Hoşgeldiniz!

neml suresi

Neml Suresi - Ebubekir Şatıri (Kıraat 2) | fussilet Kuran Merkezi 24:22
Neml Suresi - Ebubekir Şatıri (Kıraat 2) | fussilet Kuran Merkezi 1.231 izlenme - 9 ay önce fussilet Kuran Merkezi tarafından Ebubekir Şatıri'nin farklı bir kıraatından hazırlanmış Neml Suresini bu videoda bulabilir, aynı zamanda mealini okuyarak Allah'ın bize vermiş olduğu mesajı net bir biçimde anlayabilirsiniz. Kanalımızı ziyaret edin: http://www.izlesene.com/fussiletkuranmerkezi Web sitemizi ziyaret edin: www.fussilet.net Mobil Uygulamalarımızı Ücretsiz İndirin: Android: http://izl.sn/cgrp56 iPhone: http://izl.sn/74pdkm iPad: http://izl.sn/3k7wx3 Hatırlatma; Kanalımızdaki tüm Türkçe mealli Kur'an-ı Kerim videoları fussilet Kuran Merkezi tarafından hazırlanmıştır. Videolar hazırlanırken başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Diyanet Vakfı, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Tefhim-ul Kur'an, Fizilal-il Kur'an gibi farklı meal çalışmalarından yararlanılmıştır.
Davut Kaya Neml Suresi Kuran'i Kerim Arapça Hatim Dinle  cennet kapisi 15:52
Davut Kaya Neml Suresi Kuran'i Kerim Arapça Hatim Dinle cennet kapisi 2.597 izlenme - 5 yıl önce Davut Kaya Neml Suresi Kuran'i Kerim Arapça Hatim Dinle cennet kapisi
Ağlatan Muhteşem Bir Kiraat - Neml Suresi (87-93)    Abdel Aziz Al Zahrani 05:31
Ağlatan Muhteşem Bir Kiraat - Neml Suresi (87-93) Abdel Aziz Al Zahrani 495 izlenme - 3 yıl önce Tags: Full,Qur'an,Quran,Koran,Coran,Abdull­ah,Ali,Jabir,Abdullah,Al,Matrood,Abu,Bak­r,Ash,Shatri,Shatree,Shatry,AbdurRahman,­Abdur,Rahman,Al,As,Sudais,Sudays,Anas,Al­,Emadi,Amed,Ahmed,Sa'id,Al,Omrani,Em­ad,Al,Mansari,Mansary,Hatem,Hatim,Farid,­Fareed,Idris,Idrees,Abkar,Ibrahim,Ibrahe­em,Al,Jibreen,Jibrin,Mahir,Maher,Al,Muai­qly,Mu'aiqly,Mu'ayqly,Mishary,Mi­shari,Al,Afasi,Afasy,Alafasy,Alafasi,Muh­ammad,Al,Luhaidan,Nasser,Nassir,Naser,Na­sir,Al,Qatami,Salman,Al,Utaybi,Sa'ud­,Ash,Shuraim,Shuraym,Tawfiq,Tawfeeq,As,S­ayegh,Sawa'igh,Yasir,Yassir,Yaser,Ya­sser,Ad,Al,Dosari,Dossari,Dosary,Dosary,­Ziyad,Patel,Surat,Surah,Soorah,Soorat,Al­,Fatiha,The,Opening,Allah,Last,Final,Pro­phet,Messenger,Muhammad,Islam,Truth,Mosq­ue,Masjid,Taraweeh,Tarawih
Neml Suresi Ve Meali Kabe İmamı Mahir 20:10
Neml Suresi Ve Meali Kabe İmamı Mahir 452 izlenme - 3 yıl önce Neml Suresi Ve Meali Kabe İmamı Mahir
Kur'an-I Kerim - Neml Suresi (Karınca) 17:53
Kur'an-I Kerim - Neml Suresi (Karınca) 318 izlenme - 3 yıl önce Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla 1- Ta, sin. Bunlar Kur’an’ın ve apaçık olan Kitab’ın ayetleridir. 2- Mü’minler için bir hidayet ve bir müjdedir. 3- Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler. 4- Ahirete inanmayanlara gelince; Biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, ‘körlük içinde şaşkınca dolaşırlar’. 5- İşte onlar; en kötü azap onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır. 6- Hiç şüphesiz, bu Kur’an, sana, hüküm ve hikmet sahibi olan, (ve herşeyi gerçeğiyle) bilen (Allah’ın) Katından ilka edilmektedir. 7- Hani Musa ailesine: “Şüphesiz ben bir ateş gördüm” demişti. “Size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim.” 8- Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: “Ateş (yerin)de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah Yücedir. 9- “Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım.” 10- “Asanı bırak;” (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. “Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz.” 11- “Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz Ben, bağışlayanım, esirgeyenim.” 12- “Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin, (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdir.” 13- Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: “Bu, apaçık olan bir büyüdür.” 14- Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. 15- Andolsun, Davud’a ve Süleyman’a bir ilim verdik: “Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah’a hamd olsun.” dediler. 16- Süleyman, Davud’a mirasçı oldu ve dedi ki: “Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize herşeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür.” 17- Süleyman’a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. 18- Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.” 19- (Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: “Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat.” 20- Kuşları denetledikten sonra dedi ki: “Hüdhüd’ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?” 21- “Onu gerçekten şiddetli bir azapla azaplandıracağım, ya da onu boğazlayacağım veya o, bana apaçık olan bir delil getirmelidir.” 22- Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: “Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi, ben kuşattım ve sana Saba’dan kesin bir haber getirdim.” 23- “Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona herşeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var.” 24- “Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.” 25- “Ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah’a secde etmesinler diye (yapmaktadırlar).” 26- “O Allah, O’ndan başka İlah yoktur, büyük Arş’ın Rabbidir.” 27- (Süleyman:) “Durup bekleyeceğiz, doğruyu mu söyledin, yoksa yalancılardan mı oldun?” dedi. 28- “Bu mektubumla git, onu kendilerine bırak sonra onlardan (biraz) uzaklaş, böylelikle bir bakıver, neye başvuracaklar?” 29- (Hüdhüd’ün mektubu götürüp bırakmasından sonra Saba melikesi Belkıs:) Dedi ki: “Ey önde gelenler gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı.” 30- “Gerçek şu ki, bu, Süleyman’dandır ve ‘Şüphesiz Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla’ (başlamakta)dır.” 31- (İçinde de:) “Bana karşı büyüklük göstermeyin ve bana Müslüman olarak gelin” diye (yazılmaktadır). 32- Dedi ki: “Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin, siz (herşeye) şahidlik etmedikçe ben hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim.” 33- Dediler ki: “Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen (biz uygularız). 34- Dedi ki: “Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar; işte onlar, böyle yaparlar.” 35- “Ben onlara bir hediye göndereyim de, bir bakayım elçiler neyle dönerler.” 36- (Elçi hediyelerle) Süleyman’a geldiği zaman: “Sizler bana mal ile yardımda mı bulunmak istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır; hayır, siz, hediyenizle sevinip öğünebilirsiniz” dedi. 37- “Sen onlara dön, Biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve Biz onları ordan horlanmış-aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız.” 38- (Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) “Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?” dedi. 39- Cinlerden ifrit: “Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim.” dedi. 40- Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: “Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.” Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır, O’na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır. 41- Dedi ki: “Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak? 42- Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: “Senin tahtın böyle mi?” denildi. Dedi ki: “Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz Müslüman olmuştuk.” 43- Allah’tan başka tapmakta olduğu şeyler onu (Müslüman olmaktan) alıkoymuştu. Gerçekte o, inkar eden bir kavimdendi. 44- Ona: “Köşke gir” denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: “Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir.” Dedi ki: “Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman’la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” 45- Andolsun, Biz Semud (kavmine de) kardeşleri Salih’i: “Yalnızca Allah’a kulluk edin” diye (demek üzere) gönderdik. Bir de ne görsün, onlar birbirlerine düşman kesilmiş iki gruptur. 46- Dedi ki: “Ey kavmim, neden iyilikten önce kötülük konusunda acele davranıyorsunuz? Allah’tan bağışlanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki esirgenirsiniz.” 47- Dediler ki: “Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık.” Dedi ki: “Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah Katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz.” 48- Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı. 49- Kendi aralarında Allah adına and içerek, dediler ki: “Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim.” 50- Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk. 51- Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak; Biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik. 52- İşte, zulmetmeleri dolayısıyla enkaza dönüşmüş ıpıssız evleri. Şüphesiz bilen bir kavim için bunda bir ayet vardır. 53- İman edenleri ve sakınanları da kurtardık. 54- Lut da; hani kavmine demişti ki: “Siz, açıkça gördüğünüz halde, yine de o çirkin utanmazlığı yapacak mısınız?” 55- “Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” 56- Kavminin cevabı: “Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmış” demekten başka olmadı. 57- Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. 58- Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. 59- Dedi ki: “Hamd Allah’ındır ve selam O’nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?” 60- (Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitirdik, sizin içinse bir ağacını bitirmek (bile) mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir İlah mı? Hayır, onlar sapıklıkta devam eden bir kavimdir. 61- Ya da yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona (yeryüzü için) sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara-engel (haciz) koyan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Hayır onların çoğu bilmiyorlar. 62- Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi’ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz. 63- Ya da karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgarları müjde vericiler olarak gönderen mi? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir. 64- Ya da halkı sürekli yaratmakta olan, sonra onu iade edecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? De ki: “Eğer doğru söylüyor iseniz, kesin-kanıt (burhan)ınızı getiriniz.” 65- De ki: “Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar.” 66- Hayır, onların ahiret konusundaki bilgileri ‘ard arda toplanıp pekiştirildi,’ hayır, onlar bundan bir kuşku içindedirler; hayır, onlar bundan yana kördürler. 67- İnkar edenler dedi ki: “Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip-çıkartılacakmışız?” 68- “Andolsun, bu (azap ve dirilme tehdidi), bize ve daha önce atalarımıza va’dolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir.” 69- De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu-günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün” 70- Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma. 71- Derler ki: “Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va’dolunan (azap) ne zaman?” 72- De ki: “Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile.” 73- Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar. 74- Ve şüphesiz, senin Rabbin, sinelerinin gizli tuttuklarını ve açığa vurduklarını kesin olarak bilmektedir. 75- Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. 76- Gerçek şu ki, bu Kur’an, İsrailoğulları’na hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatıyor. 77- Ve gerçekten o, mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. 78- Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında Kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir. 79- Sen, artık Allah’a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin. 80- Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. 81- Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte Müslüman olanlar bunlardır. 82- O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler. 83- Ve her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir grubu toplayacağımız gün, artık onlar ‘tutuklanıp (azap yerine) dağıtılırlar.’ 84- Nihayet geldikleri zaman, (Allah) der ki: “Siz Benim ayetlerimi, bilgi bakımından kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz?” 85- Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar. 86- Görmediler mi, Biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır. 87- Sur’a üfürüleceği gün, Allah’ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri ‘boyun bükmüş’ olarak O’na gelmişlerdir. 88- Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi ‘sapasağlam ve yerli yerinde yapan’ Allah’ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır. 89- Kim bir iyilikle gelirse, artık kendisine daha hayırlısı vardır ve onlar, o günün korkusuna karşı güvenlik içindedirler. 90- Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara:) “Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?” (denir). 91- (De ki:) “Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Herşey O’nundur. Ve Müslümanlardan olmakla emrolundum.” 92- “Ve Kur’an’ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: “Ben yalnızca uyarıcılardanım.” 93- Ve de ki: “Allah’a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız.” Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Süleyman as. ve karınca (Neml Suresi 17-19 - Ebubekir Şatıri) 01:16
Süleyman as. ve karınca (Neml Suresi 17-19 - Ebubekir Şatıri) 382 izlenme - 3 yıl önce fussilet Kuran Merkezi tarafından hazırlanan Türkçe Mealli Kur'an videoları ile Kur'an'ı bambaşka şekilde okumak için şimdi web sitemize giriş yapın! Kanalımızı ziyaret edin: http://www.izlesene.com/fussiletkuranmerkezi Web sitemizi ziyaret edin: www.fussilet.net Mobil Uygulamalarımızı Ücretsiz İndirin: Android: http://izl.sn/cgrp56 iPhone: http://izl.sn/74pdkm iPad: http://izl.sn/3k7wx3 Hatırlatma; Kanalımızdaki tüm Türkçe mealli Kur'an-ı Kerim videoları fussilet Kuran Merkezi tarafından hazırlanmıştır. Videolar hazırlanırken başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Diyanet Vakfı, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Tefhim-ul Kur'an, Fizilal-il Kur'an gibi farklı meal çalışmalarından yararlanılmıştır.
Ahmet El Acemi Neml Suresi 05:24
Ahmet El Acemi Neml Suresi 157 izlenme - 3 yıl önce Ahmet El Acemi Neml Suresi
Neml suresi - ishak Danış - tek parça full 26:39
Neml suresi - ishak Danış - tek parça full 9 izlenme - 3 ay önce Neml suresi - ishak Danış - tek parça full
Saad Al Ghamidi - Neml Suresi ve Meali (Ok Takipli)    24:03
Saad Al Ghamidi - Neml Suresi ve Meali (Ok Takipli) 4 izlenme - 2 ay önce Saad Al Ghamidi - Neml Suresi ve Meali (Ok Takipli) Allah, (c.c.), Hz. Muhammed, (s.a.v.), Namaz Sureleri, Namaz süreleri, sure, süre, islam, islamiyet, kuran dinle, kuran izle, ayet, iman, koran, namaz, Kuran, kuran, Namaz Duaları, Dua, oruc, quran, coran, iman, cennet, cehennem, melek, resulullah, resulallah, mohammed, namaz duaları, Süresi, Nasr Suresi Süresi, Nasr suresi Suresi, Nasr Suresi Suresi dinle, Nasr Suresi Suresi izle, ok takipli Kur'an-ı Kerim Tilaveti, Nasr Suresi Türkçe Mealli Ok Takipli
Neml Suresi 1-3,14,15,17,23,25,28,30,31,41,42,44 Ayetlerinin Tefsiri 09:41
Neml Suresi 1-3,14,15,17,23,25,28,30,31,41,42,44 Ayetlerinin Tefsiri 27 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Neml Suresi’nden okuyalım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. 1-“Ta sin”, Ta Sin; taht Süleyman’a mı acaba bakıyor? Çünkü cinlerle bağlantıda “Ta Sin”’in şifre yönü var. Taht-ı Süleyman’a bakıyor olabilir. Ben biraz kapalı söyleyeyim, siz artık ne anlıyorsanız anlayın. “Bunlar Kur'an'ın ve apaçık olan Kitab'ın ayetleridir. 2-Mü'minler için bir hidayet ve bir müjdedir.” Hz. Mehdi (a.s) nedir aynı zamanda?  Hidayete vesile olan, değil mi? Hz. Mehdi (a.s) kelimesi zaten; hidayete vesile olan ve Allah’tan bir müjde. İşari manası olarak söylüyorum. Bakın “Bunlar Kuran'ın ve apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.” Bir Kuran’ın ayetleri var. Bir de apaçık olan kitabın ayetleri var. Kaderin ayetlerine de bakıyor buradaki ifade; “Bunlar Kuran'ın ve apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.” Kaderdeki olaylar da Allah’ın ayetleridir, ona da işaret ediyor. “Müminler için bir hidayet ve bir müjdedir” Hz. Mehdi (a.s) nedir? Hidayet ve müjdedir, hidayete vesile olan bir müjdedir. 3-“Ki onlar namazı dosdoğru kılarlar.” Tam Kuran’da tarif edildiği gibi. “Zekatı verirler. Onlar ahirete kesin bilgiyle iman ederler.” İnsanların birçoğu ahirete kesin bilgiyle iman edemez. Mesela münafıklar kesin bilgiyle iman etmedikleri için, münafık oluyorlar. Bakın zaten burada, “Ta, Sin”  taht Hz. Süleyman (a.s)’a baktığını düşünüyoruz, Allahualem, anlamlarından bir tanesi olarak söylüyorum. Zaten 27. ayete baktığımızda, 26. ayete baktığımızda, 16. ayete baktığımızda, 15. ayete baktığımızda birçok harikalar görüyoruz. 14. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Vicdanları kabul ettiği halde” diyor. Münafıklara bakıyor ayet, inşaAllah, “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen bozguncuların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.” Münafıklar Kuran’dan pek hoşlanmazlar ama hurafe ve put adamlar, put kitaplar, put inançlar, olduğunda, hemen oraya giderler. “Allah böyle diyor” dersen ,“benim putum da böyle diyor” der. Dikkat edin münafığın silahı hep puttur, şirktir. Kuran’dan konuşamaz.  15. ayette Allah; “Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik.” Hz. Davut (a.s) ve Hz. Süleyman (a.s) her ikisi de Kuran’da Hz. Mehdi (a.s)’a işareten hayatlarından bahsedilir. “Bir ilim verdik”, Hz. Mehdi (a.s)’ı da Allah, bir gecede özel hallerle donatıyor. “’Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah’a hamdolsun’ dediler.”Çünkü onlara daha ayrı bir seçkinlik veriliyor. 17-“Süleyman’ın cinlerden, insanlardan, kuşlardan orduları toplandı.” 28-“Bu mektubumla git onu kendilerine bırak. Sonra onlardan uzaklaş. Böylelikle bir bak neye başvuracaklar.” Tebliğde anlatımdan sonra, o insanın düşünmesi için ona vakit vermenin önemine Kuran dikkat çekiyor. 30. ayette; “Gerçek şu ki bu Süleyman’dandır. Şüphesiz Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlamaktadır”. Bir şeye başlarken Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlamak; ona bereket getirir, güzellik gerektirir, inşaAllah. 31-“Bana karşı büyüklük göstermeyin.” Münafıkların, küfrün ana belası ne? Gurur, büyüklük hissi. Mütevazi insanlar hep sevilirler. Güzel huylu insanlar hep sevilirler, iyi niyetli insanlar hep sevilirler. Enaniyet yapanlar, pislik adamlardır. Bakın orada bir hanım var; Sebe Melikesi, devlet başkanı olmuş. Demek ki, kadından yönetici oluyormuş. “Büyük bir tahtı var” diyor, 23.de, Taht-ı Süleyman. 25-“Ki onlar göklerde ver yerde saklı olanı ortaya çıkaran” cinlerde de Allah’ın dilemesi ile göklerde ve yerde olanı saklı olanı, bulma özellikleri vardır. Bir belge, bir evrak herhangi bir şeyi eğer lazım ise, Allah’tan dua ile cini vesile ederek bazı insanlar isteyebiliyorlar. Tabii hepsini rahat rahat anlatamıyorum. 41-“Dedi ki, ‘onun tahtını değişikliğe uğratın.’” Allah Allah, Tahttan ne kadar çok bahsediyor Kuran. “Bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi yoksa bulamayanlardan mı olacak? 42-Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona, ‘senin tahtın böyle miydi’ denildi. Dedi ki, ‘tıpkı kendisi’” Üç boyutlu, net görüntü oluşmuş. Etrafındaki insanlarla beraber, görüntüsüyle beraber. “Bize ondan önce ilim verilmişti, biz Müslümanlardan olmuştuk” 44-“Ona: ‘Köşke gir’ denildi.” Hz. Süleyman “köşke gir” diyor. Bu hanım, Sebe’den gelen bir Hanım. Yeni tanışıyorlar Hz. Süleyman (a.s)’la. Hz. Süleyman (a.s) sırtını dönüp konuşmamazlık yapmıyor. Bazı kardeşlerimiz diyor ya “niye hanımlarla konuşuyorsun?” Yüz yüze konuşuyor. “Onu görünce derin bir su sandı”, Hz. Süleyman (a.s) “gir” diyor, derin bir su gibi gösteriyor, kadına şaka yapıyor. Gir demek ne demektir? “Suya gir” diyor. Onu havuz olarak düşündüğünü düşünerek söylüyor, şaka yapıyor, yüz yüze konuşuyor, “derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı.” Bakın Kuran, özel detay veriyor; “(eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir." “Saydam camdan olma düzeltilmiş” özel şekil verilmiş, “bir köşk-zemindir." Ve alttan da su gibi ışıklandırılmış. Su görünümü veriliyor yani dalgalandırma görünümü veriliyor veyahut ona benzer teknikler kullanılıyor, kadın net olarak su zannediyor ve derin zannediyor. “Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; artık ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.’” Bakın Hz. Süleyman (a.s)’ı sevmiş, Hz. Süleyman (a.s)’dan ayrılmak istemiyor. Sevginin önemini görüyor musunuz? Orada şaka yapıyor kadına, gönlünü alıyor. Köşk zeminde ona bir teknoloji harikası sunuyor. Hz. Süleyman (a.s) zamanında elektrik vardı, Firavun devrinde elektrik vardı. Koskoca ampuller var, fotoğrafları var ampullerin de. Birkaç çeşit yoldan elektrik elde ediyorlardı, elektrik geniş çapta kullanılıyordu aydınlatmada. Ama saraya ait bir özellikti, halk için kullanılmıyordu. Sarayın özel konforuydu. Hz. Süleyman (a.s)’ın sarayında da var. Aslında bu konuda anlatacağımız tabii çok şeyler var. http://www.a9.com.tr/izle/108297/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-1-31415172325283031414244-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 14. Ayetin Tefsiri (İnkarcılar Anlamadıkları İçin Değil Sonsuz Zalimlik Ve Büyüklenme R 03:49
Neml Suresi, 14. Ayetin Tefsiri (İnkarcılar Anlamadıkları İçin Değil Sonsuz Zalimlik Ve Büyüklenme R 12 izlenme - 9 ay önce BÜLENT SEZGİN: Küfür için Allah “vicdanları kabul ettiği halde zulüm ve büyüklenme dolayısıyla inkar ettiler” (Neml Suresi, 14) diyor. ADNAN OKTAR: ‘Zulüm ve büyüklenme.’ Anlamadığından değil bak, ruhundaki sonsuz zalimlik ruhu ve sonsuz büyüklük ruhundan kaynaklanıyor. Sonsuz büyüklük ruhunda, Allah’tan daha büyük olduklarına inanıyorlar küfür. Haşa onlar Allah’ı beğenmezler küfür. Diyor ya Öcalan; “ben kendim Allah oldum” diyor. O, kendini Allah’tan üstün görüyordur. Akıl almaz bir zulüm ruh oluşuyor. BÜLENT SEZGİN: “Tanrı’yla savaşımla galip geldim” diyor. ADNAN OKTAR: Tabii. “Allah’ı yendim” diyor. “Allah’tan daha büyüğüm” diyor Abdullah Öcalan. Bak, “Allah’la savaştım” haşa “Allah’ı yendim” diyor. “Allah’tan daha büyüğüm” diyor. Zaten PKK’lılar da ona ilah diyorlar, haşa Allah diyorlar. Böyle bir şeyde bu sözü Allah işte cehennemde geri aldırtıyor. Ama sonsuza kadar geri aldırtıyor. Geri aldım demiyor da haliyle geri aldırtıyor. Yani pişman oldum demiyorlar ahirette, cehennemde pişman oldum demiyor. İnsanlar öyle olduğunu zannediyor, demiyorlar. Mesela “Allah’ınıza söyleyin de bana biraz su versin” diyor. Veyahut “bu ateşi biraz azaltsın, azaba biraz ara versin, Allah’ınıza söyleyin” diyor. Yine orada Allah’a tavır koymuş vaziyette. Yine büyük görüyor kendini. Vücuduna da şaşıyor zaten kendini haşa Allah gibi gördüğü için vücudu dile geliyor, onun yaptığı ahlaksızlıkları anlatıyor, derisi, gözü, kulağı. Onlara da kızıyor, kendi vücuduna da kızıyor. “Bunlara ne oluyor böyle?”diyor. Bak enaniyeti görüyor musun, ruhunda ki azgın enaniyeti, büyüklük hırsını? Allah o büyüklenme hırsına Kuran’da çok dikkat çekiyor. Müslümanlara düşük akıllı diyorlar. Cenab-ı Allah diyor ki; “Asıl düşük akıllı onlardır” diyor. Ama farkında değil. Ama bizim bilemeyeceğimiz derecede güçlü bir düşük akıl. İlk bakışta herkesin anlayabileceği gibi değil. İlk bakışta normal bir insan zannediyor. Ama Allah delil olarak şöyle diyor Allah, oradan çıkarılabilir, “onların bakışlarındaki bozukluktan, ben istersen anlarsın” diyor Peygamberimiz (s.a.v)’e. Demek ki, bozuk bakıştan anlaşılabiliyor. “Ama” diyor, “onların konuşmalarındaki bozukluktan anlarsın.” Onlar zırvalıyorlar, zırvalama tarzında konuşuyorlar. Çünkü nefsi adına konuştuğu için, hep kendi nefsini kurtaracak, kendi çıkarını kurtaracak şekilde üç kağıtçı bir üslup kullanır o tipler. Hep böyle sahtekarca, kendi çıkarlarını ince ince kurtaracak bir yöntem izler. Ve Müslümanlardan da ne yönde istifade edebilir, ona bakar. Ne çıkar elde edebilir, onu da ince ince düşünür. Ama kendinin hiçbir şekilde İslam’a hizmetinden kaynaklanan bir mağduriyet içinde olmasını istemez. Kendi kafasına göre mağduriyet olarak görüyor. Her hangi bir hizmet istemez. http://www.a9.com.tr/izle/201597/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-14-Ayetin-Tefsiri-(Inkarcilar-anlamadiklari-icin-degil-sonsuz-zalimlik-ve-buyuklenme-ruhu-icinde-olduklari-icin-iman-etmez) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Ahmet El Acemi - Neml Suresi 2/3 09:15
Ahmet El Acemi - Neml Suresi 2/3 39 izlenme - 3 yıl önce Ahmet El Acemi - Neml Suresi 2/3
Neml Suresi, 39-40 Ayetlerinin Tefsiri 00:48
Neml Suresi, 39-40 Ayetlerinin Tefsiri 15 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: “Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim."” İşte bak, cinlerden bir ifrit. Cinler diyor ki; “...o tahtı hemen getirelim mi?” diyorlar. Bu, Allah-u alem bu parmak ilmi ta oradan kalma olduğu anlaşılıyor. Yani görüntü olarak getirecekler anladığım kadarıyla cinler, yani Hz. Süleyman (a.s.)’ın tahtını. Ama, “Yanında Kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazlındandır.”” Eşyayı da nakledecek güce sahip olmuşlar. Allah-u alem yine onlar da cinlerle bağlantıyla bunu elde ediyorlar. Yani eşyanın naklinin de mümkün olduğu anlaşılıyor. Hem görüntünün naklinin mümkün olduğu, hem de eşyanın naklinin mümkün olduğu, inşaAllah. http://www.a9.com.tr/izle/105876/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-39-40-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 28-44 Ayetlerinin Tefsiri 19:34
Neml Suresi, 28-44 Ayetlerinin Tefsiri 10 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bu mektubumla git” diyor 28’inci ayette, “onu kendilerine bırak, sonra onlardan uzaklaş, böylece bir bak, neye başvuracaklar?” Mektup; o devrin kitabı, yani tebliği içinde barındıran bir açıklama. Kaç sayfa olduğu belli değil. Mektup; orada imani, Allah’ın varlığını anlatan açıklamalar ve İslam’a uymanın önemini anlatan açıklamalar var ve uymaları söyleniyor. “Onu kendilerine bırak sonra onlardan uzaklaş”. Kitap verdikten sonra, bir şey anlatıldıktan sonra ısrar edilmez; bir uzaklaşırsın. O, Kitapla baş başa, o düşünceyle baş başa kalması lazım, bir düşünmesi lazım. “Böylelikle bir bak, neye başvuracaklar?” Sonra bak, yani ne etkisi oldu, nasıl oldu etkisi bir bak. “(Sebe Melikesi Belkıs) Dedi ki: “Ey önde gelenler”. Şimdi demek ki devlette, yönetimde insanlar, kültürlü, daha aklı başında gördüğü, daha tecrübeli olan insanları esas alacaklar, yani onlarla istişare edecekler. “Gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı.” Bunun analizini yapacak ama istişare yapmak istiyor toplulukla. “Gerçek şu ki, bu, Süleyman’dandır” o devrin Mehdi’si “ve şüphesiz Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (başlamakta)dır.” Her işe Allah’ın adıyla başlamanın önemi mesela bak. “Bismillah” da denir ama “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” aslı odur. Bak, ayette nasıl diyor? “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” başlamaktadır. “(İçinde de:) ‘Bana karşı büyüklük göstermeyin”. İlk yapılacak şey neymiş? Enaniyetin kalkması. Büyüklük insanı delirten, basiretini ferasetini bağlayan, samimiyetsiz kılan, doğal davranmasını ortadan kaldıran, akli dengesini bozan vahim bir beladır büyüklük. Onun için en büyük belayı önce söylüyor; “büyüklük göstermeyin” diyor. Büyük olan Allah çünkü. “Ve bana Müslüman olarak gelin". Müslümanlık Hz. Süleyman (a.s.) zamanında var mıymış? Var. Hz. İbrahim (a.s.) zamanında var mı? Var. Hz. İsa (a.s.) zamanında, Hz. Musa (a.s.), Hz. Musa (a.s.)’a tabi olan Ben-i İsrail o zaman Müslüman mıydı? Müslüman’dı. Hz. İsa (a.s.)’a tabi olan havariler Müslüman mıydı? Hz. İsa (a.s.) dahil hepsi Müslüman’dılar. “Dedi ki: ‘Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin”. Devletin istişare ile yönetilmesi gerektiğini Kuran gösteriyor. Devlet yönetiminde önde gelenlerden oluşan bir istişare heyetinin gerekliliğine Allah dikkat çekiyor, yani müsteşar ve müşavirlerin önemine. “Siz (her şeye) şahitlik etmedikçe ben hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim." “İstişare yapmadan kesin karar vermem” diyor. Devlet yönetiminde bu çok hayatidir. “Ben, kafam esti böyle yaptım” olmaz. Mutlaka istişare edilmesi lazım, çünkü bütün milletin sorumluluğu üzerinde. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da yapacağı odur, Peygamberimiz (s.a.v.)’in de yaptığı odur. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de, Cenab-ı Allah istişare etmesini söylüyor. İnsanlar da istişare edecekler. İstişarede karşı tarafın fikrine saygı esastır. Şimdi bazı adamlar istişare yapar ama karşı taraf iyi fikir verdiğinde ağrına gider, yanlış olan fikrini yine ısrarla yapar. Dinlemez. Kendi kafasına göre hareket eder. O yanlış, yani karşı taraf haklıysa onu yerine getirmek lazım. Bak; “hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim.’ Dediler ki: ‘Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız.’” Demek ki devlet kuvvetli olacak, güçlü devlet olacak. “Ve zorlu savaşçılarız.” Çok güçlü bir askeri yapılanmanın gerekliliğine Kuran dikkat çekiyor. “İş konusunda karar senindir”. Yine de imamın, liderin, devlet başkanının karardaki ehemmiyeti ve onun verdiği karara duyulacak saygının önemine Kuran dikkat çekiyor. “Artık sen bak, neyi emredersen.” Emir sahibi. Şahs-ı manevi var mı? Yok. Burada şahıs var, bak lider var. Üstelik de kadın lider. “Haydi şahs-ı manevi yapsın” demiyorlar. Kadın lider var, maiyetinde insanlar var, istişare ettiği kişiler var ve bir şahs-ı manevi oluşuyor. Lider, talebeleri yahut ona yardım edenler ve ondan oluşan şahs-ı manevi. Bak; “zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen.’ Dedi ki: ‘Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar.’” O devirde hep bu sistem var. Tarih bilgisi de vermiş oluyor Kuran bize. O devirde bozguna uğratıyorlar bir yere girildiğinde, ikinci bir ihtimal olmuyor. Asıyorlar, kesiyorlar, yıkıyorlar, darmakeşan ediyorlar. “Ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar.” Mesela onları soyuyorlar yahut eşeğe bindirip gezdiriyorlar, aşağılıyorlar, halka taşlatıyorlar yahut yerde süründürüyorlar, yani işkence yapıyorlar acı veriyorlar. “işte onlar, böyle yaparlar." O, küfürde alıştığı için bunu belirtiyor. "Onlara bir hediye göndereyim de, bir bakayım elçiler neyle dönerler." Kadın yatıştırmak istiyor, aynı şey zannettiği için. Alışmış küfrün sistemine, “hediye gönderirsek belki ona tamah eder yahut etkilenir, sakinleşir” diye düşünüyor. “Bir bakayım elçiler neyle dönerler." Deniyor kadın ne yapacağını ama bu da bir diplomatik yöntemdir tabii, yani yatıştırmaya çalışmak, kargaşayı durdurmaya çalışmak. “(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman: ‘Sizler bana mal ile yardımda mı bulunacaksınız? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır.” Müslüman lider hediye kabul etmeyecek. Bediüzzaman mesela hediye kabul etmiyordu. Hediye yok. Bediüzzaman’ın hediye almamasının nedeni bu ayettir. Mesela ben de hediye istemem ama çiçek falan, kedi medi hediye ederlerse tabii ki reddetmem de ama pahalı hediye almam. Burada gelen hediye pahalı hediye. Bak; “Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır”. Bir de mühim bir konuya dikkat çekiyor orada Peygamber (a.s.); “hayır, siz, hediyenizle sevinip öğünebilirsiniz". Enaniyet yapabilirsiniz. Çünkü hediye veren, bol yani yüksek bir meblağ yaptıysa o onda gurur yapar. Bu sefer karşı tarafa karşı, karşı tarafı töhmet altında bırakan bir üsluba girer. Kuran, bu psikolojik etkileri de açıklıyor. Kuran aynı zamanda muazzam bir insan psikolojisini, sosyal psikolojiyi tahlil eden bir kitaptır aynı zamanda. "Onlara dön”. Elçiye söylüyor. Zaten elçinin görevi odur, geri dönmektir. “Biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve Biz onları oradan horlanmış-aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız." Direkt askeri müdahale yapmıyor. Ordunun caydırıcı gücü var. Ordunun gücünü hatırlatıyor. Ve “rezil olursunuz” diyor, “eğer Müslümanlar’a karşı bir atakta bulunursanız," anormal bir harekette bulunursanız rezil rüsva olursunuz.” diyor. “Sürüp çıkarırız”. Yani; “oradan sizi dışarı çıkarırız” diyor, “bulunduğunuz ülkeden” ve “horlanmış ve aşağılanmış olursunuz” diyor. Yani bir askeri gücün caydırıcılığına dikkat çekiyor. O zaman nasıl olacak Müslümanlıkta? Çok güçlü bir ordu olacak. Caydırıcı gücü olacak. Kullanmaya gerek var mı? ALTUĞ BERKER: Yok, inşaAllah. ADNAN OKTAR:Gerek yok, çünkü adam gördüğünde “pardon” diyor. ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. MaşaAllah. ADNAN OKTAR:Başına geleceği tahmin ettiği için uğraştırmıyor, hiç yapmıyor. ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. ADNAN OKTAR:“(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) ‘Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?’ dedi.” “Kadının tahtını bana kim getirebilir’” diyor, ama çok uzaklarda tahtı. Yani belki beş bin kilometre uzakta, çok uzakta. “Cinlerden ifrit: ‘Ben sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim’ dedi.” İşte bu tırnakta cin çağırmanın ilk kaynağıdır bu Kuran ayeti de. Zaten tırnak duasında “açıl Süleyman’ın tahtı açıl” denir, değil mi? ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz, estağfirullah. ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Evet, sonra da görüntü oluşuyor inşaAllah. Yani cin; “ben bunu görüntü olarak getireyim” diyor. Hakikaten de yapar Allah’ın izniyle. Yani üç metreye dört metre koskoca görüntü oluşur, net olarak. Etrafındaki adamlarla, seslerle olduğu gibi görebilir kadın, tahtın görüntüsünü. “Yanından Kitap’tan ilmi olan biri dedi ki”. O da, o devirdeki Kitap’ı çok iyi bilen bir alim var. "‘Ben, onu sana getirebilirim.’ Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: ‘Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye, hiç kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.” Allah’ın Gani ismi tecelli ettiği için Hz. Süleyman (a.s.)’da, hiçbir şeye ihtiyacı yok. Allah’ın o isminin tecellisi olarak malı kabul etmiyor. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde halk malı kabul edecek mi? Etmeyecek. Birbiriyle bağlantılı olaylar, inşaAllah. ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. ADNAN OKTAR:“Dedi ki: ‘Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?’ Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: ‘senin tahtın böyle mi?’ denildi.” Gösteriliyor Hz. Süleyman (a.s.). Benim anladığım sarayın bir cephesinde taht olduğu gibi görüntü olarak oluşuyor, etrafındaki insanlarla beraber, inşaAllah. SUNUCU:İnşaAllah. ADNAN OKTAR:Yani müthiş bir televizyon teknolojisi var bilinen, bu oluşuyor. Bunu cinler de yapıyor, ama o devirde Hz. Süleyman (a.s.) da biliyor bu bilimi. Mesela tırnak duasında olduğunu ben biliyorum. Yani bizzat benim yakınımdaki kişiler yaptılar, denediler, gördüler; biliyorum. Yani üç metreye dört metre görüntü aynı şahıslarla beraber, olaylarla beraber çok net aynı televizyon görüntüsü gibi görüntü oluşuyor. Önce küçük tırnağın üstünde, tırnağının bulunduğu şu sağ başparmak tırnağının üstünde. Yani aslında biraz açıklayayım. Tırnağın üzerine yağ gibi bir sıvı sürülüyor önce. Sonra muhtemelen bu ayetten alınan bir dua var, o yazılıyor. Ondan sonra Cenab-ı Allah’tan isteniyor, o cinlerin zuhur etmesi isteniyor. Önce, benim gördüğüm, parmak kayboluyor, yani parmağın görüntüsü kayboluyor. Sonra bir ekran oluşuyor, dörtgen bir ekran oluşuyor. Sonra net görüntü oluşuyor, sesler ve insanlar açık açık görülmeye başlıyor. İkinci aşamasında ekran tam genişliyor, üç metreye dört metre oluyor. Eğer suda çağırılırsa; adam, çağıran kişi görüntünün içine giriyor, kendisi giriyor görüntünün içine. Orada da kadın görüntünün içine girmiş. Hz. Süleyman (a.s.)’ın o zemini var ya; kadına diyor, ayağını sıyırıp içine girmeye kalkıyor ya kadın; Allahualem o olay yeri orası gibi görülüyor, inşaAllah.Yani müthiş bir teknolojiye sahip ama bizim bilmediğimiz, hayret ettiğimiz bir görüntüyü nakletme kanunu var, Allah’ın bir kanunu var, fizik kanunu. Yani bu böyle kapsamlı, televizyonda yapılan bu çalışmanın dışında çok çok daha basit, çok kolay bir yöntemle görüntü nakloluyor, ama bulunamadı daha bu. Cinler bunu uyguluyorlar. Cinlerinki ayrı, bu kitaptan ilim sahibi olan kişininki ayrı ama yaklaşık aynı yöntemi uyguluyorlar, anladığımız kadarıyla. Allah yaratıyor. "‘Senin tahtın böyle mi?’ denildi. Dedi ki: ‘Tıpkı kendisi” diyor. Görüntüye bakıyor, aynısı, inşaAllah, tıpkı kendisi. “Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz Müslüman olmuştuk zaten” diyor. Harika karşısında nefesi kesiliyor. Demek ki Müslüman olmada insanlar bazen tereddüt ediyorlar, böyle harika bir şey gördüklerinde aniden Müslüman oluyorlar. ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. ADNAN OKTAR:İşte Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın etkisi de bu şekilde olacaktır. İnsanlar aniden Müslüman olacaklar, meydana gelen harikadan dolayı, Hz. İsa (a.s.)’ın göstereceği harika mucizelerden dolayı. “Allah'tan başka tapmakta olduğu şeyler onu (Müslüman olmaktan) alıkoymuştu.”O da o zaman Darwinist, materyalistti kadın, o da o zamanlar o düşüncede. “Gerçekte o, inkar eden bir kavimdendi.” “O da materyalist bir kavimdendi” diyor Cenab-ı Allah. “Ona: ‘Köşke gir’ denildi. Onu görünce derin bir su sandı”. Bak normal bir su da değil, derin bir su sanıyor. “(Eteğini çekerek) ayaklarını açtı.” Yani suya girecek pozisyona geliyor, açıyor bacaklarını. “(Süleyman) Dedi ki: ‘Gerçekte bu, saydam bir camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir.’” “Su değil” diyor Hz. Süleyman (a.s.). Yani o kadar harika ki görünüş, kadın bayağı uyanık olduğu halde fark edemiyor, gerçekten su zannediyor, derin bir su zannediyor. Bacağını, ayağını açıp suya girmeye hazırlanıyor. Şu an öyle bir teknoloji yok, mükemmel bir teknoloji. “Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim”. Kadın bu sefer çok daha net konuşuyor; “kendime zulüm ettim; ben Süleyman’la birlikte,” Süleyman’ın tarif ettiği şekilde; anlamı bu. Çünkü diyor ki adam mesela; “ben Müslüman oldum”. “Nasıl oldun Müslüman?” diyoruz. “Oldum” diyor. Hangi peygamber? “Yok, peygambere gerek yok, ben Müslüman oldum” diyor. Olmaz. Peygambere tabi olarak Müslüman olunur. Olur mu öyle şey? “Süleyman’la birlikte alemlerin”, bütün alemlerin bak, belirli bir yerin değil, bütün kainatın, “alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? “‘İman ettik’ demeyin” diyor, “iman etmediniz, ‘esleme olduk’, ‘teslim olduk’ deyiniz” diyor, “daha iman kalbinize yerleşmedi” diyor Allah ayette. Bak, kadın ne diyor? “Biz Müslüman olmuştuk”. Sonra ne diyor arkasından? “Rabbim gerçekten ben kendime zulmettim” diyor. Gerçekten iman ediyor bu sefer. İyice oturuyor imanı, yani imanda gelişme oluyor. “… zulmettim; ben Süleyman’la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” Demek ki; ihtişam, güzellik, lüks, harikalar, bakım, kalite, klaslık, güzel üslup, sevgi, güç, iktidar imana vesile oluyor. SUNUCU:İnşaAllah. ADNAN OKTAR:Demek ki Müslüman gariban olmayacak, zavallı olmayacak, aciz olmayacak, ezik olmayacak; güç sahibi, muktedir olacak. Aklıyla, imkanlarıyla, sanatıyla, fenniyle, bilimiyle, güzelliğiyle, insancıllığıyla, tutkusuyla, aşkıyla, aklının derinliğiyle, sanat gücüyle muhteşem olacak. SUNUCU:İnşaAllah. ALTUĞ BERKER: MaşaAllah. ADNAN OKTAR:Evet, Hz. Süleyman (a.s.)’ın da lakabıdır; “Muhteşem Süleyman”dır, inşaAllah. SUNUCU:İnşaAllah. ADNAN OKTAR:İnşaAllah.  http://www.a9.com.tr/izle/106335/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-28-44-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 15-44 Ayetlerinin Tefsiri (Hz. Süleyman Kıssası - 11 Nisan 2015 tarihli sohbetten) 21:21
Neml Suresi, 15-44 Ayetlerinin Tefsiri (Hz. Süleyman Kıssası - 11 Nisan 2015 tarihli sohbetten) 5 izlenme - 2 yıl önce A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500 http://www.a9.com.tr/izle/201408/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-15-44-Ayetlerinin-Tefsiri-(Hz-Suleyman-Kissasi---11-Nisan-2015-tarihli-sohbetten) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 79-82 Ayetlerinin Tefsiri (22 Mart 2014 tarihli sohbetten) 09:39
Neml Suresi, 79-82 Ayetlerinin Tefsiri (22 Mart 2014 tarihli sohbetten) 6 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Neml Suresi, 79, şeytandan Allah’a sığınırım; “Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.” Hak üzerindeyse bir insan, Allah’a tevekkül ettiyse, müthiş bir konfor içinde. Son derece rahat, güzel. “Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin” demek ki ölü insanlar var.  Bu ayet muhkem, açık. Yani zombi insanlar var. Dışarıda yaşıyor zannediyorsun ama hakikaten robot tarzında. Görüyor ama bir robotun görmesi gibi görüyor. Ruhu yok, ölü yani. “ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” (Neml Suresi / 80) Onlar da zombi konumunda. Ne yaparsan yap anlamaz, dinlemez. Ama insana çok benzedikleri için insan ondan kendini kurtaramaz. Mesela “Nasılsın?” diyor, “iyiyim” diyor. “Yemek yer misin?”, “Teşekkür ederim, yemem” diyor. Bildiğin insan. “Bana bakar mısın?” diyor, bakıyor. Adam da zannediyor ki ruhu var. Halbuki ruhu yok. Zombi. Zombi olduğunu bilse belki çok korkacak. Çok ürkebilir. Yani onun öyle olduğunu anlamış olsa kanı iliği çekilir. Bayağı ürkebilir. Ama bilmiyor, Allah öyle yaratıyor. “Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin;” Allah özel o tarzda yarattıysa bir insanı, hidayet vermediyse, istediğin kadar anlat, ne yaparsan yap, olmaz. Ona şaşıran insanlar görüyorum ben bazen. Mesela adam tebliğ yapıyor, anlatıyor falan hatta bayağı sinirleri bozuluyor anlamıyor diye. Halbuki o granit gibi yahut mermer gibi yahut bir çamaşır makinası, buzdolabı gibi, makine tarzında, normal bir insan değil. “Sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin,” Allah’tan korkan özel yaratılmış insan olması lazım. O zaten söz dinliyor, özel yaratıldığı için. “İşte Müslüman olanlar bunlardır.” (Neml Suresi / 81) Bunlar toplumun içine yer yer Allah tarafından yerleştiriliyor. Normal bildiğin insan. Ruhu var, ilham alıyor, vicdanı var, açık şuura sahip. Ama ölülerle birlikte yaşıyor. Fark edemiyor ölü olduğunu etrafındakilerin. Hatta bazen eşi oluyor. Eşi ölü oluyor, evli, ölü olduğunu bilmiyor. Onunla mesela kırkı yıl, elli yıl yaşıyor. “O söz, başlarına geldiği zaman,” yani “o söz”-kıyamet, kıyametin yaklaşması, kıyamet alametleri başladığında. Yani Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde, Hz. İsa Mesih (a.s) çıktığında, “o söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” (Neml Suresi / 82) O söz, işte şu an insanların başına geldi. Hz. Mehdi (a.s) zuhur etti. Hz. İsa Mesih (a.s) geldi. Kuran’ın 82. ayetinde belirtilen zamana girdik. Bak, “O söz, başlarına geldiği zaman,” özel bir zamandan bahsediyor bu. Herhangi bir zaman değil. O söz, Allah’ın dediği o söz başlarına geldiği zaman. Binlerce yıl inanlar bu zamana erişemediler ama biz eriştik. “Yerden mamul bir dabbe”, debelenen, hareketli, gözle görülmeyecek derecede küçük hareketlenmelerle, “debabe”, “debib”, “debbe” denir. Yani çok küçük hareketler. Mesela şuan ekranda da çok küçük noktaların hareketleri sonucunda görüntü oluşuyor. Çok çok küçük. İyice yaklaşılırsa görülür. “O da insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Yani imansızlığın yaygın olduğunu, insanların Kuran’a inanmadıklarını, iman etmeleri gerektiğini, iman hakikatlerinin güzelliklerini, Kuran mucizelerini onlara anlatır. Onlara söyler. Ve diyor ki Peygamberimiz (s.a.v) “yüzü insan yüzü gibidir”. Hatta “sakallıdır” diyor. Yani Hz. Mehdi (as)’ın ekranlardaki görünüşünü söylüyor. Bak sakallıdır diyor, yüzü insan yüzüdür. Tükellimuhum diyor ayette, insanlara hitap eder. Ana özelliği olarak bu. Ve bir kıpırdanma yani gözle görülmeyecek şekilde küçük kıpırdanmalardan oluşan bir hareketli varlıktan bahsediyor. Yerden mamul. Televizyon, internet nereden yapıldığını araştırdığımızda, ne kullanılıyor? Magnezyum kullanılıyor, yerden mamul. Ne kullanılıyor? Bakır, kobalt, çinko kullanılıyor, demir kullanılıyor. Hepsi yerden. Ayette özellikle onu vurgulamış. Yerden mamul, yerden bir dabbe diyor. Yerden oluşmuş. “Bir dabbe çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Kesin bir bilgi nasıl oluyor? Şuan anlatılanlar mesela Darwinizmin geçersizliği, materyalizmin geçersizliği kesin bilgiyle insanlara anlatılıyor. Bu dabbenin hareket alanını söylüyor Peygamberimiz (sav). Aynı anda diyor, tek adımında 7000 km yol alır diyor. O zamanki ölçü olarak fersah diyor tabii. Yani ölçtüğümüzde 7000 kilometrenin üstünde bir ölçü oluyor. Bir başka rivayette yine mesela 14000 fersah diyor. Bir anda, yer ve gökler aynı anda sesi duyulur diyor. Ne demek? Televizyon, internet. Aynı anda. Yerin altında ve yerin üstünde ağ oluşturacağını söylüyor. Baktığımızda kablo ağı var. Dabbe’nin hatta üzerinde küçük bir göz olacağından da bahsediyor Peygamberimiz (sav). Bakın bütün internete giren kardeşlerimizin bildiği bir husus, bilgisayarlarında küçük bir göz vardır başka insanlarla görüşmesini sağlayan. Ama onu gören bir göz. Küçük bir göz var. Hatta “domuz gözü gibidir” diyor küçük olduğu için Peygamberimiz (sav). Fil kulağına benzer görünümü diyor. Hakikaten açıp kapanıyor, fil kulağı gibi. Ama en mühimi “yerde ve gökte olan insanlar dünyanın neresinde olursa olsun aynı anda onu görür ve duyar” diyor. “Girmediği hiçbir ev olmaz, bütün evlere girer” diyor. Adamlar da zannediyor ki dev bir canavar çıkacak, başı bulutlarda olacak, herkesin evine pençesiyle girecek. Cübbeli de öyle zannediyor. Kardeşim Cübbeli’nin evine Dabbetül Arz eliyle bir girmiş olsa öyle o semt yok olur bir kere. Öyle bir şey olmaz, deniz meniz taşar. Çok büyük felaket olur. Öyle bir varlık Boğaziçi’ne geldiğini düşünelim, mesela Bebek’ten giriş yaptığını düşün, bastığı an denizin akışı durur. Taşar deniz, bütün her yer birbirine girer. Bütün elektrik kabloları, hepsi kopar falan. Deprem olur yani dümdüz olur ortalık. Mesela diyor ki “her türlü renk vardır”. Hakikaten bakıyoruz ekrana, her türlü renk var. “Müminlerin yüzü parıldar, kafirlerin yüzü de kararır” diyor. Dabbetül Arz çıktığında, zuhur ettiğinde, insanlar gördüğünde. Demek ki Hz. Mehdi (as) konuşacak televizyonlarda, kafirlerin yüzü kararacak ızdıraptan, sıkıntıdan, müminlerin de yüzü aydınlanacak, parlayacak. Yüzleri nurlanır müminlerin diyor. Bak “sesini herkes duyacaktır” diyor. “Yer ve gök arasında olan herkesin duyabileceği şekilde konuşacak. Doğuya yönelip konuşacak, bütün Doğulular sesini duyacak. Şam’a yönelip konuşacak, bütün Yemenliler sesini duyacak.” Yani aynı anda bütün dünyada sesi duyulacak diyor. Nasıl olur? İnternet, televizyon. Yani o devirdeki ses ve görüntü akışının, ulaşımının ne kadar kolay olacağını Peygamberimiz (sav) çok şahane anlatmış. “Dabbetül Arz şeytanı öldürecek” diyor. Yani şeytan demek deccaliyet. Demek ki, Hz. Mehdi (a.s) televizyonlara, internete yönelik bir çalışma yapacak. İnternetten, bilgisayardan insanlara yönelecek. Televizyondan insanlara yönelecek. Ve deccali öldürmüş olacak, şeytanı öldürmüş olacak. Fikren mağlup edecek. Yani Darwinizmi materyalizmi yerle bir edecek. http://www.a9.com.tr/izle/185061/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-79-82-Ayetlerinin-Tefsiri-(22-Mart-2014-tarihli-sohbetten) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 48-51 Ayetlerinin Tefsiri 05:53
Neml Suresi, 48-51 Ayetlerinin Tefsiri 7 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Neml Suresi, 48. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Bir kere Cenab-ı Allah Kuran’da çetelere dikkat çekiyor. “Dokuzlu bir çete vardır” diyor. Demek ki biz böyle bir şeyle karşılaşacağız, buna benzer. Çünkü özel olarak bir rakam vermiş Allah. “Yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Bu demek ki kapsamlı bir çete, öyle küçük bir şey değil. Kuran, ehemmiyetli bir şey olmasa, yani alelade çeteler anlamına gelmiyor; var ya küçük mafya çeteleri, bilmem neler var ya, o anlama gelmez. Geniş çaplı bir çete oluyor. Çünkü bak, “yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar.” Yecüc ve Mecüc’ün özelliği ne? O da bozgun çıkarıyor. “Bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Müslüman’ın neye ihtiyacı olduğunu da Kuran vurgulamış oluyor. Demek ki bozgunun karşılığı nedir? Birlikte olmaktır. Bozguna uğramak ne demek? Dağılmak, Müslümanların dağılması, darmakeşan olması. Zıttı nedir? İttihad, birlik, Müslümanların bir arada ve yekvücut olmaları. Bir kere Müslümanların yekvücut olmasını ortadan kaldıran bir faaliyet bu çete, Müslümanları bölüp parçalamak istiyor. Şu anda da Müslümanları bölüp parçalamak isteyen güruhat var. “Dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Müslümanların neye özenle ihtiyacı var? Dirlik ve düzenlik, yani huzur, güven, rahatlık ve derli toplu olmak. “Düzen bırakmıyorlardı.” Bunlar da şeytan hizbi olduğu için tam zıttını yapıyorlar. “Dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı” “Aralarında Allah adına and içerek, dediler ki:” O zaman anlıyoruz ki bunlar kendilerini Müslüman gibi gösteren bir çete. Yani Allah’ı anarak ortaya çıkan bir çete; demek ki bir şirk çetesi, demek ki bir münafık çete, bu anlaşılıyor. "Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahit olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim.” Yusuf’un kardeşleri de yaklaşık aynı mahiyette Kuran’da bu tarzdır onların ve gizli eylem yapma ve gizlice bir insanı etkisiz hale getirme politikaları bu yönde. ‘Gece’, gecenin özelliği ne? Fark edilmez gece. Delil ortada bırakmadığı için geceyi tercih eder bu tip insanlar. Onun için, “gecenin şerrinden Allah’a sığınır” Kuran ayetinde. Geceler tehlikelidir genellikle. “Mutlaka” diyor, “mutlaka;” kesin kararlılık var. “Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim.” Ama özellikle o birinci planda. Ve ailesine. Muhtemelen ailesi de onu koruyan, destekleyen çevresi olduğu için, onları da etkisiz hale getirmek için, “onlara da bir baskın düzenleyelim.” “Sonra velisine,” yani onları koruyan, onlara yardımcı olan kişilere, “ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz.” Demek ki münafıklar eylem yaparlarken önceden bunu planlıyorlar ve yok etme planını da yaptıktan sonra kendi kafalarına göre, hukuki sonucunu da ortadan kaldıracak şekilde sahte delil hazırlıyorlar, sahte zemin hazırlıyorlar. Bak, nereden anlıyoruz? “Biz şahid olmadık.” Demek ki yalan ifade vermeye hazırlar münafıkların özelliği. Bu tip pis işlerde münafıkların kullanılabileceği anlaşılıyor. “Gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim.” Çünkü yalan olduğu hissedileceği için, ‘gerçekten’ kelimesi ve bu tip vurguyla doğru söyledikleri imajını pekiştirmek istiyorlar. Bir de yeminle konuşuyorlar zaten. Demek ki bu tip insanlar doğru söylediğini vurgulamak için çırpınırlar. Halbuki dürüst bir insan zaten üslubundan anlaşılır ama yalan söyleyen, yalan söylediği hissedildiği için, sürekli; “gerçekten doğru söylüyorum,” “yalan söylemiyorum,” “belki de inanmayacaksınız ama gerçekten bu böyle” falan, o tarz bir üslup geliştirebiliyorlar. “Onlar hileli bir düzen kurdu” diyor Cenab-ı Allah, “Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk.” Her iki düzeni de oluşturan Allah’tır. “Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk. Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak; Biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.” Mesela bize karşı da hileli düzen kuruyorlar, farz edelim 1999’da bize bir operasyon yapıldı. Sahte ihbarlarla, sahte oyunlarla gece yarısı, gece üç gibi bir baskın yapıldı. Bu neye sebep oldu? Mesela uyuyan, bitkin olan kardeşlerimizin canlanmasına, dava azminde azalma olan insanların heyecanının artmasına, zayıf olanların kopup gitmesine; hasta olanların, münafık tiynetli olanların kopup gitmesine, dolayısıyla tarihi bir şerefe ve bizim test edilmemize, davadaki kararlılığımıza, azmimize dair bir belge de olmuş oldu. Kim zararlı çıktı? Oyun oynayanlar zararlı çıktı. Biz ne kazandık? Güç kazandık, daha çok merak edildik, daha çok izlendik. http://www.a9.com.tr/izle/106071/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-48-51-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 18-20 Ayetlerinin Tefsiri 02:46
Neml Suresi, 18-20 Ayetlerinin Tefsiri 5 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Neml Suresi, 18. Bak Hz. Süleyman (a.s.)’ın ne kadar hayvan sevgisi ile kalbi dolu, diyor ki: “Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: ‘Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.’" Hz. Süleyman (a.s.)’ın sözünü dinliyor karıncalar, karıncalarla bağlantı kuran bir güce sahip, yani karıncaların da insanların dilinden anladığını Allah gösteriyor. Bu özel bir ilimdir, bunun tabii Hz. Mehdi (a.s.)’a bakan yönü de var. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’ın ta böceklere varıncaya kadar sevgi göstereceği görülüyor burada. Hayvan sevgisinin ne kadar detaylı olduğu anlaşılıyor. “(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü.” Bak bu da bir sevgi alametidir, karıncaya karşı şefkatin bir alameti, ona olan sevgi ona neşe veriyor.“Ve dedi ki: ‘Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi,’” bak “anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi.” Anne ve babasını sevmesi nimete şükretmesi, buna dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. “Hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et.”Yani yaptığım her türlü güzel faaliyeti, her şeyi sana borçluyum sen bana yapıyorsun Yarabbi diyor, Sen yaratıyorsun, ben yapmıyorum diyor. Her türlü müspet, olumlu tavrı Sen yapıyorsun Yarabbi diyor. Her türlü müspet olumlu tavrı Sen yapıyorsun diyor. Doğrusu da budur. Bir insan ne yapabilir ki? Beyninin içinde görüntüyü kendi mi yapıyor? Allah yaratıyor. “Ve beni rahmetinle Salih kulların arasına kat.” Samimi kulların arasına kat. Bak hep samimiyet istiyor görüyor musun? Salih bir amelde bulunma, salih; samimi demektir. Müslüman’ın en çok üzerinde duracağı samimiyettir. Hep samimiyete dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. “Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?" Hz. Süleyman (a.s.)’ın aynı zamanda askeri disiplini de önemli gördüğünü görüyoruz çünkü bir denetlemesi var. Demek ki devlet yönetimde denetleme önemli, buna dikkat çekiliyor ve istihbarat faaliyetlerinde cinlerin de kullanılacağını da anlıyoruz. Hüdhüd Allahualem cin, yani kuş görünümde bir cin. Tabii doğrusunu Allah bilir. Çünkü imanla mükellef olduğuna göre; kuş imanla mükellef olmaz. Ama burada imanla mükellef olduğu anlaşılıyor. http://www.a9.com.tr/izle/106178/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-18-20-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
İmtihanın Sırrı İle İlgili Ayetler 02:32
İmtihanın Sırrı İle İlgili Ayetler 6 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Bakın diyor ki Hz. Musa (a.s), Kasas Suresi, 33. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten onlardan bir kişi öldürdüm, beni öldürmelerinden korkuyorum. 34-Çünkü onların beni yalanlamalarından korkuyorum’" diyor Hz. Musa (a.s). Taha Suresi, 45-“Dediler ki: ‘Rabbimiz, gerçekten, onun’” Firavun’un “bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından” çünkü deccal olduğu için, iddia edilen Ergenekon terör örgütü nasıl zalim, onlar da zalim, “ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz." İkisi birden söylüyor; “’korkuyoruz’. 66-Dedi ki: ‘Hayır, siz atın.’ Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü.” Hz. Musa (a.s)’ın gözüne öyle göründü, hipnoz yapıyorlar orada veyahut büyü yapıyorlar. 67-“Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı.” Daha önce kendi attığı asa yılana döndüğü halde, “bununla git” dediği halde Allah, aklın ihtiyarı kalkmadığı için ne diyor Allah; “kendi içinde bir tür korku duymaya başladı.” Neml Suresi, 10-"’Asanı bırak;’ (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. ‘Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz.’" Haram kılıyor Allah korkmayı. Şuara Suresi, 21-"Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı." Kasas Suresi, 18-“Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti” diyor Hz. Musa (a.s) için "Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar" dedi. İmtihanın gereğidir bunlar. Ve aklın ihtiyarının kalkmadığının net delili olan ayetler işte. Aklın ihtiyarı kalksa korkmaz, inşaAllah.  http://www.a9.com.tr/izle/116115/Kuran-Tefsiri/Imtihanin-Sirri-Ile-Ilgili-Ayetler A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 73, 76, 51, 50, 30-32 Ayetlerinin Tefsiri (19 Mart 2014 tarihli sohbetten) 05:52
Neml Suresi, 73, 76, 51, 50, 30-32 Ayetlerinin Tefsiri (19 Mart 2014 tarihli sohbetten) 4 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı büyük bir lütuf (fazl) sahibidir.” Televizyonlar radyolar yaratıyor, kitaplar yaratıyor, güzel kaplar bak ne kadar kibar değil mi? Telefonlar, saatler, kıyafetler, yiyecekler, say say say gruplaşma da yapsanız diyor Allah yine de bitiremezsiniz. “Senin Rabbin insanlara karşı büyük bir lütuf (fazl) sahibidir.” Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar” diyor Allah, teşekkür etmiyorlar diyor. Sadece yiyor, sadece kullanıyor. İnterneti kullanıyor, şunu kullanıyor bunu kullanıyor, Aklının ucundan bile geçmiyor Allah’a hamd etmek, teşekkür etmek. “Gerçek şu ki bu Kuran İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu aktarıp anlatıyor.” Demek ki İsrailoğulları Tevrat’a bakacaklar, Kuran’ı mihenk alacaklar Tevrat’taki hatalı yönleri Kuran’dan anlayacaklar. Kuran’ın tasdik ettiği Tevrat ayetleri doğrudur. Ama Kuran’la çelişiyorsa son Kitap’a güvenecekler. inşaAllah. “Artık onların kurdukları hileli düzenin uğradığı sona bir bak. Biz onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.” Demek ki hileli düzen mutlaka çöküyor. Hileli düzen yapmayacak Müslüman, dürüst olacak, iyi niyetli olacak, samimi olacak, şeffaf olacak. “Onlar hileli bir düzen kurdu, Biz de onların hilesine karşı farkında olmadıkları bir düzen kurduk.” diyor Allah. Bak onlar bir hileli düzen kuruyor, uzun uzun uğraşıyor, yıllarca uğraşıyor ama Allah’ta onlara karşı bir hileli düzen kuruyor ama farkına varmıyorlar. O hileli düzenin içerisinde boğulup gidiyorlar. “Gerçek şu ki bu Süleyman’dandır ve ‘şüphesiz Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla’ (başlamakta)dır.” Neml Suresi,30. Demek ki Müslüman bir yere bir haber gönderirken, bir yazı yazıp mektup gönderirken, “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” demesi makbul ve güzel çünkü “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” onu gördü mü Müslüman içindeki dert, sıkıntı, azap hemen zail olur, ferahlık. O mektuptaki o ifade hemen kalplerde suhulet ve inşirah meydana getirir. Müslüman’ın beyni açılır, aklı açılır, dikkati açılır, Allah’ın bereketi üzerine gelir. Üzerini bir nuraniyet kaplar, o zaman daha güzel anlar her şeyi. ”(İçinde de:) Bana karşı büyüklük göstermeyin” enaniyet yok işte. Enaniyet insanları mahvediyor “ve bana Müslüman olarak gelin” yani Allah’a teslim olmuş olarak gelin “diye yazıyordu.” diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Sebe Melikesi diyor ki “Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin” demek ki kadın lider olabiliyor. Devlet başkanı olabiliyor. Ama istişare şart, kim olursa olsun, kadın olsun erkek olsun bak “bana bir görüş belirtin” diyor “ben her şeyi biliyorum” demiyor. “Siz şahitlik etmedikçe ben hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim” diyor. Yani illaki sizin görüşünüzü alacağım. Allah bunu makbul görüyor. İllaki istişare. Peygamberimiz (s.a.v.) de istişare yapıyor. Bazı insanlar mesela aklına çok güvenir, “en iyi ben biliyorum” der, olmaz. “Her bilenden daha fazla bir bilen vardır” diyor Allah ayette. “Bilenlerden sorunuz” diyor. Ne kadar biliyor olsan da istişarede fayda var. Yöneticilerin büyük bir tahtının olması makbul ki Kuran’da işaret verilmiş. Sebe Melikesi’nin de büyük bir tahtı var. Hz. Süleyman (a.s)’ın tahtı var. Hz. Yusuf (a.s) tahta çıkıyor. Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’ın da güzel süslü bir tahtı olacak. Tahtı insanlar severler, fıtratlarında vardır bu, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s) için olacak, Hz. Mehdi (a.s) için olacak. Bu bir şükür ifadesi olarak, Allah’a bir Hamd ifadesi olarak oluşacaktır inşaAllah. Kuran neye işaret ediyorsa, o yerine gelecek, illaki. Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidini yeniden kuracağız, inşaAllah. Sarayını yeniden yapacağız. Her türlü güzelliği yeniden ihya edeceğiz, inşaAllah. http://www.a9.com.tr/izle/185057/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-73-76-51-50-30-32-Ayetlerinin-Tefsiri-(19-Mart-2014-tarihli-sohbetten) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 80-81 Ayetlerinin Tefsiri  (19 Mayıs 2015 tarihli sohbetten) 00:24
Neml Suresi, 80-81 Ayetlerinin Tefsiri (19 Mayıs 2015 tarihli sohbetten) 3 izlenme - 2 yıl önce A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500 http://www.a9.com.tr/izle/204099/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-80-81-Ayetlerinin-Tefsiri--(19-Mayis-2015-tarihli-sohbetten) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 62. Ayetin Tefsiri (Duada istenecek konular - 13 Haziran 2015 tarihli sohbetten) 01:03
Neml Suresi, 62. Ayetin Tefsiri (Duada istenecek konular - 13 Haziran 2015 tarihli sohbetten) 4 izlenme - 2 yıl önce ENDER DABAN: Hocam, Allah gücünün ve kudretinin hakkıyla takdir edilmesini beğeniyor. Kendisine dua edilirken de şu şekilde bildiriyor Allah, şeytandan Allah’a sığınırım: “Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden.” (Neml Suresi, 62) Diye bildiriyor. Duada da o acizliğin bilinmesini istiyor mutlaka. ADNAN OKTAR: Sıkıntı deyince bunların aklına hep, alıcılar kapıya dayanıyor borçlu oluyor, sıkıntı öyle zannediyor. İhtiyaç içinde olanı da işte ekmeği, yiyeceği falan. İmana ihtiyaç vardır, Allah sevgisine ihtiyaç vardır. Dua edersin, Allah sana icabet eder. Sevgiye derinliğe ihtiyacın vardır, Allah’ı derin sevmeye ihtiyacın vardır. http://www.a9.com.tr/izle/209811/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-62-Ayetin-Tefsiri-(Duada-istenecek-konular---13-Haziran-2015-tarihli-sohbetten) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 27-33 Ayetlerinin Tefsiri 03:42
Neml Suresi, 27-33 Ayetlerinin Tefsiri 4 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Hz. Süleyman (a.s.) diyor ki; “bakacağız” diyor Hüdhüd’e, kuşa ki cin bu Allah-u alem. ““Bakacağız, doğruyu mu söyledin, yoksa yalancılardan mı oldun?" dedi.” Bir gelen habere Müslüman hemen inanmayacak. Yani eğer yönetici konumundaysa özellikle, onun sağlamasının yapılması, bakılması, tahkik edilmesi gerekir. Yani ilk gelen habere hemen böyle üstünkörü inanmak doğru değil, yanlıştır. “"Bu mektubumla git, onu kendilerine bırak sonra onlardan (biraz) uzaklaş, böylelikle bir bakıver, neye başvuracaklar?"” Bakın, önce haberi göndertiyor. Sonra acele etmiyor. Yani bir haber gönderildiğinde insanların reaksiyonunu biraz beklemek lazım. Çünkü olumlu da olumsuz da olabilir. Bir süre beklemek gerekiyor. Ona dikkat çekilmiş. “Dedi ki: "Ey önde gelenler gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı. Gerçek şu ki, bu, Süleyman'dandır ve 'Şüphesiz Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla' (başlamakta)dır."” Her zaman insanların mektubu olsun, mesela bizim bütün kitaplar da “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” diye başlar. Kitaplarda, yazılarda, yani Allah adına gönderilen yazılarda Rahman ve Rahim isminin geçmesinin önemine dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. Çünkü Rahim olması Allah’ın, Rahman ve Rahim olması, koruyucu olması insanların ihtiyacı olan bir güzelliktir, yani Allah’ın koruyuculuğunu hemen aklına getirmesi. “"Bana karşı büyüklük göstermeyin ve bana Müslüman olarak gelin" diye (yazılmaktadır).” Büyüklük göstermek yani ırk büyüklüğü, üstünlük; faşist düşünce olmuş oluyor. Yani “en üstün biziz, en yüksek biziz” o faşist ruha karşı, o büyüklük ruhuna karşı onları uyarıyor. “Büyüklük göstermeyin, enaniyet yapmayın. Yani hepimiz Allah’ın kuluyuz. Mazlum olun” diyor. Kadın diyor ki, Sebe Melikesi Belkıs “Dedi ki: "Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin, siz (her şeye) şahitlik etmedikçe ben hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim."” Bir kere kadın idareci olabileceğine Kuran dikkat çekmiş oluyor. Yani Devlet Başkanı da olabileceğine dikkat çekmiş oluyor. Çünkü Sebe Melikesi kadın. Asrımızda kadınlara birçok konuda görev verilmiyor. Halbuki kadınlara en az yarı yarıya görev verilmesi gerekir. “Ey önde gelenler...” demek ki böyle seçkin insanlarla istişare yapmanın önemini belirtiyor. Bak devlet lideri olduğu halde, herhangi bir insandan değil ama önde gelen yani uzman olan kişilerle, bilen kişilerle istişare etmenin önemini belirtiyor, dikkat çekiyor Allah. “Siz (her şeye) şahidlik etmedikçe ben hiçbir işte kesin (karar verici) değilim."” Yani istişare etmeden ani karar vermenin doğru olmadığını Allah belirtiyor. Mesela mühim bir şey olduğunda insanın bilenlere danışıp, danıştıktan sonra karar vermesinin doğru olacağını söylüyor. Öbür türlü tehlikeli olabilir. “Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen.” Askerlerin de nasıl olması gerektiğine Allah dikkat çekiyor. Kuvvet sahibi olmaları gerektiğini, zorlu savaşçılar olmaları gerektiğini ama “İş konusunda karar senindir.” yani başkumandanın kararının çok önemli olduğunu, “...artık sen bak, neyi emredersen.” yani en üst kademedeki kumandana itaatin önemine Allah dikkat çekmiş oluyor. Öbür türlü emir-komuta zinciri bozulur. http://www.a9.com.tr/izle/105875/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-27-33-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 23. Ayetinin Tefsiri 00:33
Neml Suresi, 23. Ayetinin Tefsiri 4 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: “"Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona her şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var."” İşte bu tırnakla çağırma olayında, cin çağırma olayında bu tahta benzer bir taht görülüyor tırnak üstünde. Yani önce Hz. Süleyman (a.s.)’ın tahtı isteniyor, sonra kapının açılması isteniyor, ondan sonra bağlantı kuruluyor. Bu tırnakta -hani anlatmıştım ya- cin çağırmada. O bahsedilen taht bu işte. “Büyük bir tahtı var.” http://www.a9.com.tr/izle/105874/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-23-Ayetinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 48-51 Ayetlerinin Tefsiri 05:46
Neml Suresi, 48-51 Ayetlerinin Tefsiri 3 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Neml Suresi, 48. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. “Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Bir kere Cenab-ı Allah Kuran’da çetelere dikkat çekiyor. “Dokuzlu bir çete vardır” diyor. Demek ki biz böyle bir şeyle karşılaşacağız, buna benzer. Çünkü özel olarak bir rakam vermiş Allah. “Yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Bu demek ki kapsamlı bir çete, öyle küçük bir şey değil. Kuran, ehemmiyetli bir şey olmasa, yani alelade çeteler anlamına gelmiyor; var ya küçük mafya çeteleri, bilmem neler var ya, o anlama gelmez. Geniş çaplı bir çete oluyor. Çünkü bak, “yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar.” Yecüc ve Mecüc’ün özelliği ne? O da bozgun çıkarıyor. “Bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Müslüman’ın neye ihtiyacı olduğunu da Kuran vurgulamış oluyor. Demek ki bozgunun karşılığı nedir? Birlikte olmaktır. Bozguna uğramak ne demek? Dağılmak, Müslümanların dağılması, darmakeşan olması. Zıttı nedir? İttihad, birlik, Müslümanların bir arada ve yekvücut olmaları. Bir kere Müslümanların yekvücut olmasını ortadan kaldıran bir faaliyet bu çete, Müslümanları bölüp parçalamak istiyor. Şu anda da Müslümanları bölüp parçalamak isteyen güruhat var. “Dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.” Müslümanların neye özenle ihtiyacı var? Dirlik ve düzenlik, yani huzur, güven, rahatlık ve derli toplu olmak. “Düzen bırakmıyorlardı.” Bunlar da şeytan hizbi olduğu için tam zıttını yapıyorlar. “Dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı” “Aralarında Allah adına and içerek, dediler ki:” O zaman anlıyoruz ki bunlar kendilerini Müslüman gibi gösteren bir çete. Yani Allah’ı anarak ortaya çıkan bir çete; demek ki bir şirk çetesi, demek ki bir münafık çete, bu anlaşılıyor. "Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahit olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim.” Yusuf’un kardeşleri de yaklaşık aynı mahiyette Kuran’da bu tarzdır onların ve gizli eylem yapma ve gizlice bir insanı etkisiz hale getirme politikaları bu yönde. ‘Gece’, gecenin özelliği ne? Fark edilmez gece. Delil ortada bırakmadığı için geceyi tercih eder bu tip insanlar. Onun için, “gecenin şerrinden Allah’a sığınır” Kuran ayetinde. Geceler tehlikelidir genellikle. “Mutlaka” diyor, “mutlaka;” kesin kararlılık var. “Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim.” Ama özellikle o birinci planda. Ve ailesine. Muhtemelen ailesi de onu koruyan, destekleyen çevresi olduğu için, onları da etkisiz hale getirmek için, “onlara da bir baskın düzenleyelim.” “Sonra velisine,” yani onları koruyan, onlara yardımcı olan kişilere, “ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz.” Demek ki münafıklar eylem yaparlarken önceden bunu planlıyorlar ve yok etme planını da yaptıktan sonra kendi kafalarına göre, hukuki sonucunu da ortadan kaldıracak şekilde sahte delil hazırlıyorlar, sahte zemin hazırlıyorlar. Bak, nereden anlıyoruz? “Biz şahid olmadık.” Demek ki yalan ifade vermeye hazırlar münafıkların özelliği. Bu tip pis işlerde münafıkların kullanılabileceği anlaşılıyor. “Gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim.” Çünkü yalan olduğu hissedileceği için, ‘gerçekten’ kelimesi ve bu tip vurguyla doğru söyledikleri imajını pekiştirmek istiyorlar. Bir de yeminle konuşuyorlar zaten. Demek ki bu tip insanlar doğru söylediğini vurgulamak için çırpınırlar. Halbuki dürüst bir insan zaten üslubundan anlaşılır ama yalan söyleyen, yalan söylediği hissedildiği için, sürekli; “gerçekten doğru söylüyorum,” “yalan söylemiyorum,” “belki de inanmayacaksınız ama gerçekten bu böyle” falan, o tarz bir üslup geliştirebiliyorlar. “Onlar hileli bir düzen kurdu” diyor Cenab-ı Allah, “Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk.” Her iki düzeni de oluşturan Allah’tır. “Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk. Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak; Biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.” Mesela bize karşı da hileli düzen kuruyorlar, farz edelim 1999’da bize bir operasyon yapıldı. Sahte ihbarlarla, sahte oyunlarla gece yarısı, gece üç gibi bir baskın yapıldı. Bu neye sebep oldu? Mesela uyuyan, bitkin olan kardeşlerimizin canlanmasına, dava azminde azalma olan insanların heyecanının artmasına, zayıf olanların kopup gitmesine; hasta olanların, münafık tiynetli olanların kopup gitmesine, dolayısıyla tarihi bir şerefe ve bizim test edilmemize, davadaki kararlılığımıza, azmimize dair bir belge de olmuş oldu. Kim zararlı çıktı? Oyun oynayanlar zararlı çıktı. Biz ne kazandık? Güç kazandık, daha çok merak edildik, daha çok izlendik. http://www.a9.com.tr/izle/106070/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-48-51-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 79-80 Ayetlerinin Tefsiri 00:48
Neml Suresi, 79-80 Ayetlerinin Tefsiri 2 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Neml Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım, 79. ayet; “Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin” diyor Cenab-ı Allah. “Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” Bak, “gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin.” Yani münafığa söz dinletemezsin. “Arkasını dönüp kaçan alçak münafıklara, delalete de, sağırlara çağrıyı işittiremezsin” diyor. İstediğin kadar anlat bir münafığa, ne yaparsan yap anlamaz. Onun derdi günü parasıdır, çıkarıdır, hayatı yaşamaktır. Dini de kendine göre kullanmaya kalkar.  http://www.a9.com.tr/izle/106105/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-79-80-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 50-52, 62 Ayetlerinin Tefsiri 06:13
Neml Suresi, 50-52, 62 Ayetlerinin Tefsiri 2 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım, Neml Suresi, 50: “Onlar hileli bir düzen kurdu.” Demek ki Müslümanlar’a karşı hep hileli bir düzen kuruluyor, mesela Darwinizm hileli bir düzendir, materyalizm hileli bir düzendir. “Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk.” Mesela Yaratılış Atlası da Allah’ın kurduğu; onların farkında olmadığı, bir karşı düzendir. Çünkü ani yakalandılar, şok oldular ve hiçbir şey de yapamadılar, birdenbire küt diye aşağıya indiler, yerle bir oldular. Bakın, “Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak;” Yaratılış Atlası’nın etkilerini yayınlayın, orada bir bakalım. Tabii ayetin birçok işari anlamı var, bir anlamı da budur, bir işari anlamı da budur, inşaAllah. VTR: Yaratılış Atlası’nın etkileri. ADNAN OKTAR: Evet, bakın Cenab-ı Allah Neml Suresi, 52. ayette ne diyor? “İşte, zulmetmeleri dolayısıyla enkaza dönüşmüş ıpıssız evleri. Şüphesiz bilen bir kavim için bunda bir ayet vardır.” Tabii ayetin zahir anlamı açık olmakla beraber, ikinci anlamı da; onların şu an üniversiteleri, enstitüleri falan ıpıssız hale geldi, hiçbir etkileri yok. Ne Darwinizm’i anlatabiliyorlar, ne materyalizmi anlatabiliyorlar, anlattıklarına kendileri de inanmıyorlar, dümdüz oldular. Gazetelerde artık haberlerde çıkmıyor, haber çıksa da kimse inanmıyor, kendi yazdıklarına kendileri de inanmıyorlar artık. Haberi çıkartmak adamın içinden gelmiyor, inanmıyor çünkü. İnanmadığı bir haberi niye yapsın? Adamları sıkıntı bastı, afakan bastı yani, inşaAllah. Sıkıntı dedim de, bakın hemen ayet de dikkatimi çekti, 62. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren...” mesela kötülüğü açıp-giderdi Allah, Darwinizm ve materyalizmi yok etti. “... ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı?” Mehdiyet’e bakıyor. Yeryüzünün halifesi kim oluyor? Mehdiyet. “Allah ile beraber başka bir İlah mı?” Başka ilah yok, tek Allah var, la ilahe illaAllah, Muhammedun Resulullah olacak, inşaAllah. “Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.” diyor Allah, inşaAllah. Bende öyle çok sık oluyor, mesela sıkıntı dedim, gözümü bir çevirdim, hemen sıkıntı kelimesi gözüme geldi. Konuşurken de falan, arkadaşlarımın çoğu da bilirler. http://www.a9.com.tr/izle/106215/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-50-52-62-Ayetlerinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 44. Ayetinin Tefsiri 01:19
Neml Suresi, 44. Ayetinin Tefsiri 2 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: Bak diyor ki Cenab-ı Allah; Neml Suresi, 44; Sebe Melikesi Belkıs’a; “Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı.” Hz. Süleyman (a.s) çok tatlı, çok güzel; özel yaptırmış, havuz görünümünde. Dalgalanıyor gibi ışık oyunlarıyla. Alenen havuz, derin su varmış gibi görünüyor. Kadına diyor ki, Sebe Melikesi Belkıs’a; “buyurun, havuza girin” diyor. Kadın da bacaklarını açıyor, havuza girmeye kalkıyor. Şaka yapıyor. “Onu görünce derin bir su sandı.” Dikkat edin, alçak bir su değil, derin bir su sandı ve bacaklarını açıyor. “(Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan,"” gerçekte, şakası ayrı, “gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir.” “Havuz değildir” diyor. “Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim"” diyor Sebe Melikesi Belkıs. “(Artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.” Gözlerinin içine baka baka söylüyor Hz. Süleyman (a.s)’ın. Hz. Süleyman (a.s) da onun gözlerinin içine baka baka bunu söylüyor. Bacaklarını açacağını biliyor, buna rağmen “havuza gir” diyor. http://www.a9.com.tr/izle/115632/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-44-Ayetinin-Tefsiri- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 58-59, 62 Ayetlerinin Tefsiri (18 Aralık 2013 tarihli sohbetten) 05:42
Neml Suresi, 58-59, 62 Ayetlerinin Tefsiri (18 Aralık 2013 tarihli sohbetten) 0 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: (Neml Suresi 58) “Ve, üzerlerine bir yağmur yağdırdık” diyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah'a sığınırım. “Uyarılanların yağmuru ne kötüdür” Demek ki, Allah uyardıktan sonra insanlara yağmurla da felaket veriyor. Mesela bak Ahir zaman da hep yağmur felaket getiriyor. Nereye yağsa normalde bereket getirir. Ama “uyarılanların” bak diyor, “uyarılanların yağmuru ne kötüdür” diyor Allah. İnsanlar yağmur yağdığında dünyanın her yerinde mutlu olurlar ama artık felaket getiriyor yağmurlar, seller her yeri basıyor, evleri yıkıyor, tarlaları yok ediyor, ağaçları yıkıyor, köprüleri yıkıyor bir felaket getiriyor. Dünya uyarıldığı için artık Allah yağmuru bir felakete dönüştürmüş durumda, ayette de açıkça söylüyor Cenab-ı Allah. Bak 58. ayet, “Ve, üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarılanların yağmuru ne kötüdür” diyor Allah. Demek ki, bir iyi yağmur var, bir de kötü yağmur var. Ahir zaman da kötü yağmur yoğun. Zaten önce dediler ki, yağmur yağmıyor küresel ısınma var, artık kuraklık başladı. Şu an o kadar çok yağmur yağıyor ki; barajlar, köprüler, evler yerle bir oluyor. “Dedi ki; Hamd Allah'ındır. Selam onun seçtiği kullarının üzerinedir.” Allah'ın seçtiği kulları üzerine Cenab-ı Allah'ın Selamı var. “Hamd Allah'ındır” Allah'a Hamd olsun, elhamdülillah. “Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?” Yani daima insanlar Allah'tan yana olacaklar, Kuran'dan yana olacaklar hiç bir zaman için insanların rızasını gütmeyecekler. İnsanları putlaştırmayacaklar. İnsanları putlaştıranlar deliye dönüyorlar. Allah akıllarını alıyor. İnsanlara aşırı değer veren, her şeyini insanlara göre yönlendiren çok insan vardır. Felç olur, yeni bir insan gördüğünde deliye döner öyle insanlar. Halbuki o Allah'ın aciz bir kulu. Esas Allah'ı hedeflemesi gerekir kulun. Bak, “Dedi ki; Hamd Allah'ındır. Selam onun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?” Tabii ki Allah daha hayırlıdır. Daima Allah'tan yana olmak lazım. “Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana” (62. ayet) İnsanların çoğu sıkıntı çeker. Mesela durduk yere sıkıntı gelir üzerine veya bir olaydan dolayı sıkıntı çeker. “Ve ihtiyaç içinde olana” Maddi ihtiyaç olabilir, manevi ihtiyaç olabilir, bir zorlukla karşılaşmıştır. “Kendisine dua ettiği zaman icabet eden” Bak, “dua ettiğinizde mutlaka icabet ederim” diyor Allah. Yani duyarım, bilirim duayı. Dua için söylüyor Allah bunu. Her şeyi bilir Allah. Fakat “duanızı da dinliyorum” diyor Allah, “ve icabet ediyorum” diyor. “Kötülüğü açıp gideren” Kötülük insanları kalır zannediyor. Halbuki Cenab-ı Allah istese kötülüğü açar ve giderir, ferahlık getirir. Açar yani açılır. Kapalı zannettiğin yer açılır bir anda ve açılmayla kalmıyor bir de gideriyor Allah, yok ediyor onu. Mesela farz edelim bir evin içerisine duman dolduğunu düşünelim. Allah kapılarını açıyor, dumanı da alıyor dışarıya. Hiç bir şey kalmıyor tertemiz oluyor. “Ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı?” Yeryüzünün halifeleri kılmak ne demek bu? Mehdiyet. Yeryüzüne hakim olan düşünce nedir? Mehdiyet'tir, yeryüzünün halifesi olmak. Demek ki, Mehdiyet devrinde dua ile sıkıntılar dağılacak, ihtiyaçlar dağılacak. Cenab-ı Allah dualara icabet edecek kötülüğü açıp giderecek. Yani deccaliyeti açıp giderecek. Darwinizmi, materyalizmi açıp giderecek ve müminleri yeryüzünün halifeleri kılacak. “Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz.” Yani “şirk koşmazsanız” diyor Allah, “bunu yaparım, bu güzelliği yaparım. Ama ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz. Öğüt alın” diyor Allah. “Öğüt alın alınca da öğüdü düşünün” diyor. Yani beyninizi yorun. Biz Müslüman olduğumuz için sıkıntı ve ihtiyaç içinde olduğumuzda Allah'a dua edeceğiz. Cenab-ı Allah da kötülüğü açıp giderecek, yanlışlıkları açıp giderecek. Darwinizm, materyalizmi, din dışı sapkın her türlü tavrı yok edecek ve müminleri yeryüzünün halifesi kılacak, inşaAllah. Ama şart ne? Allah'la beraber başka bir ilah edinmemek. Yani Allah'a tevekkül edip Allah'a bağlanmak. “Ne az öğüt alıp düşünüyorsunuz” Mümin az değil çok fazla öğüt alacak. Her öğüde titiz olacak, Kuran’ın her öğüdüne titiz olacak. Beynini çalıştıracak ve düşünecek beynin bir fonksiyonu var bir öğüt alma gücünü kullanacak beyninin, bir de düşünme fonksiyonunu kullanacak. Adam diyor ki ben sadece namazlarımı kılarım gerisine karışmam kardeşim o ibadetlerden bir tanesi senin başka ibadetlerin var başka ibadetlerin uyanık olduğun sürece bu devam ediyor. Muntazam sen ibadet halindesin namaz hiç bitmiyor gibi.  http://www.a9.com.tr/izle/179355/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-58-59-62-Ayetlerinin-Tefsiri-(18-Aralik-2013-tarihli-sohbetten) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Neml Suresi, 71, 82 Ayetlerinin Tefsiri (19 Mart 2014 tarihli sohbetten) 02:24
Neml Suresi, 71, 82 Ayetlerinin Tefsiri (19 Mart 2014 tarihli sohbetten) 1 izlenme - 2 yıl önce ADNAN OKTAR: “Derler ki” şeytandan Allah’a sığınırım “eğer doğru söylüyor iseniz bu vaad olunan ne zaman?” hep böyle küfür, inanmayan insanlar hep böyle sorarlar. Ne zamanmış? Ne zamanmış? Ne zamanmış? Bize de soruyorlar. Tabii iyi niyetle soranlarda var, kötü niyetle soranlarda var. Mehdi ne zaman çıkacak? Hz. İsa Mesih (a.s) ne zaman inecek? Kıyamet ne zaman? Şu gördüğünüz olaylar Cumhuriyet tarihinde görülmemiş olaylar. Yer yerinden oynuyor. Hepsi hayırla, hikmetle, Hz. Hızır’ın yönlendirmesiyle oluyor. Diyorlar ki cemaatin üstünde bir üst akıl var. Hükümetin üstünde de bir üst akıl var. Her iki tarafta da Hz. Hızır (a.s) görevde, o aklı yaratanda Allah. Cemaatte şaşırıyor, diyorlar ki biz gariban adamlarız, bizim böyle bir gücümüz yok, imkanımız yok, nereden çıktı bu laflar? Nereden çıkıyor bu sözler? Hükümette şaşırıyor, ya bunları kim yapıyor? Bunların yapabileceği bir iş değil diyorlar, bir üst akıl var diyorlar. Üst akıl Hz. Hızır’dır. Bir hikmete binaen hayırla yaratılıyor. Mehdiyet’e Allah zemin hazırlıyor. “O söz başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dabbe çıkarırız” işte o söz vakti geldi, inşaAllah. O sözün vakti şuandır, ahir zamandır. “O da insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Tukellimuhum, Allah hitap edeceğini söylüyor. Bakın televizyonlardan, radyolardan şurada mesela 4 tane ayrı benim yüzüm var, 4 ekranda ayrı ayrı görülüyor. Yüz binlerce milyonlarca yerde görünüyor. İşte bu dabbet-ül arz. Her yerde insanlara tebliğ yapan televizyon, internet yani görüntünün nakli ahir zamandaki ve tebliğ imkanının meydana gelmesi.     http://www.a9.com.tr/izle/185056/Kuran-Tefsiri/Neml-Suresi-71-82-Ayetlerinin-Tefsiri-(19-Mart-2014-tarihli-sohbetten) A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo