Hoşgeldiniz!

reha yurdakul

Yağmur Bahsi - Üç Kağıtçı 06:27
Yağmur Bahsi - Üç Kağıtçı 2.504 izlenme - 2 ay önce Dizlerindeki romatizma sebebiyle yağmurun ne zaman yağacağını tahmin edebilen Rıfkı'nın, Arif Efendi ve diğerleriyle tutuştuğu bahis. İyi seyirler.
Sıcak Yatak - Harika Avcı (1986 - 88 dk) 01:27:50
Sıcak Yatak - Harika Avcı (1986 - 88 dk) 10.989 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen : Ümit Efekan Senaryo : Erdoğan Tünaş Yapımcı : İbrahim Mertoğlu, Sungur Esen Görüntü Yönetmeni : Sedat Ülker Süre : 81 dk Tür : Dram, Duygusal Özellikler : 35 mm, Renkli Ülke : Türkiye Oyuncular : Tolga Savacı, Harika Avcı, Salih Kırmızı, Sümer Tilmaç, Reha Yurdakul, Necla Fide, Oya Demir, Diler Saraç, Selahattin Fırat, Necati Bilgiç, Celile Toyon, Jeyan Mahfi Tözüm, Erdal Tosun, Sadrettin Kılıç, Kerem Yılmazer, Timuçin Caymaz, Levent Dönmez, Erhan Yazıcıoğlu
Mezhebi Geniş Baba Olmak 00:42
Mezhebi Geniş Baba Olmak 5.074 izlenme - 2 yıl önce Maşallah ilik gibiymiş, yatağa atsan 20 yaş gençleşirsin son sözleriydi. Eski aşkları için bile bu sözleri duyunca kuduracak en az 98 kişi bulabiliriz. Hele gencecik ve filmizde fotomodellik yapıp kendisini kocasına saklayan Banu Alkan'a bu laflar hiç edilir mi?
Karaoğlan Altay'dan Gelen Yiğit - Kartal Tibet (1965 - 90 dk) 01:30:06
Karaoğlan Altay'dan Gelen Yiğit - Kartal Tibet (1965 - 90 dk) 3.673 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen : Suat Yalaz Senaryo : Suat Yalaz Yapımcı : Suat Yalaz Görüntü Yönetmeni : Hayrettin Işık Eser : Suat Yalaz Tür : Macera, Tarihi Özellikler: 35 mm, Siyah Beyaz Ülke : Türkiye Oyuncular: Kartal Tibet, Tülin Elgin, Danyal Topatan, Reha Yurdakul, Mehmet Ali Akpınar, Orhon M. Arıburnu, Yavuz Selekman, Gürbüz Tanrısever, Ayfer Feray, Sevinç Pekin, Atilla Saran, Reşit Çildam, Hasan Ceylan, Kazım Kartal, Lütfü Engin Kartal Tibet'in tiyatrodan sinemaya ilk adım attığı film olup, epik tarihi bir filmdir.
İnsan Avcısı - Cüneyt Arkın (1975 -  87 dk) 01:26:49
İnsan Avcısı - Cüneyt Arkın (1975 - 87 dk) 3.280 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen : Duygu Sağıroğlu Senaryo : Duygu Sağıroğlu Yapımcı : Memduh Ün Görüntü Yönetmeni : Mustafa Yılmaz Süre : 86 dk Tür : Aksiyon, Macera, Polisiye Özellikler : Renkli Oyuncular: Cüneyt Arkın, Sevda Aktolga, Oktar Durukan, Turgut Özatay, Hikmet Taşdemir, Meral Deniz, Yavuz Selekman, İhsan Gedik, Aydın Haberdar, Reha Yurdakul, Ata Saka, Cihan Alp, Tarık Şimşek, Kadir Kök, Mehmet Ali Güngör, Orhan Çoban, Günay Güner, Yadigar Ejder, Cevdet Arıkan, Cevdet Balıkçı, Zafer Par, Adnan Mersinli, İsmet Erten, Yusuf Sezer, Günay Girik, Gülten Ceylan, İhsan Özenç, Ünal Gürel, Toron Karacaoğlu, Ayşin Atav, Mazlum Kiper, Dinçer Çekmez, Füsun Kokucu, Timuçin Caymaz, Gülen Kıpçak, Doğan Bavli, Sadettin Erbil, Kamran Usluer Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları bozmaya çalışan Komiser Metin'in Amerikan ve Yunan ajanlarına karşı verdiği müthiş mücadale...
Namus - Fatma Girik (1972 - 86 dk) 01:25:22
Namus - Fatma Girik (1972 - 86 dk) 2.667 izlenme - 1 yıl önce Oyuncular: Fatma Girik, Önder Somer, Reha Yurdakul, Perihan Savaş, Atıf Kaptan, Tanju Şarman, Mine Soley, Ahmet Turgutlu, Renan Fosforoğlu, İlknur Taçbaş, Faik Coşkun, Kenan Karagöz, Abdurrahman Palay, Nevin Akkaya, Gülen Kıpçak, Mümtaz Ener, Agah Hün, Toron Karacaoğlu Kötü rollerin yakışıklı adamı Önder Somer 'Orhan' yine yapacağını yapıyor ve bir genç kızın hayatını karartıyor. Aldatıp evlilik vaadiyle hem sahip olup hemde alay ediyor. Fatma Girik rolünde yine çok başarılı.perihan savaş'ın sinemadaki ilk yılları dır. Ve Reha Yurdakul baba rolünde çok iyi. Mutlaka izlenmeli 'Namus' Kelimesinin anlamını çok iyi derecede yansıtan bir eser...
Hakanlar Çarpışıyor - Cüneyt Arkın (1977 - 82 dk) 01:21:02
Hakanlar Çarpışıyor - Cüneyt Arkın (1977 - 82 dk) 2.341 izlenme - 1 yıl önce Türkistan'ın ücra köşelerinden birinde bir çocuk dünyaya gelir. İsmini Tegin koyarlar. Tegin, gelecekte Türklerin hakanı olacaktır. Türkistan diyarının başka bir yerinde de diğer kahraman çocuk doğmaktadır; Olcayto. Türklerin Ergenekondan çıkşını kutlandığı bir bayram esnasında, Olcayto'nun ailesi düşman baskınına uğrar. Olcayto, tüm ailesini kaybeder. Öksüz ve büyüyen Olcayto'nun intikam ateşi de onunla beraber büyür. Şartlar, Olcayto ve Tegin'i karşı karşıya getirir. Yönetmen: Natuk Baytan Senaryo: Erdoğan Tünaş: Yapımcı Memduh Ün Görüntü Yönetmeni:Cahit Engin Vizyona Giriş Tarihi: 01 Kasım 1978 Tür: Aksiyon, Epik, Gerilim, Savaş, Tarihi Özellikler: 35 mm, Renkli Ülke: Türkiye Oyuncular: Cüneyt Arkın,Bahar Erdeniz,Aytekin Akkaya, Hüseyin Peyda, Turgut Özatay, Hikmet Taşdemir, Reha Yurdakul, Levent Çakır, Sönmez Yıkılmaz, Cerrah Arseven, Süheyl Eğriboz, Mehmet Uğur
Affedilmeyenler - Yılmaz Köksal (1973 - 74 dk) 01:13:29
Affedilmeyenler - Yılmaz Köksal (1973 - 74 dk) 2.358 izlenme - 1 yıl önce Oyuncular: Yılmaz Köksal, Fatma Belgen, Reha Yurdakul, Altan Bozkurt, Gülten Ceylan, Cango Kemal, Leman Akçatepe, Altan Günbay, Rıza Genç, Yılmaz Kurt, Mehmet Ali Güngör, Hakan Kete, Abdurrahman Palay Küçük yaşlardan beri birbirlerini seven iki genç biri ağa kızı ‘Zeynep (Fatma Belgen) diğeri ırgat olan Murat (Yılmaz Köksal) aşklarını herkesten gizli yaşayan iki genç ağanın bu durumu duymasıyla beraber kaçarlar.zeynebin babası (Reha Yurdakul) bu aşka engel olmak ister.kızı zeynebi başka birine vermek isteyen ağa. Murat'ın ölmesini istemektedir. Annesini ve kız kardeşini öldürten ağaya karşı intikam yemini yapar. Çetin İnanç’tan süper bir film Yılmaz Köksal gibi oyuncunun olması yeterdir. Sonu ölümle biten bir aşkın hikayesi...
İstanbul 1979 - Kadir İnanır (1979 - 83 dk) 01:22:59
İstanbul 1979 - Kadir İnanır (1979 - 83 dk) 2.173 izlenme - 1 yıl önce Anadolunun küçük bir kasabasından göç edip, İstanbul'a gelen bir ailenin yaşam öyküsü. Aileden Ömer (Kadir İnanır) büyük kentte tüpgaz bayiliği yapar. Bu arada bir arkadaşıyla birlikte kirli işlere bulaşır. Ailesiyle olan bağlarını koparan Ömer, istese de kendini bu kirli işlerden sıyıramaz. İstanbul'un renkli ve karanlık gece hayatı içinde yaşamını sürdürür. Oyuncular: Kadir İnanır, Semra Türel, Mahmut Cevher, Reha Yurdakul, Kazım Kartal, Diler Saraç, Eriş Akman, Uğurtan Sayıner, Remzi Ekmekçi, İlknur Avcı, Muhteşem Durukan, Oktay Yavuz, Oktar Durukan, Orhan Çoban, Coşkun Göğen, Yadigar Ejder, Renan Fosforoğlu, Abdi Algül, Süheyl Eğriboz, Sırrı Elitaş, Kudret Karadağ, Şems Özdemir, Hakkı Kıvanç, Mustafa Yavuz, Ekrem Dümer, Giray Alpan, Dündar Aydınlı, Memduh Ün, Yusuf Çetin, Hamza Fidan, Çiğdem Sezen, Yılmaz Kurt, Hüseyin Kaşif, Jeyan Mahfi Tözüm, Erhan Yazıcıoğlu, Sadettin Erbil, Kamran Usluer, Ayton Sert, Erhan Abir, Güner Ümit, Metin Serezli, Zafer Önen, Levent Dönmez, Dinçer Çekmez
Gurbetçi Şaban - Kemal Sunal (1985 - 86 Dk) 01:26:43
Gurbetçi Şaban - Kemal Sunal (1985 - 86 Dk) 1.713 izlenme - 1 yıl önce Gurbetçi Şaban'da göç olgusunun toplumsal yansımaları konu ediliyor. Gurbetçi Şaban, saf görünümlü bir gariban. Ancak kurnazlık yapmaktan geri durmuyor. Şaban'ın, işçi olarak gittiği Almanya'da başından traji-komik olaylar geçer. OYUNCULAR Kemal Sunal Müge Akyamaç Yavuzer Çetinkaya Reha Yurdakul Baykal Kent Ferhan Tanseli Ayten Erman Akın Tunç Nuri Tuğ Ertem Göreç Can Sür Ferdi Akarnur Özdemir Akın Yılmaz Vural Hüseyin Akıntunç Gaye Süzer Hayri Ramazanoğlu Toron Karacaoğlu Tijen Par Sadettin Erbil Levent Dönmez Gülen Kıpçak Timuçin Caymaz YÖNETMEN Kartal Tibet YAPIM YILI 1985
Boşver Arkadaş - Tarık Akan & Selma Güneri (1974 - 80 dk) 01:22:33
Boşver Arkadaş - Tarık Akan & Selma Güneri (1974 - 80 dk) 1.907 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen: Zeki Ökten Senarist: Ergin Orbey Tür: Duygusal, Dram Süre: 80 dakika Yapım yılı: 1974 Oyuncular: Tarık Akan,Selma Guneri,Reha Yurdakul,Hüseyin Kutman,Kadir Savun, Hasan Ceylan, Metin Çekmez, Reha Kıral, Senar Seven, Hayri Esen (Tarık Akan seslendirmesi), Jeyan Mahfi Tözüm (Selma Güneri seslendirmesi), Kamran Usluer (Reha Yurdakul Seslendirmesi) Konusu: Zengin yakınının yanına gelen Ferit acı bir süprizle karşılaşır. Karanlık işler çeviren Selim'in genç ve güzel eşi kendisinin eski sevgilisidir. Selim'in kirli işlerini bilmez yardımcı olur, hem de karısıyla yasak aşk yaşamamak için mücadele eder. Aslında kendisi de hala sevmektedir ama mertliği ve dürüstlüğü engelidir.
Süpermen Dönüyor (1979 - 68 dk) 01:08:11
Süpermen Dönüyor (1979 - 68 dk) 1.418 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen : Kunt Tulgar Senaryo Yazarı : Kunt Tulgar, Necdet Tok Tür : Aksiyon , Bilim Kurgu , Macera , Fantastik Ülke : Türkiye Süre : 68 dk. Oyuncular: Tayfun Demir, Güngör Bayrak, Eşref Kolçak, Yıldırım Gencer, Nejat Özbek, Reha Yurdakul, Şeref Çokşeker, Turgut Özatay, Kadir Kök, Kudret Karadağ, Yadigar Ejder, Yusuf Çetin, Çetin Başaran, Sırrı Elitaş, Ferhat Ünal, Cevdet Balıkçı, Raşit Hazar, Ekrem Dümer, Ahmet Açan, Baki Tamer, Oktar Durukan, Sümer Tilmaç, Necdet Tok, Zeki Sezer, Niyazi Gökdere, İbrahim Uğurlu, Renan Fosforoğlu, Zafer Önen(Baki Tamer Seslendirmesi), Toron Karacaoğlu (Eşref KoLçak Seslendirmesi), Ayşin Atav(Güngör Bayrak Seslendirmesi), Erhan Yazıcıoğlu(Nejat Özbek Seslendirmesi), Dinçer Çekmez(Niyazi Gökdere Seslendirmesi), Levent Dönmez(Oktar Durukan Seslendirmesi), Timuçin Caymaz(Reha Yurdakul Seeslendirmesi), Saltuk Kaplangı(Sırrı Elitaş Seslendirmesi), Esen Günay(Tayfun Demir Seslendirmesi), Sadettin Erbil(Yıldırım Gencer Seslendirmesi) Konu: Tayfun dünya rahimden değil de roketle geldiğini öğrenir. Aynı zamanda Dünya gazetesinde çalışan Tayfun ve profesor kızı, gazeteci Alev'in kripton taşını ele geçirmeye çalışan kötü adamlara karşı mücadelesini konu alan devam filmidir.
Duvarların Ötesi - Erol Taş & Belgin Doruk (1964 - 75 dk) 01:14:36
Duvarların Ötesi - Erol Taş & Belgin Doruk (1964 - 75 dk) 1.329 izlenme - 1 yıl önce Oyuncular: Tanju Gürsu, Belgin Doruk, Erol Taş, Özden Çelik, Hayati Hamzaoğlu, Danyal Topatan, Hasan Ceylan, Feridun Çölgeçen, Atıf Kaptan, Orhan Alkan, Ali Şen, Osman Türkoğlu, T. Fikret Uçak, Ersun Kazançel, Özdemir Akın, Reha Yurdakul, Alaattin Altıok, Ahmet Turgutlu, Toron Karacaoğlu, Sadettin Erbil, Mümtaz Ener, Kemal Ergüvenç, Mücap Ofluoğlu, Fuat İşhan, Sami Ayanoğlu, Jeyan Mahfi Tözüm, Rıza Tüzün, Muhip Arcıman, İbrahim Delideniz, Agah Hün
Kadın İsterse - Ayhan Işık & Hülya Koçyiğit (1965 - 98 dk) 01:44:07
Kadın İsterse - Ayhan Işık & Hülya Koçyiğit (1965 - 98 dk) 1.617 izlenme - 1 yıl önce Konsolosluktaki ziyafette Johann Baptist Strauss’un iki valsi; ‘Kaiser-Walzer op. 437’ (1889) ve ‘Morgenblátter op. 279’ (1863). Nadya; “Hayat meğer uyurken görülmeye başlanıp da uyandıktan sonra da devam eden bir rüyadan başka bir şey değilmiş. Tesadüflerin, bazen umulmadık saadetler getirebileceğini söylemişlerdi bana. Ama bu kadar çabuk..” İrfan; “Kaderin önüne geçilemeyeceğini biliyorum. Tanrı bize yardım ediyor.” Aynı adlı romanın (Esat Mahmut Karakurt) (Birinci basım 1960) (Dördüncü basım 1975) (İnkılâp ve AKA Kitabevleri) Yeşilçam çevrimi. Roma’dan kalkan 4 motorlu Pam Am (kitapta Asya postasını yapan iki katlı İsveç) uçağı ‘yol programında’ olmamasına karşın Yeşilköy Hava Alanı’na inmek zorunda kalır . ‘Dead Ringer’ (1964) için yapılan (André Previn) ‘The Dog Attacks’ ile izlediğimiz sahnede ‘25–26 yaşlarında, harikulade güzel bir kadın’ rahatsızlanmış. Kaptan pilotun ‘Ekselans’ diyerek konuştuğu babası, konsolosluk aracılığı ile Türk makamlarıyla görüşüp Nadya’nın sağaltım için İstanbul’da bir hafta kalmasını sağlıyor. Kendisi Suriye’ye gidip dönecekmiş. Hava Limanında ‘Ekselans’ ile görüşen vali yardımcısı filmin bir sürprizi; Yönetmen Nejat Saydam. ‘Yavaş yavaş büyüyen habis bir ur’ (romanda mediastin tümörü) genç kızın kalbini kaplıyor. Daha önce Hamburg ve Roma’daki iki profesör 6 aylık ömrü kaldığını söylemişler. Profesör İhsan Kerim’e göre ‘kendisini bir erkekle beraber geçireceği heyecanlı saatlerden koruyabilirse’ bu süre biraz daha fazla olabilirmiş. ‘Main Title Dead Ringer’ ve ‘This Was His Room’ (1964) (Prévin) melodileri ile hastaneden kaçar. Konsolosluk görevlilerini atlatıp Galata Köprüsü’nden bir vapura biniyor. Cezalı bilet için gerekli 240 (romanda 60–70) kuruş için ‘genç, esmer, uzun boylu, tığ gibi bir erkek’ yardımcı olur. İstanbul Ticaret Odası Başkanı tüccar (kitapta Türk Hava Orduları’nda Kurmay Binbaşı) İrfan Ersoy. Genç kız onu görünce Freud’un bir sözünü anımsıyor; “Her kadının şuuru altında (şuuraltında) bir erkek yaşar. Bu erkeğe rastlayan kadın bütün irade ve dayanma gücünden yoksun kalır.” Sonraları “Sizi gören her kadın, size mağlup olmaya mahkûmdur” diyecektir. Babası, yıllar önce Ankara’da diplomat olarak görev yaptığı için Nadya çok güzel Türkçe konuşuyor. ‘Hatta Türk mektebinde, Maarif Koleji’nde okumuş’. Oysa romanda böyle bir şey yok. Almanca konuşuyorlar. Vapurla yapılan Boğaz gezisinde; Yeni Mahalle İskelesi’nde; Tarık Öcal’ın gitarını (kitapta Viyana müziği) dinlediğimiz Ahmet Kostarika’nın sahil lokantasında; İrfan’ın Talimhane’deki evinde birbirlerinin olduktan sonra bile isimlerini söylemiyorlar. ‘Erikler Çiçek Açtı’ (1968) ve ‘Son Tren’deki (1964) durum burada da var; “Meçhul kalmak daha güzel.” Nadya, ertesi sabah bir mektup bırakarak gider. “Ebediyen senin olmanın saadeti içinde senden ayrılıyorum. Beni sakın arama..” Tekrar karşılaşmaları Konsolosluğun verdiği bir ziyafette (romanda Moskova’da) olur. İrfan ve arkadaşı İstanbul Barosu avukatlarından Kâmil Şekercioğlu da davetliymiş. Bu sırada Atlantic News gazetesinin Türkiye muhabiri Lilian ile karşılaşıyoruz. Kahramanımız, ilerde, bu meraklı Amerikalının (kitapta ise İsviçre’de tıp eğitimi yapan kız kardeşi Gülseren’in) yardımını görecek. Âşıklar tekrar buluşabilmek için her şeyi yapıyorlar. Agâh Hün’ün seslendirdiği Konsolos kuşkulanmış, Piyer’i genç kızın yanından ayırmıyor. Kahramanlarımızın onu sahil meyhanesinde atlattıkları sırada Akademi ödülü adayı bir melodi var; ‘Bibidi-Babidi-Boo’ (The Magic Song) (1948) (Al Hoffman / Mack Davis / Jerry Livingston). ‘Cinderella’da (1950) kullanılmıştı. ‘Soğuk Savaş’ dönemi. Berlin’in bile doğu-batı diye ikiye ayrıldığı yıllar. Filmde, zülfü yâre dokunur diye söylenmiyor ama Nadya bir Rus kızı. Babası, Kara Orduları Komutanı General İvan Biyeviç. İrfan (bir buçuk ay önce Moskova’dan vatana dönerken intihar ettiği iddia edilen veyahut öldürülen), Fuat Bey’in yerine ataşemiliter olarak atanmış. Yüzbaşı Kâmil de muavini. Bu nedenle romandaki gizli buluşmalar İstanbul’dakilerden daha gerilimli. Delikanlı ‘felakete doğru adım adım yaklaştıklarını hissediyor’. Nadya; “Seven bir kadının, sevdiği erkeğin uzağında kalmasından daha büyük bir felaket olamaz.” Yazar, ona 30 yıl sonra olacakları da söyletiyor; “Rahat yaşamak istiyorsak, yaşamak isteyen ulusları bırakıp kendi evimize dönmeliyiz.” Bu sırada İsviçre, Neuchátel’deki Profesör Riggenbach (kitapta Cenevre’deki Prof. Egner) genç kızın ameliyatını yapmayı kabul ediyor. Dünyada ilk kez yapılan bu cerrahi girişim ‘büyük bir muvaffakiyetle neticelenir’. Kalbi artık ‘en normal insanınki gibi’ sağlammış. Nadya, ‘Ankara Ekspresi’nde (1970) Hilda’nın yapacağı gibi, sevdiği erkeğin ülkesinde yaşamayı yeğliyor. “Ben yalnız hürriyeti değil aşkı da seçmiş bulunuyorum. Aşk, hürriyetten de üstündür. Öyle bir memlekettir ki aşk onun hududu, sınırı olamaz asla. (Sf. 227)” Yıllar sonra çocuklarının oralarda iş bulmak ümidiyle konsolosluk önünde sıraya girmesi ne acı. Esat Mahmut Karakurt’un ‘meçhul’e olan tutkusu. Nadya; “Biraz da içimizde bir küçük merak hissi kalsın. İnsanlar, niteliğini bilmedikleri şeylere karşı daha büyük bir ilgi duyarlar.” (Yazan: Murat Çelenligil) Yönetmen : Nejat Saydam Senaryo : Nejat Saydam Yapımcı : Murat Köseoğlu Müzik : Tuncer Aydınoğlu Görüntü Yönetmeni : Melih Sertesen Eser : Esat Mahmut Karakurt Süre : 99 dk Tür : Dram, Duygusal Özellikler : Siyah Beyaz Oyuncular: Ayhan Işık, Hülya Koçyiğit, Nuri Altınok, İbrahim Delideniz, Reha Yurdakul, Semih Sergen, Hayri Esen, Atıf Kaptan, Gülbin Eray, Jale Öz, Ahmet Turgutlu, Osman Türkoğlu, Necip Tekçe , Celal Ersöz, Talia Saltı, Fatoş Öztan, Nazan Kiper, Hayri Esen , Rıza Tüzün, Muhip Arcıman, Abdurrahman Palay, Agah Hün, Jeyan Mahfi Tözüm
Karaoğlan Baybora'nın Oğlu - Kartal Tibet (1966 - 67 dk) 01:07:01
Karaoğlan Baybora'nın Oğlu - Kartal Tibet (1966 - 67 dk) 1.280 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen : Suat Yalaz Senaryo : Suat Yalaz Yapımcı : Suat Yalaz Görüntü Yönetmeni : Mustafa Yılmaz Eser : Suat Yalaz Tür : Aksiyon, Macera, Savaş, Tarihi Özellikler : Siyah Beyaz Ülke : Türkiye Oyuncular: Kartal Tibet, Emel Turgut, Reha Yurdakul, Hüseyin Peyda, Engin İnal, Yavuz Selekman, Sevinç Pekin, Ali Şen, Mehmet Ali Akpınar, Ergun Köknar, Hayri Caner, Kaan Yalaz, Ahmet Sert, Selahattin Geçgel, T. Fikret Uçak, Sadettin Erbil Kaybolan babasını esir olarak bizansta bulan, bir genç. Onu bekleyen amansız bir maceranın, serüven öyküsü...
Vurun Kahpeye Sahne 00:57
Vurun Kahpeye Sahne 1.737 izlenme - 3 yıl önce 1964 yerli yapımı dram filmi Vurun Kahpeye 'den bir sahne. Ülkenin işgal altında olduğu sırada, öğretmen okulundan yeni mezun olmuş İstanbullu idealist Aliye öğretmen, bir Anadolu kasabasına atanır. Kasabayı benimseyeceğine, çocuklara bir ışık, bir anne olacağına ve hiçbir şeyden korkmayacağına dair söz veren genç öğretmen, Milli Mücadeleye destek olur ve çeşitli faaliyetlere katılır.Bunu tasvip etmeyen yobaz Haccı Fettah, din ve namusu bahane ederek Aliye’ye iftira atar, tüm kasaba ona inanır ve genç öğretmen idealleri, savunduğu düşünce uğruna linç edilir.
Kara Pençe - Serdar Gökhan (1973 - 76 dk) 01:15:54
Kara Pençe - Serdar Gökhan (1973 - 76 dk) 1.094 izlenme - 1 yıl önce Osmanlı padişahı, Anadolu’daki karışıklıkları önlemek için akıncısı Kara Pençe’yi görevlendirir. Kara Pençe, Mitlos adlı bir asinin bir Türk köyünü bastığını öğrenir. Köye vardığında gördüklerine inanamaz. Mitlos ve adamları köydeki herkesi öldürmüştür. Yönetmen : Yücel Uçanoğlu Senaryo : İlhan Engin, Yücel Uçanoğlu Yapımcı : Erdoğan Tilav Görüntü Yönetmeni : Dinçer Önal Eser : Oğuz Özdeş Vizyona Giriş Tarihi : 01 Kasım 1973 Süre : 76 dk Tür Epik, Tarihi Özellikler Renkli Oyuncular : Serdar Gökhan, Fatma Belgen, Gönül Hancı, Süleyman Turan, Reha Yurdakul, Yavuz Selekman, Sami Tunç, Leman Akçatepe, Senar Seven, Sırrı Elitaş, Kazım Kartal, Gülistan Okan, İbrahim Uğurlu, Mehmet Uğur, Yılmaz Kurt, Erol Yeşilyaprak, Yunus Yakışıklı, Kaya Erdaş, Mehmet Yüksel, Kenan Karagöz, Mehmet Ali Güngör, Abidin Görsev, Gülen Kıpçak, Agah Hün, Vala Önengüt, Abdurrahman Palay, Toron Karacaoğlu, Haldun Ergüvenç
Cüneyt Arkın - Saçının Teli de Mi Yok? 02:47
Cüneyt Arkın - Saçının Teli de Mi Yok? 940 izlenme - 2 yıl önce 1976 yapımı efsanevi film Korkusuz Cengaver filminde Cüneyt Arkın babanın kör olduktan sonra kendisini doğaya vermesi, yaprağı, börtü böceği, rüzgarı ve titreşimleri dinleyerek ok atmada destanlar yazdığı, hafızalardan silinmemiş saç telini ok ile vurduğu sahne. Ayrıca bu video collectors edition olduğu için bonus olarak da ''bağırmayacaktın anton, artık ağzının yerini biliyorum''.
Karaoğlan Bizanslı Zorba - Kartal Tibet (1967 - 65 dk) 01:05:09
Karaoğlan Bizanslı Zorba - Kartal Tibet (1967 - 65 dk) 851 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen : Suat Yalaz Senaryo : Suat Yalaz Yapımcı : Suat Yalaz Görüntü Yönetmeni : Mustafa Yılmaz Eser : Suat Yalaz Tür : Fantastik, Tarihi Ülke : Türkiye Oyuncular: Kartal Tibet, Esen Püsküllü, Reha Yurdakul, Tanju Gürsu, Turgut Akaslan, Nurhan Nur, Devlet Devrim, Altan Günbay, Yavuz Selekman, Nevin Nuray, Birsen Ayda, Gürbüz Tansever, Turgut Savaş, Muammer Gözalan, Recep Yurdaşen, Tahiye Salem, Oktay Yavuz, Nermin Özses, Çetin Başaran, Hayri Esen, Jeyan Mahfi Tözüm, Sadettin Erbil, Kemal Ergüvenç, Alev Koral, Ayşegül Devrim, Vala Önengüt, Cüneyt Türel, Tijen Par Yaşlı Mihail papazın kızı Eleni (Esen Püsküllü) genç ve güzel yüzü ile yıllarca babası Mihail tarafından gün yüzüne çıkarılmamıştır, kızı çok güzel olduğundan kimse bilmemektedir pek, bir gün Vasilias'a (Tanju Gürsu' ya) biri bir haber uçurur, çok gü zel bu kızı görmen gerek diye, ve o da çağırtıp seyreder görür bakar ve pek beğenir,kızı ne edip ne yapıp elde etmek istese de güzel Eleni de razı olmaz,çünkü kız başkasına sözlüdür..O da uzun boylu yakışıklı Sinop Yüzbaşısı Viktor'dur..Vasilias da kıza sahip olması için Viktor'u taa sinopa gönderir, sözlüsü Eleni'den uzak olsun diye keza viktor efendi gitmeden kızın evine gelir onunla konuşur iken odaya pat diye Altan Günbay girer, Viktoru alıp götürmek ister kandırarak, Eleni umutlanıp odada yanlız kalır..Ertsei günü gün ağırdığında Vasilias da Eleniyi yanına çağırtır, [keza o arada bir vakitte gece Viktor'un kellesi çoktan uçurulmuş idi] Eleni'ye viktorun kellesini tepsi içinde gösterir, kızda görüp çıldırır ve oradan kaçar gider, kimsede bulamaz zira film icabı gereği,kız bir yıkık metruk eski harabeye sığınmıştır artık ve az da olsa aklını oynatmış halde yaşamaktadır, saçı başı ağarmış vaziyette..Buraya da hava yağmurlu olduğundan sığınmaya karaoğlan ile baybora gelir, içeride Eleni'yi görürler, kız da onları bekleyin az durun size Viktoru getirip göstereceğim der ve baba ile oğlunu kapalı bir yere kapatır, gidip Viktorun benzeri başı kesik sopa takılmış gövdesi büyük bir kuklasını getirir,onlara gösterir bakın tanışın bu benin Sözlüm der onlara..Onlarda bu kızcağız aklını kaçırmış diye zaten düşünmüşlerdi baba oğul orada keza..Ama elden ne gelir kapalı kilitli kaldıkları yerden kızı seyrederler iken kıza yahu onun başı yokki nerde derler, kız da bişiler der ve çıldırır orayı yakar meşale ile, sonrasında kızın başına yanık tahta düşer kız bayılır, kukla gövdede yanar tabi,,anahtarı bir şekilde daha önce kızdan karaoğlan almayı başarmış idi lakin kapıyı içeriden açamazlar,dışarıdan kapıyı kolunu menfezden çıkarıp açmayı başarırlar, kızı alıp oradan çıkarlar, kız ayılıp olayları anlatır ve babasının cüzzamlı bir adaya papaz Mihail olarak gönderildiğini söyler, İş artık bizansa üç kişi gitmeye karar kılınmış halde yola çıkarlar, bilezikçi çiftliğine girip başka bir papaz bulup bizansa girme yolunu bulma işini yoklarlar o çiftlikte, iş öyle ile kalmaz geceyi orada geçirmeden olaylar kavgalar der iken oradan da kaçarlar atlar ile [giderken iki at ile idiler karaoğlanla kız tek atla,baybora başka atla] sonra oradan bir at daha bulup üçlü olarak bizansa gidemezler,papaz kılığında iken yolda şüphe üzerine bizanslı askerler onlara inanmaz ve kaçmaya mecbur kılarlar kendilerini,Eleni ve baybora beraber en yakın bir han bulup beklerler,karaoğlan arkadan gelen askerleri oyalamak adına geride kalır.. Kaçar kaçar bir ufak çiftliğe girer, orada karşısına güzel bir kız olan Devlet Devrim çıkar elma yiyerek karaoğlana bakar..Bir ara samanlıkta da sevişirler..Oradan ayrılan karaoğlan doğruca en yakın han da Eleni ile bayborayı bulur zati..Bizansa gitmeye girmeye ve artık iş kolaydır, giderler de ve Bizanslı Zorba olan Vasilias'la[tanju Gürsu'yu] arkeoloji müzesinin merdivenlerinde bulup konuşur reha yurdakul papaz kılığında,üzerilerine ağ attırır vasilias ve karaoğlan ile babasını zindana attırır, zindan da Yavuz Selekman da vardır, tutuklu zaten..[Bu sahneden evvel de içeride nurhan nur ile vasilias öpüşürler,] nurhan nur da,vasilias'ın papaz rolündeki baybora ile kinayeli mevzuyu iştişare eder iken o merdivenli sahnesinde Nurhan Nur'da oradan aradan sıvışır hızla kaçar halkın arasına,yanında Eleni de gider halkın arasına inanç kurtulma mertebesinde..Zindan, işkence, arene, kırbaç,dövüş derken film hareketlenir sonrasında..Filmin adı : Karaoğlan "Bizanslı Zorba" dır ve S/B 'dır..
Katma Değer Şaban (1985 - 76 Dk) 01:25:28
Katma Değer Şaban (1985 - 76 Dk) 668 izlenme - 1 yıl önce Almanya'dan İstanbul'a, babasının üstüne atılan bir dolandırıcılık olayını çözmek için gelen punkçı kılıklı Şaban'ın maceralarını anlatan güzel bir film. OYUNCULAR Kemal Sunal Filiz Ersürer Reha Yurdakul Sevda Aktolga Dinçer Çekmez Eray Özbal Seyfi Karadayı Mürüvvet İşsever Ahmet Açan Memduh Ünsal İbrahim Önen Taci Erşan Mehmet Uğur Seyfettin Karadayı Nasır Melek Hüseyin Güler Niyazi Gökdere Mehmet Yağmur Zühal Ardahan Ahmet Eskici Sadettin Erbil Ayşin Atav Gül Erda Zafer Önen Ünal Gürel Güler Ökten Güner Ümit Zihni Göktay Atilla Yiğit YÖNETMEN Kartal Tibet YAPIM YILI 1985
Bekçiler Kralı - Kemal Sunal (1979 - 84 Dk) 01:23:07
Bekçiler Kralı - Kemal Sunal (1979 - 84 Dk) 624 izlenme - 1 yıl önce Görev yaptığı mahalledeki vatandaşlarını sömürenlere karşı başkaldıran bekçi Şaban'ın öyküsü. Zeytinburnu'ndaki bir mahalleye atanan bekçi Şaban (Kemal Sunal) görevine başlar. Vatandaşa eziyet eden mahalledeki muhtara, bakkala, manava, tüpgaz bayine uyarılarda bulunur. Şaban bu kişiler tarafından karakola şikâyet edilir. Ne var ki, Şaban'ı İçişleri Bakanının yeğeni olduğunu sanan komiser (Reha Yurdakul), tüm şikâyetleri hasıraltı eder. Şaban ise mahalleli yararına bu fırsattan istifade edip daha da başkaldırıp çöpleri toplatmayan temizlik işleri müdürüne, çocukları zehirleyen sanayi artıkları için kanalizasyon yaptırmayan fabrika sahibine kafa tutar. Sonunda herşey tatlıya bağlanıp mahalleli huzura kavuşur. OYUNCULAR Kemal Sunal Semra Türel Reha Yurdakul Alpay İzer Yavuz Karakaş Kazım Eryüksel Ekrem Dümer Memduh Ün Baki Tamer Zeki Sezer Ahmet Turgutlu Yaşar Şener Hakkı Kıvanç Şeref Çokşeker Mustafa Yavuz Hürrem Erman Nermin Özses Çetin Tolbas Garibe Gündem Kamer Baba Muhteşem Durukan Yılmaz Kurt Ali Demir Niyazi Gökdere Adnan Karabacak Kamer Sadık Timuçin Caymaz Tijen Par Ünal Gürel Sait Ergenç Mürüvvet Sim Dinçer Çekmez Metin Serezli YÖNETMEN Osman F. Seden
İntikam Meleği / Kadın Hamlet - Fatma Girik (1976 - 86dk) 01:26:27
İntikam Meleği / Kadın Hamlet - Fatma Girik (1976 - 86dk) 741 izlenme - 1 yıl önce Babasının hayaletiyle yüzleşen Hamlet, babasının katilinin amcası olduğunu öğrenir. Üvey babası, öz annesiyle aynı yatağı paylaşmaktadır ve bu durum öz babasının ruhuna huzur vermemektedir. İntikamını alması için kızını görevlendirir... Amcası ve onunla işbirliği yapan öz annesinden intikamını almak için sıradışı bir plan hazırlayan Hamlet, sırrını babasının sadık hizmetkarlarıyla paylaşır; Hamlet, babasının katili gerçeği itiraf edene kadar deli rolü yapacak ve çevresindeki herkesi buna inandıracaktır. İçerik açıklaması alıntıdır. Yönetmen : Metin Erksan Senaryo Yazarı : Metin Erksan Tür : Dram, Duygusal, Deneysel Ülke : Türkiye Süre : 86 dk. Oyuncular : Fatma Girik, Sevda Ferdağ, Reha Yurdakul, Ahmet Sezerel, Yüksel Gözen, Ali Cağaloğlu, Ahmet Turgutlu, Ayla Oranlı, Senem Kayra, İhsan Gedik, Coşkun Göğen, Baki Tamer, Ekrem Gökkaya, Önder Güç, Orçun Sonat, Nevra Serezli, Yavuz Selekman, Zafer Önen, Güner Ümit(Ahmet Sezerel Seslendirmesi), Abdurrahman Palay (Reha Yurdakul Seslendirmesi), Meral Taygun(Fatma Girik Seslendirmesi), Mücap Ofluoğlu(Yüksel Gözen Seslendirmesi), Vala Önengüt(Yavuz Selekman Seslendirmesi)
Kırık Çanaklar (1960 - 85 dk) 01:28:29
Kırık Çanaklar (1960 - 85 dk) 704 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen: Memduh Ün Senaryo Yazarı: Lale Oraloğlu, Halit Refiğ, Bülent Oran Yapımcı: Nusret İkbal Görüntü Yönetmeni: Turgut Ören Tür: Aile, Dram Süre: 85 dk Oyuncular: Lale Oraloğlu, Rüya Gümüşata, Mualla Kaynak, Turgut Özatay, Salih Tozan, Reha Yurdakul, Engin Deniz, Mahmure Handan, Asım Nipton, Niyazi Er, Adnan Uygur, Selma Erkut, Hayati Onurlu, Toron Karacaoğlu, Sadettin Erbil(Reha Yurdakul Seslendirmesi), Abdurrahman Palay(Turgut Özatay Seslendirmesi) Edmund Morris'in ülkemizde de sahnelenen Tahta Çanaklar adlı oyunundan Halit Refiğ ve Lale Oraloğlu tarafından uyarlanmış ve Memduh Ün'ün yönettiği ödüllü bir film izleyeceğiz. Konusu: Bir dedikodu yüzünden dağılıp, sonra da gerçek anlaşılınca bir araya gelen bir işçi ailesinin öyküsü. Berlin Film Şenliğinde gösterildi. Filmin müzikleri Delmer Daves'in 'Kings, go Forth - Krallar Önde Gider' adlı filminde aynen aktarıldı. Aldığı Ödüller: 2.Türk Film Festivali'nde (1961) 'Kırık Çanaklar', 'En Başarılı Film' seçildi. Ayrıca Memduh Ün 'En Başarılı Yönetmen', Lale Oraloğlu 'En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncu' ödülleri kazandılar.
Sözde Kızlar - Filiz Akın & Ediz Hun (1967 - 97 dk) 01:36:46
Sözde Kızlar - Filiz Akın & Ediz Hun (1967 - 97 dk) 841 izlenme - 1 yıl önce Şener Şen'in ilk filmlerinden olan Sözde Kızlar, Peyami Safa'nın aynı isimli kitabından sinemaya çevrilmiştir. Filmle ilgili ayrıntıları Murat Çelenligil'in kaleminden okuyalım. ‘Shazam’ (1960) (Lee Hazlewood / Duane Eddy). The Shadows’dan dinlediğimiz (1963) melodiyle eğlenen gençler. Fahri de ‘Gençlik Nereye Gidiyor’ isimli doktora tezi için aralarına katılmış, verip veriştiriyor ; “..Yeter artık. Biraz da kendinizden utanın..İsteseniz, şuurlu olsanız bir koca dünya yaratabilirsiniz. Şu anda binlerce genç üniversitelerde, fizik laboratuvarlarında, tıp araştırmalarında müthiş bir çalışma yarışı içindeler. Sizlerse uçurumun eşiğindesiniz..” (O yıllarda ‘bir koca dünya yaratmak isteyen şuurlu gençliğin’ başına gelenler ise ayrı bir doktora konusu galiba.) Bir ilk romanın (Peyami Safa) (gazetede yayınlanışı 1922 / kitap olarak 1925) ikinci çevrimi. 1960’lar. (Romanda 1910’ların sonu). İstanbul. ‘Portrait of my Mother’ (1965) (Hadjidakis) ve Samsun gemisi. Güzel bir genç kız, Mebrure, babası, Tuhafiyeci İhsan Efendi ölüp kimsesiz kalınca İskenderun’dan buralara gelmiş ve gelir gelmez de çantasını yankesicilere kaptırmış. (Yönetmen Nejat Saydam’ı polis çağıran kişiler arasında görmek çok güzel.) Akrabası, ‘eski fabrikatörlerden’ Raif Dinçer’i (romanda ‘sefaret müsteşarı’ Nafi Bey) arıyor. O da iki sene önce ölmüş, karısı Nazmiye, kızı Nevin ve oğlu Behiç, villalarında vur patlasın çal oynasın çılgın bir yaşam sürüyorlar. [Romandaki genç kız ise Manisa’dan geliyor. Babasını Yunanlılar tutuklanmış. Öldü mü kaldı mı belli değil. Önce, akrabalarını (romanda Eski Bağdat Caddesi’nde, filmde Şişli’de) bulacak. Sonra da ‘Muhacirin İdaresi’nden babası hakkında bilgi edinecek.] ‘Son Hatıra’ (1968) filminde Kemal Bey’in olan bu köşkte ‘Mütareke Yılları’ yozlaşmasını görüyoruz . ‘Ahlâk çöküntüsü’ ; ‘Medeniyetin neden olduğu bocalama’ ; ‘Nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışma’. Genç kız (bundan sonra adı Mebo/Mebruş olacak), evdeki ilk sabah bahçeye bakarken Behiç de gece boyunca beraber olduğu Belma’yı pencereden ‘yolcu ediyordu’. [Filiz Akın’ı, bu sırada giydiği hırka ile ‘Sabah Yıldızı’ (1968) filmindeki Şefika Hanım’ın evinde göreceğiz.] Evde yok yok. Kumar, morfin, seks partileri. Dikkat çekici bir şey, özellikle filmin sonlarında, erkekler çoğunlukla yaşlı ve varsıl, kızlar ise gencecik ve yoksul. ‘Sözde Kızlar’ hep çift isimli. Kenar mahallede Hatice, Zehra, Nuriye, Ayşe, Saliha ; Sosyete semtlerinde Belma, Güzin, Aynur, Ayla, Nur. Zamanımızda ise, artık, vücutlarından ‘özveride bulunarak’ bile buralara yaklaşamazlar. Mebrure..Yıllarca önce ‘lastik çizmeleri sarı sarı çamurlu üç kişinin saldırısına uğramış’. Bu nedenle ‘erkeklerden korkuyor’. Durumu anlayan Siret (kitapta Siyret) ‘uyku ilacı veriyorum’ diye onu morfine alıştırır. Nede olsa Tıbbiyenin son sınıfından kovulmuş, bu işlerden az çok anlıyor. Elinde hep bir pipo. (Romanda ise ‘tecavüz ve morfine alıştırma’ yok ve Siyret, ‘Kommersiyale Bankası’nda çalışıyor. Tütün seçimi puro) Behiç..Yakışıklı bir genç. [Romandaki bıyıksız, yüzünü pudralıyor ve frengili. Belma’dan olan çocuğunu (o da frengili) öldürüp Vaniköy’de bir yere gömmüş.] Her numarayı denemesine karşın Mebrure’yi elde edemez. ‘Mütareke’ dönemindeki İstanbul Hükümetini (Mebrure ise Anadolu’yu) yansıtıyor (Cevdet Kudret). Kara Panterler ile tanışmamız ‘Sam the Sham & the Pharaohs’dan dinlediğimiz bir parça ile olur ; ‘Wooly Bully’ (1965) (W. Thomas / L. Smith). Bu çılgın eğlence için hizmetçi Aleksandra (romanda Evdoksiya) “(Mürvet Sim’in sesi ile) Günah gemisi yükünü almıştır. Bugün batmazsa bir daha hiç batmaz” diyor. Aynı toplantıya Nadir (diğer adı ‘Kont’. Hukuk’tan ama ‘arka kapıdan’ mezun. Romanda ise ‘Düyun-î Umumiye’de memur) bir arkadaşını (elbette erkek) getirmiş ; Fahri. Yakında ‘stajyer hakim’ olacak. “Bir tavan arasında pansiyon kalıyor. Fakir bir gençtir.” (Romandaki Fahri ise ‘postanede memur’ ve Mebrure’ye babası için yardım ediyor.) ‘Çılgın gençlerle’ ikinci karşılaşmamız romanla aynı yıllarda yazılmış ve ‘The Animals’dan (1966) dinlediğimiz şarkı ile olur ; ‘See See Rider’ (1924) (‘Ma’ Rainey). Bu toplantılar, hep polis baskınıyla sonuçlanıyor. (Polis müdürü Baki Tamer’in solunda duran Ali Demir’i, iki saniye bile olsa görmek çok güzeldi.) Keith’den dinlediğimiz ‘Tell Me To My Face’ (1967) (Clarke / Hicks / Nash) şarkısının çalındığı gazinoda Fahri, tezi için herkesle konuşuyordu. Sonradan bu çalışmanın ne olduğu belli değil. Hatice/Belma’nın ‘bitirim’ abisi Salih, delikanlının iyi niyetli girişimlerini yanlış anlayınca, sonuç mahallede bir meydan dayağı (dövenlerden biri Oktay Yavuz). Ama olaylar geliştikçe aralarında dostluk kurulur. İyice azıtan çete, kızları ‘Orta Şark’taki bir otelde pazarlamaya kalkınca iş çığırından çıkıyor. Yine bir alem sonrası, yine Emniyet Müdürlüğü. Birazdan ‘Emrazi Zühreviye Hastanesi’ne götürülecekler. Bu kadar aşağılanmaya dayanamayan Zehra/Güzin kendini merdiven boşluğuna atmış. ‘Serenade’ (1826) (F. Schubert) melodisi ve ölmeden önce söyledikleri ; “Evleniyorum anne, hem de milyoner bir gençle. Artık mangal yok, kalorifer var. Apartmanda oturacağız, hepimizin birer odası olacak..” Yapım: 1967 - Türkiye Tür: Dram Yönetmen: Nejat Saydam, Oyuncular: Şener Şen, Filiz Akın, Ediz Hun, Reha Yurdakul, Baykal Kent, Suzan Avcı, Baki Tamer, Nahire Koşay, Talia Salta, Necabettin Yal, Devlet Devrim, Nezihe Güler, Funda Postacı Senaryo: Nejat Saydam, Senaryo (Kitap): Peyami Safa, Yapımcı: Murat Köseoğlu, Filmle ilgili sitemizde bulunan kesitler; http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/5323/ediz-hun039dan-atom-fizigine-geri-donus http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/6169/kizlarimiza-ne-oluyor http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/5244/ediz-hun-ruyada-kamyonu-deviriyor http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/60880/kucuk-bir-masaj-her-seyi-degistirir
Alpago Kolsuz Kahraman - Cüneyt Arkın (1966 - 67dk) 01:07:13
Alpago Kolsuz Kahraman - Cüneyt Arkın (1966 - 67dk) 677 izlenme - 1 yıl önce Kolsuz Kahraman & Alpago Yapım yılı: 1966 Süre: 67 dk Yönetmen: Nejat Saydam Senaristler: Abdullah Ziya Kozanoğlu, Nejat Saydam Oyuncular: Cüneyt Arkın, Fatma Girik, Murat Soydan, Suzan Avcı, Atıf Kaptan, Reha Yurdakul, Zeki Alpan, Muammer Gözalan Konusu: Babası daha çocukken öldürülen genç bir Türk savaşçısı (Cüneyt Arkın) babasının katili olan Çin komutanı Bu Ming’i bulmak üzere yola çıkar. İntikamını alana kadar adsız biri olarak yaşamak zorunda olan savaşçı düşmanın sarayına ulaşır. Onu öldürdükten sonra, yolda gelirken karşılaştığı güzel ‘Bela Çiçeği’ (Fatma Girik)’nin de yardımıyla saraydan kaçmayı başaran ve obasına geri dönen savaşçıya ‘Yiğit Alpago’ ismi verilir. Ancak öldürüldüğü adamın kızı Sarı Çiçek, Alpago’dan intikam almaya yemin eder ve yeğeni olan Çin bahadırı ‘Tay Camako’ (Murat Soydan) yu çağırır. Alpago kolsuz ve sakat bir adam kılığına Girerek ünü bütün Çin’de yayılmış olan rakibini araştırmak için yola koyulur.
Küçük Ağa - 4. Bölüm (TRT - 1983) 41:25
Küçük Ağa - 4. Bölüm (TRT - 1983) 459 izlenme - 1 yıl önce Dizinin 4. bölümünü de eklerken, Akrep Kral adlı youtube kullanıcısına da teşekkür etmek lazım. Diziyi tek parça yuutube 'a eklediği için. Bir de bu dizide Baykal Saran, Rüştü Asyalı, İstemi Betil gibi Yeşilçam ünlüleri de rol almamışlarsa da, seslendirme yapmışlardır.
Alpago Alpaslan'ın Fedaisi - Cüneyt Arkın (1967 - 100 dk) 01:40:12
Alpago Alpaslan'ın Fedaisi - Cüneyt Arkın (1967 - 100 dk) 643 izlenme - 1 yıl önce Alpaslan'ın Fedaisi Alpago (1967) filminin tüm ekibi Alpaslan'ın Fedaisi Alpago Yapım Yılı: 1967 Süre: 100 dk Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik Yönetmen: Nejat Saydam Senarist: Sevda Sezer Oyuncular: Cüneyt Arkın, Zeynep Aksu, Turgut Özatay, Reha Yurdakul, Birsen Ayda, Suzan Avcı, Muzaffer Tema, Atıif Kaptan Konu: Alpago ile Alpaslan'ın kız kardeşi Ayşem Sultan'ın aşk öyküsü.
Ben Allahım! - Zaloğlu Rüstem 02:15
Ben Allahım! - Zaloğlu Rüstem 561 izlenme - 2 yıl önce Yıl 1973 sinemamızın daha fazla çalıştığı hergün onlarca filmin çekildiği bir dönemdi. Senaryolar ve oyuncular nispeten daha fakir ama çok daha özgürdüler. Şu an bu repliğe sahip herhangi bir film çekilemez. Çekilse bile yayınlanabileceğini düşünmüyorum. Reha Yurdakul'un filmdeki ismi Raspotin olup malum kendisinin tarihler ötesi bir ünü mevcuttur. Film Künyesi; Zaloğlu Rüstem, 1973
Sayılı Dakikalar - Ayhan Işık (1966 - 93 dk) 01:32:41
Sayılı Dakikalar - Ayhan Işık (1966 - 93 dk) 554 izlenme - 1 yıl önce ‘El Cid’deki (1961) ‘The Twins’ (Miklós Rózsa). “Hep para için değil mi bunlar? İnsanlar para için küçülüyor. İnsanlar para için birbirlerini öldürecek kadar ileri gidebiliyorlar. Parasız olmak da zor, paralı olmak da.” ‘Le Meurtier’deki (1963) ‘Prologue’ (René Cloérec). Jenerikte bu melodi var. Film ‘Kiss Me Deadly’ (1955) ve ‘Aramıza Kan Girdi’ (1962) gibi başlıyor. “Çok Tehlikeli Bir Deli Kız Tansev Sinir Kliniği’nden Dün Gece Kaçtı.” 28 Ocak 1965, Perşembe günkü Tercüman Gazetesi’nin başlığı böyle. ‘Music To Be Murdered By’ (Jeff Alexander) (Featuring Alfred hitchcock). Hemşire Müşerref’i bayıltmış ve elbiselerini alarak kaçmış. Kumarbaz Avukat Şadan Özben’in Başhekim Kazım’a söylediklerinden işin biraz daha karmaşık olduğu anlaşılıyor; “Kız bir polisin eline düşerse... İkimiz için de iyi olmaz.” Zeynep, beş yıl önceki ‘kuşku uyandıran’ bir kazada ölen milyoner Recai Yükman’ın torunu. Nişanlısı, ‘madrabaz’ Şadan, O’nu ‘hacir altına aldırıp akıl hastanesine kapattırmış’. Üstelik de (bir nişanlının bunu kanuni olarak nasıl başardığını anlamasak da) vasisi olmuş. Şimdi her gece kumar masalarında nişanlısının parasından 100 binler kaybediyor. ‘Deli Kız’ı bulup getirene, ödül olarak 50 bin lira verecekmiş. Genç kız ilerde “Daha önce evlenme teklifini kabul etmemiştim. Kazadan sonra geçirdiğim krizleri bahane edip beni bir sinir kliniğine yatırdı. Önceleri önem vermemiştim. ‘5-10 gün sonra çıkarım’ diyordum. 5 gün, 5 yıl oldu. Gerçekte hastaneye değil, hapishaneye atılmıştım” diyecektir. Kaçarken babacan kamyon şoförü Koç Mehmet ile karşılaşırız. ‘Hemşiranım’ı İstanbul’a götürüyor. ‘34 AK 720’ plakalı DeSoto kamyonu ile Mersin’den geliyormuş. 19 saattir gözünü kırpmadan. ‘Kartaltepe Kervansaray Mocamp’taki BP Benzin İstasyonu’nda yolculuğuna biraz ara verir. Gazetede, ‘Deli Kız’ın hemşire kıyafetiyle kaçtığını’ okuyunca uykusuzluk falan kalmıyor. Benzinci ‘Be Pe’ Sami ile polise telefon edeceklerken durumu anlayan Zeynep yine, bu kez kamyonla kaçıyor. Belki yıllarca bir odada kapalı kaldığı için birkaç yanlış hamleden sonra yoldan çıkar. Bayılmış. Aynı saatlerde ‘eski gazeteci, yeni otelci’ Tarık da yoldaydı. [Kullandığı ‘34 AH 310’ plakalı Commer minibüsü ‘Kadın İntikamı’ndan (1968) anımsıyoruz. Ayrıca plakası ‘Kader Böyle İstedi’ filminde (1968), Ahmet’in dolmuşundaydı]. Gaziantep’ten gelen abisi Rıfat’ı bir zamanlar evleri olan otele götürüyor. (Çekimler Orhan Günşiray’ın kayınvalidesi Hafize Hanım’ın Yeşilköy’deki köşkünde yapılmış). Rıfat’ın sevgilisi Belma ve genç kadının kızı Mine de beraber. Kaza yapan Zeynep’i kurtarırlar. Bu sırada Rıfat, çok güvenilir biri olmadığını belli ediyor; “İşin mi yok sabah sabah... İşgüzarlık bu senin yaptığın. Başımıza bela mı arıyorsun? Kim uğraşacak O’nunla. Yol kenarına bırakalım. Biri görür, alır.” Sonradan kardeşi, doktor getirmeye gidemesin diye minibüs’ün ‘tevzi makarasını’ bile çıkaracaktır gizlice. İki milyonluk bir kaçakçılıkta hakkının yendiğini düşünüp patronunu ihbar etmiş. Bebo da Suriye’ye kaçmış. ‘Kargalar’ı, yani kiralık katilleri bizimkinin peşinde. Paragöz biri ama can derdine düşünce ‘ihbar ikramiyesini’ bile alamadan Tarık’ın yanına gelmiş. Bir an önce ‘20-30 bin lira bulup, hududu geçecek’. Her an öldürüleceği korkusu içindeydi. Cinleri hep başında. Öfkeden burnundan soluyor. Ancak bu durum, orada kaldıkları 1-2 gün içinde Belma ile sevişmesine Zeynep’e bir kez ‘göz banyosu’ yapmasına ve sonradan saldırmasına engel olmuyor. Üstelik kanyak içmediği bir saniyesi bile yok. Tarık ise abisinden çok farklı, tertemiz bir insan. ‘Sabık gazeteci, istikbalin otel kralı’. Gazeteden arkadaşı İlhan böyle diyor. Rıfat’a göreyse ‘acemi zampara’. Tek arzusu çocukluğunun geçtiği evi bir otel yapmak. Anne ve babasının hatırasını yaşatmak. Ama abinin öyle ‘duygusallıkla’ geçirecek vakti yok. Burası satılırsa parasını alıp hemen savuşacak. Tarık’ın gazeteden arkadaşı İlhan da ‘Deli Kız’ haberiyle ilgili. 5 yıldır işin peşini bırakmamış. Zeynep’in durumunda Başhekim Kazım ve Avukat Şadan’ın parmağı olduğunu düşünüyor. ‘Milyonlar tutan serveti için hastaneye kapatıldığı’ fikrinde. Avukat’ı zorlayarak gazetede ‘nişanlısını sağ salim bulana 50 bin lira vereceğine dair’ bir ilan yayınlattırır. Gazetecinin özel yaşamında çapkınlığı dilere destan. O kadar çok sayıda bayanın canını yakmış ki ahrette yatacak yeri yokmuş. “Yatacak yeri ne yapsın, yatacak kadın olsun da.” Arkadaşları böyle diyor. Nişanlanır, hiç evlenmezmiş. ‘Prensip meselesi’. Her gün ‘yengemiz değişirken’ bu kez iş ‘ciddi. Son sevgilisi ‘Karabiber’ dünya güzeli bir genç kız. Tabanca şeklinde bir çakmağı var İlhan’ın. Son sahnelere doğru Şadan’ı korkutmakta kullanacaktır bunu. ‘Si Minör Manfred Senfonisi, Op. 58: IV. Allegro con fouco’ (1885) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky). Kız arkadaşını Tarık’la tanıştırmak ve ‘bonfile, patates, karışık salata siyah şarap’ ziyafeti çekmek için otele geldiklerinde soğuk karşılanır. (Çünkü içeri alsa Rıfat vuracaktı). Ters yüz olup oradan ayrılırken “Merak etme bütün arkadaşlarım bunun gibi değildir” diye espri yapıyor sevgilisine. Dönüş yolunda düşünceliydi; “Bu işte bir bit yeniği var.” Karabiber de cin gibi; “İster misin, şu deli kız içerde olsun.” O çetrefilli ortamda, kayadan çıkan çiçek gibi Zeynep ile Tarık âşık olurlar. “Hayatımda bir boşluk varmış. Bunu seni görünce anladım. Benden bir parça gibisin” diyor delikanlı. Bir gece ‘uğursuz iki herif’ Tarık’ın evini sorarlar ‘Be Pe’ Sami’den. Rıfat’ın ‘Kargalar’ dediği iki kiralık katil bunlar. Siyah şapka, siyah elbise, siyah palto. Ama kaşkollar beyaz. Önce Belma’yı ve sonra 16 kurşunla Rıfat’ı öldürürler. Dokuz kurşun da Tarık’a sıkmışlardı ama kahramanımız ufak bir yara ile kaçıyor. Yanında Zeynep ve Mine ile. Bir köylü kadını, Sabahat Işık yarası için yardımcı olur. Kocası yıllarca çarpışmış Toroslar’da. “Az kurşun yarası iyi etmedim. Bütün şifalı otları bilirim ben” diyordu. ‘Ana yola çıkınca solda üçüncü yolun girişinde’ bir doktor varmış. Zeynep, O’nu getirmeye gider. Kamyon kullanarak acemiliğini giderdi herhalde. Minibüs şoförlüğü gayet iyi. Bu kez kaza yapmaz. Ancak ‘Kargalar’ın peşinde olduğunu bilmiyor. Fatin Kasabalı, dâhiliye mütehassısıymış. Doktordan çok ‘Vahşi Batı’daki ödül avcılarına benziyordu. ‘Deli Kız’ı tanımış, hemen Şadan’a telefonla bilgi verir. 50 bini de hatırlatarak. Adresi konusunda biraz daha bilgileniyoruz. ‘Krizantem Sokak’taymış. Ama binliklerin ‘mor rengini’ göremez. ‘Kargalar’ kendisini öldürüp Zeynep’i Kireçburnu’ndaki Mesire Otel’e kaçırırlar. Ödülü duymuş kapmak istiyorlar. Bu açgözlülükleri pahalıya mal olacaktır kendilerine. Sonrası kavga dövüş. Parayı eksik getiren Şadan’ı 9 kurşunla (elleri daha azına gitmiyor) öldürürler. Ama Tarık ve İlhan’dan iyi bir dayak yiyip polise teslim edilirler. Özellikle Tarık’ın durumu ilginç. Daha 1-2 saat önce omzundan yaralanmıştı. Ama şimdi ‘Kargalar’a 12 yumruk atabilecek halde. Sabahat Işık “Dipdiri yapacağım O’nu” demişti. Ama bu kadarını beklemiyorduk. ‘Düğün Marşı’ (1842) (Felix Mendelssohn) ve ‘Gone With The Wind’deki (1939) “Tara’s Theme” (Max Steiner). Film biterken yeni açılmış ‘Çamlık Otel Restoran’ ve beraberliklerinin başında 4 kişi var: Karabiber-İlhan ile Zeynep-Tarık. Mine de Onlarla. Belma’nın sözlerinde ülkemizin sıkıntılarını da bulabilir miyiz? “Ben 23 yaşındayım, biliyor musunuz? Siz 5 yıl tımarhanede kalmışsınız. Ben 23 yıl cehennemde yaşadım. 100 yıl ihtiyarladım 23 yılda. Utanıyorum sizden ama söylemem lazım. 12 yaş, 23 yaş. Ben ne bilirdim dünyada başka şeyler de olduğunu. Başka şey görmedim ki. Eyüp’te doğdum. Gecekondu mahallesinde. Mine’nin babası bir Amerikalı Çavuş. [Ülkemizde Amerikan Üssü olmadığı(!) için tarihi ve doğal güzelliklerimizi görüp şöhreti dünyayı tutan kebabımızı yemeye geldi herhalde. O arada Belma’yı hamile bırakmış]. Evlenecektik. Dolar kaçakçılığından içeri attılar. Karnımda 6 aylık çocuk. Kocakarı ilacı para etmedi. Her şey insanın elinde değil kardeşim. Barda çalışıyordum, Adana’da. Konsomasyonculuk ne demek bilir misiniz? Düşündükçe midem kalkıyor. Bu Rıfat, deli manyak. Çok para harcıyordu. Kadınlar hep böyle midir, bilmem. Yoksa ben mi aptalım. Kapıldım işte. Ama bıktım, gidiyorum. Bütün bunları söylemem kızım için. O da aynı çileyi çeksin istemiyorum. Siz iyi insansınız. O’nu yanınıza alın. Ufak tefek iş de gelir elinden. Yük olmaz size. Benim gibi olsun istemiyorum.” (Yazan: Murat Çelenligil) Oyuncular: Ayhan Işık, Belgin Doruk, Aysel Tanju, Talat Gözbak, Reha Yurdakul, Devlet Devrim, Feridun Çölgeçen, Süha Doğan, Devrim Parscan
Bekçi Şaban & Vali Yeğeni Şaban 02:31
Bekçi Şaban & Vali Yeğeni Şaban 123 izlenme - 2 yıl önce kemal sunal: bekçi şaban reha yurdakul: emniyet amiri hakkı kıvanç: polis memuru şevket önce kapının tosladığı sonrada amirin fırçalarıyla ne olduğunu şaşıran bekçimiz, bakanın yeğeni olduğu sanılınca eeee artık ast üst sınırı ortadan kalkıyor tabikiii