Hoşgeldiniz!

oratoryosu

İstiklal Marşı Oratoryosu 06:41
İstiklal Marşı Oratoryosu 6.053 izlenme - 8 yıl önce
Güngören Mektebim Okulu Çanakkale Oratoryosu Sahnesi Günay Kınık 18:05
Güngören Mektebim Okulu Çanakkale Oratoryosu Sahnesi Günay Kınık 983 izlenme - 2 yıl önce 18 Mart Çanakkale Zaferi Tarihteki ve Ulusal Yaşantımızdaki Yeri 3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır. Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır. Türk Ulusu İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı Gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır. Türk Ulusu ve dünya O'nu böylece tanırken, O da Conkbayırı'nın, Kocaçimen'in kan deryası can pazarında ulusunun ve Türk askerinin asıl cevherini yakından tanıyarak daha sonra girişeceği Bağımsızlık Savaşını kesin zaferle sonuçlandıracağı kanaatini daha o zamandan edinmiştir. 18 Mart zaferi kazanılmasaydı, düşman donanması, daha 1915'in Mart ayında İstanbul'a girerek Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertebilecekti. Çanakkale Boğazı'nı denizden aşıp İstanbul'a giremeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'ten başlayarak 8-9 Ocak 1916'ya kadar süren Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal tarafından durdurulamasaydı, Birinci Dünya Savaşında Çarlık Rusyası en kısa yoldan müttefiklerinin yardımlarına kavuşacağı için yıkılmayacak, muhtemelen Ekim 1917 Bolşevik İhtilali de olmayabilecekti. Bu durumda Almanya'nın yenilgisi hızlanacak ve 1. Dünya Savaşı belki de 1915'te sona erecekti. Çanakkale Zaferi harbin 4 yıl sürmesine, üç imparatorluğun (Osmanlı, Çarlık ve Avusturya/Macaristan İmparatorlukları) tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Gelibolu Yarımadası'nda düşmana kesin darbeler vurarak onları yenilgiye uğratan Alb. Mustafa Kemal'in Anafartalar tepesinde yaktığı zafer meşalesi, Kurtuluş savaşımızın da yolunu aydınlatmıştır. Böylece 18 Mart deniz zaferimizi taçlandıran 25 Nisandan sonraki kara savaşlarında, Mustafa Kemal'in etkin liderliği sayesinde kazanılan zaferlerin, ulusal tarihimize ve dünya tarihine yön veren etkin rolünü yukarda belirtilen noktalarda toplamak mümkündür. 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı ve Öncesi Boğaz savunması, girişten itibaren "Dış-Orta-İç Tabyalar" olmak üzere üç savunma grubu halinde tertiplenmişti. Boğaz kıyıları boyunca 20 tabyamızda, çoğunluğu kısa menzilli ve eski model, 170 adet top mevzilendirilmişti. İtilaf Devletlerinin savaş gemilerinde çoğunluğu büyük çaplı uzun menzilli 247 adet en modern toplar bulunmaktaydı. İtilaf Devletlerinin Akdeniz Başkomutanı Amiral Carden, Boğazı geçerek İstanbul'a girmek için üç aşamalı saldırı planı yapmıştı. İstanbul'a bir Ay içinde ulaşacağını hesaplamıştı. Plan gereğince, 3 Kasım 1914 Günü 7 zırhlı ile Boğaza bir keşif taarruzu yaptı. Girişteki tabyalarımız zarar gördü. İkinci saldırıyı 19-25 Şubat 1915 tarihleri arasında 7 gün süreyle devam ettirdi. Türk topçusunun atış menzili dışından yapılan bombardımanlar etkili oldu. 19 topumuz ve Boğaz girişindeki tabyalarımız kullanılamaz hale geldi. 26 Şubat günü düşman donanması Boğaza girdi orta kesimdeki tabyalar 8 saat süreyle kesintisiz bombardımana tabi tutulup sarsıldı. Bu başarılar üzerine Amiral Carden, Londra'ya çektiği bir telgrafta, 14 gün içerisinde İstanbul'a ulaşabileceğini müjdeliyordu. Amiral, hazırlıklarını tamamlamaktaydı. Son darbe 18 Martta indirilecekti. Ne var ki, Kağıt üzerinde yapılan bu savaş planında, Türk'ün kahramanlığı ve savaş azmi hesaba katılmadığı için evdeki hesap çarşıya uymayacaktı. 18 Mart 1915 Günü Savaşı 18 Mart günü, bundan 85 yıl önce, Çanakkale'de ufukları ümit ve zafer neşesi kaplayan bir gün daha doğdu. İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle Saat 10.00'da boğazı yarıp geçmek üzere girmeye başladılar. İlk ateşi TRIUMPH zırhlısı, Çanakkale'ye 12 Km. mesafedeyken saat 11.15'te açtı. Savunma planımıza göre, gemiler topçularımızın ateş menziline girinceye kadar pusuda bekleyecek ve baskın tarzında ateş açılacaktı. Nitekim böyle yapıldı. Çanakkale Savaşı Vikipedi, özgür ansiklopedi Çanakkale Savaşı I. Dünya Savaşı Osmanlı Cephesi G.C. 18 March 1915 Gallipoli Campaign Article.jpg Saat yönünde: Anafartalar Cephesi'nde Mustafa Kemal ve silah arkadaşları; Gelibolu'ya çıkarma yapan Anzaklılar; Gelibolu sırtlarındaki Anzak askerleri; Osmanlı askerlerinin bulunduğu bir cephe ve Çanakkale Boğazı'ndan çekilen İttifak Devletleri'ne ait savaş gemisi Tarih 18 Mart 1915 - 9 Ocak 1916 Bölge Gelibolu Yarımadası Sonuç Kesin Osmanlı zaferi Taraflar Birleşik Krallık Britanya İmparatorluğu Birleşik Krallık Birleşik Krallık Avustralya Avustralya Yeni Zelanda Yeni Zelanda Britanya Hindistanı Britanya Hindistanı Fransa Fransa Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Alman İmparatorluğu Alman İmparatorluğu Avusturya-Macaristan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Komutanlar Birleşik Krallık Ian Hamilton Birleşik Krallık John de Robeck Birleşik Krallık Horatio Herbert Kitchener Birleşik Krallık Winston Churchill Alman İmparatorluğu Otto Liman von Sanders Osmanlı İmparatorluğu Esat Paşa Osmanlı İmparatorluğu Vehip Paşa Osmanlı İmparatorluğu Cevat Paşa Osmanlı İmparatorluğu Albay Mustafa Kemal Çatışan Birlikler Birleşik Krallık MEF Osmanlı İmparatorluğu 5. Ordu Güçler Birleşik Krallık Britanya İmparatorluğu: 489,000[1] Fransa Fransa: 79,000[1] [2][3][4] Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu: 315,500[1][not 1] Kayıplar 45.000-50.000 ölü bütün İtilaf Devletleri[2] Birleşik Krallık: 205.000 zayiat[1] Fransa: 47.000 zayiat[1] Toplam zayiat İtilaf Devletleri: 252.000[1] 56.000 muharebede ölen[1] 21.000 hastanede ölen[1] Toplam ölü: 77.000[1][5] 97.000 yaralı[1] 11.000 kayıp[1] 64.000 savaş dışı veya hasta[1][not 2][5][not 3] Toplam zayiat: 250.000[1][5][6][7][8][not 4] [göster] g t d I. Dünya Savaşı cepheleri [göster] g t d Çanakkale Savaşı Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.[9] İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti konumundaki İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbulu zaptetmek suretiyle Almanyanın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir. Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914'ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya'nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz'de İngiliz donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul'a gelmesiyle bir oldu bittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması'na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz'e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir. Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith'e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz'a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deni
Genco Erkal - Vatan Haini (Nazım Hikmet Şiiri) 06:17
Genco Erkal - Vatan Haini (Nazım Hikmet Şiiri) 440 izlenme - 1 yıl önce Büyük usta Genco Erkal, İbrahim Yazıcı'nın şefliğinde Bilkent Senfoni Orkestrası ve Devlet Çoksesli Korosu ile Fazıl Say'ın sergilediği Nazım Hikmet Oratoryosu'ndan Vatan Haini şiiri... Türkiye'de Nazım Hikmet denilince akla gelen ilk isimlerden olan Genco Erkal'ın performansı koro ile harmanlanınca ortaya müthiş bir eser çıkıyor. Tamamı için; http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/62821/fazil-say-nazim-oratoryosu-110-yasinda-109-dakika
Kavak Akbelen İlköğretim Okulu Oratoryosu 01:45
Kavak Akbelen İlköğretim Okulu Oratoryosu 939 izlenme - 7 yıl önce kavak akbelen ilköğretim okulu meslekler oratoryosu
Fazıl Say - Nazım Oratoryosu (110 Yaşında - 109 Dakika) 01:49:10
Fazıl Say - Nazım Oratoryosu (110 Yaşında - 109 Dakika) 222 izlenme - 1 yıl önce Nazım Hikmet'in 110.Yaşı Şerefine, iyi dinlemeler... Hikmet Bey ve Celile Hanım'ın oğlu Nâzım Hikmet, 20 Kasım 1901'de Selânik'te dünyaya gelir. Babası Hikmet Bey, çeşitli illerde valilik yapmış olan Nâzım Paşa'nın oğludur. Osmanlı Hariciyesi'nde çeşitli memurluklarda ve Matbuat Umum Müdürlüğü görevinde bulunmuştur. Annesi Celile Hanım ise, dilci Enver Paşa ile Leylâ Hanım'ın kızıdır. İlk kadın ressamlarımız arasında anılan Celile Hanım, kültürlü, sanatçı ruhlu bir kadındır... Küçük Nâzım ilk eğitimini annesi ve sıkça şiirli toplantılar düzenleyen, kendisi de bir mevlevi şairi olan büyükbabası Nâzım Paşa'dan alır. Ve henüz on bir yasındayken ilk şiirini yazar... Orta öğrenimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde gören Nâzım, 1915 yılında Bahriye Mektebi'ne girer. 1918 yılında ilk kez bir dergide şiiri yayınlanır. Bu bir aşk şiiridir. Ancak, İstanbul'un işgaliyle birlikte yerini yurtsever nitelikte şiirlere bırakır... Mezuniyetine üç ay kala geçirdiği bir hastalık nedeniyle Bahriye'den ayrılır. Bir grup arkadaşıyla Anadolu'ya geçer. Ankara Hükümeti'nin görevlendirmesiyle arkadaşı Vâlâ Nurettin ile birlikte Bolu'da öğretmenlik yapar. Daha sonra kısa aralıklarla iki kez Moskova'ya gider. İlkinde iki yıl kalır. Rusya'da gerçekleştirilen ihtilale tanık olur. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi KTUV'da ekonomi-politik öğrenimi görür. İkincisi ise küreğe konulma cezasının verildiği dava nedeniyle zorunlu bir göçmenliktir. Bu kez daha önce öğrenci olduğu Üniversite'de çevirmenlik ve asistanlık yapar. Ceza Yasası'ndaki değişiklik nedeniyle 1928 yılında ülkeye döner. Kısa bir süre cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılır. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları, şiirleri yayınlanır. Kitapları basılır. Siyasal ve entellektüel yaşamda aktif bir rol üstlenen ünlü bir şairdir. Şiirleri ders kitaplarına girer, oyunları devlet tiyatrolarında oynanır ama koğuşturmalardan da kurtulamaz... Sık sık gözaltına alınır, yargı önüne çıkartılır. Onun etkileyici gücü ürkütmektedir kimi çevreleri... Düzmece davalarla yaşamının on yedi yılı hapishanelerde geçer. 1950 yılında ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenen kampanyalar sonunda çıkarılan Genel Af Yasası'yla serbest kalır. Ne var ki yaşamına yönelik komplolar nedeniyle yeniden yurtdışına çıkar. Ve ölene dek yurduna, halkına, sevenlerine hasret şiirleri yazacağı göçmenlik yılları başlar... Bu dönemde Uluslararası Barış Ödülü sahibi bir sanatçı olarak barış hareketi içinde aktif olarak yer alır. Dünya Barış Konseyi Başkanlık Divanı'na seçilir. Ünlü Şostokoviç'e, Şarlo'nun yaratıcısı Charlie Chaplin'e ve Fransız Parlamentosu Başkanı Eduard Heriot'a Uluslararası Barış Ödülü'nü veren jürinin başkanlığını yapar. Cezaevi yıllarından kalan hastalıklar onu rahat bırakmaz ve acılı yüreği 3 Haziran 1963 günü sabahı Moskova'daki evinde durur.
Nazım Hikmet Oratoryosu - Kuvayi Milliye Şehitleri 03:36
Nazım Hikmet Oratoryosu - Kuvayi Milliye Şehitleri 241 izlenme - 2 yıl önce Tüyleri diken diken eden, 1959 yılında yazılmış Nazım Hikmet şiiri. Bu eser sizi geçmişe götürür, günümüzü özetler. Öyle bir eser ki bu şiiri hiç bilmeyen bir insan okusa günümüzde yazılmış sanması hiç de şaşırtıcı olmaz. İşte bu da Nazım Hikmetin ne kadar evrensel bir şair olduğunun kanıtıdır. Ki bugününün şairi olup, bugün yaşasa aynı duygularla böyle bir eser vermek istese bugünleri yaşayıp, bu eserinden bir kelime bile değiştirmeden aynısını yazardı.
Yunus Emre Oratoryosu İlk kez Washington'da 01:04
Yunus Emre Oratoryosu İlk kez Washington'da 227 izlenme - 5 yıl önce
Salim Uçar /Çanakkale Oratoryosu(prova) 01:23
Salim Uçar /Çanakkale Oratoryosu(prova) 43 izlenme - 2 yıl önce Perşembe Şehit Asb. Salim Uçar İlkokulu 3.ncü sınıf öğrencileri “18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” nde gerçekleştirecekleri programın son provasını öğretmenleri nezaretinde yaptılar. 16.03.2015
Salim Uçar İlkokulu /Çanakkale Oratoryosu(3) 02:02
Salim Uçar İlkokulu /Çanakkale Oratoryosu(3) 26 izlenme - 2 yıl önce Perşembe Şehit Asb. Salim Uçar İlkokulu 3.ncü sınıf öğrencileri “18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” nde Çanakkale Oratoryosunu seslendirdiler. 18.03.2015
Atalar Koleji Öğrencileri Primemall'da Çanakkale Şehitleri'ni Andı 34:09
Atalar Koleji Öğrencileri Primemall'da Çanakkale Şehitleri'ni Andı 7 izlenme - 3 yıl önce Atalar Koleji İskenderun PrimeMALL AVm'de "Çanakkale Şehitleri"ni andı. "Çanakkale Oratoryosu" ve "Nefes" adlı canlandırma ile duygusal anlar yaşandı. http://atalaregitimkurumlari.com/atalar-koleji-ogrencileri-primemallda-canakkale-sehitlerini-andi.html