Hoşgeldiniz!

islam alimleri

Osman Ünlü Hoca 11:16
Osman Ünlü Hoca 4.747 izlenme - 2 yıl önce Nimetleri, Doğru Yerde Kullanmak İnsanların, âhiretteki ni’metlere kavuşamamaları, ondan yüz çevirdikleri içindir. ALLAHü teâlâyı inkâr edip, Onun emir ve yasaklarından yüz çeviren çok kimsenin, dünyâ ni’metleri içinde yaşadığı görülmekte ise de, bunlara dünyâ için çalışmalarının karşılığı verilmektedir. ALLAHü teâlânın, yalnız dünyâ için çalışanlara verdiği dünyâlıklar, hakikatte azâb ve felâkettir, ni’met şeklinde gösterilen musîbetlerdir. Mü’minûn sûresinin 56. âyet-i kerîmesinde meâlen;
Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri'nin hayatı 04:48
Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri'nin hayatı 483 izlenme - 1 yıl önce Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, 1888 yılında Bulgaristan'ın Silistre vilayetinde doğdu. İlk tahsilini kendisi de alim olan babasından aldı. 1916 yılında İstanbul'da dönemin en meşhur ve önemli medresesi olan Fatih Medresesini birincilikle bitirdi. Daha sonra Süleymaniye Medresesinde Medresetü'lKuzat yani günümüzdeki Hukuk Fakültesini de birincilikte bitirdi. 30 yaşında ordinaryüs profesörlük ünvanı kazandı. Genç yaşta hapishaneyle tanıştı Ömrü boyunca İslam'a hizmet etmek ve Kuran'ı gönüllere yerleştirmek için büyük gayret sarfedenSüleyman Hilmi Tunahan, bu yolda türlü zorluklarla karşılaşmıştır. İlk kez 1939 yılında yaptığı İslami mücadeleden dolayı tutuklandı. Genç denecek yaşta hapishane ile tanıştı. Hapishanede ilmi ve irfani çalışmalarına daha da hız verdi. 1944 yılında ikinci defa tutuklandı, 8 gün boyunca işkenceye tabi tutuldu. 1957 yılında da Kütahya Hapishanesi'nde 69 yaşında 59 gün tutuklu kaldı.İdam talebiyle yargılandı, mahkeme tarafından suçsuz bulunarak beraat etti. Talebelerine olan sevgisi Süleyman Efendi talebelerine çok kıymet verir, onların her türlü sıkıntılarıyla ilgilenirdi. Kendi parasıyla talebelerinin masraflarını karşılardı. Yetiştirdiği talebeler için; “Ben canlı kitaplar yazıyorum. Onlar hiçbir zaman tozlanmayacak, sürekli kendisini okutturacak” derdi. Süleyman Hilmi Efendi şeker hastalığı sebebiyle 16 Eylül 1959 tarihinde İstanbul'da Hakk’ın rahmetine kavuştu. SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN'IN TALEBELERİNE ÖNEMLİ VASİYETİ: Süleyman Hilmi Tunahan tüm Müslümanların ittifak içerisinde olmasının önemini şu sözleriyle öğütlemiştir: “Vasiyetim olsun: Tefrikaya düşmeyiniz. Kavmiyet gütmeyiniz. Ehli Sünnetin gayri olan yanlış yollara sapmayınız... Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır. Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır. Çünkü Allah'ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir.Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler.”   SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HAZRETLERİ "HZ. MEHDİ (AS)'IN ÇAĞINDAYIZ" DİYOR Hz. Mehdi hakkında vaki hadis-i şeriflerde, Fahr-i Alem (sav) Efendimiz'densırran (gizlice) haber sadır olmuştur (meydana gelmiştir); ancak, anahtarı kimde ise o açar ve işin hakikatini o anlar, başkası anlayamaz. Herkes anlasa sır zahir olur.Usule muhalif gelir. Yani zamanın sahibi (Hz. Mehdi (as)), Resulullah (sav)'ın varisi perdeyi kime açarsa, ancak o anlar. Nüzul-i Isa aleyhisselam'daki sır da böyle. Allah dostlarının rütbesindeki büyüklükleri nisbetinde halleri ve sırları kapalıdır. HZ. MEHDİ (AS) BİZİM USULUMUZ ÜZERE GELECEK, ŞİMDİ O DEVİRDEYİZ.   SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN’IN BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ HAZRETLERİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ Süleyman Efendinin bağlılarından Arif Hikmet Köklü Beyefendi şu hatırayı anlatmışlardır;  'Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı. Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman Efendi Hazretlerine 'Biz Said Nursi'yi nasıl bileceğiz?' diye sordum. 'BU BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ TÜRKİYE'DE EN SEVDİĞİM ZATTIR' dediler."(Prof.Ahmed Akgündüz-Arşiv belgeleri ışığında Süleyman Hilmi Tunahan-Osav yay.)  Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili diğer görüşlerini ise şöyle belirtmiştir:  "Said Nursi'ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah'ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle... BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN TALEBELERİYLE ARANIZDA ZERRE MİKTAR BİR İHTİLAF ÇIKARIRSANIZ HUZUR-U İLAHİDE İKİ ELİM YAKANIZDADIR..."(Prof.Ahmed Akgündüz-Arşiv belgeleri ışığında Süleyman Hilmi Tunahan-Osav yay.)  BediüzzamanHazretleri de Süleyman HilmiTunahan Hazretleri ile ilgili şunları söylemiştir: “Ben kendini görmemişim. Fakat manen tanırım. Ulema-i su İslam dininin şerefini ayak altına düşürdüler. Fakat o bunu minarenin şerefesi gibi yükseltti. ONU VE TALEBELERİNİ OKUDUĞUM EVRADIN inşaALLAH SEVABINA ORTAK KILIYORUM. (Mehmed Emre-Hatıralarım.s:55-56-Erhan yay.) http://www.a9.com.tr/izle/43768/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Suleyman-Hilmi-Tunahan-Hazretlerinin-hayati A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Matematik Hikayeleri - Cebir'in Mucidi El Harezmi 05:00
Matematik Hikayeleri - Cebir'in Mucidi El Harezmi 517 izlenme - 2 yıl önce Doğu bilim dünyasının en büyük keşiflerine imza atan büyük bilgin El Harezmî'nin, Cebir ve Sıfır üzerine yaptığı olağanüstü çalışmaları ve İslam medeniyetinin ilim merkezi olan bilgelik evi Matematik Hikâyelerinde...
İskenderpaşa cemaatinin manevi lideri Prof.Dr. Mahmut Esad Coşan Hazretleri 08:55
İskenderpaşa cemaatinin manevi lideri Prof.Dr. Mahmut Esad Coşan Hazretleri 159 izlenme - 1 yıl önce 1938 tarihinde Çanakkale’ye bağlı Ayvacık ilçesinin Ahmetçe Köyü’nde dünyaya geldi. Hz. Hüseyin Efendimiz (r.a.)’in soyundan olan dedeleri Buhara’dan gelip Çanakkale’ye yerleşmişlerdir. Babası vasıtasıyla dönemin âlim ve ariflerinden SEREZLİ HASİB VE ABDÜLAZİZ BEKKİNE EFENDİLERle tanıştı. Sohbet meclislerine devam etti. Fakülte son sınıfta iken MehmedZâhid (Kotku) Efendi’nin küçük kızı Muhterem Hanımefendi ile evlendi.  SAYIN ADNAN OKTAR’IN 12 AĞUSTOS 2010 TARİHLİ AKSU TV RÖPORTAJINDAN Mahmut Esat Çoşan, rahmetli, çok sevdiğim mübarek bir Nakşibendi şeyhiydi, çok değerli bir alimdi. SAYIN ADNAN OKTAR’IN 24 HAZİRAN 2010 TARİHLİ AKSU TV RÖPORTAJINDAN Bize bir kere eve gelmişti, iki kere ben onun ziyaretine gitmiştim inşaAllah. Evin bahçesinde oturmuştu. Çok şahane bir insan, çok nezaketli, çok güzel bir üslubu var. Duası şahanedir, sesi de çok güzeldir, hal alırsın böyle. Mesela 10 dakika sohbet etsen, böyle üstünden bir ton ağırlık gider, öyle mübarek bir insandır. 1965 yılında “İlâhiyat Doktoru” 1972 yılında ise doçent ünvanını aldı. 1973 yılında Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyeliğine, bir yıl sonra da aynı kürsünün başkanlığına atandı. Emekli olduğu 1987 yılına kadar adı geçen kürsünün Anabilim dalı başkanlığını yürüttü.1982 yılında Profesör unvanını aldı. Almanya, Avusturya, Irak, İran, Libya, Ürdün, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerde uluslararası toplantı ve konferanslara katıldı, araştırma ve incelemelerde bulundu. Mensubu bulunduğu fakültede Türk-İslâm Edebiyatı, Osmanlıca, Türkçe-Kompozisyon, Farsça ve Arapça derslerini okuttu. Yedi adet doktora ve çok sayıda lisans tezi yönetti. MahmudEs’ad Coşan Hoca Efendi irşat faaliyetleri ile sosyal ve kültürel çalışmalara daha fazla zaman ayırabilmek amacıyla 1987 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Bundan sonra Hocası ve kayınpederi MehmedZahid Efendi’den aldığı tebliğ ve irşat görevini daha aktif yerine getirebilmek için faaliyetlere başladı. Seleflerinin başlattığı hadis derslerini Türkiye’nin birçok ilinde yaygınlaştırdı. Sohbetlerine gösterilen ilgiden dolayı hizmet sınırlarını genişletti ve bu gaye ile dünyanın birçok ülkesine seyahatlerde bulundu. Avrupa, ABD, Orta Asya ve Avustralya’ya defalarca giderek eğitim programlarına katıldı. 4 Şubat 2001 tarihinde doğup büyüdüğü vatanından yirmi bin kilometre uzakta bulunan Avustralya’da, bir cami açılışı için yaptığı bir seyahat esnasında trafik kazası neticesinde Hakk’a yürüdü. Nâşı Türkiye’ye getirildi. 9 Şubat 2001 tarihinde Fatih Camii’nde Cuma namazını müteakip kılınan cenaze namazına, yüz binlerce talebe ve seveni katıldı. Eyüp Sultan Mezarlığı’nın Nakşi Tarlası denilen kısmında Hakk’ın rahmetine tevdi edildi.  SAYIN ADNAN OKTAR’IN 31 OCAK 2011 TARİHLİ KAHRAMANMARAŞ TV RÖPORTAJINDAN ” Rahmetli hocamız çok muhterem, çok mübarek, çok iyi bir insandı, çok mütevaziydi. Bizim evimize de teşrif etmişti iki kere gelmişti, ben huzuruna gitmiştim makamına, mübarek hocamızın elini öpmek şerefine kavuşmuştum. Prof. Dr. Mahmudesad coşan hazretleri’ndengüzel öğütler "Hizmet yaygın olmalı, her müslüman lider olmalı!" "İnsanın kıymeti himmeti kadardır." "İnsanın hakla olması birlik ve beraberliktir; batılla olması tefrikadır." "Bizim metodumuz sabır ve sevgi metodudur." "Müslüman bir köşeye çekilip hayatı terkeden insan değil, hayatın bütün faaliyetleri içindeyken Allah'ın rızâsını gözetebilen insandır."   Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan hoca Efendi’nin Eserlerinden Bazıları: Allah'ın Gazabı ve Rızası Doğru İnanç ve Güzel Kulluk Gayemiz Güncel Meseleler Haydi Hizmete! Hz. Ali Efendimiz'den Vecizeler İmanın ve İslam’ın Korunması İslam Çağrısı Ramazan ve Güzel Ameller Tebliğ ve İrşad Çalışmaları Yeni Ufuklar Zaferin Yolu ve Şartları   Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hazretleri Hz. Mehdi (as)’ın Çıkışının Kıyamet Alametlerinden Biri OlduğunuAnlatıyor Prof. Dr. MahmudEsad Coşan Hazretleri’nin Hz. Mehdi (as) Hakkındaki Sözleri Bakın Mehdi kıyamet alametlerinden birisidir, çıkacak. Onun zamanında yaşayan insanlar, buz üzerinde emekleyerek dahi olsa, ona ulaşıp, onun askeri olmaları lazım. Mehdi sevgisi hepimizin içinde vardır. Mehdi'ye bağlanmak arzusu hepimizin arzusudur. (Prof.Dr.Mahmud Esad Çoşan, Güncel Meseleler) “Bu hususta (Mehdiyet konusunda) bizim büyük alimlerimizin, hadis ve fıkıhta hakikaten güzel bilgi sahibi alimlerimizin kitapları vardır. Rivayet edilmiş hadis-i şerifler gösteriyor ki, Mehdi inancı Ehl-i Sünnet'e Şia'dan girmiş değildir. Hz. Mehdi (a.s.) hakkında hadis-i şerifler eskiden beri vardır. Hatta, o hadis-i şeriflerden dolayı Şia'da Mehdi inancı kuvvetlenmiştir. Ama ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in soyundan, adı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in adı gibi, babasının adı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in babasının adı gibi olan bir mübarek şahıs (Hz. Mehdi (a.s.)) çıkıp Müslümanlar’ı birleştirecek ve yeryüzü zulüm ve cevr ile dolmuş iken, o zulmü cevri izale eyleyip adaletle hükmedecek!..Ehl-i Sünnet'in inancı budur. Ben bazı arkadaşlara şöyle dedim: ‘Mehdi çıkacak!.. Tamam, çıkınca haber alırsak, Allah'ın izniyle hep beraber gideriz, tabi oluruz. Çünkü tâbî olmak emrediliyor http://www.a9.com.tr/izle/45724/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Iskenderpasa-cemaatinin-manevi-lideri-ProfDr-Mahmut-Esad-Cosan-Hazretleri A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Muhammed Raşid Erol Hazretleri 09:31
Muhammed Raşid Erol Hazretleri 189 izlenme - 1 yıl önce Seyid Muhammed Raşid Erol hazretleri, (k.s.) 1930 yılında Siirt'in Baykan ilçesine bağlı Siyanüs köyünde doğmuştur.Daha çok "Seyda" ve "Sultan Hazretleri" sıfatlarıyla tanınmıştır. Dedesi Seyyid Muhammed (k.s.) medreselerde yetişmiş çok büyük bir alimdi. Nakşibendi halifesi olarak icazet ve hilafet almıştı. Babası Gavsı Bilvanisi Seyyid Abdulhakim Hüseyni (k.s.) Hazretleri ise Nakşibendi büyüklerindendir. Baba ve dedeleri ilim ve tarikat ehli olan Seyda Hazretleri, Peygamberimizin soyundan olup Bilvanis seyyidlerindendir. Hz. Hüseyin (r.a.)’ın soyundan geldiği için de kendisine "El-Hüseyni" denilmektedir. Seyda Hazretleri'nin irşad vazifesi, Babası Gavs Hazretleri 1 Haziran 1972 yılında vefat edince başlamış ve 21 sene 4 ay 19 gün devam etmiştir. Muhammed Raşid Erol Hazretleri ilk eğitimini babasının yanında almıştır. Babasından sonra Güneydoğu’da meşhur olan Molla Muhyiddin, Molla Nasır, Molla Ramazan ve Molla Abdulbaki’den arapça, mantık, hitabet gibi ilimlerin yanında tefsir, hadis ve fıkıh dersleri almıştır. Seyda Hazretleri mürşidi Ahmedi Haznevi'nin (k.s.) izniyle Bilvanis köyüne hicret etmiş, bu köyde yine Seyyide olan Sekine Validemizle evlenmişlerdir. Bu evlilikten Seyyid Fevzeddin, Seyyid Abdülgani, Seyyid Taceddin, Seyyid Mazhar, Seyyid Abdurrakib isimli oğulları ile Hasine, Muhsine, Hasibe, Rukiye, Münevver, Mukaddes, Mümine ve Hediye isimli kızları dünyaya gelmiştir. Seyda Hazretlerinin (k.s.) en belirgin vasıflarısabrı, tevazusu ve mülayim oluşuydu. Kendisi hiçbir zaman hiç kimseye karşıkırıcı bir harekette bulunmamış, kin duymamıştır. Binlerce kişietrafında pervane olurken kendisinde kibir ve kabalıktan eser görülmezdi. Kimseye şunu yap veya yapma demezdi. Herkese karşı güleryüzlü ve güzel ahlaklıydı. Seyda Hazretleri, Seyyid Abdulhakim Hüseyin Hoca’nın oğlu olması nedeniyle ilim öğrenip talebe yetiştirmenin yanında, medrese hizmetleriyle de uğraşmıştı. Hizmet etmeyi ve hizmet edeni çok severdi. Evinde misafirlerine bakacak hizmetlileri olmadığı takdirde kendisi bizzat misafirlerine ikramda bulunurlardı. Bizzat çorbanın ateşini yakar, sofilere çorba taşır, misafirleri yemek yemeden ve ağırlamadan geri yollamaz, sofiler yemek yemeden kendisi yemezdi. Kendisi çok fazla konuşmaz, tebliğ faaliyetlerine genelde örnek ahlakı, hal ve tavırlarıyla devam ederdi. Onun güzel ahlakını gören herkes yaptıklarından pişman olur, hemen tevbe etmek isterdi. Yanına gelenlerde çok hızlı ahlakî değişim görülürdü. Önceki Nakşibendi büyüklerinin evlatlarına büyük-küçük demeden hürmet gösterirdi. Seyda Hazretleri herkese anlayışına ve aklına göre hitabederdi. Yoksul kişilerlekonuşur, hal ve hatırlarını sorar, ihtiyaçları varsa hallederdi. Kendilerine karşı yapılan bir haksızlıkta fitne çıkmasın diye hakkından vazgeçer, olaya sabrederdi. Dünya malına önem vermez, muhtaç olanlara gücünün yettiği kadar yardımda bulunur, dul ve yetimlere bizzat yardım ederdi. Onun döneminde Menzil Dergahı adeta bir ihlâs merkezi durumundaydı. Ondan etkilenen bağlıları birbirlerine kızmaz, en ufak kusurda özür ve helallik dilerlerdi. Insanlar huzur ve kardeşlik içinde İslamı ögrenmeye ve yaşamaya başlamışlardı. Hasta olduğu zamanlarda dahi cami ve cemaati terk etmezdi.Gecenin çok az kısmını uyku ile diğerzamanınıgüneş doğuncaya kadar ibadetle geçirirdi. İkamet ettiği Adıyaman'ın Kâhta kazasının Menzil köyü yerleşim yerlerinden uzaktâ olmasına rağmen insanların, Allah'ın yardımı, Rasulullah (a.s.)'ın bereket ve feyzi ile akın akın gelmesiyle devamlı kalabalık bir şehir görünümünde hareketli olurdu. Sadece Türkiye'den değil diğer İslam ülkelerinden hatta Avrupa'dan gelerek tevbe yapıp intisab edenler oluyordu. 1968 yılında halifelik icazetini alan 1972 yılında irşad görevine başlayan Seyda Hazretlerinin (k.s.) yurtiçinden ve yurdışından aşırı ziyaretçisinin gelmesi 18 Temmuz 1983 tarihinde Çanakkale'nin Gökçeada ilçesinde mecburi ikametine yolaçmıştır. Önce Adıyaman'a, sonra Adana'ya oradanda Gökçeada'ya götürülen Seyda' Hazretleri çektiği sıkıntı ve adanın havasının sıhhatini etkilemesi sonucu 30 Ocak 1985 tarihinde Ankara'ya nakledilmiştir. Burada da 16 ay gözetim altında tutulduktan soma Merkezi idarenin müsadesiyle tekrar Menzil'e dönmüştür. Tekrar tebliğ ve irşad hizmetine devam ederken 1991 yılının Ramazan Bayramı bayramlaşması sırasında içerisine zehirli böcek ilacı çekilmiş şırıngayla suikast yapılmış, eline isabet eden zehir etkisini göstermiş, acil müdahaleyle hastaneye yatırılan Seyda Hazretleri (k.s.) hayati tehlikeyi atlatmıştır. Seyda Hazretleri 22 Ekim 1993 Cuma günü cuma namazından iki saat sonra 63 yaşında Rahmet-i Rahmana kavuşmuş, Vefat haberini alan onbinlerce bağlısının katılımıyla ertesi gün Menzilde babasının yanı başında toprağa verilmiştir.  http://www.a9.com.tr/izle/43431/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Muhammed-Rasid-Erol-Hazretleri A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
İSLAM BİLGİNLERİ ÇALIŞTIKLARI ALANLAR VE ESERLERİ 1 BÖLÜM 02:43
İSLAM BİLGİNLERİ ÇALIŞTIKLARI ALANLAR VE ESERLERİ 1 BÖLÜM 2 izlenme - 5 gün önce İSLAM BİLGİNLERİ ÇALIŞTIKLARI ALANLAR VE ESERLERİ 1 BÖLÜM VİDEOMUZU SİZİN İÇİN HAZIRLADIK İYİ SEYİRLER KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN
Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin hayatı 04:54
Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin hayatı 168 izlenme - 1 yıl önce Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi, 1931 yılında Of’a Bağlı Tavşanlı köyünde doğmuş, ilk tahsilini babası Hacı Dursun Feyzi Güven Efendi’den almış, hafızlığını ise annesi Fatma Hanım’ın hocalığında tamamlamıştır. İlk gençlik yıllarında civar köylerdeki hocalardan dersler alan Mahmut Hocaefendi’nin hocalarının arasında Süleymaniye Medreselerinden mezun ve dersiamlık  unvanına sahip Dursun Feyzi Güven Efendi Hoca ve Mehmet Rüştü Aşıkkutlu da vardır.  Kelam ve tasavvuf gibi dini ilimlere tam olarak vakıf olan Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi, henüz 16 yaşında iken icazet almış ve birçok talebe yetiştirmeye başlamıştır. Diyanet Teşkilatında 42 Senelik Hizmet  Nakşibendi tarikatına bağlı olan Efendi Hazretleri vaizlik yaptığı dönemdeki sohbetleriyle etrafındakileri kendine hayran bırakmıştır. Nakşi Şeyhlerinden Ali Haydar Efendi ile tanışması hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur.  Şeyh Ali Haydar Ahıskavi vasıtasıyla İsmailağa’da imamlığa başlamıştır. Mahmut Hocaefendi, Ali Haydar Efendi’nin sohbetlerine 1960 yılına kadar devam ederek kendisinden feyz almıştır.  Ali Haydar Efendi’nin vefatından sonra verdiği hizmetleri ise kendi ağzından şu şekilde ifade etmektedir: “1960 yılında muhterem hocam üstadım Şeyh Ali Haydar Efendi’nin vefatı üzerine irşat vazifesi ile görevlendirildim. 42 yıl din hizmetinde bulunduğum Diyanet Teşkilatımızdan 1996 tarihinde 65 yaşımı doldurduğum için emekliye ayrıldım. Bu süre zarfındaki ilmi birikimimi memleketimiz insanı ve Müslüman kardeşlerimizle paylaşabilmek amacı ile Rûhu’l Furkan isimli bir tefsiri kaleme almaya başladım. Şu ana kadar Allah’a hamd-ü senalar olsun 12 cildini tamamladım. Ayrıca yapmış olduğum sohbetler 4 cilt halinde yayınlanmıştır. Halen sağlığım elverdiği ölçüde devam etmeye çalışıyorum.”  “Allah Rızasına Uygun Yaşama Daveti”  Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi, 1997 yılına kadar her sene bazı öğrencileri ile İstanbul’dan başlayanİç Anadolu vilayetleri ile devam eden geziler düzenlemiştir. Gittiği yerlerdeki camilerde verdiği vaazlarında, cemaati okumaya, Kuran‘ı yaşamaya ve milletimizi var eden değerlere bağlı kalmaya çağırmıştır.  Hocaefendi, bu gezilerine “Allah’ın rızasına uygun yaşama daveti” adını vermiştir. Sohbetlerinde tarikattan ziyade İslam’a ve Kuran’da emredilen helaller ve haramlara vurgu yapan Mahmud Hocaefendi, derslerinde sürekli ümmet bilincine vurgu yapmakta, cemaatler arası dayanışmaya çok önem vermektedir.  Ruhu’l Furkan Tefsiri, Risale-i Kudsiyye Şerh ve Tercümesi gibi eserlere sahip Mahmut Hocaefendi’nin, Sultan Selim Camii’ndeki vaazlarını içeren “Sohbetler” adlı kitabı ise kendisinin dayanışmaya ve İslam Birliği’ne ne kadar önem verdiğinin bir kanıtı niteliğindedir. Sayın Adnan Oktar, 21 Mayıs 2010 tarihinde yayınlanan röportajında Hocaefendi’nin, İslam âleminin çok mühim şahıslarından biri olduğunu  şöyle belirtmiştir:  Sayın Adnan Oktar’ın 21 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından  ADNAN OKTAR: Mesela Mahmut Hocamız çok asil insandır, soyludur. Basit bir konuşma asla ağzından çıkmaz. Son derece efendi bir insandır. Lafını sözünü bilir, oturup kalkmayı bilir. Adabı, edebi bilir, nezaketi bilir. Elinden yüzünden nur akar. Çok nezih bir insandır. 10 dakika sohbetinde bulunsan yeter. Biz onun hücre-i şerifine de inşaAllah kardeşlerimiz ile gitmiştik. Nimetlenmiştik, imani, Kurani güzel konular anlatmıştı. Nasihat etmişti, sohbet etmiştik. İlminden istifade etmiştik. Çok değerli bir insandır.  Allah ömrünü uzun etsin Mahmut Hocamız’ın. Allah dünyada, ahirette, inşaAllah kardeş etsin, birlikte olmamızı nasip etsin. Ben Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunda Mahmut Hocamız’ın olmasından çok büyük bir haz duyarım. Allah onun o vakte kadar ömrünü uzun etsin. Hz. İsa (a.s.), Hz. Mesih (a.s.) ile kucaklaşmayı ona nasip etsin inşaAllah. Öyle mübarek bir insanın, böyle güzel kutlu bir günde Hz. Mehdi (a.s.)’a biat anında orada olması, yeri-göğü birbirine katar, çok büyük bir olay olur inşaAllah. http://www.a9.com.tr/izle/43730/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Mahmut-Ustaosmanoglu-Hocaefendinin-hayati A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Kıymetli İslam Alimlerimiz Hz Mehdi As Geldi Diyorlar 02:24
Kıymetli İslam Alimlerimiz Hz Mehdi As Geldi Diyorlar 65 izlenme - 7 ay önce Kıymetli İslam Alimlerimiz Hz. Mehdi (as) geldi diyorlar.
İslam Alimleri 11:12
İslam Alimleri 354 izlenme - 4 yıl önce Bu Sohbette, İslam Alimlerinin, Evliyalar
Evliyaların Ve İslam Alimlerinin Mübarek Kabri Şerifleri 05:44
Evliyaların Ve İslam Alimlerinin Mübarek Kabri Şerifleri 182 izlenme - 3 yıl önce Evliyaların Ve İslam Alimlerinin Mübarek Kabri Şerifleri
Büyük Mezhep İmamı İmam-ı Azam Ebu Hanife (699 - 767) 1. Bölüm 04:19
Büyük Mezhep İmamı İmam-ı Azam Ebu Hanife (699 - 767) 1. Bölüm 86 izlenme - 1 yıl önce Ehli sünnetin dört büyük imamının birincisi olan İmam-ı Azam Ebu Hanife, Hicri 80 (Miladi 699) yılında Kufe'de doğmuş, ömrünün çoğunu orada geçirmiştir. Küçük yaşta Kuran'ı ezberlemiş ve Kuran-ı Kerim'i çok iyi bilen kişilerden biri olmuştur. Büyük İmam anlamına gelen "İmam-ı Azam" lakabıyla bilinen, Ebu Hanife künyesiyle meşhur Numân bin Sâbit bin Zevta, mutlak müçtehid ve fıkıhta Hanefi mezhebinin imamıdır. Ehl-i Sünnet mezheplerinden dördü arasındaki ilk mezhep Hanefi mezhebi olmuştur. Irak'ta doğan bu mezhep, hemen hemen bütün İslam dünyasında yayılmıştır. Abbasilerin ulaşabildikleri her bölgede yayılma göstermiştir. Abbasiler döneminde kadıların çoğunun Hanefi olmasının yanı sıra Selçukluların ve Harzemşahların mezhebi de Hanefilik olmuştur. Hanefi mezhebi Irak, Maveraünnehir ve fethedilen diğer doğu bölgeleri gibi bazı bölgelerde resmi mezhep olarak kabul edilmiştir. Şam bölgesinde hem halk, hem de hükümet Hanefi mezhebine göre idare edilmiştir. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Mısır'a hakim olunca, Hanefi mezhebini tek başına Osmanlı'nın resmi mezhebi ilan etmiştir. İmam-ı Azam'ın İlim Hayatı İmam-ı Azam küçük yaşta Kuran'ı ezberlemiş ve Arapça'nın o zaman tasnif edilmekte olan sarf, nahv, şiir ve edebiyatını öğrenmiştir. Gençliğinin ilk yıllarında Ashab-ı Kiram'dan Enes bin Malik'i, Abdullah bin Ebi Evfa'yı, Vasile bin Eska'ı, Sehl bin Sa’d'ı ve Hicri 102'de en son Mekke'de vefat eden Ebu't-Tufeyl Amir bin Vasile'yi görmüştür. Bunlardan hadis dinlemiştir. İmam-ı Şabi'nin tavsiyesiyle ilme sarılıp, ders halkalarına devam etmeye başlamıştır. İmam-ı Azam kelam ilmini, iman ve itikadı ve münazara bilgilerini Şabi'den öğrenmiştir. Daha sonra Hammad bin Ebi Süleyman'ın ders halkasına katılarak fıkıh ilmine başlamıştır. Hammad'ın derslerine yirmi sekiz yıl devam etmiştir. Ebu Hanife, bir mazeret ve bir engel bulunmadıkça hocası Hammad'dan ayrılmamış ve bu süre boyunca ders almış, müzakere etmiş, rivayet ve nakilde bulunmuş, ölçme ve değerlendirme yapmıştır. Öte yandan Ebu Hanife, Hicri 130 senesinde Kufe'den Mekke'ye gittiğinde ilim tahsil etme imkanı bulmuştur. Bunun yanı sıra Hac seferlerinde, diğer üstadlardan da fıkıh öğrenmiştir.    İmam-ı Azam’ın Nasihat ettiği Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinden Bazıları:    - Amel ancak niyetledir. Ve bir kişiye ancak niyet ettiği vardır. - Kişinin malayaniyi (manasız boş sözü) terk etmesi İslamiyet’inin güzelliğindendir.  - Kendi nefsiniz için istediğiniz ve sevdiğiniz şeyi, din kardeşiniz için de istemedikçe hiçbiriniz tam iman etmiş sayılmazsınız.  - Şüphesiz helâl belli, haram da bellidir. Allah güzeldir, ancak güzel şeyleri kabul eder. - Müslüman, Müslümanlara eliyle ve diliyle zarar vermeyen kimsedir. Sen, Allah’ın azabından kork ve rahmetini um; havf ile reca (ümit ve korku) arasında ol. Fakat ümidin korkuya (recân havfe) galip gelsin. Sıhhatli olduğun halde, korku ve rahatlık arasında sabit ol. Cenab-ı Allah hakkında hüsn-ü zanda bulun. - Allah için, hep göründügün gibi ol. Nasılsan öyle görün.  - Ölümü çokca hatırla.   - Hakkı söyleme konusunda sultan dahil hiç kimseden korkma. http://www.a9.com.tr/izle/46327/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Buyuk-Mezhep-Imami-Imam-i-Azam-Ebu-Hanife-(699---767)-1-Bolum A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Büyük İslam alimi Tahir Büyükkörükçü Hazretlerinin Ahir Zaman konulu vaazı 01:32
Büyük İslam alimi Tahir Büyükkörükçü Hazretlerinin Ahir Zaman konulu vaazı 57 izlenme - 1 yıl önce Allah`ın Resulu Dünya`nın ömrü bir saat kalsa, Cenab-ı Hak o, bir saati genişletecek, İtrattinden bir er çıkacak, dünya`yı adlü ihsan, iman ve aşkla dolduracak buyuruyor. Alem-i İslama büyük bir müjde bu, efendiler. Din garip olarak başlamışdır, kuvvet bulacak. Yüz yıllarca, sonra garip olarak dönecek. Hadis-i Şerifi şerh edenler bu garip olarak başlayıpta bu gariplikten sonra kuvvet buluşunu, ikinci gariplikten sonra da bir kuvvetli Asr-ı Saadete benzeyen bir gün daha gelecek manasını vermişler, muhterem müminler. Benim değil, Hadis-i Şerifin üzerinde duran muhakkak-i ilim sözü bu. Böyle olunca, bu garipliğin arkasında Asr-ı Saadete benzeyen güçlü bir gün bekleyiniz, muhterem müminler. Milyonlarlık bir nesil, davasına çelik pençe ile sarılmış Ati- İslamındır diye ayakta. Böyle bir ümidin neşesi ile ruhen ve kalben, güç ve kuvvetinizle ayakta olunuz!  http://www.a9.com.tr/izle/39534/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Buyuk-Islam-alimi-Tahir-Buyukkorukcu-Hazretlerinin-Ahir-Zaman-konulu-vaazi A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Kıymetli Ehli Sünnet Alimi Ömer Nasuhi Bilmen 04:10
Kıymetli Ehli Sünnet Alimi Ömer Nasuhi Bilmen 80 izlenme - 1 yıl önce Ünlü tefsir ve fıkıh alimi Ömer Nasuhi Bilmen, gerek ilmi ve ahlaki otoritesi, gerekse samimi dindarlığı ve tevazusu ile dinî konularda Türkiye'de Müslüman halkın başlıca güven kaynağı olmuştur. İnançta, ibadet ve ahlâkta Ehl-i Sünnet akidesini, şahsında tam bir başarı ve samimiyetle temsil ettiği için herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştır. Türkiye'nin beşinci Diyanet İşleri Başkanı olan ünlü tefsir ve fıkıh alimi Ömer Nasuhi Bilmen, 1883 yılında Erzurum'un Salasar köyünde doğdu. Küçük yaşta babasının vefat etmesi üzerine Erzurum Ahmediyye Medresesi hocası ve Nakıbüleşraf kaymakamı olan amcası Abdürrezzak İlmi Efendi'nin himayesinde eğitim görmeye başladı. Amcasından ve Erzurum müftüsü Narmanlı Hüseyin Efendi'den ders aldı. İki hocası da yakın aralıklarla ölünce İstanbul'a gitti (1908) ve Fatih dersiamlarından (Osmanlı döneminde camilerde ders vermeye yetkili kişi olan profesör) Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam edip diplomasını aldı (1909). Bunun yanında Ders Vekaleti'nce açılan imtihanı kazanarak camilerde ders vermeye yetkili kişi olarak dersiamlığa başladı. (1912) Ayrıca, o sıralarda okumakta olduğu Hukuk Fakültesini de bitirdi (1913). Arapça ve Farsça'yı çok iyi bilen, Türkçe ile birlikte üç dilde yazabilen Ömer Nasuhi Bilmen, Temmuz 1913'te Fetva dairesinde katipliğe başladı. Bir yıl sonra başmemurluğa terfi edip Ağustos 1915'te Telif Eserleri Başkanlığı'na üye kabul edildi. 30 Haziran 1960 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı'na tayin edilinceye kadar çok çeşitli görevlerde bulundu. Henüz bir yılını doldurmadan 6 Nisan 1961'de Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan emekliye ayrıldı. Uzun memuriyet hayatı boyunca öğretmenlik hizmetinde de bulunan Ömer Nasuhi Bilmen, Dârüşşafaka Lisesi'nde yirmi yıla yakın bir süre Ahlak ve Yurttaşlık dersleri okuttu. İstanbul İmam Hatip Okulu'nda ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usûl-i fıkıh ve kelâm dersleri verdi. Hayatının sonuna kadar ilmi çalışmalarını sürdüren Bilmen, inananlara ışık olan sekiz ciltlik ünlü tefsirini emekli olduktan sonra yazdı. 12 Ekim 1971'de İstanbul'da Hakk'ın rahmetine kavuşan Ömer Nasuhi Bilmen, Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği'ne defnedildi. Ömer Nasuhi Bilmen İstanbul Müftülüğü'ne tayin edildiği tarihten itibaren, vefat edinceye kadar gerek ilmi ve ahlaki otoritesi, gerekse samimi dindarlığı ve tevazusu ile dinî konularda Türkiye'de Müslüman halkın başlıca güven kaynağı olmuştur. İnançta, ibadet ve ahlâkta Ehl-i Sünnet akidesini, şahsında tam bir başarı ve samimiyetle temsil ettiği için herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştır. Din ahlakının söz konusu olduğu durumlarda kararlı ve net tavrı ile inananların gönlünde taht kurmuştur. 1960'lı yıllarda yükselen bazı seslere karşı, yüksek iman gücü ile kendinden beklenen kararlılıkla, başarıyla ve cesaretle din ahlakını savunmuştur. - Hukuk-i İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu: Beş yıl süreyle bulunduğu Hey'et-i Te'lîfıyye üyeliği Ömer Nasuhi Bilmen'e hukuk alanında tam bir yetişme ve fikirlerinde şekillenme sağlamıştır. Mezhepler arası mukayeseli sistematik bir İslâm hukuku kitabı olup Latin harflerinin kabulünden sonra Türkiye'de İslâm hukuku sahasında kaleme alınmış ilk ve en kapsamlı eserdir. - Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsiri - Büyük Tefsir Tarihi - Kur'ân-ı Kerîmden Dersler ve Öğütler - Süre-i Fethin Türkçe Tefsiri î'ülâ-yı İslâm ile İstanbul Tarihçesi - Hikmet Goncaları: 500 hadisin tercüme ve izahını ihtiva etmektedir - Muvazzah İlm-i Kelâm' - Mülehhas İlm-i Tevhid Akaid-i İslâmiye - Yüksek İslâm Ahlâkı gibi değerli eserleri kaleme alan Büyük ehli sünnet alimi Ömer Nasuhi Bilmen'in kullandığı dil ve konuları ifade tarzı oldukça net ve sağlamdır. Hayatının büyük bir kısmını telifle geçiren ve temel İslâmî ilimler alanında çok sayıda eser veren Ömer Nasuhi Bilmen, zamanına kadar yazılmış olan ilmihallerden Müslümanların daha anlaşılır ve kolay şekilde istifade etmesini sağlamak için, 1947-1948 yılları arasında yayınladığı Büyük İslam İlmihali adını verdiği ve Akaid hakkında özet bilgilerle başlayan kitapta, ibadetlerle ilgili konulara geniş yer vermiş ve fıkıh kitaplarında dinî hükümleri detaylı ve doyurucu olarak açıklamıştır. Şimdiye kadar 3 milyonun üstünde basılarak erişilmesi güç bir sayıya ulaşmış olan bu değerli eser, Türkiye'de uzun yıllar ele alınmayan pek çok konuyu açıklayarak, halkın dini bilgilerle ilgili ihtiyacının giderilmesinde önemli bir boşluğu doldurmuştur.  http://www.a9.com.tr/izle/43102/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Kiymetli-Ehli-Sunnet-Alimi-Omer-Nasuhi-Bilmen A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin hayatı ve şanlı mücadelesi 11:38
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin hayatı ve şanlı mücadelesi 81 izlenme - 1 yıl önce Hakk'ın rahmetine kavuşana kadar, bütün ömrünü insanları Allah'a iman etmeye ve Kuran ahlakını yaşamaya davet edip, var gücüyle İttihadı İslam'ın gerçekleşmesi için çalışan, Hicri 1300'ün müceddidi, büyük İslam alemi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri 12 Mart 1878 yılında Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde dünyaya gelmiştir. Hayatının her anıyla, Allah yolunda samimi mücadele etmenin en güzel örneklerinden biri olan Said Nursi Hazretleri, genç yaşta edindiği dini ve pozitif bilimlerdeki derin bilgisi, devrin ilim çevreleri tarafından kabul görmüş, küçük yaştan itibaren dikkati çeken keskin zekası, kuvvetli hafızası ve üstün kabiliyetleri dolayısıyla "Çağının eşsiz güzelliği" anlamına gelen "Bediüzzaman" sıfatıyla anılmaya başlanmıştır. Bediüzzaman Said Nursi, Doğu'nun en acil ihtiyacı olarak gördüğü eğitim problemini çözmek için din ve eğitim bilimlerinin birlikte okutulabileceği ve Medreset-üz Zehra ismini verdiği bir üniversite kurulmasını sağlamak için 1907'de İstanbul'a gelmiştir. Derin bilgisiyle buradaki ilim çevresine de kendini çok kısa süre içinde kabul ettirmiş, çeşitli gazete ve dergilerde makaleler yayınlatmış, hürriyet ve meşrutiyet tartışmalarına katılarak hükümete destek vermiştir. Buna rağmen dönemin hükümeti, İstanbul'daki ilim adamlarının, talebelerin, medrese hocalarının ve siyasetçilerin ona olan ilgisinden rahatsız olmuş, Bediüzzaman'ın önce akıl hastanesine daha sonra da hapishaneye gönderilmesini sağlamıştır. Serbest bırakılmasının ardından yayınladığı makaleler ve yaptığı konuşmalarda birleştirici bir rol oynamasına rağmen, 1909'da 31 Mart olayına karıştığı iddia edilerek haksız ithamlarla tutuklanıp idam talebiyle yargılanmış, ancak sonucunda beraat etmiştir. Bediüzzaman Hazretleri bu olaydan sonra tekrar Doğu'ya dönmüş, I. Dünya Savaşında talebeleriyle milis kuvvet oluşturarak vatanın savunmasına katılmıştır. Gönüllü alay komutanı olarak büyük başarılar gösterdiği I. Dünya Savaşında Rusya'da esir düşmüş, üç yıl süren esaret hayatının sonunda Sibirya'daki esir kampından kurtularak gizlice İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'da devlet büyükleri ve ilim çevreleri tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan Bediüzzaman, Dar-ül Hikmet-i İslamiye (İslam Akademisi) azalığına tayin edilmiştir. Buradan aldığı maaşla kendi kitaplarını bastırarak parasız olarak dağıtmaya başlamıştır. Said Nursi Hazretleri daha sonra İstanbul'un işgali sırasında işgalcilerin gerçek niyetlerini ortaya koyan Hutuvat-ı Sitte (Şeytanın Altı Desisesi) isminde uyarıcı bir broşür hazırlamış, bu hareketi, İngiliz işgal kuvvetleri komutanının emriyle ölü veya diri ele geçirilmek üzere aranmasına sebep olmuştur. Milli mücadeleyi savunmuş ve destek olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk tarafından bizzat Ankara'ya davet edilmiştir. 1922'de Ankara'ya geldiğinde devlet merasimiyle karşılanan Bediüzzaman, kendisine yapılan Şark Umumi Vaizliği, milletvekilliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı tekliflerini ise, dünyevi makamların geçiciliğini bilen, sadece ahireti isteyen ve bu nedenle siyasetten her zaman uzak duran biri olarak kabul etmemiştir. Said Nursi Hazretleri, 1925 yılında Şeyh Said isyanı çıktığında, olayla hiçbir ilgisi olmadığı halde, Van'da inzivaya çekilmiş olduğu yerden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla ilçesine sürgüne götürülmüştür. Bediüzzaman, Risale-i Nur Külliyatı'nın büyük bir kısmını sürgünde olduğu bu dönemde yazmıştır. Risale-i Nur'un Darwinist materyalist düşüncenin karşısındaki en sağlam set olduğunu fark eden bazı çevreler, 1934 yılında daha yakından kontrol edebilmek amacıyla Bediüzzaman Said Nursi'nin Isparta'nın merkezine getirilmesini istemiştir. 10 Mayıs 1935 tarihli Cumhuriyet gazetesine bir açıklama yapan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, hiçbir dayanağı olmadığı halde, Bediüzzaman'ı peygamberlik ilan etmek, makam peşinde koşmak, saf gençleri kandırıp paralarını almak ve gericilik gibi akıl ve mantık dışı iftiralarla suçlamıştır. Bunun üzerine once Said Nursi Hazretleri'nin oturduğu evde arama yapılmış ve içlerinde gayri hukuki hiçbir şey olmamasına rağmen bütün kitaplarına el konulmuştur. Bediüzzaman emniyete götürülerek sorgulanmış, ancak suç unsuru bir şeye rastlanmayınca serbest bırakılmıştır. Bundan birkaç gün sonra, dönemin Dahiliye Vekili ve Jandarma Umum Kumandanı, teçhiz edilmiş askeri bir kıta ile birlikte Isparta’ya gelmişler, Isparta-Afyon yolu boyunca süvari askerleri yerleştirilmiş, Isparta ve civarı askerî birliklerle kontrol altında alınmıştır. Daha sonra sabah vakti, Allah yolunda hizmet etmekten başka hiçbir gayesi olmayan Bediüzzaman Hazretleri evinden çıkarılarak, talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak askeri kamyonlarla Eskişehir’e sevk edilmiştir. Bediüzzaman yargılandığı dava süresince tutuklu kalmıştır. Daha sonra ise Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararla, Said Nursi Hazretleri'ne 11 ay hapisle birlikte Kastamonu'da mecburi ikamet; on beş talebesine de altışar ay hapis cezası verilmiştir. Mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen Bediüzzaman sürgünün ilk bir ayında polis karakolunun üst katında oturmak zorunda bırakılmış, daha sonra ise yine karakolun tam karşısında ve birkaç metre uzaklıkta bulunan bir eve yerleştirilmiştir. Evinin karakola bakan pencerelerini perdeyle kapatmasına dahi müsaade edilmemiştir. Kastamonu sürgünü 8 sene sürmüştür. Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen Bediüzzaman Said Nursi, 1943'te Isparta savcısından gelen talimat üzerine yeniden tutuklanmıştır. Ağır hasta olmasına rağmen Ankara'ya oradan da trenle Isparta'ya getirilmiştir. Risale-i Nur ile ilgili davaların Denizli'deki davayla birleştirilmesi üzerine ise Denizli'ye sevk edilmiştir. Denizli hapsi yine tecrit altında başlamış, çok zor şartlar altında geçen yeni hapishane dönemi ve yargılama safhalarında da Bediüzzaman, Risale-i Nur'un yazımına devam etmiştir. Sonrasında ise 1944'te verilen beraat ve tahliye kararına rağmen, dönemin hükümeti Said Nursi'nin Afyon'un Emirdağ ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulmasını emretmiştir. Bediüzzaman burada hükümet binasının karşısında bir odaya yerleştirilerek gözetim altına alınmıştır. İnsanlarla görüşür gerekçesiyle camiye gitmesine bile müsaade edilmediği, devamlı takip ve gözleme tabi tutulduğu Emirdağ sürgünü, Denizli hapishanesindekinden bile çok daha ağır ve zor şartlar altında geçmiştir. Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman'ı etkisiz hale getiremeyen muhalifleri onu zehirleyerek şehit etme yoluna gitmişlerdir. Hayatı boyunca yirmi üç defa denenecek bu teşebbüslerin üçü Emirdağ sürgününde gerçekleşmiştir. Bu zulümler yaşanırken Bediüzzaman'ın talebeleri tarafından Risale-i Nurlar büyük bir aşkla ve şevkle çoğaltılmış ve böylece Kuran tebliğinin geniş kitlelere yayılması sağlanmıştır. Özellikle de teksir makinelerinin kullanımıyla birlikte bu çalışmalar daha da hızlanmıştır. 1944'te Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararının Yargıtay tarafından onaylanmasıyla birlikte Bediüzzaman serbest bırakılmıştır. Ancak Risale-i Nurların her geçen gün yaygınlaşarak insanlara ulaşması malum çevreleri rahatsız etmeye başlamıştır. Ocak 1948'de Said Nursi ve on beş talebesi evlerinden ve işyerlerinden alınarak Afyon hapishanesine gönderilmiştir. Ancak tüm bu ağır ve zor şartlara rağmen Bediüzzaman Hazretleri eserlerini yazmaya devam etmiştir. Aralık 1948'de Bediüzzaman Said Nursi hakkında 20 ay ağır hapis cezası kararı verilmiş, ancak karar temyiz edilmiş ve Bediüzzaman lehine bozulmuştur. Ancak Yargıtay'ın bu kararına rağmen Afyon Ağır Ceza Mahkemesi yargılamayı uzatarak 20 aylık sürenin cezaevinde geçmesini sağlamıştır. Hak etmediği cezanın süresini tutukluluk haliyle dolduran Said Nursi, Eylül 1949'da serbest bırakılmıştır. Fakat Ankara'dan gelen bir emirle bu sefer de Afyon'da mecburi iskana tabi tutulmuş ve Emirdağ'a ancak Aralık ayında dönebilmiştir. Bediüzzaman'a 1951'de Emirdağ'da, bundan hemen bir yıl sonra da İstanbul'da, Gençlik Rehberi adlı kitabı nedeniyle birer dava daha açılmıştır. İstanbul'da yapılan duruşmada mahkeme lehte karar vererek davayı sonuca bağlamıştır. Sözde evine uygunsuz hanımların girip çıktığı, rakı içtiği, dini kendi çıkarları için kullandığı, yanındaki insanlardan menfaat sağladığı, akıl sağlığı yerinde olmadığı gibi onlarca akıl almaz iftiraya maruz kalan Üstad Hazretleri, atılan her iftiradan ve yapılan tüm suçlamalardan aklanmıştır. Ocak 1960'ta Ankara'ya girmesi polis tarafından engellenen Bediüzzaman buradan Isparta'ya gitmiştir. Bu dönemde ağır hasta olan 83 yaşındaki Said Nursi Hazretleri, daha sonra talebeleriyle birlikte Urfa'ya gitmiştir. Burada, yürüyemeyecek kadar rahatsız olan Bediüzzaman Said Nursi'nin yerleştiği otele gelen polisler, İçişleri Bakanının emriyle Bediüzzaman'ı Isparta'ya geri götürmeye çalışmışlardır. Said Nursi Hazretleri bu baskılar sürerken vefat etmiştir. Ömrünün yaklaşık 30 yılını hapis ve sürgünde geçiren Bediüzzaman, bu zor şartlar altında tüm ömrünü İttihadı İslam'ı savunarak geçirmiştir. Bediüzzaman Hazretleri'nin ve kendisine sadakatle bağlı Nur talebelerinin büyük fedakarlıklar ve çilelerle yaptıkları çalışmalar neticesinde, Allah'ın izniyle Risale-i Nur'un temsil ettiği sevgi dolu İslam ahlakı Anadolu'da kökleşmiştir. Ve Bediüzzaman'ın ifadesiyle, "kimsenin onu Anadolu'nun bağrından söküp atması" mümkün değildir. “Korkmayınız! Ben küfrün belini kırdım. Daha o, bu memlekette hükümferma olamaz!” diyen Üstad Hazretleri, bir asra yakın ömrünü baskı, zulüm, tehdit altında sürgünlerde ve hapislerde geçirmiştir. Bu güç şartlara rağmen inancından, azminden ve kararlılığından asla ödün vermemiş ve hapishaneyi bir medrese olarak gördüğünü Denizli hapishanesinde yazdığı Meyve Risalesi'nde şöyle ifade etmiştir. "...Eskiden beri az bir ihaneti ve tahakkümü kaldıramadığım halde; sizi yeminle temin ederim ki ahirete imanın nuru ve kuvveti bana öyle bir sabır ve tahammül ve teselli ve metanet, belki mücahidane, karlı bir imtihan dersinde daha büyük bir mükafatı kazanmak için bir şevk verdi ki, ben bu risalenin başında dediğim gibi, kendimi Medrese-i Yusufiye ünvanına layık bir güzel ve hayırlı medresede biliyorum." ( Risale-i Nur Külliyatı, Onbirinci Şua, Meyve Risalesi, s. 226) Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 26) http://www.a9.com.tr/izle/42987/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Ustad-Bediuzzaman-Said-Nursi-Hazretlerinin-hayati-ve-sanli-mucadelesi A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Büyük Mezhep İmamı İmam-ı Azam Ebu Hanife (699 - 767) 2.Bölüm 05:54
Büyük Mezhep İmamı İmam-ı Azam Ebu Hanife (699 - 767) 2.Bölüm 61 izlenme - 1 yıl önce İslam dünyasında en önde gelen kişilerden biri olan İmam-ı Azam Ebu Hanife, güvenilir, ileri görüşlü ve anlayış gücü yüksek bir alimdi. Sağlam kişiliği ve güçlü Allah korkusu onun İslam alemince sevilmesine neden olan en büyük etkenlerdendir. Ebû Hanife Hazretleri tefekkürü çok, Allah'ın sınırlarını büyük titizlikle gözeten, faydasız ve boş sözlerden hoşlanmayan, sorulara az ve öz cevap veren çok zeki bir müçtehiddi. Emanete büyük önem verirdi. Ne ile karşılaşırsa karşılaşsın nefsine hakim biriydi. Hoşgörü sahibiydi. Ona yönelen itirazlar ve zaman zaman karşılaştığı yakışıksız sözler, onu asla İslam ahlakını tebliğ etmekten yıldırmazdı. Allah'ın ona nasip ettiği duru bir akla sahipti. Düşüncesinde tutukluk olmaz, görüş belirtmekte hiçbir zaman geç kalmazdı. Karşısındaki kimse inatçılık eder veya işi zora koşarsa, ona en güzel şekilde İslam ahlakını öğretmeye çalışırdı. İmam Ebu Hanife, hayatının büyük bölümünü ilme ayırmıştı. Onun görüşleri; güvenilir olana dayanmak, güvenilmez olandan kaçınmak, insanlar arasında sorun çıkarmayana yönelmek ve işlerin yolunda gitmesini sağlamak gibi esaslara dayanmaktadır. Ebu Hanife Hazretleri'nin olayları değerlendirmede ortaya koyduğu metod, şu yedi esasa dayalıdır: Kitap: Dinin temel direği ve Cenab-ı Allah'ın sağlam ipidir. Sünnet: Allah'ın kitabını açıklar, genel hükümlerini detaylandırır. Sahabe Sözleri: Çünkü sahabeler, 'risaleti' bize aktaranlardır. Onlar, vahyin gelişine bizzat şahit olmuşlardır. Kıyas: Ebu Hanife, bir mesele hakkında Kitap'tan yani Kuran’dan, Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetinden veya sahabe sözünden bir delil bulunmadığı zaman kıyasa başvururdu. İstihsan: Müctehidin bir meselede, kendi kanaatince o meselenin benzerleri için verdiği hükümden vazgeçmesini gerektiren nass (ayet-hadis), icmâ, zaruret, gizli kıyas, örf veya maslahat gibi bir delile dayanarak başka bir hüküm vermesidir. İcma: İcma da kendi başına delil sayılır. İcma, herhangi bir asırda müçtehitlerin bir konuda görüş birliğine varması demektir. Tüm alimler icmanın bir 'delil' olduğunda ittifak etmişlerdir. Örf (gelenek): Örf, hakkında Kuran, sünnet ve sahabe amelinden nass (hüküm) bulunmayan bir konuda, Müslümanların uygulaması demektir.   Mezhep imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife, Hz. İsa (as)'ın nuzûlünün ve Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun, "inkarı mümkün olmayan konular" olduğunu belirtmiştir. İslam aleminde akaid meselelerin yazılmış olduğu eserlerin en değerlilerinden ve aynı zamanda kıdemlilerinden biri İmam Ebu Hanife'nin Fıkhul Ekber ve Vasiyet adlarını taşıyan risaleleridir. İmamı Azam Ebu Hanife’nin Fıkhul Ekber isimli eseri Ehl-i Sünnet akidesinin temel kitabıdır. Mezhep imamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife, Hz. İsa (as)’ın nuzulü ve Hz. Mehdi (as)'nin zuhuru konularının "inkarı mümkün olmayan konular" olduğunu Fıkhu’l Ekber adlı bu risalesinde şöyle bildirmektedir: Deccal'in ve Yecüc'ün çıkması, Güneşin batıdan doğması, Hz. İsa (as)'ın gökten inmesi ve sahih haberlerin getirdiği diğer kıyamet alametleri haktır ve olacaklardır. Kıyametin büyük alametlerinden daha başkaları da vardır. Örneğin Hz. Mehdi (as)'ın gelmesi gibi. Bütün bu olaylar sahih haberlerin getirip söylediği gibi haktırlar ve gerçekleşeceklerdir. (Fıkhu’l Ekber Tercümesi, İmamı Azam Ebu Hanife, Hazırlayan Ali Rıza Kaşeli, s. 99)  Deccal'in, Ye'cüc ve Me'cücün çıkması, Güneşin batıdan doğması, Hz. İsa (a.s.)'ın gökten inmesi ve diğer kıyamet alametleri, sahih haberlerde varid olduğu vech ile (güvenilir haberlerden bize ulaştığı şekliyle) haktır, olacaktır. (Ebu Hanife, Nu'man b. Sabit (150/767), Fıkhu’l Ekber, Çeviren: H. Basri Çantay, Ankara, 1982) Kıyamet kopacağı zaman Hz. İsa yeryüzüne inecek ve böylece bütün milletler gerçekten İslam milleti olarak tek bir millet haline gelecektir. Hz. İsa (a.s) gelmeden önce Hz. Mehdi Mekke ve Medine haremlerinde ortaya çıkacak, sonra Kudüs'e gelecek. Ondan sonra Deccal gelip, onunla beraber bulunacak, İsa Aleyhisselam da Dımeşk'de Doğu minaresinden inerek Deccal'i etkisiz hale getirmeye gelecek ve Deccal'i orada bir darbe ile etkisiz hale getirecek. Hz. İsa (a.s) yeryüzüne inince tuzun suda eridiği gibi Deccal de eriyip gidecek. Bundan sonra İsa aleyhisselam Hz. Mehdi (r.a.) ile buluşacak. Bu arada namaz kılınacak. Hz. Mehdi namazı kıldırması için Hz. İsa (a.s.)'a işaret edecek, fakat Hz. İsa (a.s.); sen bu namazı kıldırmaya benden daha layıksın, diyecek. İsa aleyhisselam'ın Hz. Peygamber (sav)'in şeriatına uyduğunun ortaya çıkması için Hz. Mehdi'ye uyacak, böylece beraber namaz kılacaklardır. (İmam-ı Azam, Fıkhu’l Ekber, Aliyyül- Kari Şerhi, Tercüme Yunus Vehbi Yavuz, ilaveli 3. baskı, Çağrı Yayınları, s. 284) http://www.a9.com.tr/izle/46328/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Buyuk-Mezhep-Imami-Imam-i-Azam-Ebu-Hanife-(699---767)-2Bolum A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
duanın kabul olma şartları nelerdir 10:48
duanın kabul olma şartları nelerdir 318 izlenme - 6 yıl önce www.huzuradogru.tv bu bölümde duanın kabul olma şartları ve ne şekilde yapılacağı işlenmektedir.
Değerli Mürşid-i Kamil Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri 1. Bölüm 04:27
Değerli Mürşid-i Kamil Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri 1. Bölüm 43 izlenme - 1 yıl önce Mahmud Sami Efendi, 1892 yılında Adana’da doğmuştur. Hukuk Fakültesini birincilikle bitiren Mahmut Sami Ramazanoğlu, çevresinde hakkaniyetli ve adilane yapısı ile tanınmıştır. Madde aleminden mana alemine duyduğu yakın ilgi onu tasavvufa yöneltmiş ve ilk olarak Gümüşhaneli Dergahı'nda daha sonra da Kelâmi Dergahı'nda bulunmuşlardır. Buradaki hocası, dergahın şeyhi Erbilli Esad Efendidir. Onun vesilesi ile maneviyat aleminde kısa zamanda büyük aşamalar kat etmiştir. Daha sonra Adana’da tebliğ görevine başlamıştır. Hayatı aralıksız hizmetle geçen, pek çok değerli talebe yetiştirmiş ve çok sayıda insanın Kuran ahlakını tanımasına vesile olmuş olan Mahmut Sami Efendi, 12 Şubat 1984 günü vefat ederek Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.  Allah ve resulü (sav)’e olan sevgisi, kuran’a duyduğu hürmeti  Mahmut Sami Efendi sohbetlerinde Kuran’a büyük bir hürmet gösterirdi. Sohbetleri daima Allah'a hamd ederek, Peygamberimiz (sav)'e salat-ü selam getirerek başlar, Kuran okunarak sona ererdi.  İnsanlara din ahlakını tebliğ ederken Peygamberimiz (sav)’i kendisine örnek alırdı. Peygamber Efendimiz (sav) gibi, kimsenin kusurunu yüzüne vurmaz, hatalarından dolayı insanlara olumsuz tavır göstermez, şahsıyla ilgili sebeplerden dolayı kızmazdı.  Sohbetleri çok samimi ve içten bir atmosferde geçerdi.  ”Ya hayır söyle, ya sus!” hadis-i şerifini dikkate alarak, mecbur kalmazsa konuşmazdı. Sessiz kaldığı bu zamanlarda dikkatini daima Allah'ı anmaya ve tefekkür etmeye teksif ederdi.    Mahmud sami efendi’nin eserleri: 1.        Hazreti İbrahim (AS)  2.        Hazreti Yusuf (AS)  3.        Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri  4.        Bedir Gazvesi ve Enfal S.  5.        Uhud Gazvesi  6.        Tebük Gazvesi  7.        Hazreti Ebu Bekir (RA)  8.        Hazreti Ömer (RA)  9.        Hazreti Osman (RA)  10.     Hazreti Ali (RA)  11.     Hazreti Halid İbni Velid (RA)  12.     Ashab-ı Kiram (RA) (1-2)  13.     Musâhabe (1-6)  14.     Mükerrem İnsan  15.     Fatiha Suresi Tefsiri  16.     Bakara Suresi Tefsiri  17.     Dualar ve Zikirler.   Mahmud sami efendi’nin hz. Mehdi (as)’a olan sevgisi “Mahmut Sami Hazretleri’nin bütün gayesi Hz. Mehdi (a.s.)’ye kavuşup hizmet etmekti. Böyle sabırsızlıkla bekledi. Hatta bir ara 1978 yılında Medine’de Yusuf Amca’ya emanet altın vermişti. Meğerse o altınları, o büyük zat gelirse, ona yardım etmek için, icap eden yere harcanmak üzere vermiş. O altınlar Cevat Bey’de şimdi.(Muhterem İslam Alimi Musa Topbaş Hocaefendi’nin Altınoluk dergisinde yayınlanan sohbetinden) (Hz. Mehdi (a.s.) kabul etmeyecek, ısrarla “Evet sen “O’sun” denilecek. Hz. Mehdi (a.s)’nin bütün tabileri Aşere-i Mübeşşere (Peygamberimiz (s.a.v.)’in cennetle müjdelediği 10 sahabi gibi) meşrebli olacakmış. Aşare-i Mübeşşere’ye bakıyoruz, hepsi değerli, ama hepsinin meşrebi tamamen ayrı. Cenab-ı Hakk’ın ulûhiyetinin alameti. Onlar da (Hz. Mehdi (a.s.) cemaati) Türk olacak Allah’ın izniyle. Ben de “Efendim sizin de herhalde büyük bir vazifeniz olur” dedim. “Yok, yok nefer olarak çalışacağız” buyurdular…”(Altınoluk dergisi, 1997 – Şubat, Sayı: 132, Sayfa: 28)   http://www.a9.com.tr/izle/45962/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Degerli-Mursid-i-Kamil-Mahmud-Sami-Ramazanoglu-Hazretleri-1-Bolum A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Değerli Mürşid-i Kamil Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri 2. Bölüm 05:24
Değerli Mürşid-i Kamil Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri 2. Bölüm 35 izlenme - 1 yıl önce DEĞERLİ MÜRŞİD-İ KAMİL MAHMUD SAMİ RAMAZANOĞLU HAZRETLERİ (SAMİ EFENDİ) (1892-1984) 2.BÖLÜM Mahmud Sami Efendi, kendini Yüce Allah’a ve Allah’ın kullarına hizmete adamış bir hak dostudur. Hayatının her anında İslam ahlakına bağlı kalarak hizmet etmiş ve büyük bir şevkle çalışmıştır.  MAHMUT SAMİ EFENDİ’NİN NASİHATLARI  Mahmut Sami Efendi, talebelerine birçok konuda nasihat vermiştir. Ancak, üzerinde en çok durduğu konulardan biri insanın nefsiyle mücadele etmesi gerektiği olmuştur. İnsanın bir sureti, bir de sıreti vardır. İnsan sıretiyle, kalbiyle insandır. Kalıbıyla değil. İnsan kalıb olarak ahsen-i takvim (en güzel biçimde) olarak yaratılmıştır. Ama bu ahsen-i takvim oluşu kalbinin ihyasına bağlıdır. Kalbin ihyası (dirilmesi) da nefsin ölümüne (terbiyesine) bağlıdır.  Hoca Efendi insanları şu sözleriyle Allah’a şükretmeye çağırmıştır:  Bir insan bir kula hizmet ediyor, mukabilinde ücretini, mükâfatını alıyor. Şu halde mahlûkattan mükâfat alınırsa Cenâb-ı Hakk için çalışan acaba mükafatsız mı kalır? Bir kimse bir kuldan müteaddid (çok) defalar ihsân görürse ona dâima minnettâr kalır. Ve hatırından çıkarmaz. Şu halde Cenâb-ı Hakk'ın binlerce ni'metini gördük, şükretmek lâzımdır. Tefekkür edilmezse küfrân-ı ni'met (nimet inkar) edilmiş olur.  Mahmud Sami Hoca Efendi bir sözlerinde dünyanın geçiciliğine ve ahiretin varlığına dikkat çekerken boş zaman geçirmemeleri için inananları şöyle uyarmıştır:  "O halde, akıllı kimseye yakışan odur ki: İyi insanlarla sohbeti tercih etsin, gece ve gündüz âhirete hazırlansın, mal ve makama aldanmasın ve uzun uzun emellerle Allah'tan uzaklaşmasın. Zirâ dünyâ fânidir (geçicidir) ve dünya üzerindeki herkes de fânidir. Öyle ise her an ve her zaman Allah'tan korkunuz".    BÜYÜK İSLAM ALİMLERİNİN MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU HAZRETLERİ’YLE İLGİLİ SÖZLERİ   BÜYÜK ALİM GÖNENLİ MEHMED EFENDİ, MAHMUT SAMİ HOCAEFENDİ’Yİ ŞÖYLE ANLATIR: “Bütün zalimler bir araya gelse, gökyüzünden onu yere atsalar, yine ayakları üzerine düşer. Hiçbir zalim ona bir şey yapamaz. Zira Cenab-ı Hakk tarafından teyid edilen bir vazifesi vardır.   BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NİN, MAHMUT SAMİ HOCAEFENDİ HAKKINDA SÖZLERİNİ YAZAR TAHA KILINÇ ŞÖYLE AKTARIYOR:  “Bediüzzaman Hazretleri, doğudan gelen hemşerilerinin tasavvuf yoluna intisap etme arzularını izhar ettiklerinde, onlara adres olarak sadece Sami Efendi Hazretleri’ni gösterir ve eklerdi: “İrşadla görevli kişi Sami Efendi’dir, ona gidiniz, biz sadece iman hakikatlerini yazmak ve yaymakla memuruz.   ” ŞEYH ESAD ERBİLÎ’NİN HALİFELERİNDEN ALİ YEKTA EFENDİ DE MAHMUD SAMİ HOCAEFENDİ’Yİ ŞÖYLE ANLATIR: Kelami dergahın en feyzli günlerinde oraya devam eden pek çok ulema ve fuzela vardı. Fakat Sami Efendi o zaman pek genç olmasına rağmen bugünkü gibi kamil ve hal sahibi idi.” MAHMUT SAMİ HOCAEFENDİ’NİN, BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ İLE OLAN BİR ANISINI OSMAN ŞEVKET YARDIMEDİCİ HOCAEFENDİ ŞÖYLE ANLATIYOR:  “Mahmut Sami Hocaefendi: “Bendeniz Kelami dergahında hizmet ederken Bediüzzaman Hazretleri başında poşusu, efevari bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti, Esad Efendimiz’e sorular sorardı. Cevabını alınca, “Allahu ekber” der, hemen ayağa kalkardı. Esad Efendi’den Kadiri dersi aldı. Bir defasında Bediüzzaman gittikten sonra, Esad Efendi: “Bu genç, gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman davasında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hala kendisi bunu bilmiyor, kendisine söylenmedi.” dedi. BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NİN 12 VEKİLİNDEN BİRİ OLAN MUHTEREM SUNGUR AĞABEY ANLATIYOR:  “Esad Efendi için Üstad’ın ‘Evliya-ı Azimeden’ dediğini ben bizzat işittim dedikten sonra, şu hatırayı anlattı: “Sami (Ramazanoğlu) Efendi’nin talebelerinden Safranbolulu Nuri Efendi, Üstadı ziyaret etmişti. Üstad, ona: “Ben senin yaşındayken, Kelâmi dergahında Esad Efendi’yi ziyaret ederdim. Bazı meselelerde itiraz ederdim, oradaki halifelerden bazıları bundan gocunurlardı. Bir gün yine böyle bir şeyden sonra bana kızan bir talebesine şöyle demiş. “Said’e dokunma, dokunma… O, ilerinin İmam-ı Rabbanisi olacaktır.”  http://www.a9.com.tr/izle/45964/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Degerli-Mursid-i-Kamil-Mahmud-Sami-Ramazanoglu-Hazretleri-2-Bolum A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
İslam alimlerinin Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki görüşleri – Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci 03:08
İslam alimlerinin Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki görüşleri – Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci 40 izlenme - 1 yıl önce A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500 http://www.a9.com.tr/izle/43765/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Islam-alimlerinin-Hz-Mehdi-(as)-hakkindaki-gorusleri-–-Muhammed-B-Resul-Al-Huseyni-El-Berzenci A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Yecüc ve Mecüc ne zaman ve nerede? 35:57
Yecüc ve Mecüc ne zaman ve nerede? 45 izlenme - 1 yıl önce Yecüc ve Mecüc’ün kim oldukları, ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkacakları, özellikleri asırlardır büyük bir merak konusudur. Yecüc ve Mecüc hakkında bugüne kadar birçok kitap ve makale yazılmıştır. Ancak, şüphesiz ki bu konu hakkında en doğru bilgileri Kuran ayetlerinden, Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem)’in hadislerinden ve değerli İslam alimlerinin eserlerinden edinebiliriz. http://www.a9.com.tr/izle/2935/HD-Belgeseller/Yecuc-ve-Mecuc-ne-zaman-ve-nerede A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Mehmet Zait Kotku Hazretleri'nin hayatı 03:59
Mehmet Zait Kotku Hazretleri'nin hayatı 25 izlenme - 1 yıl önce 20. yüzyılın en büyük İslam alimlerinden biri olan Mehmet Zahid Kotku Hazretleri İslam ahlakının yayılması için uzun yıllar hizmet etmiş, çağımıza ışık tutan mübarek şahıslardan biridir. 1897 yılında Bursa'da dünyaya gelmiştir. Ailesi Şirvân'a bağlı, eski bir hanlık merkezi olan Nuha'dandır.Kafkasya'da bir dağ eteğinde bulunan bu yöreden Osmanlı-Rus Harbi sırasında Anadolu'ya göç etmişlerdir. Mehmet Zahid Kotku Hazretleri 1917 yılında Gümüşhane Tekkesi'ne giderek Şeyh Ömer Ziyaeddin Efendi Hazretlerine bağlanmıştır. Ziyaeddin Efendinin vefatı üzerine Gümüşhânevî Dergâhı şeyhi Tekirdağlı Mustafa Fevzi Efendi'nin yanında manevi eğitimlerine devam etmiş ve önde gelen talebelerinden biri olmuştur. Pek çok insanın hidayetine vesile olan sohbetlerinde klasik ilmihal bilgilerini değişik ve güncel kanıtlarla açıklamış, Kuran ayetlerini ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in hadislerini de aktarmıştır. Zahid Kotku Hazretlerinin, hafızası çok güçlüydü ve konuşması çok ılımlı ve kalplere hitap eder şekildeydi. Halka hitabı çok güzeldi, karşısındakine her zaman söz fırsatı tanır, kesinlikle bildiği bir şeyi bile sanki ilk duyuyormuş gibi bir tavırla dinler, mânâlı ve nükteli cevap verirdi. Sohbetleri hoş, hutbeleri fevkalâde celâlli olurdu. Hutbe esnasında sesini yükseltir, şevk ve heyecanla ve irticâlen konuşurdu. Kendisi farklı sözlerinde yalnızca bilmenin değil, bildiğini uygulayarak ilmi hayata mal etmenin gerekliliğine de değinmiştir. Mehmed Zahid Kotku Hazretleriruhun temizlenmesinin, kirlerden paslardan arınmasının, ancak fedakarlıkla, feragatle kısaca "Allah yoluna harcamak"la mümkün olduğunu anlatmıştır. Bu amaçla Hakyol Eğitim Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı'nın kurulmasına öncülük etmiştir. Nasihatlerinin temelini, "Müslümanların kardeş olduğu" gerçeği oluşturmuştur. Kardeşliğin bir gereği olan yardımın, hizmetin tam olarak yerine getirilmesini istemiştir. Müslümanlar için en önemli temennisi ise bir İslâm birliğinin kurulmasıdır. Bu temennisini Hocamız şöyle ifade etmiştir: "İnşaAllah az bir müddet sonra ... diğer müslümanlar da hürriyetlerine kavuşur ve sonra da hep bir araya gelip elele verirler de dünyanın en muazzam ve yıkılmaz bir devleti olurlar." (Mehmet Zait Kotku Cennet Yolları, Seha N. İstanbul 1985, s. 207) 13 Kasım 1990'da Hakk'ın rahmetine kavuşan Değerli alim Mehmed Zaid Kotku Hazretleribir sohbetinde Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili olarak ise şunları ifade etmiştir:“ 'Ey Ümmetim, ben sizi bir Mehdi ile tebşir ederim (müjdelerim). Zamanlarınızın korkunç günleri olacaktır. Korkunç günlerinizden sonra sizi hayırlı bir günle tebşir ederim(müjdelerim).…" " İyi dinleyiniz. ‘İnsanların ihtilafa düştüğü bir devirde çıkacak’ ‘Zelzelelerin, felaketlerin, tuğyanların, isyanların olduğu bir zamanda’ Bu Zat çıkacak. ‘Bu Zatın gelmesiyle yeryüzü adalete boğulacak’ Ortalık adalet dolacak, Hz. Ömer’in devri gibi herkes adalet, rahatlık, huzur içerisinde olacak". ‘Nasıl ki zulme, cevre, felaketlere düşmüştünüz onun mukabili adalet olacak’ ‘Gökteki Melekler de Ondan razı olacak. Enbiyalar da Ondan razı olacak, yerde yaşayanlar da Ondan razı olacak.’ ‘Malı “müsahat” ile adalet ile dağıtacak..".  http://www.a9.com.tr/izle/43194/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Mehmet-Zait-Kotku-Hazretlerinin-hayati A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
kötü huylar kalp  gönül  hastalığıdır 11:05
kötü huylar kalp gönül hastalığıdır 108 izlenme - 6 yıl önce bu sohbette kötü huyların kalp gönül hastalığı olduğu bunu tedavi edecek mütehassıslarında islam alimleri ve evliyalar olduğu anlatılmaktadır.
Değerli İslam Alimi: Sultan Baba (Hacı İhsan Tamgüney Hoca Efendi) 1. Bölüm 07:05
Değerli İslam Alimi: Sultan Baba (Hacı İhsan Tamgüney Hoca Efendi) 1. Bölüm 32 izlenme - 1 yıl önce Değerli İslam Alimi: Sultan Baba (Hacı İhsan Tamgüney Hoca Efendi) 1. Bölüm Merhameti, yardımseverliği, adaleti dolayısıyla çok sevildiği için çevresindekiler tarafından “Baba” ismiyle anılan, İslam ahlakına uygun yaşamı ve Kuran’a bağlılığı nedeniyle taşıdığı manevi kudretinden ötürü ise “Sultan Baba” lakabını alan Hacı İhsan Tamgüney Hoca Efendi, 1904 yılında Artvin’in Arhavi ilçesinde dünyaya gelmiştir. 2 yaşında babasını, 6 yaşında ise annesini kaybetmiştir. 1954 yılında İstanbul’a yerleşen Sultan Baba, Dağıstanlı Şeyh Şerafeddin-i Veli (R.A.) Hazretleri’nin nazarında yetişmiş, Şeyh Hazretleri’nin vefatının ardından ise halkı irşad ederek mürşitlik vazifesi ile yüzlerce talebe yetiştirmeye başlamıştır. Bakkal Dükkanında Manevi Okul Hoca Efendi, Zeytinburnu’nda ikamet etmeye başladıktan sonra, burada kendisine bir bakkal dükkanı açmıştır. Herkesin derdini dinleyen, sıkıntısı olan kimselerin dertlerinin çözümüne vesile olmak için gayret eden Hoca Efendi’nin bakkalı bir süre sonra manevi dersler okutulan bir akademiye dönüşmüş, evi ise her gün gelen onlarca misafire yemekler pişirilen, iftar sofraları kurulan bir dergah haline gelmiştir. Hoca Efendi bir süre sonra ise binanın üst ve alt katlarında Kuran Kursu vererek hafız yetiştirmeye başlamıştır. Sultan Baba’nın talebelerinden o günlere dair bir anı: “Adnan Oktar bizdendir evladım!” Sultan Baba’dan Türk-İslam Birliğine Destek Sultan Baba hayatı boyunca İslam Birliği’ni savunmuş, bu birliğin kurulması için elinden gelen çabayı harcamıştır. Müslümanlar arasında nifak çıkaranları kınayan, ihanet edenlerin çok büyük bir azaba düşeceklerini dile getiren Sultan Baba Allah’a niyazda bulunurken dahi hiçbir zaman kendi nefsi için dua etmemiş, dualarında, ümmet-i Muhammed’in esaretten, sıkıntılardan ve baskılardan kurtuluşu için yalvarmıştır. Tüm yaşamı süresince Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetinin tevhid sancağı altında toplanması, Allah yoluna dönmesi, ümmet-i Muhammed’in başına adil, imanlı, Hakk’a riayet eden amirlerin, hükümetlerin gelmesi için dua etmiştir. Sultan Baba Hz. Mehdi (a.s.)’ın Zuhurunu Açıkça Müjdelemiştir  http://www.a9.com.tr/izle/46045/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Degerli-Islam-Alimi-Sultan-Baba-(Haci-Ihsan-Tamguney-Hoca-Efendi)-1-Bolum A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Namaz'ın Terki Hakkında İslam Alimlerinin Sözleri 08:02
Namaz'ın Terki Hakkında İslam Alimlerinin Sözleri 28 izlenme - 2 yıl önce
İslam alimlerinin Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki görüşleri – İbn Hacer El Mekki 02:06
İslam alimlerinin Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki görüşleri – İbn Hacer El Mekki 21 izlenme - 1 yıl önce A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500 http://www.a9.com.tr/izle/43767/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Islam-alimlerinin-Hz-Mehdi-(as)-hakkindaki-gorusleri-–-Ibn-Hacer-El-Mekki A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Ahıskalı Ali Haydar Efendi'nin hayatı 03:41
Ahıskalı Ali Haydar Efendi'nin hayatı 23 izlenme - 1 yıl önce Maneviyat dünyamızın önderlerinden Ahıskalı Ali Haydar Efendi, 1870 yılında Batum’un Ahıska kasabasında doğmuştur. 1894'te Erzurum'daki Bakırcı Medresesi'nde devrin ünlü alimlerinden ders almıştır. Buradaki eğitiminin ardından, İstanbul Fatih Camiinde ünlü Beyazıd öğretmenlerinden Çarşambalı Hoca Ahmet Hamdi Efendi’den 1901 yılında icazet almış, 1902 yılında Fatih Camii'nde hocalık görevine başlamıştır. Bir yandan hocasının derslerine devam ederken diğer yandan kadı yetiştiren Medreset-ül-kuzât'a gidip 1906 yılında mezûn olmuştur.  Çeşitlli illerde kadılık yaptıktan sonra  pek çok daire ve mahkemede başkanlık görevi yapmış, 1914 yılında Sahn Medresesi Fıkıh Müderrisliği'ne tayin edilmiştir.  Birinci Dünya Savaşının başlamasının ardından, 14 Kasım 1914'te ilan edilen Cihad-ı Ekber fetvasını, Fetva Emini sıfatıyla Fatih Camii'nde okumuştur. Aynı zamanda “23 Kasım 1914'te Cihad Beyannamesi”nde bulunan 29 imzadan biri de Ali Haydar Efendi'ye aittir.  Derin bir bilgisi ve kuvvetli bir hitabet gücü olan Ahıskalı Ali Haydar Efendi, 1915'te şeyhülislamlıkta yeni kurulan ‘Telif-i Mesail’ yani sorunların yazılması heyetinin başına getirilmiştir. Birinci Dünya Savaşı boyunca görevine devam eden Ali Haydar Efendi 1916-1923 yılları arasında her Ramazan ayında padişah huzurunda yapılan huzur dersleri adı verilen tefsir dersi ve sohbet toplantılarına başmuhatap olarak tayin edilmiştir. Ali Haydar Efendi, İslam’a hizmet yolunda, bu yolun diğer tebliğ edicilerinin yaşadığı çile ve sıkıntıları yaşamış ama hiçbir şekilde Kuran ahlakını yaşamaktan ve anlatmaktan taviz vermemişve hizmetlerine aralıksız devam etmiştir.  İbadete çok düşkün olan Ali Haydar Efendi hayatı boyunca ilim öğrenmek, öğretmek ve insanlara İslâmiyet’i anlatmakla meşgul olmuştur.Kuvvetli hitabetiyle insanların iman etmesine vesile olmuştur. Vaktinin büyük bir bölümünü Kur'an-ı Kerim okumakla geçiren Hoca Efendinin çevresine tavsiyesi "Soyumdan değil, yolumdan gelen benim evlâdımdır" şeklinde olmuştur.  Hayatının son dönemleri hapishanelerde ve mahkemelerde geçmiştir. Çile içinde geçen dönemlerindeki tevekkül ve sabrı ile tüm Müslümanlara örnek olmuştur. "İslam’ın devam ve bekası, iyiliği emredip kötülükten alıkoymanın devamına; yıkılması ise iyiliği emredip kötülükten alıkoymanın terkine bağlıdır."  sözü onun görüşlerini açıklayan güzel bir örnektir.  Ali Haydar Efendi diğer birçok tarikat şeyhi gibi yüzlerce yıldır devam eden; ardından gelecek vekilini seçme adetini ahir zamana girilmesiyle birlikte bırakmıştır.Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde tüm tarikatlar ona biat edeceklerdir. Hz. Mehdi (as) tüm İslam aleminin mürşidi,velisi, kutbudur.  Tüm tarikatlar Hz. Mehdi (as)'ın zuhur vakti olan hicri 1400 itibariyle onun zuhurunu ve doğal mürşitliğini beklemeye başlamışlardır. Ali Haydar Efendi de Hz. Mehdi (as) yüzyılında yaşadığımızı söyleyerek ardında vekil bırakmamıştır. Efendi Baba Şeyh Ali Haydar Efendi Hazretleri  Ağustos1960 günü "Allah" diyerek ruhunu teslim etmiştir. http://www.a9.com.tr/izle/43652/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Ahiskali-Ali-Haydar-Efendinin-hayati A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Hüseyin Hilmi Işık Hazretlerinin hayatı 04:49
Hüseyin Hilmi Işık Hazretlerinin hayatı 23 izlenme - 1 yıl önce 8 Mart 1911 tarihinde İstanbul-Eyüp Sultan’da doğan Hüseyin Hilmi Işık 20. yüzyılın büyük İslam alimlerindendir. Aynı zamanda da eczacı, yüksek kimya mühendisi ve emekli askerdir. Tüm öğrenim hayatı başarılarla doludur. Beş yaşında Mihri Şâh Sultân ilk mektebine başladı. Burada Kur’ânı kerîm’i hatmetti. 1924 senesinde Reşadiye numune mektebini birincilikle bitirdi. Halıcıoğlu askerî lisesini de birincilikle bitirdikten sonra, 1932'de eczacılık fakültesinden birincilikle ve teğmen rütbesiyle mezun oldu.  Gülhane hastanesindeki stajını birincilikle tamamladıktan sonra, askerî tıbbiyeye müfettiş tayin edildi. 1936'da İstanbul Üniversitesi fen fakültesini bitirerek Türkiye’nin ilk kimya yüksek mühendisi oldu. Dünyaca ünlü bilim adamları ile çalışırken phenyl-ciyan-nitrometan (fenil ciyan nitrometan diye okunuyor) cisminin sentezini yaptı ve formülünü buldu. Dünyada ilk olan bu trava Türk ve dünya basınında da yer aldı. 1936 yılında ordu kimyager sınıfına nakledildi ve dünyaca meşhur kimyagerler ile çalıştı. Zehirli gazlar uzmanı oldu. 1945'de binbaşı oldu.1960 ihtilalini takiben kıdemli albay rütbesiyle emekliye sevkedildi. İstanbul’da birçok lisede kimya, fizik, matematik, Almanca ve Fransızca dersleri verdi. 1966 senesinde İstanbul'da Işık Kitâbevi'ni, sonra da Hakîkat Kitâbevi'ni açtı. 1976 yılında, İhlâs Vakfı'nı kurdu. Hüseyin Hilmi Işık (rahmetullahi aleyh), her sohbetinde İslâm âlimlerinin kitâblarından okuyan, Allah aşığı bir Müslümandı. Abdülhakîm Arvasi Hazretleri ile karşılaşması 1929 yılında Abdülhakim Arvasi ile tanışması hayatında dönüm noktası oldu. Onun derslerine 14 sene katıldı, hocasının vefatından sonra oğlu Kadıköy müftüsü Ahmet Mekki Üçışık'tan ilim öğrenimine devam etti. 1953 yılında kendisinden ders okutma ve kitap yazma hususunda mutlak icâzetnâme aldı.Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, Almanca ve diğer dillerde kitaplar bastırıp Dünyanın her yerine göndererek İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olması ve İtthad-ı İslam’ın bir an önce oluşması için çalıştı. Bazı kitaplarında  Sıddık Gümüş müstear ismini kullandı. Eserlerinin bazıları şunlardır. Tam İlmihâl Se'âdet-i Ebediyye, Mektûbât Tercemesi , Herkese Lâzım Olan Îmân, Kıyâmet ve Âhiret, Şevâhid-ün Nübüvve (Peygamberlik Müjdeleri) Hüseyin Hilmi Işık Hocamız 26 Ekim 2001 tarihinde vefat etti. Eyüp Camiinde kılınan cenaze namazına binlerce insan katıldı. Eyüp Sultan'da toprağa verildi. Sayın Adnan Oktar’ın 7 Ekim 2010 tarihli röportajından Hüseyin Hilmi Işık Hocamız, o da benim mürşidimdir, o da Nakşibendi şeyhidir. O, çok değer verdiğim, lise yıllarında, üniversite yıllarında sürekli onun kitapları ile biz ilgilenirdik, okurduk, bilgilenirdik, maşaAllah. Çok samimi, çok candan muhterem, mübarek bir insandır.   HÜSEYİN HİLMİ IŞIK HOCAMIZIN MEHDİYET HAKKINDA AÇIKLAMALARI Hüseyin Hilmi Işık Hocamız eserlerinde  Peygamberimiz (s.a.v.)‘in sünneti gereği Mehdiyet konusunun üzerinde önemle durmuş; hadisleri aktarmış ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara tanıtan özellikleri tüm detaylarıyla açıklamıştır: Bazı saf kimseler, büyük zannetdikleri kimselere Mehdi demektedir. Mehdi'nin alametlerini Resulullah (sav) Efendimiz bildirmiştir. İbni Hacer-i Mekki'nin "Alamat-ül-Mehdi" kitabında ve Suyuti'nin "El-Bürhan" kitabında bunlardan ikiyüze yakın alamet yazılıdır. "El-Fütuhat-ül-İslamiyye", ikinci cüz, ikiyüzdoksanyedinci sahifesinde diyor ki, "Beklenilen Mehdi, Hazret-i Fatıma'nın soyundan olacaktır. O zaman, Müslümanlar halifesiz olacaktır. İstemediği halde, zor ile halife yapılacaktır. MEHDİ ÇIKACAĞI ZAMAN YERYÜZÜNDE HALİFE BULUNMAYACAĞI VE MEHDİLİKLERİNİ İLAN EDENLERİN MEHDİ OLMADIKLARI, BURADAN ANLAŞILMAKTADIR. (Hüseyin Hilmi Işık, Saadeti Ebediye s. 350)    Hüseyin Hilmi Işık, Hz. Mehdi (a.s.)’ın nübüvvet yolu ile hidayete ereceğini ifade etmiştir:    İnsanı AllahüTeâlâ’ya kavuşduran yollar ikidir: Birincisi peygamberlerin yakınlığı gibi olan (NÜBÜVVET YOLU) olup, insanı aslın aslına ulaştırır. ...HAZRET-İ ÎSÂ “ALÂ NEBİYYINÂ VE ALEYHISSALÂTÜ VESSELÂM” VE HAZRET-İ MEHDÎ “ALEYHIRRIDVÂN”, NÜBÜVVET YOLU İLE VÂSIL OLURLAR.  (Hüseyin Hilmi IşıkSeadet-i Ebediyye, , Sf. 919, 920) http://www.a9.com.tr/izle/43729/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Huseyin-Hilmi-Isik-Hazretlerinin-hayati A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
aklına göre ibadet etmek olur mu 10:55
aklına göre ibadet etmek olur mu 97 izlenme - 6 yıl önce huzuradogru bu programda doğru yolda olmanın ehemmiyetibidat fırkaların akıllarına göre hareket ettikleri hususu işlenmektedir.
Güzel huylu olmak ne demektir ? 11:11
Güzel huylu olmak ne demektir ? 74 izlenme - 5 yıl önce Bu sohbette, güzel huyun tarifi yapılmakta, güzel huylar, Sevgili Peygamberimize "sallallahü aleyhi ve sellem" , her halleriyle tbi olan evliyaullahın " rahmetullahi aleyhim ecmain" hayatlarından örneklerle, nakillerle anlatılmaktadır.
Şeyh Nazım el Kıbrısi Hazretleri'nin hayatı 09:25
Şeyh Nazım el Kıbrısi Hazretleri'nin hayatı 11 izlenme - 1 yıl önce Şeyh Nazım el Kıbrısi Hazretleri, 23 Nisan 1922’de Kıbrıs Larnaka’da doğmuştur. Bu nedenle kendisine Kıbrıslı Şeyh Nazım anlamına gelen Şeyh Nazım el Kıbrısi denilen bu mübarek insanın tam adı, Muhammed Nazım Adil El Kıbrısi El Hakkani’dir. Annesinin kökeni Mevleviliğin kurucusu olan Mevlana Celalettin Rumi Hazretlerine dayanmaktadır.Babası ise İslam ahlakı ile ahlaklanmış müstesna kişilerdendir. Her zaman güleryüzlü ve sabırlı olduğu bilinen Şeyh Nazım Hazretleri’nin çocukluğu, Kıbrıs’ta dönemin İslam alimlerinden olan dedesinin yanında geçmiş ve İslamiyet ile ilgili ilk temel eğitimini de onun yanında almıştır. Aldığı bu ilk eğitim onun hayatı boyunca müşfik, insanları seven, onları Allah’ın yoluna güleryüz ve hoş sohbetle davet eden bir insan olmasına vesile olmuştur. 1940’ta İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsünde Kimya Mühendisliği eğitimi almaya başlayan Şeyh Nazım Hazretleri, 1944’te LübnanTripoli’ye gitmiş, orada şehirdeki dönemin İslam alimlerinden olan Tripoli Müftüsü Şeyh Münir-el Malik ile tanışmıştır. Aynı zamanda yine dönemin ünlü İslam alimlerinden olan Abdullah el-Dağıstani ile tanışıp sohbetlerine katılmıştır. Şeyh Nazım Hazretleri’nin gerek dedesinden, gerek Abdullah el-Dağıstani’den aldığı eğitim, onun İslam ahlakı konusunda derin bilgi sahibi olmasına vesile olmuştur. 1974 yılında Avrupa ziyaretlerine başlayan Şeyh Nazım Hazretleri, o yıllarda da hangi kültür ya da inanıştan olursa olsun her dine mensup insanla görüşerek sohbet etmiş ve din ahlakını tanıtmaya çalışmıştır. Dünyanın her yerinden onun sohbetlerinden istifade etmek isteyen yüzbinlerce seveni vardır. Bu kadar çok sevilmesinin sebebi; samimi, sıcak ve candan bir üslupla din ahlakını anlatması, Allah korkusu ve sevgisi ile herkese her zaman güleryüzle yaklaşmasıdır. Şeyh Nazım Hazretleri, 1991’de Amerika’ya ilk ziyaretini gerçekleştirmiş ve bu ülkenin yaklaşık 15 eyaletini ziyaret etmiştir. Burada Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve diğer inanışlardaki insanlarla tanışmış, onlara da İslam ahlakını anlatmıştır. ABD’ye ikinci ziyaretini ise 1993’te yapmıştır. Birçok şehri, kasabayı, buralardaki camileri, kiliseleri ve sinagogları ziyaret etmiştir. Bu vesile ile kısa sürede Kuzey Amerika’da 10.000’den fazla insanın İslamiyet’le tanışarak Müslüman olmasına vesile olmuştur. 1993’te ABD’nin Michigan eyaletinin Fenton bölgesinde “Hakkani Derneği ve Dinlenme Merkezi”ni açmış ve burada çok sayıda seminer ve sohbet yapılmıştır. Onun ahlakını örnek alan binlerce talebesi, ondan öğrendiklerini diğer insanlara anlatmak için başka ülkelere seyahetler yaptılar. Bu coşkulu hareket Grand Opening (Muhteşem Açılış) olarak adlandırıldı. Şeyh Nazım Hazretleri 1996 yılında, Uzakdoğu ziyaretlerine başladı. Brunei, Malezya, Singapur, Hindistan, Pakistan, Sri Lanka‘daki önemli şehirleri ziyaret etti. Her gittiği ülkede önemli şahsiyetlerle görüşüp, devlet adamları ve ülkenin önde gelen erkanı tarafından ağırlandı. Bilgisi, tevazusu, insanlara yaklaşım tarzı ve her durumda Allah’a olan bağlılığı ile onu gören her insan tarafından muhabbet ve derin bir saygıyla karşılandı. Şeyh Muhammed Nazım Adil el Kıbrısi Hazretleri şimdi Kıbrıs’ta Lefke’deki medrese şeklindeki evinde dünyanın her yerinden ziyaretine gelen misafirlerini ağırlayıp onlarla sohbetlerde bulunmakta, 88 yaşında olmasına rağmen üstün çabası ile Kuran ahlakının yeryüzünde yoğun bir şekilde yaşanması için gayret göstermektedir. Allah ona uzun ömür versin, başımızdan eksik etmesin inşaAllah. http://www.a9.com.tr/izle/43091/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/Seyh-Nazim-el-Kibrisi-Hazretlerinin-hayati A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo