Hoşgeldiniz!

ressam

Bunu Sakin Izleyin Mutish Ressam Cocuk 01:30
Bunu Sakin Izleyin Mutish Ressam Cocuk 65.500 izlenme - 9 yıl önce
Şirinler Çocuk Şarkıları - Ressam Şirin 03:30
Şirinler Çocuk Şarkıları - Ressam Şirin 13.307 izlenme - 2 yıl önce irinler Çocuk Şarkıları - Ressam Şirin
gerçekci bir resim nasıl yapılır 03:43
gerçekci bir resim nasıl yapılır 36.562 izlenme - 6 yıl önce gerçekci bir portre
Seksi Dövmeler  İzlesene Video 04:02
Seksi Dövmeler İzlesene Video 71.067 izlenme - 7 yıl önce istanbul şişli dövmeci tattoo sadık dövme tasarımı dünyanin en İyİ dövmecİlerİ ressamlardir ressam dövmecİler bakirköy İstanbul www.dovmecim.com ressamlar neden en İyİ dövmecİlerdİr İzleyİn resİm bİlmeyen dövmecİler dövmede baŞarili olamaz
Şirinler Çocuk Şarkıları Ressam Şirin 03:30
Şirinler Çocuk Şarkıları Ressam Şirin 16.964 izlenme - 3 yıl önce Şirinler Çocuk Şarkıları Ressam Şirin
Rakılı Asmalımescit Sanat Sohbetleri - TRT 08:07
Rakılı Asmalımescit Sanat Sohbetleri - TRT 9.530 izlenme - 1 yıl önce 1999 yılında TRT-int yapılanan sanat sohbetlerden kısa bir kesit. Rönesans döneminin sonuçları olarak, çağın ötesi bir akustik sistemle ortaya çıkan bu eşsiz sohbetler, insana geçmişten gelen o ince nüansı yansıtıyor.
karikatür nasıl çizilir 04:22
karikatür nasıl çizilir 65.022 izlenme - 9 yıl önce abim çizdimi böyle çizer"(lan çiz lan çiz işte)
Bob Ross -  Resim Sevinci  (Trt 2 Dublaj) 27:28
Bob Ross - Resim Sevinci (Trt 2 Dublaj) 8.405 izlenme - 2 yıl önce Yüzündeki o huzur dolu, o sevecen ifadesi, resim yaparken ki hayalgücü, anlattığı hikayeleri, bonus saçları, ses tonu, stüdyoya getirdiği sincabı ile çocukluğumuza işlemiş, güzel insan. Her bölümde resme, sanki çöp adam çiziyormuş gibi başlar, resim bittiğinde, gerçek bir görüntüye bakıyormuş hissi verecek kadar başarılı eserler çıkarırdı. Nur içinde Bob
japon 01:42
japon 47.551 izlenme - 9 yıl önce böyle bişe olamaz ya
Aşırı Gerçekçi Zıplayan Çocuk Çizmek 01:58
Aşırı Gerçekçi Zıplayan Çocuk Çizmek 2.066 izlenme - 9 ay önce Aşırı Gerçekçi Zıplayan Çocuk Çizmek Stefan Pabst isimli ressamın aşırı gerçekçi çizmiş olduğu zıplayan çocuk çizimi.
Bob Ross - Resim Sevinci - 4 (Trt 2 Dublaj) 23:00
Bob Ross - Resim Sevinci - 4 (Trt 2 Dublaj) 4.273 izlenme - 1 yıl önce Bob Ross, yarım saat içinde doğa resimleri yaptığı, uzun yıllar devam eden Resim Sevinci programıyla tanınmıştır. Özgün adı "The Joy of Painting" olan bu program, Türkiye'de de TRT 2'de yayınlanmıştır. Ressam, yakalandığı Lenf Bezi Kanseri nedeniyle, 1995'te hayatını kaybetmiştir. Hazırladığı televizyon programları hâlâ dünya genelinde yayımlanmaktadır. http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/46532/bob-ross-resim-sevinci-trt-2-dublaj http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/57614/bob-ross-resim-sevinci-2-trt-2-dublaj http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/65379/bob-ross-resim-sevinci-3-trt-2-dublaj
müslüm gürses karikatürü nasıl çizilir? 04:14
müslüm gürses karikatürü nasıl çizilir? 35.451 izlenme - 9 yıl önce arkadaşlar umarım beğenirsiniz.yorumlarınızı bekliyorun
Türk Ressamın Üç Boyutlu Resimlerine Büyük İlgi 02:46
Türk Ressamın Üç Boyutlu Resimlerine Büyük İlgi 6.416 izlenme - 3 yıl önce Bursa'da yaşayan Ressam Meryem Temel, Türkiye'de yaklaşık 10 yıldır uygulanan "üç boyutlu kağıt rölyef sanatı"nın öncülüğünü yapıyor. Şimdiye kadar bini aşkın esere imza atan Temel'in çalışmaları, dünyada bu sanat dalıyla ilgilenenler tarafından beğeniyle takip ediliyor. Temel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kağıt rölyefin, Osmanlı'da ilk kez 1400'lü yıllarda görüldüğünü ve tezhipten sonraki en önemli dal olan kaatı sanatına benzediğini söyledi. Kağıt rölyefi, "üst üste konulmuş aynı 10 resmin kesme ve oyma işlemleri sonrası boyutlandırılması" olarak tanımlayan Temel, bu sanata yaklaşık 10 yıl önce başladığını anlattı. İstanbul'da ders aldığı sanat kursu öğretmeninin, bir ABD'li kadın kağıt rölyef sanatçısıyla tanıştığını dile getiren Temel, şöyle devam etti: "Hocam, bu ABD'li kadının eserlerini incelemiş. Tam anlamıyla ders almamasına rağmen 'Bunu yapabilirim' demiş ve bunu bir Halk Eğitim Merkezinde branş olarak öğretmeye başlamış. Bir sergide onların çalışmalarını gördüm ve hayran oldum. Bu, nitelikli olarak hemen hemen 6-7 yıldır yapılan bir iş. Ben de ona birçok boyut, yani bir şeyler kattığıma inanıyorum. İlk çalıştığım tablolar ile bugün çalıştığım tabloları karşılaştırınca 'Gerçekten o zamanlar çok acemiymişim' diyorum." Halk Eğitim Merkezlerinde verilen kurslara öncülük etti Temel, üç boyutlu kağıt rölyef sanatının Türkiye'de adı yeni yeni duyulan bir branş olduğunu vurguladı. Bu sanat sayesinde bazı ülkelerden dostlar edindiğini aktaran Temel, "ABD'den, Avrupa'dan hatta Meksika'dan arkadaşlarım var. İnternet aracılığıyla görüşüyoruz. Gözlemlediğim kadarıyla sadece kartpostal boyutunda çalışıyorlar. Bizi de çok sıkı takip ediyorlar" ifadesini kullandı. Geçen yıl Türkiye çapında bir yarışma düzenlediğini dile getiren Temel, yaklaşık 30 ülkeden oylamaya katılanlar olduğunu belirtti. Söz konusu sanatın yurt dışında pek çok takipçisi bulunduğuna değinen Temel, "Biz onlardan aldık ama daha sonra geliştirdik. Şimdi onlar bizi takip ediyor" diye konuştu. Türkiye'de son zamanlarda bu sanata yoğun ilgi duyulduğuna işaret eden Temel, kendisi aracılığıyla bazı eğitmenlerin, Halk Eğitim Merkezlerinde dersler verdiğini söyledi. Eni 20, boyu 40 santimetre olan bir tabloyu iki saatte, daha büyük boyutlu tabloları ise 4-5 günde tamamlayabildiğini anlatan Temel, şunları kaydetti: "2010'da bir atölye açtım. İçeriği tamamen rölyef üç boyutlu resimler. Bu sanatla ilgili birçok ürün yaptım, birçok sergi açtım. Bunlar sırasında da bir sürü insanla ve yeni branşlarla tanıştım. 2010'dan bu yana yurt dışında, Avrupa'nın birçok ülkesinde Türk festivallerinde, diğer ülkelerin festivallerinde geçmişimizi, Osmanlı kültürünü, Fatih'in sur kapısından girişini, Harem veya doğal manzaraların görüntüleriyle anlatmaya çalıştım. Özel dersler veriyorum. Bu sanatı öğrenmeye çalışanlara malzeme temini konusunda da yardımcı olmaya çalışıyorum." Meryem Temel, üç boyutlu kağıt rölyef eserler oluştururken ofset baskı kağıt, resim ve portrelerden yararlandığını sözlerine ekledi.
Ünlü Ressamlar ve Eserleri Dünyanın En Güçlü Fırçaları Kimler İşte Buyrun 11:48
Ünlü Ressamlar ve Eserleri Dünyanın En Güçlü Fırçaları Kimler İşte Buyrun 6.419 izlenme - 3 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞREN Aykut İlter Aykut Öğretmen Édouard Manet (23 Ocak 1832 – 30 Nisan 1883), Édouard Manet (23 Ocak 1832 – 30 Nisan 1883), Fransız ressam. Ondokuzuncu yüzyılda modern hayatı konu alan resimler yapmaya başlamış ilk ressamlardan. Gerçekçilik akımından izlenimciliğe geçişte çok önemli bir rol oynadı. İlk dönem başyapıtlarından Kırda Öğle Yemeği ve Olympia, kendisinden genç ressamlara esin kaynağı oldu ve o ressamlar izlenimciliğin en önemli isimleri oldular. Günümüzde, bu iki resim, modern sanatın başlangıcı kabul edilir.Édouard Manet, 23 Ocak 1832'de Paris'te varlıklı ve birbirine bağlı bir ailenin üyesi olarak doğdu. Annesi, Eugénie-Desirée Fournier, İsveç Prensi Charles Bernadotte'nin torunuydu. Babası, Auguste Manet ise Fransız bir yargıçtı ve oğlunun da tıpkı kendisi gibi hukuk alanında kariyer yapmasını istiyordu. Dayısı, Charles Fournier, yeğenini resim yapması konusunda teşvik etti ve sık sık Louvre'a götürdü.[1] 1845 yılında, dayısının tavsiyesiyle, Manet çizim konusunda özel ders almaya başladı. Bu dersler sırasında ileride Güzel Sanatlar Bakanlığı yapacak olan Antonin Proust ile tanıştı. Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü. 1848 yılında, babası isteği ile bir eğitim gemisiyle Rio de Janeiro'ya doğru yola çıktı. Deniz Kuvvetleri sınavına iki kere girip başarısız olduktan sonra babası sanat eğitimi almasına izin verdi.[2] Manet, 1850'den 1856'ya kadar, geniş tarihi tabloları ile tanınan Thomas Couture isimli akademik bir ressamla birlikte çalıştı. Boş zamanlarında ise Louvre'daki büyük başyapıtları kopyalıyordu. 1853 ile 1856 arasında Almanya, İtalya ve Hollanda'yı ziyaret etti. Bu ziyaretler sırasında Frans Hals, Diego Velázquez ve Francisco Goya'nın eserlerini inceleme fırsatı buldu. Bu üç ressamdan çok etkilendi ve daha sonraki çalışmalarında onların eserlerinden esinlendi. 1856 yılında kendi atölyesini açtı. Bu dönemdeki tarzı fırça darbelerini serbest bırakan, detayları basitleştiren ve geçiş tonlarını yok eden olarak tanımlanabilir. Bu stilini Gustave Courbet tarafından başlatılan gerçekçilik akımına adapte eden Manet, Absint İçicisi (1858-59) isimli tablosunu çizdi. Onun dışında ise şarkıcılar, çingeneler, kafelerdeki insanlar, boğa güreşleri, dilenciler gibi çağdaş konularla ilgilendi. Gençlik yıllarının ardından dini, tarihi ya da mitolojik konuları resimlerinde çok az konu edindi. Leonardo Da Vinci (1452 - 1519) Leonardo da Vinci (d. 15 Nisan 1452 - ö. 2 Mayıs 1519) Rönesans dönemi İtalyan mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı ve ressamıdır. En tanınmış yapıtları Mona Lisa (1503 - 1507) ve Son Yemek’tir (1495 - 1497). Rönesans sanatını doruğuna ulaştırmış, yalnız sanat yapıa değil, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından biridir. Leonardo, genç bir noter olan Ser Piero da Vinci'nin ve muhtemelen bir çiftçi kızı olan Caterina'nın evlilik dışı çocuğu olarak Vinci kasabası yakınlarındaki Anchiano'da dünyaya geldi. Avrupa'daki modern isimlendirme kurallarının yerleşmesinden önce dünyaya tam ismi, "Vincili Piero'nun oğlu Leonardo" manasına gelen "Leonardo di Ser Piero da Vinci"dir. Eserlerini "Leonardo" ya da "Io, Leonardo (Ben, Leonardo)" olarak imzalamıştır. Somut kanıtlar bulunmasa da, Leonardo'nun annesi Caterina'nın, babası Piero'ya ait Ortadoğulu bir köle olduğu tahmin ediliyor. Babası, Leonardo’nun doğduğu yıl, Albiera adındaki ilk eşi ile evlendi, Caterina ile ise hiçbir zaman evlenmedi. Leonardo’ya bebekliğinde annesi baktı, ancak birkaç yıl sonra annesi başka biriyle evlendirilerek komşu kasabaya yerleşince, babasının nadiren uğradığı büyükbabasının evinde yaşamaya başladı; arada sırada Floransa’ya babasının evine giderdi. Babasının ilk eşinden çocuğu olmadığı için aileye kabul edilmişti ama hiçbir zaman meşru bir çocuk olarak görülmedi ve amcası Francesco dışında ailedeki kimseden sevgi görmedi. Leondardo'nun anatomi ve insan vücudu üzerine eğitimi çıraklık döneminde başladı. Öğretmeni Andrea del Verrocchio öğrencilerinin anatomiyi kavramasında ısrarlıydı. 14 yaşına kadar Vinci’de yaşayan Leonardo, büyükanne ve büyükbabasının ardı ardına ölmesi üzerine 1466’da babası ile birlikte Floransa’ya gitti. Evlilik dışı çocukların üniversiteye gitmesi yasak olduğundan üniversite öğrenimi görme şansı yoktu. Küçük yaştan itibaren çok güzel çizimler yapan Leonardo’nun resimlerini babası, dönemin ünlü ressam ve heykeltıraşı Andrea del Verrocchio'ya gösterince, Verrochio onu çırak olarak yanına aldı. Leonardo Verrocchio'nun yanında Lorenzo di Credi ve Pietro Perugino gibi ünlü sanatçılarla çalışma fırsatı buldu. Atölyede sadece resim yapmayı değil, lir çalmayı da öğrendi.Gerçektende iyi çalıyordu. Floransa’yı 1482’de terkederek Milano Dükü Sforza’nın hizmetine girdi. Dükün hizmetine girebilmek için köprüler, silahlar, gemiler, bronz, mermer ve kilden heykeller yapabileceğini anlattığı ancak göndermediği mektubu bütün zamanların en olağanüstü iş başvurusu sayılır. Leonardo, 1499’da şehir Fransızlar tarafından alınıncaya kadar 17 yıl boyunca Milano Dükü için çalıştı. Dük için sadece resim ve heykeller yapmak, festivaller organize etmekle uğraşmadı, aynı zamanda bina, makine ve silah tasarımları yaptı. 1485 - 1490 yıllarında doğa, mekanik, geometri, uçan makinelerin yanısıra, kilise, kale ve kanal yapımı gibi mimari yapılar ile ilgilendi, anatomi çalışmaları yaptı, öğrenciler yetiştirdi. İlgi alanı o kadar genişti ki, başladığı çoğu işi bitiremiyordu. 1490 - 1495 yıllarında çalışmalarını ve çizimlerini deftere kaydetme alışkanlığı geliştirdi. Bu çizimler ve defter sayfaları, müzeler ve kişisel koleksiyonlarda toplanmıştır. Bu koleksiyonculardan birisi de Leonardo’nun hidrolik alanındaki çalışmalarının el yazmalarını toplayan Bill Gates’dir. 1499’da Milano'yu terkeden ve yeni bir koruyucu (hami ) aramaya başlayan Leonardo, 16 yıl boyunca İtalya’da seyahat etti. Pek çok kişi için çalıştı, çoğu eserini yarım bıraktı. İnsanlık tarihinin en iyi resimlerinden birisi kabul edilen Mona Lisa için 1503’te çalışmaya başladığı söylenir. Bu resmi tamamladıktan sonra hiç yanından ayırmamış, tüm seyahatlerinde yanında taşımıştı. 1504’te babasının ölüm haberi üzerine Floransa’ya döndü. Miras hakkı için kardeşleri ile mücadele etti ancak çabası sonuçsuz kaldı. Ancak çok sevdiği amcası tüm varlığını ona bıraktı. 1506 yılında Leonardo, bir Lombardiya aristokratının 15 yaşındaki oğlu olan Kont Francesco Melzi'yle tanıştı. Melzi, hayatının geri kalanında onun en iyi öğrencisi ve en yakını oldu. 1490’da 10 yaşında iken korumasına aldığı ve Salai adını verdiği genç de 30 yıl boyunca onunla beraber olmuş, ancak öğrencisi olarak bilinen bu genç hiçbir sanatsal ürün üretmemişti. 1513 - 1516 arasında Roma’da yaşadı ve Papa için geliştirilen çeşitli projelerde yer aldı. Anatomi ve fizyoloji alanında çalışmaya devam etti ancak Papa, kadavralar üzerinde çalışmasını yasakladı. Leonardo da Vinci'nin ölümü (Jean Auguste Dominique Ingres, 1818) 1516’da koruyucusu Giuliano de' Medici’nin ölümü üzerine Kral 1. Francis’ten Fransa’nın baş ressam, mühendis ve mimarı olmak üzere davet aldı. Paris’in güneybatısında, Amboise yakınlarındaki Kraliyet Sarayı’nın hemen yanında kendisi için hazırlanan konağa yerleşti. Leonardo'ya büyük hayranlık duyan kral, sık sık ziyarete gelir ve sohbet ederdi. Sağ koluna felç inen Leonardo da Vinci, resimden çok bilimsel çalışmalara ağırlık verdi. Kendisine dostu Melzi yardımcı olmaktaydı. Salai ise Fransa’ya geldikten sonra onu terketmişti. Leonardo 2 Mayıs 1519’da Amboise’daki evinde 67 yaşında öldü. Kralın kollarında can verdiği rivayet edilir, ancak, 1 Mayıs günü kralın bir başka şehirde olduğu ve bir gün içinde oraya gelemeyeceği bilinmektedir. Vasiyetinde mirasının esas bölümünü Melzi’ye bıraktı. Amboise'daki Saint Florentin Kilisesi’nde toprağa verildi. Georges Seurat Georges Seurat (d. 2 Aralık 1859 - 29 Mart 1891) Fransız akademik resim geleneğine bağlı Ard İzlenimci ve Noktacı (Pointillist) ressam. Seurat, 1859 yılında ekonomik durumu yerinde olan dindar bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi. Babası La Villet’te bir polisti. Resim kuramını renklerin bölünmesine ve optik karışıma dayandıran yeni izlenimciliğin kurucularından olan Georges Seurat yedi yıl içinde olağanüstü yapıtlar ortaya koymayı başardı. Kurumsal ve plastik araştırmalara büyük ilgi duyan Seuret, 1876‘dan başlayarak Chevreul‘un bulduğu renklerin eş zamanlı karşıtlığı yasalarını ve Delacroix kuramlarını inceledi. Seurat, izlenimciliğin kurallarına tepki duyanlardandı. Seurat gibi ard izlenimciliğin temsilcileri olan sanatçılar da sanat yaşamlarına İzlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu akımın kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kişiselliklerini katmak istiyorlardı. Seurat, öğrencilik yıllarının başlangıcında resime ilgi duymuş ve ilk derslerini; Justin Lequien adında Roma Ödülü’nde ikincilik kazanmış bir heykeltraşın yönetimindeki belediye resim okuluna devam ederek almıştır. Bu öğrenciliği sırasında uzun süreli bir arkadaşlık geliştireceği ressam Aman- Jean ile tanışmış ve kısa bir süre sonra Paris’te ortak bir atölye açmışlardır. Aman- Jean ile birlikte 1887- 1888 yılında Paris Güzel Sanatlar Yüksekokulu’na (École Nationale Supérieure Des Beaux-Arts de Paris) kayıt olarak Henri Lehmann’ın derslerine katılmışlardır. Seurat, akademik resim geleneğine bağlı kalmış, müzelerde eski ustaların eserleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar, onun olgunluk dönemine ait eserleri üzerinde etkili olacaktır. 1879’da izlenimcilerin dördüncü sergisinden çok etkilendi. Bağımsız olarak çalıştı. İyi bir desenci olduğunu ortaya koyan yapıtlar verdi. 1891 Bağımsızlar salonunun açılışından sonra Seurat, iltihaplı anjinden yaşamını yitirdi. Anlaşmazlıklar sonucu uzaklaştığı yeni izlenimciler grubu sanatçının ölümünden büyük üzüntü duydu. Georges Seurat, Zıt renkleri yan yana noktalar halinde koyarak Noktacılık tekniğini geliştirdi. Paul Signac (1863 - 1935) ile birlikte Pointilism akımınında gelişimini sağladı. Resimlerini küçük noktalar kullanarak mozaik gibi boyadı. Renklerin beynimizde kaynaşacaklarını savunuyordu. Bu tarza sonradan noktacılık dendi. Tüm hatlar kaldırılmış ve düzeni korumak için resim basitleştirilmişti Noktalama tekniğinin öncüsü Seurat noktaların beynimizde birleşip bütünlük oluşturacağını savunuyordu. Buna rağmen hacimsellik hissi alınamamaktadır Henri de Toulouse-Lautrec Aristokrat bir aileden gelen Henri de Tolouse-Lautrec'in; resim konusundaki büyük yeteneği henüz çocuk yaşlarda, çizdiği karikatürlerle belli oldu. Akraba evliliğinden kaynaklanan bir nedenle, ne olduğu saptanamayan genetik bir hastalığın yarattığı kırılgan kemikler yüzünden, 1878 ve 1879 yıllarında acı veren bir tedaviyle boy uzatma çabaları sonucu; her iki bacak kemiklerinin kırılmasıyla kısa boylu kaldı. Moulin Rouge'da Lautrec Sakat kalmasıyla; annesi ondaki resim yeteneğini keşfetti. Babasından göremediği desteği annesinden alan Lautrec, klasik anlayıştaki resmi değil, "poster" temeline dayanan ressamlığa yöneldi. Seçimi onu başarıdan başarıya götürdü, ünü bütün Paris'e yayılan Lautrec'in posterleri duvarlardan kapışıldı. Henüz 17 yaşındayken denemelerinin sayısı 2400'ü bulmuştu. Emile Bernard, Van Gogh gibi ressamlarla tanıştı, empresyonist akıma kapıldı. 1894–1897 yılları arasında Avrupa’yı dolaştı, bir çok sergi açtı. Ancak gerçek ününe, Moulin Rouge müzikholünü anlatan resimler yaparak kavuştu. Babasıyla olan geçimsizliği ve engelli halinin verdiği bunalımlarla alkole sığınan sanatçı, genelev çalışanlarını çizmeye, giderek, geneleve yerleşip orada yaşamaya başladı. Frengi hastalığına tutulan Tolouse-Lautrec, genç yaşta öldü. Yatakta adlı eseri, 1893 Henri de Toulouse-Lautrec'in, henüz ölmeden Louvre müzesinde yer almaya hak kazanan ilk ve tek sanatçı olduğu iddia edilir. Francisco GOYA Francisco José de Goya y Lucientes (d. 30 Mart 1746 - ö. 16 Nisan 1828) İspanyol bir ressam ve matbaacıydı. Goya, portre tasarımları ile ünlüydü, ve yaptığı tasarımlarla bir çok yeniliklere sanat dünyasını yönlendirdi. Modern sanatın ilk adımı olarak görülmektedir. Gelecek kuşaklarda başlıca Claude Monet ve Pablo Picasso Goya'nın stilini benimsemiştir. Goya'nın eserlerinin büyük bir bölümü Madrid'de Museo del Prado'da sergilenmektedir Paul Gauguin (1848 - 1903) Eugène Henri Paul Gauguin (d. 7 Haziran 1848, Paris– 9 Mayıs 1903), Fransız ressam. Eugène Henri Paul Gauguin, 7 Haziran 1848, Paris’te doğan, Post-Empresyonist bir ressamdır. 1851’de ailesiyle birlikte Peru’ya yerleşir. Babası yolculukları esnasında ölür, Lima, Peru’da annesi ve kızkardeşi ve amcasının ailesiyle birlikte 4 yıl yaşayan Paul ve ailesi 1855’te Paris’e döner. 17 yaşında pilot asistanlığı yapan Paul sonrasında bir süre donanmada çalışır. 1871’de Gauguin, Paris’e dönerek borsacılık yapmaya başlar. 1873’te Mette Sophie Gad adlı Danimarkalı bir bayanla evlenen Gauguin’in sonraları 5 çocuğu olur. Gauguin çocukluğundan itibaren sanata meraklıdır. Boş zamanlarında resim yapar. Gauguin, Camille Pissarro ile arkadaşlık kurar. Sanatında ilerlemeye başlayınca bir stüdyo kiralar, 1881-1882 yılları arasında düzenlenen Empresyonist sergilerde eserleri sergilenir. Bir süre yazları Pissarro ve Paul Cézanne ile resim yapar. 1884’e geldiğimizde Gauguin ailesi ile Kopenhag’a taşınır. Burada iş alanındaki yaşadığı başarısızlıklar onu tüm zamanında resim yapmaya yöneltir ve ailesini burada bırakarak büyük oğlu ile birlikte Paris’e geri döner. Bu dönemde Vincent Van Gogh, Gauguin’i Arles’e çağırır ve burada 9 haftayı resim yaparak birlikte geçirirler. Ancak sonrasında yalnız kalmanın etkisiyle depresyona girer ve intihara kalkışır. Empresyonizm Gauguin’e istediklerini veremez olmuştur bundan dolayı Afrika ve Asya sanatı kendisine daha mistik ve çekici gelir özellikle de Japon kültürü. Folklorik sanat ve Japon sanatının etkisi altına girer. 1891 yılında Gauguin mali açıdan kötü durumdadır. Üstelik bir ressam olarak çok da tanınmamaktadır. ‘Taze balık ve meyve’ için tropik bir adada yaşamak amacıyla bir kaç teşebbüsü olmuş bu da oldukça primitif bir tarzda resim yapmasına sebep olmuştur. Kısa bir süre Panama Kanalı, Tahiti’de yaşamıştır ve Tahiti’de yaşarken ‘Fatata te Miti (By the Sea)’, ‘la Orana Maria’ (Ave Maria) adlı tablolarını yapmıştır. 1897’de Punaauia’ya taşınarak burada da en önemli eseri olan ‘Where Do We Come From’ adlı tablosunu yapar. Hayatının geri kalanını Markiz Adaları'nda geçirmiştir. Bu dönemde Avant et Aprés (Before and After) adlı anıları, sanat eserleri hakkında yorumlarından oluşan bir kitap yazmıştır 1903 yılında kilise ve hükümetle ile yaşadığı bir problem sebebiyle 3 ay hapse mahkum olmuş, ancak hapse giremeden hastalanarak 54 yaşında ölmüştür. Paul Gauguin’in çalışmalarına olan rağbet ölümünün hemen ardından sonra olur. Çalışmalarının bir çoğu Rus koleksiyoncu Sergei Shchukin tarafından toplanır. Koleksiyonun bir kısmı Pushkin Müzesi’nde sergilenmektedir. Gauguin’in eserleri nadiren satılığa çıkarılmakta ve fiyatları 39,2 milyon dolara kadar ulaşmaktadır. Gauguin diğer bir çok ressamı özellikle de Arthur Frank Mathews’u etkilemiştir. Tahiti’de bulunan Japon tarzındaki Gauguin Müzesi bazı fotoğrafları, belgeleri ve bazı tablolarını içermektedir Paul Cèzanne (1839 - 1906) Van Gogh, Gauguin, Seurat, Lautrec, Cezanne gibi İzlenimcilik sonrası sanatçılar modern resmin öncüleri olarak kabul edilmektedirler. Bu sanatçılar arasında, resim sanatında köklü değişikliklerin yolunu açan bir anlayışın yaratıcısı olan Cezanne’ın ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu görülmektedir. O, gönüllü bir şekilde inzivaya çekilerek sürekli çalışmış ve tuvalle olan hesaplaşması sonucunda resim sanatında çığır açmıştır. Paul Cezanne, varlıklı bir banker ve tüccarın oğlu olarak, 1839 yılında Aix- en- Provence’da dünyaya gelmiştir. Collège Bourbon’da aldığı eğitim sırasında, edebiyat alanında ünlü bir isim olacak Emile Zola ile dostluk kurmuştur. Kendisi için çok şey ifade eden bu dostluk, Aix’in kırlarında yapılan uzun gezintiler sırasında sanat üzerine yoğunlaşan derin sohbetlerle pekişmiştir. Nana ve Meyhane’nin yazarı Zola, çok sonraları Cezanne’a yazdığı bir mektubunda bu günleri şu şekilde hatırlayacaktır: “On yıl boyunca sanattan ve edebiyattan konuşup durduk… Farkında olmaksızın bizim birer devrimci olduğumuzu şimdi görebiliyor musun? Aix`de Zola’yla birlikte doğayla içiçe süren yaşantı, onun sanat görüşünün biçimlenmesinde etkili olan erken kaynaklardan birisi olarak değerlendirilebilir. Zola’nın 1858’de annesiyle birlikte Paris’e yerleşmesi, bu yaşantının kesilmesine neden olmuştur, ancak iki arkadaş sanat üzerine tartışmalarını düzenli mektuplaşmalarla sürdürmüşlerdir. Bu sırada Cezanne, babasının isteğiyle Aix’deki üniversitede hukuk öğrenimi görmeye başlamış, fakat aynı zamanda alçı heykellerden kopyalar ve doğadan çalışmalar yaptığı çizim akademisine kaydolmuştur. Giderek resme yoğunlaşmaya başlaması ve hukuk eğitimini ikinci plana atması, Zola’nın onu heyecanlandıran Paris hikayeleri ve Paris’e gelmesi konusundaki ısrarlarıyla birleşince 1861’de babasının izniyle bu şehre gitmiştir. Burada Atelier Suisse’de resim eğitimi almaya başlamıştır. Her sabah 6 ile 11 arasında beş saat süren çalışmalar sonrasında, zamanının çoğunu Louvre’da eski ustaların eserlerini inceleyerek geçirmiştir. Fakat altı ay sonunda, Zola’nın karşı çıkışına rağmen, Aix’e geri dönmüş ve babasının ofisinde çalışmaya başlamıştır. Aix’de geçen yaklaşık bir yıllık sürenin ardından, 1862 sonlarında tekrar Paris’e gitmiştir. Atelier Suisse’de Pissarro ile tanışması onun sanat kariyeri açısından son derece önemli bir gelişmedir. Pissarro aracılığıyla 1862’de Monet, Bazille, Sisley ve Renoir ile tanışmış, nadiren de olsa genç sanatçıların Café Guerbois’daki toplantılarına katılmış, fakat tartışmalara dahil olmamıştır. Cezanne, bu dönemde babasından gelen harçlıkla yaşamını sürdürmektedir. 1863’de Reddedilenler Salonu’nda eserlerini sergilemiştir. Akademi jürisinin, sanatçıların eserlerini gösterebildikleri düzenli bir sergi etkinliği olan ve sanat ortamı açısından büyük önem taşıyan Paris Salonu’na gönderilen resimlerin tümünü geri çevirmesi üzerine düzenlenen bu sergi, Akademi karşıtı öncü sanat yaklaşımlarının toplandığı bir etkinlik kimliğini kazanmıştır. Sanat kariyerinin başlangıcındaki Cezanne’ın bu sergide yer alması, onun öncü kimliğinin ilk işaretlerini vermektedir. Bu arada, yakın dostu Zola 1866’da L’Evenement gazetesinde onu öven yazılar yazmıştır. Paris’teki ilk dönemlerinde, özellikle Delacroix’nın sanatından etkilenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Louvre’da ustalardan kopyalar yaparak çalışmakta, Zola ile sanatın geleceği üzerine tartışmalar yapmaktadır. 1870’e kadar Paris’te çalışmalarını sürdürmüş olmakla birlikte, 1865 ve 1866’da Aix’de uzun süreli olarak ikamet ettiği dönemler olmuş ve bu sırada babasının, amcasının ve ressam Achille Emperaire’in palet bıçağı tekniğiyle gerçekleştirdiği ve koyu renklerin hakim olduğu portrelerini yapmıştır. 1860’larda sanatçının coşkulu güneyli yaradılışı kendini bir seri melodramatik ve az çok erotik nitelikte resimde ifade etmiştir. Otopsi (1861) ve Cinayet (1870) gerilimin yüksek olduğu çalışmalarıdır; buna karşılık Kaçırma (1867) ve Aziz Antonio’nun Baştan Çıkarılışı (y.1870) erotizmin hissedildiği bu döneme ait örneklerdir. Bu resimlerin ortak özelliği, belirgin bir deformasyon ve koyu renk kullanımıdır. Bu dönemde ayrıca bazı natürmort çalışmaları da gerçekleştirmiştir. 1860’lı yıllarda Paris’te yoğunlaşan çalışmaları, Fransa- Prusya savaşının çıkması üzerine kesintiye uğramış ve sanatçı, Fransa’nın güneyindeki Estaque’a, sonradan karısı olacak modeli Hortense Fiquet ile birlikte gitmiştir. Babası bu kadınla olan ilişkisinden dolayı Cezanne’a destek olmayı kestiği için maddi açıdan sıkıntı yaşadığı bu dönemde, resme giderek daha fazla yoğunlaşmıştır. 1866’da Seine nehri kıyısında ilk açık hava resmi çalışmalarını yapmış olan sanatçı için güneyin ışığı yeni bir kaynak olmuştur. 1872 yılında Ponoise’da, Pissarro ile birlikte çalışmaya başlamış ve onunla uzun ve verimli bir düşünce alışverişine girerek ışıklı, izlenimci palete yönelmiştir. Pissarro ile çalıştığı bu dönemde, izlenimcilerin geliştirdiği renk ve ışık kuramlarını özümsemiş olan Cezanne, aynı sıralarda Van Gogh’la ve resimleri karşılığında kendisinden boya ve tuval bezi alabildiği sanat taciri Julien Tanguy ile tanışmıştır. Bir başka sanat taciri ünlü Ambroise Vollard, ilk defa Cezanne’ın bir resmini Tanguy’ün vitrininde görüşünü şu şekilde hatırlamaktadır: “İlk defa olarak ressamın bir tablosunu görüşüm, bir nehir kenarı gösteren bir resmi, Clauzel sokağındaki küçük bir boya satıcısının, Tanguy Baba’nın vitrininde idi. Bu bende, mideme yediğim bir darbe etkisini yarattı.[VOLLARD, A.; Bir Tablo Satıcısının Anıları, ç: Nur Vergin, Halk El Sanatları Yayınları, İstabul, 1974, s77] Cezanne, 1874 yılında fotoğrafçı Nadar’ın Paris’te Boulevard des Capucines’deki stüdyosunda açılan ilk izlenimci sergiye katılmıştır. Sergide yer alan Modern Olympia halkın en fazla tepkisini çeken eserlerden birisi olmuştur. Manet’nin aynı konulu resmine gönderme olan bu çalışmada; siyah bir kadın tarafından elbiseleri çıkartılan uzanmış çıplak bir kadın figürü ve onları izleyen bir erkek figürü (muhtemelen Cezanne’ın kendisi) yer almaktadır. Fırça vuruşlarındaki rahatlık ve figürlerdeki deformasyonun dışında, konunun çarpıcılığı tepkilerin odak noktası olmasına yol açmıştır. Sergideki diğer izlenimci tarzdaki manzaraların arasında bu konu özellikle dikkat çekmiş olmalıdır. Sanatçı, izlenimcilerin üçüncü sergisine 16 resmiyle katılmıştır. Bu dönemde, üslubunda giderek Cezanne’ın yaradılışındaki coşkulu romantizmin etkileri durulmaya başlamış ve aslen ona pek de uygun olmayan Delacroix benzeri tekniği terketmiştir. 1870’li yıllarda ürettiği manzara, natürmort ve portrelerde kendine özgü resim dilinin oluşmaya başladığı görülmektedir. Sanat görüşünün izlenimcilerinkiyle uyuşmadığını anlamıştır. O, izlenimciler gibi, doğadan anlık izlenimler edinmeye ve bu nedenle hızlı çalışmaya temellenen resim anlayışından farklı bir görüşe sahiptir. Cezanne da izlenimciler gibi doğadan çalışmayı benimsemiş olmakla birlikte, onlardan farklı olarak doğayı yalnız geçici görünümüyle değil, kalıcı ve değişmez değerleriyle vermek istemektedir. Onun resminde, çizgi, ton ve renk başlıca öğelerdir. Renk ise, çizgi ve tonu da içeren temel öğedir. Sanatçı bu konuda şunları söylemiştir: “Çizgi ve renk ayrı şeyler değildir, boyarken çizersiniz de… Renk doygun duruma gelince form da bütünlük kazanmış olur. Louvre’da eserlerini inceleme fırsatını bulduğu Poussin’i doğadan yola çıkarak yeniden yaratmayı amaçladığını belirten Cezanne, doğada varolan biçimleri silindir, koni, küre gibi geometrik biçimler olarak ayrıştırmış ve bunlardan yola çıkarak doğayı yeniden yaratmayı amaçlamıştır. Onun amaçlarından birisi de, izlenimciliğe biçimsel nitelikler kazandırarak, bu akımı bir müze sanatı gibi sağlam ve sürekli bir içeriğe büründürmektir. Uzun ve zahmetli çalışma yöntemi, Cezanne’ın pekçok resmini tamamlayamamasına neden olmakla birlikte, yoğun çalışma temposu çok sayıda başyapıt üretmesine olanak sağlamıştır. Estaque, Aix ve Paris’te süren yaşamı sanatla doludur ve daha 1874 tarihli Yukarıdan Auvers Görünümü ve 1873- 1877 arasına tarihlenen Büfe Üzerinde Kaplar, Meyveler ve Bisküitler adlı natürmortunda yukarıda değinilen sanat görüşünün örneklerini vermeye başlamıştır. Başta Estaque’da yaptığı görünümler olmak üzere manzaralar, portreler, natürmortlar, yıkananlar, kağıt oynayanlar gibi temalar etrafında gelişen sanat anlayışı; titiz ve derin bir doğa gözlemine ve ışık, renk, kompozisyon analizine dayanmaktadır. Büyük Yıkananlar,Kağıt Oynayanlar, Sainte- Victoire Dağı, Madam Cezanne gibi eserlerinde doruğa ulaşan resim dili, kendisinden sonra gelen kuşakları derinden etkilemiş ve Cezanne’a modern sanatın öncüsü olma onurunu kazandırmıştır. Babasının 1886’daki ölümü, ona doğum yeri olan Aix’daki evinde resme yoğunlaştığı bir inzivaya çekilebilme olanağını veren serveti sağlamıştır. Eleştirmenler ve halktan gelen tepkiler ile yakın dostu Zola’nın 1886’da yayınladığı L’Oeuvre adlı kitabında başarısız bir ressam karakteri olan Claude Lainter için Cezanne’ı model alması bu gönüllü inzivanın nedenleri arasında yer almış olmalıdır. Ama daha da önemlisi, bu onun sanatçı kişiliğinin doğal bir sonucudur. “Gerçek sanatçı gösterişi sevmez, zamanın moda akımlarına bel bağlamaz, kendi köşesinde çalışmayı yeğler yalnızca…
Kör Ressam Eşref Armağan 09:49
Kör Ressam Eşref Armağan 12.979 izlenme - 8 yıl önce ewet ne yazıkki güzel ülkemin değerlerine ve gerçek sanatçılarına bile sahip çıkamıyoruz.discovery channel in bile türkiyeye gelme sebebi olan bu doğuştan yetenek abidemiz olan güzel insana sonsuz saygılar.
Resimdeki Kız 04:04
Resimdeki Kız 6.581 izlenme - 6 yıl önce resimdeki kız
Bob Ross - Resim Sevinci 12:48
Bob Ross - Resim Sevinci 2.811 izlenme - 2 yıl önce Biraz önce Bob Ross'un üzerimde bıraktığı etkiyi tahayyül etmeye çalışırken dehşet içinde sıçrayıverdim alkışlarında her daim istikrarı yakalamış dostlarım. Zira farkettim ki ne Emmanuelle'ler, ne Justine'ler, ne de Colpo Grosso'lar hipotalamusumu Bob Ross kadar meşgul etmemiş, çimdiklememiş. Bunun sağlamasını yapmak için ilk önce favorim olan Emmanuelle'in "uçakta sevişenler kulübü" bölümünü hatırlamaya çalıştım. Sonuç olarak gözümün önüne şifreli Cine5 izlediğim günlerdekine benzer bulanık görüntüler geldi, Allah sizi inandırsın hiç tadı tuzu yoktu. Ardından Resim Sevinci'ni düşünmek üzere gözlerimi kapattığım an ekranın sağından solundan fırlayıvermiş yalnız ama huzurlu ağaçlar, şarıl şarıl akan derelerdeki taşlara vuran güneş parıltıları, birbirlerini asla yalnız bırakmayan mutlu çalıcıklar, titan beyazları, van dayk kahverengileri tüm berraklığıyla önüme serildi. Tuzlu fıstık yerken bile bu kadar garip hissetmemiştim.
Bob Ross - Resim Sevinci - 1. Bölüm 28:01
Bob Ross - Resim Sevinci - 1. Bölüm 1.999 izlenme - 1 yıl önce Yarım saatte tamamladığı, içinde “mutlu” öğeler barındıran muhteşem doğa resimleri ve kabarık kıvırcık saçlarıyla TRT 2 ekranı karşısında büyülenerek izlediğimiz Bob Ross’un "Resim Sevinci" (The Joy of Painting) programının ilk bölümüdür. Nesilden nesile aktarılan “Belki şurada küçük mutlu bir ağaç vardır” sözleriyle hafızalarda yer eden Amerikalı ressam Bob Ross, yaşasaydı 73. doğum gününü kutluyor olacaktı. 29 Ekim 1942 doğumlu olan ressam yakalandığı lenf bezi kanseri nedeniyle, 1995'te 53 yaşında hayatını kaybetmişti. Ünlü ressamın Morgan, Steven ve Bob Ross isimlerini verdiği üç çocuğu vardır. 1. bölüm olması nedeniyle, siteye en çok yakışan içeriklerden birisi olduğunu düşünüyorum, Yaşam sevinciniz hiç bitmesin,iyi seyirler.
Jan Van Eyck - Çarmıha Gerilme ve Son Yargı 03:02
Jan Van Eyck - Çarmıha Gerilme ve Son Yargı 508 izlenme - 4 ay önce 15. yüz yılın en önemli sanatçılarından olan, Jan Van Eyck'e ait "Çarmıha Gerilme ve Son Yargı" isimli eserdir. Kendisinden sonra gelen ressamlara öncü olan Eyck, tablolarında ayrıntıları ve konuları ustaca işlemesi ile ünlüdür. Arnolfini'nin evlenmesi tablosunda olduğu gibi, bu iki tabloda da güzel ayrıntılar işlenmiş. İçerik Khan Academy Türkçe kanalı tarafından hazırlanmıştır. iyi seyirler.
Resim Atölyemiz - Renk Çemberi Nasıl Yapılır ? 11:52
Resim Atölyemiz - Renk Çemberi Nasıl Yapılır ? 4.782 izlenme - 5 yıl önce resim atölyemiz - renk çemberi nasıl yapılır ? pınar gültekin.
Ressam 00:42
Ressam 9.565 izlenme - 10 yıl önce Boya ile bir duvara ancak bu kadar harika resim çizilir.
dövme video izlesene beyaz kedi sanat 00:33
dövme video izlesene beyaz kedi sanat 11.803 izlenme - 7 yıl önce dünyanın en iyi dövmecileri ressamlardır ressam dövmeciler beyaz kedi sanat merkezi istanbul bakırköy bakırköy dövme yapanlar istanbul tattoo dövme yapımı dünyanın en iyi dövmecileri ressamlardır 05376318871 - 02125712403 ressam dövmeciler bakırköy istanbul videoları izlemeden
Hızlı Ressam Anderson 03:07
Hızlı Ressam Anderson 2.728 izlenme - 3 yıl önce Yaptığı resimle izleyicileri kendine hayran bıraktı!
bana resmini yolluyan bir arkadaşın karikatürü 03:36
bana resmini yolluyan bir arkadaşın karikatürü 15.861 izlenme - 9 yıl önce bana maille resmini yolluyan sevgili serkan arkadaşın karikatürü.umarım herkes beğenir.bıyıkları ben kafamdan ekledim umarım kızmazsın serkan))ama sana yakıştı doğrusu:))
Diş İzi - Mona Lisa Gerçeği 06:34
Diş İzi - Mona Lisa Gerçeği 2.489 izlenme - 2 yıl önce "Boynunda diş izi var, söyle kimle seviştin" şarkısıyla izleyenleri kendinden alan nadide bir eser. Sitedeki dİğer videosu: http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/64092/ormanda-bikiniyle-gezen-kadinin-drami
Adnan Oktar ve Sanatçı Jolina Bonita 02:01
Adnan Oktar ve Sanatçı Jolina Bonita 3.252 izlenme - 2 yıl önce Sayın Adnan Hoca'mızın konugu olan hanım efendi işte karşınızda arkadaşlar işte güzel bi konuk iyi hoş Adnan Hoca da ona yorum yapmış, izleyin, işte buyrun.
Bene Gardeşini Gösterdiler Ablasını Gaktıla 04:28
Bene Gardeşini Gösterdiler Ablasını Gaktıla 1.401 izlenme - 2 yıl önce Egemin gözünü seveyim televizyonlarda gördüğünüz çakma ege dizilerine şivelerine aldanmayın izlerseniz yürü gari ibram ve hadi gari cumhur'u izleyin bu adamlar gerçek ege şivesiyle konuşuyorlar ve filmler de gayet eğlenceli tavsiye ederim.Bu videoda da ana karakterlerden ibramın komik şivesiyle karşı karşıyayız altyazı ekleme konusunda kararsız kaldım anlayamadığınız yerler olursa yardımcı oluruz gari voyn :)
Gözünden Boya Püskürterek Resim Yapan Ressam 02:00
Gözünden Boya Püskürterek Resim Yapan Ressam 1.840 izlenme - 2 yıl önce Arjantinli ressam Leandro Granato gözyaşlarını sanat eserlerine dönüştürüyor. Sanat için ağlamak terimini dünyaya kazandıran ressam, farklı boyama tekniğinde gördüğü bir terapiden esinlenmiş: "Büyük babamı kaybettiğimizde cenazesini düzenledik ancak ben acımı ifade edemiyordum. Ağlayamadım. 2 yıllık bir vücut boyama işinden sonra tekrar tuvale resim yapmaya başladığımdaysa neden göz yaşlarımla çalışmayayım diye düşündüm. Bu konuda araştırmalar yaparak tekniğimi geliştirdim.'
sapık ressam 00:32
sapık ressam 4.009 izlenme - 9 yıl önce Hep Kötü Düşünüonuz...!!!
Traktörle Dev Portre Çizen Ressam 00:56
Traktörle Dev Portre Çizen Ressam 3.283 izlenme - 3 yıl önce İtalyan sanatçı Dario Gambarin, sıra dışı bir portreye imza attı. Traktörü fırça olarak kullanan ressamdan dev 'Ich bin ein Berliner' başlıklı Fitzgerald Kennedy portresi çizdi