Hoşgeldiniz!

necdet tosun

İster Zengin Ol İster Fukara Her Yemekten Sonra Yak bi Sigara 03:14
İster Zengin Ol İster Fukara Her Yemekten Sonra Yak bi Sigara 1.530 izlenme - 12 ay önce yemek yedikten sonra arkadaş arasında söylediğimiz bu sözün geçmişi bu filme dayanıyormuş. nostaljik seyirler. "Efkarlı Sosyetede" başrollerinde Sadri Alışık ve Filiz Akın'ın yer aldığı 1968 yapımı Türk filmidir. Rüknettin Püsküloğlu yalnız, hasta ve zengin bir iş adamıdır. Avrupa'ya tedaviye giderken uçağı kaçırır, vazgeçer, intiharı düşünür. Arif (Sadri Alışık) ve Şemsi (Necdet Tosun) onu görür ve kurtarır. Evlerine götürüp karnını doyururlar. Rüknettin'in yemek yiyince ağrıları geçmiştir. Sevinir, kim olduğunu söylemez. İki kafadarla birlikte işportacı olarak oyuncak satmaya başlar. İş adamı Naci (Vahi Öz) ise kızı Selma'yı (Filiz Akın) ortağı Nihat ile evlendirmek ister. Selma reddeder. Rüknettin'in oğlu Tahsin ile evleneceği yalanını uydurur. Aslında böyle biri yoktur. Naci Rüknettin daha zengin diye kabul eder. Nihat'ın adamları Selma'yı kaçırırken Arif ve arkadaşları genç kızı kurtarır. Selma babasına söylediği yalanı anlatır. Arif'ten de geçici bir süre Tahsin'miş gibi davranmasını ister. Nihat onun kim olduğunu bilmektedir ve gerçeği Selma'nın ailesine söyler. Yalan ortaya çıkmasın diye Rüknettin uşağı ile Arif ve arkadaşlarını köşküne gönderir. Kimliğini hala saklı tutmaktadır. Mutlu bir çift gibi görünmek için sık sık buluşan Arif ve Sema, sonunda gerçekten birbirlerine aşık olur. Bu arada Arif'in annesi Rüknettin ile karşılaşır ve onu tanır. Nihat ise nişan öncesi Arif'in kimliğini ortaya çıkarma çabasındadır. Rüknettin Arif'in annesi ile seyahatten dönmüş bir çift gibi nişana gelir. Arif bunun da bir numara olduğunu düşünür. Ama nişandan sonra her şeyi itiraf eder. Rüknettin de gerçek kimliğini açıklar. Annesini de eşi olarak tanıtır. Bu doğrudur, çünkü yıllar önce Rüknettin, Arif'i ve annesini para için terk etmiş gerçek babadır. Arif babasını affetmez ve eski yaşamına geri döner. Selma ve Rüknettin her şeylerini bırakıp Arif'in yanına giderler. Onların bu davranışlarının içtenlikli olduğunu anlayan Arif babasını affeder. Annesi, Rüknettin, Selma ve Arif birlikte yaşayacakları yeni yaşamlarına umut ve sevgiyle sarılırlar...
Dünya Dursa 04:48
Dünya Dursa 15.651 izlenme - 9 yıl önce ağıt yollara,uzaklara...-dünya dursa- söz müzik:ekİn düzenleme-kayıt-mastering:alİ bakan bas gitar:barış gerekçi ney:murat gümüş elektronik,akustik gitarlar:ali bakan - kerİm tekİn - ajlan büyükburç - bariŞ akarsu - -onno tunç - uzay hepari - gökhan semİz - necdet tosun - metİn oktay - tankut öktem - sİnan sofuoĞlu
Çalınan Aşk - Türkan Soray & Sadri Alisik (1963 - 74 dk) 01:14:25
Çalınan Aşk - Türkan Soray & Sadri Alisik (1963 - 74 dk) 1.362 izlenme - 1 yıl önce “What a Diff’rence (Difference) a Day Made (Makes)” (1934) (Maria Méndez Grever / Stanley Adams). İlk kez Harry Roy ve Orkestrası’ndan dinlediğimiz melodi ve Boğaz’a bakan Lokanta. Genç kadının boynunda Necmi’nin (kaz-tavuk hesabıyla) verdiği pahalı kolye. Necmi; “Hakkımda ne düşünüyorsun?” Günsel; “Cüretkâr ve inatçı olduğunu.” Necmi; “(Pek inandırıcı olmayan bir biçimde) Seni seviyorum.” Günsel; “Bir gecelik kadın olmak istemem.” Necmi; “Ben de tek olmak isterim.” Günsel; “Teksin.” Necmi; “Ya kocan?” Günsel; “O benim için bir şey ifade etmiyor artık.” (Murat’ı da seslendirecek olan Hayri Esen) “Bu filmin hikâyesi iki gencin mektuplaşma sıyla başladı. Birbirlerini gazetelerdeki evlenme ilanlarından tanımışlar, mektuplaşmaya karar vermişlerdi. Niyetleri ciddiydi. Hayattan bütün bekledikleri sıcak ve sevgi dolu bir yuvaydı. Ama kader bunu onlara çok gördü. Kötülükler bir örümcek gibi iki gencin masum aşkları etrafında ağlarını ördü. “ Aysel. Mektuplardaki adı Gül. Ablası Günsel’den başka kimsesi yok. Baba bir anne başka. Saç ve ben dışında görünüşleri aynı. Ama huylarının farklı olduğu daha ilk saniyelerde anlaşılıyor. ‘Ölüm Saati’ (1967) filminde Ahmet ve annesi Ayşe’nin olacak 24 numaralı ahşap evde oturuyorlar. Aysel, ‘dikiş dikerek hayatını kazanmaya çalışıyor’. Günsel bir şirkette sekreter. Amerikan folk/caz klasiği ‘When the Saints Go Marching In’ melodisinin duyulduğu büro ve araba vapuru sahnelerinde Necmi’nin de aklını başından almıştı. ‘Bütün ömrünü onun bunun elbiselerini dikmekle geçirdiği’ için kardeşini küçümsüyor. Aysel ise ‘gece yarılarına kadar sokaklarda dolaşmak, patronlarla gezmektense’ böyle mutlu. Üstelik o Perşembe (11 Temmuz) yedi aydır mektuplaştığı delikanlı ile buluşacak. Ama hastalanınca yerine ablası gidiyor. Murat’ın mektup ismi söylenmiyor. Bir oto tamirhanesi ve en iyi arkadaşı Bitirim Ali’nin kullandığı taksisi var. Aynı yıl çevrilen ‘Arka Sokaklar’daki bir başka Murat ve annesi Emine teyze’nin evinde kalıyor. Perdeler ve Atatürk resimli duvar halısı yerli yerinde. Mektup arkadaşı zannettiği Günsel’le buluştuğu araba sahnesinde The Shadows’dan ‘F.B.I.’ (1961) (Peter Gormley) melodisi vardı. Direksiyondaki Bitirim, onun konuşmasını ‘8 silindirli motorun iyi çalışıp çalışmadığını söyleyerek’ yönlendiriyor. Genç kadın, delikanlıdan çok hoşlandığı için durumu ona ve kardeşine açıklamaz. Uzaktan denizin göründüğü bir ağaç altında ve yine The Shadows’dan dinlediğimiz ‘Man of Mistery’ (1960) (Michael Carr) ile evlenmeye karar verirler. Nikâh sırasında Murat ve Ali’nin candan arkadaşları Kuru, Ufaklık ve Tosun ile tanışırız. Yeni evliler Ayvalık Vapuru ile balayına giderken kız kardeş gerçeği öğrenir. Rıhtım’da el sallıyorlar. Ali; “Hayatta en büyük arzum Murat abimi mesut görmekti… Köyden geldiğim zaman kimsem yoktu. Üstelik hastaydım ümitsizdim. Elimden tuttu, bana yardım etti, iş verdi. Her şeyimi ona borçluyum.” Aysel; “Çok iyisin Ali. Seni de Murat abini de evvelden görmüşüm gibi bir his var içimde.” Ali; “Mektuplardan olacak.” Aysel; “Hangi mektuplar?” Ali; “Bilmiyor musun yoksa Murat abimle ablanın mektuplaşarak evlendiklerini. Önceleri ben de senin gibi şaşırmıştım. Murat abimle alay ederdim ‘bu iş yürümez’ diye. Ama bugün hepsi hakikat oldu. İlk buluştukları Perşembe gününü hiç unutamam..” Genç kız gözyaşlarını evde ‘(Somewhere) Over the Rainbow’ (1939) (Harold Arlen / Edgar Yipsel Harburg) melodisi ile paylaşır. Murat ne kadar ‘yuvayı yapan dişi kuş’tan, ‘ayağı yorgana göre uzatmak’tan söz etse de Günsel’in gözü yükseklerde. Menekşe Sokak 23 numarada kirası 650 liraya bir ev tutarlar. Ev sahipleri ‘bir senelik peşin rica ediyorlar’mış. Nedense kira yüksekse ‘rica edilir’ düşükse ‘istenir’. Emlakçi rolündeki Kamer Sadık, rol aldığı filmler dışında böyle bir yer görmüş müdür acaba? Evde filmin sürprizi ile karşılaşıyoruz. Duvarda Edgar Degas’nın iki yağlı boya tablosunun (herhalde!) reprodüksiyonları var; ‘Two Dancers on Stage’ (1874) ve ‘Two Dancers’ (1890/98). İlki 12 Ekim 1961 tarihli Hayat Dergisi’nin orta sayfasında ‘Dansöz’ adı ile yayınlanmıştı. Belki oradan almışlardır. Cha cha ritmindeki ‘Moon River’ (1961) (Henry Mancini / Johnny Mercer) ile yaptıkları alışveriş sırasında ülkemizde ‘taksit’ uygulamasının öncüsü Rıdvan Umay ve mağazası görüntüye geliyor. Günsel’in ısrarıyla gittikleri Gazino’da Necmi de var. “Breakfast at Tiffany’s” filmi (1961) için yapılan ‘Something for Cat’ (Henry Mancini) melodisiyle dans ederken kocasından çok ona bakıyordu. Murat “Kim olduğumuzu unutmamalıyız. Bu hayat bize göre değil” diye yırtınıyor ama anlayan kim. “Şimdi hiçbir şeyimin eksik olmasını istemiyorum. Eski hayatımı yaşadıktan sonra evlenmenin manası kalır mı” deyip duruyor. Dükkân ve taksi satılır. Murat’ın ‘hayatı boyunca hasretini çektiği’ çocuğu bile bile düşürür. Artık anne olamayacakmış. Genç kadını elde etmek isteyen Necmi, para getiren her işi yapıyor. Bunların ‘dürüst olup olmadığı’ da ‘anlayışa göre değişirmiş’. Sonradan esrar ticareti yaptığını anlayacağız. Sadettin Erbil’in seslendirdiği Patron “Kadının karıştığı her işte bela vardır” demişti. Necmi ilerde olabilecek sorunlara en baştan çözüm getiriyor. Günsel’i öldürüp kahramanımızın suçlanmasını sağlar. Filmin sonunda sevdiğine kavuşan Murat; “Kötü bir rüya gördük Aysel. Ama her şey bitti. Aşkımızı kimse çalamaz artık.” Ali’nin onayı; “Motor saat gibi çalışıyor Abi.” Delikanlı mektup arkadaşı ile buluşmak için İskele Gazinosu’na gidecek. Murat; “Kravatsız olmaz mı be Bitirim?” Ali; “Olmaz tabii. Façan ne kadar afili olursa olsun bunu takmazsan farsız arabaya benzersin.” Murat; “Mektuplaşmak iyiydi. Yüz yüze gelince ne konuşurum ben onunla.” Ali; “Kadın arabaya benzer Abi. Önce açmaz vermeyeceksin. Çenen sekiz silindirli motor gibi çalışacak. Teklemeye başlarsan hava alırsın. Sonra çeliğine göre su vereceksin. Eğer kız sıkılgan, ağır başlıysa sen de öyle olacaksın… Dur biraz, son bir trafik muayenesi yapalım. Sıkı dur ey güzel, damatların piri geliyor.” (Yazan: Murat Çelenligil) Yönetmen Ülkü Erakalın Senaryo: Erdoğan Tünaş Yapımcı: Şahan Haki Müzik: Yorgo İlyadis, Fecri Ebcioğlu Görüntü Yönetmeni: Memduh Yükman Tür: Dram, Duygusal Özellikler: 35 mm, Siyah Beyaz Oyncular: Türkan Şoray, Tamer Yiğit, Sadri Alışık, İzzet Günay, Hüseyin Baradan, Eşref Vural, Hasan Ceylan, Necdet Tosun, Hayri Caner, Mehmet Aslan, Haydar Karaer, Nubar Kamçılı, Ali Seyhan, Hüseyin Güler, Ayhan Altunç, Kamer Baba, Hayri Esen, Erdoğan Esenboğa, Rıza Tüzün, Adalet Cimcoz, Jeyan Mahfi Tözüm
Kader Kapıyı Çaldı - Türkan Şoray & Ekrem Bora (1964 - 84 dk) 01:23:51
Kader Kapıyı Çaldı - Türkan Şoray & Ekrem Bora (1964 - 84 dk) 575 izlenme - 1 yıl önce ‘Capricho Árabe’ (1889) (Francisco Tárrega). Akşam yemeği ve yeni seyis hakkındaki konuşma. Necmi; “Çiftliktekiler Murat’ı pek sevmiyorlar galiba.” Leyla; “O kadar sert ki ne söylense aksi cevap veriyor. Herkesin kendinden nefret etmesini ister gibi bir hali var sanki.” Selim; “Garip bir adam.” Leyla; “Bana gizli bir derdi var gibi geliyor. Ahırda yatmayı isteyecek kadar insanlardan uzak.” Necmi; “Böyle tipler romanlarda olur.” Leyla; “Doğru, roman kahramanları gibi.” “Lady Chatterley’s Lover” (1928) (D. H. Lawrence) romanının (“Lady Chatterley’in Âşıkı”) (İnsel Kitabevi) (İkinci Baskı, 1945) (Çeviren: Avni İnsel) Yeşilçam uyarlaması. Bir zamanlar herkes in gıpta ettiği, yerinde olmak istediği Necmi Bey çok mutsuz. ‘Miktarını kendisinin de bilmediği kadar parası, uçsuz bucaksız bir çiftliği var’. (Dış çekimler Veliefendi Koşuyeri’ndeki Simsaroğlu Harası’nda, iç çekimler Hafize Hanım’ın Yeniköy’deki köşkünde yapılmış.) Ama ‘o lanet olası avda’ sakat kaldıktan sonra şimdi bir tekerlekli iskemleye bağlı. Bunca para yerine, güzel karısını ‘hakiki bir erkek gücüyle kucaklayabilmeyi’ yeğlerdi. Arkadaşı Selim’le dertleşirken “Servetim onun her istediğini almasına yetecek kadar çok ama ona sarılıp onu erkekçe ısıtamayacak kadar soğuk” demişti. Leyla’nın (adı söylenmeyen) babası, Necmi Bey’in çiftliğinde ‘bir yanaşmayken bilahare aynı zatın kayınpederliğine terfi etmiş’. Saadeti zenginlikle ölçenlerden. Bu nedenle 14 yaşındaki kızını saçı başı ağarmış ama paralı birine vermekte bir sakınca görmemiş. Sonradan, o eşsiz ‘nezaketi’ ile “Lan, koltuğunun dibine kadar bileziğe boğuldun. Giydiğin kürklerin bini bir para. İtibar desen, kraliçelerde yok sendeki kadar (‘desen’, ‘kraliçelerde’, ‘kadar’ sözcükleri ‘disen’, ‘graliçelerde’, ‘gadder’ olmuş). Atın var, itin var. Saray gibi evin var” diyecektir. ‘Kader’in ne yapacağı, kapıyı ne zaman çalacağı belli olmuyor. Sorun yalnızca ‘yaş ve sınıf farkı’ olarak kalsaydı yine iyi. Necmi ‘eline şekilsiz bir hamur gibi düşen genç kızı olanca varlığı ile yoğurup dilediği şekli vermiş’. Ama o beklenmedik kaza her şeyi altüst eder. Tam olarak farkında olmasalar bile ‘evlilikleri batan gemiye, onlar da iki kazazedeye benziyor’. Çiftlikteki (hatta kasabadaki) herkes Leyla’nın güzelliği ve cinsel yaşamıyla ilgili. “Öyle kadına öyle koca. Herif erkeklikten yana tın tın.” Bu konuda garip bir hiyerarşi var. ‘Baytar’ Suat Bey en ataklardan. Genç kadına ‘iltifatlar yağdırıp 10 bin liralık at hediye ettiği gün’ niyetini belli etmişti; “Tabiata karşı geleceğinizi mi sanıyorsunuz. Evlilik nikâh cüzdanlarında kalan bir şey değildir. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi?” O akşam kahvede Baytar’ın nasıl ‘dehlendiği’ ve ‘boyunun ölçüsünü aldığı’ konuşuluyordu. Hasan da, belki çiftliğin müdürü olduğu için(!) Gölbaşı’nda Leyla’ya saldırabilmişti; “Bu güzellik kötürüm bir adamın gölgesinde sönüp gidemez. Senin, benim gibi kuvvetli bir erkeğe ihtiyacın var.” Bahçıvan Ali, herhalde ‘içtimai seviyesi’ yeterli olmadığı için onunla değil atıyla konuşuyor; “Ah Sarı Kız, dilin olsa da benden haber iletsen hanımına. ‘Erkek Ali senin için deli oluyor’ desen. Bana bir ‘evet’ desin görsün baksın kocasının çiftliği, milyonları mı daha hoş yoksa ben mi?”. Daha ‘aşağıdakiler’ ise, arzularını ancak Ali’ye takılarak dile getirebiliyorlar; “Atın yerinde olmak isterdin değil mi? Düşün, o sütun gibi bacaklarla sırtında… Şaka maka, Leyla Hanım niyetine atı öpeceksin neredeyse.” Suat Bey’in armağanı nedeniyle genç kadın tedirgin. Bu at yüzünden başlarına bir ‘felaket geleceğini’ hissetmiş. Ama önce ‘yeni seyis’ gelir; Vahşi atın yetiştirilmesi için gazete ilanı ile bulunan Murat Kıvanç. “Yaşım 30. Attan ayrı olarak bütün çiftlik işlerinden anlarım. Sessizimdir. Yalnız huyum terstir. Az konuşurum. Son söylenecek lafı baştan söylediğim için de pek sevilmem.” İstemeyerek bir adam öldürmüş. Burada çalışmak istemesi de at terbiyesinden çok polisin gözünden kaçmak içinmiş. Sonradan bu şaka gibi söylerin gerçek olduğu anlaşılır. İlk gerginlik Hasan ile. Kocası, babası, herkes Murat’la uğraşıyor. O kadar ki genç kadın “Siz ona saldırdıkça, benim de içimden aksine onu korumak geliyor” diyecektir. Necmi, kıskançlığın pençesinde. Karısının, ‘günün birinde parayı değil kuvvetli, sapasağlam bir erkeği arzulayacağını’ hissetmiş. Ancak hâlâ debeleniyor; “Herkese ‘beyin’ denen şeyin ‘yürüyen bacaklar’dan daha kuvvetli olduğunu ispat edeceğim.” Bulduğu yöntemin akıllıca olduğunu söylemek zor. 5 kişiye Murat’ı dövdürür. Delikanlı kararlı onu öldürecek. Leyla; “Üzmeyin kendinizi.” Murat; “Üzüntünün dizginleri, bir atınki gibi insanın elinde olsa kolay.” Kırılan gururunu kandan başka bir tek şey tamir edebilirmiş; Leyla’ya sahip olmak. Genç kadın önceleri karşı çıksa da tremolalı ‘Recuerdos de la Alhambra’ (1896) (Francisco Tárrega) ile izlediğimiz unutulmaz öpüşmeleri sırasında çok mutluydu. [Bu melodi ‘The Killing Fields’de (1984) kullanılacaktır.] “Utanmam lazım ama utanamıyorum... Sevgi başka şeymiş… Onu başka bir hisle seviyormuşum. Baba sevgisi, çok büyük bir ağabey sevgisi gibi.” Necmi “Ömrümce bu korkuyla yaşadım, seni kaybetmek korkusuyla” demişti. Karısının parmakları arasından kayıp gittiğini görünce kendini öldürür. Sonrasında, Leyla ancak 60’larda yapılabilecek bir şey yapıyor. Çiftliği ve milyonları babasına ve çalışanlara bırakır. “Hak etmediğim şeyi alamam baba. Kısmet bu kadarmış. Üzülme, fakir de mesut olur.” Karlı İstanbul’da yeni hayatına ilk adım. Murat’ın teyzesi Mahmure Handan’ın evi. Ama delikanlının geçmişi onları, en mutlu günlerinde, evlenirken yakalar. Romanda Clifford Chatterley, o korkunç (ve henüz numaralanmamış) savaştan sonra 1918’de güzel karısı Constance’ın yanına ‘kalçalarından aşağısı felçli olarak’ dönüyor. “Çocuğu olmayacaktı (sf. 16).” Kızının ‘günden güne çöktüğünü gören’ Sir Malcolm Reid’in sözleri; “Kendine ne diye bir âşık tutmuyorsun. Bu sıhhatin için elzem.” Aslında kocası da ‘ilişkilerine bir halel getirmeyecekse’ başka bir erkekten çocuğu olmasına karşı değil (sf. 21 ve 53). Lady Chatterley, Clifford’un yazar arkadaşı Michaelis ile yaşadığı ‘deneyim’den sonra yeni orman bekçisi (aslı ‘av alanı bekçisi’-‘game keeper’) Oliver Mellors’a tutulur. Kadın, cinselliğin bedensel, erkek de ruhsal yanını keşfeder. Kitapta intihar ve geçmişteki cinayet yok. Mutlulukları Clifford’un ve Mellors’un ayrı yaşadığı karısı Bertha’nın boşanmaya razı olmalarına bağlı. ‘Concierto de Aranjuez; II. Adagio’ (1939) (Joaquin Rodrigo). Leyla; “Galiba bizim vahşiyi yola getirmek üzeresiniz.” Murat; “Galibası fazla. Bütün vahşi mahlûklar karşımda çabuk yola gelir.” Leyla; “Anlaşılan fazla da küstahsınız.” Murat; “Adamına göre değişir.” Leyla; “Galiba atla beraber size de bir seyis lazım olacak.” Murat; “Size lazım olduktan sonra bana niye olmasın.” (Yazan: Murat Çelenligil) Yönetmen: Ülkü Erakalın Senaryo : Bülent Oran Yapımcı : Ülkü Erakalın, Nevzat Pesen, Kadri Yurdatap Müzik : Fecri Ebcioğlu Görüntü Yönetmeni : Şevket Kıymaz Tür : Dram, Duygusal, Komedi Oyuncular: Türkan Şoray, Ekrem Bora, Muzaffer Tema, Vahi Öz, Hüseyin Baradan, Necdet Tosun, Gürel Ünlüsoy, Salih Karadeniz, Haydar Karaer, Feridun Çölgeçen, Danyal Topatan, Yaşar Şener, Toron Karacaoğlu, Abdurrahman Palay, Sadettin Erbil, Rıza Tüzün, Adalet Cimcoz
Şafak Bekçileri - Göksel Arsoy (1963 - 118 dk) 01:58:21
Şafak Bekçileri - Göksel Arsoy (1963 - 118 dk) 392 izlenme - 1 yıl önce Halit Refiğ imzalı 1963 yapımı film. Türk Hava Kuvvetleri'nin destek verdiği filmin çekimleri, Eskişehir'de 1. Ana Jet Üssü'nde gerçekleşti. Film çekildiği dönemdeki ortamı, Dp-Chp-Ordu ilişkilerini tarafsız olmasa da (darbeden 3 yıl sonra çekildiği düşünülecek olursa) yansıtmaktadır. Filmde dönemin Amerikan filmlerinin de etkisinde kalınarak çekildiği dönemde yadırganacak tarzda diyaloglar bulunmaktadır ayrıca subay kıyafeti ile öpüşme sahnesi ve düşen uçakların gençleri pilotluk mesleğinden soğuyacağı düşüncesi sebebi ile film sansür kuruluna takılsa da dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Tansel'in araya girmesi ile film gösterime girmiş ve beklenmedik bir şekilde çok büyük bir başarı sağlamıştır. 2006 yılında başrol oyuncusu ve aynı zamanda filmin yapımcısı olan Göksel ARSOY'dan bizzat dinlediğim kadarıyla renkli Amerikan havacılık filmlerinin bile gişede başarı sağlayamadığı bir dönemde siyah-beyaz bir havacılık filmi projesi büyük riskmiş ve (iddaada 1den 2 oynamak gibi birşey :)) bu yüzden gerek proje gerekse çekimler sırasında çok eleştiri almış.Gişedeki başarının kendisini bile şaşırttığını ifade eden Göksel Bey filmin çekimlerinde katkılarını esirgemeyen Hava Kuvvetlerine minnettar idi. Bu filmi seyrederken Final Fantasy VIII'de kendisini seven, nizami ve marifetli sarışın Quistis karşısındaki anlayışsızlığı ile tam bir kalas görünümünde olan Squall'ın başkası ile çıkan şımarık, kumral Rinoa karşısında tam bir Romeo oluşuna şahit oluşum aklıma gelir. Filmde kullanılan bu temanın izleyenler arasında ikilik ve tartışma zemini oluşmasını sağladığını ve günümüz Hollywood sinemasında örnekleri görülen türde başarılı bir mahalle reklamı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Filmin dikkat çekici bir yönü de filmin çekildiği sırada askerlik vazifesini yedek subay olarak yapan Fahrettin Cüreklibatur'un yönetmen Halit REFİĞ'in dikkatini çekmesi ile Yeşilçam'ın unutulmaz bir jön kazanmasına vesile olmasıdır. Yakın zamanda kaybettiğimiz Pilot Üsteğmen Hamza Gümüşsoy'u ve tüm havacılık şehitlerini saygı ile anıyor, iyi seyirler diliyorum efendim..
Bağlar Gazozu - Reklam 02:51
Bağlar Gazozu - Reklam 308 izlenme - 2 yıl önce ''Son sistem yıkama makinalarına giren şişeler, ilk kirini attıktan sonra deterjanlı ilaçla sıcak suya girer. 8 defa sıcak su, 6 defa ılık su, 4 defa da durulandıktan sonra temiz çıkar. Bağlar gazozu, mütehassıs elemanların kontrolü altında, otomatik makinalar vasıtası ile şuruplanan şişe makina yolunda sodasınıda aldıktan sonra kapaklanmak üzere kuvvetli pistonlar altına girer.'' Rahmetli Necdet Tosun'un rol aldığı seslendirmesini Abdurrahman Palayın yaptığı nostaljik Bağlar Gazozu reklamı.
Alışmadık Ayakta Ayakkabı Durur Mu? - Sadri Alışık Necdet Tosun (Efkarlı Sosyetede) 01:40
Alışmadık Ayakta Ayakkabı Durur Mu? - Sadri Alışık Necdet Tosun (Efkarlı Sosyetede) 329 izlenme - 2 yıl önce Rüknettin Püsküloğlu yalnız, hasta ve zengin bir işadamıdır. Avrupa’ya tedaviye giderken uçağı kaçırır, vazgeçer, intiharı düşünür. Arif (Sadri Alışık) ve Şemsi (Necdet Tosun) onu görür ve kurtarır. Evlerine götürüp karnını doyururlar. Rüknettin’in yemek yiyince ağrıları geçmiştir. Sevinir, kim olduğunu söylemez. İki kafadarla birlikte işportacı oyuncak satmaya başlar. İşadamı Naci (Vahi Öz) ise kızı Selma’yı (Filiz Akın) ortağı Nihat ile evlendirmek ister. Selma reddeder. Rüknettin’in oğlu Tahsin ile evleneceği yalanını uydurur. Aslında böyle biri yoktur. Naci Rüknettin daha zengin diye kabul eder. Nihat’ın adamları Selma’yı kaçırırken Arif ve arkadaşları genç kızı kurtarır. Selma babasına söylediği yalanı anlatır. Arif’ten de geçici bir süre Tahsin’miş gibi davranmasını ister. Nihat onun kim olduğunu bilmektedir ve gerçeği Selma’nın ailesine söyler. Yalan ortaya çıkmasın diye Rüknettin uşağı ile Arif ve arkadaşlarını köşküne gönderir. Kimliğini hala saklı tutmaktadır. Mutlu bir çift gibi görünmek için sık sık buluşan Arif ve Sema, sonunda gerçekten birbirlerine aşık olur. Bu arada Arif’in annesi Rüknettin ile karşılaşır ve onu tanır. Nihat ise nişan öncesi Arif’in kimliğini ortaya çıkarma çabasındadır. Rüknettin Arif’in annesi ile seyahatten dönmüş bir çift gibi nişana gelir. Arif bunun da bir numara olduğunu düşünür. Ama nişandan sonra her şeyi itiraf eder. Rüknettin de gerçek kimliğini açıklar. Annesini de eşi olarak tanıtır. Bu doğrudur, çünkü yıllar önce Rüknettin, Arif’i ve annesini para için terketmiş gerçek babasıdır. Arif babasını affetmez ve eski yaşamına geri döner. Selma ve Rüknettin her şeylerini bırakıp Arif’in yanına giderler. Onların bu davranışlarının içtenlikli olduğunu anlayan Arif babasını affeder. Annesi, Rüknettin, Selma ve Arif birlikte yaşayacakları yeni yaşamlarına umut ve sevgiyle sarılırlar. Filmin Adı: Efkarlı Sosyetede Yönetmen: Türker İnanoğlu Oyuncular: Sadri Alışık, Filiz Akın Yapım: Erler Film Yapımcı: Türker İnanoğlu Yapım Yılı: 1968
Abbas Yolcu – Renan Fosforoğlu – Necdet Tosun (1959 - 94 Dk) 01:33:59
Abbas Yolcu – Renan Fosforoğlu – Necdet Tosun (1959 - 94 Dk) 136 izlenme - 1 yıl önce Semih Evin'in yönettiği filmin konusu ; Necdet ile Tosun, Tosun’un yıllardan beri görmdediği kızkardeşini bulmak için İstanbul’a gelirler. İstanbul’da her yerde kızkardeşini arayan arkadaşlar bir gazinoda tanıştıkları Madam sayesinde kızkardeşini bulmak için her yere haber salırlar. Bilmedikleri memlekette iki arkadaşın başına gelmedik komik olaylar kalmaz.
Bonvuvar Tabi Bol Su Var 00:16
Bonvuvar Tabi Bol Su Var 78 izlenme - 2 yıl önce Osman (Sadri Alışık) sevgilisini bırakıp zengin bir aileye iç güveysi olarak gelir ama sevgilisi bu olayı hazmedemez ve o da mürebbiye kılığında aynı eve taşınır ve evdeki tüm erkekleri baştan çıkartır. Filmde mürebbiyenin, aşçıyı kandırmak için geldiği sırada aralarında geçen kısacık diyaloğu izliyoruz
Hâcegân Ve Nakşibendiyye Yolu 01:38:13
Hâcegân Ve Nakşibendiyye Yolu 14 izlenme - 2 yıl önce "hâcegân Ve Nakşibendiyye Yolu" - Prof. Dr. Necdet Tosun