemlerdir. Kişi bu düşünce, dürtü veya düşlemlere önem vermemeye, bunları baskılamaya veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır. Kişi bu düşünce, dürtü ve düşlemlerin kendi beyninin bir ürünü olduğunun farkındadır. Ancak çocuklar bunu tam olarak ifade edemeyebilirler. Kişinin obsesyonlara tepki olarak yaptığı tekrarlayıcı davranış veya zihinsel eylemlere de tıp dilinde ‘kompulsiyon’ adı verilmektedir. Örnek olarak bir kişinin ellerinin temiz olduğu bilmesine rağmen pis olduğunu düşünmesi ‘obsesyon’, bu düşünceden kurtulmak için gereksiz yere ellerini yıkaması ise ‘kompulsiyon’ dur. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar az oranda herkeste görülebilir, ancak bunlar kişinin yaşam kalitesini ve işlevselliğini bozuyor ve ciddi zaman kayıplarına neden oluyorsa hastalık kabul edilir ve tedavisi gerekir. Yapılan klinik çalışmalarda, çocuklarda en sık görülen obsesyonlar şunlardır: - Kirlilik , - Hastalık bulaşacağı düşüncesi, - Kötü bir şey olacak düşüncesi, - Birinin öleceği veya hastalanacağı korkusu, - Simetri, - Cinsel içerikli düşünceler, - Yasak veya şiddet içeren düşünceler, - Anlatma, sorma onaylatma ihtiyacı Sık rastlanılan kompulsiyonlar ise şunlardır: - Yıkama, - Kontroletme, - Düzenleme, - Sıralama, - Sayma, - Dokunma, - Tekrarlama, - Biriktirme, - Tekrar tekrar düşünme Yapılan nörokimyasal çalışmalar, beyin görüntüleme çalışmaları ve nöropsikolojik değerlendirmeler hastalığa beynin bazal ganglionlar ve frontal bölgelerindeki birtakım işlev bozukluklarının sebep olduğu, serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin düzeylerinin de hastalığın ortaya çıkışıyla ilgili olduğunu göstermektedir. Hastalığın genetik olarak geçişiyle ilgili de güçlü kanıtlar vardır. Yine çalışmalar göstermiştir ki bazı OKB vakaları Tik bozukluğu ve Tourette sendromu ile birliktelik gösterebilmektedir ve bu da bu vakaların benzer genetik orjinden kaynaklanabileceklerini düşündürmektedir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm.Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Tedavisi 03:07
Uzm.Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Tedavisi 40 izlenme - 1 yıl önce DEHB tedavisi mutlaka bir çocuk psikiyatrisi ya da ergen psikiyatisti tarafından başlanmalı ve kullanıldığı süre boyunca doktoru tarafından yakın takip edilmelidir. En sık kullanılan ilaçlar stimulan dediğimiz Metilfenidat içeren ilaç grubudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisine başlanmadan, uzman doktor tarafından ayrıntılı özgeçmiş ve aile öyküsü alınmalı, yine doktor tarafından uygun görülen tetkikler (tam kan tahlili, biyokimya,tiroid hormon testleri, EKG vs. gibi) yaptırılmalıdır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinde kullanılan ilaçlar, davranış kontrolünden ve dikkatten sorumlu olan sistemlerin çalışabilmesi için gerekli olan nörokimyasal maddelerin beyindeki miktarlarını düzenleyerek etki göstermektedir. Böylece çocuğun varsa hiperaktivitesi azalır, dikkat süresi uzar ve harekete geçmeden önce durup düşünme yeteneği artar. Uygun süre ve dozda tedavi gören dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sosyal ve akademik alanda başarılarının arttığı bilinmektedir.Tedavi olmayan çocukların ise depresyona daha yatkın ve alkol ve madde kullanımının fazla olduğunu çalışmalar göstermektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinin süresi, hastalığın şiddetine göre ve çocuktan çocuğa değişmektedir. Hareketlilik yaşla birlikte azalma eğilimindedir. Dikkat eksikliği sıklıkla daha uzun bir süre sorun olmaya devam eder ve genellikle ergenlik sonrası azalarak kaybolur. Küçük bir kesimde erişkinlikte de devam eder. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinin ne kadar süreceği çocuğun ihtiyacına göre belirlenir. Ağırlıklı olarak akademik sorunlar yaşayan çocuklarda okul dönemi ilaç kullanılır, tatillerde kesilir, davranış sorunları ve hiperaktivite fazlaysa tatillerde de devam edilebilir veya başka ilaçlarla desteklenebilir. Okul başlangıç dönemlerinde sorun hala devam ediyorsa ilaç tekrar başlanır, artık ihtiyaç duyulmadığında tedavi sonlandırılır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisi 1-2 yıl da sürebilir, ergenlik sonuna kadar da devam edebilir. Erişkinlikte kullanım daha sınırlıdır. Bu grup ilaçlarda en sık rastlanılan yan etkiler iştahsızlık, uykusuzluk, başağrısı ve karın ağrısı olarak sıralanabilir. Genellikle 1-2 hafta içinde azalarak kaybolurlar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların ’ı, stimulan tedavisine yanıt vermekle birlikte, fayda görmeyen ve yan etkileri tolere edemeyen gruplarda atomoksetin, TCA’lar, bupropion, klonidin ve guanfasin içeren ilaçlar kullanılabilmektedir. Yine bu ilaçlar da mutlaka çocuk psikiyatrisi ve ergen psikiyatrisi uzman doktoru kontrolünde kullanılmalıdır. B) DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA (DEHB) BİREYSEL DESTEK TERAPİSİ ve NEUROFEEDBACK Dikkat eğitimi, kendini programlama, zaman yönetimi, sosyal beceri eğitimi, eşlik eden öğrenme güçlüğü, depresyon gibi durumlara yönelik özel eğitim ve terapi desteğinin sağlanması, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların tedavisinde çok değerli destek sağlamaktadırlar. Neurofeedback, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuunda değişen beyin dalgalarının normal değerlere dönmesini sağlayan terapidir. C) DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA (DEHB) OKULLA İŞBİRLİĞİ Çocuğun ön sıraya oturtulması, uygun disiplin, yönlendirme ve takibin yapılması çok önemlidir. Eğer varsa rehber öğretmen, sınıf öğretmenlerinin konu hakkında bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Böylece, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların okul, sınıf ve ders başarılarında ortak hareket edilmesi sağlanacaktır. D) DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA (DEHB) EBEVEYNLERİN EĞİTİMİ Aile bireylerinin , özellikle anne ve babanın dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) hakkında bilgilendirilmeleri ve ev ortamının buna göre düzenlenmesi, tedavinin önemli adımlarından birisini oluşturmaktadır. E) DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA (DEHB) ORTAMIN DÜZENLENMESİ Görsel , işitsel ve dokunsal dikkat dağıtıcı uyaranların azaltılması, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda ortam uyumunu arttırcaktır. Konu hakkında ilgili tedavi kurumu gerekli düzenlemeleri aile ile paylaşmaktadır. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat eksikliğinin nedenleri 02:56
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat eksikliğinin nedenleri 41 izlenme - 1 yıl önce Dikkat eksikliği çok çeşitli nedenlerden kaynaklanmakla birlikte en çok görülme sebebi anne ya da babada olup çocuklarda da ortaya çıkmasıdır. Dikkat eksikliği olan çocukların anne-babaları da küçükken benzer sorunlar yaşadıkları için bunu normal bir durum olarak kabul etmekte, rahatsızlık olarak algılamamakta ve bu yüzden de tedavi yönünde doktorlarla işbirliği konusunda daha isteksiz davranmaktadır. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Otizm Nedir ? 03:43
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Otizm Nedir ? 38 izlenme - 1 yıl önce "Otizm", “Yaygın Gelişimsel Bozukluklar” ana başlığı altındaki bir grup gelişimsel bozukluklardan bir tanesidir. Bu grupta otizmin yanı sıra "Asperger Sendromu", "Çocukluğun Dezentegratif Bozukluğu", "Başka Türlü Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk" gibi gelişim bozuklukları da yer almaktadır. Ne zaman otizmden şüphelenilmelidir? Otistik çocuklar sözel iletişim, duygusal ve sosyal alan ve davranışsal olmak üzere 3 alanda zorluk yaşarlar. Çocuğunuzda aşağıdaki bulgulardan tamamı olmasa da bir kısmını fark ediyorsanız vakit geçirmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmanız çok önemlidir. Çünkü yapılan çalışmalar bu hastalığın tedavisinde en önemli basamağın erken teşhis ve doğru yönlendirme olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ebeveynlerin ve bakımverenlerin çocuğun davranışlarını gözlemlemesi ve yaşıtlarının gelişimleriyle kıyaslamaları, bazı sorunları erken fark edebilmeleri açısından çok önemlidir. 1. Sözel İletişimde Bozukluk: Normal çocuklarda; 6-7 aylıkken agulama, 8-9 aylıkken heceleme, 1 yaşında iken anlamlı tek kelimeler, 2 yaşında iken 2-3 kelimelerle konuşma başlamaktadır. ÇOCUKLARDA OTİZMDEN NE ZAMAN ŞÜPHE ETMEK GEREKİR? Otistik çocukların önemli bir bölümünde bu basamakların hiç biri belirtilen zamanda diliminde ortaya çıkmamıştır. Bazılarında 8-18 aya dek olan konuşma basamakları başlamışsa da o dönemde ya duraklama ya da gerileme göstererek ilerlememektedir. Sonuçta otistik çocukların P-75’inde konuşma gelişmemiştir. Geri kalan %-50’lik kısmında ise konuşma gelişmesine rağmen kendine özgü bir şekli vardır. En çok gözlenen özellikler zamirleri yerinde kullanamama, kendilerinden 3. tekil şahıs olarak söz etme ( örneğin kendinden bahsederken ben yerine kendi ismini söylemek gibi), söylenenleri aynen tekrarlama (örneğin kendisine “hoş geldin, nasılsın?” dendiğinde o da “hoş geldin, nasılsın? der), anlamsız yere aynı kelime veya cümleleri tekrarlamalardır. Bazı nesneleri farklı şekilde isimlendirebilirler. Konuşmaları monotondur, bazen ses tonunu ayarlayamaz, durup dururken çığlık atma gibi davranışlar gözlenebilir. Konuşmalarında çoğunlukla diğer insanların düşünce ve ilgileri önem taşımaz. Bazen kendi kendilerine mırıldanırlar. Konuşmadaki gecikme sıklıkla ebeveynin dikkatini çeken ve doktora başvurmayı sağlayan belirti grubudur. İsteklerini çevresindekilerin elini kendi eliymiş gibi göstererek işaret edebilir. 2. Duygusal ve sosyal yetersizlikler Normal bebeklerin gelişim evreleri: 1-1.5 aylıkken anlamlı göz kontaktı, anlamlı gülümseme, 6 aylık iken aktif iletişimi başlatırlar, 8-9 aylıkken anneden ayrılmakta güçlük çeker, 9 aylıkken “ce oyunu” arkasından bay bay ve öpücük verme başlar 2 yaşındaki çocuk yaşıtları ile paralel oyun oynar, 3 yaşında karşılıklı oyuna başlar. Otizm bozukluğu olan çocuklarda gözlenen durumlar: - Göz kontaktı kurmama, seslenildiğinde bakmama, göz göze gelmek güçtür. - Kucağa gelmeye ilgi duymama, - Taklite dayalı oyunların gelişmemesi, - Jest ve mimiklerin konuşmaya eşlik etmemesi, - Yandan bakışların olması, - Arkadaş ilişkisi kuramaması, - Oyuncaklarla amacına yönelik oynamama (örneğin arabayı ters çevirip tekerleklerini döndürürler) - Karşısındakinin ne hissettiğini yorumlayamaması gibi zorluklar yaşamaktadırlar. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat eksikliği için ilaç kullanımı - 02:41
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat eksikliği için ilaç kullanımı - 30 izlenme - 1 yıl önce Bu bozuklukla ilgili bugüne kadar yapılmış çok sayıda çalışma vardır ve sorun çok boyutlu olarak incelenmiştir. Dikkat eksikliği - dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda beyin görüntüleme çalışmalarıyla, beynin hacim ve işlevselliğindeki değişiklikler incelenmiş, beyinden salgılanan Noradrenalin, Dopamin, Serotonin gibi nörokimyasal maddelerin düzeyleriyle ilgili çalışmalar yapılmış ayrıca bu bozukluğa sahip çocuklar nöropsikolojik testlerle değerlendirilmiş, elektrofizyolojik ve genetik çalışmalar yapılmıştır. Tüm bu çalışmalar sonucunda Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu`nun (DEHB) gerçekten bir bozukluk olduğu, bu çocukların planlama, çevresel gerekliliklere göre davranışın düzenlenmesi, uygunsuz tepkilerin baskılanması, dikkat işlevleri gibi alanlarda zorluk yaşadıkları, bunun sebebinin bu işlevlerle ilgili alanlarda birtakım işlevsel ve nörokimyasal düzensizlikler olduğu , genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadığı gösterilmişti. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe KÜÇÜK YAZICI - Hiperaktivite de ilaç kullanımı 02:46
Uzm. Dr. Gökçe KÜÇÜK YAZICI - Hiperaktivite de ilaç kullanımı 30 izlenme - 1 yıl önce İlaç tedavisi soruna bağlı yaşanan zorlukları düzeltmekte oldukça etkili bir yöntemdir. Tedavinin hızlı yanıt vermesi, çocuğun işlevsellik bozulmasını hızla düzeltmesi nedeniyle tercih edilebilecek bir yöntemdir. İlaç, özellikle beynin dikkatle ilgili bölümlerinde, odaklanma ve dikkatin sürdürülmesi, dikkatin yönlendirilmesi gibi dikkat işlevlerdeki bozuklukları giderip, beyindeki nörokimyasal iletimdeki düzensizlikleri düzelterek, kişideki dikkati çok daha sağlıklı bir seviyeye getirmektedir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - 01:44
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - "Ah Şu Çocuklar" kitabı hakkında bilgiler veriyor... 20 izlenme - 1 yıl önce Değerli anneler, babalar, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar, babaanneler, anneanneler ve dedeler... Günümüz dünyasında çocuk yetiştirmek ayrı bir uzmanlık konusu olmaya başladı. Çocuğumuza, yeğenimize, torunumuza nasıl davranacağız, onu daha doğru nasıl anlayabiliriz, onun istek ve ihtiyaçlarını nasıl daha doğru belirleyebiliriz? Tüm bu sorunların aslında tek bir amacı var: bilinç düzeyi gelişmiş, fiziksel ve zihinsel anlamda sağlıklı, kendini bilen, çevresiyle uyumlu ve sosyal çocuklar yetiştirebilmek. Uzun yıllara dayanan mesleki bilgi ve deneyimlerimizle, çocuk psikolojisini biraz daha sağlıklı yorumlamanız adına, sizler için yol gösterici bir rehber kitap hazırladık. Bu rehber ile çocuğunuzla, yeğeninizle, torununuzla iletişimde karşılaşabileceğiniz bir çok sorunun sebebinin ne olabileceği ve bu sorunun nasıl ele alınması gerektiği konularında bireysel deneyiminizi geliştirmeniz mümkün olacaktır. Sizlerin katkıları ile bu çocuk psikolojisi rehberinin sonraki basım aşamalarında yeni ve farklı konuları ele almamız mümkün. Bu amaç doğrultusunda sizlerle iletişim halinde olmaktan memnuniyet duyacağız. Her türlü geri bildiriminiz ve katkınız için teşekkür eder. Sağlık ve güzellik dolu günler sizlerle olsun, Saygı ve sevgilerimizle, Çocuk ve Genç Ailesi Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Çocukta Konuşma Gecikmesi 00:52
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Çocukta Konuşma Gecikmesi 19 izlenme - 1 yıl önce Çocuklar 1 yaşında bir kelime, 2 yaşında iki kelimelik cümle "anne gel", "mama ver"gibi, 3 yaşında da 3 kelimelik cümle kurarlar. Çocuklarda konuşma gecikmesinin birkaç sebebi olabilir, bunlardan en önemlileri; 1. Ailede geç konuşmuş bireyler vardır ve çocuk onlara çekmiştir. 2. Çocukta işitme sorunları vardır. 3. Gelişimsel olarak yaşıtlarından geridir, 4. Evde birkaç yabancı dil konuşuluyordur, 5. Anne veya bakım veren kişi çocukla ilgilenmiyordur, ihmal ediyordur veya kendi sorunları nedeniyle ilgilenemiyordur. Çocukla karşılıklı iletişime geçmek yerine çok fazla TV, reklam ve müzik kanalları izlemesine izin veriliyordur bu da konuşmayı geciktiriyordur. 6. Çocukta konuşmayı geciktiren “Yaygın Gelişimsel Bozukluk” grubundan bir bozukluk vardır. Bunların başında otizm gelir. Eğer çocukta konuşma başlamamışsa veya başlamış olsa bile "aynı kelimeyi tekrar etme", "söylenenleri tekrar etme", göz teması kurmama, etrafa ilgisiz davranma, kendi etrafında dönme, sallanma, markalara ilgi gösterme, oyuncakların parçalarıyla ilgilenme (örneğin arabaların tekerleklerini çevirme) gibi davranışlar eşlik ediyorsa bu durumdan şüphelenilmelidir ve acilen yardım alınmalıdır. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı -Sınav Kaygısı 02:22
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı -Sınav Kaygısı 18 izlenme - 1 yıl önce Kaygı az miktarda ise kişi uzerinde motivasyon ve performansı arttırıcı etki gösterir. Ama kaygı istenen düzeyin üzerine çıktığında kişinin dikkat, öğrenme, bellek fonksiyonlarını olumsuz etkiler ve başarıyı ve motivasyonu düşürür. Sınav stresinin artmasıyla birlikte olumsuz düşünceler öğrencinin zihnini kaplamaya başlar. Stres ve kaygı durumda vücutta birtakım hormonal değişiklikler meydana gelmektedir. Bunun sonucu olarak kaygı ve stresin derecesine göre kişide sınavdan günler öncesinde bile kendisini göstermeye başlayan huzursuzluk, sinirlilik, konsantrasyon güçlüğü, uykusuzluk, karın ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, titreme, çarpıntı, terleme gibi belirtiler ortaya çıkar. Sınav yaklaştıkça, sınav stresi belirtileri, daha çok artar ve sıkıntının şiddetine göre kimi zaman öğrencinin sınavı terk etmesine, hatta sınava giremeyecek duruma gelmesine neden olur. Sonuç olarak akademik olarak çok başarılı olabilecek bir öğrencinin başarısızlığına sebep olabilir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Dağınıklığının Sebepleri Nelerdir ? 03:14
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Dağınıklığının Sebepleri Nelerdir ? 19 izlenme - 1 yıl önce Dikkat eksikliği tek başına görülebildiği gibi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun bir parçası olarak da görülebilir. Okul öncesi çağlarda gözden kaçabilmekte, farkedilmesi sıklıkla okul hayatının başlamasıyla birlikte olmaktadır. Dikkat Eksikliği Bozukluğunda En sık rastlanan yakınmalar şunlardır: - Sanki aklı başka bir yerdeymiş gibi - Soruları okumadan cevaplıyor - Dersin başına oturamıyor - Hiç tekrar yapmıyor - Sınavlarda bildiği soruları bile yanlış yapıyor - Çok basit işlem hataları yapıyor - Çok dağınık - Eşyalarını orda burda unutuyor - Sık sık birşeyleri bahane edip dersin başından kalkıyor - Başladığı işleri tamamlamakta güçlük yaşıyor - Ödevlerini hep son ana bırakıyor - Kendi başına ders çalışamıyor Dikkat Eksikliği bozukluğunda sorun, beynin ön bölgesinde (prefrontal bölge) yer alan dikkat sistemindeki işlevsel bozukluktur. Dikkat eksikliğinin tanısı ayrıntılı psikiyatrik muayene, okul ve ebeveynden alınan bilgiler ışığında çocuk ve ergen psikiyatri uzman doktoru tarafından konulmalıdır. Dikkatin Ölçülmesi Dikkatin değerlendirilmesinde kullanılan çeşitli dikkat testleri vardır. Bu testler dikkati sürdürülebilmesi, dikkatin çelinebilirliği, dikkati yönlendirme becerisi gibi dikkatin alt bileşenlerini değerlendirir, tanı, tedavi ve takip sürecinde objektif değerlendirmeye katkı sağlar. Dikkatin Değerlendirmesinde Yardımcı Testler Beyin Dalgaları Görüntülenmesi: Beyin ön bölgesinde yer alan dikkatin yürütücü fonksiyonlarının kontrol edildiği beyin bölge faliyetlerinin 30 dakika süreyle görüntülenmesi sonucunda, çocuk ve ergenlerde dikkat eksikliği tanısı kesin olarak konulmaktadır. WISC-R: Bir çeşit zeka testidir. Çocuğun/gencin dikkat becerileri konusunda fikir verdiği gibi, öğrenme alanlarında yaşanan sorunlar hakkında da bilgi vericidir. CPT: Özellikle dikkati sürdürme ve uygunsuz tepkileri bastırma becerisinin değerlendirilmesinde yardımcıdır. Stroop: Dikkatin çelinebilirliği, SAT: Dikkatin yönlendirilebilmesi gibi becerilerin değerlendirilmesinde faydalıdır. Dikkat eksikliği, Depresyon, Sınav Kaygısı ve Uyum Bozuklukluğu gibi durumlarda da sık gördümüz bir yakınmadır. Özgül Öğrenme Bozuklukluğu olan çocuklarda da Dikkat Eksikliği Bozukluğu/Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu sıklıkla birlikte görülebilmektedir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr.Gökçe Küçükyazıcı -  Dikkat Eksikliği Tanısı Nasıl Konur ? 03:38
Uzm. Dr.Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği Tanısı Nasıl Konur ? 21 izlenme - 1 yıl önce Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu - DEHB Dikkat Eksikliği - Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Bozukluğu, bireyin akademik başarısı, aile hayatı, sosyal ilişkileri ve benlik saygısı üzerine çeşitli olumsuz etkileri olan ve oldukça sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı %5-10 , erişkinlikte %4 civarındadır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun en sık gözlenen temel belirtileri şunlardır: - Hareketlilik - Dikkat eksikliği - Dürtüsellik Bozulukta her üç belirti birada görülebileceği gibi, dikkat eksikliği - dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) özellikle dikkatsizliğin ön planda olduğu ve hiperaktivite ve dürtüselliğin ön planda olduğu alt tipler şeklinde kendisini gösterebilir. Bir kişide Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB ) varlığından söz edebilmek için, bu belirtilerin 7 yaştan önce başlamış olması, birden fazla ortamda görülüyor olması, sürekli olması ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği Nedir ? 02:39
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği Nedir ? 16 izlenme - 1 yıl önce Dikkat pek çoğumuzda otomatik işleyen bir süreçtir. Özellikle düşünerek, kontrol ederek, planlayarak dikkatimizi kontrol altında tutmamız çok zordur. Ancak bazılarımızda dikkatteki işleyiş farklıdır. Dikkati kontrol eden mekanizma farklı işler. Daha doğrusu, dikkati kontrol eden mekanizma kontrole ihtiyaç duyar. Kontrolden çıkar, işler zorlaşır. Dikkat gerektiren bir iş karşımıza çıktığında dikkati toplamak uzun süre alabilir. Etraftaki herhangi bir dış uyaran dikkati dağıtmaya yeteceği gibi, tekrar toparlanmak ve yapılması gereken işe adapte olmak ve işi tamamlamak zorlaşır. Bazılarımızda dikkat dalgalanır. Bazen iyi bazen kötüdür. Bir sınavda iyi not alan öğrenci bir diğerinde beklenmedik çok düşük bir not alabilir. Bir ödevi çok güzel bir şekilde hazırlarken bir diğerinde aynı sonucu göstermeyebilir. Sonuçta ortaya tutarsız bir performans çıkacaktır. Bu durum genellikle ebeveyn ya da öğretmenler tarafından öğrencinin isteyerek yaptığı bir durum olarak algılanabilir. İsterse, yapabileceği bir şeydir. Bunu da daha önce kanıtlamıştır. Oysa bu öğrenciler dikkatlerini gereken her durumda toparlayıp kesintiye uğratmadan bir performans sergilemekte zorlanırlar. Aslında dikkat sabit değildir. Herkesin dikkati dağılabilir. Ancak dikkat eksikliği ya da dikkat dağınıklığı olmayan kişiler, dikkatini yeniden toparlayarak yapmaları gereken işe adapte olabilirler. Oysa dikkat eksikliği, bozukluğu yaşayan bireylerde dikkati yeniden toplamak güçtür. Dikkat, hoşlanılan, zevk alınan işlerde daha kolay toplanabilir. Bu nedenle çocuklar bilgisayarda oynarken, film izlerken uzun süre tv veya bilgisayar başından kalkmayabilirler. Ancak öğrenme ortamlarında, hoşlanılmayan, zevk duyulmayan işlerde durum aynı olmaz. Gerçek ölçü, öğrenme ortamlarındaki dikkat performanslarıdır. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu 03:36
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu 12 izlenme - 1 yıl önce Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu - DEHB Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu - DEHB Dikkat Eksikliği - Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Bozukluğu, bireyin akademik başarısı, aile hayatı, sosyal ilişkileri ve benlik saygısı üzerine çeşitli olumsuz etkileri olan ve oldukça sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı %5-10 , erişkinlikte %4 civarındadır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun en sık gözlenen temel belirtileri şunlardır: - Hareketlilik - Dikkat eksikliği - Dürtüsellik Bozulukta her üç belirti birada görülebileceği gibi, dikkat eksikliği - dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) özellikle dikkatsizliğin ön planda olduğu ve hiperaktivite ve dürtüselliğin ön planda olduğu alt tipler şeklinde kendisini gösterebilir. Bir kişide Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB ) varlığından söz edebilmek için, bu belirtilerin 7 yaştan önce başlamış olması, birden fazla ortamda görülüyor olması, sürekli olması ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Hiperaktivite de ilaç kullanımı - Uzm. Dr. Gökçe KÜÇÜK YAZICI 02:46
Hiperaktivite de ilaç kullanımı - Uzm. Dr. Gökçe KÜÇÜK YAZICI 12 izlenme - 1 yıl önce İlaç tedavisi soruna bağlı yaşanan zorlukları düzeltmekte oldukça etkili bir yöntemdir. Tedavinin hızlı yanıt vermesi, çocuğun işlevsellik bozulmasını hızla düzeltmesi nedeniyle tercih edilebilecek bir yöntemdir. İlaç, özellikle beynin dikkatle ilgili bölümlerinde, odaklanma ve dikkatin sürdürülmesi, dikkatin yönlendirilmesi gibi dikkat işlevlerdeki bozuklukları giderip, beyindeki nörokimyasal iletimdeki düzensizlikleri düzelterek, kişideki dikkati çok daha sağlıklı bir seviyeye getirmektedir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi İstanbul - Batı Ataşehir Tel: 0 216 688 14 74 Web: http://www.cocukvegenc.com Web 2: http://www.gokcekucukyazici.com
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Otizimde İlaç Kullanımı 02:10
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Otizimde İlaç Kullanımı 11 izlenme - 1 yıl önce Otistik çocuklara, bireysel terapi, grup terapisi, özel eğitim ve gerekirse ilaç tedavisi uygulanır. Tedavide ailenin bilgilendirilmesi ve eğitimi de önemli basamaklardan biridir. Otizmde tedavi edici bir ilaç yoktur. İlaç tedavisi, sıklıkla eşlik eden davranış bozuklukları, hiperaktivite, tekrarlayıcı hareketlerin azaltılması veya uykunun düzenlenmesi amacıyla tedaviye eklenmektedir. Kullanılan bazı ilaçların çocukları konuşma becerileri ve sosyal becerilerinde olumlu gelişmelere yardımcı olabildiği bilinmektedir. Çocuğunuzda otizm bulguları var ise, öncelikle tanı netleşmesi ve bir an önce gerekli tedavilerin düzenlenmesi konusunda kliniğimizden randevu alabilirsiniz. Otizm ve yaygın gelişim bozuklukları tanı ve tedavisi ne kadar erken başlarsa, tedavide daha yüksek fayda sağlanması mümkündür. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: 90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Okul Fobisi Nedir ? 03:04
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Okul Fobisi Nedir ? 8 izlenme - 1 yıl önce Okul fobisi en sık okulların yeni açıldığı Eylül-Ekim aylarında ve 6-8 yaş gibi ilkokula başlangıç döneminde görülür. Yine okula başladıktan sonraki yıllarda, örneğin 11-12 yaşlarda okul değişikliğinin gündeme geldiği dönemlerde de ortaya çıkabilmektedir. Ani veya sinsi başlangıçlı olabilir. Sinsi başlangıç daha çok ergenlik döneminde görülür ve depresyon gibi durumlarla beraberliği sıktır. Okul fobisi-Okul korkusu durumunda çocukta özellikle okul saatleri yaklaştığında ortaya çıkan şikayetler şunlardır: - Sıkıntı artışı, - Ağlama, - Sinirlilik, - Uykusuzluk, - Saldırganlık, - Baş ağrısı, - Mide bulantısı, - İştahsızlık Kızlarda ve erkeklerde birbirine yakın sıklıkta görülen bu durum kaza, hastalık, ameliyat, okul arkadaşının gidişi, bağlı olduğu akrabanın hastalığı veya ölümü, ebeveyn boşanması, maddi sorunlar, aile içi şiddet ve kardeş doğumu gibi durumların arkasından başlayabilir. Bu çocuklar genellikle evde rahat ve huzurluyken okulda aşırı kaygılı ve huzursuzdur. Özellikle okulun kapalı olduğu zamanlarda veya okula gitmemesine karar verildiğinde yakınmalar kaybolur. Bu çocukların genellikle zekaları normal, ders başarıları da iyidir. Ödevlerini düzenli olarak yapabilirler. Çocuk okula gitmeme isteğine kendince açıklama getirmeye çalışır. Durumu çoğunlukla sınav korkusu, öğretmen korkusu ve kendisine iyi davranmayan bir arkadaşının varlığı gibi okulla ilişkili sebeplere bağlar. Çalışmalar bu çocukların ebeveynlerinin de aşırı koruyucu, kollayıcı, kaygılı ve depresif mizaçlı olduğunu ve çocuklarının her istediğini yapan, net tavırlar sergileyemeyen, çocukların bireyselleşmesine, güven sağlamasına izin verebilecek ortamlar yaratmayan kişiler olduğunu göstermektedir. Bu ailelerin sıklıkla çocuklarının bedensel sağlığıyla çok ilgili oldukları ve onların sürekli gözlerinin önünde olmasından memnunluk duydukları gözlenmektedir. Bu tip çocukların ele alınmasında anne-baba ve öğretmenle işbirliği çok önemlidir. Çocuklar okula gitmek istemedikleri için cezalandırılmamalı, suçlanmamalı, okula gitmesinin gerekliliği konusunda tüm aile fertleri tarafından net bir tavır sergilenmeli, çocuğu okula özendirici ve destekleyici olunmalıdır. Okulun önemi çocuğun anlayacağı bir dille açıklanmalıdır. Okula gitmeden önce yapılan uzun vedalaşmalar çocuğun uzun süreli bir ayrılık kaygısını tetikleyeceğinden, kısa bir veda yeterlidir. Çocuğun sınıfa katılımı aşamalı olarak gerçekleştirilebilir, ancak çocuk mutlaka okula gelmelidir. Okul fobisi kendini gösterdiğinde ve ailenin çabaları sonuçsuz kaldığında, çocuk okula gitmeyi ciddi biçimde reddediyorsa, bir çocuk psikiyatrisine danışılmalıdır. Tedavi geciktirildiğinde süreç uzayabileceği gibi başka psikiyatrik sorunlar da duruma eklenebilir. Yapılan araştırmalar küçüklüğünde okul fobisi gösteren çocukların bir kısmının ileriki yaşlarda sosyal fobi tanısını aldıklarını göstermiştir. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Çocuk ve Ergen Gençlerde Depresyon 03:09
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı - Çocuk ve Ergen Gençlerde Depresyon 9 izlenme - 1 yıl önce Çocukluk döneminden gençlik dönemine geçişi ergenlik dönemi olarak tanımlayabiliriz. Bu dönemde çocukta fiziksel, psikolojik, duygusal ve davranışsal olarak belirgin değişimler gözlemlenir. Bu değişimler öncelikle ergeni yorar. Yeni bedenine, hızla değişen duygularına, anlamsız davranışlarına uyum sağlamak ve bunları kontrol edememek ergenin kafasını karıştırır. İçinde bunduğu ortamda kendini ve kimliğini gösterebilmek için yoğun bir çaba gösterir. Onay alamamak, tercih edilmemek, beğenilmemek yaptığı bir espriye gülünmemesi bile onun kırılması ve mutsuz olması için yeterli olabilir. Aile ile çatışmalar artarken arkadaşlar daha fazla önem kazanmaktadır. İşte bu nedenle bu dönemde ergene karşı anlayışlı olunmalı ve bu dönemi rahat atlatması sağlanmalıdır. Ergenlik dönemindeki bazı depresyon göstergeleri: - Mutsuzluk - Devam eden öfke hali, huzursuzluk - Dikkat ve konsantrasyon bozukluğu - Unutkanlık - Aşırı yeme ya da hiç yemek yemek istememe - Üzüntülü bir duygulanım - Karamsarlık - İçe kapanma (sürekli yalnız kalma isteği) - Uyku düzeninde bozulma (geç yatma ya da aşırı uyuma) - Arkadaşları ile görüşme isteğinde - Kendine bakımda azalma - Kendine güvensizlik - Yaşamının bir anlamının olmadığı düşüncesi - Aile ile sürekli devam eden çatışmalar Depresyonla ergenlikteki normal huzursuzluk halini karıştırmamak gerekir. Hızla değişen duygulara bu dönemde sık rastlanır. Bir anda öfkelenen, çılgınca davranışlar gösteren ergen beş dakika sonra gülerek size şakalar yapabilir. Bu davranışını bir problem olarak görmemeli , sadece geçiş döneminin tipik bir davranışı olarak algılamalısınız. Bu dönemde bir çok anne- baba birçok ergeni anlamakta güçlük çeker. Ona nasıl yardımcı olacağını, onunla nasıl konuşacağını bilemez. Ergenin tepkisel davranışları ile ailede büyük çatışmalar, aile üyeleri arasında duygusal kopukluklar ve ileriki yaşlara kadar devam eden iletişim sorunları oluşur. Yetişkinin yapması gereken ilk şey onun ergenlik gibi zor bir dönemde olduğunu ve artık büyüdüğünü kabul etmektir. Sınırlarına saygı duymalı, olumlu yönlerini ortaya çıkarması için ona yardımcı olmalı ve çözemediği sorunlarını hızla fark ederek yaşamsal deneyimlerini paylaşmalıdır. Bunlar bir öğüt niteliğin asla taşımamalı sadece sohbet içerisinde tatlı paylaşımlar olarak kalmalıdır. Ergenlik dönemine girmeden önce iyi bir anne- baba – çocuk iletişimi sağlanırsa bunu başarmak çok daha kolay olacaktır. Eğer kendisi de isterse sevdiği bir spor alanına yönlendirmek bu dönemi rahat atlatmasına yardımcı olur. Sonuç olarak: Ergenlik döneminde yaşanan soruların çözümlenememesi ergenin tüm yaşam sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu dönemde ergenin kendisini olumlu algılaması (beğenmesi, başarılı görmesi, tercih edildiğini hissetmesi) , karşı cinsle ilişki becerilerini geliştirmesi, toplum içerisinde kim olduğu ve yerinin ne olduğunun farkına varması , kendi bedenini tanıması gerekmektedir. Bu özelliklerin ergenlik döneminde kazanılamaması yetişkinlikteki sosyal yaşamda problemler yaşamasına ve yaşam boyu mutsuz bir kadın/ erkek (anne / baba) olmasına neden olacaktır. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Adres: Barboros Mah. Atatürk Cad. Ihlamur Sok. Ağaoğlu My Prestige Ofis Binası D:31 - 32 Batı Ataşehir/ İstanbul/ Türkiye Telefon: +90 216 688 14 74 web: http://www.cocukvegenc.com facebook.com/gokcekucukyazici twitter.com/Cocukvegenc