Hoşgeldiniz!

özder

Bir Avuç Deniz Fragman 01:54
Bir Avuç Deniz Fragman 7.726 izlenme - 7 yıl önce Hayat dümdüz giden bir rota mı? Sevgin icin, ne kadar ileri gidebilirsin? Bir avuç deniz, gerçekten bir deniz midir?
utku cömert & aslı özder - sonkez 05:15
utku cömert & aslı özder - sonkez 8.519 izlenme - 10 yıl önce söz müzik : utku cömert düzenleme : utku cömert gitarlar : utku cömert düet : aslı özder kayıt : studyo hi-caz
Payitaht Abdülhamid 8.Bölüm Fragmanı (14 Nisan 2017) 00:53
Payitaht Abdülhamid 8.Bölüm Fragmanı (14 Nisan 2017) 500 izlenme - 9 ay önce Payitaht Abdülhamid, Padişah Abdülhamid döneminde yaşananları konu alacak. 1896'da, Sultan Abdülhamid'in padişahlığının 20. yılından itibaren döneme damgasını vuran önemli olayları ekrana taşıyacak olan dizi, Filinta serisinin devamı niteliğinde.
İyi Aile Robotu - Kanal 7 (Babür İçerir) 09:57
İyi Aile Robotu - Kanal 7 (Babür İçerir) 1.443 izlenme - 3 yıl önce İyi Aile Robotu 4 Mart 2004 tarihinde Kanal 7'de başlayan bir komedi ve sit-com dizisidir. Sultanahmet’te esnaflık yapan karakterimiz dost canlısı ve insancıl biridir. Bir gün iş yerinde Japon bir aile ile tanışır ve onları evine misafir eder. Japon aile Türk ailesinin misafirperverliğinden çok memnun kalır. Ülkelerine döner dönmez aileye son teknolojiyle üretilmiş bir robot gönderirler. Dizideki bütün olaylar robotun gelişiyle başlar. Önceleri evdeki herkes robotu kendi işleri için kullanmaya başlar. Ailemiz klasik bir Türk ailesi olduğu için gelişmiş teknolojiyle tanışması çeşitli komik unsurlar doğurur. Özellikle geçmişe bağlı yaşayan babaanne ile robotun ilişkisi başlı başına bir komedi unsuru oluşturmaktadır. İlerleyen bölümlerde robot ailenin bir ferdi olur ve bu arada evin genç kızına aşık olur ve evin kızına kendini beğendirmeye çalışır. İyi Aile Robot’umuz giderek Türkleşmeye başlar. 23 Haziran 2004 tarihinde dizi sona ermiştir. Robot Babürü Canlandıran Kişi ise Naci Taşdöğendir.İşte Kanıtı... http://www.bdformtasarim.com/?page_id=5124 (alıntıdır)
Payitaht Abdülhamid | Şehzade Abdülkadir Efendi Ölüyor mu ? 07:54
Payitaht Abdülhamid | Şehzade Abdülkadir Efendi Ölüyor mu ? 171 izlenme - 7 ay önce Özetle anlatmak gerekirse Şehzâde Abdülkadir Efendi, 16 Ocak 1878 yılında İstanbul'da doğdu. 2.Abdülhamid'in eşi Bidar Kadınefendi'nin oğlu olan Şehzade Abdülkadir'in tam ismi, Mehmed Abdülkadir Efendi'dir. Şehzade olduğu için özel eğitim almıştır. Keman çalmaya meraklı olan Şehzâde, Budapeşte'de de kemancılık yaptığı rivâyet edilmiştir. Şehzade aynı zamanda Almanya'da da askeri eğitim görmüştür. 1924 yılında Hanedan'ın yurtdışına çıkarılması ile birlikte ailesiyle beraber Bulgaristan'a gitmiştir. Şehzâdenin Toplamda 6 eşi olmuştur Bunlar; Mislimelek, Sühendan, Mihriban, Meziyet, Mâcide ve İrene Hanımlar'dır. 6 tane de çocuğu vardı ve isimleri ise Mehmed Orhan Osmanoğlu, Ertuğrul Necib Efendi, Alaedin Kadir Efendi, Bidar Sultan, Safvet Neslişah Osmanoğlu, Osman Efendi'dir. Bununla birlikte Şehzade Abdülkadir Efendi, 2. Dünya Savaşı sırasında Sofya'ya dönmüştür ve dedesini tanıyan Bulgaristan Kralı, kendisine belediyede kantarcılık işi vermiştir. 16 Mart 1944'te kalp krizi geçirerek veya izdiham sırasında ezilerek vefat ettiği rivâyet edilmektedir. YILDIZ SARAYI YILLARIM Yıldız Sarayı'nda 1891-1909 yılları arasında yaşadım. Şehzade Mehmet Abdülkadir Efendi'nin ilk haremiydim. Kendisi mükemmel keman ve viyola çalardı. Kardeşi Burhanettin Efendi ise mükemmel piyano çalar ve besteler yapardı. Hatta Alman İmparatoru II. Wilhelm için beste dâhi yapmıştı. İmparator geldiğinde kayınpederim 2. Abdülhamid Han odalarına istavroz astırmış, kendi inançlarınca ritüellerini îfâ etme imkânı vermişti. Sultan Abdülhamid'in evhamı ise amcası Abdülaziz'in tahttan indirilmesine şahit olduğundandır. Özelliklede Ali Suavi olayı üzerine evhamı hastalık halini aldı. Yıldız Sarayı'nı da evhamdan inşa ettirdi. Yüksek duvarlar ardından hükmediyordu ve bunun üzerine bir gün eşim Abdülkadir Efendi, bir evrakla odama geldi ve "Jön Türkler balonla saraya girip efendimizi hal edeceklermiş," dedi. ŞEHZADENİN KONYAK İLGİSİ İleriki yıllarda İstanbul, İngiliz işgali altındayken çıkmamıza yasak konduğunda zevcim papaz giysisiyle firar etti. Saray ablukadaydı. İsyandan sonra sarayı terk etme kararı aldık. Kapıda, "Hakkınızı helal edin lütfen," deyip kayınpederimin ellerine sarıldım. Saray'a bir daha dönmeyeceğimi ise bilmiyordum. O güzel köşkleri ve muazzam bahçeleri son defa görüyordum. Fransa'dan getirtilen Bohemya kristal avizeler, Louis Seize koleksiyonundan çalışma masam yağma edilmişti. SU, İKİ DİLİM EKMEK VE YAĞ İLE GEÇEN ÖĞÜNLERİMİZ Kızıltoprak'taki köşke gelenler, "Şehzade ümerasına 24 saat, hanımlara 10 gün mühlet verilmişti ve bize yanınıza hafif eşya alın" dendi. Bizim efendiye de 1000 Türk Lirası vereceklermiş. Yalnız bizler elbise ve mücevher götürebildik. Memleketimize veda ediyorduk. Gözlerimizden yaşlar boşanıyordu. Takvimler 6 Mart 1924'i gösteriyordu. Peşte'de otele yerleştik. Türkiye, bankadaki paralarımızı çekmeye izin vermedi. Kalkıp mücevherlerimi muhafaza ettiğim mahfazayı açtım, içinden vaktiyle Yıldız Sarayı'nda bana hediye edilen yakut taşlı bir kolye çıkarıp efendiye verdim. Oradayken otele bile borçlu idik. 1933'te Sofya'ya geçtik. Sabah su, iki dilim ekmek, akşam ise su, ekmek, yağ yiyorduk. Tam o sırada Bulgar Kralı III. Boris, "Abdülkadir Efendi kantarcılık yapmaya yardım edebilir" diye haber gönderdi. İslam âleminin halifesi, Türklerin hakanı Sultan'ın oğlu kantarcılık yapacaktı! Daha Sonra Bulgaristan'ın Almanya'yla harbe girdiği haber aldık. Çocukların mektep masraflarını Almanlar karşılamış. Abdülkadir Efendi ise bizlere hitâben, Bu Almanlar, Balkanlar'da tam hâkimiyeti ele geçirdikleri vakit muhtemelen kendisine bir taç verilip oyuncak gibi kullanacaklarını söylüyordu. Bulgarlar'ın da bizi Almanlara kayıtsız şartsız teslim etmeyecekleri malumdu. NAZİ KAMPINDAN, SULTAN KIZININ CENAZESİNİN ÇIKMASI Hatıralarımın en bedbaht kısmı Albanya'da geçirdiğim zamandı. Bir akşam İtalyan askerleri konağı bastı. Bizi Arnavut toprağını zapt eden Almanlara, namı değer Naziler'e teslim ettiler. Izdıraplar Sultan'ın kızı Naime Sultan'ı hasta edip yatağa serdi. Çamur ve pislik içinde bulunan Nazi kampı muhtelif hastalıkların membası idi. Zavallı Naime Sultan da tifodan perişan hale düştü. Günden güne sararıp soldu ve söndü. Naziler cenazeyi hemen kaldırdılar. "Sultan Abdülhamid'in kızını bu şekilde götürmenize müsaade etmem, Allah'ının huzuruna yüzü pak halde çıkması lazım" dedim. Müsaade ettiler de hemen cenazeyi yıkadık ve böylelikle defin ettik. Eşim Abdülkadir Efendi ise 16 Mart 1944'te hayata gözlerini yumdu. Allâh azze ve celle tahsilatlarını af eylesin. Başlıca Kaynaklar; 1- tr.wikipedia.org/wiki/Mehmed_Abdülkadir_Efendi 2- Haremden S
lastik yakma 01:20
lastik yakma 1.890 izlenme - 10 yıl önce
İsmail Özder Açma Zülüflerin 03:34
İsmail Özder Açma Zülüflerin 546 izlenme - 8 yıl önce ismail özderden mütiş performans
Payitaht Abdülhamid 1. Bölüm - Zikir ve Savaş Sahnesi 05:17
Payitaht Abdülhamid 1. Bölüm - Zikir ve Savaş Sahnesi 86 izlenme - 7 ay önce
Umutsuz Ev Kadınları – 51. Bölüm Fragmanı 00:46
Umutsuz Ev Kadınları – 51. Bölüm Fragmanı 929 izlenme - 5 yıl önce Cemil, Yasemin’i vuruyor Cemil, oğlunu kendinden uzaklaştırdığını düşündüğü için Sinan’a kurşun sıkıyor. Fakat kurşun hedefini şaşırıyor ve Sinan yerine Yasemin vuruluyor. Cemil oğlunu kendinden uzaklaştırdığını düşündüğü için Sinan’ın peşindedir. Niyeti, onu bulup cezasını vermektir. Fakat kurşun hedefini şaşırır ve Sinan yerine Yasemin vurulur. Bu kazayla öğrendiği bir gerçek ise Yasemin’i altüst eder. Elif’in yaptığı küçük bir yanlışlık, tam da açılış gecesi restoranda işlerin karışmasına neden olur. Ömer karısının hatasını affedeceğe benzemez. Zeliş güzellik salonunda korkunç bir sürprizle karşılaşır. Bu sürpriz Kudret’i katil zanlısı haline getirir. Kerem, annesinin başına gelenlerden dolayı Altay’dan şüphelenmektedir. Altay’ın kendini temize çıkarmak için annesi ve Arzu’yu polise ihbar etmekten başka şansı yoktur. Mert, Sinan’a zarar vermek isteyen Cemil’le hesaplaşmak için çok tehlikeli bir yol seçer. ‘Umutsuz Ev Kadınları’ yeni bölümüyle Perşembe akşamı 22.30
MOTO ŞOW 02:02
MOTO ŞOW 1.173 izlenme - 10 yıl önce
Utku Cömert & Aslı Özder - İskalamışım 03:34
Utku Cömert & Aslı Özder - İskalamışım 1.371 izlenme - 9 yıl önce söz müzik : utku ulaş cömert düet : aslıhan (aslı) özder aranje : utku cömert davul prg : özgür
Payitaht Abdülhamid | Damat Mahmut Paşa'nın oğlu Prens Sebahattin 06:32
Payitaht Abdülhamid | Damat Mahmut Paşa'nın oğlu Prens Sebahattin 70 izlenme - 7 ay önce Asıl adı Mehmed Sabahaddin olan Prens Sebahattin, 13 Şubat 1879 tarihinde İstanbul'da doğdu. Annesi Sultan I. Abdülmecit'in kızı Seniha Sultan, babası ise Bahriye Nazırı Gürcü Halil Rıfat Paşa'nın oğlu Mahmut Celaleddin Paşa'dır. Prens Sabahattin'nin düşüncelerinde, okuduğu siyasal ve toplumsal konulardaki çalışmaların yanı sıra babası Mahmut Celalettin Paşa'nın da rolü büyüktü. Mahmud Celaleddin Paşa, akrabalık bağının yanında, Sultan 2. Abdülhamid’in de yakın arkadaşıydı. Ancak daha sonra Ali Suavi’nin önderliğini üstlendiği Çırağan Sarayı Vak’asına adı karıştığı gerekçesiyle Adalet Nazırı olduğu kabineden Sultan tarafından azledilmiştir. Yalısında gözetime alınır ve oğulları Prens Sabahattin ve Lütfullah Bey’in eğitimleri ile ilgilenir. O dönemler için yalı bir bakıma özel bir üniversite gibidir. Sabahaddin’in doğa bilimlerine, özellikle kimya, biyoloji, astronomi ve tıbba ciddi bir ilgisi vardır. Sebahattinin sonraki dönemlerinin Paris yıllarında, Sorbonne Üniversitesinde bu konulardaki derslere devam eder. Diğer yandan yirmi yaşında İbn Haldun’un Mukaddime’sini okumaktadır. Bu da onun kapasitesini gösterir. Daha sonra Osmanlıya geri dönen Prens Sabahattin, yirmi yaşında iken Lamartine'den “Jocelyn’i” Türkçe’ye çevirmiştir. Genç yaşlarından itibaren Avrupa fikir hayatı ile yakından temasa geçmiştir. Özellikle Avrupa’nın önde gelen aydınların eserlerini yakından takip etmiştir. Edmond Demolins’in “Anglo-Saksonların üstünlüğünün sebebi nedir?” adlı eseri Prens Sabahattin’in üzerinde derin etki bırakmıştır. YURT DIŞINA KAÇIŞI 2. Abdülhamid’in baskıları artınca babası ile birlikte 1899 yılında bir Fransız gemisiyle yurttan kaçtılar. Yurttan ayrılmalarından bir süre sonra Abdülhamid, Mahmut Celalettin için idam kararı çıkardı. Prens Sabahattin, 1899 ile 1908 yılları arasını Fransa'da geçirmiş ve burada ki temsilcileriyle iyi ilişkilerde bulunmuştur. Mahmut Celalettin Paşa ve oğullarının Paris'e gitmesiyle Jön Türk'ler bir kongre hazırlanması için çalışmalara başladılar. Yayınladıkları çağrıda ülkenin içinde bulunduğu genel durumun tartışılmasını ve 2. Abdülhamid’in istibdat düzeninin bitmesi üzerine toplanılacağı belirtiliyordu. 2. Abdülhamid bu kongreden haberdar olmuş ve yabancı devletlere desteklememeleri için çağrıda bulunmuştu. Kongre, 4 Şubat 1902'de başlayarak 9 Şubat 1902'ye kadar sürmüştü. Bu kongre Osmanlı basınında "Osmanlı Hürriyet perveran Kongresi" olarak geçti. Kongrede başkanlık etmesi için Damat Mahmut Paşa düşünülse de rahatsızlığı sebebiyle Mahmut Celalettin Paşa Fahri başkanlığa, oğlu Sabahattin ise kongreyi yönetmek üzere başkanlığa seçildi. Mısır, Romanya, İtalya, İsviçre ve İngiltere'den birçok delege toplandı. Prens Sabahattin, 31 Mart Vakası'ndan sonra tutuklandı. Mahmut Şevket Paşa ve Hurşit Paşa'nın yardımıyla serbest bırakıldı. Mahmut Şevket Paşa'nın vurulmasına adı karışınca Paris'e kaçtı. 1919 yılında savaşın bitmesiyle tekrar yurda döndü. Bulunduğu sürece siyasi ve sosyal görüşlerini açıklayan yazılar yazdıysa da politik bir oluşum içine girmedi. 1920 yılında tekrar Avrupa'ya gitti. Cumhuriyeti'in ilanından sonra Osmanlı Hanedanı üyesi olduğu için yurda bir daha dönemedi. Gittiği İsviçre'de Neuchâtel kentinde 1948 yılında vefat etti. Ölümünden sonra kemikleri 1952 yılında Türkiye'ye getirilerek İstanbul'un Eyüp semtinde babasının ve dedesinin mezarlarının bulunduğu Halil Rıfat Paşa türbesine defnedildi. Başlıca Kitapları : 1909-1918 - İttihat ve Terakki'ye Açık Mektuplar -Türkiye Nasıl Kurtarılabilir? ve İzahlar 1901 - Görüşlerim Türkiye Nasıl Kurtarılabilir? Ve İzahlar Katkılarından dolayı “Biyografi.info”ya Teşekkür Ederiz.. Kullanılan Müzikler; Kevin MacLeod sanatçısının Constancy Part 2 - The Descent adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (https://creativecommons.org/licenses/...) altında lisanslıdır. Kaynak: http://incompetech.com/music/royalty-... Sanatçı: http://incompetech.com/ Audionautix sanatçısının Epic TV Theme adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (https://creativecommons.org/licenses/...) altında lisanslıdır. Sanatçı: http://audionautix.com/
Saklı Cennet 00:32
Saklı Cennet 242 izlenme - 5 yıl önce İzmir Özder Saklı Cennet
Payitaht Abdülhamit  En Mükemmel Sahne! 02:45
Payitaht Abdülhamit En Mükemmel Sahne! 53 izlenme - 7 ay önce
Payitaht Abdülhamid | Damat Mahmut Paşa Ne Zaman Ölecek ? 06:53
Payitaht Abdülhamid | Damat Mahmut Paşa Ne Zaman Ölecek ? 44 izlenme - 7 ay önce Damat Mahmud Celaleddin Paşa (1853-1903) Asıl adı Mahmut Celaleddin olan Damat paşa, 1853 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, Osmanlı Devleti'nde dört defa kaptan-ı deryâlık yapmış Damat Gürcü Halil Rifat Paşa, annesi onun ikinci eşi olan İsmet Hanım idi. Babasını, küçük yaşta kaybetti. Özel öğrenim görerek yetiştikten sonra çeşitli devlet memurluklarında bulundu. Paris konsolosluğunda iki yıl görev yaparak Fransızcasını geliştirdi İlk evliliğini İffet Hanım'la gerçekleştiren paşa bu evliliğinden Rifat, Fuat ve Ali Bidar adında üç çocuk sahibi oldu. 28 Aralık 1876'da Sultan Abdülaziz'in padişahlığı sırasında Osmanlı Sultanı Abdülmecit'in kızı Seniha Sultan'la evlendirilerek Osmanlı Hanedanı'na damat oldu. Bu evlilikten oğlu Prens Sabahattin ve Lütfullah Bey dünyaya gelmiştir. Görevden alınması Abdülhamit'i tahttan indirmek üzere örgütlenmiş Skelyeri-Aziz Bey komitesi ile ilişkisi olduğu gerekçesi ile birkaç ay sonra adliye nazırlığı görevinden alındı. Daha sonra bu komite ile bağlantısı olmadığı ortaya çıkınca kendisine Evkaf Nazırlığı ve Şura-yı Devlet üyeliği teklif edildi ancak bu görevleri kabul etmedi Mahmut Celaleddin Paşa, resmi bir görev almadığı bu dönemde konağını bir şiir encümeni haline getirmiştir. Âsaf mahlasıyla şiirler yazan Paşa, zamanının bir bölümünü oğularının eğitimine ayırdı. Devrin önde gelen isimlerini oğulları için hoca olarak görevlendirdi. Bir yandan da siyasetin gidişatını yakından takip edip padişaha aktarmak üzer eleştiri ve önerilerini kaleme aldı. Bağdat Demir Yolu ihalesinin İngilizlerin ortak olduğu bir şirkete verilmesi için aracılık etmek istedi; imtiyazın Almanlar'a verilmesi öfke ve kırgınlığını arttırdı. Avrupa'ya kaçışı 1899 yılında II. Abdülhamit'e olan muhalefeti nedeniyle iki oğlu Prens Sabahattin ve Prens Lütfullah'la birlikte Avrupa'ya kaçtı. Önce Marsilya'ya, oradan, Paris’e gitti. II. Abdülhamit yönetimine düşmanlık besleyen Jön Türkler tarafından ilgiyle karşılandı. Bazı Jön Türkler'in hükümetle anlaşıp yurda dönmesinden sonra geride kalanlar arasında lider gibi görülmeye başladı 1 Ocak 1900'de Meşveret'te yayımlanan ve gazetenin sahibi Ahmet Rıza Bey'e hitaben yazılmış Fransızca bir mektup göndererek, Jön Türkleri yüksek takdir hisleriyle karşıladığını belirtti. Çeşitli gazetelerde padişaha yazdığı mektubu yayımlattı. Mektupta padişahı ve çevresindekileri ağır bir dille eleştirdi. Cenevre'de çıkarılan Osmanlı Gazetesi'nin durumu ile ilgilenmek üzere oğulları ile Cenevre'ye gitti. İshak Sükûti, ona gazetenin tüm hak ve sorumlarını teslim etti. Paşa, 1 Nisan 1900'da Osmanlı Gazetesi'nde Abdülhamit Han'a hitaben yazdığı bayram tebriğinde çok ağır bir dille saraydaki bayram merasimini eleşirdi. Prens Sabahaddin ve Lütfullah Beyler de sert ifadeli ikinci bir mektup yayımladılar. Saray, damadını yurda döndürmek için her yolu denedi ve sonunda paşanın mallarının zaptedildiğine dair haberler duyuldu. Paşa, bunu önemsemedi. Masraflarını üstlendiği Osmanlı Gazetesi'ni Londra'da çıkarmak için oğulları ile 29 Mayıs 1900'de İngiltere'ye gitti ve 1 Temmuz 1900'den itibaren gazeteyi Londra'da yayımladı. İstanbul'a dönmesini talep eden saray ile arasında gittikçe sertleşen pazarlık ve yazışmalar gerçekleşti. Mısır'a geçişi Paşa ve oğuları İstanbul hükümetinin baskıları sonucu Londra'dan da ayrıldı ve Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa'nın davetiyle Mısır'a gitti. Orada, Hoca Kadri Efendi'’nin idare ettiği, "Kânûn-i 'Esâsî Gazetesi’"nin çıkarılmasına yardım etti. Asâf mahlasıyla yazdığı şiirlerini toplayan Divanı 'yla, Tezkire-i ulemâ adlı eserini Kahire'de bastırdı. Saray, paşayı geri döndürme çabalarına devam etti. Hidiv de paşa ve oğullarını İstanbul'a dönme konusunda ikna etmeye çalıştı. Damadın Ölümü Paşa, kimi kaynaklara göre albümin öriden, kimilerine göre üremiden muzdarip idi. Kışı geçirmesi için getirildiği Brüksel'de 17 Aralık 1903 yılında öldü. II. Abdülhamid Han, cenazesinin İstanbul'a getirilmesini istese de oğulları ülkede Meşrutiyet rejimi ilan edilmedikçe onu geri vermeyeceklerini söyledi. Paşa'nın cenazesi Fransa'da Père Lachaise Mezarlığı'ndaki Türk kabristanına defnedildi. Cenaze merasimi Jön Türkler'in mitingine dönüşmüş; mezarın başında okunan ateşli konuşma metinleri Osmanlı Gazetesi'nde yayımlanmıştır. 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanı üzerine naaşı büyük bir törenle İstanbul'a getirildi; Eyüp'te babasının mezarının da bulunduğu aile türbesine defnedildi. Kullanılan Müzikler; 1- Kevin MacLeod sanatçısının Constancy Part 1 - The Descent adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (https://creativecommon
Payitaht Abdülhamid 10.Bölüm Fragmanı (5 Mayıs Cuma) 00:53
Payitaht Abdülhamid 10.Bölüm Fragmanı (5 Mayıs Cuma) 52 izlenme - 9 ay önce Payitaht Abdülhamid, Padişah Abdülhamid döneminde yaşananları konu alacak. 1896'da, Sultan Abdülhamid'in padişahlığının 20. yılından itibaren döneme damgasını vuran önemli olayları ekrana taşıyacak olan dizi, Filinta serisinin devamı niteliğinde.
Payitaht Abdülhamid | 2. Abdülhamid'in Sırdaşı Tahsin Paşa 07:51
Payitaht Abdülhamid | 2. Abdülhamid'in Sırdaşı Tahsin Paşa 37 izlenme - 7 ay önce Sultanın Sırdaşı Tahsin Paşa Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han’ın en yakınlarından birisi hatta en kadim sırdaşı olan şanlı vezir ve Başkatip Hasan Tahsin Paşa. 26 Temmuz 1908’de İttihatçılar, kendilerine göre ilk günkü coşkularıyla, öğleden sonra Türk, Rum, Ermeni , Bulgar ve Musevilerden oluşan yaklaşık yüzbin kişilik bir topluluğu Harbiye Nezareti önündeki Beyazit Meydanı’nda toplamış, burada yeni anayasal yönetime bağlılık yemini edilmiş ve daha sonra da Yıldız Sarayı’na doğru coşkuyla yürümüşlerdi. Akşama doğru, Sultan Abdülhamid’i tüm siyasal mahkum ve sürgünlerin affına zorlamakta başarılı olmalarının heyecanını taşıyan bir grup devrimci, isteklerini Şey-ül İslam aracılığıyla Sultan’a iletmek istemişlerdir. Uzun süren ısrarlar sonucunda Sultan tarafından kabul edilmişler ve aralarında Ziraat, Orman ve Maâdin Nazırı Selim Melhame Paşa, 2. Katib İzzet Paşa ve Mabeyn-i Hümayun Başkatibi Tahsin Paşa’nın da olduğu bir grup yüksek rütbeli Saray görevlisinin işten hemen el çektirilmesini istemişlerdi. Sultan II. Abdülhamid bazı saray görevlileri için bu grubun isteklerini kabul etmemişti. Ancak 4 Ağustos Salı günü, Mabeyn-i Hümayun Başkatibi Tahsin Paşa görevinden alınmış ve yerine mabeyn katiplerinden Cevat Paşa, ikinci katip ünvanıyla vekaleten atanmıştı. 5 Ağustos tarihli “Tanin” gazetesi, her iki azil haberinin büyük bir memnuniyetle karşılandığını kamuoyuna hemen duyurmuştu. Yine aynı gün ve yine“Tanin”de, görevlerinden azledilen Mabeyn Başkatibi Tahsin Paşa ve Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa'nın yurtdışına kaçmalarının önlenmesi için Zaptiye Nezareti’nden Üsküdar ve Beyoğlu Mutasarrıflıkları’na emir verildiği bildirilmişti. Halkın bunlara olan aleyhindeki gösteriler, 5 Ağustos gecesinde başkatib Tahsin Paşa ve Tophane-i Amire Müşiri Zeki Paşa’nın konaklarının önünde de sürdürülmüştü. Kalem Dergisi’nin 3 Eylül 1908 tarihli sayısında yayınlanan bu karikatürde, II. Abdülhamid döneminin muktedir yöneticileri hicvediliyordu. Camekan içerisindeki kişiler, Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa, Başkatip Tahsin Paşa, 2. Katip Arap İzzet Paşa ve Ser Hafiye Kabasakal Mehmet Paşa, Eleştirel sözleri söyleyen ise filozof Rıza Tevfik’ti. Tahsin Paşa’nın, Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi tarafından 1931 yılında yayınlanan “Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları” adlı eseri, Sultan II. Abdülhamid’in yanında bulunurken şahit olduğu hadiselerin toplanmasından meydana gelmişti. Tahsin Paşa, bu kitabında yakınen tanık olduğu pek çok olayı ve  hakikati anlatmakta, Sultan II. Abdülhamid’in şahsiyeti ve devrinin hâdiselerine ışık tutmaktaydı. Mabeyn-i Hümayun başkatibi Tahsin Paşa hatıralarında Sultan II. Abdülhamid’in kendisine sıklıkla; “Her resim bir fikirdir. Bir resim yüz sayfalık yazı ile ifade olunamayacak siyasi, hissi manaları telkin eder. Onun için ben tahrir-i derecatten(yazılı bilgilerden)ziyade, resimlerden istifade ederim.” dediğini yazmıştı. 1929 veya 1932 yılında büyük Haremlik Köşkü yıkılmaya başlanmış, Tahsin Paşa, karşı komşusunun bahçe duvarına dayanarak köşkün ahşaplarının tek tek sökülürken çivilerin çıkarttığı acı sesleri, hüzün ve üzüntüyle sonuna dek izlemişti. Zaten Haremlik köşkünün yıkımından yaklaşık bir sene kadar sonra da yine İstanbulda olan Selamlık Köşkü’nde, bir rivâyet 1930, bir rivâyet 1933 yılında yılında vefat etmiştir. Tüberküloz teşhisi konan kızı Fahire hanım da bir süre daha köşkte yalnız başına yaşamış ve daha sonra o da vefat etmişti. Tahsin Paşanın mezarının ise nerede olduğunu merak edilecek olursa; Yılmaz Öztuna’nın kitabından edinilen bilgilere göre, Eyüp Sultan’da olduğu yönündedir. Allâh azze ve celle İslâmın Hâlfesine bu denli sadık olan Tahsin Paşayı, Sıddıkı Ekber Hz. Ebubekir(Radıyallahu Anh)’a cennetinde komşu eylesin. Âmîn.. Kaynaklar; 1- “Geçen asrı aydınlatan kıymetli vesikalardan bir eser; HATIRALAR” Aşçıdede Halil İbrahim Reşat Ekrem Koçu ve Mehmet Ali Akbaş, İstanbul Ansiklopedisi ve Neşriyat Kollektif Şirketi, Sirkeci-İstanbul, 1959 2- “Bilinmeyen Yaşamlarıyla Saraylılar”, Nahid Sırrı Örik 3- “Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar”, İbnülemin Mahmud Kemal İnal, Sf 1067 4- “Matbuat Hatıralarım”, Ahmet İhsan Tokgöz,1888-1923, 2, ss.41-42 5- “GÖZTEPE”, Prof. Dr. Bedi N. Şehsuvaroğlu ,Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, 1969 6- “Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihi bir Bakış”, F. Reşit Unat, Milli Eğitim Basımevi, 1998, Ankara 7- “Kapalı Hayat Kutusu-KADIKÖY KONAKLARI”, Dr. Müfid Ekdal, YKY, 2004, İstanbul 8- “https://tr.wikipedia.org/wiki/Tahsin_... 9- BOA, HH. SAİD.d, no:1, s. 201. Kull
Ayasofya Sahnesi Geceye Damga Vurdu | Payitaht Abdülhamid 10. Bölüm 04:18
Ayasofya Sahnesi Geceye Damga Vurdu | Payitaht Abdülhamid 10. Bölüm 36 izlenme - 7 ay önce Payitaht Abdülhamid 10. Bölümdeki Ayasofya Sahnesi Geceye Damga Vurdu.
turgutalp köyü 01:22
turgutalp köyü 253 izlenme - 9 yıl önce mustafa özder tarafından yapılmıştır
Payitaht Abdülhamid'de Göz Yaşartan Dua Sahnesi 00:46
Payitaht Abdülhamid'de Göz Yaşartan Dua Sahnesi 43 izlenme - 9 ay önce Payitaht Abdülhamid'in 9'uncu bölümünde ekrana gelen ve Mabeyn Katibi Tahsin Paşa'nın dua ettiği sahne, izleyicilerin gözlerini yaşarttı.
Payitaht Abdülhamid | Sultan 2. Abdulhamid Han'ın Farklı Yönleri 2 06:20
Payitaht Abdülhamid | Sultan 2. Abdulhamid Han'ın Farklı Yönleri 2 27 izlenme - 7 ay önce 1. Bölümün Linki; https://youtu.be/2hRLixrP-AI Sultan 2. Abdulhamit Han'ın Farklı Yönleri - Bölüm 2; Tarihe, Kitaba ve Yayıncılığa İlgisi oldukça fazlaydı. Her gece uyumadan evvel kitap okutmak âdetiydi. Kitaba olan ilgisi ve merakı fevkaladeydi. Yıldız Sarayı'ndaki kütüphanesinde, yabancı dillerde Türkiye hakkında yazılmış ve özel olarak yapılıp telif hakkı ödenmiş yabancı eserler, roman ve hikâyeler, coğrafya ve seyahatname koleksiyonu ve Avrupa'da çıkan bütün önemli gazeteler bulunuyordu. Kütüphaneciliğimizin modern anlamdaki kurucusu da oydu. Tarih, siyaset ve hukuk bahislerinde oldukça geniş bir malumata sahipti. 1850'den itibaren devrinin âlimlerinden Musiki, Hat, Arapça, Farsça, Osmanlı Edebiyatı ve Tarihi ve diğer İslâmî İlimleri tahsil etmişti. Osmanlı tarihini değişik kaynaklardan okuyup inceledikten sonra geçmişe ait olayları kimsenin bilmediği şekilde teferruatıyla hikaye ederdi. Roman okumaya çok meraklı idi. Daha çok da polisiye (dedektif) romanlar okurdu. Seyahatname okumayı da severdi. Saraydaki tercümanlara özel olarak çevirttiği romanlar bir kütüphane dolduracak kadar fazlaydı. Özellikle de Victor Hugo'ya ve Conan Doyle'ye büyük hayranlığı olan Yüce Sultanın Sherlock Holmes romanlarını da pek sevdiği ve tercüme ettirdiği vârit olmuştur. Matbaa ve yayın işlerine merâğı olan Padişâh, Avrupa'dan modern matbaa makineleri getirterek müthiş dîvanlar bastırmıştır. En itibar gören hadis kitabı olan "Sahih-i Buhari"nin en sağlıklı baskısını da o yine yaptırmıştır. Sade Giyimi ve Temizliği severdi. Kıyafet ve yaşayışında dikkati çekecek bir sadelik takip eder, şatafatlı üniformalardan, büyük merasimlerden nefret ederdi. Sade olmakla birlikte, giyiminin kendine has bir zarafeti vardı ve çoğunlukla yerli kumaştan yapılma elbiseleri tercih ederdi ve insanları yerli malı kullanmaya teşvik ederdi. Temizliğe çok düşkün olduğundan ötürü, elinde devamlı Atkinson marka kolonya şişesini gezdirir ve birkaç saat içinde sürer bitirirdi. Yemesi-İçmesi gâyet sâdeydi * Sabahları gayet erken kalkar, soğuk su ile banyo eder, ufak bir gezinti yapar, çalışma odasına girer, kendi önünde pişirttiği bir fincan kahveyi içer, yumurta ve sütten ibaret hafif bir kahvaltıdan sonra çalışmalarına başlardı. Mide ve bağırsaklarından rahatsız olduğundan gayet az yemek yerdi. Genellikle hafif ve hazmı kolay yemekleri tercih eden Sultan Öğle yemeğinde de genellikle Rafadan yumurta veya tere yağda pişmiş yumurta ya da omlet, koyun külbastısı veya balıklardan mezgit veya gelincik balığı, bazen börek, tatlılardan da kaymaklı kadayıf, sütlaç veya muhallebi yerdi. Akşam yemekleri daima hafifti: Et suyu, bazı çorbalar ve çilek, kavun, karpuz ve şeftali gibi meyvelerden ibaretti. Akşam yatak odasına limonata, frenk üzümü veya nar şerbeti bırakılırdı. Fazlaca tütün içen Sultanın sarayda tütün sarmayı bilen özel görevlileri mevcuttu. Kahve içmeyi ve özellikle Yemen kahvesi pek severdi. Renkli Hayatı ve İginç Hobileri oldukça fazlaydı. Zayıf ve atletik bir yapıya sahip ve Jimnastik meraklısıydı. Ustalıkla ata biner, araba kullanır, kürek çeker, yelken kullanır, Kılıç ve tabanca kullanmada da gayet mahir olan Sultan, Atıcılık yapar, ava gider ve kılıç talimleri yapardı. Gençliğinden beri silahlara merâğı olduğundan, silahlarla ilgili koleksiyonu vardı. Sarayda; resim salonu, fotoğraf atölyesi, musiki salonu ile bilhassa uğraştığı marangoz atölyesi en çok bulunduğu yerlerdi. Marangozluğa özellikle meraklıydı ve Avrupa'dan getirttiği yeni sistem birçok aletin bulunduğu geniş bir marangoz atölyesi mevcuttu. Pek çok sedefli ve oymalı eşyalar yapmıştı ve 1897'deki Osmanlı-Yunan Harbi'nde yaralanan gazilere birer tane kendi eliyle imal ettiği baston hediye etmişti. Manzara ve çiçek resimlerinden hoşlanır, portre çizerdi ve bu yüzden de güzel tablo koleksiyonlarına vardı. Fotoğrafçılığa da merağı olan Ulu Hâkân, döneminde neredeyse bütün imparatorluğun fotoğrafını çektirmişti. Neden bu kadar çok koleksiyon yapmış diye sorulacak olursa, Yalnızlığının tabiî bir neticesinin olduğu söylenebilir. Tiyatro ve konserleri sever; cuma, çarşamba ve pazar akşamları hususî tiyatrosunda bir temsil veya konser verdirirdi. Musikişinas bir tabiatı olan 2. Abdulhamit Han, Alafranga musikiyi alaturka mûsikiye tercih ederdi. Sebebini ise şöyle ifâde ederdi "Alaturka güzeldir; lâkin daima gam verir. Alafranga ise neşe vediğinden ben bunu tercih ederim.” Kaynak: Abdülhamid'i Yeniden Keşfetmek, İstanbul, 2007, Akis Kitap. Kullanılan Müzik; Kevin MacLeod sanatçısının Finding the Balance adlı şarkısı, Creative Commons Attribution lisansı (https://creativecommons.org/licenses/...) altında lisanslıdır. Kaynak: ht
moto şow gösterisi 02:02
moto şow gösterisi 322 izlenme - 10 yıl önce
Umutsuz Ev Kadınları 114. Bölüm Fragmanı 00:47
Umutsuz Ev Kadınları 114. Bölüm Fragmanı 154 izlenme - 4 yıl önce Umutsuz Ev Kadınları 114. Bölüm Fragmanı
Hakan Özder  Ayrılık 01:42
Hakan Özder Ayrılık 95 izlenme - 5 yıl önce göz yaşlarımı sen gittin diye değil; öptüğün yanaklarımı temizlesin diye akıttım...
Moto Şow 09:15
Moto Şow 241 izlenme - 9 yıl önce lütfen yorum yazın arkadaşlar
Özge Özder 00:02
Özge Özder 75 izlenme - 5 yıl önce Özge Özder
Umutsuz Ev Kadınları 49. Bölüm 2. Fragmanı 00:35
Umutsuz Ev Kadınları 49. Bölüm 2. Fragmanı 182 izlenme - 5 yıl önce Yasemin, Sinan’ı kurtaracak bir delil arıyor Sinan’ın mahkeme günü yaklaşıyor. Yasemin, onu kurtarmak için güçlü bir delil elde etmeye çalışıyor ve bunun için, katil olduğuna inandığı Altay’ı silah zoruyla itirafa zorluyor. Sinan’ın mahkeme günü yaklaşmıştır. Yasemin’in onu kurtarmak için güçlü bir delile ihtiyacı vardır. Katil olduğuna inandığı Altay’ı silah zoruyla itirafa zorlar. Elif, evlilik yıldönümünde özel bir kutlama yapmak istemeyince, Ömer hazırladığı sürprizi iptal etmek zorunda kalır. Ancak yaşanan bir karışıklık hem Elif’e hem de Ömer’e kötü sürprizlerle dolu bir gece yaşatır. Zeliş, Kudret’ten Yasemin için yardım ister. Kudret yardımının karşılığında Zeliş’ten yanında sekreter olarak çalışmasını şart koşar. Zeliş, Yasemin’in hatırına mecbur kalır. Nermin’in Arzu’nun evinde bulduğu dişler, Cahide ve Arzu’yu harekete geçirir. İki kadının Altay için kurduğu tuzak, Nermin’in hayatındaki tüm dengeleri altüst edecektir. ‘Umutsuz Ev Kadınları’ yeni bölümüyle Perşembe akşamı 22.30
Benim Bir Dostum Var  (Dostlarımızın Esaretine Dur De!) 02:06
Benim Bir Dostum Var (Dostlarımızın Esaretine Dur De!) 79 izlenme - 2 yıl önce Yunuslara Özgürlük Platformu tarafından yürütülen kampanya çerçevesinde BGKO ve PToT film ortak yapımı olarak çekilen videoda Alican Yücesoy, Aslı Tandoğan, Bennu Yıldırımlar, Binnur Kaya, Ceyda Düvenci, Demet Evgar , Kenan Ece, Levent Üzümcü , Mert Fırat, Özge Özder, Özgün, Özgür Çevik, Selim Bayraktar, Selin Demiratar, Serkan Altunorak ve Yasemin Allen sizlere bir mesaj veriyor.
Payitaht Abdülhamid 10. Bölüm 2. Fragman (5 Mayıs Cuma) 00:53
Payitaht Abdülhamid 10. Bölüm 2. Fragman (5 Mayıs Cuma) 12 izlenme - 9 ay önce Payitaht Abdülhamid, Padişah Abdülhamid döneminde yaşananları konu alacak. 1896'da, Sultan Abdülhamid'in padişahlığının 20. yılından itibaren döneme damgasını vuran önemli olayları ekrana taşıyacak olan dizi, Filinta serisinin devamı niteliğinde.
Zafer Ergin, Özge Özder, Özgür Ozan, Majeste Grubu Burada Laf Çok'a konuk oldu 01:44:02
Zafer Ergin, Özge Özder, Özgür Ozan, Majeste Grubu Burada Laf Çok'a konuk oldu 46 izlenme - 3 yıl önce Mesut Yar ile Burada Laf Çok programına 15 Nisan Çarşamba gecesi Zafer Ergin, Özge Özder, Özgür Ozan, Majeste Grubu konuk oldu. Programın tüm videoları için: http://tv.cnnturk.com/buradalafcok