Hoşgeldiniz!

Seyahat Videoları İzle

Brezilya'da Tanıştığım Kızla Orman Macerası - Rio 18:37
Brezilya'da Tanıştığım Kızla Orman Macerası - Rio 19.745 izlenme - 2 hafta önce Merhaba değerli dostlar, youtubede gezerken bu arkadaşın videosuyla karşılaştım ve izlemekten çok keyif aldım. Daha sonra kendisi hakkındaki bilgileri okudum, hayattan zevk almaya kendini adamış bu güzel arkadaşımızı sizlerinde beğeneceğini umuyorum.Videonun sonunda bizlere ufakta bir mesajı var arkadaşımızın. Lütfen yorumlarınızı yaparken videodaki bayan arkadaş hakkında edepsiz şeyler yazmayın. Emre Durmuş Kimdir? Ben Emre, Hatay'ın iskenderun ilçesinde doğdum. Payas ilçesinde yaşadım. İskenderun Demir Çelik Lisesinden mezun olduktan sonra 1 yıl Ankara'da yaşadım. Daha sonra üniversite sınavlarına girerek İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliğini kazandım. İstanbul'da yaşamam ile beraber tiyatro, diksiyon, girişimcilik gibi hobi niteliğinde bir çok eğitim aldım. Dağcılık ve fotoğrafçılık en çok sevdiğim alanlar oldu. Üniversitemde kendi kurduğum ve yönettiğim Doğa sporları kulübü ile Türkiye'nin pek çok yerinde kamp yaptık. Bu süreçte Türkiye'nin hemen hemen bütün illerini otostop ile gezdim. 2 Adet fotoğrafçılık yarışması kazandım. Daha sonra ise yaşamak istediğim hayatı sadece Türkiye ile sınırlandırmak istemedim ve sahip olduğum her şeyi geride bırakarak Dünya Turu'na çıktım. Şimdiye kadar 30 ülke gezdim ve dünya turuna devam ediyorum. Hikayesi 22. yaşında hayatı deli dolu yaşamaktan keyif alan, maceraperest ruhlu biriyim. Hatay'ın Payas ilçesinde doğdum ve burda büyüdüm. Lise yıllarında başlayan içimdeki yolda olma dürtüsüyle yakın arkadaşım Sari ile beraber Türkiye'nin bir çok şehrini otostopla gezdim. O günlerden beri yollardayım. Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul'da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp/dağıtıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise üniversitemi ve işimi bıraktım. Şimdi ise sırtçancam ve yol arkadaşım Bestami ile beraber dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım. Bu yolculukta çok şey öğreniyorum, keşfediyorum ve içsel yolculuğumun yansımalarını paylaşmaktan keyif alıyorum Dünya turumu desteklemek isterseniz http://yolgunlukleri.net/yolda-olmam-icin-destek-ol/ Merak ettiğiniz her şey için http://yolgunlukleri.net instagram hesabı https://www.instagram.com/yolgunlukleri/ Facebook hesabı https://www.facebook.com/yolgunlukleri/
Periscope'ta Kızları  Valize Sokmak 07:14
Periscope'ta Kızları Valize Sokmak 78.063 izlenme - 1 yıl önce Seyahat izni mi yok anlamadım ama bir valize sığdığına göre öyle de yolculuk edebilir. Sonuçta o ortamda bulunma amacı bundan farklı bir şey değil. Neyse siz evlenmeyin de naparsanız yapın. kadirbaykal sundu.
En Kısa Zamanda Atlayıp Gitmek İsteyeceğiniz 6 Yer 01:17
En Kısa Zamanda Atlayıp Gitmek İsteyeceğiniz 6 Yer 146.185 izlenme - 2 yıl önce En Kısa Zamanda Atlayıp Gitmek İsteyeceğiniz 6 Yer: 1. İzmir – Efes Antik Kenti 2. Barselona – Apolo 3. Paris – Şanzelize 4. Beirut – Art Center 5. Antalya – Aspendos 6. Antep – Zeugma #atlayıpgitsem Kampanya Detayları: http://www.flypgs.com/kampanyalar/2026/atlayip-gitsem.aspx?utm_source=izlesene&utm_medium=odv_tracker_kapadokya&utm_campaign=atlayip_gitsem
Oturma Odasını Terk Etmeden Seyahat Etmek 00:41
Oturma Odasını Terk Etmeden Seyahat Etmek 3.178 izlenme - 3 hafta önce VR gözlük (Sanal Gerçeklik Gözlüğü) ile bir adam 9,3 bin km seyahati oturma odasında bisiklet pedalı çevirerek Google haritalar yardımı ile tamamlamış.
Ceyda Ersoy Yolculuk Esnasında 00:05
Ceyda Ersoy Yolculuk Esnasında 53.990 izlenme - 2 yıl önce Ceyda Ersoy, Bursa'daki Defilesi İçin Seyahat Ederken.. "Kanalımıza ait diğer videolara ulaşmak ve güncel içerikleri takip etmek için www.izlesene.com/esraceydaersoy kanalımıza göz atabilir ve abone olabilirsiniz. Keyifli seyirler..."
Disneyland'da Bir Türk ! Hayrettin :) 02:34
Disneyland'da Bir Türk ! Hayrettin :) 53.401 izlenme - 3 yıl önce Hayrettin 'in Los Angeles'da bulunan Disneyland gezisi sırasında yaşadıklarını bu videoda izleyebilirsiniz.
Amerika'da Outlet Fiyatları - Vacaville Premium Outlet 44:01
Amerika'da Outlet Fiyatları - Vacaville Premium Outlet 17.338 izlenme - 7 ay önce Herkese merhaba arkadaşlar, Amerika'ya gelip de Outlet'e gitmeyen yoktur. Ben de bu videoda size Vacaville Premium Outlet'i şöyle enine boyuna bir gezdireyim dedim. Fakat video çok uzun olduğu için ikiye bölmeye karar verdim. Bu da ilk bölümü. Genel olarak Outlet videolarımda izleyeceğiniz markalar; Adidas, Nike, Tommy Hilfiger, DKNY, Timberland, Columbia, The North Face, New Balance, Lacoste. Daha sonra sizlere yine mağaza ve outlet gezdireceğim hiç merak etmeyin. Keyifli seyirler. https://youtu.be/uOidIF6pcLo
Çırılplak Gezebileceğiniz Yerler 03:09
Çırılplak Gezebileceğiniz Yerler 463 izlenme - 1 hafta önce Çıplaklık bazı ülkelerde büyük sorunlar çıkarsa da, bazı yerler var ki üstünüzdekileri tamamen çıkarıp yasal bir şekilde orada gezebiliyorsunuz. İşte çıplak şekilde dolaşabileceğiniz yerler.
Kamil Koç - İlk Yol Arkadaşım 01:10
Kamil Koç - İlk Yol Arkadaşım 102.384 izlenme - 4 yıl önce Her yolculuğunuzda annenizin de sizinle birlikte yola çıktığını hiç unutmuyoruz. Tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun.
kurtlar vadİsİ-en güzel sahneler 06:39
kurtlar vadİsİ-en güzel sahneler 198.475 izlenme - 9 yıl önce zebramo@hotmail.com
Çok Gezenlere Seyahat Notları 01:24
Çok Gezenlere Seyahat Notları 51.286 izlenme - 3 yıl önce Türk Hava Yolları'ndan çok gezenlere seyahat notları
Çok Az Parayla Avrupa Turu 04:41
Çok Az Parayla Avrupa Turu 4.537 izlenme - 3 ay önce Bu iki arkadaş çok ksısıtlı para ile avrupa turu yapıyorlar. temiz ve doğal insanlar. ben ızlerken keyıf aldım paylasmak ıstedım. youtube kanalları :https://www.youtube.com/channel/UC5iBRPGEOa4B7mE5WFq5wng
Mykonos (Mikonos) Adası Gezilecek Yerler 01:02
Mykonos (Mikonos) Adası Gezilecek Yerler 21.176 izlenme - 2 yıl önce Mykonos’a Nasıl Gidilir, Ne Yenir İçilir? Dillere destan gece hayatı ve muhteşem plajlarıyla Mikanos, bir eğlence adası olarak hafızalara kazınıyor. Beyaz badanalı evleri, çiçeklerle süslü daracık sokakları ve turkuaz deniziyle bu ada sizlere muhteşem tatil fotoğrafları sunmayı vaat ediyor Yunanistan Kykland Adalarına bağlı Mikanos, gerek coğrafi olarak yakınlığı gerek bize yakın lezzetleri gerekse sokaklarında ritmik olarak benzeyen ezgileriyle ziyaretçilerine Türk sıcaklığını hissettiriyor. 1453’ten 1832’ye kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan bu güzel adada hiç yabancılık çekmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Her Köşesi Ayrı Güzel Adım atar atmaz mükemmel bir Akdeniz havasının sarıp sarmaladığı Mykonos, Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla bir masal dünyasına sürüklüyor. Beyaz badanalı duvarları, çivit mavisi pencere ve kapıları, begonvil ve sardunyaların süslediği balkonlarıyla Mikanos evleri ise bu masalı tamamlayan unsurlar adeta. Bu güzel adanın sadece sokaklarında bile dolaşmanız size ayrı bir keyif verecektir ama buraya kadar geldik, görülecek yerleri nereler derseniz size ilk önerimiz küçük Venedik olacak. Şehir merkezinde, açık hava kafe ve restoranların sıralandığı bir kıyıda yer alan bölge, Venedik’i andıran görünümüyle bu isimle anılıyor. Ada merkezindeki kalabalıklardan uzaklaşmak, daha sakin bir ortamda bulunmak isterseniz adanın doğusundaki Aro Mera Köyü’nde rıhtım boyunca uzanan yel değirmenleri büyüleyici. Gezinize bir de kültürel etkinlik eklemek isterseniz size 1700’lerden kalma bir binada konumlanan Folklor Müzesi’ni görmenizi tavsiye ederiz. 500’den fazla kiliseyi barındıran Mikanos’ta görsel bakımdan en dikkat çekici olan kilise ise ada tepesine konumlanan Parapotiani. Bu adada eğlence var… Yemekler leziz, insanları çok sıcakkanlı! Plajlar: Mykonos gibi küçük bir adada sayıları onbeşi bulan plajlar buranın bir tatil adası olduğunun göstergesidir. Mykonos limanına en yakın olanları Malalianos ve kalabalık Tourlos plajlarıdır. Eğer zamanınız varsa limandan Platys Gialos plajına giden otobüslere binmeniz, ve buradan kalkan kayıklarla Mykonos Adası’nın en iyi plajları olan Paradise(cennet), Super Paradise, Agrari ve ya Elia’ya gitmeniz önerilir. Bunlardan Super Paradise bir çıplaklar kampıdır. Elia ise en sonda olduğundan, Ada’nın göreceli en sakin plajıdır. Folklor Müzesi: Müzenin binası 1700 yıllarından kalma bir malikanedir. İçeride onarılmış bir 19. yüzyıl mutfağı ve yatak odasınınyanısıra yine bu yüzyıllara ait bir çok antika eşyayı da seyretmek mümkündür. Bir köşede duran ve Mykonoslu’lara o hüzünlü geçmişi hatırlatan içi doldurulmuş Pelikan Petros’un ise ilginç bir hikayesi var; 1950 kışındaki büyük fırtınada Ada’ya zorunlu iniş(düşüş) yapar Pelikan Petros. Ada’lılar kuşu bağırlarına basar çünkü Pelikan’ın gelişiyle beraber Ada’nın kaderi sakin bir balıkçı köyü olmaktan, dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri olmaya doğru bir değişim yaşamaya başlar. Ancak 1985’te Pelikan Petros bir arabanın altında kalarak can verir. Bu gün Ada’nın sokaklarında serbestçe dolaşan, Petros’un yerine getirilen 2.Petros’tur. Arkeoloji Müzesi: Delos tarihi bölgesinden getirilmiş antik Yunan zamanından kalma çanak-çömlek, mezar taşları, taklar, bir Herkül heykeli ve Çanakkale’de geçen tarihi Truva Savaşı’ndan bir sahneyle süslenmiş bir içki kabı bu müzede sergileniyor. Deniz Müzesi: Antik zamanlardaki denizcilikle ilgili araç gereçlerin ve amfora, eski paral vb. Gibi sualtı buluntularının sergilendiği bir müzedir. Kültür Müzesi: Bir açıkhava müzesi olan kültür müzesinde geleneksel tarım aletleri görülebilir. Antik Yunan kalıntıları olan bu aletlere örnek olarak, harman dövme aleti, kuyu, fırın ve şarap yapım aletini verebiliriz. Müzenin önemli parçasıysa hala çalışır durumdaki antik yeldeğirmenidir. Parapotiani Kilisesi: Ada’ya tepeden bakan bu kilise, sayıları 500’ü geçen kiliseler içinde görsel bakımdan en dikkat çekici olandır. Bunun sebebi de beş ayrı küçük kilisenin tek bina olarak birleştirilmesiyle ortaya çıkan ilginç asimetrik görüntüdür. Fotoğraf tutkunlarının görmesi gereken kilise Meryem Ana’ya adanmıştır. Delos Adası: Mykonosa yalnızca 6,5 km uzaklıktaki Delos Adası’nın, 5 kilometrekarelik küçük yüzölçümüne ters orantılı olarak tüm Kiklad Adalar Grubu içinde arkeoloji bakımından en önemlisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Öyle ki ‘daire’ anlamına gelen Yunanca ‘kyklos’tan türeyen kiklad, diğer Adalar’ın Delos etrafında olan dairesel duruşları dolayısıyla bu şekilde adlandırılmıştır. Delos Adası, Antik Yunan Dini olan ‘mitoloji’ye göre, Tanrı Apollon ile Tanrıça Artemis’in doğum yeridir. Antik zamanlarda burada bir yerleşim de vardı. Antik tiyatro, zengin mozaiklerle süslü evler, Apollon Tapınağı ve Aslanlı Yol, Delos Harabeleri’nde görülebileceklerden yalnızca bir kaç örnektir. Bu gün modern hiç bir yerleşimin olmadığı Delos’a rehberli bir tur eşliğinde gitmenizi ve ya gişeden alabileceğiniz bir kitapçıkla gezmenizi öneririz. Alışveriş: Dünyanın en ünlü markaları için büyük Avrupa şehirlerine gitmenize gerek bırakmayacak çeşitlilikteki mağazalar Hora’da yoğundur. Ayrıca keten ve dantel perdeler Mykonos’ta en çok satılan eşyalardandır. Kuyumcularda eski Bizans takılarının kopyaları, galerilerde ise müzelerdeki antik objelerin kopyaları dikkat çekecek güzelliktedir. Halı kollektörleri içn Antik Yunan Desen’i motifli halılar ilginç olabilir. Nerede yenir? Leto Restaurant: Chora bölgesindeki Leto Restaurant iskorpit balığı, dana bonfile, dorado fileto ve parfait praline gibi yerel lezzetleriyle tanınıyor. Öğlen yemeği için giderseniz, Leto’nun muhteşem havuzundan gün boyu faydalanabilirsiniz. Havuz, akşamları ise harika ışıklandırmasıyla romantik bir atmosfer yaratıyor. En Plo: Eğer daha samimi ve daha canlı bir yer arıyorsanız, Mykonos limanının hemen sağındaki En Plo tam size göre. Bu kafe barın ismi, Yunanca “güvertede” anlamına geliyor. Deniz kenarındaki En Plo, mükemmel konumu sayesinde nefes kesen bir manzara ve cıvıl cıvıl bir ortam sunuyor. 24 saat açık olan mekân, sabahları continental kahvaltı, bir dizi kahve seçeneği ve taze sıkılmış portakal suyu sunuyor. Burada makul fiyatlara ızgara et, taze balık ve geleneksel Yunan lezzetlerini tatmak mümkün. Ve En Plo’da geceler, hafif bir müzik eşliğinde envai çeşit kokteylle renkleniyor. Mamacas Mykonos: Bu olağanüstü restorant, tanınmış politikacılar ve işadamları yetiştiren ünlü Andronikos ailesine ait 1845 yılından kalma eski bir evin bahçesinde hizmet veriyor. Bahçedeki beş palmiye ağacının en yaşlısı 155 yıllık. Bu sevimli ve otantik mekan, adanın yerel kültürünü en iyi şekilde tecrübe etmenizi sağlıyor. Restoranın spesyalitesi ise domates sosunda hazırlanan Mykonos köftesi. Nammos: Mykonos’ta kime sorarsanız sorun, adanın en gözde restoranının Nammos olduğunu söyleyecektir. Adanın en trend beach restoranı, ünlü Psarou Plajı’nda konumlanıyor. Restoran yemek alanı, lounge bar ve beach club olarak ayrılıyor. Akşam saatlerinde dolup taşan mekanın akşam yemekleri ev yapımı ekmekler eşliğinde ikram edilen humusla başlıyor. Sonra sıra altın gibi kızarmış kalamar tabağına ve taze sebzelerden yapılan salataya geliyor. Nammos’un ana yemekleri, kapari ve güneşte kurutulmuş domates gibi Yunan dokunuşuyla renklenen zengin makarna ve ravioli çeşitlerinden oluşuyor. Et ve taze balıktan yapılan karışık ızgara da mekânın mangal seçenekleri. El Greco: Balığınızı görerek ve kiloyla sipariş veriyorsunuz. Seçtiğiniz balığı kendi tarzlarıyla muhteşem pişirip servis ediyorlar. Chez Katrine’s: Geleneksel Yunan mutfağının en seçme yemeklerini burada bulmak mümkün. Cavo Paradiso: Mykonos’un en ünlü gece kulübü olan mekânda eğlence, ünlü DJ’lerin yaptığı müzik eşliğinde geç saatlere kadar sürüyor. Space: Ağırlıklı olarak tekno ve house müzik çalan mekân dans etmeyi sevenleri memnun edecek düzeyde. Avli tou Thodori: Deniz ürünleri servis eden Avli tou Thodori’de muhtemelen hayatınızın en leziz kalamarını tadacaksınız. Paradise Club: Mykonos’un en büyük gece kulübü olan Paradise Club, gece başlayıp gündüz saatlerine kadar süren partilere ev sahipliği yapıyor. Bakalo: Gerçek Yunan mutfağının gösterişten uzak, adalı örneği. Mykonos mutfağı Kopanisti Kendine özel acısıyla tanınan Kopanisti, oldukça karakteristik ve bol baharatlı bir peynir. Kopanisti, ekmeğin veya Mykonoslular’ın tercih ettiği gibi ıslatılmış arpa gevreğinin üzerine sürülüp, domates veya salatalıkla birlikte yeniyor. Daha hafif bir lezzet için Kopanisti’yi tereyağı veya beyaz peynirle karıştırmak da mümkün. Ancak bu karışım uzun süre saklanamadığından hemen tüketmek gerekiyor. Nerede kalınır? San Giorgio Mykonos’un en meşhur plajlarından Paradise Beach’i bir yanına, Paranga Beach’i ise diğer yanına alan San Giorgio Otel plaj partilerinin tadını doyasıya çıkarmak isteyenler için en ideal lokasyon. Dekorasyonunda oldukça yalın bir tarz benimsenen San Giorgio denize karşı uyanmanın keyfini dikkat dağıtacak tüm unsurlardan arınmış bir şekilde yaşatıyor. Misafirlerine Avrupa’nın da en iyileri arasında sıralanan Paradise Club’a VIP giriş sağlayan San Giorgio belki de hiç yaşamadığınız bir eğlence deneyimi teklif ediyor. Cavo Tagoo Muhteşem bir Mykonos manzarasına sahip Cavo Tagoo, Mikonos’un merkezine yürüyerek 10 dakikalık mesafede. Akşamüstü yürüyüşleri ve Yunan usulü alışveriş için teşvik edici bir konuma sahip otel aynı zamanda şehir merkezinden otele karşılıklı servis hizmeti de sunuyor. Böylelikle geç saatlere kadar uzayan gecelerin ardından otele dönüş sorun olmaktan çıkıyor. Huzur dolu, minimal ada mimarisinin hatırı sayılır bir örneği olan Cavo Tagoo’da odaların tamamının deniz manzaralı havuzu veya jakuzisi bulunuyor. Balayı veya aşk tazeleme kaçamakları için birebir. Bill&Coo Mykonos’un en romantik oteli olma iddiası Bill&Coo’ya ait. Oteldeki her şey adeta çiftleri birbirine daha da yakınlaştırmak için tasarlanmış. İsmiyle bile çifte kumrulara gönderme yapan otel için Mykonos’un aşk kalesi demek yanlış olmaz. Gündüzleri Ege’den eşsiz manzaralara ev sahipliği yapan otel, geceleri de aydınlatmalarıyla tavrını ortaya koyuyor. Otelin tüm kullanım alanlarında adanın doğasına paralel şekilde tasarlanmış ışık oyunları romantizmi ateşliyor. Kouros Kouros alışılagelmiş minimal ada mimarisine kırmızılarla taze bir nefes ekliyor. Tagoo plajının hemen yanında yer alan otelin odalarında Mykonos’un imza yel değirmenleri manzarasına, özellikle hava karardıktan sonra doyum olmuyor. Her odasında özel bir terası da bulunan Kouros, Mykonos’un merkezine yakınlığıyla da farklı seyahat amaçlarına hizmet ediyor. Kouros’un müdavimi olmuş, her yıl Mykonos’u ve Kouros’u mutlaka ziyaret eden pek çok müşterisi bulunuyor. Siz de bu huzur vahasına tutulmaya hazırsanız yerinizi ayırtın. Theoxenia ‘60’lı yıllarda otel mimarisinde bir klasik haline gelmiş olan Theoxenia’nın dönüşü muhteşem oldu. 52 odalı otel Mykonos’un yalın tarzıyla çılgın gece eğlencelerini harmanlayan bir mimari ortaya çıkardı. Güneş âşıkları bembeyaz kumlarıyla Moroso Plajı’nda gündüzlerin tadını çıkarırken akşamları da otelin turkuvaz, misket limonu, turuncu ve beyazı buluşturan renklerin hâkimiyet kurduğu iç mekânlarda huzur içinde dinlenebilirler. Havaalanı ve limandan sadece beş dakika uzaklıktaki otelin her odasında bahçe veya deniz manzaralı balkon veya veranda bulunuyor. Gece Hayatı: Mykonos gece hayatı söz konusu olduğunda bir numaradır. Çılgın, uçuk-kaçık eğlenceler sınır tanımaz ve sabaha kadar sürer. Ada bu gün dünyaca ünlü bir gay cenneti olduğundan özel gay barları, club ve diskolarının sayısı oldukça fazladır. Ancak bu Mykonos’ta sadece gay nüfus olduğunu göstermez. Ada her yaz sezonunda farklı coğrafyalar ve farklı cinsel tercihlerden yüzbinlerce kişiyle dolup taşmaktadır. Bazı barlar ve adresleri: Katerina’s Bar Adres: Mykonos Town Mykonos’un en gözde barlarındandır. Djlerin çılgınca şarkıları sizleri mest edecek… New Face (Down Under) Bar Adres: Mykonos Town Mykonos town’un en güzel barlarından bir tanesidir. Gece 5 e kadar açıktır… Ramrod Bar Adres: Mykonos Town Mykonos’un en başta gelen barlarından. Çok güzel dansçı kızları ve dj leriyle sizi çok eğlendirecek bir eğlence mekanı… Astra Bar Adres: Enolopon Dynameon strt Sınırsız eğlence ve içki Galleraki Bar Adres: Little Venice Eğlencenin en uç noktası… Pierros Bar Adres: Ag.Kyriaki Square Mykonos’un en tanınmış eğlence merkezi… Mykonos Adası, Türkiye’ye yakınlığı ve çılgın gece hayatı nedeniyle tercih ediliyor. Nasıl gidilir? Mykonos’a Yunan Adaları turları düzenleyen tur şirketleriyle gidebilirsiniz. THY veya Olimpic Havayolları’yla Atina’ya gidip oradan yine Olimpic Havayolları’yla Mykonos’a aktarma yapmanız da mümkün. Mykonos’un en yüksek sezonu diyebileceğimiz Haziran ve Eylül ayları arasında Borajet ve Atlas firmalarının İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından direk uçak seferleri var. Mykonos Havaalanından Şehre Ulaşım Nasıldır ? Mykonos Havalimanı oldukça küçük ve 1960’lardan kalma bir yer. Ancak çok şükür şehirden çok uzak değil. 4 km sadece. Taksi ile ulaşım isterseniz dikkatli olun ve taksiyi önceden rezerve edin. Çünkü adada sınırlı sayıda taksi var ve önceden ayarlama yapmadıysanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Mykonos Merkeze ortalama 10 EUR civarında ücreti var. Havalimanından şehir merkezine sezonda otobüs seferleri var. Tek yön 1,60 EUR ancak dikkat etmek lazım Otobüs adanın güneyindeki Fabrika durağında duruyor. Eğer adanın diğer tarafına gidecekseniz elde çantalarla uzunca bir yürüyüş yapmanız gerekebilir. Ne Zaman Gidilir? Mayıs–Eylül arası en yoğun dönem. Festivallerin çoğu bu dönemde. Daha sakin bir tatil gecirmek isteyenler icin bahar ayları uygun olabilir. Aklınızda bulunsun Mykonos her daim rüzgârıyla ünlü bir ada, güneşte yandığınızı anlamayabilirsiniz; dikkat edin. Yaz boyunca sıcaklık ortalama 24 derece. Mykonos’un para birimi Euro. Adanın yerel saati Türkiye’ninki ile aynı.
Kale Seyahat 05:02
Kale Seyahat 44.874 izlenme - 6 yıl önce bana aittir taklitlerimden sakının
25 Ülke Gezen Ayşe Teyze 06:54
25 Ülke Gezen Ayşe Teyze 4.113 izlenme - 4 ay önce Otostop çektiği araçta, adını “Canım kızım” koyduğu fotoğraf makinesini unutan 60 yaşındaki Ayşe Kurucu, sosyal medyanın seferberliği ile bulundu ve onlarca ülkede çektiği fotoğraflarına kavuştu. Kendisine “Hür kız” diyen Kurucu, gezdiği 25 ülkeyi anlattı. Türkiye 5 ay boyunca 60 yaşındaki Ayşe Teyzeyi aradı. Bunun nedeni, otostop çektiği araçta unuttuğu fotoğraf makinesini ona sağ salim ulaştırmaktı. Ayağı burkulduğu için Ayder Yaylası'nda Tülin Tezel Öztemel ve Emre Öztemel çiftinin aracına otostop çeken Kurucu, fotoğraf makinesini araçta unuttu. Makinenin içindeki fotoğraflara bakan çift, arabalarına aldıkları kadının tek başına dünya turunda çekildiği fotoğrafları görünce fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. Çift, uzun uğraşların sonucunda Ayşe Teyzeyi buldu ve İstanbul'dan İzmir'e gelerek fotoğraf makinesini teslim etti. Babasından kalan şehitlik maaşı ile kıt kanaat geçinen Ayşe Teyzenin maddi durumu, dünyayı gezmesine engel olmadı. Çevresinde yurt dışına gitmek isteyen çok sayıda kişiyi tanıdığı tur şirketlerine yönlendiren, bu sayede indirimli olarak geziye çıkan Kurucu, geri kalan ödemeyi de kredi kartıyla yaparak bugüne kadar tam 25 ülke gezdi. Fotoğraf makinesine “Canım kızım,” kendisine de “Hür kız” ismini takan üç çocuk ve altı torun sahibi Ayşe Teyze, karyolasının altında valizinin hazır olduğunu, İspanya, Japonya ve Çin’e de gitmek istediğini söyledi. "Fenomen olmuşum" Onu sosyal medya fenomeni haline getiren olayı anlatan Kurucu, "Temmuz ayında Ayder Yaylalarına geziye gitmiştim. Bir yere tırmana tırmana çıkınca ayağım burkuldu. Tur otobüsü de merkezdeydi. Biraz oturup dinlendim ancak ayağım acıdığı için bir çiftin aracına otostop çektim. Çok tatlı, genç bir çiftti. Sohbet ettik. İnerken fotoğraf makinemi unutmuşum. Otele gelince fark ettim ve içim acıdı. Makineye acımadım ama 15 yılda gittiğim onlarca ülkenin fotoğrafları vardı. Bir daha oralara gitme imkanım yoktu. O fotoğrafların manevi değeri yüksekti. Şimdiye dek fotoğrafları hiçbir yere de aktarmamıştım. Arabalarına bindiğim çift fotoğrafları internete vermiş ama benim bir hafta önce haberim oldu. Meşhur olmuşum. Fenomen olmuşum. Turdan tanıştığım bir arkadaşım internette görünce benim numaramı Tülin Hanımlara vermiş. Beni o şekilde buldular ve makinemi getirdiler. Onlar benim ikinci çocuklarım oldu. Onları çok sevdim. Makinemi getirdikleri için çok mutlu oldum, çok şaşırdım. O makine benim arkadaşım gibi. Bir sürü hatıramız var" dedi. İlk önce Hac, sonra onlarca ülke Gezmeyi çok sevdiğini ve bugüne dek 25 ülke gezdiğini belirten Kurucu, gezgin olma hikayesini ise şu sözlerle anlattı: "Hacca gitmeyi çok istiyordum ama maddi durumum iyi değildi. Bir tanıdığımın damadının tur şirketi varmış. Beni onunla tanıştırdı ve Hacca gittim. Tur şirketi sahibi Ahmet Bey ile irtibatımı hiç kesmedim ve onun sayesinde bir sürü şirketle tanıştım. Çevremde yurt dışına gitmek isteyenleri o şirketlere yönlendiriyorum ve bana indirim yapıyorlar. Geri kalanı da kredi kartına taksitle gidiyorum. Çevrem de beni destekliyor. Gezerken bir sürü arkadaş edindim, yeni yerler gördüm, kültürleri tanıdım." "Dil problemi yaşamıyorum" Suriye'den Singapur'a, İtalya'dan Rusya'ya, Tibet'ten Hindistan'a kadar pek çok ülkeye giden Ayşe Kurucu, tur şirketleri ile gezdiği için dil problemi yaşamadığını, gezi sırasında tanıştığı kişilerle birlikte gezdiğini söyledi. Gittiği ülkelerden en çok Singapur ve Dubai'yi beğendiğini kaydeden Ayşe Kurucu, "Bir kere Singapur’da kayboldum ama giderken yürüdüğüm yoldaki tabelalara, binalara bakarım. Otelin adresini taksiciye verdim ve otele geri dönebildim" diyerek gezileri sırasında pek çok macera yaşadığını belirtti. "Valizim hazır" Gençlere ve yaşıtlarına seslenen Ayşe Teyze, "Gençler evde oturmasın. Hayat bir kere verilmiş bir sermaye. Hayat dondurulmaya gelmez. Hayat akıp gidiyor. Elim ayağım tuttuğu sürede niçin yaşamayayım? Çocuklarım küçükken fırsatım olmuyordu ama şimdi hür kızım. Sırtıma çantamı atıp geziyorum. Valizim karyolanın altında hazır bekliyor" ifadelerini kullandı.
Kadir Mısıroğlu - Mustafa Kemal'in Adana Seyahati 02:03
Kadir Mısıroğlu - Mustafa Kemal'in Adana Seyahati 4.746 izlenme - 5 ay önce Üstad Kadir Mısıroğlu Hazeretlerinin gerçek kaynaklara dayanarak anlattığı Atatürk'ün Adana ziyaretin de neler olmuş dinleyelim.
Ukrayna'da Gece Hayatı 05:20
Ukrayna'da Gece Hayatı 15.875 izlenme - 2 yıl önce Ukrayna gece hayatından görüntüler. Ukrayna gece hayatında ki zorluklar. Gece kulübüne giremeyen Rus kızlarını neden içeri almadıklarını ve neden bu kadar güzel Ukraynalı kızların dışarıda kaldığını bu videoyu izleyince anlayacaksınız.
Türk Kızının Amsterdam Tatili 08:05
Türk Kızının Amsterdam Tatili 14.724 izlenme - 1 yıl önce Amsterdam'da neler yapılır, izleyerek öğreniyoruz. Videolarımda kullandığım hiçbir ürün aksi belirtilmedikçe sponsorlu değildir. Bu video Samsung NX3000 ve DJI Osmo ile çekilip, iMovie ile editlenmiştir. İdil Ertürkler
Amerika'da Fast Food Ve Burger Fiyatları: Five Guys'ı Test Ediyoruz 13:17
Amerika'da Fast Food Ve Burger Fiyatları: Five Guys'ı Test Ediyoruz 8.193 izlenme - 7 ay önce Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle güzel bir deneme yapacağız ve burger testi gerçekleştireceğiz. Bu videoları da beğenirseniz eğer her türlü yemeği test etmek için yollara düşeceğiz yine. İlk Five Guys'dan başlayacağız. Burger testi yapalım bakalım. Bu videoda bir de konuğum var, kendisi pop şarkıcısı ismi Kwami Solo. Valla ben şarkılarını çok beğendim umarım siz de beğenirsiniz. Keyifli seyirler :) https://youtu.be/Yy80GG7S-l4
Pet Şişeyle Seyahat Kabı Yapımı 05:15
Pet Şişeyle Seyahat Kabı Yapımı 23.234 izlenme - 4 yıl önce Pet Şişeyle Seyahat Kabı Yapımı
Meksika Tanıtım Filmi 04:42
Meksika Tanıtım Filmi 11.069 izlenme - 2 yıl önce GENEL BAKIŞ: Meksika, tüm Latin Amerika için önemli bir bağlantı noktasıdır. Dünyadaki en kalabalık İspanyolca konuşan nüfusa sahip olan Meksika'nın, geçmişten gelen kültürü de son derece iyi korunmaktadır. Bu gözalıcı ülke, coğrafya, tarih ve kültürün egzotik bir karışımıdır. YÖNETİM BİÇİMİ: Başkanlık Tipi Federal Cumhuriyet NÜFUS: 111,211,789 (Temmuz 2010 - Dünyada 11’inci) YÜZÖLÇÜMÜ: 1,964,375 km2 (Dünyada 15’inci) OKUR YAZAR ORANI: ’,2 erkeklerde % 94 kadınlarda % 90,5 ETNİK DAĞILIMI: Melezler `, Kızılderililer 0, Beyazlar %9, Diğer %1 GSYİH: 1.465 trilyon USD (2009 – Dünya 12.) KİŞİ BAŞI YILLIK GELİR: 13.200 USD (2009) YAŞAM BEKLENTİSİ: 76 yıl. Erkek:73, Kadın: 79 COĞRAFİ KONUM: Orta Amerika'da, Karayip Denizi ve Meksika körfezi kıyısında, Belize ve ABD arasında, Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Guatemala ve ABD arasında yer alır. İKLİM: Tropikalden çöl iklimine kadar değişiklik gösterir. Ülkede genel olarak iki mevsim yaşanır: Kasım ve Nisan ayları arasındaki kurak mevsim ile Mayıs ve Ekim ayları arasındaki yağışlı mevsim Yağışlı mevsim ükenin kuzeyinde daha kurak geçerken, güney bölgeleri tropik yağışlarla geçer. Yağışlar genellikle öğleden sonra 4-5 gibi başlar ve kuvvetli bir yağış sonrası aniden sona erer. Sıcaklık, Yucatán Yarımadası ve kıyı bölgelerde Haziran – Ağustos aylarında 20 li derecelerden 32 dereceye kadar çıkar. Amerika sınırına yakın bölgelerde yazın sıcaklık çok daha fazla artmaktadır. Hava durumunu belirleyen diğer faktör irtifadır. Mexico City ve San Cristobal de Las Casas gibi şehirlerde özellikle geceleri sıcaklık oldukça düşmektedir. EN YÜKSEK NOKTASI: Pico de Orizaba Volkanı 5,700 m DOĞAL KAYNAKLAR: Petrol, gümüş, altın, kurşun, çinko, doğal gaz, kereste TARIM: Mısır, buğday, soya fasulyesi, pirinç, baklagiller, pamuk, kahve, meyve, domates, sığır eti, kümes hayvanları, süt ürünleri, ağaç ürünleri. ENDÜSTRİ: Yiyecek, içecek, tütün, kimyasal ürünler, demir ve çelik, petrol, madencilik, tekstil, giysi, motorlu araçlar, tüketim malları, turizm Mexico City Mexico City Mexico City gibi büyük şehirler, çeşitli şehir ve kasabaların zaman içinde birbirleriyle birleşmeleri sonucu oluşurlar. Meksika’nın başkentinin kökenleri de tarihsel merkez denilen ve Azteklerin bir zamanlar gökyüzünün bir haritası gibi kurdukları ve dört ana yöne göre hizalanmış bir şehrin üzerindedir. Ispanyollar sonradan burayı bir satranç tahtası gibi düzenlemişler ve manastırlarla dolu, aristokratik bir şehir haline dönüştürmüşler ve sonunda şehir modern hayatın daha küçük boyutta bir kopyası olmuştur. Bu canlı, gürültülü ve zıtlıklarla dolu şehirdeki araba sayısı kesinlikle artık doyma noktasına ulaşmak üzere olsa da ziyaretçiler belirli yollarda dolaşan arabalar veya bisiklet taksilerle şehri gezebilmektedirler. Yine de en iyisi şehri yaya dolaşmaktır. Meksixo Katedrali başlamak için iyi bir noktadır. Şehrin geometrik düzenliliği ziyaretçilerinZocalo’da birleşen çeşitli semtleri gezebilmelerini kolaylaştırır. Bu semtler kabaca dört bölgede gruplanabilir: San Sebastina, Santa Maria, San Juan ve San Pablo’dur. Ayrıca dört ana yönü belirten isimlerini Latin Amerika cumhuriyetlerinden, ulusal kahramanlardan ve olaylardan alan bazı caddelere ulaşmak mümkündür. ANTROPOLOJİ MÜZESİ 9 bin 300 metrekarelik mekân, İspanyolların gelişinden önceki döneme ait objelerin sergilendiği, Meksika'nın en iyi müzesi olarak nitelendirilir -aslında, dünya üzerindekilerin en iyilerinden biridir. Bu müzede, 18. Yüzyıldan, yani iki farklı dünyanın ilk kez karşılaşmasıyla yerli mirasına duyulan ilginin yok olmasından beri Meksika’dan toplanan önemli arkeolojik ve etnografik koleksiyonları görebiliriz. 1964’de tamamlanan bu yapı o zamandan bu yana değiştirilmeden korunmuştur. Müzenin mimari yapısına uygun olarak sergi salonları büyük bir merkez avlu çevresinde bulunurlar ve dışta bakımlı bahçelerle çevrilidirler. 26 sergi salonu her ziyaretçinin isteğine göre bağımsızca gezilebilecek şekilde konumlandırılmışlardır. Tabi sergi salonlarının sayısı nedeniyle tüm müzeyi gezmek birkaç gün sürebilir. Bu salonların hangisinde en çok eser sergilendiğini söylemek gerçekten zordur, herbirinde seramik, tesktil, tarım aletleri, dini ikonalar, geleneksel kostümler ve paha biçilmez fotoğrafların olağanüstü örnekleri bulunur. Diğer etkileyici objeler arasında, Aztek uygarlığının sembolü haline gelen "takvim taşı" bulunuyor. Bu, bölge dışındaki bir taş ocağından Aztek başkenti Tenochtitlan'a getirilen' büyük bir dikkatle oyulan 24.4 ton ağırlığında bir bazalt kaya parçası. Merkezdeki güneş tanrısı Tonatiuth'un başı, ayın günlerini ve pusulanın kardinal noktalarını temsil eden ortak merkezli dairelerle çevrili. Müzede ayrıca, eski Meksika'nın aralarında Tüylü Yılan'ın (Quetzalcoatl) da bulunduğu, Meksika'nın diğer tanrılarının heykelleri, Teotihuacan ve Chichen Itza'daki kutsal kuyudan çıkarılan (sayısız obje, taştan devasa Olmec başları, tüylü saç modelleri ve çanak çömlek, silah ve mücevherlerle dolu Bonampak'ın boyalı tapınaklarının kopyaları yer alıyor. TEOTIHUACAN Dünyada çok az şehrin, ölümlülerin yaşadıkları âlemlerden daha yüce boyutta yaşamaya alışmış tanrılarca yaşamaya değer bulunduğu söylenir. Teotihuacan işte böyle bir şehirdir, günümüzde halen geniş caddelerinde hissedilebilen binlerce yıllık bir uygarlık, bu yer efsanevi bir konuma oturtulmadan önce burada yaşamıştır. Şehrin tören merkezi, iki eksenin sembolik bir temsili gibidir; kuzey-güney eksenine Ölüm Caddesi denir, buradan tıpkı bir kelebeğin kanatları gibi binalar, saraylar ve sunaklar her iki yana doğru uzanır. Bir uçta Ay Tağınağı bulunurken diğer uçta inanılmaz büyük taş bir kütle gibi yükselen Güneş Piramiti görülür. Bu iki büyük bina, doğanın binaları yapan insan arasındaki ikiliği temsil eder. Şehrin terk edilmesinden yüzlerce yıl sonra, insanlar bu şehri “Tanrılar Şehri” diye adlandırmışlardır; mevsimlerin ve doğal olayların döngülerinin, astronomik olaylar ile ve takvim arasındaki ilişkinin bu şehrin yapımında yansıtıldığı göz önüne alınırsa bunun hiç de nedensiz yere verilmiş bir isim olmadığı görülür. Teotihuacan, bir Aztek ismi olsa da burası çok daha eski uygarlıklara ev sahipliği yapmış. MÖ 1. yüzyılda burada yerleşik bir toplum vardı. M.S. 500'de burası Orta Amerika'nın en büyük şehri haline geldi. 21 kilometrekareyi kaplayan, nüfusu 50 bin-100 bin arasında değişen şehir, imparatorluk Roma'sından büyük, gelişen bir toplumdu. Şehrin kalbinde, Citadel ve Great Compound adında halka açık 2 toplantı alanı var. Citadel, merdivenlerle çıkılan 365 metre yükseldiğinde bir platform üzerinde yer alıyor. Bu platformda, Quetzakoatl (Ana tanrılardan biri olan Tüylü Yılan) Tapınağı adında, her katı heykellerle süslü bir piramit yer alıyor. Etrafa tehditkâr bakışlar atan taş yılanlar, bugün bile insanı huzursuz ediyor. Dini sebeplerden çok, idari işlere hizmet ettiği sanılan Great Compound'da zamanında üzerinde binalar olan iki platform var. Kaliteli duvar resimleri, bu insanların yeteneklerine, kuvvetten düştükleri yıllarda insan kurban etmenin yaygın olduğuna işaret ediyor. Teotihuacan'ın sonunun nasıl geldiğini kimse bilmese de, sonun vahşetine ve 8. yüzyılın şehrin batışına şahit olduğuna dair şüphe yok. San Cristóbal San Cristóbal Bu şehir 31 Mart 1528’de Diego de Mazariegos tarafından kurulmuştur ve Chiapa de los Españoles diye bilinir. Chiapas eyaletinin eski başkentidir. San Cristóbal, Meksika’daki en güzel koloni şehirlerinden biri kabul edilir. Jovel Vadisi’nde kurulan bu şehir, arnavut kaldırımlı sokakları, kiliseleri, küçük meydanları, kırmızı kiremit damlı evleri ve çiçek dolu bahçeleri ile ünlüdür. Katedral, Santa Domingo kilisesi ve manastırı, La Caridad, San Nicholas ve San Francisco Kiliseleri, La Casa de la Sirena, El Palacio Municipal görülmesi gereken yerlerdir. San Cristobal, tek katlı evleri, parke taşlı sokakları, kiliseleri, kemeraltılarıyla kolonyal mimarinin en güzel örneklerindendir. Bu şirin şehir, ismini yerli haklarını ilk savunan “Indios” ların babası piskopos Bartolome de la Casas’a borçlu. SAN JUAN CHAMULA San Juan Chamula, Chipas eyaletinde 50000 nüfuslu bir kasabadır. San Cristobal’dan 10 km. mesafede yer alan Chamula 2200 m. yükseklikte kurulmuştur. Burada Maya dillerinden Tzotzil dilini kullanan Tzotzil Mayaları yaşamaktadır. Kasaba, Meksika’da özerk bir yapıya sahiptir ve kendi askeri ve polis teşkilatı vardır Chamula’nın sembolü olan San Juan Kilisesi, daha çok Güney Meksika’da kullanılan copal reçinesinden (bir tür kehribar) yapılan tütsülerden yayılan kokular ve renkli mumlarla doludur. Kilisenin duvarları boyunca – birçok Katolik kilisesinde olduğu gibi- azizlerin ahşap heykelleri bulunur ve bunlar şeytanı savuşturmak için aynalarla bezelidir. Kilisede oturmak için sıralar yoktur ve zemin yeşil çam dalları ve Cola-Pepsi kutularıyla kaplıdır. Curanderoslar (şifa dağıtıcılar) fiziksel ve piskolojik rahatsızlıklara karşı hastaya belli bir renkte mum, bir çiçeğin yaprakları, tüy ve bazı durumlarda bir tavuk şeklinde bir reçete verirler. Verilen ilaçlar iyileşme töreninde kullanılmak üzere kiliseye getirilir ve hastalar erimiş mumların üzerinde diz çökerek mumlarını yakarlar, Posh (şekerkamışı bazlı bir likör) veya Cola içerek, Tzotzilcenin eski bir vurgusuyla dua ederler. Kasabada fotoğraf çekmek hoş karşılanmaz. Çoğu yerli ruhlarının fotoğrafla çalınacağı inancıyla fotoğraf makinesini görünce sırtını döner. Kilisede fotoğraf çekmek kesinlikle yasaktır. Fotoğraf çekenlerin kasaba dışına çıkarılacağını hatırlatırız. ZİNATACAN Zinatacan, dağlık bölgede kurulmuş, San Cristobal’den 7 km. uzaklıkta küçük bir köydür. Zinatacan “Yarasalar Vadisi” anlamına gelir. Köyün tarihi, tuz madenlerinin keşfedildiği Aztek dönemine kadar uzanır. Günümüzdeise en büyük gelir kaynağı çiçekçiliktir. Bölgedeki diğer köyler gibi Zinatacan halkı da özgün kıyafetleriyle tanınırlar.Kıyafetlerin tamamı el yapımıdır ve pembe, mor renkler hakimdir. Burada koyunlar kutsal kabul edilirler. İyi davranılır, korunurlar ve öldüklerinde aile üyelerine yapıldığı gibi yas tutulur. EL SUMIDERO KANYONU Yerliler, bu büyük boğazı El Sumidero (kanal, oluk) diye adlandırırlar çünkü Grijalv Nehri’nin bu kanyon içinde büyük bir mağaraya döküldüğünü düşünürler. Bölgedeli Chiapa yerlileri İspanyol işgalci Diego de Mazariegos’a boyun eğmek yerine zirverlerden kendilerini boşluğa atmayı tercih ettikleri için burası ünlüdür. Sumidero Kanyonu, şelaleri, hızlı akarsuları ve girdaplarıyla geçilmesi çok tehlikeli bir yerdir. Şimdi ise –barajdan dolayı- suyun yaklaşık 330 m. yükselmesi nedeniyle Chiapa de Corzo’dan kalkan tekneler sakince yol alabilmektedirler. Kıyılarında küçük timsahlar görülebilen 25 kilometre uzunluğundaki ve yer yer 1000 metreyi bulan falezleri ile Sumidero, Meksika’nın en etkileyici kanyonudur AGUA AZUL ŞELALERİ Maya efsanesine göre, Tanrı Kaprakán dağa bazıbasamaklar yapmış böylece daha kolay tırmanılabilir olmuştur. Chac (yağmur tanrı) bu kibiri nedeniyle onunla alay etmek ister ve tanrının ayakları altına mavi bir halı serer, dev tanrı tam adım attığında ise halıyı altından çeker. Gürleyen Kaprakán ise düşerken nehrin üzerine hiç bitmeyen bir yıldırım gönderir. O günden beri de, ıslak parmağıyla Chac, sonsuza dek hareket eden halının bir ipini çeker. Bu, Tulijá’nın bir kolu olan Pusilhá Nehri’dir. Merida Merida Yucatan Eyaletinin başkenti olan Merida, Atlas Okyanusu’na yakındır. Yucatan Yarımadası tarihi öneme sahip bir şehir. Maya Uygarlığı burada yaşamış. Görkemli kilise binaları, tek ya da iki katlı evleri, daracık taş sokaklarıyla Merida birkaç önemli Maya antik kentini içeren rotanın (Puuc Rotası) başlangıç noktasında yer alıyor. Yazları ısı 40 dereceyi buluyor ve sivrisinekler peşinizi bırakmıyor. Ama Progreso bölgesindeki plaj sadece 40 dakika mesafede. Onun dışında hava hep limonata kıvamında. Şehir temiz ve sessiz. Ayrıca düz, yokuş yok. Bu nedenle her yere ulaşmak kolay. Şehirde eğlence neredeyse bedava; parklarda dans edebilir, sokaklarda gitar konserlerine rastlayabilirsiniz. Merkezdeki park alanında her cumartesi gecesi ücretsiz sahne şovları sergilenmekte. Cancun Cancun Cancún, Meksika'nın güneydoğu kesiminde, Quintana Roo eyaletinde tatil kentidir.Yucatán Yarımadasının kuzeydoğu kıyılarının açığında, 21 km uzunluğunda ve 0,4 km genişliğinde, L biçimli bir adada yer alan tatil bölgesi, daha çok hizmet sektörüne dayanan anakaradaki Cancún kentine bir geçitle bağlanır. Cancún Adası ile Cancún kentinin kapladığı kıyı kesiminde sayısız beyaz kumlu plajlari palmiye koruları ve mercan kayaları bulunur. Quintana Roo eyaletinin güneyindeki cangıllar yıllık yağışın büyük bölümünü çektiğinden, kentte yağmur mevsimi hemen hiç görülmez. Cancún 150'yi aşkın lüks oteliyle yılda yaklaşık 4 milyon turisti ağırlamaktadır. Oteller bölgesinde her bütçeye göre konaklama olanakları vardır. Cancún ayrıca başka bir turist çekim noktası olan Maya Rivierasına açılan kapıdır. Campeche Campeche Campeche Eyaleti’nin başkenti olan bu kıyı şehri 1531’de kurulmuştur. Daha sonra terk edilmiş ve 1540’da Francsico de Montejo tarafından tekrar iskân edilmiştür. Konumu nedeniyle Yucatán Yarımadası’nın en önemli limanı olmuştur. Kısa süre sonra korsanlar, bu limandan yola çıkan zengin kargolar taşıyan gemilere sürekli saldırılar düzenlemeye başlamışlardır. İspanyol koloniciler de kendilerini korumak için şimdiki bu ünlü kaleyi ve surları inşa etmişlerdir. İspanyollar döneminde inşa edilen mimari eserlerin çoğu şimdi müze ve bahçelerdir. Uxmal Uxmal UXMAL Uxmal (ya da okunuşuyla Uşmal) Maya uygarlığının Kolomb öncesi kentlerinden biri olup, Mérida’nın 78 km. güneyinde yer alır. Adının anlamı Maya dillerinden Yukateco dilinde “üç kez”dir. Günümüzde Meksika’nın Yucatan eyaletinde yer alan, Dünya Miras Listesi kapsamına alınmış sit alanı, 5. ve 6. yüzyıllar arasında kurulmuş ve meskunlarınca 1200 yıllarında terk edilmiştir. Mimarisi Puuc adı verilen dağ zincirindeki kentlerin karakteristik özelliklerini taşır. Örneğin yapıların cephelerinde alt kısımlar sade, üst kısımlar işlenmiş halde olur. Maya’ların yağmur ve şimşek tanrısı Chaac maskesi gibi Yucatan'daki tapınaklarını ve saraylarının dış duvarlarını süsleyen tanrı maskeleri, Puuc stilinin önemli bir karakteristiğiydi, Oaxaca Oaxaca Aynı isimli eyaletin başkenti olan Oaxaca (Wa-ha-ka diye okunur) kenti, Montealban şehrine 9 km. uzaklıkta kurulmuştur. Oaxaca eyaleti, plajları, dağları, ormanları, vadileri, arkeolojik bölgeleri, koloniyal mimarisi, yüzlerce yıllık gelenek ve folklorü ile Meksika’nın en önemli turizm merkezidir. 1529’da ispanyol sömürgeciler tarafından kurulan şehir, 1532’de İspanya kralı V. Carlos tarafından Antequera’nın Soylu ve Sadık şehri” olarak adlandırılmıştır. 1821’de şehrin adı Oaxaca’ya çevrilmiştir, bu isim Nahuathl Huaxyacac dilinden türetilmiştir ve “su kabağının burnu” anlamına gelir. Amerika’nın hayırseveri olarak tanına Benito Juarez 1872’de ölünce şehrin adı Oaxaca de Juarez olmuştur. 1987’de UNESCO, bu şehri Montealban Tarihsel Merkezi ve arkeolojik bölgesi ve “İnsanlık Kültür Mirası” ilan etmiştir. Oaxaca şehri, tarihi merkezin sokaklarında rahatlıkla yürüyebileceğiniz küçük bir şehirdir. Şehir büyük duvarlarında kullanılan yeşil taşlarla karakterize koloniyal mimarisi ile meşhurdur. Sadece Oaxaca bölgesinde üretilen mezcal, tekila gibi agave bitkisinden üretiliyor. Tekila tek bir cins agave’den ve çift damıtılarak üretilirken mezcal, 5 çeşit ayrı agave’den üretilebiliyor ve bir kez damıtılıyor. Buralarda söylendiği gibi tekila’yı gringolar, mezcal’i ise gerçek Meksika’lılar içermiş. MONTEALBAN Önce Zapotek’lerin başkenti olan Montealban, daha sonra İspanyolların gelişinden sadece birkaç sene öncesine dek Mixtec’lerce işgal edilmiştir. Altın döneminde Montealban, 40 kilometre kare alanı kaplıyordu ve şehirde yaklaşık 40.000 kişi yaşıyordu. Tapınaklar, iç avlular, saraylar ve bir balo salonu bu büyük meydana yayılmıştır. Puebla Puebla Melekler Şehri olarak bilinen Puebla Mexico City’den 136 km. mesafede bulunmaktadır. Puebla, Dünya Kültür Mirası listesinde yer almaktadır. Şehirde 16. yy. da barok tarzı inşa edilmiş 5000 kadar koloniyal bina bulunmaktadır. Katedral, şehrin mimarisini yansıtan en güzel yapılardan birsidir. Bu şehir, etkleyici mimarisinin dışında, Hispanik, Arap ve İspanyol etkilerinin hâkim olduğu oldukça lezzetli bir mutfağa da ev sahipliği yapmaktadır. En meşhur yemekleri arasında “chiles en nogada” (ceviz sosuna yatırılmış poblano biberi dolması), ve “mole poblano” ( 20 çeşit sebze, baharat ve çukulatanın olduğu meksika yemeği.) vardır. Puebla’da ayrıca Talavera çömlekleri (Talavere de la Reina İspanya’nın Kastilya-La Mancha bölgesinde kent merkezi), ağaç kabuğundan elde edilen kâğıda yapılan resimler, oniks ve mermer heykeller gibi harika el işçiliği örneklerinin bulabilirsiniz. Şehrin sokaklarında gezerken, sevimli demir balkonları olan kül rengi oyma taşlarla yapılmış binalar göreceksiniz. Chichen Itza Chichen Itza Bu şehir, iki kısma ayrılır: Eski Chichén (Maya) ve yeni Chichén (Maya-Toltek). Önemli binalar arasında El Castillo, Kukulcán Piramidi, Kutsal Cenote (insan kurban edilen yer), Balo Salonu (Orta Amerika’daki en büyük örnektir, mükemmel bir akustiği vardır), Savaşçılar Tapınağı ve El Caracol Gözlem Evi sayılabilir. Tüm zamanların en büyük mühendislik başarısı kabul edilen El Castillo, piramidin kuzey yüzeyindeki ışık oyunları sayesinde gün dönümünü gösterecek şekilde konumlandırılmıştır Işık piramidin merdivenlerinden tıpkı bir yılan gibi kıvrılarak iner. Yılın günleri ve ayları basamakların ve terasların sayısıyla temsil ediliyor. 52 heykelli levha, 52 yıllık Maya zamanını anlatıyor. Merdivenleri kuzeye, güneye, doğuya ve batıya dönük oluşu, binanın özenli düzenlenişi, ilkbahar ve sonbahar gündönümlerinde etkileyici bir portre çiziyor: Güneşin açısıyla oluşan gölgeler, merdivenin alt ve üst kısımlarında başı ve kuyruğu olan yılan kralın yeniden canlanışını ve tapınağın üstüne doğru tırmanışını anlatıyor. Burada, 700-900 yılları arasında büyük bir Maya topluluğu gelişerek alanın güney bölgesi yapılarının çoğunu inşa etmiş. Ancak, orta bölgede yer alan ve toplam 365 basamak ile Maya takvimini simgeleyen ve Tüylü Yılan Tanrısına ithaf edilen Kukulkan Piramidi; jaguar ve kartal motifleriyle süslenmiş Savaşçılar Tapınağı; Maya dünyasının en büyük örneği olan “Juego de Pelota” top oyun sahası gibi ana yapıların tasarımı açıkça bir Toltek etkisi taşımakta. Bu etkileşimle ilgili üç teori ortaya konulmakta: Toltek’lerin Orta Meksika’daki başkenti Tula, Maya’ların egemenliğinin altına geçmiş olabilir; Toltek’ler Chichen Itza’yı istila etmiş olabilirler veya geniş ölçüde tüccarlık yapan Maya’lar Toltek’lerden etkilenmiş olabilirler. Chichen Itza'daki kalıntılar ne tamamen Mayalara, ne de Tolteklere ait; her iki kültürün fikir ve motiflerinin bir sentezidir. Burasının hükümdar-tanrı Topiltzin Quetzalcoatl'ın (Maya dilinde adı Kukulcan) yeni başkenti olduğu sanılıyor. Chichen Itza'da, belki de Orta Amerika'nın en iyi top sahası yer alıyor. Tapınaklar, sahanın iki ucunda yer alıyor. Oyunun dini anlamı bilinmiyor. Başı kesilmiş oyuncuları resmeden duvarlardaki rölyefler, oyunların ölümüne oynandığına işaret ediyor. Chichen Itza'nın yüceliği uzun ömürlü olmamış. Bölgenin, 1224 civarında, Yucatan Peninsula'nın diğer bir güçlü şehri olan Mayanpan hükümdarlarının saldırısından sonra gözden düştüğü sanılıyor. Diğer Bilgiler TARİH : Meksika, Kuzey Amerika’da tarihi çok öncelere dayanan tek ülkedir. M.Ö. birinci yüzyıla doğru körfez bölgesi, Oaxaca, merkezi yayla, çok gelişmiş bir kültür ve sanata şahit oldular. Bu durum eski Maya İmparatorluğunun doğuşuna tesir etti. Bu imparatorluk, 4. yüzyılda tarih sahnesine çıkarak 7. yüzyıldan 8. yüzyıl sonuna kadar, Yucatan’dan Guatemala’ya kadar genişledi. Aynı dönemde 1. ve 9. yüzyıllar arasında ekonomik ve sosyal yönden Mayalar derecesinde teşkilatlanmış çeşitli medeniyetler, Oaxaca da, merkezî yaylada ve körfez kıyısında geliştiler. Bunlara klasik medeniyetler adı verilir. Sonra, 9. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar gelişen Tula Toltekleri ortaya çıktı. Fakat bunların medeniyeti yeni kabilelerin tesiri altında değişikliğe uğradı. 987 yılında Maya-Toltek karışımı yeni bir medeniyetin doğmasına sebep olan, yeni Maya İmparatorluğu kuruldu. Aynı dönemlerde kuzey kabileleri yayla üzerine yerleşerek şehir hayatına geçtiler. Aztlan’dan gelen Mexica kabîleleri 1325’te Tenochtitlon (Mexico) şehrini kurarak, 50 yıl sonra ilk hükümdarlarını seçtiler. Aztekler, kabileler arası rekabetten faydalanarak 1430’dan 1521’e kadar genişleyen büyük bir imparatorluk kurdular. Sadece Michoacan Taraskları önünde başarısızlığa uğrayan Aztekler; Totonak’ları, Zopatek’leri ve Mikstek’leri hâkimiyeti altına aldılar. İspanyollar, ülkeyi ele geçirmek için Azteklere karşı duyulan kinden faydalandılar. 1519’da İspanyollar, Cortès komutasında çıkarma yaptılar ve Veracruz şehrini kurdular. Meksika, 1535’te İspanyanın genel valiliği haline geldi. İspanyol istilası, kuzeye ve güneye doğru uzanarak 17. yüzyıl sonuna kadar devam etti. Ekseriya acımasız olan Hıristiyanlaştırma geleneksel dinlerle mücadele etti ve yerli medeniyet yok edildi. 1571’de Meksikada engizisyon kuruldu. 1519’larda kesin olarak bilinmemekle beraber, 25 milyon olduğu tahmin edilen yerli nüfus, 1650’ye doğru 1.500.000’e düştü. Ekonomik reformlara rağmen İspanyol idaresi, yerliler ve melezler kadar beyazlar için de dayanılmaz bir hale geldi. 1810’da İspanyolları ülkelerinden kovmak için harekete geçtiler. 11 yıl süren bir bağımsızlık savaşı sonunda, 1821’de Kral Naibin’e Cordoba Antlaşması imzalatıldı. 1824’te bağımsızlık ilan edildi. Bağımsızlığı, iç ve dış savaşların sebep olduğu yarım yüzyıllık karışıklıklar dönemi takip etti. Santa Anna’nın diktatörlüğü esnasında yapılan ABD ile savaş sonucunda, 1848 Guadalupe Antlaşması ile New Mexico, Teksas, Kaliforniya kaybedildi. 1855’te liberaller başarı kazandı. Bir iç savaş sonunda Juarez muhafazakârları kazandı, fakat bunlar dış borçları ertelemek zorunda kaldı. Bunun üzerine Fransa, İngiltere ve İspanya askeri müdahalede bulundu. Juarez’in tekliflerini, Latin Amerika’da Fransa yararına Katolik bir imparatorluk kurmak isteyen Üçüncü Napolyon reddetti ve Meksika’yı istila etti. Juarez’in başkanlığından sonraki Porfino Diaz’ın uzun diktatörlüğü sırasında (1876-1911) ekonomi, sosyal adaletsizlik ve yerli köylülerin sömürülmesi pahasına gelişti. Diaz’ı düşüren liberal Madero, ihtilalci halk akımlarını bastıramadı ve 1913’te katledildi. Carranza karışıklıklar ortasında 1917 anayasasını kabul ettirdi ve halka yönelik bir siyaset takip etti. Obrago’nun başkanlığında (1920-1924) tarım reformunun uygulanması başladı. Obrago’nun bir katolik tarafından katledilmesi ve şiddetli Katolik direnişi sonucunda, kiliseye karşı son derece katı ve bazen öldürücü bir siyaset başladı. Lazoro Cardenasi, Başkanlığı (1934-1940) sırasında dini mücadeleleri yatıştırarak modernleşme politikası takip etti. İkinci Dünya Savaşından sonra sanayileşmeye büyük önem verildi. EKONOMİ: Meksika’nın nüfus artışı, ülke ekonomisine büyük ölçüde tesir eder, her yıl yaklaşık 800.000 kişilik net iş gücü artışı vardır. Bunlara iş temin edilmesi gerektiğinden büyük bir mesele ortaya çıkar. Meksika’da gelir dağılımında büyük eşitsizlik vardır. Sanayi işçileri, tarım işçilerine nazaran beş misli fazla gelire sahiptir. Meksika sanayisi büyük ölçüde ülkenin yeraltı zenginliklerini işlemeye dayanır. Çelik, sanayi sektöründe önemli bir rol oynar. Yıllık çelik üretimi beş milyon tonun üstündedir. Çelik, uzun zamandan beri öncelikle Kuzey Meksika’da üretilmektedir. Kömür üretimi yetersiz olup, 11.000.000 ton civarındadır. Yeni bulunan petrol yatakları ile petrol üretimi yılda 910.137.000 varile çıkmıştır. Tabiî gaz ve petrol iç ihtiyaçlara cevap verir ve çoğu sanayi tesislerinin temelini teşkil eder. Meksika, gümüş üretiminde (2400 ton) Kanada’dan sonra dünyada ikincidir. Flor, baryum oksit ve tuz, ABD’ye ihraç edilir. Sodyum güçlü bir selüloz sanayiine imkân verir. Ülkede kimyevî gübre sanayii de gelişmiştir. Çimento, kauçuk otomobil sanayileri de önemlidir. 1910 ihtilalinden önce köylü ailelerin % 95’inin toprağı olmadığı tahmin edilmektedir. Bu ihtilalin getirdiği tarım reformuyla köylüye toprak dağıtılmıştır. 1910’dan beri önceden toprağı olmayan üç milyon tarım işçisi 90 milyon hektarlık toprak sahibi olmuştur. Tarım sektöründeki üretim artışı, nüfus artışını karşılayacak seviyede değildir. Mısır, Meksika’nın her tarafında yetiştirilir. Ülke topraklarının ekime elverişli olan kısmının yaklaşık yarısı bu bitkiye ayrılmıştır. Fasulye, en çok ekilen ikinci bitkidir. Diğer bitkiler sınırlı miktardaki topraklarda yetiştirilir. Meksika’da ithalat ve ihracat dengesizdir. Ticaret açığı, çok fazladır. En çok mamül maddeler ithal edilir. Tarım ürünleri (bilhassa sığır, kahve kış sebzeleri) ihraç mallarının % 25’ini teşkil eder. Meksika’nın en büyük müşterisi ABD olup, ihraç mallarının % 63’ü bu ülkeye gider. İthalatın büyük çoğunluğu da bu ülkeden yapılır. Turizm ülkeye her yıl önemli gelir sağlamaktadır. Ayrıca artan iş gücüne, iş sahaları temin edilmektedir. EĞİTİM SİSTEMİ: Meksika eğitim sistemi Temel, Orta ve Yükseköğretim oluşur. Temel eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğretim ve ortaokulu içerir. Okul öncesi eğitim genellikle ücretsiz ve 3-5 yaş arası çocuklara sunuluyor.. Ilkokul zorunludur ve 6 yıldır. Temel eğitimin son halkası olan ortaokul 3 yıldır. Ortaöğretim de 3 aşamalıdır; Genel lise, Mesleki lisesi ve Teknolojik eğitim. Yüksek eğitim için 4 seçenek vardır. Üniversite, Teknik Enstitü, Öğretmen Eğitim Koleji ve Teknoloji Üniversitesi. Öğrenciler “licenciatura” olarak bilinen kolej ve üniversite veya herhangi bir 4 yıllık lisans programı seçebilirler. Bazı Teknik Kurumlar 3 yıllık yönetim ve mühendislik programları sunarlar. KÜLTÜR: Tarihsel, etnik, toplumsal ve ekonomik etkenlerden kaynaklanan bölgesel farklılaşmalara karşın, yerel halk sanatlarının yanı sıra Avrupa kaynaklı klasik sanatlara dayanan özgün bir Meksika kültüründen bahsedilebilir. 1930'larda güçlenen Indigenismo akımı Yerli kültür mirasına ilgiyi canlandırmıştır. Daha çok kırsal kesimde yaygın olan ve hem günlük kullanıma hem de süslemeye dönük işlevler taşıyan geleneksel halk sanatları ülke çapında çok tutulur. En ilginç örnekler arasında, Oaxaca Vadisine özgü kil çömleklerle, Tomala köyünde üretilen kuş ve hayvan figürleri sayılabilir. Renkli süslemeler taşıyan pamuk giysilere, pamuk ya da yünden yapılan omuz atkılarına (rebozo) ve serapelere, renkli sepetlere ve değişik desenli kilimlere ülkenin hemen her yanında rastlanır. Halk müziği Meksika tarihi boyunca en önemli sanat biçimlerinden biri olmuştur.Eski charro'lar (sığır çobanı) gibi giyinen şarkıcılar, günümüzde de şenliklerde ve özel günlerde gitar ve davul eşliğinde şarkı söyler. Meksika Devrimi'ne ilişkin temalar uzun bir dönem Meksika edebiyatına damga vuran başlıca öğe olmuştur. Köylülerin sorunları ve acıları günümüzde de Juan Rulfo gibi yazarların yapıtlarına konu olmakla birlikte, Meksika edebiyatında evrensel temalara yöneliş belirgin bir ağırlık kazanmıştır. Bu yeni kuşak edebiyatçılar arasında uluslararası düzeyde ün kazanmış Samuel Ramos, Octavio Paz, Carlos Fuentes, Gustavo Sainz ve Juan José Arreola gibi adlar öne çıkar. Oyun yazarı Rodolfo Usigli'nin yapıtlarında da benzer bir yönelim görülür. Meksika tiyatrosuna katkıda bulunmuş öteki çağdaş yazarlar arasında Luisa Josefina Hernández ve Emilio Carballido sayılabilir. Müzikte evrenselleşme çığırına öncülük eden Carlos Chávez'i başka bazı genç besteciler de izlemiştir. Duvar resmi Meksika'nın dünya çapında adını duyurduğu sanat dallarının başında gelir. Diego Rivera, José Clemente Orozco ve David Alfaro Siqueiros gibi ressamlar Meksika tarihi ve kültürünü kalabalık, canlı, figüratif kompozisyonlarla yansıtan yapıtlarıyla tanınmıştır. Önde gelen kültür kurumlarından Ulusal Güzel Sanatlar Enstitüsü güzel sanatları yaymaya ve bu alandaki incelemeleri desteklemeye yönelik etkinlikler yürütür. Meksika Senfoni Orkestrası ve çeşitli bale toplulukları da devletten önemli çapta destek görür. Yerli Enstitüsü geleneksel el sanatlarını korumak ve geliştirmekle görevlidir. Boğa Güreşi Meksika'da bugün de çok sevilen bir eğlencedir.En yaygın spor olan futbolun yanı sıra beyzbol da büyük ilgi toplar.Meksika hafif sıklette birçok dünya şampiyonu boksör yetiştirmiştir.
Bu Kızlar Ascık Hödük Galiba 00:43
Bu Kızlar Ascık Hödük Galiba 73.582 izlenme - 9 yıl önce
Hayrettin Londra'da! 02:46
Hayrettin Londra'da! 9.402 izlenme - 2 yıl önce Hayrettin BuzzMyVideos katkılarıyla İngiltere, Londra'daydı! Ve işte Hayrettin'in gözünden Londra! 20.08.2015 günü Hayrettin kanalına yüklediğim 'Hayrettin Londra'da!' başlıklı videoyu izleyin. Kanalımıza ait diğer videolara ulaşmak ve güncel içerikleri takip etmek için www.izlesene.com/hayrettin kanalımıza göz atabilir ve abone olabilirsiniz. Keyifli seyirler...
İzleyin Abe İzmirli Taylan Cırr Cıngırdak Abe İzle 04:39
İzleyin Abe İzmirli Taylan Cırr Cıngırdak Abe İzle 64.227 izlenme - 9 yıl önce gaciler paleler yorum yazın abe :):):):):)
Yunan Adaları Tanıtım Filmi 06:12
Yunan Adaları Tanıtım Filmi 12.381 izlenme - 2 yıl önce YUNAN ADALARI Nereleri Gezmeli , Ne Yapmalı ?YUNAN ADALARI Nereleri Gezmeli , Ne Yapmalı ? KOS Dodekanes Adalar grubunun Rodos'tan sonra ikinci büyük adası olan Kos, insanlık tarihinde, insan iyileştirmenin büyücülük ile değil, eğitim, deneme ve deneyim ile olabileceğini ilk kez söyleyen modern tıbbın kurucusu Hipokratın doğduğu ve yaşadığı yerdir. Bu gün 21. yüzyılın doktorları bile hala antik hastanenin kalıntılarını ziyaret edip burada, Hipokrat yeminlerini ederler. Uzunlamasına ve oldukça verimli topraklara sahip Kos Adası, Bodrum'a sadece 5km. uzaklıktadır. Verimli topraklarında dünyaya ihraç ettikleri meşhur Kos Marul'u yetişir. 290km uzunluğundaki çevresi mükemmel plajlarla dolu olan Kos, bu gün büyük turistik otellerin bulunduğu ve yaz sezonunda gece hayatı oldukça hareketli olan bir adadır. Ada'daki havaalanına İngiltere ve Avrupanın diğer bazı ülkelerinden kalkan direk uçuşlar vardır. Kos aynı zamanda, gündüzleri zevke uygun bir plajda uzun saatler dinlenip güneş batar batmaz da eğlence mekanlarında ertesi günün ilk ışıklarına dek doyasıya eylenmeye alternatif arandığı bir noktada, zengin tarihi kalıntılarıyla tatili ilginç kılabilecek kadar donanımlıdır. Görülecek Yerler/Aktivite: Kos Kasabası: Tarihi kalıntılarla modern şehrin içiçe olduğu Kasaba'daki harabeler 1933 yılındaki depremde ortaya çıkmış. Böylelikle bu gün palmiye ve çam ağaçlarıyla süslü yasemin kokulu caddelerinde kafeler, kuyumcular, kıyafet dükkanları sıralı Kos Kasabası ve Roma Agorası, antik tapınak ve bir bazililasıyla harabeler birbirine yürüyüş mesafesinde. Bu bölgenin az ilersindeyse 2400 yıl önce gölgesinde Hipokratın öğrencilerine ders anlattığına inanılan Hipokrat Ağacı var. Kos Kasabası'ndaki bir başka tarihi mekan ise 1800 yıllık bir Roma Villası olan Casa Romana. Bir zamanlar 26 odası ve 3 yüzme havuzu olan evin yerlerinde de aslan, leopar ve yunus gibi deniz yaratıkları motifli mozaikler var. Arkeoloji müzesinde diğer parçalarla birlikte Hipokratın mermerden bir heykeli de var. Asklipion: Hipokratın ölümünden sonra sağlık tanrısı Asklepios'a adanarak kurulan bu bölgede, tanrının adına inşaa edilmiş bir tapınak, bir tıp okulu, Roma Hamamı ve Apollon Sunağı'nın kalıntıları vardır. Antik zamanlarda dünyada sadece üç adet bulunan bu hastahanelere (biri de İzmir-Bergama'daki Asklepion'dur) her yerden insan tedavi olmak ve ya öğrenci olmak için gelirmiş. Plajlar: Kos'ta o kadar çok plaj vardır ki, yaz sezonundaki yoğun turist akınına rağmen bazıları hala çılgın kalabalıklardan uzakta gün boyu güneş banyosu yapabileceğiniz kadar ıssızdır. En popüler turistik plaj, Kos Kasabası'nın 30km. güneyindeki Kardamena'dır. Burası her türlü su sporlarının olduğu kadar çeşitli dükkan, restaurant ve barların da mevcut olmasıyla tüm gününüzü geçirebileceğiniz harika bir tatil beldesidir. Kıyıdan ilerlendiğinde, Ada'nın güneybatısındaki güzel Kefalos Koyu'na ulaşılır. Burada dümdüz beyaz kum ile örtülü 6 plaj vardır. Yanyana sıralanan bu plajlara bu gün insanların güzelliklerine dair fikir edinebilmeleri için modern adlar konmuştur; Exotic Beach , Magic Beach , Sunny Beach , Banana Beach , Paradise Beach ve Camel Beach. Kos Kasabası'nın 4 km. batısındaki Selveri Plajı, kumun denize doğru yavaşça alçaldığı güzel ve daha az kalabalık bir plajdır. Burada yüzerken manzaranız hemen karşıda görünen Bodrum kıyıları olacak. Gece Hayatı ve Yemek: Dodekanes Adaları içinde en hoş ve renkli gece hayatına sahip adalardan biri de Kos'tur. Burada geleneksel Yunan gecelerinden, kabare şovlarına, sakin müzik yapan barlardan, tekno çalan diskolara kadar her şeyi bulabilirsiniz. Akri Koundourioti'deki eski bir Türk hamamını mekan olarak seçmiş Hammam Bar hem yemek yiyebileceğiniz, hem de eylenebileceğiniz bir mekan. MYKONOS Mykonos en çok ziyaret edilen ve en pahalı Yunan adasıdır. Tüm Ege Denizi’ndeki en hareketli gece hayatı yaz sezonu boyunca burada yaşanır. Ada’nın asıl müdavimlerini ise dünya jet sosyetesi oluşturur. Mykonos, çılgın yaşantısı ve her türlü cinsel tercihe olan toleranslı yaklaşımıyla ünlüdür. Mykonos, bembeyaz badana vurulmuş balkon ve duvarlarından sarkan rengarenk begonviller, sardunyalarla süslü Mykonos evleri ve rıhtımda yan yana sıralanmış yeldeğirmenleri ile ada, zor beğenenlerin bile kalbini çalmaya yetecek kadar çekiciliğe sahiptir. 85 kilometrekare yüzölçümlü oldukça küçük bir ada olan Mykonos’ta sürekli olarak 5,500 kişi yaşar. Ada 1453’ten 1832’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeydi. Mykonos Adası’nın başşehri, büyük yolcu gemilerinin de yanaştığı bir liman şehri olan, Mykonos, çok kullanıldığı adıyla Hora Kasabasıdır. Görülecek Yerler/Aktivite & Plajlar: Mykonos gibi küçük bir adada sayıları onbeşi bulan plajlar buranın bir tatil adası olduğunun göstergesidir. Mykonos limanına en yakın olanları Malalianos ve kalabalık Tourlos plajlarıdır. Eğer zamanınız varsa limandan Platys Gialos plajına giden otobüslere binmeniz, ve buradan kalkan kayıklarla Mykonos Adası’nın en iyi plajları olan Paradise(cennet), Super Paradise, Agrari ve ya Elia’ya gitmeniz önerilir. Bunlardan Super Paradise bir çıplaklar kampıdır. Elia ise en sonda olduğundan, Ada’nın göreceli en sakin plajıdır. Folklor Müzesi: Müzenin binası 1700 yıllarından kalma bir malikanedir. İçeride onarılmış bir 19. yüzyıl mutfağı ve yatak odasının yanısıra yine bu yüzyıllara ait bir çok antika eşyayı da seyretmek mümkündür. Bir köşede duran ve Mykonoslu’lara o hüzünlü geçmişi hatırlatan içi doldurulmuş Pelikan Petros’un ise ilginç bir hikayesi var; 1950 kışındaki büyük fırtınada Ada’ya zorunlu iniş(düşüş) yapar pelikan Petros. Ada’lılar kuşu bağırlarına basar çünkü Pelikan’ın gelişiyle beraber Ada’nın kaderi sakin bir balıkçı köyü olmaktan, dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri olmaya doğru bir değişim yaşamaya başlar. Ancak 1985’te Pelikan Petros bir arabanın altında kalarak can verir. Bugün Ada’nın sokaklarında serbestçe dolaşan, Petros’un yerine getirilen 2.Petros’tur. Arkeoloji Müzesi: Delos tarihi bölgesinden getirilmiş antik Yunan zamanından kalma çanak-çömlek, mezar taşları, taklar, bir Herkül heykeli ve Çanakkale’de geçen tarihi Truva Savaşı’ndan bir sahneyle süslenmiş bir içki kabı bu müzede sergileniyor. Deniz Müzesi: Antik zamanlardaki denizcilikle ilgili araç gereçlerin ve amfora, eski paral vb. Gibi sualtı buluntularının sergilendiği bir müzedir. Kültür Müzesi: Bir açıkhava müzesi olan kültür müzesinde geleneksel tarım aletleri görülebilir. Antik Yunan kalıntıları olan bu aletlere örnek olarak, harman dövme aleti, kuyu, fırın ve şarap yapım aletini verebiliriz. Müzenin önemli parçasıysa hala çalışır durumdaki antik yeldeğirmenidir. Parapotiani Kilisesi: Ada’ya tepeden bakan bu kilise, sayıları 500’ü geçen kiliseler içinde görsel bakımdan en dikkat çekici olandır. Bunun sebebi de beş ayrı küçük kilisenin tek bina olarak birleştirilmesiyle ortaya çıkan ilginç asimetrik görüntüdür. Fotoğraf tutkunlarının görmesi gereken kilise Meryem Ana’ya adanmıştır. DELOS Mykonosa yalnızca 6,5 km uzaklıktaki Delos Adası’nın, 5 kilometrekarelik küçük yüzölçümüne ters orantılı olarak tüm Kiklad Adalar Grubu içinde arkeoloji bakımından en önemlisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Öyle ki ‘daire’ anlamına gelen Yunanca ‘kyklos’tan türeyen kiklad, diğer Adalar’ın Delos etrafında olan dairesel duruşları dolayısıyla bu şekilde adlandırılmıştır. Delos Adası, Antik Yunan Dini olan ‘mitoloji’ye göre, Tanrı Apollon ile Tanrıça Artemis’in doğum yeridir. Antik zamanlarda burada bir yerleşim de vardı. Antik tiyatro, zengin mozaiklerle süslü evler, Apollon Tapınağı ve Aslanlı Yol, Delos Harabeleri’nde görülebileceklerden yalnızca bir kaç örnektir. Bu gün modern hiç bir yerleşimin olmadığı Delos’a rehberli bir tur eşliğinde gitmenizi ve ya gişeden alabileceğiniz bir kitapçıkla gezmenizi öneririz. Alışveriş: Dünyanın en ünlü markaları için büyük Avrupa şehirlerine gitmenize gerek bırakmayacak çeşitlilikteki mağazalar Hora’da yoğundur. Ayrıca keten ve dantel perdeler Mykonos’ta en çok satılan eşyalardandır. Kuyumcularda eski Bizans takılarının kopyaları, galerilerde ise müzelerdeki antik objelerin kopyaları dikkat çekecek güzelliktedir. Halı kollektörleri için Antik Yunan Desen’i motifli halılar ilginç olabilir. Yemek: Yaz boyu kozmopolit bir nüfusa sahip olan Mykonos’ta her damak tadına göre en az bir restaurant bulmak mümkündür. Geleneksel Yunan yemekleri yapan El Greco in Plateia Tria Pigadia adlı restaurant Ada’nın en eskilerindendir. Gece Hayatı: Mykonos gece hayatı söz konusu olduğunda bir numaradır. Çılgın, uçuk-kaçık eğlenceler sınır tanımaz ve sabaha kadar sürer. Ada bu gün dünyaca ünlü bir gay cenneti olduğundan özel gay barları, club ve diskolarının sayısı oldukça fazladır. Ancak bu Mykonos’ta sadece gay nüfus olduğunu göstermez. Ada her yaz sezonunda farklı coğrafyalar ve farklı cinsel tercihlerden yüzbinlerce kişiyle dolup taşmaktadır. NAXOS Naxos, 400 kilometrekarelik yüzölçümüyle Kiklad Adalar grubunun en büyük, ve en verimli topraklara sahip adasıdır. Ada’da zeytin, turunçgiller, mısır ve patates yetiştirilir. Yeşillik, keçi yetiştirmek içinde elverişli bir ortam oluşturur, böylelikle Ada, kendi meyve, sebze ve peynirini karşılayabilecek durumdadır. Naxos diğer Adalar’a göre daha fazla yükseltiye sahiptir; 1010 metrelik Zeus Dağı tüm Kiklad Adalar grubu içinde en yüksek tepedir. Dağları ve yemyeşil vadileriyle Naxos, en güzel manzaralara sahip olan adalardan biridir. Ada, Mykonos, Santorini ve çok yakındaki Paros kadar olmasa da popülerdir ve bu yanıyla sakin ve dinlendirici bir tatil arayanların ihtiyaçlarına cevap verir. Naxos’a gemiyle gelenlerin (Ada’da bir de havaalanı mevcut) limana yanaşırken gözüne çarpan ilk şey ‘büyük kapı’ anlamındaki Portara olur. Milattan önce altıncı yüzyıldan kalma bu büyük kapı, mitolojide geleceği gören Güneş Tanrı Apollon’un tapınağının günümüze kadar ulaşabilmiş tek kalıntısıdır. Naxos, mitolojide Ariadne ve Thesusus hikayesiyle yer alır. Kahraman Thesus’a aşık olan Girit Kralı’nın kızı Ariadne, Thesus’un evlilik vaatlerine kanarak onu hapsedildiği labirentten kurtarır. Fakat Atina’ya kaçarlarken Thesus Ariadne’yi Naxos’ta bir başına bırakarak terkeder. Görülecek Yerler/Aktivite: Naxos Kasabası: Ada’nın başşehri olan Naxos Kasabası’nın Bourgos adındaki bir kıyı yerleşimi, Kastro (kale) adındaki bir de tepe yerleşimi vardır. Kıyı alışveriş, postane, internet vs. gibi ihtiyaçlarınızı görebileceğiniz, kafeler, barlar, plajlar açısından tatminkar bir yer konumundayken, Kastro tarihseverleri çağırmaktadır. Ortaçağ’da Venedikliler’in dükalık kurduğu Naxos’un başşehri o zamanlar tepedeki Kastro imiş. Bu gün hala ortaçağdan kalma kalesi ile çevrili tepe yerleşime açık. Dönemeçli dar sokaklarında gezerken balkon ve bahçe kapılarından çiçekler sarkan Venedik evlerinin bir çoğunda ilk evsahipleriyle ilgili armalar görmek mümkün (eğer bu evlerin iç dekorunu merak ediyorsanız Venedikli Müzesi’ne uğrayabilirsiniz). Bu bölgede bir de eski bir okul binasında yer alan Arkeoloji Müzesi var. Erken Yunan ve eski Roma dönemlerinden objeler görebileceğiniz bu müze bir okulken, öğrencilerinden biri de dünyaca ünlü Yunan Edebiyatçısı Nikos Kazantzakis (Zorba the Greek’in yazarı) olmuş. Eğer 16.yüzyıl katedralininin çevresinde bir Pazar sabahı gezinti yaparsanız içeride ayin yapmakta olan koronun sesiyle çınlayan sokakta bir an için Ortaçağ’a gidip geldiğinizi sanabilirsiniz. Apollonas Heykeli: 10 metre boyundaki 2600 yıllık bu dev çıplak erkek heykelini,plajları ve tavernalarıyla aynı zamanda bir tatil beldesi de olan Apollonas kasabasında görebilirsiniz. Plajlar: Naxos, Kiklad Adaları’nın en güzel ve en uzun plajlarına sahip adalarından biridir. Naxos Kasabası’nın yakınındaki Agios Georgios Plaji Ada’nın ana plajıdır. Çevresinde bir çok bar ve restaurant olan plaj uzun ve kumludur. Suyu uzun metreler boyu oldukça sığdır, dolayısıyla çocuklu aileler için mükemmel bir plajdır. Burada sörf yapmayı öğrenebileceğiniz veya katamaran kiralayabileceğiniz bir de su sporları merkezi vardır. Naxos Kasabası’ndaki Grotta Plajı şnorkelli dalış için uygundur. Naxos Kasabası’ndan kalkan feribotlarla 5km uzunluğundaki çıplaklar kampı Plaka, sörf yapılan Micri Viagla, 7km uzunluğundaki Kastraki gibi daha sakin plajlara da gitmek mümkündür. Gece Hayatı: Naxos’ta güneş battığında partileriyle meşhur adalarda olduğu kadar büyük bir hareket olmaz, ancak yine de kanı kaynayanları diğer günün ilk ışıklarına kadar tatmin edecek sayıda bar ve diskoyu Ada’da bulmak mümkündür. Bunların merkezi liman şehri Naxos Kasabasıdır. PAROS Paros Adası, güzel plajları, küçük sevimli balıkçı köyleri, beyaz badanalı kübik evleri, Mykonos’la yarışabilecek düzeydeki canlı gece hayatı ve tüm Kiklades’in en iyi restaurantlarından bazılarının burada olmasıyla son yıllarda oldukça popüler bir turist destinasyonu haline gelmiştir. Ada, hem doğa yürüyüşleri ve su sporları gibi aktivitelerden hoşlananlar için, hem de gurmeler ve gece kuşları için adeta bir cennettir. Paros, 195 kilometrekarelik yüzölçümüyle 3. en büyük Kiklad Adası’dır. Sadece orta kısmı dağlık olan Ada verimli ovalarla çevrilidir. Teras teras bağlar, meyve ve zeytin ağaçları bu ovaları kaplar. Paros’un antik çağlardaki zenginliği ise Ada’da bulunan saf beyaz mermerden gelirmiş. Bu gün tüm dünya müzelerindeki en güzel antik heykellerden bir çoğu gibi daha sonraları Napolyon Bonaparte’nin mezarı da Paros mermerinden yapılmadır. Görülecek Yerler/Aktivite: Parikia: Ada’nın limanı ve başşehri olduğu için gezginlerinde ilk ayak bastıkları bu küçük şehirde tipik bir Yunan Adası görünümünün yanısıra oldukça modern oteller de vardır. Kıyı şeridinde önlerine masalar atılmış güzel kafeler, plajda geçirdiğiniz saatlerin ve ya Ada’nın diğer bölgelerindeki saklı güzellikleri keşiften döndüğünüz bir günün devamında yorgunluk atmak için seçilecek kafelerin en güzelleri. Ekatontapyliani Kilisesi: Kaldığınız otelin çevresini gezmeye yürüyüş mesafesindeki bu kiliseden başlayabilirsiniz; ne de olsa katedral tüm Yunanistan’da 1700 yıldır kullanıma açık tek kilise olduğu için özel bir konuma sahiptir. Adı 100 kapılı kilise anlamına gelen katedralin bu güne dek 99 kapısı bulunmuştur ve bunun üstüne gelişen efsane, yüzüncü kapının bulunduğu gün İstanbul’un Yunanistan’a geri geleceğini söyler. Meryem Ana ikonası, Ada’nın baş azizi Agia Theoktisti’nin ayak izi, mermer taht ve 11. yüzyıl vaftizhanesi kilisede görülebilecek ilginç unsurlardan bazıları. Arkeoloji Müzesi: Ekatontapyliani Kilisesi’nin hemen arkasındaki müzede, içinde paha biçilmez, 4. yy. dan kalma, Ada’dan çıkan özel mermere kazılarak yazılmış ve milattan önce 1500 ve 260 yılları arasında gerçekleşmiş Antik Yunanistan’ın en önemli sanatsal ve kültürel başarılarından bahseden ‘Paros Dökümanı’ ndan bir parça dahil olmak üzere bir çok ilgi çekici parça mevuttur. Petaloudes - Kelebekler Vadisi: Paros Adası’nda mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de yaklaşık 300 yıldır her yaz binlerce renkteki milyonlarca kelebeğin çiftleşme mevsiminde akın ettiği Kelebekler Vadisi’dir. Parikiadan bu bölgeye eşeklerle tur düzenlenmektedir. Plajlar: Paros’un tatilcilere sunabileceği, bir çok farklı zevke hitap edebilecek çeşitlilikte plajı vardır; sörf yapanlar için rüzgarı müsait, dibi şnorkelli dalıştan hoşlananları tatmin edecek kadar zengin, tüm gün eğlence arayanlar için kıpır kıpır ve çıplak yüzmekten hoşlananlar içinde çıplaklar kampı olan bir çok plajı Adanın kıyı şeridinde bulacaksınız. Fazla uzaklaşmak istemeyenler için otellerin olduğu bölgeye yakın Parikia Plajı vardır ama güzellikte kolayca erişimin mümkün olduğu kuzey ve güneydeki diğer plajlarla yarışamaz. Su taksileri denen kayıklarla bu bölgelerdeki plajlara günün her saati ulaşmak mümkün. Chrissi Akti ( Golden Beach ) Paros’un en ünlü plajıdır. Bir km uzunluğundaki plaj 1983’ten beri her yıl Dünya Yelkensporu Kupası Şampiyonluğuna ev sahipliği yapmaktadır ve buradaki Fanatik Fun Club adlı eğlence klübünün sağladığı su kayağı, rüzgar ve uçurtma sörfü, katamaran gezisi gibi zengin çeşitlilikte su sporları mevcuttur. Pounda Plajı buna çok yakın mesafededir. Daha küçüktür ama parti denince plajların en büyüğüdür. Tüm gün eğlencelerin sürdüğü plajda büyük bir yüzme havuzu, su ve plaj oyunları ve disko da vardır. Lageri plajı kumlu bir plajdır ve yakınında çıplaklar kampı vardır. Krios ve Kaminia Plajları daha sakin plajlardır ve şnorkelli dalış için de uygundur. Ekatontapyliani Kilisesi: Kaldığınız otelin çevresini gezmeye yürüyüş mesafesindeki bu kiliseden başlayabilirsiniz; ne de olsa katedral tüm Yunanistan’da 1700 yıldır kullanıma açık tek kilise olduğu için özel bir konuma sahiptir. Adı 100 kapılı kilise anlamına gelen katedralin bu güne dek 99 kapısı bulunmuştur ve bunun üstüne gelişen efsane, yüzüncü kapının bulunduğu gün İstanbul’un Yunanistan’a geri geleceğini söyler. Meryem Ana ikonası, Ada’nın baş azizi Agia Theoktisti’nin ayak izi, mermer taht ve 11. yüzyıl vaftizhanesi kilisede görülebilecek ilginç unsurlardan bazıları. Arkeoloji Müzesi: Ekatontapyliani Kilisesi’nin hemen arkasındaki müzede, içinde paha biçilmez, 4. yy. dan kalma, Ada’dan çıkan özel mermere kazılarak yazılmış ve milattan önce 1500 ve 260 yılları arasında gerçekleşmiş Antik Yunanistan’ın en önemli sanatsal ve kültürel başarılarından bahseden ‘Paros Dökümanı’ ndan bir parça dahil olmak üzere bir çok ilgi çekici parça mevuttur. Petaloudes - Kelebekler Vadisi: Paros Adası’nda mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de yaklaşık 300 yıldır her yaz binlerce renkteki milyonlarca kelebeğin çiftleşme mevsiminde akın ettiği Kelebekler Vadisi’dir. Parikiadan bu bölgeye eşeklerle tur düzenlenmektedir. Gece Hayatı ve Yemek: Paros, Mykonos’taki gibi çılgın görüntülere sahip olmamakla birlikte tüm Kiklad Adaları’ndaki en canlı gece hayatına sahip adalardan biridir. Parikia'da restore edilmiş eski bir yeldeğirmenine konuşlanmış Alexandros akşam yemeği de servis eden en romantik mekanlardan biridir. Buna alternatif olarak da günbatımında klasik müzik çalan ve nefis manzarası olan Pebbles Bar'dan bahsedebiliriz. Pirate Bar, Jazz ve Blues çalıyor. Yunan müziği yapan yer ise Rembetika. Bunlardan başka, farklı balık ve midye yemekleri, Meksika ve Akdeniz menülerinin en güzel örneklerini servis eden onlarca restaurant tüm Ada'ya yayılmış. RODOS Dodekanes Adalar Grubu'ndaki en büyük yüz ölçümlü adadır. Ada hem tüm Avrupa' daki en iyi korunmuş ve en büyük Ortaçağ şehrine sahip olması, hem de yıl boyu ortalama 300 gün güneş görmesi sebebiyle oldukça popüler bir tatil merkezidir. Rodos, temiz denizi ve düzenli plajlariyla bir kaç kez de Avrupa Blue Flag ödülüne layık görülmüştü. Ortaçag'da St. John Şövalyelerinin meskeni olup, ardından Osmanlı hakimiyetine geçen Rodos, bir dönem de İtalyan yönetimine bağlı kaldığından bu gün her üç kültürden geriye kalan mimari harmanla ender bulunur güzellikte bir görüntüye sahiptir. Rodos ayrıca Ege Havzasındaki tüm topraklarda olduğu gibi antik Yunan ve Roma dönemi tapınak, akropolis ve şehir kalıntıları bakımından da oldukça zengindir. Rodos aynı zamanda antik dünyanın yedi harikasından biri olan 32 metre boyundaki bronzdan yapılma liman anıtı Colossus'a da ev sahipliği yapmıştı. Heykel eski zamanlardaki bir depremle yıkılmış. Bu gün Rodos Limanı, modern ziyaretçilerini, Colossus'un ayaklarının bastığı yerleri gösterdiğine inanılan, iki sütun üzerindeki geyik heykelleriyle karşılıyor. Görülecek Yerler/Aktivite: Rodos'un ana limanı, Ada'yla aynı addaki Rodos Şehri'dir. Burada yerleşim, old town (eski kent) ve new town (yeni kent) olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Ada'nın en güzel plajlarından biri de yeni kenttedir. Rodos Adası'nın çok turist çeken diğer bölgeleri ise sırasıyla Lindos ve Kamiros'tur. Eski Kent (Old Town): Günümüze çok iyi durumda ulaşmış, Rodos Şehri'nin kalbi konumundaki bu eski Ortaçag kentinin dar ve taş döşemeli sokaklarında yapılan bir yürüyüş, insanı Ortaçağ'a geri gitmiş hissi verir. Hala 12 metre kalınlığındaki surlarla çevrili durumdaki eski kente, Topkapı Sarayı'ndakilere benzer güzellikteki sur kapılarından giriliyor. Kent, iki bölüme ayrılmış durumda; bunlar, ortaçağda şövalyelerin oturduğu bölge ve diğer sakinlerin yasadığı yerler olan Hora Mahallesi. Hora Mahallesinde Osmanlı döneminden kalma bir çok yapı mevcuttur. Bunlardan en önemlisi, şövalyelere karşı elde edilen zafer onuruna yapılmış pembe kubbeli Süleyman Camiidir. Caminin çaprazında içinde birçok Osmanlı elyazmasının bulunduğu bir kitaplık, ve hamam vardır. Yeni Kent (New Town): Yeni kentin üzerinde bir bulut gibi yükselen antik Yunan zamanından kalma akropolis (yukarı kent) ilk göze çarpan güzelliktir. Buradaki milattan önceki zamanlardan kalma tiyatro, stadyum ve Apollon Tapınağı tarih severlerin ilgisini bekler. Bu noktaya tırmandığınızda, Rodos Kasabasının da panoromik görüntüsüne sahip olacaksınız. Yeni Kent'te bir de Türk hakimiyetinden kalma Murad Reis Camii var. Lindos: Şehrin ortasında yükselen tepedeki antik kalıntıları, sahilde güneşlenirken seyretmeye doyum olmaz. Antik Yunan zamanından kalan ve turistler tarafindan oldukça popüler olan bu eserleri, yılda ortalama 600,000 turist gezer. Lindos'un sokaklarında yapılacak kısa bir yürüyüş ise fotoğraf severlere en az bir makara film harcatacak, çünkü Santorini ve Mykonos'ta olduğu gibi Lindos Kasabası'nda da, çivit mavisi kapılar, pencereler, ve sardunyalarla renklenmiş beyaz badanalı kübik evler, bir Akdeniz Karnavalı gibi her yerde. Lindos, Rodos Kasabası'na yalnızca 47km. mesafededir ve günde bir çok kez otobüs kalkar. Kamiros: Rodos Kasabası'ndan otobüsle 20 dakika mesafedeki Kamiros'ta günümüzden 2500 yıl öncesinden kalma bir şehrin kalıntılarını görebilirsiniz. Plajlar: Ada'nın doğu kısmı irili ufaklı şirin plajlarla doludur, batı kısmı ise büyük tatil merkezleri süsler. Mavi Bayrak ödüllü Rodos plajlarinda her türlü su sporu ve başka aktivitelere kolayca ulaşabileceksiniz; scuba diving ve rüzgar sörfü için ekipman kiralayan yerler var. En yakındaki plaj aynı zamanda en temiz ve düzenli plajlardan biridir. Ancak vakitten yana probleminiz yoksa otobüs ve ya limandan kalkan küçük teknelerle doğuya gidebilirsiniz. Buradaki bembeyaz kumsallar, yemyeşil ağaçlarla çevrili; batı kısımdaki plajlar ise kayalıklı ve rüzgarlıdır. Bu bölge şnorkelli dalış ve sörf için daha uygun. Yemek: Eğer tatilinizdeki unutulmaz anlardan birine özel bir akşam yemeğini de dahil etmek isterseniz, orjinal menüsüyle Alexis Taverna tercih edeceğiniz yer olacaktır. Zengin balık tabaklarıyla servis edilen sebzeler, restorantın kendi bahçesinin ürünleri. Restorantın müşteri defterinde Winston Churchill ve Jackie Kennedy gibi isimler var. Gece Hayatı: Gece eğlencelerinden bahsetmeden evvel, old town (eski kent)’deki Palace of the Grand Masters adlı mekanda ki ışık ve ses gösterisinden bahsetmek gerek. Gösteri, 16.yy.daki Osmanlı kuşatmasını anlatıyor, ilginç olabilir. Yine eski kentteki, Nelly Dimoglou adlı mekan geleneksel Yunan Gecesi eğlencesi isteyenler için en iyisidir. Geleneksel kostümleri içindeki genç kızlar ve erkekler, Yunanistan'ın çeşitli bölgelerine has halk oyunlarını sergiliyorlar. Disko, bar ve canlı pop müzik mekanlarının sayısı konusunda Rodos'un dünyanın en ünlü şehirlerindeki (Paris, New York gibi) mekan sayılarıyla yarıştığı söylenir. Zevkinize uygun bir mekanı bulabilmek için çok çaba sarfetmenize gerek kalmayacak. Ve oyun... Rodos, Yunanistan'ın bir kaç adet lisanslı casinolarından birine sahiptir. Playboy International tarafından işletilen klüpte 30 adet masa ve 300 adet slot makinesi mevcut, iyi eğlenceler, iyi tatiller... SAMOS Türkçe’de Sisam Adası olarak adlandırılan Samos, Türkiye’ye en yakın Yunan Adasıdır. Kuşadası Dilek Yarımadasi Milli Parkı’na olan en yakın mesafesi 1,5 km.den biraz fazladır. 480 kilometrekarelik yüzölçümüyle Ege Denizi’ndeki sekizinci büyük adadır. 35,000 nüfuslu Samos, üç limanı (Vathy,Pythogorio,Karlovasi) ve bir internasyonel havaalanıyla yaz sezonunda gezginlerin Mykonos, Santorini, Naxos, Paros gibi diğer adalara ve Atina’ya geçiş yapmak amacı ile mutlaka uğramalarıyla Yunanistan’ın en çok ziyaretçi alan bir adası durumuna gelmiştir. Ancak Ada’yı tek cazip kılan bu özelliği değildir. Çevresine yayılmis irili ufaklı plajları, yemyeşil doğası, tarihi kalıntılari ve şirin sokaklarıyla, Sisam, ziyaretcilerine sakin bir tatil vaat eder. Ada 1453’ten 1832’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeydi. Görülecek yerler/Aktivite: Vathy Kasabası: Ada’nın başsehridir. Kuşadası’ndan gelen feribotlar Vathy Limanı’na yanaşır. Burada kordon boyu yanyana sıralanmış kafeler yazın gün boyu cıvıl cıvıldır. Samos Kasabası da denen Vathy’de adadaki antik yerleşimde bulunmuş tarihi eserlerin sergilendiği bir de Arkeoloji Müzesi vardır. Bu müzede diğer eserlerle beraber 4,5 metre boyundaki dünyaca ünlu dev antik Yunan heykelini görmek mümkündür. Pythagorio Kasabası: Vathy’den 14 km uzaklıktaki şirin bir kıyı kasabasıdır. Kasaba ismini burada doğan antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan alır. Kapılarının önü renk renk sardunyalarla süslü müstakil evlerin olduğu dar sokaklarına yapılacak kısa bir yürüyüş Tipik bir Yunan Ada’sı kasabasının tüm sakinliğini gezginlerine tattıracaktır. Eupalinos Tüneli: Pythagorio’ya 3 km. uzaklıktaki bu antik su tüneli tüm adadaki en dikkat çekici yerdir. Kaynak suyunu bir km. ötedeki yerleşimlerine getirebilmek için antik Yunanlılar tarafından 2500 yıl önce dağın dokuz metre altı oyularak yapılmıştır. Hera Tapınağı: Eğer Selçuk ilçemizdeki Efes Artemis Tapınağı yapılmamış olsaydı, ana tanrıça Hera için yapılmış bu tapınak dev boyutuyla dünyanın yedi harikasından biri olacaktı. Ancak Efes’liler kendi tapınaklarının ölçüsünü biraz daha zorlayarak boyut olarakta, gösteriş olarakta komşuları Samos’luların bu görkemli tapınaklarını geçmişlerdi. Nevarki bu gün her iki tapınağın durumu birbirinden pek te farklı değildir. Ziyaretçilerin, ayağa kaldırılmış tek sütun, çevredeki tanrıça heykelleri ve zemin kalıntılarından tapınağın bir zamanlar nasıl etkileyici olduğunu hayal etmeleri gerekiyor. Çevrede bir Roma hamamı, baska tapınaklar ve antik yerleşimden kalan diğer kalıntıları da görmek mümkün. Kokkari: Vathy’den 15 km. uzaklıktaki bu balıkçı köyü, akşamı hoş bir yemek ile başlatıp, Yunan müziği çalan tavernalarda devam ettirmek isteyenler için hoş ve sakin bir yer. Kokkari’ye çok yakın bir çok ta plaj var; Tsamadu, Lemonakia ve Tsambu bunların en ünlüleri. Mytilini: Vathy ile Pythagorio kasabası arasındaki bölgede yer alan bu köydeki Paleontoloji Müzesi, içindeki 10 milyon yıl öncesinden kalan hayvan fosilleriyle görülmeye değerdir. Alışveriş: Adını matematikteki ‘Pisagor Üçgeni’nden bildiğimiz antik çağın önemli filozof,matematikçi ve müzisyeni Pisagor, Samos’lu idi. Bu gün bütün hediyelik eşyacılarında satılan ‘Pisagor Bardağı''na içindeki çizgiyi aşacak miktarda sıvı koyduğunuz anda özel bir sistem sayesinde tüm sıvı bardaktan boşalıyor. Söylenene göre bardak Pisagor tarafından her kesin eşit miktarda şarap içmesi için icat edilmişti. Buna ek olarak Ada’da yetişen muscat üzümlerinden yapılmış şarapların bizim misket şaraplarımızla yarışabilecek kadar lezzetli olduğunu da eklemeliyiz.. Yemek: Samos restaurantlarındaki yemekler size ev hasreti çektirmeyecek kadar tanıdık gelecek; mezedes, dolmades, keftedes, homous, tzatziki, spanakopita, tarama, mousakka, loukoumades... evden henüz çok uzaklaşmadığınız belli. Gece Hayatı: Samos’ta gece hayatı Mykonos, Santorini gibi diğer Adalar’dakilere oranla daha sakindir. Burası daha ziyade Yunan Müziği dinleyerek ouzo (Yunan rakısı) ve Samos şarabı tüketilen taverna-restaurant tarzı mekanlarda sakin ve dinlendirici akşamlar geçirebileceğiniz bir adadır. SANTORİNİ Yunan Adaları’nın hepsini görmüş olanların büyük bir çoğunluğu içlerinden Santorini’nin en etkileyici olduğu konusunda hemfikirdir. Gerçekten de, Antik Zamanlar’da meydana gelen büyük bir volkanik patlama sonucunda bu günkü krater görüntüsüne sahip olan Santorini yıl boyu, 1 milyonun üzerinde turistten ve balayı çiftlerinden oluşan bir ziyaretçi akınına uğrar. Evet, Santorini Krateri’nin eşsiz gün batımı manzarası her yaz Avustralya gibi uzak ülkelerden bile gelen bir çok çiftin nikahına fon oluşturur. 73 kilometrekarelik yüzölçümüyle diğer adalara oranla daha küçük bir Ada olan Santorini, gerçekten de muhteşem manzaralara sahip bir coğrafyadır. Ada 3500 yıl öncesine kadar yerli halk Minoanlılar’a ev sahipliği yapmış ve o zamanlar bir daire şeklindeymiş. Bu tarihteyse Ada’daki volkan büyük bir sarsıntıyla patlamış ve bu şiddetin sonucunda Ada’nın ortası sular altına gömülmüş (bazı arkeologlar Kayıp Şehir Atlantis’in burası olabileceğini düşünüyor) ve hilale benzer şekli ile bu günkü Santorini oluşmuş. Bu olay kızgın lav ve tüfün altında kalan yerli halkın hazin sonu olmuş ancak bu gün gerek benzersiz coğrafi şekli ile, gerek katılaşmış tüflerin altında binlerce yıl çok iyi korunagelmiş arkeolojik kalıntılarıyla Santorini’nin Dünya’da eşi benzeri yoktur ve bu özellikleriyle ülke turizmine hatırı sayılır bir katkıda bulunmaktadır. Tüm Kiklad Adaları gibi Santorini de bir dönem Türk hakimiyetinde kalmıştı. Görülecek Yerler/Aktivite: Akrotiri ve Thira Harabeleri: Volkan külü altında binlerce yıl çok iyi bir şekilde korunmuş olan Santorini Adası’nın eski yerlilerinden kalma Akrotiri Harabeleri 3600 yıl öncesindendir. Buradaki evlerden çıkarılmış rengarenk eski duvar resimlerini görmek için Ada’daki Thira Müzesi’ne gitmeniz gerekiyor. Thira Harabeleri’ndeki kalıntılar ise Akrotiri’ye oranla daha yakın tarihtendir; tiyatro, agora, tapınak gibi 2800 yıllık Antik Yunan ve Roma Harabeleri ile daha genç Bizans harabeleri. Alışveriş: Santorini’nin şarapları ünlüdür ve bir çok bağ sahibi cüzzi bir ücret karşılığında meze eşliğinde şarap tadımı yaptırır. Şarap, bir yeraltı mağarasında bulunan Volcano Şarap Müzesindeki 1600’lerden beri kullanılan şarap yapımı ile ilgili aletleri gezdikten sonra buradan da alınabilir. Şarabın yanısıra başşehir Fira’daki hediyelik eşyacı ve kuyumcularda da aradığınızı bulabilmeniz mümkün. Yemek: Santorini’de bir restaurantın kalitesini, yemekleriyle beraber krater manzaralı olup olmadığı belirler. Tabii, balık her yerde balık diyebilirsiniz, ancak Santorini Krateri manzarası eşliğinde yenilmiş balık mönülü bir akşam yemeği, anılarınızda özel bir yere sahip olacak kadar doyumsuz olacaktır. Plajlar: Santorini, plajlarıyla ün yapmış bir Yunan Adası değildir. Bununla birlikte Ada’nın etrafındaki irili ufaklı plajlardaki siyah volkan kumunda güneşlenmenin ayrıcalığı da başka bir adada bulunmaz. Bot Turu: Limandan kalkan mini tur botlarıyla kraterin ortasındaki adalara yapabileceğiniz günübirlik turlarda sıcak şifalı suda yüzebilme şansı var. Böylelikle Santorini’nin ilginç coğrafik yapısını da uzaktan görmüş olursunuz. Bu gezini dönüşündeyse, eğer daha önce araba ve ya asansörü kullandıysanız, yarığın tepesindeki şehre bu kez ‘eşek taksi’lerle tırmanarak gününüzü noktalayabilirsiniz. Fotoğraf: Bilmenizi isteriz ki Yunan Adaları’nı tanıtan bir çok kartpostalın üstünde ve kitabın kapağında gösterilen beyaz badanalı, parlement mavisi pencere, kapı ve kubbeli yapı tarzi Santorini’ninkilerdir. Dolayısıyla fotoğraf tutkunlarının rahatlıkla bir iki rulo harcamadan dönemeyeceği bir yer olacaktır Santorini. En güzel fotoğraflar Ada’nın baş şehri olan Fira’nın uçlarındaki yapılardan çekilebilir. Akrotiri ve Thira Harabeleri: Volkan külü altında binlerce yıl çok iyi bir şekilde korunmuş olan Santorini Adası’nın eski yerlilerinden kalma Akrotiri Harabeleri 3600 yıl öncesindendir. Buradaki evlerden çıkarılmış rengarenk eski duvar resimlerini görmek için Ada’daki Thira Müzesi’ne gitmeniz gerekiyor. Thira Harabeleri’ndeki kalıntılar ise Akrotiri’ye oranla daha yakın tarihtendir; tiyatro, agora, tapınak gibi 2800 yıllık Antik Yunan ve Roma Harabeleri ile daha genç Bizans harabeleri. Gece Hayatı: Santorini gece hayatı konusunda Mykonos’tan sonra ikinci sırada gelir. Birbirine yürüyüş mesafesi uzaklığında bir çok eğlence merkezi vardır. Dans etmek için The Town Club, Koo Club, Kira Thira ve Enigma adlı dört disko en ünlüleridir. Geleneksel Yunan Tavernası içinse yine aynı sıradaki Bar 33 en iyisidir. Bu bölgede bir de canlı Rock müzik dinleyebileceğiniz Two Brothers adlı mekan var.
Amerika'da Araba Fiyatları: Mercedes-Benz 19:15
Amerika'da Araba Fiyatları: Mercedes-Benz 5.833 izlenme - 7 ay önce Merhaba arkadaşlar, bu videoda hepimizin yakından tanıdığı Mercedes-Benz galerisini geziyoruz. Şansımıza tüm üst düzey arabalar bu galerideydi. Tüm modellerin inine girdim. Fiyatları ve özellikleriyle tüm detaylar bu videoda. Keyifli seyirler.
Ukrayna'da Bir Pazar Günü Nasıl Geçer? 04:10
Ukrayna'da Bir Pazar Günü Nasıl Geçer? 9.329 izlenme - 2 yıl önce Ukrayna'da Bir Pazar Günü Nasıl Geçer? Ukrayna sokaklarından bir pazar gününün özeti.Farklı bir ırk bu Slav ırkı. Kızları güzel, çekici ve mütevazi. Bir pazar günü Kiev'de turlar iken bu güzellerle daha içli dışlı olabilirsiniz...
Rus Hostesi Gülme Krizine Sokan Futbolcular 01:34
Rus Hostesi Gülme Krizine Sokan Futbolcular 679 izlenme - 1 ay önce Rus Aeroflot ile seyahat eden futbol takımı, Rus hostesin uçuş öncesi gösterdiği uyarı işaretlerini yapmaya başlaması ile her hareketine “oooooleeey” diyerek tempo tutunca hostes daha fazla dayanamadı ve gülme krizine girdi.
Grup Sabii Sonunda Yanlız Kaldım Süper.... 02:01
Grup Sabii Sonunda Yanlız Kaldım Süper.... 42.620 izlenme - 9 yıl önce dinlesin herkes....
Atatürk Havalimanı'na Asılan İsveç Uyarısı 00:19
Atatürk Havalimanı'na Asılan İsveç Uyarısı 3.135 izlenme - 8 ay önce Dış Hatlar Gidiş Terminali'ndeki bir billboarda, Türkçe ve İngilizce "Seyahat uyarısı. İsveç'in dünyada tecavüz oranı en yüksek ülke olduğunu biliyor musunuz?" yazılı ilan konuldu.