Hoşgeldiniz!

öğreti

Geri Gelmeyen 4 Şey 01:58
Geri Gelmeyen 4 Şey 1.575 izlenme - 7 yıl önce çok güzel bir öğreti mutlaka izleyelim arkadaşlar
Çalın Davulları Çaydan Aşağıya Selanik Türküsü Hikayesi Kaç Marka Metod Söz Hikaye Piyano Caz Öğreti 08:48
Çalın Davulları Çaydan Aşağıya Selanik Türküsü Hikayesi Kaç Marka Metod Söz Hikaye Piyano Caz Öğreti 659 izlenme - 2 yıl önce Kuyruklu Piyano ve Vokal İle Atatürk ün Sevdiği Türküler ve Şarkılar ÇALIN DAVULLARI ÇAYDAN AŞAĞIYA SELANİK TÜRKÜSÜ HİKAYESİ Bir yanda davullar çalar, öte yanda mezar kazılır mı hiç? Hangi kentin, hangi yörenin töresinde var bu? Böyle bir yöreye, böyle bir kente halkımız, o güzel türküleri yaratan halkımız ilenmez mi? “Viran olasın, ıssız kalasın” demez mi? Der elbette. Tarihini düşemediğimiz, ama 1893-94 yıllarında Rumeli’deki kolera salgını nedeniyle 1800’lü yılların sonu diye varsaydığımız dönemde geçer olay. Halkımızın ilendiği kent de Rumeli’nin incisi Selanik kentidir. O dönemin Selanik’i dillere destan. Şundan ki; Osmanlının hoşgörülü yönetimi altındaki Selanik’te yetmiş iki millet bir arada yaşıyor. İlkin Bizans ve kısa bir dönem de Venedik yönetiminde kalan Selanik daha sonra İkinci Murat döneminde Osmanlı topraklarına katılmış.1912 yılına kadar 500 yıla yakın Osmanlı yönetiminde kalmış. Kolkide ve Olimpos Dağları arasındaki Vardar Vadisi’nin ağzında kurulmuş olan Selanik; deniziyle, dağıyla, çiçek bahçeleriyle tablo gibi bir kentti o zamanlar. Bu kenti güzelleştiren bir tek doğası değildi elbette. Çarşısında, pazarında, dükkânında, mağazasında kentin toplumsal yapısına uygun bin bir dil konuşulur, halk birbirini anlardı. Sevgi, saygı Selanik’in simgesi olmuştu. Rum’u, Ermeni’si, Pomak’ı, Arnavut’u, Türk’ü kardeş gibi geçinip giderlerdi. Museviler, Müslümanlar, Hristiyanlar kentin çeşitli yörelerinde özgürce kendi ibadetlerini yapacakları cami, kilise, havralarını kullanır; kimse kimseyi rahatsız etmezdi. 15’ci yüzyılda Kraliçe İsabella ile Kral Ferdinand döneminde Musevilere “Ya Hristiyan olacaksınız, ya da on ay içinde İspanyayı terk edeceksiniz” deniyor. Sultan İkinci Beyazıt İspanyol Musevilerine sahip çıkıyor. Kaptan-ı Derya Hasan Paşayı donanması ile birlikte İspanya’ya gönderiyor. Bir grup Musevi’nin kurtulmasını sağlıyor. Ve onları İstanbul’a getiriyor. Bu gelen gruptan 2000 kadarını da daha sonra Selanik’e gönderiyor. Böylelikle Selanik’in yaşamına yeni bir grup giriyor. Ve ticaret birden bire canlanıyor. Yeni mağazalar, bankalar, oteller açılıyor. Yollar, caddeler, limanlar yapılıyor. Musevilerin kent yaşamına kattığı ticari canlılıktan; diğer etnik gruplar da nasibini alıyor. Hamdi Bey, Kapancılar gibi Müslüman iş adamları da çeşitli iş kollarında yatırımlar yapıyorlar. Sözün özü Selanik, Osmanlının Avrupa’daki merkezi haline geliyor. Bu gelişmeler, insanlar arasındaki geleneksel dostluğu hiç bozmuyor. Herkes birbirine saygısını sürdürüyor. Sabahın erinde, siga siga kürek çekip balığa çıkan Rum kayıkçılara hep birlikte “Kalipsarya” diyerek bol balık dileniyor; akşam dönüşlerinde meraklı gözlerle kayıkların yüklerini boşaltmaları gözleniyor. Akşamüstü çingene kadınların sattığı renk renk çiçekler, kokinolar caddelere apayrı bir güzellik veriyor. Gelişen ticari yaşama ayak uydurup, tekstil iş kolunda mağaza açan Müslümanlardan biri de Renda’lı Rüstem Ağa’ydı. Kentin eski merkezinde, Şadırvan Mahallesi’nde , Hortacı Süleyman Efendi Camii civarında büyük bir kumaş mağazası vardı Rüstem Ağa’nın. Mağazasında dallı güllü basmalar, ağır kadifeler, Şam işi ipekliler, Selanik dokumaları top top dururdu raflarda. Selanik’in o günkü sosyetesi, Rüstem Ağa’nın mağazasından giyinirdi. Rumeli kızlarının sırtındaki zarif elbiselerin, renk renk feracelerin, üç eteklerin kumaşları Rüstem Ağa’nın mağazasından çıkardı. Belindeki Trablus kuşağından sarkan, gümüş saat kordonuyla; bir yana eğik fesiyle, kara pala bıyıklarıyla, yörük esmeri babacan bir adamdı Rüstem Aga. Boş zamanlarını Hortacı Camii’nin önündeki Asmalı Sokak Kahvesi’nde nargilesini fokurdatarak, köpüklü kahvesini yudumlayarak geçirirdi. Rüstem Ağa gözü gönlü tok, çayı içilir, yemeği yenir bir kişiydi. Anlı şanlı konağında, kumaş mağazasında onlarca insan çalışır ekmek yerdi. Ne ki, Rüstem Ağa’nın da kendince derdi vardı. Şundan ki, dört kız babası olan Rüstem Ağa’ya Allah bir oğlan evlat vermemiş, kendinden sonra mala mülke sahip çıkacak, soyunu sürdürecek bir oğlu olmamıştı. Kahvedeki konuşmalar döner dolaşır bu konuya gelir; Rüstem Aga’nın içi burkulur, malı mülkü , varlığı konağı bir anda sıfıra inerdi gözünde. Olsa ne olmasa ne, ölüp gittikten sonra el eline kalacaktı tümü. Kızları bir bir evermiş yuvadan uçurmuştu. Bir tek Fitnat kalmıştı evde. Daha on altısındaydı Fitnat. Gözü gibi seviyordu Fitnat’ı Rüstem Ağa. Akşam olup eve geldiğinde babasını kapıda karşılıyan Fitnat, yüzünde gülücüklerle sarılıyordu boynuna. Elindekileri alıp, sırtındakileri çıkarmasına yardım ediyor, elini ayağını yıkaması için ibrikle su döküyor, havlusunu uzatıyordu babasına. Güzelliği de dilden dile dolaşıp, dünürleri çoğalıyordu Fitnat’ın. Ama babası verimkar değildi kimseye:”Daha çocuk sayılır Fitnat’ım. Feracesini atalı kaç yıl oldu ki” deyip savıyordu gelenleri. Günlerden bir gün, Selanik yakınlarındaki Mazganlı Köyü’nden Mehmet adlı bir genç alış veriş için Rüstem Ağa’nın mağazasına geldi. Eline aldığı kumaşları yumaklayıp, denetliyor, fiyatlarını soruyordu kumaşların. Sonunda, elbiselik, gömleklik kumaşlardan seçip, kuşağından çıkardığı kesesinden ödedi parasını. Rüstem Ağa ilk kez mağazasında gördüğü bu gencin nereli olduğunu, ne iş yaptığını sordu. “Mazganlı’danım. Celeplik yapıyorum. Selanik pazarına bir kaç mal getirdik arkadaşlarla . Sattık. Üç beş parça ihtiyacı alıp köye döneceğim. Niyetim burada kalıp, bir iş tutmaktı ama, zor “ dedi. Gencin bu içten, saf anlatımı hoşuna gitti Rüstem Ağa’nın. Kendisinin de hesap kitaptan anlayan, alış veriş bilen birine ihtiyacı vardı. “Delikanlı adın ne? Kimin kimsen var mı köyde. Ne tür iş ararsın?” deyince delikanlı:”Adım Memet. Dört erkek kardeşiz. Anam babam da köyde yaşıyor.Hesaba, kitaba aklım erer. Alış-verişten anlarım” deyince içinde kımıl kımıl bir şeyler kaynadı Rüstem Ağa’nın “Benim de böyle bir oğlum olsaydı” diye geçirdi içinden. Sonra da;”Gel çalış bu dükkanda. Ekmeğin aşın, yatacak yerin benden. Giysini, içeceğin kadar tütünü verir, emeğinin de hakkını öderim”. Delikanlı hiç beklemediği bu öneri karşısında alnında biriken terleri mendiliyle silip;”Daha ne isteyim ağam; sen münasip gördüysen, biz de layık olmaya çalışırız” diyerek ellerine sarıldı Rüstem Ağa’nın. Davullarım çalar çaydan aşağyı Mezarımı kazın dostlar belden aşağıya Suyumu da dökün boydan aşağıyıa Aman ölüm zalim ölüm üç gün are ver Al başımdan bu sevdayı götür yare ver Selanik içinde selam okunur Selanın sedası dostlar cana dokunur Gümüş kazma ile mezar kazılır Aman ölüm zalim ölüm üç gün are ver Al başımdan bu sevdayı götür yare ver Selanik Selanik ıssız kalasın Taşına toprağına bre dostlar, diken dolasın Sen de benim gibi yarsız kalasın Aman ölüm zalim ölüm üç gün are ver Al başımdan bu sevdayı götür yare ver 20 62 Çalın Davulları Çaydan Aşağıya Selanik Yunan Rum Turkce muzik Halk Türkü Enstrüman Rumeli Yöresi ÇALIN DAVULLARI ÇAYDAN AŞAĞIYA Selanik Türküsü Hikayesi Kaç Marka Metod Söz Hikaye Piyano Caz Öğreti Öğren Enstrüman Yunan Rum Turkce muzik Halk Türkü Enstrüman Rumeli Yöresel jenerik Jaz Kazz cazz akor armoni ÇALIN DAVULLARI ÇAYDAN AŞAĞIYA, rumeli türküleri, mustafa kemal atatürk,selanik türküsü, Amatör Videolar, Müzik Videoları, Super Piyanist Hikayesi Kaç Marka Metod Söz Hikaye Öğreti Öğren Caz Enstrüman Yunan Rum Turkce muzik Halk Türkü Enstrüman Rumeli Yöresel jenerik ÇALIN DAVULLARI ÇAYDAN AŞAĞIYA, rumeli türküleri, mustafa kemal atatürk,selanik türküsü, Amatör Videolar, Müzik Videoları Super Piyanist piyano Hikayesi Kaç Marka Metod Söz Hikaye Öğreti Öğren Caz Enstrüman Yunan Rum Turkce muzik Halk Türkü Enstrüman Rumeli Yöresel jenerik
Sahtekar Ninja İrfan ve Öğretileri 01:28
Sahtekar Ninja İrfan ve Öğretileri 254 izlenme - 2 yıl önce 3 sene Japonya' da simit satarak geçimini sağlayan irfan aynı zamanda kendini eğiterek ninja olmuştur, öyle bir ninja olmuştur ki kibriti bile sert bir cisime sokabilir, bu yeteneklerinden para kazanabileceği umuduyla tekrar ülkesine dönen irfan, mahallede ne kadar ipsiz sapsız adam varsa toplayıp belgrad ormanlarında ninjalık kursu açar (Ses Efektleri Geçici İşitme Kaybına Yol Açabilir)
Ninja İrfan & Adam Öldürme Teknikleri (part 2) 00:57
Ninja İrfan & Adam Öldürme Teknikleri (part 2) 205 izlenme - 2 yıl önce İrfan, kurs aidatlarını ödemeyen öğrencilere kafayı takmıştır, götünden uydurduğu adam öldürme teknikleri ile kursiyerlere gözdağı verme peşindedir, hadi bakalım siz de devam edin ( tu bi kontünyu... )
Serhat Aytuk - Bayramlar Bayram Ola 02:34
Serhat Aytuk - Bayramlar Bayram Ola 105 izlenme - 2 yıl önce Serhat Aytuk'tan Bayramlar Bayram Ola isimli dini öğreti karşınızda.
3 Kişiye - Öğreti Akademi Kpss Eğitim Bilimleri 00:25
3 Kişiye - Öğreti Akademi Kpss Eğitim Bilimleri 52 izlenme - 3 yıl önce 3 Kişiye - Öğreti Akademi Kpss Eğitim Bilimleri Tamamı Çözümlü Soru Bankası Öğretiyoruz Serisi 2014 Çekiliş Sonuç Videosu