Hoşgeldiniz!

mevki

Piskonut Tarzı Under Rap Sözler Beat Bana Ait 01:58
Piskonut Tarzı Under Rap Sözler Beat Bana Ait 2.271 izlenme - 7 yıl önce piskonut tarzı under rap sözler beat bana ait
Güzel Aşık Çevrimizi Çekmezsin Demedim Mi Sufi İlahi Tasavvuf  Senfonisel Dini Dinsel İslam Mevlana 07:55
Güzel Aşık Çevrimizi Çekmezsin Demedim Mi Sufi İlahi Tasavvuf Senfonisel Dini Dinsel İslam Mevlana 2.255 izlenme - 3 yıl önce Piyanist GÜNEŞ YAKARTEPE "GÜZEL AŞIK CEVRIMIZI Cekemezsin Demedim mi İlahi " Eserinin Eşlik Çok sesli (Senfoni) Nota ve Armonilerini Analiz etti Piyano ile İçra Ederek Söyledi Vokalist Oya Yıldız Ona Vokal yaptı Demedim mi Demedim mi Güzel Aşık Cevrimizi Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Demedim mi demedim mi Gönül sana söylemedim mi Bu rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Girelim Ali sırrına Çıkalım meydan yerine Can ü başı Hak yoluna Koyamazsın demedim mi Pir Sultan Ali şahımız Hakk'a ulaşır rahımız On iki imam katarımız Uyamazsın demedim mi İzlesene zara ilahiler 5 mini konser aşkın ile aşıklar güzel aşık çevrimizi çekemessin Ah Bİ Meka Salik Meratip Kateder güzel aşık çevrimizi için diğer videolar Pir Sultan Abdal Güzel Aşık Cevrimizi Türkünün Sözleri turku dostlari org sozleri html Ön bellek Benzer Paylaş Google paylaş Yayını görüntüle Pir Sultan Abdal eseri olan Güzel Aşık Cevrimizi türküsünü okuyorsunuz Müslüman musluman ekşi sözlük eksisozluk show asp paylaş yalan yanlış bilgiler nasihat Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi 2008 Güzel aşik cevrimizi çekemezsin demedim mi com Video YouTube Ahmet Özhan Pir Sultan Abdal Hayatı ve Şiirleri 16'ncı yüzyılda yaşadı. Hakkında fazla bilgi yok. Asıl adı Haydar. yaşamının büyük bölümü Banaz köyünde geçti. 16'ncı yüzyılın ikinci yarısında Sivas çevresinde boy gösteren Alevi-Bektaşi kökenli ve İran yanlısı mezhep olaylarına karıştı. Sivas Beylerbeyi Deli Hızır Paşa, Pir Sultan'ı astırdı. Ölümümün, 1547-1551 ya da 1587-1590 arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor. Çeşitli araştırmalarda 6 ayrı Pir Sultan kimliğine değinilir. Sırasıyla, Çorum yöresinden olup bir süre Ankara'da Hasan Dede tekkesinde kalan Pir Sultan'ım Haydar, aruzla şiirler yazan Pir Sultan, Divriği yöresinde yetişen ve asıl adı Halil İbrahim olan Pir Sultan Abdal, 18'inci yüzyılın ikinci yarısı ile 19'uncu yüzyılın başında yaşamış olan Abdal Pir Sultan, 16'ncı yüzyıl sonu ile 17'nci yüzyıl başında yaşayan ve Pir Sultan'ın asılmasıyla ilgili deyişleri söyleyen Pir Sultan Abdal. ve son olarak menkıbeleşmiş yaşamıyla tanınan, Hızır Paşa'nın astığı kabul edilen 16'ncı yüzyıl şairi Banazlı Pir Sultan Abdal. Halk edebiyatı araştırmacıları, gerçek Pir Sultan Abdal olarak Banazlıyı kabul eder. Pir Sultan Abdal, Alevi gelenekleri ve tarikat içinde yetişti. Hayati (Şah İsmail), Kul Hüseyin ve Kul Himmet'ten etkilendi. Güzel Aşık Çevrimizi Çekmezsin DemedimMi Sufi İlahi Tasavvuf Senfoni İle Ilahiler Dini Dinsel İslami Helal Pir Sultan Abdal kimdir? Pir Sultan’in asıl adı Haydar’dır. Sivas ili, Yıldızeli ilçesi, Çırçır Nahiyesi Banaz Köyünde doğmuştur. Bir Bektaşi ocağının Piriydi. Sosyal ve inanç isyanının başını çekmiştir. Bu olay, Kanuni Sultan Süleyman ( 1520-1566) ve Şah Tahmasap (1524-1576) zamanında olmuştur. Şah Tahmasap, Şah İsmail’in oğluydu ve adı Pir Sultan’ın şiirlerinde geçmektedir. Pir Sultan’ın müritleri arasında Hafik ilçesi, Sofular Köyünden gelen Hızır isimli bir derviş vardı. Hızır, Pir Sultan’ın iznini alarak İstanbul’a gitmiş ve şansı açılmış, Paşa ve Beylerbeyi olmuş. Efsaneye göre, Pir Sultan, Hızır’a: “Gidip okuyacaksın. Paşa, hatta vezir olacaksın. Fakat beni asmağa geleceksin!” diye söylemiş. Pir Sultan Osmanlının zulmüne karşı ayaklandığında, Paşa olan Hızır, isyanı bastırmak görevine tayin olmuş. Pir Sultan Hızır tarafından tutuklanıp Sivas Toprak Kalesine konmuş ve idama mahkum edilmiştir. Tekrar efsaneye göre, Hızır Paşa, Pir Sultan’ın hayatını kurtarmak için O’ndan “Şah” kelimesini kullanmadan üç nefes istemiştir. Pir Sultan sazını alıp Şah’ı öven üç nefes söyledi. Fakat bu övgü İran Şahını değil, Şah-ı Merdanı, yani Ali’yi anlatıyordu. Pir Sultan asıldı ve Hızır Paşanın adı lanetle anıldı. Tarihte, Hızır ismini taşıyan birkaç devlet adamı oldu. Ama büyük bir olasılıkla Pir Sultan’ı asan Hızır Paşa, 1551/2 ve 1567 yılları arasında Paşalık yapmış veya 1560-1567 yılları arasında Beylerbeyi ve Bağdat Valisi olan Hızır Paşa olabilir. Bahsedilen olaylar Pir Sultan’ın isyanı, yakalanması ve idamı süresinde, Hızır Paşanın Bağdat yolunda iken Sivas’tan geçtiği zaman olabilir. Ali’yi öven ve Pir Sultan’ın idamına yol açan nefesler her zaman söylenegelmiştir. İlk önce Pir Sultan şu nefesi söylemiştir. “ Hızır Paşa bizi berdar etmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim” Sonra, mahkeme tutanaklarını yazan katibe seslenip : “ Kul olayım kalem tutan eline Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz Allahı seversen katip böyle yaz : Dünü gün ol Şah’a eylerim niyaz Umarım yıkılsın şu kanlı Sivas Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz…” Pir Sultan üçüncü bir deyişle sözlerini bitirmiş : “ Karşıda görünen ne güzel yayla Nir dem süremedim giderim böyle Ela gözlü pirim sen himmet eyle Ben de bu yayladan Şah’a gideriz Pir Sultan Abdal’ım dünya durulm Gitti giden ömür geri dönülmez Gözlerim de Şah yolundan ayrılmaz Ben de bu yayladan Şah’a giderim …” Pir Sultan Abdal efsaneleştirilmiş, ayaklanması ve idam edilişi toplumsal koşularla göre güncelleştirilmektedir. Halk kahramanı oldu ve isyanı halk haklarını savunmak için ve baskıya karşı mücadeleler hareketi olarak görülüyor. Şiirleri halk tarafından çok sevilir ve sözleri koşullara göre değiştirilir. Aşağıdaki deyiş herhangi bir olayı protesto eden gençlerin toplanma marşı gibi kullanılıyor. “Gelin canlar bir olalım Münkire kılıç çalalım Hüseynin kanın alalım Tevekkeltü taallah… Açalım kızıl sancağı Geçsin yezidlerin çağı Elimizde aşk bıçağı Tevekkeltü taallah…. Pir Sultan’ım geldim cuşa Münkirlerin akla şaşa Takdir olan gelir başa Tevekkeltü taallah …. “ Hüseyin’in kanını almak ve düşmanlarını kırmak, yani Yezid ve Mervan’a karşı bir direniş çağrısıdır. Sözlerindeki gizli mana, baskı altında kalan halkın intikamını alan bir kahraman gibi anlaşılmaktadır. Edebiyat bakımında Pir Sultan Abdal’ın şiirleri eşsizdir. Manzaraların tasviri ve doğa güzelliğini O’nun gibi kimse ifade edemez. Dili ve yazış tarzı yeganedir ve kimse ile mukayese edilemez. Aynı zamanda şiirlerinin derinliği eşsizdir. Mistik düşüncelerini ifade etmek için şair, doğa dünyasından gelen sembolik imgeleri kullanıyor. “ Uyur idik uyardılar Diriye saydılar bizi Koyun olduk ses anladık Sürüye saydılar bizi Halımızı hal eyledik Yolumuzu yol eyledik Her çiçekten bal eyledik Arıya saydılar bizi Aşk defterine yazıldık Pir divanına yazıldık Üzüm olduk şerbet ezildik Doluya saydılar bizi Pir Sultan’ım Haydar şunda Çok keramet var insanda O cihanda bu cihanda Ali’ye saydılar bizi. “ Kerbela trajedisi Alevi-Bektaşilerin hatırasında devamlı olarak canlı yaşıyor. Ayn-i Cem’de anılır. Bu sembol aynı zamanda geniş halk kitleleri nezdinde anlılığını korumaktadır. Hüseyin’in dramı olaylara göre güncelleştirilmektedir. Kerbela her zaman haksızlığın ve Alevilere karşı yapılan baskıların sembolü oldu. Hüseyin haksızlıkla öldürülen bir şehidin / şehitliğin sembolüdür. Fakat aynı zamanla kahramanların ve şehitlerin kuvveti köreliyor. Tapınmaları yeniden canlandırmak gerekiyor. Örneğin : İnsanlardan uzak kalan Gök-Tanrı’nın yerine Şah-ı Merdan, yani Ali geldi. Aleviler en çok Ali’ye dua ederler. Fakat ibadetlerinde en önemli yer Hüseyin’indir. En büyük heyecan Hüseyin’in maktelinden geliyor, çünkü Hüseyin ıstırap çeken insanlığın sembolüdür. Asrımızın son çeyreğinde genç aleviler cahilliğin uyuşukluğundan uyanıp okumaya başladılar. Düşünsel sınıfın etkisi altında ve Avrupa ülkelerine göç eden işçilerin etkisinde sınıf çatışmalarından ve Marksist fikirlerden etkilendiler. Kerbela şehitleri o zaman yeni bir anlama kazandı. Onlar sosyal baskının bir sembolü haline geldiler. Bilindiği gibi Alevilerin çeşitli akımları izleyen birkaç, hatta bir çok dernekleri var. Bunlar : · Kemalist idealini koruyan ve eski Bektaşilerin manevi çocukları olan “Hacı Bektaş Dernekleri”, · Devlete yakın olan ve Aleviliği Sünniliğe bağlamak isteyen “Cem Dernekleri” · Eski zaman Kızılbaşların yoluna sadık kalan, Pir Sultan’a hayran olan “Pir Sultan Dernekleri” Pir Sultan’a sevgi her zaman Hazret-i Hüseyin’e olan saygıyı beraberinde taşımaktadır. Her ikisi de haksızlığa uğrayan insanlığın simgeleri oldular. Yakın geçmişte 2 Temmuz 1993 tarihindeki kanlı Sivas Madımak Katliamı bu görüşü daha da arttırdı ve şiddetlendirdi. Hazret-i Hüseyin’in ve Pir Sultan Abdal’ın şehadet- leri iç içe girdi. Anadolu halkı için Pir Sultan Abdal, Kerbela şehitlerinden daha yakın bir kahramandır. O güncelleştirilen ve canlandırılan bir Hüseyin oldu...
Aşk Dediğin İşte Böyle Birşey.. 04:44
Aşk Dediğin İşte Böyle Birşey.. 1.973 izlenme - 9 yıl önce
Daglar Taşlar Piyano İle Senfonik İlahiler Çagırayım Mevlam Seni Senfoni Armoni Küçük Piyanist Sözü 03:19
Daglar Taşlar Piyano İle Senfonik İlahiler Çagırayım Mevlam Seni Senfoni Armoni Küçük Piyanist Sözü 1.210 izlenme - 3 yıl önce Güneş Yakartepe “Dağlar ile Taşlar ile” İlahi Notalarını Yapılandırdı Ve Piyano ile çaldı Dağlar ile, taşlar ile, Çağırayım Mevlâm seni. Seherlerde kuşlar ile, Çağırayım Mevlâm seni. Su dibinde mahi ile, Sahralarda ahu ile, Abdal olup yahu ile, Çağırayım Mevlâm seni. Gökyüzünde İsa ile, Tur dağında Musa ile, Elimdeki asa ile, Çağırayım Mevlâm seni. Dertleri çok Eyüp ile, Gözü yaşlı Yakup ile, O Muhammed mahbub ile, Çağırayım Mevlâm seni. Hamd ü şükrullah ile, Vasf-ı Kulhüvallah ile, Daima Zikrullah ile, Çağırayım Mevlam seni. Bilmişim dünya hâlini, Terk ettim kıyl-ü kâlini, Baş açık, ayak yalını, Çağırayım Mevlâm seni. Yunus okur diller ile, O kumru bülbüller ile, Hakk'ı seven kullar ile, Çağırayım Mevlâm seni. Tapduk Emre Tapduk Emre, kesin olmamakla beraber 1200 ile 1300’lü yıllar arasında günümüzde Aksaray olarak adlandırılan İç Anadolu bölgesinde yaşamıştır. Tapduk Emre, Hacı Bektaş Veli, Mevlâna ile aynı çağda yaşamıştır. Tapduk Emre ile ilgili bilgiler oldukça azdır. Hâlbuki Tapduk Emre, Yunus Emre’nin hocasıdır. Yunus Emre gibi bir Ulu şahsiyeti yetiştirmiştir. Bu manada o, dergâh sahibi bir pir, rehber ve mürşittir. Büyük ihtimalle Yunus Emre kadar gelişen olmasa da, o başka aydınlatıcılar, gönül erenleri yetiştirmiştir. Tapduk Emre, Hacı Bektaş Veli ile aynı çağda yaşamış ve o Ulu Hünkâr ile ilişkiler geliştirmiştir. Rum erenleri, Hacı Bektaş Veli’ye giderken Emre’ye “haydi sen de bizimle gel”, dediler. Emre, çok güçlü bir erdi. “Dost divanında erenlere nasip veren Hacı Bektaş adında bir er görmedik”, dedi ve Hacı Bektaş’a gitmedi. Emre’nin sözünü Hünkâr’a ilettiler. Hünkâr, Sulucakarahöyük’te Kadıncık Ana’nın evine yerleşince, çeşitli bölgelerden gelen muhipler, müritler ıhtırılmaya başlandı. Bu arada Hünkâr, Saru İsmail’i gönderip Emre’yi çağırttı. Emre yanına gelince Hacı Bektaş, “siz, dost divanında erenlere nasip veren Hacı Bektaş adında bir kimse görmedik demişsiniz, siz o nasip veren elin bir nişanesi/işareti olduğunu da bilir misiniz?”, diye sordu. Emre, “o divanda bir yeşil perde vardı, onun ardından bir el çıktı, bize nasip verdi. O elin avucunda güzel, yeşil bir ben vardı, şimdi bile görsem tanırım”, dedi. Bunun üzerine Hacı Bektaş elini açtı. Emre, Hacı Bektaş’ın avucunda o güzelim yeşil beni görür görmez üç kez “tapduk Hünkârım”, dedi. Bundan sonrada adı, Tapduk Emre kaldı. Emre başındaki tacı çıkarıp Hünkâr’a teslim etti. Hünkâr, tacını tekbirleyip giydirdi. O da izin alıp makamına döndü. Tapduk Emre bir Anadolu erenidir. Ehlibeyt öğretisiyle onlarca derviş yetiştirmiştir. Bunlar arasında ünü günümüze kadar gelen ve düşünceleri ile bütün insanlığı kucaklayan Yunus Emre de vardır. Yunus isminde çiftçilikle geçinen çok fakir bir adam vardı. Bir sene kıtlık oldu. Daha da fakirleşen Yunus, bir çok kerametlerini duyduğu Hacı Bektaş-ı Veli’den yardım almak fikrine düştü. Sığırının üstüne bir miktar alıç (yabani elma) koyup dergaha geldi. Pirin ayağına yüz sürerek hediyesini verdi ve bir miktar buğday istedi. Hacı Bektaş-ı Veli ona lutf ile muamele ederek, bir kaç gün dergahta misafir etti. Yunus geri dönmek için acele ediyordu. Dervişler Pir’e Yunus’un acelesini anlattılar. O da “Buğday mı ister, yoksa erenler himmeti mi? diye haber gönderdi. Gafil Yunus buğday istedi. Bunu duyan Pir “isterse o alıcın her tanesine nefes edeyim dedi Yunus buğdayda ısrar ediyordu. Hacı Bektaşi üçüncü kez haber gönderip “isterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim dedi. Yunus tekrar buğday isteyince hatanın büyüklüğünü anlayıp pişman oldu. Derhal geri dönerek kusurunu itiraf etti. Hacı Bektaş onun kilidini Tapduk Emre’ye verdiğini bu yüzden isterse ona gitmesini söyledi. 1 Fırsat kuşunu kaçıran Yunus o himmete kavuşmak için tam kırk yıl Tapduk Emre dergahında hizmet etti. İşte Yunus’u asırlardır gönül Sultanı yapan bu himmettir. Eli böğründe dönen Yunus yüzgeri gider Tapduk’un kapısına. Tapduk’a adeta kul olur. Yıllar yılı şeyhine odun taşır. Yıllar yılı ondan feyz alır. 0lgunlaşır ye pişer. Yunus’un Şeyhine taşıdığı odunların içinde hiç eğrisi bulunmaması Tapduk’un gözünden kaçmaz. Sonra Yunus’a odunluktaki odunları gösterir: ”A Yunus, der. Bakıyorum, dağdan kestiğin odunların hepsi kuru, hepsi düz. Meraklandım. Acaba Ormanda hiç eğri odun yok mu?” Yunus Gülümse tatlı tatlı, içten içe bir gülüş. Vereceği cevabı ne düşünmüş ne de hazırlamıştı. Öylece, dudaklarına geldiği gibi söyleyiverdi: “Ormanda eğri odun var olmasına var amma, Senin dergahından içeri odunun bile eğrisi giremez, efendim.” Yunus’un Sarıköy de yatmakta olduğu pek çok yazar, tarihçi ve araştırmacı tarafından kabul edilmektedir. DAGLAR TAŞLAR Piyano ile Senfonik ilahiler ÇAGIRAYIM MEVLAM SENİ Senfon Armoni Küçük Piyanist Söz Senfoni Orkestra ney neyzen nota arşiv Klasik turk Müzigi zara Allah İbadet Güfte Yunus Emre Hicaz video klip muzik Dag Taş Aziz tören çal mevlana sevgi felsefe örnek kul ırk millet renk mevki sınıf Okul Lise 10 Dağlar ile Taşlar ile Yunus Emrei,İlahiler,enstrumantal müzik,akustik müzik mp3 indir hicaz İlahi İnstrümantal Üsul sofyan din İslam dinsel muzik ilahiLER DAGLAR TAŞLAR Piyano ile Senfonik ilahiler ÇAGIRAYIM MEVLAM SENİ Senfoni Armoni Küçük Piyanist Söz Senfoni Orkestra Aziz tören çal mevlana sevgi felsefe örnek kul ırk millet renk mevki sınıf Okul Lise ney neyzen nota arşiv Klasik turk Müzigi zara Allah İbadet Güfte Yunus Emre Hicaz video klip muzik Dag Taş sır Can Hak yolu Şahımız Hakk'a
Ali Almış Sancağını Vokal-OYA Piyano-Yakartepe Din İlahi Alevi Mezhep Sünni Şafi Cem Cemevi Hazreti 05:41
Ali Almış Sancağını Vokal-OYA Piyano-Yakartepe Din İlahi Alevi Mezhep Sünni Şafi Cem Cemevi Hazreti 1.302 izlenme - 3 yıl önce Güneş Yakartepe “Ali Almış Sancağını Eline” Senfonik Formda Notalarını Yapılandırdı Piyano ile çaldı Ali Almış Sancağını Eline Çekilip giderler mahşer yerine Hasan\'ı Hüseyin 'i almış yanına Ah ümmetüm diyü aglar Muhammed Kıyâmet kopıcak cânlar uyanır Kâmil derviş mürşide dayanur Yüzün yere koymuş Hakk\'a yalvarur Ah Ümmetüm deyü aglar Muhammed Uryân olmış yatar ol zaîf tenler Sararmış benizler söylemez diller Mahşer yerine cemolmış erenler Ah Ümmetün deyü aglar Muhammed Yunûs eydür gelin kadrin bilelüm Fırsat elde iken tevhîd idelüm Rûhu için çok salâvât virelüm Ah Ümmetüm diyü aglar Muhammed Yunus Emre Siir toplam 5076 kez okunmus Sairlerden seçmeler . Aydın Kansıray . Umut Taydaş . Ali Kırgiç . Şenay Erdoğan . Ahmet Gümüştekin . Doğan Durgun . Yeliz Şenay . İlker Sahin . Mustafa İslamoğlu . Emre Alkan . Metehan Sarıyakutoğlu . Zeyno . Dursun Ali Erzincanlı . Umut Özen . Deli Kiz . Edip Cangönül . Meltem İşgüder . Yasin Yüksel . Cuma Kaya . Hüseyin Namal . Mustafa Korgancı . Ömerlütfi . Hüseyin Kerim Ece . Burak Yoldaş . Aydın Deniz . Vedat Akın . Gürsoy Solmaz . Hüseyin Yalçın . Ece Karaboncuk . Ülkü Tamer . Yasemin Yarar . Metehan Selçuk . Sibel Koç . Mehmet Yücel . Nogay Yaren . Salah Birsel . Faruk Elma . Ural Urgunlu . Adem Erdoğan . İbrahim Kılınç . Deral Baran . Özlem Malkara . Bengisu . Harun Köroğlu . Yasemin Doğrubakar . Bien . Savaş Ezgi . Ünal Gül . Aşık Ozan İsa Oğuz . Resul Efe Fikrî ve Edebî Şahsiyeti Yunus Emre, halk diliyle yazılan tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. Orta Asyada Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, Horasan ve Anadolu'da yüz yılı aşan bir gelişimden sonra, en üstün seviyesine Yunus Emre'de varmıştır. Yunus'un duygu ve düşünce âlemini hazırlayan kültürün kaynağında İslam tasavvufu vardır. Yunus'un bilgi ve düşünce âleminde, Onun yaratılış, varlık, yokluk, aşk ve Allah hakkında duygulu ve hummalı zihin yoruşları vardır ki aynı irfan kaynağından beslenir. Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Ondaki insan sevgisi, insan'da Allah'tan bir parça, bir cevher bulunduğu inancındandır. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah'a âşıktır. O'nu gönlünde bilmenin heyecanındadır. Bu heyecanı, Musa Peygamber'in konuştuğu çoban kadar saf bir gönülle duyar; aynı saflıkla söyler. Yeryüzünde ömür boyu vatanından uzak kalmış bir insan hüznüyle Yunus'un Tanrı diyarına karşı sonsuz hasret duyması da bundandır. Yunus, ömrü boyunca böyle bir nostalji ile yanmış, şiirlerine bu yanmanın duygusunu yansıtmıştır. Yunus bu duygu ve bilgiyle olgunlaşıp derinleşen, bazen coşkun, bazen rind ve her haliyle cana yakın bir derviştir. Yunus Emre'nin şiirlerinden ve menkıbelerinden insan hayalinde canlanan simasının belli başlı çizgileri bunlardır. Yunus; duymuş, düşünmüş, inanmış ve bütün bu duyuş, düşünüş ve inanışlarını büyük bir sadelik ve kolaylıkla şiirleştirmeye muvaffak olmuştur. İslami taassubun, üzerinde durmaktan çekindiği birçok iman meseleleri ile cennet, cehennem, sırat ve benzeri gibi kavramlar, onun en zeki ve en hür düşüncelerine mevzu olmuştur. Şiirlerini, eskilerin, sehl-i mümteni dedikleri, her dilin söyleyemeyeceği bir açıklık ve kolaylıkla terennüm edilmiştir. Türbesi [ Yunus Emre'nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ili Ortaköy ilçesi'nde; Ünye; Kula'da Emre köyü; Erzurum, Tuzcu(Dutçu) köyü; Isparta'nın Gönen ilçesi; Afyon'un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat'ın Niksar ilçesinde ve Azerbaycan’da Şeki şehrinde de bulunmaktadır. Ayrıca, mutasavvıf Niyazi Mısri de Yunus Emre'nin mezarının (veya makamının) Limni Adası'nda bulunduğunu ifade etmiştir. Mezarı konusundaki tartışma, Karaman ve Eskişehir'deki türbeler üzerine yoğunlaşmışsa da, Hacı Bektaş ile ilgili menkıbe düşünüldüğünde Eskişehir Sarıköydeki türbenin asıl Yunus Emre türbesi olduğu düşünülebilir. Ali Almış Sancağını VokaL-OYA Piyano-Yakartepe Dinle Din İlahi Piyano Vokal Alevi Mezhep Sünni Şafi Şii İran Suriye Hac Karbela Sami Savni Özer Sözlü Şan Şiiri Şair Edebi Dergah Ali Almış Sancağını Vokal-OYA Piyano-Yakartepe Din İlahi Alevi Mezhep Sünni Şafi Cem Cemevi Hazreti Hz B194DVZ Ali Almış Sancağını Sami Savni Özer Dinle İlahiler Din İlahi Piyano Vokal Vokalist Oya Sözlü Şan Şiiri Nuri Cemali-Ömrün Bitirmiş Kaside YouTube Enstrumantel ilahi Piyano Akustik Fon müzik senfoni Versiyon 2 Sami Savni Özer Dinle İlahiler Din İlahi Piyano Vokal Vokalist Oya Sözlü Şan Şiiri Şair Edebi Dergah Alevi Mezhep Sünni Şafi Şii İran Suriye Hac Karbela hacı hoca imam iMAN VE İSLAM'IN SARTLARI İslâm dininde Yüce Allah'a, meleklere, Allah'ın kitablarına, peygamberlere, ahiret gününe, kaza ve kadere iman etmek esastır. Bunları bilip kabullenmek imanın temel şartıdır. Onun için imanın şartları altıdır, denilir. Bu şartlar müslümanlıkla kesinlikle mevcut esaslardır. Bunlara, inanılması zorunlu din ilkeleri denir. Bunlara inanmak mecburiyeti vardır. Bunları doğrulamadıkça iman gerçekleşemez. Bunlardan herhangi birini inkâr etmek - Allah korusun- İnsanı hemen dinden çıkarır. Biz bu imanımızı sözlerini okumakla daima açıklıyor ve isbat ediyoruz. Bu sözleri okuyan şöyle demiş oluyor. "Ben Yüce Alllah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitablarına, O'nun peygamberlerine, ahiret gününe, kaderin (iyi ve kötü her şeyin yaratılışı) Allah'dan olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilip mahşerde (hesab yerinde) toplanmak hakdır ve gerçektir. Şahidlik ederim ki, Allah'dan başka İlâh yoktur ve yine şahidlik ederim ki, Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O'nun kulu ve peygamberidir." İslâmın şartları ise, beştir. Peygamber Efendimiz'in bir hadislerinin manası şudur: "İslam dini beş şey üzerine kurulmuştur. Şahadet sözünü getirmek (Eşhedü en lâ İlâhe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah, demek), namaz kılmak, zekat vermek, ramazan ayı oruç tutmak ve hac etmek. İşte bu beş şey İslâm'ın şartıdır. Bu şartları gözetip onları yerine getiren insan İslâm şerefine ermiş, Müslüman rütbesini kazanmış olur. " Eşhedü en lâ İlâhe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühu ve Resûlühu = Allah'dan başka ilah olmadığına şahidlik ederim. Yine Muhammed'ın (a.s) Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şahidlik ederim."sözlerine "Kelime- i Şehadet" denir. " Lâ ilâhe illallah, Muhammed'ün Resülüllah " sözüne de "Kelime- i Tevhid" denir. Biz bu mübarek kelimeleri daima okuruz. İSLAM AHLAKI İslâm Dini kadar güzel ahlaka önem veren bir başka din veya düşünce sistemi göstermek mümkün değildir. Öyleki Peygamber Efendimiz "İslâm, güzel ahlâktır" buyurmuştur. Hz. Peygamberin güzel ahlâka teşvik eden bir çok güzel sözü vardır. "Mü'minlerin îmanca en kamil olanı, ahlâkI en güzel olanıdır" "İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlaki en güzel olanlarınızdır" hadisleri bunlardan sadece ikisidir. Kur'an-ı Kerim'de adalet, ahde vefa, affetme, alçak gönüllülük, ana-babaya itaat, sevgi, kardeşlik, barış, güvenirlilik, doğruluk, birlik, beraberlik, iyilik, ihsan, iffet, cömertlik, merhamet, müsamaha, tatlı dilli olma, güler yüzlülük, temiz kalplilik gibi güzel ahlâki hasletlere teşvik eden ve zulüm, haksizlik, riya, haset, gıybet, çirkin sözlülük, asık suratlılık, cimrilik, bencillik, kıskançlık, kibir, kin, kötü zan, israf, bozgunculuk... gibi kötü hasletlerden nehyeden pek çok âyetin yer alması, Kur'an'da ahlaka ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir. Peygamber Efendimizin güzel ahlaka teşvik eden ve kötü hasletlerden nehyeden hadisleri ise neredeyse bir kitap oluşturacak kadardır. O sadece bu sözleri söylemekle kalmamış, güzel ahlaki bizzat yasayarak insanlara örnek olmuş ve öğretmiştir. Bu yüzden O'nun ahlaki, İslâm ahlakinin en güzel tatbikatını oluşturmaktadır. İste bu sebeple burada peygamberimiz Hz. Muhammed'in güzel ahlakından az da olsa sözetmek istiyoruz(*). Çünkü O gerçekten en güzel örnektir: Peygamber Efendimiz güler yüzlü, nazik tabiatlı, ince ve hassas ruhlu idi. Kati yürekli, sert ve kırıcı değildi. Ağzından sert ve kaba hiçbir söz çıkmazdı. Başkalarını tenkit etmez, kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. Yanlış ve hoşlanmadığı bir davranış görürse "içinizden bazı kimseler, söyle söyle yapıyorlar..." Şeklinde, bu davranışları yapanların kim olduklarını belli etmeden ve hiç kimseyi kırmadan yanlışı ve hataları düzeltirdi. Kimsenin sözünü kesmez, konuşması bitinceye kadar dinlerdi. Tartışmayı sevmez, sözügereğinden çok uzatmazdı. Kendini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmaz, kimsenin gizli hallerini araştırmazdı. Allah'a hürmetsizlik olmadıkça, sahsına yapılan kötülükleri, ne kadar büyük olursa olsun, bağışlar, eline imkan geçince öç almayı düşünmezdi. Son derece iffet ve haya sahibiydi. Bütün insanları eşit tutar, zengin fakir, efendi-köle, büyük-küçük ayrımı yapmazdı. Her bakımdan kendisine güvenilirdi. Verdiği sözü mutlaka zamanında yerine getirirdi. Dürüstlükten ayrıldığı, saka bile olsa yalan söylediği hiç görülmemiştir. Bu yüzden O'na henüz peygamberlik verilmeden önce "Muhammed'ül-Emin" denilmişti. Nitekim Peygamberliğini haber verdiği zaman, iman etmeyenler bile O'na "yalancı, yalan söylüyor" diyememiştir. En yakın akrabalarını safa tepesinde toplayıp onlari İslâm'a davet için, "Size su dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu söylesem, bana inanırmısınız?" dediği zaman: "Hepimiz inanırız. Çünkü sen yalan söylemezsin" diye cevap vermişlerdi. Kendisi böyle olduğu gibi, herkesin dürüst olmasını isterdi. "Doğruluktan ayrılmayınız, çünkü doğruluk, iyilik ve hayra götürür. İyilik ve hayır da, kişiyi Cennete ulaştırır. Kişi doğru söyleyip doğruluğu aradıkça, Allah katında sıddıklar zümresine yazılır. Yalan sözden ve yalancılıktan sakınınız; Çünkü yalan insani kötülüğe sevkeder. Kötülük de kişiyi Cehennem'e götürür. İnsan yalan söylemeğe ve yalan aramağa devam ede ede, Allah katında nihayet yalancılardan yazılır" buyurmuştur. slam dini mezheplerinden birisidir. Şii İslam ya da Şii Mezhebi olarak adlandırıldığı da olur. Mensuplarına Şii veya çoğul olarak Şia denir. Şiilik sözcüğü, yanlışlıkla Caferilik ile eş anlamlı olarak kullanılabilmektedir, halbuki Şiilik veya Şia hilafet veya imamet sorununda tarihsel olarak "Ali'ye yandaş olan kimseler" anlamına gelmektedir. Başlangıç dönemindeki bu ayrılık daha sonraki devirlerde kendi kavramsal-teolojik alt yapısını oluşturarak mezhepleşmiştir. İslam tarihi boyunca Müslümanlar arasında farklılıklar olmasına rağmen, birçok inançsal ve fıkhi konularda aynı görüşü savunmuşlardır. Kuran-ı Kerim ve Peygamberin (s.a.a) yüce kişiliği ve Müslümanların da bunlara samimice sevgi ve muhabbet beslemeleri, ortak kültür ve hedefler doğrultusunda birlik olmalarına sebep olmuştur. İslamı yok etmek isteyenlerin düşmanlıkları ve onlar karşısında yaşanan sorunlar ve ortak çözüm bulma çabaları, Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik duygusunun güçlenmesine sebep olmuştur. Kuran-ı Kerim ve Peygamberin (s.a.a) Müslümanları birlik ve beraberliğe davet etmesi çeşitli İslami mezheplerin büyük şahsiyetleri tarafından sürekli vurgulanmıştır Rasûlüllah (s.a.v.) insanların en cömerdi ve en kerimiydi. Eline gecen her şeyi muhtaçlara dağıtır, kimseyi eli boş çevirmezdi. (*) Peygamberimizin ahlakini özetleyen bu kısım. Kısmî tasarruflarla İrfan YÜCEL'in "Peygamberimizin Hayati" adli eserinden iktibas edilmiştir. Son derece mütevâzı ve alçak gönüllü idi. Bir topluluğa geldiğinde, kendisi için ayağa kalkılmasını istemez, nereyi bos bulursa, oraya otururdu. Arkadaşları arasında otururken ayaklarını uzatmazdı. Arkadaşları her işini yapmayı kendileri için şeref ve cana minnet saydıkları halde, bütün islerini kendi görür, ev islerinde hanımlarına yardim ederdi. Methedilmesini ve aşırı hürmet gösterilmesini istemezdi. Fakir kimselerle düşüp kalkmaktan, yoksulların, dulların, kimsesizlerin islerini görmekten zevk alırdı. Bulduğunu yer, bulduğunu giyer, hiç bir şeyi beğenmemezlik etmezdi. Yiyecek bir şey bulamayınca, aç yattığı da olurdu. Bütün islerini tam bir düzen ve nizam içinde yapardı. Namaz ve ibadet vakitleri, uyku ve istirahat için ayırdığı saatler, misafir ve ziyaretçilerini kabul edeceği hep belliydi. Vaktini boşa geçirmez, her ânini faydalı bir isle değerlendirirdi. "İnsanların çoğu, iki nimetin kıymetini takdirde aldanmışlardır: "Sıhhat ve boş vakit", buyurmuştur. İnsanı en yakından tanıyan, onun iç yüzünü ve bütün gizli hallerini en iyi bilen, şüphe yok ki eşidir. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) ilk vahiyden sonra gördüklerini anlattığı zaman eşi Hz. Hatice: "Allah'a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hak hiç bir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabanı gözetirsin, işini görmekten aciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin, fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Müsafiri ağırlarsın, Hak yolunda herkese yardım edersin..." diyerek O'nun peygamberliğini hemen kabul etmiş, en küçük tereddüt göstermemiştir.
Ali Almış Sancağını Eline Piyano Senfonisi Cem Evi İlahi Muhammed Sunni Şafi Alevi Mezhep Şah Hz Ali 03:01
Ali Almış Sancağını Eline Piyano Senfonisi Cem Evi İlahi Muhammed Sunni Şafi Alevi Mezhep Şah Hz Ali 631 izlenme - 3 yıl önce Güneş Yakartepe “Ali Almış Sancağını Eline” Senfonik Formda Notalarını Yapılandırdı Piyano ile çaldı Ali Almış Sancağını Eline Çekilip giderler mahşer yerine Hasan\'ı Hüseyin 'i almış yanına Ah ümmetüm diyü aglar Muhammed Kıyâmet kopıcak cânlar uyanır Kâmil derviş mürşide dayanur Yüzün yere koymuş Hakk\'a yalvarur Ah Ümmetüm deyü aglar Muhammed Uryân olmış yatar ol zaîf tenler Sararmış benizler söylemez diller Mahşer yerine cemolmış erenler Ah Ümmetün deyü aglar Muhammed Yunûs eydür gelin kadrin bilelüm Fırsat elde iken tevhîd idelüm Rûhu için çok salâvât virelüm Ah Ümmetüm diyü aglar Muhammed Yunus Emre Siir toplam 5076 kez okunmus Sairlerden seçmeler . Aydın Kansıray . Umut Taydaş . Ali Kırgiç . Şenay Erdoğan . Ahmet Gümüştekin . Doğan Durgun . Yeliz Şenay . İlker Sahin . Mustafa İslamoğlu . Emre Alkan . Metehan Sarıyakutoğlu . Zeyno . Dursun Ali Erzincanlı . Umut Özen . Deli Kiz . Edip Cangönül . Meltem İşgüder . Yasin Yüksel . Cuma Kaya . Hüseyin Namal . Mustafa Korgancı . Ömerlütfi . Hüseyin Kerim Ece . Burak Yoldaş . Aydın Deniz . Vedat Akın . Gürsoy Solmaz . Hüseyin Yalçın . Ece Karaboncuk . Ülkü Tamer . Yasemin Yarar . Metehan Selçuk . Sibel Koç . Mehmet Yücel . Nogay Yaren . Salah Birsel . Faruk Elma . Ural Urgunlu . Adem Erdoğan . İbrahim Kılınç . Deral Baran . Özlem Malkara . Bengisu . Harun Köroğlu . Yasemin Doğrubakar . Bien . Savaş Ezgi . Ünal Gül . Aşık Ozan İsa Oğuz . Resul Efe Fikrî ve Edebî Şahsiyeti Yunus Emre, halk diliyle yazılan tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. Orta Asyada Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, Horasan ve Anadolu'da yüz yılı aşan bir gelişimden sonra, en üstün seviyesine Yunus Emre'de varmıştır. Yunus'un duygu ve düşünce âlemini hazırlayan kültürün kaynağında İslam tasavvufu vardır. Yunus'un bilgi ve düşünce âleminde, Onun yaratılış, varlık, yokluk, aşk ve Allah hakkında duygulu ve hummalı zihin yoruşları vardır ki aynı irfan kaynağından beslenir. Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Ondaki insan sevgisi, insan'da Allah'tan bir parça, bir cevher bulunduğu inancındandır. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah'a âşıktır. O'nu gönlünde bilmenin heyecanındadır. Bu heyecanı, Musa Peygamber'in konuştuğu çoban kadar saf bir gönülle duyar; aynı saflıkla söyler. Yeryüzünde ömür boyu vatanından uzak kalmış bir insan hüznüyle Yunus'un Tanrı diyarına karşı sonsuz hasret duyması da bundandır. Yunus, ömrü boyunca böyle bir nostalji ile yanmış, şiirlerine bu yanmanın duygusunu yansıtmıştır. Yunus bu duygu ve bilgiyle olgunlaşıp derinleşen, bazen coşkun, bazen rind ve her haliyle cana yakın bir derviştir. Yunus Emre'nin şiirlerinden ve menkıbelerinden insan hayalinde canlanan simasının belli başlı çizgileri bunlardır. Yunus; duymuş, düşünmüş, inanmış ve bütün bu duyuş, düşünüş ve inanışlarını büyük bir sadelik ve kolaylıkla şiirleştirmeye muvaffak olmuştur. İslami taassubun, üzerinde durmaktan çekindiği birçok iman meseleleri ile cennet, cehennem, sırat ve benzeri gibi kavramlar, onun en zeki ve en hür düşüncelerine mevzu olmuştur. Şiirlerini, eskilerin, sehl-i mümteni dedikleri, her dilin söyleyemeyeceği bir açıklık ve kolaylıkla terennüm edilmiştir. Türbesi [ Yunus Emre'nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ili Ortaköy ilçesi'nde; Ünye; Kula'da Emre köyü; Erzurum, Tuzcu(Dutçu) köyü; Isparta'nın Gönen ilçesi; Afyon'un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat'ın Niksar ilçesinde ve Azerbaycan’da Şeki şehrinde de bulunmaktadır. Ayrıca, mutasavvıf Niyazi Mısri de Yunus Emre'nin mezarının (veya makamının) Limni Adası'nda bulunduğunu ifade etmiştir. Mezarı konusundaki tartışma, Karaman ve Eskişehir'deki türbeler üzerine yoğunlaşmışsa da, Hacı Bektaş ile ilgili menkıbe düşünüldüğünde Eskişehir Sarıköydeki türbenin asıl Yunus Emre türbesi olduğu düşünülebilir. Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde Karaman ile ilgili olarak "Kirişçi Baba Camii avlusunda Yunus Emre Hazretlerinin merkadi bulunmaktadır" buyurulur. Eskişehir'de türbesi olduğu iddia edilen alanda, 1949 yılında türbe yapılması amaçlı yapılan kazılarda, 15 kişiye ait iskeletler bulunmuştur. Kazı yapılan alanda iskeletlerin yüzeye çok yakın bir noktada bulunması, bölgenin eski bir mezar yeri olduğu konusunda ciddi şüpheler uyandırmıştır. Yunus Emre'nin şiirlerinde bahsi geçen 23 yerleşim birimi isminden 20 tanesinin şu anda Karaman ili sınırları içerisinde bulunan köy, kasaba, ören yeri isimleri ile birebir aynı olması Yunus Emre'nin bugün Karaman olarak adlandırılan ilin sınırları içersindeki bölgede yaşadığı ve öldüğü varsayımını kuvvetlendirmektedir. "Emre" sözcüğünün anlamı Anadolu’da farklı halk ozanlarının, aşığın ve dervişin isminde yer alan Emre sözcüğünün (örneğin, Yunus ALİ ALMIŞ SANCAĞINI ELİNE Piyano Senfoni icra:Yakartepe Söz,Yunus Emre Makam Suzinak Cem Evi İlahi Muhammed Sunni şafi Alevi Mezhep Şah İran Hz Ali Repertuar Sevgi Felsefe Örnek millet mevki sınıf bayrak 14 Ali Almış Sancağını Eline, Yunus Emre ,İlahiler,enstrumantal müzik,akustik müzik mp4 suzinak İlahi beste güfte usul sofyan dın ıslam dını islami helal tasavvuf tasavuf mevlit cennet as ALİ ALMIŞ SANCAĞINI ELİNE Piyano Senfonisi Cem Evi İlahi Muhammed Sunni şafi Alevi Mezhep Şah İran Hz Ali Repertuar Sevgi Felsefe Örnek millet mevki sınıf bayrakSöz Yunus Emre Makam Suzinak Klasik müzik,piyano çalmak,piyano solo,piyanist resitali,TV | Magazin Videoları, saz bağlama,türk halk müziği korosu,özgün müzik, Piyano ile Çocuk Piyanist Resitali Küçük minik Çocuklar Müzisyen Yetenek Mini Minik Ufak Küçük Genç Yetenekler Usta uzman Virtüöz Yeti Yeteneği Çocuğu Okul Cocuk Yetenekli videoları Müzisyen Enstrümantist Çalgıcı Piyanocu yetenek videoları , Piyanist Resitali, Çocuk Videoları, Küçük Yetenekler, klasik türk müziği, Yetenek Videoları,Piyanist Çocuk yetenek,küçük yetenekler, Müzisyen Enstrümantist Çalgıcı Piyanocu, ilahiler, güzel ilahiler, ilahiler dinle, Yetenek Videoları,piyano resital,Piyanist Resitali senfonisi , Yunus Emre , İlahiler , enstrumantal müzik , akustik müzik , ALİ ALMIŞ SANCAĞINI ELİNE Piyano Senfonisi Cem Evi İlahi Muhammed Sunni şafi Alevi Mezhep Şah İran Hz Ali Repertuar Sevgi Felsefe Örnek millet mevki sınıf bayrakSöz Yunus Emre Makam Suzinak Klasik müzik piyano çalmak piyano solo piyanist resitali Müzisyen Yetenek Mini Minik Ufak Küçük Genç Yetenekler Usta
Kecimen Doğal Ortam 11:03
Kecimen Doğal Ortam 455 izlenme - 7 yıl önce köyümüzün mevkilerinin tanıtılması. kecimen köyü,taşkent,konya,türkey. lutfi arı
Sarıveliler 02:45
Sarıveliler 117 izlenme - 2 yıl önce Sarıveliler Muhteşem bir çekim Çeken Fatih Akkoç Arkadaşımın videosu. Muhteşem bir vdeo http://youtu.be/04QP-DfUs0s
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 15:16
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 157 izlenme - 4 yıl önce Gülpınar Köyü Dereçayır mevki
Reddi Hakim Yapan Avukatlardan Basın Açıklaması 02:20
Reddi Hakim Yapan Avukatlardan Basın Açıklaması 9 izlenme - 3 ay önce Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii’nde madencilik faaliyetlerine karşı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘ÇED Olumlu Raporu’nun iptali istemiyle 751 kişi ve 61 avukat tarafından açılan Türkiye’nin en büyük çevre davasının karar duruşması öncesi yasaklar birbirini izledi. Artvin ve Rize Valilikleri, OHAL kapsamında kentlerde miting ve yürüyüşleri yasaklarken, Rize Emniyeti duruşmanın yapılacağı Adliye Sarayı önünde bariyerli güvenlik önlemi aldı. Rize İdare Mahkemesinde açılan Türkiye'nin en büyük çevre davasının duruşması sabah 09.10 sıralarında başladı. Toplam 751 kişi ve kurumun müdahil oldu 61 de avukatın üstlendiği davanın karar duruşması için diğer kentlerden Rize'ye gelenler, il sınırında geniş çaplı aramalardan geçiriliyor. Duruşmanın belirlenen saatten 10 dakika geç başlamasına rağmen, Artvin başta olmak üzere ülkenin diğer bölgelerinden duruşmayı izlemek isteyenler Rize il sınırlarında ve kent girişinde tutulmaya devam ediliyor.
DEMOKRASİ VATAN BAYRAK IRK TOPRAK PARA MAKAM MEVKİ ŞEHİDİ OLMAYAN KURAN TEVHİD ALLAH İÇİN ŞEHİD OLUN 02:18
DEMOKRASİ VATAN BAYRAK IRK TOPRAK PARA MAKAM MEVKİ ŞEHİDİ OLMAYAN KURAN TEVHİD ALLAH İÇİN ŞEHİD OLUN 22 izlenme - 5 ay önce 1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ OLAN HERKESİ VE “BU ZAMANDA YAŞAYAN 8 MİLYAR İNSANIN HEPSİNİ HEM MUAYYEN HEM UMUM HEM SİLSİLE OLARAK TEKFİR EDİYORUM”ASL-İ KAFİR DİYORUM. 1333 SENE İÇİNDE OLAN: TÜM DEVLET’LERE. VE BU ZAMANDAKİ: ( 215’E YAKIN ) DEVLETLERE: “KAFİR DEVLETLER- KÜFÜR HÜKÜMETLER” DİYORUM. VE TÜM HALKINI; “HEM TEK-TEK MUAYYEN OLARAK, HEM UMUM, HEMDE SİLSİLE OLARAK, TAMAMINI TEKFİR EDİYORUM”HEPSİDE: ASL-İ KAFİRDİR. MÜSLÜMAN DEĞİLLERDİR. HEPSİ: KENDİNİ MÜSLÜMAN ( SANAN ) CEHENNEMLİK İMANSIZLARDIR! 1-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: ALİM’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 2-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: ŞEYH’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 3-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: İMAM’LARA ASL-İ KAFİR DİYORUM! 4-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: MÜCTEHİD’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 5-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: ŞEYHUL İSLAMLARA ASL-İ KAFİR DİYORUM! 6-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: MÜFESSİR’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 7-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: CUMHUR ULEMA’LARA ASL-İ KAFİR DİYORUM! 8-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: MUHADDİS’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 9-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: FAKİH’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 10-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: MÜCEDDİD’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 11-1333 SENE İÇİNDE YAŞAMIŞ: TÜM CEMAAT’LERE TÜM GRUP’LARA TÜM TAİFE’LERE TÜM CİHAD CEPHE’LERE ASL-İ KAFİR DİYORUM! 1-EBU HANİFE: ASL-İ KAFİRDİR. TAKLİD EDENLER: ASL-İ KAFİRDİR! 2-MALİKİ: ASL-İ KAFİRDİR. TAKLİD EDENLER: ASL-İ KAFİRDİR! 3-AHMED BİN HANBEL: ASL-İ KAFİRDİR. TAKLİD EDENLER: ASL-İ KAFİRDİR! 4-ŞAFİİ: ASL-İ KAFİRDİR. TAKLİD EDENLER: ASL-İ KAFİRDİR! GÜNÜMÜZDE KENDİNE SÜNNİ İSMİ VEREN KENDİNİ MÜSLÜMAN SANAN ASL-İ KAFİRLERİN KÜTÜB-Ü SİTTE '6 HADİS KİTABI' KÜTÜB-Ü TİS-A '9 HADİS KİTABI' YAZARLARI OLAN: 1-BUHARİ: ASL-İ KAFİRDİR! 2-MUSLİM: ASL-İ KAFİRDİR! 3-TİRMİZİ: ASL-İ KAFİRDİR! 4-EBU DAVUD: ASL-İ KAFİRDİR! 5-NESA-İ: ASL-İ KAFİRDİR! 6-İBNİ MACE: ASL-İ KAFİRDİR! 7-MUVATTA: İMAM MALİK ASL-İ KAFİRDİR! 8-MÜSNED: AHMED BİN HANBEL ASL-İ KAFİRDİR! 9-DARİMİ: ASL-İ KAFİRDİR! GÜNÜMÜZDE KENDİNE Şİ-A İSMİ VEREN KENDİNİ MÜSLÜMAN SANAN ASL-İ KAFİRLERİN KÜTÜB-Ü ERBE-A '4 HADİS KİTABI' YAZARLARI OLAN : 1-EL-KAFİ: CAFER MUHAMMED EL-KULEYNİ ASL-İ KAFİRDİR! 2-MEN LA YEHZURUHUL FAKİH: ŞEYH SADIK ASL-İ KAFİRDİR! 3-TEHZİBUL AHKAM: EBU CAFER ET-TUSİ ASL-İ KAFİRDİR! 4-EL-İSTİBSARU FİMA UHTİLİFE FİHİ MİNEL EHBAR: EBU CAFER ET-TUSİ ASL-İ KAFİRDİR! NECDİ’LERİN HEPSİ ASL-İ KAFİRDİR. VE BU ZAMANDAKİ "BİZ NECDİ’YİZ BİZ SELEFİ’YİZ BİZ EHLİ SÜNNETİZ" DİYENLERİN HEPSİDE: ASL-İ KAFİRDİR! 1-MUHAMMED BİN ABDULVEHHAB: ASL-İ KAFİRDİR! 2-OĞULLARIDA> TORUNLARIDA> TALEBELERİDE> BABASIDA> DEDESİDE: ASL-İ KAFİRDİR! 3-İBNİ TEYMİYYE: ASL-İ KAFİRDİR! 4-İBNİ KAYYİM EL-CEVZİYYE: ASL-İ KAFİRDİR! 5-ZEHEBİ ASL-İ KAFİRDİR! 6-İBNİ KESİR ASL-İ KAFİRDİR! 7-TABERİ: ASL-İ KAFİRDİR! EN BÜYÜK: HÜCCET-BEYYİNE-DELİL-HİKMET-VAHİY-NAS'DA: 1-KUR-AN'I KERİM'DİR- AYETLERDİR. 2-KUR-AN'I KERİME UYAN SAHİH HADİSLERDİR- SAHİH SÜNNETLERDİR. 3-İCMA-İ ÜMMETİ, 4-KIYAS'I FUKEHA'YI, RED-İNKAR”EDEN: TAM BİR 'MUVAHHİD' MÜSLÜMANDIRA
Utku-Ya Sonra 05:45
Utku-Ya Sonra 307 izlenme - 8 yıl önce sahne performansı
Çamoluk Kavaklı Mevkii 03:45
Çamoluk Kavaklı Mevkii 96 izlenme - 5 yıl önce çamoluk
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki Sa 1 10:24
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki Sa 1 77 izlenme - 4 yıl önce 8/Temmuz/2012 Gülpınar Köyü Dereçayır mevki SA 1
Ataşehir Mevki 00:09
Ataşehir Mevki 42 izlenme - 3 yıl önce Ataşehir Mevki
Bayburtlu Yüzbaşı Agah Efendi Şehitliği Ve Sinoplu Üsteğmen Feyzullah Şehitliği Habib Akalın 01:59
Bayburtlu Yüzbaşı Agah Efendi Şehitliği Ve Sinoplu Üsteğmen Feyzullah Şehitliği Habib Akalın 22 izlenme - 9 ay önce BAYBURTLU YÜZBAŞI AGAH EFENDİ ŞEHİTLİĞİ VE SİNOPLU ÜSTEĞMEN FEYZULLAH ŞEHİTLİĞİ HABİB AKALIN KURT KAYASI MEVKİ BÜYÜK KALECİK ŞEHİTLİĞİ BAYBURTLU YÜZBAŞI AGAH EFENDİ ŞEHİTLİĞİ VE SİNOPLU ÜSTEĞMEN FEYZULLAH ŞEHİTLİĞİ HABİB AKALIN KURT KAYASI MEVKİ BÜYÜK KALECİK ŞEHİTLİĞİ
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 03:19
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 59 izlenme - 4 yıl önce 8/Temmuz/2012 Gülpınar Köyü Dereçayır mevki SA 23
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 19:11
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 53 izlenme - 4 yıl önce 8/Temmuz/2012 Gülpınar Köyü Dereçayır mevki SA 5
Adnan Zeki Bıyık - Makam ve Mevki İçin Ahiretinizi Yok Etmeyin (Vaaz) 05:23
Adnan Zeki Bıyık - Makam ve Mevki İçin Ahiretinizi Yok Etmeyin (Vaaz) 56 izlenme - 3 yıl önce Makam ve Mevki İçin Ahiretinizi Yok Etmeyin-Adnan Zeki Bıyık (Vaaz)
Şöhret, Makam Ve Mevki Sevgisinin Zararları 10:05
Şöhret, Makam Ve Mevki Sevgisinin Zararları 23 izlenme - 2 yıl önce Şöhret, Makam Ve Mevki Sevgisinin Zararları
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 07:06
Gülpınar Köyü Dereçayır Mevki 44 izlenme - 4 yıl önce 8/Temmuz/2012 Gülpınar Köyü Dereçayır mevki
Torku Konyaspor 3 Mevki İçin Hassas Davranıyor 01:59
Torku Konyaspor 3 Mevki İçin Hassas Davranıyor 22 izlenme - 2 yıl önce Torku Konyaspor Futbol Şube Sorumlusu Selçuk Aksoy, forvet, kaleci ve kanat mevkileri için görüştükleri isimler olduğunu belirterek, "Önemli mevki transferleri olduğu için hassas davranıyoruz.
Lalegül Tv - Şöhret,makam Ve Mevki Sevgisinin Zararları 10:05
Lalegül Tv - Şöhret,makam Ve Mevki Sevgisinin Zararları 18 izlenme - 2 yıl önce Lalegül Tv - Şöhret,makam Ve Mevki Sevgisinin Zararları İnternet Adresimiz http://www.suskunmedya.com/ Facebook :https://www.facebook.com/suskunmedya Twitter: https://twitter.com/SuskunMedya İnternet Adresimiz http://www.suskunmedya.com/ Facebook :https://www.facebook.com/suskunmedya Twitter: https://twitter.com/SuskunMedya İnternet Adresimiz http://www.suskunmedya.com/ Facebook :https://www.facebook.com/suskunmedya Twitter: https://twitter.com/SuskunMedya İnternet Adresimiz http://www.suskunmedya.com/ Facebook :https://www.facebook.com/suskunmedya Twitter: https://twitter.com/SuskunMedya
makam ve şöhret sahibi olmağı istemek 11:08
makam ve şöhret sahibi olmağı istemek 50 izlenme - 6 yıl önce bu sohbette makam ve şöhret sahibi olmak istemenin iyiliği veya kötülüğü anlatılmaktadır.