Hoşgeldiniz!

Kuyruklu Piyano

Çubuk Beli Kuyruklu Piyano Türkü Çekemedim Akça Kızın Göçünü Göç Öykü Anlat Size Hikaye Resim İz Ak 06:18
Çubuk Beli Kuyruklu Piyano Türkü Çekemedim Akça Kızın Göçünü Göç Öykü Anlat Size Hikaye Resim İz Ak 872 izlenme - 2 yıl önce Türküleri Piyano Sesleri ile Dinlediniz mi? Çok Sesli Form ile Türküler. Piyanist Güneş Yakartepe " Çekemedim Akça Kızın Göçünü Antalya Türküleri " Türküsünü Piyano çaldı ve Söyledi. Eleştiri ve Yorumlarınızı bekliyorum Çekeme dim Akça Kız ın Göç ünü Of Of Göçünü Sırma Saçlar Bırak Dövsün Döşünü... Ah Kız Döşünü Gülüver De Görem Bi Yol Mercan Dişini Of Of Dişini Yolver Bana Çubukbeli Geçeyim... Ah Kız Geçeyim Yaylaların Yeli Soğuk Esmez Mi Of Of Esmez Mi Sevdiğim De Rüyalara Girmez Mi... Ah Kız Girmez Mi Girmezse De Gönül Sana Küsmez Mi Of Of Küsmez Mi Yolver Bana Çubukbeli Geçeyim... Ah Kız Geçeyim Çekemedim Akça Kızın Göçünü Antalya Serik -Şevket Yanık oğlu -Cevat Uyanık Hey hey çekemedim akça kızın göçünü of göçünü Sırma saçlar bırak döğsün döşünü a kız döşünü Gülüver de görem mercan dişini of dişini Yol ver bana çıbık beli geçeyim, geçeyim Ak kıza gideyim. Hey hey yaylaların yeli soğuk esmez mi of esmez mi Sevdiğim de rüyalara girmez mi a kız girmez mi Girmesen de gönül sana küsmez mi of küsmez mi Yol ver bana çıbık beli geçeyim, geçeyim Ak kıza gideyim. çekemedim akça kızın göçünü hikayesi ile ilgili aramalar çekemedim akça kızın göçünü türküsünün hikayesi çubuk beli türküsü hikayesi antalyanın mor üzümü türküsünün hikayesi kızım sana potin alayım mı türküsünün hikayesi çekemedim akça kızın göçünü türkü hikayesi çekemedim akça kızın göçünü türkü sözleri çekemedim akça kızın göçünü türküsü sözleri çekemedim akça kızın göçünü notaları 20 11 GVE Çekemedim Akça Kızın Göçünü Antalya Türküleri Türk turkce bilgi org kategori Çek Ak Kız Göç Hey hey çekemedim akça kızın göçünü of göçünü Sırma saçlar bırak döğsün döşünü a kız döşünü Gülüver de görem mercan dişini of dişini Yol ver bana çıbık beli geçeyim, geçeyim A kız geçeyim Hey hey yaylaların yeli soğuk esmez mi of esmez mi Sevdiğim de rüyalara girmez mi a kız girmez mi Girmesen de gönül sana küsmez mi of küsmez mi Yol ver bana çıbık beli geçeyim, geçeyim A kız geçeyim Yöre: ANTALYA - Serik - Karıncalı Köyü Kaynak Kişi: Şevket Yanıkoğlu Derleyen: Cevat Uyanık Notaya Alan: Nida Tüfekçi Seslendiren: Ali Gürlü Serik, Türkiye Cumhuriyeti'nin Akdeniz Bölgesi'ne bağlı Antalya ili'nin bir ilçesidir. Antalya ilinin orta kesiminde[3] bulunan ilçe, Antalya ilinin önemli bir turizm merkezi olması ile birlikte Türkiye'nin önemli ilçelerinden biri haline gelmiştir. İlçenin yaz mevsimlerinde turizm ile artan nüfusu, kış mevsimlerinde öğrencilerin ilçeden ayrılmasıyla oldukça düşer. Antalya ilinin yaklaşık 40 km. doğusunda bulunan ilçe merkezi, kıyıdan 7 km. içeridedir. Konu başlıkları 1 Coğrafi durumu 2 Tarihçe 3 Turizm 4 Ekonomi 5 Radyo 6 Gazeteler 7 Tarım 8 Nüfus 9 Spor 10 Yerel yönetim 11 Kaynaklar 12 Dış bağlantılar Coğrafi durumu Serik ilçe merkezi, Antalya'nın 38 km doğusundadır. Akdeniz' de 22 km kıyı şeridine sahip olan ilçe, merkezi 8 km içeride, denizden 26 m yüksekliktedir. Kısmen dalgalı ovalık bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçenin yüzölçümü 1.550 km²'dir. Bunun 45.360 hektarı tarım arazisi, 65.764 hektarı da orman arazisidir. Serik, Antalya Ovası'nın doğuya doğru uzanan bir parçasını teşkil eder. Serik İlçesi batıda Antalya merkez ilçe; doğuda Manavgat; kuzeyde Burdur'un Bucak ilçesi ile Isparta'nın Sütçüler İlçes; güneyde ise Akdeniz ile çevrilidir. Dağlık kesimlerinde hayvancılık, ormancılık, ova kesimlerinde de ziraatçılık özellikle turfanda sebzecilik yapılmaktadır. Ticari hayatı Antalya şehir merkezine bağlıdır. İlçenin kuzeyinde batı Toros Dağları yükselmeye başlar. İlçede Akdeniz iklimi hakimdir. Yazlar kurak ve sıcak, kışlar ılık ve yağışlı geçer(tabi bazen değişebilir). Bu iklimin sonucu olarak doğal bitki örtüsü de makilerdir. Bölgenin en önemli akarsuları, Köprüçayı ve Aksu çaylarıdır. Tarihçe Serik'te ilk yerleşim yeri, M.S. 2. yüzyılda Bergama Krallığı'na bağlı olarak bugünkü Yanköy Köyü yakınlarında bulunan Sillyon (Koçhisar tepesinde) da ve Belkıs Köyü'nde Aspendos olarak iki yerde kurulmuştur. Osmanlı maliye ve tapu kayıtlarında serikli, süleymancı cemaat ya da aşiret boyunun yerleştiği ve ismini verdiği ilçe. Serik , Seriklü konar göçer yörükan taifesinin Anadolu'daki diğer yerleşim alanları: Kayseriyye, Kırşehri, Beğşehri, İçel ve Aydın sancakları. Batı Trakya Türkleri Balkan Savaşı sırasında Muhacir olarak, Girit Savaşı sırasında ise, Girit Türkleri Serik'e gelip yerleşmişlerdir. Turizm Köprülü Kanyondan bir bölüm 22 kilometrelik kıyı şeridine sahip olan ilçenin turistik yerlerin başında kıyı kesimindeki Belek gelmektedir. Bu belde son dönemlerde gerek ülke genelinde, gerekse dünya çapında turizm açısından sayılı yerlerdendir. Özellikle çağdaş tesisleri ve golfle anılan lüks tatil köyleri ile ünlüdür.Yılda 3 milyon turistin uğradığı Belek'te 50'den fazla 5 yıldızlı otel bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Belek kumsalının uzantısında Boğazkent de yazlıkları ve turistik tesisleriyle önem kazanmaktadır. Deniz turizmi dışında Serik'in dünyaca bilinen tarihi ve turistik ören yerleri olarak, Aspendos ve Sillyon gibi yerler sayılabilir. Bunlar dışında turizme kazandırılması için çalışmalar sürdürülen Akbaş Köyü'ndeki Zeytinlitaş Mağarası da ilçe turizmi için önemlidir. Ayrıca, Gebiz Bucağına bağlı Akçapınar köyünde bulunan Uçansu Şelalesi önemli bir doğa harikasıdır. İlçede Köprülü Kanyon ve Toros Dağları'nın uzantıları da mevcuttur. Ekonomi İlçenin çalışma hayatı mevsimlere göre değişiklik göstermektedir. Özellikle yaz aylarından turizm sektöründeki canlılık ilçenin gelir kaynaklarındandır. Kışın ise nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır. Bunun dışında ilçenin ekonomisinin büyük bir bölümü turizme ve tarıma dayalı olup, halkın % 90'ı turizmle ve tarımla uğraşmaktadır. Tarımsal faaliyetler için ihtiyaç duyulan insan gücünün bir kısmı kendi bölgesinden, bir kısmı da çevre il ve ilçelerden karşılanmaktadır. Özellikle Otomotiv galerileri antalya piyasasını belirlemektedir. Radyo Serik'de FM bandı üzerinden yayın yapan yerel radyo kanalları şunlardır: 93.8 Radyo Yükseliş 105.5 Radyo Aspendos Gazeteler Ayyıldız Gazetesi Serik Postası Serik Hedef Serik Akdeniz Tarım İlçemizde 445.000 dekar tarım alanı bulunmaktadır. Tarım alanlarının p’i sulanabilir olup, damlama sulama sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Örtü altı ve açık tarla sebzeciliği, meyvecilik, Tarla Bitkileri (Buğday, pamuk, mısır) önde gelen üretim değerlerini oluşturmaktadır. Tarımsal mekanizasyon üst seviyede kullanılmaktadır. Çiftçi Kayıt Sistemine 5200 çiftçimiz kayıtlıdır. Başta domates üretimi olmak üzere Bölgemizde Ayriyeten Sadece Serik İlçesinde Yetişen Serik Armutu (Pyrus serikensis (Zingit)) Nesli Tükenmek Olan Meyve Tekrardan Üretime Başlanmıştır.. Türün neslinin tükenmekte olduğunun fark edilmiş olması sonucunda, 1990 yılında Bakanlar Kurulu ile “Belek Özel Koruma Bölgesi” olarak ilan edilen 11200 hektarlık alanda koruma altına alınmıştır. 20 11 GVE Çekemedim Akça Kızın Göçünü Antalya Türküleri Türk turkce bilgi org kategori Çek Ak Kız Göç Piyano Piyanist Akustik Piano Pianist Öykü Öykü Anlat Size Halk Hikaye Resim İz ÇEKEMEDİM AKÇA KIZIN GÖÇÜNÜ, ÇUBUK BELİ,Antalya türküleri,bedia Akartürk,halk türküleri Kuyruklu Piyano Türkü Göç Öykü Anlat Size Hikaye Resim İz Ak Kız Göç kızı kadını Ulaşım Bilgisi İçin Buraya Tıkla Aşağıda harita ÇUBUK BELİ Kuyruklu Piyano Türkü ÇEKEMEDİM AKÇA KIZIN GÖÇÜNÜ Göç Öykü Anlat Size Hikaye Resim İz Ak
Piyano Sonatları Beethoven Sonat Op. 49 No.1 Piyano Klasik Batı Müzikleri Akustik Grand Kuyruklu Ak 08:50
Piyano Sonatları Beethoven Sonat Op. 49 No.1 Piyano Klasik Batı Müzikleri Akustik Grand Kuyruklu Ak 1.075 izlenme - 3 yıl önce Piyanist Güneş Yakartepe piyano” Beethoven sonat op. 49 no:1” Akustik Grand ana piyano ile çaldı. Piyano Gelişimi.,Ünlü Piyanist Sigismund Thalberg: "Çalarken, sesleri uzatmayı, iyi bir ses çıkarmayı ve ses çıkarırken gerekli olan değişiklikleri yapabilmek için, zorunlu olan ilk şartlardan biri her türlü sertlikten uzak bulunmaktır. Kolda, elde ve parmaklarda yetenekli bir şarkıcının sesinde sahip olduğu incelik ve bükülmeler bulunmalıdır" diyor ve şöyle devam ediyor: "İhmal edemeyeceğimiz bir konu varsa, o da , çalarken vücudun hareketlerinde büyük bir ölçü olmasının; kolları, elleri büyük bir sükunetle yönetmenin, piyanoya çok yüksekten vurmamanın, kendi kendini dinleyebilmenin ve hüküm verebilmenin gerekliliğidir. Genellikle, parmaklarla fazla çalışılmakta, fakat kafa ile yeter derecede çalışılmamaktadır." Londra,o tarihlerde, piyano ve klavsen yapımcılığında en ileri gitmiş, Zumpe' nin dört-köşe piyanolarını takiben Backers'ın ve Broadwood'un piyanoları memleket içinde yayılmaya başlamıştı.Bir yandan da başkentte Kirkman ve Shudi, klavseni son mükemmeliyet derecesine çıkarmayı başarmış- lardı. Piyano ile klavsen arasındaki re¬kabet 1775 e kadar devam etmiş ve klavsen daima tercih edilmişti. Fakat, C. Bach , Schroeter ve Clementi'nin piyanoyu tercih etmeleri bu aletin yapımcılarını fazlasıyle cesaretlendirmişti. 1770 yılına kadar piyano için eser yazılmamasının sebebi,piyano sesinin klav¬sen'e nazaran cılız ve tuşesinin nisbeten sert oluşu, bu yüzden de rağbet bulamamış olmasından ileri geliyordu.İlk piyano için eser yazan besteci Muzio Clementi oldu. 1773 de henüz 18 yaşında olmasına rağmen piyano için üç sonat yazmış, aletin yaygınlaşmasında ilk temellerini atmıştır. Broadwood , tuşlar ve mekanizma hususunda bazı yenilikler yaparak, 1783 de iki pedal ekledi. Pedallerden biri biri basıldığı zaman teller üzerindeki ses-söndürücü çuhalar tamamen kalkıyor,diğeri kullanıldığında ise teller üzerine titremeyi azaltan bir kumaş parçası iniyordu.Beethoven Leichte Sonate op 49 no 1-tüm 2 bölüm Gunes Yakartepe HD 350 Paris'te İngiliz piyanoları piyasaya hakimdi. 1777 de Erard, ilk dört-köşe Fransız Piyanosunu yapmayı başardı. Fransız İhtilali yüzünden Erard Londra'ya kaçmıştı, icadettiği mekanizma'nın patentini 1794 te burada aldı. Mekanizması Stein'in geliştirdiği Alman mekanizmasını andırıyordu. Fakat Erard, daha ziyade çifte mekanizmalı arp aleti üzerinde meşgul olarak piyano imaline pek önem vermemiş ve XVIII. yüzyıl , İngiliz ve Viyana piyanolarının tekeli altında kapanmıştı. Piyano yapımcılarını uzun süre düşündürmüş olan başka bir mesele de gergin tellere dayanabilecek bir kasnağın yapılmasıydı.Özellikle kalın teller kasnak üzerinde çok yüksek gerilime sebep olduğundan , yapıda tahta yerine demir kullanılması uygun görülmüş ve 1778 deki piyanolardan itibaren tellerin demir kasnaklar üzerine gerilmesine başlanmıştı. İlk kez James Thom piyanoya demir şaseyi ilave etmiştir. 1808 de Erard çift-maşalı (double échapement) mekanizmayı icadetti. Piyano yapıcılığı tarihinde büyük bir yenilik sağlayan bu mekanizmayı yeğeni Pierre Erard geliştirerek 1821 de " yinelenen mekanizmayı " meydana getirdi. Bugünkü kuyruklu piyanolarda kullanılan mekanizma bu suretle Pierre Erard tarafından 1821 de keşfedilmiş oldu. da piyanist Thalberg bilhassa bu piyanoların üstünlüğünü onayladı. Almanya'da Blüthner, Paris'te Pleyel , Kriegelstein ve herz, Londra'da Collard, Hopkinson and Brinsmead, Ramsay and Kind ve Southwell, Newyork'ta Steinway piyano fabrikaları bu mekanizmayı bazı değişikliklerle kullanmaya başladılar. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Japonya Avrupa müziğine ilgi duyduğu için, piyano yapımına yönelir ve sanayide üstünlüğü ele geçirir: 1887 yılında Yamaha, 1925 yılında Kawai kurulmuştur. Günümüzde, çoğu şirketleşmiş olan büyük üreticiler karşısında, küçük yapımcılar kaybolmaya yüz tutmuştur. İlk Piyano 1700'lü yıllarda İtalya - Floransa'da Bartolomeo Cristofori' tarafından yapıldı. Cristofori'nin en büyük başarısı, piyano'nun temel mekanik sorunu olan, çekicin tellere vurması anında sesin çekicin etkisi ile sönümlenmemesi ve çekicin çok çabuk bir şekilde tellerden ayrılarak notanın yeniden çalınabimesi sorununa bir çözüm üretmesidir. Öldüğü 1731 yılına dek 20 civarında piyano üretti. Fransız Marius'un bu çalgıya katkısı, tokmaklı klavseni bulmak oldu. Saksonyalı Silbermann ise, Schröter' in çekiç sistemini geliştirdi ve Bach'ın da değerli öğütlerinden yararlanarak, klavyenin tüm ses genişliğinde eşit bir ötüm elde etmeyi başardı. Augsburg' da org yapımcısı Johann Anderas Stein (1728-1792) Alman veya Viyana usülü denen mekanizmalı piyanolar meydana getirdi. 1789'da Stein, ayrıntıları belirtmek için kullanılmakta olan dizliklerin yerine pedal koydu. Andreas ve torunu Johann Baptist Streicher (1796-1871), piyanonun yapısını sanayinin gerçek kurucusu Alman Zumpe' dir, "kılavuzlu" denen mekanik piyanoyu Akustik Grand Kuyruklu BEETHOVEN SONAT OP. 49 NO.1 Piyano Klasik Batı Müzikleri PİYANO SONATLARI Akustik Grand Kuyruklu Piyano ile çaldı Çocuk Piyanist Piano Pianist Dinleti Sunu Andante sonata Sonate Piyanosu piyanoları piano duvar konsol piyano piano piona Bethoven sonatin konçerto oratoryo senfoni konçertino mazurka polonez müzik scherzo ballad rondo stil asil icra etti bethoven P ev- Beethoven Leichte Sonate op 49 no 1-tüm 2 bölüm Gunes Yakartepe HD 350 Debussy Walk,Klasik müzik,piyano çalmak,piyano solo,piyanist resitali piano konser piano KLASİK Debussi debusi sonat piyanist duvar haydın sonatin koncerto koncertino etüd OP. 49 NO.1 PİYANO SONATLARI PİYANİST BETHOVEN SONATPiyano Klasik Batı Müzikleri Akustik Grand Kuyruklu Akustik Grand Kuyruklu Piyano ile çaldı Çocuk Piyanist Piano Pianist Dinleti Sunu Andante sonata Sonate Piyanosu piyanoları piano duvar konsol piyano piano piona Bethoven sonatin konçerto oratoryo senfoni konçertino mazurka polonez müzik scherzo ballad rondo stil asil icra etti bethoven
Klasik Batı Müzikleri Haydn Sonat 3. Bölüm Son Bölüm Piyano Sonatları Sonate İn Es Hoboken Piyanist 02:55
Klasik Batı Müzikleri Haydn Sonat 3. Bölüm Son Bölüm Piyano Sonatları Sonate İn Es Hoboken Piyanist 1.059 izlenme - 3 yıl önce GÜNEŞ YAKARTEPE Piyano Sonate in Es, Hoboken XVI: Haydn SonatI ESERİNİ Akustik kuyruklu Piyano ile ÇALDI,( 3. bölüm ) FRANZ JOSEPH HAYDN Avusturyalı besteci (Rohrau, 1732- Viyana, 1809). Müzik meraklısı bir arabacının oğlu olan Joseph Haydn, sekiz yaşında Reutter’in yönetimindeki Viyana katedrali korosuna girdi. 1748’de korodan ayrılan bestecinin sanat yaşamında Metastasio, Porpora ve Gluck’un büyük etkisi oldu. Bir süre mali sıkıntı çektikten sonra 1755’te von Fürnberg adlı bir sanat koruyucusunun himayesine girdi ve bu tarihten başlayarak yaşamı güvence altına alınmış oldu. Birkaç yıl sonra, 1761’de Esterhazy prenslerinin bestecisi ve orkestra şefi oldu. Saray çevresinde yaşadığı için olağanüstü hayal gücünü disiplin altına alması gerekti. Kendisinden divertimentolar yazması istendi. 1790da, müzikten pek hoşlanmayan prens Antal, Haydn’ın hemen hemen bütün müzikçilerinin işine son verdi. Bu dönemden yararlanan besteci 1791 ve 1794 yıllarında Londra’ya art arda iki yolculuk yaptı, orada ateşli bir biçimde karşılandı ve büyük saygı gördü. Londra’ya, kendi yönetimindeki büyük orkestra için on iki senfonilik bir dizi yazdı. Haydn’ın, Mozart ve Beethoven’in yapıtlarının oluşmasında büyük etkisi olmuştur, ama Mozart’ın Haydn’ı özellikle senfoni alanında derinlemesine etkilediği yadsınamaz. Haydn çok sayıda beste yapmış verimli bir müzikçidir: Yapıtları arasında yirmi klavsen konçertosu, dokuz keman konçertosu, altı viyolonsel konçertosu, piyano, keman ve viyolonsel için otuz bir üçlü, yetmiş yedi dörtlü, klavye için otuz beş sonat, yüz dört senfoni vardır. Haydn ayrıca dinsel besteler de yapmıştır: Çok sayıda motet, on dört missa, bir requiem, İngiltere için Yaratılış (1798) ve Mevsimler (1801) gibi iki oratoryosu da vardır. yy’ın sonunda Haydn klasik sanatın geliştirilmesinde temel bir rol oynamış, Mnzart gibi kendinden önceki müzikçilerin çalgı müziğiyle ilgili araştırmalarının bir bireşimini yapmayı bilmiş bir bestecidir. 1759’da Kont Ferdinand Maximilian’ın yanında çalışmaya başladı.Burada Haydn’in yönettiği küçük bir orkestra vardı.Bu orkestra için oda müzikleri ve senfoni yazarak tecrübe kazandı. 28 yaşındayken Josepha adlı bir kızı sevdi ve onunla evlenmek istedi.Fakat kızın manastra girmesinden ötürü ablası Anna ile evlenmek zorunda kaldı Kont Ferdinand’ın maddi durumu bozulunca orkestrası dağıldı.1761’de Prens Anton Esterhazy’nin sarayına orkestra yöneticisi olarak atandı. Bundan sonra Haydn iyice tanındı, üne kavuştu ve otuz yıl boyunca bu sürdü.Ünü Avusturya’ya ve sonrada bütün Avrupa’ya yayıldı. 1764’de eserleri Viyana, Paris ve Hollanda da yayınlandı.1779 da Paris’e gitti ve orada altı senfoni besteledi.Daha sonra İngiltere’ye giderek Oxford Senfonisi'ni besteledi.Kendisine “Fahri Doktorluk” payesi verildi. 1795 yılı yazında görülmemiş nitelikte eserler bestelemeye başladı.Yaşamının son yıllarında “Yaradılış” adlı eserini ve “Mevsimler” adlı oratoryalarını besteledi. Mapolyon ordularının Viyana’yı top ateşiyle işgal etmesine çok üzülen Haydn, 31 Mayıs 1807’de Viyana’da hayatını kaybetti.Cenaze törenine Napolyon’un emriyle bütün Fransiz subayları da katıldı. 732 yılının bir nisan günü dünyaya gelen Franz Joseph, o güne kadar hiç duyulmamış olan Haydn ismini bütün dünyaya tanıtarak insanlığı şaşırttı. Neşeli, şakacı, yaramazlıktan hoşlanan sevimli bir çocuktu. Haydn’ların fakir yuvalarında da neşeye gerçekten büyük ihtiyaç vardı. Avusturya’nın Rohrau kasabasındaki bu tek katlı köy kulübesinde keder ve ölüm devamlı misafirdi. Haydn’ın babasının ilk eşinden olan oniki çocuğundan altısı daha bebekken ölmüşlerdi. Baba Haydn’ın ikinci evliliğinden olan beş çocuktan da biri olsun yaşamadı. Tabiat, o bitmek tükenmek bilmeyen denemelerinde bir şahaser meydana getirmek için pak çok yarım eseri bozup mahvetmeyi daima göze almıştır. Annesiyle babasının Sepperl adını verdikleri Franz Joseph daha küçük yaşta olağanüstü müzik kabiliyetiyle dikkati çekmişti. Müzik öğretmenliği yapan bir akrabasının sayesinde Haydn Rohrau’nun oniki mil kadar ilerisindeki Hainburg Katolik Kilisesinin korosuna girdi. Altı yaşındaki yaramaz koro üyesi için “büyük şehir” müzik, yaramazlık ve açlık karışımı bir yerdi. Çeşitli ilahiler öğrenerek müzik bilgisini ilerletmeye bakıyordu ama koro çalışmaları sırasında önünde duran çocukların perukalarını çekerek onları kızdırmak da en belli başlı eğlencesiydi. Suçüstü yakalandığı zamanlar bir güzel dayak yiyordu. Haydn kısa bir zaman içinde birbirleriyle geçinmelerine hiç imkan olmayan iki komşuyu bir çatı altında birleştirmeyi başardı. Bu geçimsiz komşular “boş mide” ile “neşeli, kaygısız bir gönül” dü. Bir gün Hainburg caddelerinde yapılacak bir törene hazırlanırken şehir bandosunun davulcusu hastalandı. Tören günü davulcunun yerini Haydn almıştı. Fakat Haydn öyle ufak tefekti ki davulun altında kayboluyordu. Sonra bu çalgının nasıl çalındığını da hiç bilmiyordu. Fakat bütün bunlar Haydn’ın davulu çalmasını önleyemedi. Davul fazla ağır ve büyük geldiği için Haydn’dan daha iri ve güçlü kuvvetli bir çocuk davulu taşıyordu. Haydn da elinde tokmaklarıyla yanında yürüyüp davulu çalıyordu. Kısa bir süre sonra Haydn’ın müziğe olan kabiliyeti Viyana’da St. Stephen Katedralinin Koro şefi Johann Georg Ruetter’in de dikkatini çekti. Hainburg’a kabiliyetli çocuklar aramak için gelmiş ve bu davul hikayesini duymuştu. Bu arada Haydn’ın bir de şarkı söyleme kabiliyetini ölçtü. Aldığı sonuç onu şaşırtmıştı. Yalnız sesini titreterek şarkı söyleyememesini garipsemişti. Eserleri: The Seven Words From The Cross, Echo, Lira Organizzata, İki-Korno, Creation, Seasons, II Ritorno di Tobia, In Vocation of Neptune, Applausus Musicus, Erwaehlung Eines Kapellmeistres. Klasik Batı Müzikleri HAYDN SONAT 3. Bölüm Son bölüm PİYANO SONATLARI Sonate in Es Hoboken XVI Piyanist Güneş Akustik Grand Kuyruklu Piyano çaldı Piyanist Çocuk Piano Pianist Dinleti Sunu Andante sonata Joseph HAYDIN Sonate Piyanosu piyanoları piano duvar konsol piyano piano piona Bethoven sonatin konçerto oratoryo senfoni konçertino mazurka polonez müzik scherzo ballad rondo stil asil icra etti bethoven Piyano Ünlü Avusturyalı Besteci Klasik dönem Mozart veBeethoven’ı Etki eden Bestekar Baba Haydn En Güzel
Bach 2 Sesli Envansiyonu Akustik Kuyruklu Piyano Çaldı Çal Çalmak Çalma Çalan Piyanist Çağdaş Anlamı 01:54
Bach 2 Sesli Envansiyonu Akustik Kuyruklu Piyano Çaldı Çal Çalmak Çalma Çalan Piyanist Çağdaş Anlamı 1.055 izlenme - 3 yıl önce Güneş yakartepe BACH “İki sesli envansiyon fa minör ” Eserini Akustik kuyruklu piyano ile çaldı. Envansiyon Nedir? Müzik terimi olarak Envansiyon : Buluş anlamında 2 ya da 3 sesli kısa çalgısal parça. Invention (Fr.). İki-Sesli Envansiyon. Bach, iki-sesli onbeş envansiyon yazmıştır. Bu iki-sesli Diyalog Hofstadter tarafından değil, 1895 yılında Lewis Carroll tarafından yazılmıştır. Caroll, Akhilleus ve Tosbağa’yı Zenon’dan ödünç alırken, Hofstadter de Caroll’dan ödünç almıştır. Konu, usavurma, usavurma hakkındaki usavurma, usavurma hakkındaki usavurma hakkındaki usavurma, v.b. arasındaki ilişkidir. Bir bakıma Zenon’un hareketin olanaksızlığı hakkındaki paradokslarına koşuttur; sonsuz gerilemeyi kullanarak usavurmanın olanaksızlığını gösterir gibidir. Güzel bir paradokstur ve kitapta birçok kez buna göndermede bulunulur. Johann Sebastian BACH (21 Mart 1685 yılında Eisenach’da doğmuş, 25 temmuz 1750 yılında Leipzig’de ölmüştür). Nesillerce kesilmeden devam eden Bach’lar gibi çok kollu bir müzisyenler sülalesi dünyada ender görülmüş hayret verici bir fenomendir. Bu ailenin tarihi, Orta Almanya’nın Thüringen eyaletinde bir değirmenci olarak işi başında kitara çalmayı seven Vitus Bach ve ÇALGICI adıyla anılan oğlu Hans Bach’tan (1626 da ölmüştür), Mozart’ın üslubunu hazırlayanlar arasında bulunan Christoph Bach (1782 de Londra’da ölmüştür)’a kadar devam eder. Thüringen halkı, o zaman muhtelif şehir ve kasabalarda belediye hizmetinde çalışarak bir loncada birleşmiş olan müzisyenlerden kısaca BACH’LAR diye bahsederdi. Bu müzisyen ailesinin asıl ceddi kabul edilen Hans Bach, Johann Sebastian Bach’ın büyük dedesidir. J.S. Bach’ta bu ırsi müzisyenlik, hatta bütün müzik tarihinin gidişi en yüksek seviyesine ulaşmıştır. O, geçmiş asırların yarattığı tesirleri kendisinde toplamış ve takriben üç nesil sonra başlayan yeni bir inkişafın da hareket noktası olmuştur. Böylece bu THOMAS KİLİSESİ KONTORU zamanın ve devirlerin üstünde kalan bir varlık olarak karşımızda durmaktadır. Takriben bundan bir buçuk asır önce müzikolojinin ilk temsilcileri arasında sayılan Forkel ve Goethe’nin dostluğuna mazhar olan Zelter gibi bilgili ve ehliyetli şahıslar Bach’ın eserleriyle uğraşmaya başladılar. Mendelsshon gibi cesur ve coşkun kimseler de onlara katıldı. Daha önce Mozart ve Beethoven de bu eserlerin büyüklüğünü sezmişlerdi. Romantik devrede, yaratıcı müzisyenler ve müzik alanında araştırma yapan kimseler Bach’ın eserlerinin toplanmasını ve canlandırılmasını önemli bir vazife olarak üzerlerine almışlardır. Bu teşebbüslerin zamanımız için önemli tesirleri olmuştur. Bach’ın ilk büyük biyografisini yazan Spitta’nın ulaştırdığı bilgilerden mülhem olarak genç bir nesil, eserleri dirilten yeni bir uygulama safhası açtı. Büyüklüğü bütün dünyaca anlaşılıncaya kadar Bach’ın uzun zaman unutulmuş olması gariptir. O ölünce, çağdaşları sadece büyük bir org üstadının vefatına üzülmüşlerdi ama, eserlerinden hiç haberleri yoktu. Filhakika hayatı saraylarda kazanılan şöhretin şaşaası içinde geçmemişti minor major gam liste sol fa do anahtar sus siyez diyez diyaz mınor küçük büyük dıckı “Çağdaş anlamda çalgı eğitiminin üç ana niteliği; bilimsellik, yani yapılan her işin bilimsel bir temele dayandırılması; geçerlilik, yani öğrenilen her yeni davranışın hayatta ve mesleki müziksel yaşantıda kullanılabilirliği; güzellik yani, insanın iç dünyasına yönelik estetik bir kaygı içermesidir.”(Tanrıverdi,1996) Piyano eğitimi yapılırken bilimsellik ve geçerlilik ilkeleri gereğince, seçilecek yöntem ve kullanılacak materyallere karar vermedeki ölçütlerin önemi açıktır. Bu bağlamda, piyano eğitimi dağarcığı oluşturulurken kapsanmak istenilen “ortak-genel müzik kültürü”, müziksel çevrenin ve müziksel yaşamın yapısal bütünlüğü esas alınarak “çok tür” üzerinde temellendirilmek istenir. “Günümüz Türkiye’sinde yaşayan ana müzik türlerinden “uluslar arası müzik”, piyano eğitimi dağarcığında diğer türlerle birlikte önemli bir yere sahiptir. Sanatsal işlevi ağırlıkta olan yapıtlar kadar, eğitsel işlevi ağırlıkta olan yapıtlara da yer veren piyano eğitimi dağarcığında, bu türde, her dönemden / ülkeden/ besteciden örnekler bulunmaktadır. (Eskioğlu, 1999) Bu örneklerden J.S.Bach’ın Envansiyonları’nın, en genel bakışla “eğitsel amaçlarla yazılmış tanıma eserleri olmaları” , “fügal formlara geçiş niteliği taşımaları” ve hatta piyano öğrenmede birer teknik yapıt (etüt) olarak ele alınıyor olmaları gibi nedenlerle, piyano eğitimi dağarcığının temel yapı taşlarından biri olduğu söylenilebilir. BULGULAR VE YORUM İKİ-SESLİ ENVANSİYON DİYALOĞU Felsefe, psikoloji, karşılaştırmalı edebiyat, bilim tarihi ve felsefesi, bilgisayar bilimleri, müzik ve elbette matematik gibi pek çok alanda öncü araştırmalar yapan, Pulitzer ödüllü Douglas R. Hofstadter, Gödel, Escher, Bach : Bir Ebedi Gökçe Belik ya da özgün adıyla Gödel, Escher, Bach: an Eternal Golden Braid kitabı için şöyle der: "Gödel, Escher, Bach 'ben' ya da bilinçlilik sözcüğü çevresinde gezinir. Düşünmenin diplerinde bir yerdeki, güçlükle anladığımız örtük mekanizmalarla nasıl ortaya çıktığını ele alır. Yalnızca düşünmenin değil, benlik duygumuzun ve bilinçliliğimizin farkında oluşumuzun bizi diğer karmaşık şeylerden ayrı kıldığını vurgular. Kitabın I. Kısım, I. Bölümü, MU-Bulmacası ve İki-Sesli Envansiyon Diyaloğunu içermektedir. Bölüm özeti aşağıdaki gibidir; I.Bölüm: MU-Bulmacası. Basit bir biçimsel dizge (MIU-dizgesi) sunulmakta ve okurdan biçimsel dizgeler hakkında genel bir fikre sahip olmasını sağlayacak bir bulmacayı çözmesi istenmektedir. Ayrıca birkaç temel kavram tanıtılmaktadır; dizgi, teorem, ilksav, çıkarım kuralı, türetim, biçimsel dizge, karar verme yordamı, dizgenin içinde/dışında çalışmak. Kitabın ilişkili bölümü, İki Sesli Envansiyon diyaloğu ile sonlanmaktadır. İki Sesli Envansiyona ilişkin açıklama ve ilişkili diyalog aşağıdaki gibidir. bach, İki sesli envansiyon ,Klasik müzik,piyano çalmak,piyano solo piyanist resitali fa minör piyano piano konser piyanist klasik müzik güneş yakartepe hd mp4 yeni avid studio ses stüdyosu as as xTürk Marşı Rondo alla Turca Turkish march Turk marsi Turkish march Ala Turko Mozard mozrt akerdeon akordiyon Mehter Viyana Avustruya MP4 mp3 mp2 mp5 as BACH 2 Sesli Envansiyonu Akustik Kuyruklu piyano çaldı Çal Çalmak Çalma Çalan Piyanist Çağdaş Anlamı Çalgı Esas Eğitimi Üç Ana Temel Hayat Mesleki Müziksel Akustık Grand Kuyruklu Güzellik kültürü ana önemli Sanatsal işlevi her dönem ülke besteci uluslar arası Nitelik bilim Grand ana Albümü Kuyruk Konseri Büyük özel Eğitim Kaynak Kitabı dersi özel müzik öğretmen yapıt Genel Hız PDFFree Scores Notes Music sheets İdil biret Yarışma Master Clas Ust üst üstleri Piano Piyanosu piyanoları piyanosuna Üç sesli BACH ENVANSİYONLARI 3 Ses Envansiyon do minör eseri Piyanıst Klasikler Batı Müzikleri Akustik Grand Kuyruklu Piano çaldı kültür Sanat işlev her dönem ülke beste Nitelik ilim Form şekil Klavsen “klasik Müzik”Batı Piyano Alman Almanya süre mutlaka motif çift Double parmak sinfonia Envansion sağ el sol Üç Ses 2 3 4 Türkçe Eseri Solo Piyano Resitali Piyanist hd Piyanosu piyanoları Eğitim Kitabları Notes Music sheets İdil biret Yarışma Master Clas Ust BACH ENVANSİYONLARI İKİ SESLİ ENVANSIYON FA MINOR Piyano-Yakartepe Çağdaş Anlamda Çalgı Esas Eğitimi Üç Ana Temel Hayat Mesleki Müziksel Güzellik kültürü ana önemli Sanatsal işlevi her dönem ülke besteci uluslararası Nitelik bilim BACH İki sesli Fa Mınor Piyanıst:Yakartepe kültür Sanat işlev her dönem ülke beste Nitelik ilim Form şekil Klavsen “klasik Müzik”Batı Piyano Alman Almanya süre mutlaka motif çift Double parmak sinfonia sağ el sol Üç Ses 2 3 4 fa minör piyano piano konser piyanist klasik müzik güneş yakartepe hd mp4 yeni avid studio ses stüdyosu as as
Unutma Beni Jenerik Dizi Film Müzikleri Solo Piyano Kuyruklu Ana Grand Akustik Büyük Piano Cover 01:52
Unutma Beni Jenerik Dizi Film Müzikleri Solo Piyano Kuyruklu Ana Grand Akustik Büyük Piano Cover 393 izlenme - 1 yıl önce UNUTMA BENİ Dizi Jenerik Müzikleri - UNUTMA BENİ Enstrümantal Dizi Film Tema Müziği, KOCAMIN AİLESİ Orjinal Televizyon Dizileri Giriş Arka Fon Şarkıları KOCAMIN AİLESİ Dizi Jenerik Müzikleri Giriş Film Müziklerini Solo Kuyruklu Piyano ile Nasıl Bulacaksınız? Genç Piyanist Güneş Yakartepe " UNUTMA BENİ " Yerli Türk Dizi Filmi Tema Müziğini Solo Piyano Formunda Kuyruklu Akustik Piyano İle Çaldı. En Güzel ve Unutulmayan Filmlerin Ünlü ve Sevilen Dizi Müziğini Barkovizyon (Sinevizyon tekniği) ile Çok Seveceksiniz. Genç Piyanist Destek ve Güzel Yorum Bekler. UNUTMA BENİ FOX TV Dizisi ve Dizi Jenerik Müziği Konusu Üzerine Kısa Bilgiler: Unutma Beni , 2008'den beri yayınlanan Türk aile ve dram dizisi. Unutma beni dizisi hikayesi öyküsü konusu ne anlatıyor; Gözlerden sözlere taşınamayan bir aşkı, içlerinde mıh gibi taşıyan iki aşığın, karanlıktan aydınlığa, hüzünden sevince, acıdan mutluluğa ilerleyişi, birbirlerine kavuşma yolculuğu... Romantik bir aşk ikilemini anlatan Unutma Beni dizisi mükemmel iki arkadaşın hikayesini sunuyor. Çok iyi dost olan ikiliden biri evlenmeye hazırlanırken diğeri ona aşkını itiraf eder. Bunun üzerine kafası karışan adam mükemmel anlaştığı dostunun aşkı ile evlenme üzere olduğu kadının aşkı arasında kalır. Yapım yılı Yapımcısı şirketi FOCUS FİLM Yönetmen :Gülsen U. Erişdi, Hülya Özyıldırım, Mihriban Şahin, Serap Vergili Senaryo : Ayşem Özge Yoldaş, Baran Yıldırım, Yapımcı : Nilgün Sağyaşar. Türleri : Aşk, Dram, Romantik Jenerik Müziği, Unutma Beni, Dizi Şarkısı, Jenerik, Film Müzik, Fox Tv, Dizisi, Jenerikleri Akustik, Piyano, Sözsüz, Diziler, Film Müziği, Jenerik, Star Tv, Klasik Kemençe, Eğitim, Program, Reklam, Aktüalite, Belgesel, Çizgi, Televizyon, Milli, Ulusal, Tüm, Kanal, Şarkı, Yemek, Hafif, Piano, Eser, Çalgısal, Şarkı, Türkü, , Yerli, Sinema, Yeşilçam, Türk, Film, Filmleri, Dizileri, Sinema, , Klasikleri, Öykü, Senaryo, Hikaye, Piyanist, Fragman, Unut, Unutama Beni, Ben, Seni, Sen Didem Özkavukçu İlkay Tüm yaşamı boyunca yalnızca Ali’yi sevmiştir. Geçirdiği bir kaza sonrası sakat kalmış, kızına ve Ali’ye yük olmamak için yaşadığı yerden uzaklaşmıştır. Sonunda ameliyat olup, iyileşip geri döndüğü zaman ise Ali’nin Esra ile evlendiğini öğrenmiştir. Başta dirense de sonunda İlkay Ali’yi kaybettiğini anlar. Kızını bırakmamak için girdiği yolda cezaevine düşmeyi de göze alan İlkay, cezaevinde tanıştığı bir kadınla arkadaş olacak ve dışarı çıktığında hayatı bambaşka, gizemli ve beklenmedik olaylarla dolu bir yola girecektir. Osman Karakoç Ali İlkay’ın ebedi aşkıdır. Bütün çabalarına rağmen İlkay’ın kendini ve kızını terk ettiğini düşünerek, kendini en kötü hissettiği bir zamanda Esra ile evlenen Ali kızı Zeynep’i de alarak Esra ile yurt dışına gitmeyi düşünmektedir. Ama pişman olacak, aşkından kurtulamayacak ve sonunda İlkay’a dönecektir. Unutma Beni Jenerik Dizi Film Müzikleri Solo Piyano Kuyruklu Ana Grand Akustik Büyük Piano Cover Unutma Beni ,Jenerik Müzikleri, Kuyruklu Piyano, Dizi Müziği, Akustik Müzik, Ana Grand Büyük Piano Cover Resital Genç Piyanist Unutama Ben Şarkı Dizi Film Solo Unut Unutama Ben Seni Sen Sinema Jenerik Şarkısı Meşhur Biyografi Moda Şarkı Spor Diziler Dekorasyon Eğitim Program Hangi Saat Kanal Nerede Televizyon Müzik Tv Özet Oyun Bölüm İşi İş Gönüllü Gönlüm Piyanist Reklamlar Beğen Yepyeni Diziyi Daha İzleyici Ekran Tanıtım Fragmanı
Genç Piyanist Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır Kuyruklu Piyano Osmanlı Osmanlıca Devleti Sultan Şura 05:59
Genç Piyanist Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır Kuyruklu Piyano Osmanlı Osmanlıca Devleti Sultan Şura 591 izlenme - 2 yıl önce Osmanlıca Şarkıları Piyano Sesleri ile Dinlediniz mi?.Çok Sesli Armoni Formu ile Şarkılarımızı Acaba Sevecek misiniz? Piyanist Güneş Yakartepe, " Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır " Şarkısını Piyano çaldı ve Söyledi. Solist; Burcu Sesi İle Ona Vokalde Eşlik Etti. Klasik Türk Müziği Şarkıları Solo Piyano Vokal Serisi: 7 Çok sevilen Eserleri Piyano ile Dinleyince Umarım Güzel Bulursunuz, Umarım Hoşunuza Gider. Eleştiri ve yorumunuzu bekliyorum. Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır Çadırın İçinde Ah Bir Civan Yatır O Civan Bilmiyor Hiç Gönül Hatır Leyla'nın Aşkına Dağlar Mekanım Sevda Ne Müşkül Ah Yanar Ağlarım Karşıda Yananı Fener Mi Sandın Salınıp Gezeni Ah Yarin Mi Sandın Bu Güzellik Sende Kalır Mı Sandın Leyla'nın Aşkına Dağlar Mekanım Sevda Ne Müşkül Ah Yanar Ağlarım 1915 GVB Son mektup Grand Kuyruklu Dijital piyano Konser Vokalist Söyleyen Nota Sözler Gelin YouTube Videometre Videonuzun aramalarda daha üst sıralarda çıkması için aşağıdaki uyarılara dikkat ediniz ideal Şu karşıki dağda bir yeşil çadır Repertuar No: Eserin İlk Dizesi: Şu karşıki dağda bir yeşil çadır Söz Yazarı: _ Makam: Hicaz Form: Şarkı Usul: Aksak Bestekar: Dede Efendi Notayı Gönderen: EKREM ZAMAN NOTALAR: Nota Görüntülenme Sayısı: Şu karşıki dağlarda bir kuzu meler Kuzunun feryadı bağrımı deler Eşinden ayrılan öyle mi eyler Gel kuzum ağlama vazgeç eşinden Şu karşıki dağlarda bir delikanlı Sağ yanı sol yanı püskürme benli İbrişim şal kuşanmış ince belli Gel kuzum ağlama vazgeç eşinden Şu karşıki dağda bir ince tütün Aradım bulmadım bir sıtke bütün Anadan öksüzüm babadan yetim Gel kuzum ağlama vazgeç eşinden Şu karşıki dağda bir yeşil çadır Çadırın içinde bir yiğit yatır O yiğit bilmez ne gönül hatır Gel kuzum ağlama vazgeç eşinden Şu karşıki dağda bir yuva yaptım Yuvanın içinde yalnızca yattım Yar gelir deye kalktım da baktım Gel kuzum ağlama vazgeç eşinden Şu karşıki kapı demir değil mi İçinde oturan emir değil mi Emirin sarması ömür değil mi Gel kuzum ağlama vazgeç eşinden Hammâmîzâde İsmaîl Dede Efendi Önceki Sayfaya Dön Türk Sanat Musikisi çevrelerinde Derviş İsmail, Dede, Dede Efendi, Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi İsmail Dede gibi isimlerle anılan bu dahi musikişinasımız, 9 Ocak 1778 ( 10 Zilhicce 1191 ) tarihinde İstanbul’un Şehzadebaşı semtinde doğdu. Babası Süleyman Ağa, o zamanlar bir Osmanlı imparatorluğu ili olan Manastır’ın Görice sancağına bağlı, Kesriye kasabasından kalkarak İstanbul’a gelmiş ve memuriyete girişmişti. Süleyman Ağa, Suriye eyaleti sınırları içinde bulunan Sayda valisi Cezzar Ahmed Paşa’nın bir süre sır katipliğini yaptı. Paşa’nın halka yaptığı haksız muamelelere ve zulmüne dayanamayarak istifa etti ve İstanbul’a döndü. Şehzadebaşı’nda bulunan ”Acemoğlu” hamamını satın alarak işletmeye başladı. Bu sıralarda Rukiye Hanım’la evlendi; bir Kurban Bayramı günü Dede Efendi doğdu. Bu nedenle çocuğa İsmail adı verilmiştir .”Hamamizade” sıfatı buradan kaynaklanır .Ismail Dede dört yaşında iken babası bu hamamı sattı Altımermer’de Kurusebil mahallesinde Çavuş Hamamı ile bir ev aldı. İlerinin büyük musikişinası, sekiz yaşında iken bu mahallede, ”Çamaşırcı Mektebi”nde ilk öğrenimine başladı. Daha o yıl Musikiye karşı ilgisi ve sesinin güzelliği dikkati çekerek okul öğrencileri arasında ”İlahicibaşı” oldu. O yörede oturan Anadolu Kesedarı Uncu-zade Mehmed Emin Efendi’nin oğlu da aynı yıl bu okula başlamıştı. Bu nedenle Mehmed Emin Efendi çocukla ilgilenmeye, ilahiler bestelemiş bir musikişinas olarak ona ders vermeye başladı. Böylece aradan yedi yıl geçti; Dede Efendi on dört yaşına basmıştı. Hocası onun geleceği ile de ilgilendi; ailesinin geçimine yardımcı olur düşüncesi ile onu Maliye Nezareti Başmuhasebe Kalemi’ne ”Katip Muavini” olarak yerleştirdi. Bir yandan memuriyete ve hocasının derslerine bir yandan da musikiye karşı olan ilgisi kendisini, pazartesi ve perşembe günleri Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Ali Nutki Dede’nin derslerini izlemeye itiyordu. Burada ayin dinliyor, bilgisini ilerletiyor, sanat yolun da ilerlemeye çabalıyordu .Bu dersler ve memuriyet hayatı da yedi yıl sürdü .Sonunda 18 Mayıs 1797 ( 18 Zilhicce 1212) Perşembe günü resmen ”Mevlevi” oldu. Sema meşkini ise 1798 (15 Sefer 1213) tarihinde tamamladı. Sultan III. Selim’in Dede’yi saraya çağırması ve fasıllara katılmasını emretmesi üzerine, Ali Nutki Dede’nin izniyle, 1001 günlük ”Çile” süresini tamamlamadan 1799 (20 Şevval1213) tarihinde ”Dedeler safına” katıldı. Dede Efendi, ününü daha ”Çile” de iken duyurmaya başlamıştı. Bu sıralarda bestelemiş olduğu, Zülfündedir benim baht-ı siyahım Sende kaldı gece, gündüz nigahım İncitirmiş seni meğer ki ahım Seni sevdim odur benim günahım güfteli, buselik şarkısı, çağının musiki sevenleri tarafından çok beğenildi. Bu eseri dinlemek, öğrenmek, bestekarı olan Derviş İsmail’i tanımak için tekkeye gelenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. olayın akisleri 3. Selim’in kulağına ulaşınca, mevlevihaneye bir saray görevlisi gönderilerek Derviş İsmail’in saraya gelmesi emredildi. Çileye giren dervişlerin akşam ezanından sonra tekke dışında kalmaları adet olmadığından, bu şartlar altında gidebilmesi için şeyhi izin verdi ve bu durumun padişaha duyurulmasını gelenlerden rica etti. Padişahın huzurunda ve onun isteği ile eserini iki kez okudu; çok beğenilerek bir kese altınla ”taltif” edildi. Daha önceleri, çileye ilk girdiği zamanlarda babasının ölümü üzerine hamamı satan Dede’nin, bu parayı harcadığı, annesinin dervişlere yedirdi diye üzüldüğü ve şikayet ettiği söylenir. Rauf Yekta Bey’in Nuri Şeyda Bey’den naklen verdiği bilgiye göre, saraydan bir kese altını alan Dede, annesine uğrayarak altınla rı vermiş, üzüntüsünün yersiz olduğunu söyledikten sonra akşam vakdi yaklaştığı için acele ile tekkeye dönmüş. Saray’a ilk gelişinin 1793 tarihine rastladığını ileri sürenler vardır. Genç Piyansit Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır Kuyruklu Piyano Osmanlı Osmanlıca Devleti Sultan Ses Video Şarkı Özel Dijital Konser Genç Piyanist Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır Kuyruklu Piyano Osmanlı Osmanlıca Devleti Sultan Özel Sesi Video Şarkı Dijital Konser Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır, Kuyruklu Piyano, İsmail Dede Efendi ,Klasik türk müziği,Piyanist,Osmanlı Osmanlıca Devleti Ders Sultan Özel Sultan Padişah Klasikler Karşı Dağ Cadır Genç Şu Karşıki Dağda Bir Yeşil Çadır Kuyruklu Sesi Video Şarkı Dijital Konser Osmanlıca Sarayı Parça Saz Eseri Çok Sesli Eşlik Nota Yaz Çal Çalma Çaldı Araştırma Enstitüsü Tayin Çalışmıştı Türk Musikisi Piyano Osmanlılar Osmanlıca Devleti Sultan Ses Video Şarkı Özel Dijital Konser eğitim şura şurası hükümet
Kuyruklu Piyano İle Eserler Huysuz Ve Tatlı Kadın - Şarkılar Seni Söyler Şarkı Sanatçı Müzisyen Koro 06:40
Kuyruklu Piyano İle Eserler Huysuz Ve Tatlı Kadın - Şarkılar Seni Söyler Şarkı Sanatçı Müzisyen Koro 577 izlenme - 2 yıl önce Şarkıları Piyano Tuşları Sesleri ile Hiç Dinlediniz mi?. Piyanist Güneş Yakartepe, " Huysuz ve Tatlı Kadın " Şarkısını Kuyruklu Piyano çaldı. Solist ; Ragıp YANİÇUN Sesi İle Ona Vokal yaptı. Türk Sanat Müziği Solo Piyano Serisi: 7 Çok sevilen Şarkılarımızı Piyano ile Dinleyince Ümit ederim hoşunuza Gider. Yorumlarınızı ve Eleştirilerinizi bekliyorum. Sevgi ve Saygılar. Huysuz ve Tatlı kadın şarkısı sözleri Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı kadın En güzel günlerini demek bensiz yaşadın Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı kadın Beste: Muzaffer İlkar Güfte: Fakih Özlem Makâm: Nihâvend Usûl: Düyek Form: Şarkı Seslendiren: Deniz Kaya Bunu E-postayla Gönder BlogThisTwitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş Pinterest'te Paylaş Afife Jale ismine her rastladığımda, yaşanmış ama sonu hüsran ve trajedi ile sonlanmış büyük bir aşkı hatırlarım. Afife Türk tiyatro sanatında sahneye çıkmış ilk Türk kadındır. 1902 yılında doğan Afife, 1920 yılında İstanbul Kadıköy’de Apollon Sineması’nda sahnelenen “Yamalar” isimli oyunda rol alan Eliza Menemenyan’ın oyunu ve İstanbul’u terk edip Parise gitmesi üzerine, sahne alma fırsatı buldu. Böylece ilk defa Müslüman ve Türk olan bir kadın bir tiyatro oyununda rol almış oldu. Çünkü böyle bir şey yasaktı ve sadece gayrimüslim kadınlar sahnede rol alabilirlerdi. Bu yasağı ihlal ettiği için polis, onu tutuklamak üzere tiyatrohaneyi basmış ancak arkadaşları onu arka kapıdan kaçırarak tutuklanmasına engel olmuşlardı. Bu olay ertesi hafta da tekrarlanmış, yine polis baskını olmuş Afife yine kaçırılmıştı. Ancak bu yasa dışı sanat aşkını çok fazla sürdürememiş, polis tarafından tutuklanarak kötü bir muamele ile sert bir şekilde uyarılmıştı. İlerleyen yıllarda bu olaylar hakkında yorum yaparken, yasal olmadığı halde sahneye çıkma işini “hayatımın en güzel saatleriydi” diye nitelemiştir. Aynı röportajında, oyundaki ağlama sahnesini gerçekten ağlayarak yaptığını söylemiştir. Afife’nin, dönemin tutucu anlayışlarına karşı verdiği mücadelede ailesinden destek bulamadığı anlaşılmaktadır. Yazılanlara göre babası, Afife’nin sahneye çıkmasına çok fazla içerlemiş, yaptığının “orospuluk” olduğunu söylemiş, hatta onu döverek ve evlatlıktan da reddederek evden attığı ileri sürülmektedir. Hayatını yalnız sürdürmek zorunda kalan Afife, bir yıl sonra 19 yaşında, dönemin müzik ve tiyatro konservatuvarı konumunda olan Darülbedai’ye kayıt yapar. Ancak şanssızlık burada da devam eder ve dönemin İçişleri Bakanı, bir genelge yayınlayarak Müslüman ve Türk kadınların sahne çalışması yapmalarını da yasaklar. Böylece Afife’nin tiyatro macerası tamamen son bulur. Yalnız ve parasız kalan, üstelik büyük bir tutkusu olan tiyatroyu da icra edemeyen Afife, büyük bir bunalıma düşer. Eski kimliğini unutturarak yeniden hayata tutunmaya çalışır. Hatta ismini bile değişir ve kendini Jale diye tanıtmaya başlar. Ancak her ne yaparsa yapsın, içine düştüğü ağır bunalımdan kurtulamaz. Ruhen ve bedenen çöker. Sürekli baş ağrıları başlar. Hayat onun için artık çekilemez hale gelmiştir. Bu sürekli ağrılardan kurtulmak için tanıdığı bir eczacıdan yardım ister. Eczacının ağrı kesici bazı ilaçlarla başlayan yadımı, ilerleyen zamanlarda morfin denen ağır bir uyuşturucu madde bağımlılığına dönüşür. Afife jale artık pejmürde hale gelmiş ve kronik bir uyuşturucu madde bağımlısı olmuştur. Kendini iyi hissettiği günlerden birinde arkadaşları ile birlikte gittikleri Hafız Burhan konserinde dönemin ünlü bestecisi ve tambur sanatçısı Salahaddin Pınar ile tanışır. Salahaddin Pınar, çok şık giyinen etkileyici bir adamdır ve Afife jale’den çok etkilendiği anlaşılmaktadır. Nitekim bir süre sonra beraber yaşamaya başladıkları görülür. 1928 yılında gerçekleşen bu tanışma, kısa bir süre sonra evliliğe dönüşür. Afife Jale için artık yeni bir dönem başlamıştır. Zaten Türkiye’de rejim değişmiş ve bir süre sonra Müslüman ve Türk kadınlara konan sahneye çıkma yasağı da kaldırılmıştır. Afife Jale artık çok sevdiği tiyatroya dönebilecektir. Afife Jale’nin ilk tiyatro deneyimleri başarısız olur. Çünkü bağımlısı olduğu morfin, onu artık iş yapamaz hale getirmiştir. Tiyatrodan uzaklaştırılır ve “Kumpanya” diye isimlendirilen ve küçük roller üstlendiği topluluklarla, Anadolu turnelerine çıkmaya başlar. Kariyerini ve geçimini ancak böyle sürdürebilecektir. Afife Jale’nin Selahaddin Pınar ile olan beraberliği büyük bir aşk ile devam etmektedir. Afife Jale Selahaddin Pınar’ı çok etkilemekte ona sanatında ilham kaynağı olmaktadır. Birlikte oldukları bir gün Afife Jale, öğlen istirahati yapmak üzere odasına çekilir. Afife’nin durumundan kuşku duyan Selahaddin Pınar, anahtar deliğinden onu izlemeye başlar. Ve Afife’nin şırınga ile vücuduna morfin verdiğine tanıklık yapar. Gördüğüne inanmak istemez. Daha sonra öğrendiklerinden ise tamamen yıkılır. Çünkü karısının morfin temin edebilmek için, eczacı ile cinsel ilişkiye girmeye zorunlu kaldığını öğrenir. Bu olup bitenler Selahaddin Pınar için çok acı verici şeyler olur. Ama her şeye rağmen Afife Jale’yi çok sevmektedir ve ona tepki gösterme yerine merhamet duygusu ile yaklaşmayı tercih eder. Ancak Afife Jale sonun başlangıcında olduğunu bilmektedir ve Selahaddin Pınar’dan hayatını mahvetmemesini ve kendisini terk etmesini ister. Selahaddin Pınar bu teklifi kabul etmez ama Afife onu terk eder. Bu kaçış Afife’nin sonu olur. O artık sokaklara düşmüştür ve bir tabak çorba için yapamayacağı şey yoktur. Sonuçta uyuşturucu bağımlılığı onu tamamen bitirir ve Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatılır. Sorun o kadar ilerlemiştir ki tedavi edilemez ve 1941 yılında genç yaşta, 39 yaşında fırtınalı hayatına veda eder. Bu beraberlik ve büyük aşktan Türk sanat müziği çok değerli kazanımlar elde etmiştir. Selahaddin Pınar Afife Jale’ye olan büyük aşkı ve hayal kırıklıkları üzerine bugüne kadar gelebilen güzel besteler yazmıştır. “Nereden Sevdim Bu Zalim Kadını” ve “Huysuz ve Tatlı Kadın” parçaları Selahaddin Pınar’ın duygularını en iyi anlatan eserleri olur. Ancak Selahaddin Pınar, hiçbir zaman olağan bir hayat sürdüremez. Afife Jale’nin ruhu hep yanında olur. 1941 yılında kısa süren fırtınalı hayatı son bulan Afife Jale’nin cenaze töreninde sadece dört kişinin olduğu söylenir. Mezar yerinin bugün nerede olduğu bilinmemektedir. Afife’den sonra gelen tiyatrocu meslektaşları ona karşı çok büyük bir vefasızlık gösterirler. Tiyatroda ismi bile anılmaz olur. Ancak bundan 16 yıl önce, bir Kıbrıslı olan tiyatro sanatçısı Haldun Dormen onun izini sürer ve onun unutulmamasını sağlar. Dormen’in büyük uğraşıları sonucu Yapı ve Kredi Bankası Afife Jale adına her yıl tiyatro ödülleri vermeyi ve Afife Jale ismini yaşatmayı kabul eder. Geçtiğimiz hafta bu ödüller dağıtıdı. Bu vesile ile döneminin devrimci bir tiyatro sanatçısı olan Afife Jale’yi anmak istedim. 00 38 Huysuz ve Tatlı Kadın Nihavend Beste Melihat Gülses Şarkılar Seni Söyler Dillerde Nağme Adın Sol Kuyruklu Piyano ile Eserler HUYSUZ VE TATLI KADIN - Şarkılar Seni Söyler Şarkı Sanatçı Müzisyen Misafir Piyanist Vokal Solist Melehat Gül ses Türk Sanat HUYSUZ VE TATLI KADIN, Şarkılar Seni Söyler ,Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Melihat Gülses, Kuyruklu Piyano Şarkı Sanatçı Müzisyen Misafir Piyanist Vokal Solist Türk Sanat Huy Tat Kadını Facebook Adresi Bölümler Şehirler İletişim Ömür
Piyano Hüzünlü Türkü Ümmü Kız Akmayası Çaylar Çay Çaya Da Düştü Keman Piyanist Dram Gelin Kızı Kadın 06:57
Piyano Hüzünlü Türkü Ümmü Kız Akmayası Çaylar Çay Çaya Da Düştü Keman Piyanist Dram Gelin Kızı Kadın 550 izlenme - 2 yıl önce Türküleri Piyano Sesleri ile Dinlediniz mi? Piyano Çok Sesli Armoni Formu ile Türküler. Piyanist Güneş Yakartepe " Çaya da Düştü Tutamadım Kolunu - Ümmü Kız Ege yöresi " Türküsünü Piyano çaldı ve Söyledi. Usta Solistimiz Vokalde Ona Eşlik Etti. Çok sevilen Eserleri Piyano ile Dinleyince Umarım Güzel Bulursunuz, Yorumlarınızı bekliyorum. Şarkı Sözleri: Çaya da düştü tutamadım kolunu Uzak da gitti bilemedim yolunu Güzel de mevlam kısmet etmiş ölümü Kanlı da çaylar nerelere goydun Ümmümü Suna boylumu Kadı da geldi mahkemeler kuruldu İfadesi Mustancıktan soruldu Komşuları hakka niye yoruldu Akmayasıca çaylar nerelere koydun Ümmümü Suna boylumu Yöre: Ege Kaynak kişi: Hasan Hüseyin Kural Derleyen ve notaya alan: Durmuş Yazıcıoğlu Seslendiren: Tülin Berbergil - Dem bu dem ekibi Ümmü Kız Çaya da düştü dutamadım golunu Uzak da gitti bilemedim yolunu Güzel de mevlam kısmet etmiş ölümü Akmayası çaylar nerelere goydun Ümmümü suna boylumu yarimi Kadıda geldi mahkemeler kuruldu İfadesi mustanlıktan soruldu Komşuları mahkemeye yoruldu Kudurası çaylar nerelere koydun Ümmümü suna boylumu yarimi Elma da verdi elmasını yemedim Ben Ümmüme birşeycikler demedim Nerelere gitti ben Ümmümü görmedim Akmayası çaylar nerelere goydun Ümmümü suna boylumu yarimi *** TRT Repertuvarındaki hali Suya düşdü dutamadım golunu Uzakta gitti bilemedim yolunu Güzelde mevlam kısmet etmiş ölümü Ganlıda çaylar Nerelere goydun Ümmümü Suna boylumu Kadıda geldi mahkemeler kuruldu İfadesi mustanlıktan soruldu Gomşuları hakka niye yoruldu Akmayası çaylar Nerelere goydun Ümmümü Suna boylumu Hasan Hüseyin Kural - Çay 19 51 GVE Yeni 2 Şekil Ümmü Kız Keman Piyano Vokal Akmayası Çaylar Çay Çaya da Düştü Tutamadım Kolunu Ummu Notalar Sözler Grand Kuyruklu Dijital Piyano Piyanolar Piyanosu Konser Keman Piyano Vokal Akmayası Çaylar Çay 1951GVE Yeni 2 Şekil Ümmü Kız Keman Piyano Vokal Akmayası Çaylar Çay Çaya da Düştü Tutamadım Kolunu ütün türkü öykülerindeki kızlar güzeldir ya; Ümmü hepsinden güzelmiş anlaşılan. Yaşadığı çağda onu delikanlılar paylaşamazmış; şimdi de ardından yakılan türkü paylaşılamıyor. Muğla'dan Eskişehir'e, Denizli'den Manisa'ya kadar nice Ege il ve ilçesi, Ümmü'nün yaşadığı yer olmakla övünüyor. Kimisi, "Olay bizim burda geçmiş; Ümmü de Dalaman çayında boğulmuş" derken, kimileri, "Ümmü bizim hemşehrimizdir ve Gediz'de boğulmuştur" diyor. Bir başka ilçenin halkı Menderes'te boğulduğunu söyler Ümmünün. Aslında türküler böyledir; halkın ortak malıdır. Ege'nin tüm yörelerinde, Ümmü'nün öyküsü aşağı yukarıya aynı şekilde anlatılır: Güzel Ümmü'nün talibi pek çoktu. Hayli zengin olan babası, onu, zengin bir ailenin oğluna vermek istiyordu. Ümmü'nün gönlüyse kuş olup uçmuş; Ahmet adlı fakir bir delikanlıya konmuştu. Ahmet, nice hatırlı kişileri koydu araya; gönlünü yapamadı Ümmü'nün babasının. Ümmünün babası, "Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük" dedi ve kızını, çayın öte yakasındaki köyün ağasının oğluna verdi. Ümmü ak gelinlikleri giydi ama, gönlü karalar bağlamıştı. Düğün kuruldu; zurna öttü, davul vuruldu. Geldi çattı gelin alma. Ümmü gelin ata bindirilip, güveyinin köyüne doğru yola koyuldu. Köprüye gelince olanlar oldu. Valla, köprünün altından bir kartal uçtu da at mı ürktü; yoksa Ümmü intihar için kendini mi attı, bilinmiyor. Bilinen şu ki; Ümmü, gelinlikleriyle bozbulanık sularda buldu kendini. - İmdat! Yetişin! Kurtarın! diye bağıran çok oldu ya; çaya atlayan olmadı. Olup bitenleri uzaktan izlemekte olan Ahmet yel oldu esti, sel oldu aktı ve kaldırıp kendini çaya attı. Az ilerisinde bürgüsünü gördü Ümmü'nün; oraya kulaç salladı. Daha yetişemeden, kendi gömüldü azgın sulara. Oraya yüzdü bulamadı, buraya daldı bulamadı. Ümmü gelin gitti gider... Ümmü'nün babası, bu işi Ahmet'ten bildi. Kadıya, "Kızımı çaya Ahmet itti" diye davacı oldu. Mahkeme kuruldu; ifadeler soruldu. Nezaretteki Ahmet, idam edileceğinden değil; sevdiceğini temelli yitirdiğinden, kara yaslara büründü. Hücresinin demir parmaklı penceresi önünde, sesini kapıp koyuverdi; acısından türkü yapıp koyuverdi. Ahmet'çik bilmiyordu ki; o pencere, Kadı'nın evine bakıyordu. Kadı türküyü dinleyince, Ahmet'in suçlu olamayacağını anladı ve onu aklayıp (beraat ettirip) salıverdi. O günden öte, Ahmet'in yaktığı "Ümmü Türküsü" halkın dilinden düşmez oldu. Kaynak: Öyküleriyle Halk Türküleri (Notalı) - Hamdi Tanses Kadı geldi mahkemeler kuruldu Kadın Ümmü'm zabıtların tutuldu İfadeler Mustanlıktan soruldu Akmıyası çaylar nerelere koydun Ümmü'mü Suna boylu yarimi Davulcusu kaya dibi dolaşır Anasına babasırıcı kara haber ulanır Kadın Ümmü'm yan yolakta dolanır Akmıyası çaylar nerelere koydun Ümmü'mü Suna boylu yarimi Başında çelmesini söğütler aldıı Kolundan burmasını Yörükler aldı Ben ölürsem dünya tenhamı kaldı Akmıyosı çaylar nerelere koydun Ümmü'mü Suna boylu yarimi Şaşlım da hay Allah'ım yine şaştım Gaya Köprüsünden yar ile geçtim Böyle de güzelin ardına düştüm Akmıyası çaylar nereiere koydun Ümmü'mü Suna boylu yarimi Davarları dağda yayılı kaldı Çal Bağları Şarapçılık 2005 . hammadde kullanılmış ve 1.100.000 Lt. sofralık sek şarap imal edilmiştir. İşletmede 6 daimi işçi çalışmaktadır. Medele Şarapçılık 2005 yılında üretime başlayan firma söz konusu yıl içerisinde  kapasiteyle çalışmış ve hammadde kullanarak sofralık sek şarap imal etmiştir. İşletmede 7 daimi işçi çalışmaktadır. Gömce Şarapçılık 2005 sezonunda ` kapasiteyle çalışmış, hammadde kullanarak 105.000Lt. ton sek şarap imal etmiştir. Bünyesi Piyano Hüzünlü Türkü ÜMMÜ KIZ Akmayası Çaylar Çay Çaya da Düştü Keman Piyanist Dram Gelin Kızı Kadını Kuyruklu Dijital Piano Piyanolar Piyanosu Konser Vokal Tutamadım Kolunu Ummu Notalar Şekil Sözler Grand Piyanosu Konseri Kuyruklu Piyano, ÜMMÜ KIZ ,piyanist, Piano, ege türküleri, Hüzünlü Türkü Akmayası Çaylar Çay Çaya da Düştü Keman Piyanist Dram Gelin Kızı Kadını Kuyruklu Dijital Piyanolar Piyanosu Konser Vokal Tutamadım Kolunu Ummu Notalar Şekil Sözler Grand Piyanosu Konseri
Kuyruklu Kara Gözlum Nerdesin Piyano Dijital Piyanoları Piyanosu Neredesin Karagözlum Piyanist Piano 05:47
Kuyruklu Kara Gözlum Nerdesin Piyano Dijital Piyanoları Piyanosu Neredesin Karagözlum Piyanist Piano 383 izlenme - 2 yıl önce Türkülerimizi Piyano Tuşlarının Sesleri ile Dinlediniz mi?. Ezgilerimizi Çok Sesli Armonileri ile Sevecek misiniz? Piyanist Güneş Yakartepe, " Neredesin Kara Gozlum Nerdesin " Eserini Piyano Notalarını yazdı, Armonik Şekil ile Piyano çaldı ve Solistimiz Eseri güzel Vokali ile Seslendirdi. Türk Halk Müsikileri Piyano Vokal Serisi : 2 Çok sevilen Türküleri Piyano ile Dinleyince Umarım Güzel Bulursunuz, Yorumlarınızı ve Eleştirilerinizi bekliyorum. Sevgi ve Saygılar.. Volkan Konak – Neredesin (Kara Gözlüm) Şarkı Sözleri Daha yeni düştüm derde Yem olurum kuşa kurda Daha yeni düştüm derde Yem olurum kuşa kurda Yüce dağlar oldu perde Neredesin nazlı yârim Nerdesin nerdesin nerdesin Akşam oldu kara gözlüm nerdesin Ooof nerdesin Yüce dağlar oldu perde Neredesin nazlı yârim Nerdesin nerdesin nerdesin Akşam oldu kara gözlüm nerdesin Ooof nerdesin Gönül bağım talan oldu Seviyordum yalan oldu Gönül bağım talan oldu Seviyordum yalan oldu Seni benden alan oldu Neredesin nazlı yârim Nerdesin nerdesin nerdesin Akşam oldu kara gözlüm nerdesin Ooof nerdesin Kar yağdı ömrüm bağına Neredesin nazlı yârim Nerde sin nerdesin nerdesin Akşam oldu kara gözlüm nerdesin Ooof nerdesin Seni benden alan oldu Neredesin nazlı yârim Nerde sin nerde sin nerde sin Akşam oldu kara gözlüm nerdesin Ooof nerdesin Söz – Müzik: Anonim – Ali Osman Erbaşı Volkan Konak Biyografisi Kuzeyin Oğlu lakabıyla tanınan Türk Halk Müziği sanatçısı, besteci, müzisyen ve söz yazarı. İlk albümü Suların Horon Yeri’ni 1987 yılında çıkartmış olan Konak, aralarında Yılın Sanatçısı, Altın Plak ve Elmas Plak ödüllerinin de dahil olduğu pek çok ödüle layık görülmüş, Çernobil felaketinin ülkemizde yol açtığı sorunlara eğilerek sosyal duyarlılığını sergilemiştir. Biyografi Konu hakkında özet bilgi Halk Edebiyatı'nın çok yaygın olarak kullanılan nazım şekillerindendir. Şekil özellikleri bakımından koşma'ya benzer. Mani'ye benzeyen türkü'ler de vardır. Türküler genellikle 11'li hece vezniyle söylenirler. Ayrıca 8'li ve 7'li hece vezniyle söylenmiş türkü'lere rastlamak mümkündür. Türkülerin ekseriyeti Anonim Halk Edebiyatı mahsulleridir. Ancak söyleyeni belli olan türkü'ler de vardır. Türkülerle şarkılar arasında da şekil benzerlikleri vardır. Türküleri şarkıdan ayıran en belirgin özel Türkçe İngilizce Fransızca Almanca Baz türküler, mani biçiminde dörtlüklerle kurulmuştur. Bunların bazen yine mani biçiminde nakaratları olur. Bir türküyü ilk söyleyen halk sanatçısının adı unutulmuştur. Ancak sahibi bilinen türküler (Karacaoglan türküleri) de vardir. Bir türkü, zaman boyunca türlü degişmeler uğrayarak yaşamasını sürdürür. Türküler, doğayı, aşkı, ayrılığı, ölümü, kahramanlik ve askerliği, günlük yaşamin türlü olaylarını konu edinir. Kına gecesi, düğün, iş, oyun türküleri vardır. Ninni Çocukları uyutmak için söylenen ağır ve tekdüze şarkıdır. Ninni, basit sözlü bir türküdür. Yaratıcısı belli olmayan metin yinelenirken, bebeğin durumuna, annenin etkilendiği koşullara göre, sözlerinde bazı değişiklikler yapılır. Dizelerin ya da dörtlüklerin sonunda "ninni", "e yavruma e e e", "hu, hu, hoppala" gibi sözler yinelenir. Zaman zaman "Dandini dandini danalı bebek" türünden yansımalı dizelere de yer verilir. Anne ninnisinde, yavrusunun uslu durmasını, kolayca uyumasını ister. Kolayca yürümesini, büyümesini, sünnet olmasını, iyi bir meslek edinmesini, kız çocuk ise gelin olmasını ister. Anne, bebeğini uyuturken harekete uygun bir ritimle, bebeğin huysuz ya da uysal davranışına uyacak biçimde sesini düzenler. Bebek uyumaya başladığında, sesini alçaltarak ninnisini bitirir. Tekerleme Masalın uygun yerlerinde kullanılan basmakalıp sözlerdir. Masalın başı, şaşırtıcı ve güldürücü olayların anlatıldığı bölümdür. Masalın başında, asıl masaldan önce yer verilen tekerlemeler, akıl ilkelerine alabildiğince yan çizer; abartmalı çelişkileri sergiler. Tekerlemeler, baş uyaklar ve uyaklarına, ses yinelemelerine, özgür çağrışımlarına dayanır; bir bakıma gerçek üstü şiire yaklaşır. Ağıt, diğer halk şiiri türlerine göre biraz daha özgürce uyaklanır ve ilk söyleyeni, bir süre geçtikten sonra unutulur. Daha çok Orta ve Güney Anadolu'da Afşar ve Türkmen kökenli toplumlarda, belli geleneksel eylemlere uyularak, ölünün başında ya da gömüldükten sonra, genellikle kadınlar tarafından söylenir. 1949 GVE V2 SON Neredesin Kara Gozlum Nerdesin Albüm Solo Resitali Konser Teknik Dinle Seyret Bul pi 1949 GVE V2 SON Neredesin Kara Gozlum Nerdesin Albüm Solo Resitali Konser Teknik Dinle Seyret Bul piyanist piano Grand Kuyruklu Dijital piyano Piyanolar Piyanosu Hikaye, latife, nükte, kıssa da denir. Yazılı kaynaklarda, letaifname, fıkrarat adları altında derlenmiştir. Konularını gülünç yaşam olayları, insan-toplum ilişkilerindeki çatışmalar ve çelişkiler oluşturur. Gerçek olaylardan yola çıkarak, düz yazı dilinde, başlangıç, gelişme ve sonuç bölümleriyle anlatılır. Tanzimat Dönemi'nden itibaren, gazetelerde herhangi bir olayı, bir görüş ya da bir düşünceye bağlayarak, ciddi ya da eğlenceli kısa yazı biçiminde konu edinen türe de fıkra adı verildi. Halk Hikâyeleri Halk Edebiyatı'nda, hikayeci ve âşıklar tarafından, kahvelerde, köy odalarında, düğün toplantılarında söylenen hikâyelere "halk hikayesi" diye anılır. 15. yüzyılda yazıldığı sanılan, destansı bir nitelik gösteren Kitabı-Dede Korkut'taki hikayeler, bunun ilk örnekleri kabul edilir. Önceki Paylaşımlar a- Mani kıt’alarından kurulu türküler: Birbirleriyle ilgili konularda söylenmiş manilerin sıralanarak ezgiyle okunmasından meydana gelir. b- Dörtlüklerle kurulu türküler: Dörtlüklerle kurulu türküler adı üstünde dörtlüklerden oluşan türkülerdir.bu tür türküler de anonim'dir. Örnek bir türkü Kuyruklu Kara Gözlum Nerdesin Piyano Dijital Piyanolar Piyanosu Neredesin Karagözlum Piyanist Piano Dijital Piyano Piyanolar Piyanosu Grand Kuyruklu Piyano,Kara Gözlum ,Nerdesin, Neredesin, Piyano Resitali,Dijital Piyanolar Piyanosu Karagözlum Piyanist Piano Dijital Piyano Piyanolar Piyanosu Grand Grup Toplu Eğitim Okul Lise Egzersiz Etüd Eser Festival Fon Filmi Gam Hoca Öğret Jaz Jenerik Kaç Marka Metod Folklor Bedava Marmara Köyü Yöre Kadın Ekibi Türkü Ünlü Klip Remiks Eser Halk Yurdu Sadece Hanım Türkü Sözler Kızı Kadın Güzel Hatun