Hoşgeldiniz!

Sohbetler Videoları İzle

Sehiv Secdesi Nasıl Yapılır ? 00:52
Sehiv Secdesi Nasıl Yapılır ? 265 izlenme - 2 yıl önce
Rasullah S A V'in Hayatı Ve Davetinin Faydaları - Basiret 55:11
Rasullah S A V'in Hayatı Ve Davetinin Faydaları - Basiret 179 izlenme - 8 ay önce ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Hz. Mehdiye Nasıl İnanacağız - Basiret 19:19
Hz. Mehdiye Nasıl İnanacağız - Basiret 127 izlenme - 5 ay önce Hz Mehdinin nuzul sebebi ona nasıl inanmamız gerekir Hz.Mehdi ile ilgili hadisler sahih mi ? Şemseddin Özaykan anlatıyor.
Asr Suresi - Basiret 47:57
Asr Suresi - Basiret 373 izlenme - 1 yıl önce Okunuşu Bismillahirrahmânirrahîm. 1- Vel asr 2- İnnel insane le fi husr 3- İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr Anlamı Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle. 1- Asra yemin olsun ki, 2- İnsan mutlaka ziyandadır. 3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.
Niçin Yaratıldık ? -Basiret 05:07
Niçin Yaratıldık ? -Basiret 334 izlenme - 1 yıl önce ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Sakal Duası Var mıdır ? 00:25
Sakal Duası Var mıdır ? 258 izlenme - 2 yıl önce
Tuncer Hoca ile Şifa Buluyorum 11:43
Tuncer Hoca ile Şifa Buluyorum 863 izlenme - 2 yıl önce Eyy Alkislarlayasiyorum.com'daki putperest kafirler Tuncer hoca ile tanışma zamanınız geldi. Bir duası ile migren, bağsur, horlama, cinsel sorunlara çare bulan bu mübarek zatı izliyince artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak sizin için..
Adem a.s  Rasul mudur,Nebi midir ? 03:58
Adem a.s Rasul mudur,Nebi midir ? 257 izlenme - 2 yıl önce Şemseddin Özaykan Medine İslam Üniversitesi Hadis Fakültesi Mezunu
Abdest alırken konuşulur mu ? 00:57
Abdest alırken konuşulur mu ? 369 izlenme - 1 yıl önce Abdest alırken nekere dikkat etmemiz gerekir ? Abdest alırken konuşulur mu ? Şemsedin Özaykan Anlatıyor...
Buruc Suresi Tefsiri 46:42
Buruc Suresi Tefsiri 181 izlenme - 9 ay önce ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Rahman Suresi 1 - 25 02:54
Rahman Suresi 1 - 25 510 izlenme - 2 yıl önce O Halde Rabbinizin Nimetlerinden Hangilerini Yalanlayabilirsiniz? Rahman suresi 1 ila 25. ayetler.Muthiş kıraat mutlaka izleyin.
Tekasür Suresi / Basiret 43:05
Tekasür Suresi / Basiret 443 izlenme - 1 yıl önce TEKÂSÜR Tekâsür, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. Kevser sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 8 (sekiz) âyettir. Cahiliye Arapları, mal, evlât ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de isbat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının çokluğuyla övünürlerdi. Sûrede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, 2. Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz. 3. Hayır! Yakında bileceksiniz! 4. Elbette yakında bileceksiniz! 5. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, 6. Mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. 7. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. 8. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz. (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Dualarımız Niçin Kabul Olmuyor ? - Basiret 08:45
Dualarımız Niçin Kabul Olmuyor ? - Basiret 240 izlenme - 12 ay önce Dualarımız niçin kabul olmuyor ? ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Kabir Alemi ve Azabi (Nihat Hatipoğlu Dini Sohbetler) 55:24
Kabir Alemi ve Azabi (Nihat Hatipoğlu Dini Sohbetler) 622 izlenme - 3 yıl önce ALLAH islam,KuRaN,qoran,quran,örtü,basörtü,bas­ortu,RAHMAN,rahmannet,mp3,Download,islam­i,kabe,resim,kardeslik,forum,din hadis nihat, hatipoglu, nihat hatipoglu, nihat hatipoglu, cübbeli, cubbeli, cübbeli hoca, cubbeli hoca, cübbeli ahmet, kuran,qoran,quran,Muhammed (SAV),Ebu Bekir (RA), Ömer (RA), Osman (RA), Ali (RA),sesli meal,elifba,ilmihal,hatim,Sahabe,The Message,çagri,davet,sohbet,film,islami film,klip,ezan,mevlid,baörtü,basörtü,ba­sortu,mp3,download,islami download,kabe,medine,cennet,cehennem,iba­det, namaz,sakal,inanç,iman,ahiret,kiyamet,me­kke,islami kitap,tefsir,meal,evliya filmleri,irade,ümit,korku,vaaz cd,dua ayetleri, nasihat, kabir, ölüm,mezar,mezarlik,mezar,mahser,Rüya tabirleri, Namaz, Abdest-Gusül, Oruç, Hac-Umre, Zekat, Fitre, Sadaka, Kurban, Adak, Kur-an'i Kerim, hadis, Hadisler, dua, Dualar, mezhep, Mezhepler, Dier, din, dini, Dinler, Melek, melekler, cin, Cinler, Kyamet, Kaza, ve, kader, Hz.Muhammed, Hz.Muhammet, Esma-Ül, Hüsna, Terimler, Diniterim, terim, ilahi, ilahiler, islam, Rüya, rüyalar, Tabirleri, Mucize, Mucizeler, Mübarek, Gün, Gece, Geceler, Dini Hikayeler, islam, Ramazan Nihat,nihat hatipoglu,Nihat hatipoglu,Hatipoglu,Quran,kuran,kur'­an,Qur'an,kuran-i kerim,islam, religion, din, peygamber, peygamber efendimiz, ahmet, mahmud, muhammed, mustafa, dua, dualar, dini sohbet, sohbetler,islam Timurtas Ucar Hoca Fatih collak
Hafız Ümit Aydın / Yeraltı Cami İmam Hatibi ve Cuma Vaazı 37:08
Hafız Ümit Aydın / Yeraltı Cami İmam Hatibi ve Cuma Vaazı 315 izlenme - 1 yıl önce 11 Mart 2016 Tarihinde " TÖVBE " Yüce ALLAH Celle Celalühu Dinleyenlerden Dinlenmesine Vesile Olanlardan razı olsun. yeralticamii.com ayetvehadis.com
Kıyamet Günü Olacaklar 04:25
Kıyamet Günü Olacaklar 525 izlenme - 3 yıl önce Kıyamet Günü Olacaklar
Basiret Tanıtım Videosu 00:34
Basiret Tanıtım Videosu 327 izlenme - 1 yıl önce ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Okuyup Üflemenin ve Muskanın Hükmü Nedir ? 04:53
Okuyup Üflemenin ve Muskanın Hükmü Nedir ? 244 izlenme - 2 yıl önce Şemseddin Özaykan Medine İslam Üniversitesi Hadis Fakültesi Mezunu
Muaviye ye nasıl bakmalıyız ? 04:40
Muaviye ye nasıl bakmalıyız ? 377 izlenme - 2 yıl önce Muaviye ye nasıl bakmalıyız ?Muaviyenin sahabe oluşu yaptığı hataları örter mi ? Sahabeye göstermiş olduğumuz saygıyı Muaviye içinde göstermemiz gerekir mi? Şemseddin Özaykan Cevaplıyor. ANDROID UYGULAMAMIZI İNDİRİN PAYLAŞIN HER AY DAĞITTIĞIMIZ BEDAVA KİTAPLAR SİZİN OLSUN ! ANDROID UYGULAMAMIZ İÇİN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb
Hadislerle İslam Ahlakı 01:07:21
Hadislerle İslam Ahlakı 166 izlenme - 8 ay önce ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Nasıl Kepaze Olunmaz? - Muratabigf 07:22
Nasıl Kepaze Olunmaz? - Muratabigf 253 izlenme - 1 yıl önce Gelmiş geçmiş en rezil, en kepaze videom bu sanırım. Neyse, bu rezilliklerle barışık bir şekilde yaşamam lazım sonuç olarak :D Facebook: https://www.facebook.com/BuModNeModu Twitter: https://twitter.com/MuratEnginEkin İnstagram: http://instagram.com/muratenginekn Vine: http://bit.ly/1uPtJJ3 Google+: http://bit.ly/ZLszFk Baskılı T-shirtler: hhttp://bit.ly/1vBvrkB İletişim için: muratenginiletisim@gmail.com
Muaz İbn Cebel 18:37
Muaz İbn Cebel 235 izlenme - 2 yıl önce
Uçakta Namaz Kılmak Caiz Mi ? 00:25
Uçakta Namaz Kılmak Caiz Mi ? 237 izlenme - 2 yıl önce
Giyinmiş Çıplaklar 03:23
Giyinmiş Çıplaklar 237 izlenme - 2 yıl önce
Kader Nedir,nasıl Anlamalıyız - Basiret 16:36
Kader Nedir,nasıl Anlamalıyız - Basiret 263 izlenme - 1 yıl önce ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
Peygambere salavat getirmek 02:32
Peygambere salavat getirmek 335 izlenme - 1 yıl önce Unutulan sünnetlerden Cuma günleri Peygambere salavat getirmek,Rasulullaha bolca selam ve salat edelim inşaallah...
Hac Ve Umrede Ölen Kişinin Hükmü Nedir ? - Basiret 00:51
Hac Ve Umrede Ölen Kişinin Hükmü Nedir ? - Basiret 261 izlenme - 1 yıl önce Hac ve Umrede Ölen Kişinin Hükmü Nedir ? ANDROID UYGULAMAMIZI YÜKLEDİNİZ Mİ ? HEMEN TIKLAYIN http://bit.ly/1IuSYYb (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben BASİRETLE Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." Yusuf 108
La İlahe İllallah Diyen Cennete Gider Mi ? 01:15
La İlahe İllallah Diyen Cennete Gider Mi ? 233 izlenme - 2 yıl önce Şemseddin Özaykan Medine İslam Üniversitesi Hadis Fakültesi Mezunu
Sohbetler (23 Kasım 2014; 23:00) 02:06:26
Sohbetler (23 Kasım 2014; 23:00) 260 izlenme - 2 yıl önce BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz. ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Ne yapalım? Anlatın bir şeyler. KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Soner Yalçın bugün Atatürk’ün kayıp günlükleri hakkında bir yazı yazmış. Günlükte, Atatürk’ün 3 Aralık 1916’da “Allah’ı İnkar Mümkün müdür?” adlı eseri okumayı bitirdiğine dair bir not var. Atatürk bu kitabı üç günde bitirmiş. Kitapta Allah’ın varlığı bilimsel delillerle anlatılıyor. ADNAN OKTAR: Bayağı güzel. KARTAL GÖKTAN: Hatta kitabın açıklaması için bir sitede de “Harun Yahya kitaplarına benzer” diye bir ifade geçiyor. Kitabın yazarı da Ahmet Hilmi. ADNAN OKTAR: Ahmet Hilmi. Atatürk dindar bir insan, Allah’a inanan bir insan, hem de aşkla. Evet dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Amerika’da 59 yaşındaki bir siyahi vatandaş, ismi Ricky Jackson. 1975 yılında işlemediği bir cinayet yüzünden 39 yıldır cezaevinde kaldı. Yapılan araştırmalar sonucunda davanın tek görgü tanığı olan ve cinayet esnasında otobüste olan 13 yaşındaki Edward Vernon’ın polisin zoruyla yalan ifade verdiği ortaya çıktı. Ve Jackson’un suçsuzluğu ortaya çıktı.  ADNAN OKTAR: 39 yıl sonra. Amerikan adaletinin çarpıklığı. Bir kısmını asıyorlar, bir kısmını böyle suçsuz yere hapse attırıyorlar. Çok fazla suçsuz yere hapiste yatan var. Binlerce kadın hapishanede. Ondan sonra Türkiye’ye diyorlar ki “genel af yapın, genel af olsun Türkiye’de” diyorlar. Türkiye’ye akıl veriyorlar. Önce kendi yaptıkları zulmü durdurmaları lazım. Tabii Amerikan derin devletini kast ediyoruz burada. Evet dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Küba’nın Guantanamo Bay bölgesinde Amerikan askeri üssünde 12 yıldır gözaltında bulunan bir terör şüphelisi daha serbest kaldı. Bu yıl içinde serbest bırakılan terör şüphelilerinin sayısı 13 oldu. Halen 142 tutuklunun bulunduğu Guantanamo’da daha önce yapılan açıklamada 73 terör şüphelisinin serbest kalacağı açıklanmıştı. Guantanamo’da yıllardır bulunan 48 şüpheli ne yargılandı, ne de serbest bırakıldı. ADNAN OKTAR: Sırf şüpheli, bak bu da adaletin olmadığını gösteriyor. Amerika’da adalet olsa böyle bir şey olur mu? Şüpheli, ne olduğunu bilmiyor tutuyor. Hem vahşilik, hem acımasızlık, hem sadistlik, hem gaddarlık, hem intikam ruhu, acımasızlık her şey var. Sırf kinden, öfkeden kaynaklanan bir tavır. Suçunu bilmiyorsan adamı niye tutuyorsun? Türkiye’ye de “genel af ilan edin” diyor bu adamlar. KARTAL GÖKTAN: Kurulduğu günden bu yana 800’e yakın terör şüphelisi Guantanamo’da tutuklu kaldı. İnsan hakları örgütlerinin ciddi eleştirileri var bu konuyla ilgili. ADNAN OKTAR: Adamın tipini beğenmiyor içeriye alıyor. Adamı sürüm sürüm süründürüyor. Niye diyorsun? “Tipinde öyle terörist tipi var” diyor, “şüphelendim” diyor. Amerikan nakliye uçaklarıyla Afganistan’dan alıp getirdiler. Adamların kolları arkadan bağlı, düz tahta sıralar üstünde dimdik oturtulmuş vaziyette ta Amerika’ya kadar öyle götürdüler onları. Sonra yine elleri kolları bağlı o turuncu kıyafetlerle yıllardan beri orada işkence ediyorlar adamlara. Adamlar suçunu da bilmiyor, ne zaman kurtulacağını da bilmiyor. Çeşitli işkence üsleri, ifade alma yerleri yaptılar. Irak’ta şurada burada böyle birçok yerde böyle seyyar gizli karakollar oluşturdular. Orada bu tipinden şüphelendikleri insanları bayağı ezdiler, oraya da götürüp şüpheli, kuşkulu falan diye tuttular. Şimdi yavaş yavaş keyifleri oldukça bırakıyorlar. Zulüm, gaddarlık, acımasızlık hepsi var. Amerikan derin devletinin bu kafayı tasfiye etmesi gerekiyor. Amerikalılar genelde çok güzel huylu insanlar, Amerikan halkı. Devlet olarak da dürüst bir devlet. Fakat derin devletler genellikle çok psikopat oluyorlar, çok acımasız ve gaddar oluyorlar. Devletin de başına bela oluyorlar, milletin de başına bela oluyorlar. Amerikan halkının başına bela oldular. Amerikan ekonomisini mahvettiler, Amerika’yı fakir hale getirdiler. Ama derin devlet daha hala görevini yapıyor. Halk demiyor ki “bu derin devlet belasından nasıl kurtulacağız? Hükümet buna bir son versin” demiyor. Sanki pek lazımlarmış gibi it-kopuk takımını beslemeye devam ediyor Amerika. Hem kendini ezdirtiyor, hem dünyayı ezdirtiyor, ordusunu mahvettirdi. Bak ordusu her gün günde 20-22 çocuk delikanlı intihar ediyor her gün Amerikan ordusunda. Derin devletin yaptığı zulümden kaynaklanıyor bu. Derin devlet çocukları adeta psikopat hale getirdi, akılları gitti, kendilerine saygıyı kaybettirdi, merhamet şefkat duygularını öldürdüler. Çocuklar insanlıktan çıktığı için düşünce yeteneklerini de kaybetti, sevgiyi tamamen unuttular, çözümü ölümde arıyorlar. Dehşet verici bir durum. Amerikan halkı derin devlete karşı tavır alsın artık. Bak, Türkiye’de Ergenekon’a karşı tavır aldı halk, güzel bir netice oldu. Amerika’da da derin devlete karşı tavır alsınlar. İtalya’da da derin devlete tavır alındı Gladyo’ya karşı bayağı güzel netice aldılar. Amerikan halkı biraz çekingen, hükümet de çekingen. Hep beraber bu beladan birlikte kurtulalım demeleri lazım. Amerikan derin devleti giderse Amerika hem çok zengin olur, hem çok rahatlar, hem dünya ülkeleri çok rahatlar, hem bu intiharlar, bu ölümler ortadan kalkar, zulüm de biter çok rahat ederler, inşaAllah. Evet dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan, PKK’nın Irak Kürdistan bölgesinde bazı yerlerden çekildiğini açıkladı. Karayılan, “Laleş ve Duhok’ta ihtiyaç olmadığını gördükten sonra Duhok dağlarından çekildik, Laleş’ten de çıktık. Eğer gerekli olursa neresi olursa olsun oradan çıkarız” dedi. ADNAN OKTAR: Kovalanmanın adı, kaçmanın adı, “şapkamızı aldık gittik” diyor. Dehşete kapıldığınız için, hayati tehlike olduğu için çıkıp gittiniz. Ben söyledim “boşaltın oraları” diye. Günlerden beri söyledim bak, “sizi katledecekler” dedim, “katliam yapacaklar oraları boşaltın” dedim. Dediğim yerlerden de çıktılar katliam korkusuyla. Şimdi de, “biz kendi gönlümüzle gittik, bir hava alalım dedik, işte mesire yeri olsun falan dedik.” Siz kimi kandırıyorsunuz? Dehşete kapılıyorsunuz, korkuyorsunuz can güvenliği açısından kaçıyorsunuz. Tamam bir şey dediğimiz yok. Zaten ben söyledim gidin diye. Yalan söylemeye ne gerek var? Amerikan halkı genellikle derin düşünecek halleri pek olmuyor. Ya hamburger yiyorlar, ya film izliyorlar, işte karton filmler bilmem ne falan, boş işlerle vakit geçiriyorlar. Ya işte açık alanda gitar çalalım hep beraber, böyle dinlenmesi zor parçalar söylüyorlar. Dinlenir de yani zor dinlemesi bazen. Boş işlere ağırlık veriyorlar. Böyle şeylerden de çok korkuyorlar, derin devletten çok korkuyorlar. O da onları ezim ezim eziyor. Mesela bak Amerikan halkını katletmek için yüz binlerce tabut hazırlamışlar. Derin devlet gösteri yapıyor, yani halka gözdağı veriyor. “Böyle hepinizi tabutlara doldururuz ha” falan gibisinden. Onlar da bunu görünce iyice korkuyorlar. Gördünüz mü, dağı-taşı tabutla doldurmuşlar hazırlamışlar? Bir durumda hepsini öldüreceklermiş, o tabutlara dolduracaklarmış. Özel yapılanma var bu iş için, yani Amerikan halkının ayaklanması durumunda Amerikan halkını öldürmek için hazırladıkları özel ordu var. Özel tabut depoları oluşturmuşlar. Bu sevgisizlik, bu gaddarlık ruhu onları bu delice çizgiye getirdi. Amerikan halkı buna bir çözüm bulması lazım. Bilmiyorum Obama cesaret edebilir mi? Ama Tayyip Hocam cesaret etti Ergenekon’u kazıdı. Amerikan halkı da iyi bir kararlılıkla, belki dış ülkelerin de yardımını isteyebilirler, derin devleti kazısınlar. Öbür türlü rahat edemezler. Evet dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: PKK’nın Kandil’deki liderlerinden Sabri Ok da bir açıklama yaptı. “Öcalan silahsızlanma konusunda çağrı yapabilir” sözlerini doğru ve yerinde bulmadıklarını söyledi. “Hiç kimsenin silah iradesi elinde olan bizler adına konuşması doğru değildir. Bizim böyle bir şeyden haberimiz yok. Biz daha önce de söyledik; Kürt sorununun çözümü konusunda ciddi adım atılmadan önder Apo özgürleşip bizzat gerillayla görüşmeden bu tür şeyler tartışılamaz. Gerilla da hiçbir biçimde silah bırakmaz” diye konuştu. ADNAN OKTAR: Doğrusu bu. En başından beri söylüyorum, yıllardan beri söylüyorum. Üç sene önce, dört sene önce, beş sene önce de hep aynı şeyi söyledim. “Hiçbir şekilde de silah bırakmazlar” dedim. Evet dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız bugün Tunceli’ye gitti. “Hep beraber konuşacağız, kızmadan, öfkelenmeden hepimizin yaşadığı acıları paylaşarak konuşacağız “dedi. Bir Cem evini ziyaret etti. Cem evinde yer sofrasına oturup Alevi kardeşlerimizle birlikte yemek yedi. Fotoğrafları da vardı. ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Başbakan şahane bir Başbakan. Böyle Başbakan cumhuriyet tarihinde yok. Aferin çok güzel, maşaAllah. Her türlü mükemmel tavrı gösteriyor. Sevgisi güzel, şefkati güzel, kibarlığı, saygısı, hürmeti, nezaketi her şeyi. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Başbakanımız Cem evine girerken bir Alevi Dedesi elini öpmek istiyor. Başbakanımız da Alevi Dedesi’nin elini öpmek için eğiliyor. Bayağı bir süre karşılıklı mücadele ediyorlar. ADNAN OKTAR: İşte oradaki üstünlüğü, ahlakının güzelliği açık açık görülüyor. Böyle bir Başbakan samimi söylüyorum cumhuriyet tarihinde gelmedi. Osmanlı tarihinde de var mı hatırlayamıyorum. Çok mükemmel bir insan. “Davutoğlu’nun resminde Efkan Ala’nın yanında bulunan Fermani Altun Dünya Ehli Beyt Vakfı Başkanı. Sevgi Dili programımıza katıldı” diyor. Biliyorum Fermani Bey’i, kaç defa sohbet ettik. “Bana çok sevgisini programda ifade etti, sonra selam ve sevgilerini ısrarla iletti.” Faaliyetlerimi de övmüş. Allah razı olsun. Zaten yüz yüze konuştuğumda da aynı şeyi söylüyor. Bayağı efendi. Daha yakın zamanda da görüştük, iftarda görüştük evet. Tayyip Hocam açıklama yapmış. “2015’te Bakanlar Kurulu’na ben başkanlık yapacağım” diye. Tayyip Hocam oturmak istemiyor hareketli olmak istiyor. Ama iyi olur, tecrübeli bir insan. Ne olur? Eski kardeşleri, arkadaşları. Yetkisi var zaten değil mi? BÜLENT SEZGİN: Evet. ADNAN OKTAR: Tamam, mahsuru olan bir şey değil. Tecrübesinden, fikrinden istifade etsin insanlar. Şevkli de maşaAllah. Evet dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu Dersim’deki eski kışlanın müze yapılacağını belirterek şunları söyledi: “Alevi kardeşlerimize karşı hiçbir ayrımcılık yapılmasına izin vermeyiz. Aynı şekilde herhangi bir toplum kesiminin başka toplum kesimlerine karşı ayrımcılık yapılmasına, gayrimüslimlere karşı ayrımcılık yapılmasına da hiçbir şekilde izin vermeyiz. Toplum içinde herkes eşit vatandaşlık haklarından istifade eder” dedi. ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ahmet Davutoğlu’nu bütün gençlik desteklesin. Yani muhalifler de desteklesin çok efendi inan, böyle insan kolay kolay bulunmaz. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Başbakan Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu cCm evi önünde bulunan Pir Sultan Abdal heykeli önünde fotoğraf çektirdi. ADNAN OKTAR: Çok iyi olmuş aferin maşaAllah, güzel olmuş. Çok çile çekti çok Ahmet Davutoğlu. Çok efendi, çok dürüst delikanlı, yiğit maşaAllah, çok değerli Hocamız. Allah ömrünü uzun etsin. Tayyip Hocam da zaman zaman böyle sert çıkışlar yapıyor ama adamlar çok münasebetsizlik yapıyorlar. Aciz görmek istiyorlar Müslümanlar’ı, o da, ‘ben aciz değilim, güçlüyüm, kararlıyım’ bu mesajı veriyor. Yoksa nesine lazım, o bağırıp çağırma meraklısı değil. Çünkü böyle onlar pısırık, güçsüz, ezik adam arıyorlar yani üstüne gidecek, üstüne gittikçe korkacak falan. Adnan Menderes biraz öyleydi rahmetli, çok çekingendi. Böyle kararlı insan oldu mu pek o zaman sesleri çıkmıyor bazı tiplerin. Bir ihtimal ondandır yoksa kendine hakim, bayağı makul, tutarlı, şefkatli bir insan. TARKAN YAVAŞ: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, böyle Anadolu, baba şefkatiyle de kendi çocuğu gibi de görüp çok samimi çıkışlar yapabiliyor. ADNAN OKTAR: Evet, Türkiye’nin hayrı için söylüyor. Mesela “Üç çocuk yapın” diyor. Türkiye’de genç nüfus çoğalsın, zinde bir toplum olsun amacı o, yoksa ne yapacak? Ama sigarada acayip haşlamıştı gençleri. Ne yapsın? Hasta olmasınlar istiyor, sağlıklı olsunlar istiyor. Ahmet Davutoğlu Hocam’a iyi sahip çıkmak lazım. Bütün toplum kesimlerinin çok seveceği bir insan. Bak Aleviler nasıl bağrına basıyor, nasıl seviyorlar? Bayağı güzel maşaAllah çok iyi. BÜLENT SEZGİN: Ayrıca diğer kişilere de, gayrimüslimlere de hükümetin destek verdiğini net bir şekilde ifade etmiş oldu Adnan Bey. ADNAN OKTAR: Evet. KARTAL GÖKTAN: Devletin bundan sonra resmi bir ideolojisinin olmayacağını da söyledi Sayın Davutoğlu. ADNAN OKTAR: O önemli, çok hayati bir açıklama yapmış. Devletin resmi ideolojisinin olmadığını söylemesi cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından birisi aslında. Çok hayati bir açıklama yapmış. Bunu tekrar tekrar gündeme getirmek lazım. KARTAL GÖKTAN: İlgili bölümü okuyabilirim konuşmasından. ADNAN OKTAR: Hayır uzun uzun yapmaya gerek yok. “Devletin resmi ideolojisi olmayacak” demek devrimdir. Çok büyük bir açıklama, çok hayati bir açıklama. Vatandaş bundan çok çekti. Çünkü resmi ideolojiye zorla dayatma tarzında boyun eğdirmek istediler. Mesela Alevi oluyor ‘illa bu kafada olacaksın,’ mesela Nakşibendi oluyor, ‘illa benim kafada olacaksın,’ Kadiri oluyor, ‘illa benim kafamdan olacaksın.’ Bırak herkes istediği gibi düşünsün. Devletin ideolojisi olmaz. Devlet tarafsızdır vatandaşına. Olur mu öyle şey? KARTAL GÖKTAN: Çeşitli sebeplerle ülke dışına çıkmak zorunda kalan vatandaşlarımızı da geri çağırdı. ADNAN OKTAR: Evet. Medyen Kutlu. “Üstadım, insanları uyar, yolları üstünde Allah’ın kulunu arayıp bulsunlar. Neyi bekliyorlar? Hz. Mehdi (a.s)’ı bulsunlar” diyor. Biz de arıyoruz hep beraber. Korucuların Cumhurbaşkanımız’dan görüşme talebi olmuş. Tayyip Hocam bu teklifi düşünüyor herhalde. Ama ben rica ediyorum korucuların içinden bir heyetle görüşsün. Onların anlatacakları var. Koruculara hükümet sahip çıksın. Korucular polis statüsüne alınsın, sayıları artırılsın, silah kalitesi artırılsın. Gerekirse el bombası tarzında yakın mücadele silahlarıyla da tahkim edilsin. Başka türlü olmaz. Bir de şehre indiklerinde silahları yanında bulunsun korucuların. “Hocam, bugün Nesli Nur’un doğum günü” diyor Sibel Özhan. Var mı Nesli Nur’un resmi? BÜLENT SEZGİN: Var. ADNAN OKTAR: Bakayım. Nasıl güzelmiş, nasıl nurluymuş? Allah ona uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin, iman, hidayet versin, aferin. Şimdi bu inci sözcüklere karşı da çok dikkatli olmak gerekiyor. “Ey bir güneş gibi parıldayan, ey bir inci gibi ışıldayan” bunu duyduğumuzda rahat durmuyorlar demektir dikkatli olmak lazım. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Risale-i Nurlar artık Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılacak. ADNAN OKTAR: Çok şahane. Diyanet İşleri Başkanlığı, Risale-i Nur’lar? KARTAL GÖKTAN: Evet, Bakanlar Kurulu kararıyla. ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a helal olsun. Said Nursi Hazretleri’nin en büyük amacıydı devlet eliyle basılması bu gerçek oldu. Onun vasiyetiydi. O da Tayyip Hocam’a ve Sayın Davutoğlu’na nasip oldu o onlara yeter. Böyle bir hükümet yıkılmaz. Mesela bak gitti Alevi kardeşlerimizin ziyaretine, Alevi dedesinin elini öpmek istedi. Kardeşim ben buna bakarım. Yol, köprü beni ilgilendirmez. Benim için üçüncü, dördüncü, beşinci derecede onlar. O Alevi dedesinin elini öpmeye kalktı ya, gayret etti ya, o tevazuyu, o sevecenliği gösterdi ya beni ilgilendir odur. Ben o yönüyle onu severim, çok güzel olmuş. Evet, bekliyorum. BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Joe Biden’la dün İstanbul’da bir araya geldi. Erdoğan konuşmasında “İki NATO müttefiki olarak birbirimizin savunma ve güvenliğine olan bağlılığımızı bir kez daha teyit ettik” derken Joe Biden Suriye’deki mücadelenin yalnızca IŞİD’e karşı değil Esad rejimine de karşı olduğunu söyledi. ADNAN OKTAR: Bunlar kör açmaz savaşlar. Hiçbir şey çıkmaz ondan. Artık ölü savaş şeklinde devam eder, kesintisiz devam eder. Bıktırıcı ve bezdirici bir savaş olarak devam eder. Yoksa Esad rejimi en fazla küçülür. Ama yıkılacak gibi görünmüyor. Çünkü Çin destekliyor, Rusya destekliyor nasıl yıkılsın? Çin’in ve Rusya’nın yıkılması lazım o rejimin yıkılması için. Kör savaş olduğu belli. Strateji baştan yanlış yapılmış. Ama orada IŞİD de kalır, diğer terör örgütleri de kalır. Irak belini doğrultamaz. Irak da çok küçülür. Kesintisiz savaşlar, kavgalar devam eder Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar. Anlamazdan geldikleri sürece de devam edeceği belli. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Filistin’e asker gönderebileceklerini söyledi. “Biz silahlı kuvvetlerimizi Filistin’e göndermeye hazırız. Bu hem oradaki yerel polise yardım edebilir, hem de İsrail’in güvenliğini garanti edebilir. Sürekli değil güveni temin edene kadar gerekli olan zaman için söylüyorum” diye açıklama yaptı. ADNAN OKTAR: Mısır polisi ne yapacak? Filistinlileri hizaya mı getirecek? İyi niyetle de söylüyor olabilir. Neticesini düşünmeden de söylüyor olabilir. Belli ki Filistinliler’le Mısır askeri çatışacak, yeni bir kardeş kavgası olacak. Bunun bir anlamı yok. Önce sevginin öğretilmesi lazım, dostluğun, kardeşliğin, barış ruhunun, muhabbetin, Allah korkusunun, Allah sevgisinin öğretilmesi lazım. Mısır’da ve Filistin’de Darwinist eğitimden vazgeçmeleri gerekiyor. Gürül gürül Filistin’de de, Mısır’da da Darwinist eğitim var. Irak’ta da var. Irak’ta çok kapsamlı olarak Darwinizm öğretiliyor. Suriye’de öğretiliyor. Ortaokul, lise, üniversite her yerde öğretiliyor ilkokul dâhil. “Ondan sonra da niye böyle oluyor?” diyor. İşte Allah bir uğursuzluk verir o zaman. Evet, dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin güvenli bölge teklifine karşılık olarak Amerika PYD’nin denetiminde bir tampon bölge oluşturulması gerektiğini Türkiye’ye teklif etti. Buna göre PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde ilan ettiği kantonlarda güçlü bir silahlı kuvvet bulundurması ve buralarda güvenli bölgeler yaratması Amerika yönetimi tarafından Türkiye’nin önerdiği tampon bölge teklifine alternatif olarak sunuldu. Amerikalılar PYD ile kurdukları ilişki karşılığında PKK üzerinde büyük bir güç sahibi olduklarını, Suriye’nin kuzeyinde Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi bir istikrar adası oluşturulabileceğini iddia ediyorlar. Ve Türkiye’deki çözüm sürecinin de garantörü olmak istiyorlar. ADNAN OKTAR: Ne kadar saftirik adamlar bunlar. Kafaları hiç çalışmıyor bunların. Amerikan derin devleti hep bunak ihtiyarlardan oluşuyor. Alkolden beyni çökmüş azılı bunaklardan oluşuyor. Geçenlerde televizyonda gösterdi o bunaklardan bir tanesini, bakışlarından, her yerinden anlaşılıyor bunak olduğunu, klasik bunak. Bunların aklının dünyada geçerli olması çok ürkütücü. Teknik bilimsel bir rapor şeklinde hazırlayalım da bunlara gönderelim. Bu acayip kafayı bıraksınlar. PYD’den haberleri yok, PKK’dan haberleri yok, her şeye inanıyorlar. “Biz barışçılız” diyor PYD “Komünizmle de alakamız yok” diyorlar kibar bir komünist isim bulmuşlar kendi kafalarına göre. Etekli komünizm dedik ya. Buna inanıyor Amerika. Bir de Türkiye’deki barışı da sağlayacaklarını düşünüyorlar Türkiye’yi bölerek. Müthiş bir kepazelik projeleri var, rezalet projeleri var bunun hazırlığı içindeler. Tehlike büyük, bunlara en güzel anlatım tarzını hazırlayıp bilimsel metotlarla sunmak lazım. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin eserleriniz vesilesiyle gerçekleştirdiği faaliyetler şöyle Adnan Bey yakın zamanda. 19 Kasım’da Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz evde bir araya gelip sohbet etmişler. ADNAN OKTAR: Şimdi Adapazarı’nı sen yıldırım gibi geçtin. Hepsini bana tek tek. Bak burada nur gibi insanlar maşaAllah. Hepsi birbirinden sevimli, güzeller maşaAllah. Evet. KARTAL GÖKTAN: 21 Kasım’da Mersin’den kardeşlerimiz evde buluşmuşlar çeşitli konularda sohbet etmişler. ADNAN OKTAR: Bak ne güzel sofraları.  Bu Mersin ekibi, maşaAllah çok güzel. Yeni yeni kardeşlerimiz oluyor. Bak halktan nur gibi çok efendi insanlar. Gayet güzel bir teknikle birbirlerine hakkı ve hakikati anlatıyorlar. Ve Allah’ın nimetlerini de hep ortaya koyup, o güzelliği görüp Allah’a şükrediyorlar çok güzel. KARTAL GÖKTAN: Dün Alanya’da kardeşlerimiz 400 tane A9 broşürü dağıtmışlar. Ankara’dan kardeşlerimiz Eryaman’da 750 adet A9 broşürü dağıtmış. ADNAN OKTAR: Yaklaştırsana şu köfteyi bakayım. Sevilmenin mutluluğu içinde. Evet. KARTAL GÖKTAN: 22 Kasım’da kardeşlerimiz Cumhuriyet Caddesi’nde Avukatlara, doktorlara ve esnafa 40 adet kitabınızı dağıtmışlar. ADNAN OKTAR: MaşaAllah. KARTAL GÖKTAN: Bugün Samsun’daki kardeşlerimiz bir araya gelmiş. Sizin eserlerinizden okuyup sohbet etmişler. ADNAN OKTAR: MaşaAllah bayağı kalabalıklar, çok güzel olmuş. KARTAL GÖKTAN: Yine bugün Balıkesir Susurluk’ta kardeşlerimiz esnafa 63 adet kitabınızı hediye etmiş. ADNAN OKTAR: Çok iyi. KARTAL GÖKTAN: Dün kardeşlerimiz Şirinevler’de 1500 adet A9 TV broşürü ve 25 adet kitabınızı dağıtmışlar. ADNAN OKTAR: Şu gayrete bak sen gayrete, maşaAllah. KARTAL GÖKTAN: Geçen Cuma ise toplanıp sohbet etmişler ve yemek yemişler. ADNAN OKTAR: Çok güzel maşaAllah, elhamdülillah. Allah şevklerini artırsın. Yedikleri içtikleri onlara kuvvet olsun, İslam’ı yaymaya. KARTAL GÖKTAN: Dün akşam Kayseri’den kardeşlerimiz evde bir araya gelip sohbet etmişler. Yine sizin kitaplarınızdan okumuşlar. ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Kayseri’nin aslanları. KARTAL GÖKTAN: Son olarak yine bugün Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen kardeşlerimiz Almanya’da bir araya gelmişler. Çeşitli konularda sunumlar eşliğinde anlatımlar yapmışlar. ADNAN OKTAR: Ne güzel birbirlerine iman hakikatleri anlatıp imanlarını daha da güçlendiriyorlar, Allah’a sevgilerini daha da artırıyorlar. Allah onlara güzel nimetler sunuyor. Hem ilim ziyafeti var, hem de yiyecek ziyafeti var. Güzel. Dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Rahşan Ecevit’in öncülüğünde çıkarılan af yasasının ardından yetmiş bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu kırk bine kadar düştü. Bu af çıkarılırken belli suçları kapsamayacağı iddiası vardı. Ancak yasa meclisten geçtikten bir süre sonra Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurularla kapsam hızla genişledi. Erteleme ve ceza indirimleri dahil edilince kırk dört bin kişi aftan yararlandı. Ancak üç yılda mahkum sayısı yirmi bin artarak yeniden atmış dört bine çıktı. ADNAN OKTAR: Sen suç işlemiş, cinayet işlemiş adamı bıraktığında, o adam öldürmekten zevk alan adamlar yeniden imkana kavuşmuş oluyor. Birse üç kişi daha öldürüyor. Bu büyük bir risk, büyük bir tehlike. Çok tedbirli ve dikkatli olmak lazım. Evet. KARTAL GÖKTAN: Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Ukrayna krizinin batılı devletler tarafından Rusya’ya karşı koz olarak kullanıldığını ve amaçlarının Rusya’daki rejimi devirmek olduğunu, uyguladıkları yaptırımların bu nedenle olduğunu söyledi. ADNAN OKTAR: İşte söylüyoruz, Rusya’yı devirmek değil bağırlarına basmaları önemli. Avrupa Birliği’ne alsınlar Rusya’yı, sevgiyle yaklaşsınlar Rusya’ya. Çok acımasız yaklaşıyorlar. Rusya da panik olup can yakacak, rahatsız edecek olayların içerisine giriyor. Bu doğru değil. Ruslar bir kere temiz insanlar, dürüst insanlar, güzel insanlar, görgülü insanlar ve şefkate muhtaç insanlar. Yıllarca komünizmin pençesinde yaşadılar, artık huzurlu güzel bir hayat yaşamaları gerekiyor. Avrupalılar’ın Ruslar’a sevecen yaklaşmaları gerekiyor. Bu stil, bu yöntem, onları dışlayan politika insani değil, vicdani değil, şefkate uygun bir tavır olarak hiç değil. AYLİN KOCAMAN: Siz biliyorsunuz Adnan Bey inşaAllah. Uluslararası basında Tayyip Bey’e yönelik olumsuz haberler gibi aynı şekilde Putin’e yönelik de böyle bir kampanya var. Genel olarak çok olumsuz haberler yaygınlaştırıyorlar. ADNAN OKTAR: Sevgisizlikten, merhametsizlikten kaynaklanıyor. Putin’le görüşmek lazım Türkiye’ye geldiğinde. Kendini iyi tanıtamıyor, iyi ifade edemiyor Putin. Sık sık basın toplantılarıyla daha sempatik, daha sevecen bir görünüm verebilir. Özellikle Rus genç kızlar çevresinde, Rus gençler çevresinde böyle modern, hayatın güzelliklerini iyi vurgulayan bir üslupla yaklaşırlarsa, sanata ağırlık vererek yaklaşırlarsa Avrupa’da geniş çapta kabul görürler. Ama böyle soğuk, buz gibi bir görüntü olmaz. Evet. BÜLENT SEZGİN: BBC’de yayınlanan bir yazıda Kobani’deki mücadelenin sıradan bir mücadele olmadığı, geçmişin karanlık muhafazakar dünyasıyla, geleceğin iyimser ideolojisinin mücadele ettiği yazıldı. Öcalan’ın Amerikalı komünist Bukçin’den etkilenerek Kobani’de yeni bir düzen inşa ettiği, hiç bir hiyerarşinin olmadığı, yerel sistemlerin ve bireylerin güçlü olacağı bu modelin heyecan verici olduğu iddia edildi. Yazı boyunca da Öcalan’ın komünizmi yeniden yorumlaması, Marksizm’den ayrılıp hiyerarşik olmayan bir komünist düzen kurmak istemesi “harika, muhteşem, müthiş” gibi ifadelerle övülüyor. ADNAN OKTAR: BBC’de olsun, başka haber ajanslarında olsun, gazetelerde komünizme hayran olan 71’den kalma insanlar var, 69 gençliğinden kalma insanlar var. Bunların hayalinde bir şeyler var. Ama bunun pratik uygulamasının nasıl dehşet verici, nasıl insanları huzursuz edici olduğunu düşünmüyorlar. Bir kere bölge insanları Müslüman, Allah’a inanan, imandan zevk alan insanlar. Sen ne diyorsun? “Allah’a karşıyım, dine karşıyım, aileye karşıyım” diyorsun. “Ahlaka karşıyım” diyorsun. Eğer sen onun dinini elinden alırsan her şeyini elinden almış oluyorsun. Hayatının anlamı kalmaz o zaman. “Ben sana” diyorsun “konfederal” bilmem ne. Kardeşim adam çeyrek ekmek, peynir yer ama böyle bir rezilliğin içine girmez. Onun maneviyata, sevgiye, şefkate, merhamete, imana, Allah korkusuna, Allah sevgisine ihtiyacı var. Bundan habersiz bunlar. Genellikle ateist bu gençler. Kendi kafalarına göre iki bin kilometreden, üç bin kilometreden, dört bin kilometreden durum değerlendirmesi yapıyorlar. Gidip olayları da görmüş de değiller. Halkı da tanımıyorlar. Halkın bünyesine tamamen zıt, ruhuna, psikolojisine tamamen zıt, onları dehşete düşürecek, onları rahatsız edecek ideolojileri zorla dayatmaya kalkıyorlar. Ne oldu? Bak IŞİD reaksiyonu çıktı, tuttukları yerde bunları boğup, asıp kesiyorlar. Sonu böyle olur işte. Bir insana sen istemediğini zorla dayatmaya kalkarsan o insanı delirtirsin, dengesini bozarsın, psikolojisini bozarsın, toplumda cinnet meydana getirirsin. Nitekim Irak halkında da, Suriye halkında da cinnet meydana getirdiler. Komünizme karşı müthiş bir reaksiyon olduğunu bildikleri halde zorla komünizmi dayatmaya kalktılar. Bak şu an Kobani’de orada burada bu PKK’ya karşı ayaklanan, tavır koyan, onları asan kesenler hep Kürt. Kendi inancına zıt gördükleri için, müthiş bir nefret duydukları için şiddetli reaksiyon gösteriyorlar. Ve bütün bölgeden kazınmış oldukları halde sanki orada bir başarıları varmış gibi göstermeye çalışıyor. Kardeşim sen konfederal bilmem ne karmakarışık laflar söylüyorsun. Onu savunan adamlar nerede? Kaçmış durumdalar. Hala da kaçmaya devam ediyorlar. Bak adam açıklama yaptı “şuradan şuradan şuradan biz severek, isteyerek, güle oynaya ayrılıyoruz” diyor. Senin artık orada tutunacak yerin kalmamış. 600 kilometrelik alan boydan boya IŞİD’in eline geçti. Sen neden bahsediyorsun? Kobani’de çok küçük bir alanda sıkışıp kaldılar. Bunları da kimse kâle almaz. Ortadoğu’da halk kendi inancını yaşamak ister. İslam’ı yaşamak ister. Yoğun olarak da yaşanan İslam. Kimse komünizmi kabul etmez. Komünizmin korkunçluğunu, çirkinliğini bizim yayınlardan sonra bütün bölge zaten tam kavradı. Müthiş bir nefret var, bundan sonra orada tutunmaları mümkün değil. Bakın “kaçın” dedim onlara, kaçtılar. Ama kaçıyoruz demiyor, “güle onayarak, severek kendimiz ayrılıyoruz” diyor. Kaçıyorsun, ben kaç dedim, kaçıyorsun. Boğazlayacaklar seni çünkü. Yenildiniz, bittiniz. Böyle bir fikir de yok. Komünizmi Ortadoğu kabul etmez. Artık İslam’ın çağı bundan sonraki çağ. Bu yüzyıl İslam’ın yüzyılı. Kobani’den gelen mültecilerin yüzde sekseninin çocukları IŞİD’le birlikte PKK’ya karşı mücadele ediyor. Bu gerçek, hepsi de biliyorlar bunun böyle olduğunu. Buraya gelen annelerimiz, kız kardeşlerimiz hepsi dindar. Ve komünistlerden nefret ediyorlar, PKK’lı komünistlerden, katillerden. Onlardan kurtuldukları için de sevinç içindeler. O pisliklerin bölgeye gelmesini istemiyor halk. İsterlerse onların arasında bir anket yapabilirler. Şiddetle nefret ediyorlar. Amerikalı komünist Bukçin, anarşist komünizmi savunuyormuş. Anarşist komünizmin artık dünyada yeri olmadığını görüyoruz. Her yerde eziliyorlar. Öcalan da entellere falan özeniyor, onların sözlerini alıyor, onların konuşmasını alıyor, oradaki yazılardan alıntılarla kendince bir şeyler meydana getirmeye çalışıyor. Öcalan’ı dinleyen hiç kimse yok şu an. Zorla, bin bir türlü destekle Amerikan derin devleti destekliyor. Türk derin devleti destekliyor, Türkiye derin devleti destekliyor Öcalan’ı. İngiliz derin devleti destekliyor. Zoraki ayakta tutmaya çalışıyorlar. Kimsenin sevdiği falan yok. Zavallı yaşlanmış kimsenin kâle almadığı bir adam. Dinle, imanla da alakası yok. Sonradan Müslüman gibi göstermeye çalıştı kendini, o da olmadı. Onu da beceremedi. Bölgeye IŞİD felsefesi hâkim oldu bunların yüzünden. Halk kendi halinde daha sakin bir İslam anlayışındaydı. Ama bunların azgınlığı yüzünden IŞİD mantığı bütün bölgeye hâkim oluyor ve olacak da, daha da olacak gibi görünüyor. Bunlar bu kafadan vazgeçmedikleri için.  Evet, bir şeyler konuşalım. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Diyarbakır’da hastanede tedavi gören PKK’lının hemşire kıyafeti giyerek hastaneden kaçtığı ortaya çıktı. ADNAN OKTAR: Taktı bunlar. Abdullah Öcalan işte oturuyor kendine Bukçin’i örnek alıyor. Bukçin’i örnek alacağına Peygamber (s.a.v.)’i örnek alsın. Amerikalı Bukçin anarşist, terörist,  komünizmi savunan bir insan. Neyini savunuyorsun onun? Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Gazete Vatan IŞİD’le ilgili şöyle bir haber yayınladı. Haberde; “örgütün safına kattığı ve bazen para vererek kiraladığı kadınları, önemli görevlerdeki erkek ajanları ve devlet görevlilerini baştan çıkararak bilgi toplama görevinde kullanıldığı ortaya çıktı” diye yazdılar. ADNAN OKTAR: Atışın bu derecesini ilk defa görüyorum yani. IŞİD’in istihbarata ihtiyacı yok ki. Adam direkt kesiyor zaten öyle bir sorunu yok yani. Ne istihbaratı? O demokratik ülkelerde olur. Kim suçlu kim suçsuz falan yahut nasıldır öğrenmeye çalışır.  Onları kısa bir yargılama yapıyorlar kendi kanaatine göre doğruyor adamı zaten.  İstihbaratla onların ne işi var? Bu tip çirkin provoke yalanlar hiçbir zaman için itibar görmez. Bunlar kızdırıcı. Bayağı kötü. Evet, dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanlığına alınan yeni uçak çok fazla eleştiri konusu olmuştu. Dışişleri Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu bu konuda çok önemli bir açılama yaptı. Çavuşoğlu; “Biz dünyanın en büyük yirmi ekonomisinden biriyiz dedik. Şimdi G20 zirvesine katılacaksınız diğer ülkelerin başkanları, başbakanları devasa uçaklarla gelecek, sen bizim Cumhurbaşkanımız’a, Başbakanımız’a küçücük uçağı layık göreceksin sizin vizyonunuz, ufkunuz bu” dedi. ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii canım. Olur mu öyle şey? Çok küçük jet uçağı vardı eskiden, o kullanılıyordu yakışık almaz. İkide bir orada burada durması gerekiyor benzin alması gerekiyor falan. Ona cevap dahi vermeye gerek yok. Mantıksız, yanlış olan bir şey yok orada. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Afrika Zirvesi dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada Papa’ya söyleyeceklerini şöyle ifade etti; “Teröre karşı mücadelede Papa’nın dünyadaki etkinliği inkâr edilemez. Hristiyan dünyaya verecekleri mesajı önemsiyorum. Özellikleri batıdaki İslamofobiyi gündeme getirmeyi, bununla mücadeleye katkı sağlamasını önemsiyoruz. Bu gündeme getireceğimiz en önemli konulardan biri olacak” dedi.  ADNAN OKTAR: İslamofobi peki ama resim yasak, müzik yasak, heykel yasak, ipek yasak, altın yasak, gülmek yasak, kadınların dışarı çıkması yasak, eğlence yasak, dans yasak.  Müziğin zaten her türlüsü. Nefes, telli sazların hepsi yasak. Sağa dön yasak, sola dön yasak. Yasak bir de yasağı uygulayan, yasağa uymayan insanların hükümleri var.  Yasağa uymayan öldürülüyor. Adama diyoruz ki; “İslamofobiye ne gerek var, niye böyle bir tedirginliğin var?” Adamı öldürüyorsun, öldürmeye kalkıyorsun. Adam canının derdine düşüyor. Önce o inancın yanlış inançların kaldırılması lazım. Şirkten kaynaklanan yanlış inançların. Evet, dinliyorum.  BÜLENT SEZGİN: “Beşiktaş’ın İngiltere premier ligden transfer ettiği Senegalli Demba Ba Müslüman kimliğiyle ve attığı gollerle Beşiktaş camiasına ve bütün Türkiye’ye kendini sevdirmeyi başardı. Bu yönüyle başta Çarşı Grubu olmak üzere, sol karakterli Beşiktaş tribünleri de dönüştürmüş görünüyor. Sahaya dua ederek çıkıyor, attığı her golden sonra yeşil çimlerin üzerinde secdeye kapanıyor. Fotoğrafı da vardı.  Bu akşam Kasımpaşa karşısında da yine iki gol atan Müslüman golcüye büyük sevgi gösterisi vardı. İlk golde penaltıyı atarken tribünlerden tekbir sesleri yükseldi. Gollerini attı ve yine secdeye kapandı Demba Ba. Haberde şöyle söylediler; “bir dönem Paskal bizi diskoya götür diye bağıran tribünlerde, şimdi Demba Ba bizi cumaya götür tezauratları yükseliyor. Demba Ba bu yönüyle bir modern zamanlar ya da ahir zaman tebliğcisi gibi misyonu yüklenmiş götürüyor.” Şeklinde yorum yapıldı. ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çok güzel bir daha oku bu haberi. BÜLENT SEZGİN: Beşiktaş’ın İngiltere premier ligden transfer ettiği Senegalli Demba Ba Müslüman kimliğiyle ve attığı gollerle Beşiktaş camiasına ve bütün Türkiye’ye kendini sevdirmeyi başardı. ADNAN OKTAR: Nerede bu haber? BÜLENT SEZGİN: Kaynağı vermemişler. ADNAN OKTAR: Haberin kaynağı yok. Olmaz. Kaynağını versinler. BÜLEN SEZGİN: “Bu yönüyle başta Çarşı Grubu olmak üzere, sol karakterli Beşiktaş tribünleri de dönüştürmüş görünüyor. Sahaya dua ederek çıkıyor, attığı her golden sonra yeşil çimlerin üzerinde secdeye kapanıyor. Fotoğrafı da vardı.  Bu akşam Kasımpaşa karşısında da yine iki gol atan Müslüman golcüye büyük sevgi gösterisi vardı. İlk golde penaltıyı atarken tribünlerden tekbir sesleri yükseldi. Gollerini attı ve yine secdeye kapandı Demba Ba. Haberde şöyle söylediler; “bir dönem Paskal bizi diskoya götür diye bağıran tribünlerde, şimdi Demba Ba bizi cumaya götür tezauratları yükseliyor. Demba Ba bu yönüyle bir modern zamanlar ya da ahir zaman tebliğcisi gibi misyonu yüklenmiş götürüyor.” Şeklinde yorum yapıldı. ADNAN OKTAR: Demba Ba’ya helal olsun. Tam Müslüman evladıymış Cenab-ı Allah ona bu başarıları ihsan ediyor. O attığı goller kaderde. Allah o gücü kudreti veriyor. İstese yapamaz. Allah o gücü verdiği için oluyor. O da onun farkında onun için secdeye kapanıyor. O tekbir getiren gençleri de tebrik ediyorum maşaAllah. Doğru yoldalar. BÜLENT SEZGİN: Haber, Süper Haber TV’de çıkmış.  ADNAN OKTAR: Evet, büyük basında yer aldı mı anlamında sordum?  Bir de böyle haberlerin filmleri olsa daha iyi olur. Mesela gençler tekbir getirirken filmi olsa daha güzel olur. Tabii biraz ön çalışma gerekiyor. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey hepsinde varmış. Sabah’ta, Fotomaç ’ta, büyük basında da yer almış. ADNAN OKTAR: O zaman niye sırf Süper Haber diyorsunuz? Sabah’ta, Fotomaç’ta her yerde haber olmuş, evet. Demba Ba aslan aslan o maşaAllah, Allah ömrünü uzun etsin. Allah şevkini artırsın. Tabii Cenab-ı Allah onu bir nevi tebliğci olarak görevlendirmiş. Kaderinde İslam’a böyle güzel uygulamalarla hizmet etmek var. Demek kaderinde Cenab-ı Allah ona onu uygun görmüş. KARTAL GÖKTAN: Daha önce de oturduğu semtin yakınındaki camilerde vakit namazlarını hep kıldığını söylemişti. Hatta cemaatin az olmasına şaşırdığını ifade etmişti. ADNAN OKTAR: Aslan o maşaAllah. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Ahmet Taşgetiren Hocamız hükümetin cemaatle yeniden bağlantı kurmak için de bir çözüm süreci geliştirmesi gerektiğini yazdı. “Hükümet çözüm şartı için cemaate devletin içindeki paralel yapıyı tasfiye etmesini teklif edebilir” dedi. Ahmet Hakan da “bunun asla mümkün olmayacağını hükumetin cemaati bitirmek için her yolu denemeden bu işten barışa yanaşmayacağını” iddia etti.  Ayrıca “hükümetin bir şeytanlaştırılmış düşmana ihtiyacı var ve bu ihtiyacı cemaat görüyor” dedi. ADNAN OKTAR: Ama yanlış bir hedef. Yani AK Parti hükümetinin iktidar olmasına Fethullah Hoca Cemaati canla, başla gayret etti. Yani tek başına iktidar olması hemen hemen çok çok zordu. Bütün gücüyle, basın gücüyle gayret etti. Derin devlet müsaade etmiyordu. Derin devlete karşı müthiş bir mücadele verdiler. Derin devleti yıktılar. Derin devletin yıkılışında önemli bir görev aldılar. Zaten onu söylüyor hükümet. “Çok etkili oldular” diyor. Derin devlet yıkıldıktan sonra hükümet nefes almaya başladı. Yoksa her an devirme peşindeydiler hükümeti. Açık açık faaliyet yapıyorlardı. Çok sarihti. Dolayısıyla Ahmet Taşgetiren Hoca’nın sözü doğru. Biz onu aylar yıllar önce söyledik. “Hükümetle cemaatin arasını bulalım” dedik. Hükümetle cemaatin arasını bulmak için o şu an daha yeni atağa geçmiş görünüyor. Gecikmeli de olsa atağa geçmiş görünüyor. Böyle insanların sayısının artması gerekiyor. Yıllar önce bütün gücümüzle bu güzel neticeyi elde etmek için hem gayret ettik, hem teşvik ettik ama daha yeni yeni yankı bulmaya başladı demek ki. Bundan sonra olur inşaAllah. Evet, dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Afganistan ve Amerika arasında imzalanan güvenlik anlaşmasının ardından Afganistan’da bir futbol maçı sırasında intihar saldırısı düzenlendi. Olayda 55 kişi hayatı kaybetti, 66 kişi yaralandı. Saldırıyı Taliban’ın yaptığı tahmin ediliyor. ADNAN OKTAR: Evet. “Bu tip acımasızlıklar ve eylemler gittikçe yayılarak devam edecek” demiştik. Ta ki Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar en az üç-beş yıl sürer. Yani tabii inşaAllah’tan kastınız her şey Allah’ın izniyle olur anlamında. Yoksa böyle bir şeyin olmasını istemeyiz tabii ki. KARTAL GÖKTAN: Kenya’da da bir saldırı oldu Adnan Bey Eş Şebab Örgütü’nün. Bir yolcu otobüsünü durduran Eş Şebab Örgütü üyeleri 28 yolcuyu kurşuna dizerek öldürdü. Amerikan yayın kuruluşu CNN, örgütün Kuran ayetlerini ezbere okuyamayan yolcuları öldürdüğünü, Müslümanlar’ı ise serbest bıraktığını duyurdu. Örgüt, saldırıyı Müslümanlar’a yönelik kötü muameleyi misilleme olarak gerçekleştirdiğini ve saldırıların devam edeceği tehdidinde bulundu. ADNAN OKTAR: Tabii ki yaparlar. Çünkü adamlar bilgisiz. Kuran’a göre eğitilmediler. “Tabii ki yaparlar” derken haklıdır anlamında değil; yani yanlış yolda oldukları için yaparlar. Bir kere bunlar televizyonlar, radyolarla hep şiddete yönlendirildi. Hep şiddet filmleri gösterildi. Komünist örgütler, PKK başta olmak üzere şiddetin tek çözüm olduğunu gösterdiler. Darwinist, materyalist eğitim verildi. Sevgiden, şefkatten, merhametten bahsedilmedi. Affedicilikten bahsedilmedi. Nefret düşüncesi bütün filmlerde, bütün internet sitelerinde ana tema olarak işlendi. Müşrik kafayla olaylara baktılar. Şirk kafasıyla olaya baktılar. Kuran’a dayalı İslam anlayışından kaçındılar. Bunun sonucunda da böyle bir felaket meydana geldi. Ancak Mehdiyet’le bu bela çözülecek ve düzelecek inşaAllah. Evet. KARTAL GÖKTAN: Irak’ta da Sünni bir din alimi kaçırıldıktan birkaç gün sonra vahşice katledilmiş olarak bulundu. Irak Müslüman Alimler Birliği, yapmış olduğu bir açıklama ile Şeyh Davud Süleyman’a yapılan saldırıyı kınadıklarını açıkladı. ADNAN OKTAR: İşte din adamlarına, çok değerli şeyhlere, Hristiyanlar’a, Museviler’e delice bir saldır kampanyası başladı. Bu deccalın artık son zamanlarında kudurduğunu gösteriyor. İyice azdığını gösteriyor. Deccalın son zamanları en azgın dönemleri. “Üç devre-i istibdat vardır” diyor Bediüzzaman. “İlk devresinde 300 yılda yapılanı çok kısa sürede yapar” diyor. “Sonra daha azalır. Sonra daha azalır. Son halinde artık durumu muhafazaya çalışır. Adileşir” diyor. “Ve sonunda mağlup olur” diyor. Biz son devresindeyiz. Durumu muhafazaya çalışıyor şu an. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: PKK’nın önemli yöneticilerinden Sabri Ok, çözüm sürecinde ana tartışma haline gelen silahsızlanmaya dönük sert açıklamalar yaptı. “Siyasetçileri, gençleri, kadın aktivistleri hatta üniversitelerde öğretim görevlilerini gözaltına alıyorlar. Tutukluyorlar. AKP’nin tutuklamalar yaptığı bir yerde hareketimizin de tutuklama yapması ve bu tutuklamalara karşı misilleme hakkını kullanması meşrudur ve hiç kimse tarafından da tartışılamaz. Ayrıca “devlet tutuklarsa iyi, ama Kürt halkının özgürlük ve demokrasi iradesi olan özgürlük hareketi ve gerilla tutuklarsa bu meşru değildir” demek, olaylara böyle bakmak, devletin ve sömürgeciliğin gözüyle bakmaktır” demiş. ADNAN OKTAR: Tutuklama yapması neyi kastediyor? Bu işçileri kaçırmayı mı söylüyor? EMRE ACAR: Korucuları kaçırıp şehit ediyorlar, tutukluyorlar. Öğretmenleri kaçırıyorlar. Onlardan bahsediyor herhalde Hocam. ADNAN OKTAR: Tutuklamayla kalmıyor ki kardeşim. Ağaca bağlayıp kurşuna diziyorlar. Sen illegal bir komünist örgütsün. Yaptıkların da suç. Devlet yapıyorsa savcısı var, hakimi var. Kanuna, hukuka uygun bir durum oluyor. Suç işlediği için gereğini yapıyor. Sen hiçbir suçu olmayan korucuları kaçırıyorsun. Köylüleri kaçırıyorsun. İşçileri kaçırıyorsun. Orada kamyon şoförlerini kaçırıyorsun. Onların suçu ne? Hiçbir suçu yok. Ondan sonra götürüp onları şehit ediyorsun. Yani kendince kabadayılık yapıyor. Meydan okuyor. KARTAL GÖKTAN: Şöyle de söylemiş ayrıca; “Bizim silahsızlanmamız değil, olacaksa Türk devleti ve ordusu Kürdistan’da yaptığı operasyonları, saldırıları ve tutuklamaları durdurmalıdır.” ADNAN OKTAR: Ne saldırısı? Saldırı yaptığı yok hükümetin. Tutuklama yaptığı da yok. Adamlar eline alıp arşınla satıyorlar. Yollara hendekler kazıyorlar. Milleti durduruyorlar.  Hesap soruyorlar. Haraç alıyorlar. Birçok kardeşimizi şehit ettiler. Adamlar bayağı azmış durumdalar. Hayır zaten devlet kendini korumakla mükelleftir o ayrı mesele de, dediği gibi de bir durum yok ayrıca. Zaten mahkemelerinde bir tane ceza çıkıyor. O da ölüm cezası. “Yargıladık; öldürdük” diyorlar. Bunları bu kadar şımartmanın ben mantığını anlayabilmiş değilim. O Sabri denen de öyle durup durup ikide bir açıklama yapıyor. Yani bu şımarmanın ne fayda getireceğini bekliyorum. Bir türlü göremiyorum.  Evet, dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: AK Parti Milletvekili Gülsenem Topuz Hanımefendi şöyle yazmış PKK için; “Bunların kadın kıyafetlerine merakı ilginç. Vatan haini hastaneden hemşire kıyafetiyle kaçtı” diye yazmış. ADNAN OKTAR: İlk bunlara bu teşhisi ben koydum. Ondan sonra bu anlaşıldı. Onu da ayarlamışlardır. Hastanede de ona yandaş vardır.  Yoksa kaçabileceği bir durum olması çok zor. OKTAR BABUNA: Polisler varmış zaten. Dört tane polis, ona rağmen Hocam. ADNAN OKTAR: Polis bir kere mutlaka kaçacak diye bakması lazım. Orada bir güvenlik zafiyeti oluşmuş. Evet. “Bölgede tamamen yabancı, batılı bazı eski komünistler PKK’yı desteklemenin halkta nasıl bir tahribat olacağını bir türlü anlamıyorlar.” Hepmuhalif Solkanat. “PKK’yı komünistler değil, işine gelen batı kullanıyor.” Yok canım ne alaka olur mu? Batılılar zaten komünist oldukları için PKK’yı destekliyorlar. Yoksa adam niye desteklesin? Aziz Yıldırım davasını cemaatin yönlendirdiğini iddia ediyorlarmış. Öyle mi? EMRE ACAR: Evet. Şike davasında bazı polis kayıtları vardı. “Polis kayıtlarını cemaate mensup polisler buldu getirdi” dediler ama Avrupa’dan da ceza aldı yani tarafsız yerlerden de ceza aldı. ADNAN OKTAR: Evet bu cemaatin zannetmiyorum, Fenerbahçe’ye yönelik bir tavrı olacağını zannetmiyorum. Bir de bu insanların üstüne böyle herkes gelirse bu olmaz. Netleştirmeden bu tip bir iddia doğru olmaz. Fenerbahçe çünkü çok büyük bir camia. Çok fazla polis Fenerbahçeli, hakim Fenerbahçeli, halktan büyük bir kesim, Nur talebelerinden de büyük bir kesim Fenerbahçeli. Öyle bir şey yapmaları nasıl mümkün olsun? Fenerbahçe’ye tavır almaları için bir neden olması gerekiyor ayrıca? Bir mantığı yok ki. Bu cemaate şefkat duymak lazım. Bu kadar üstlerine gitmek bence doğru değil. Yarın bir gün mahkeme neticelenince alakaları olmadığı anlaşılır. O zaman ne olacak? Yazık günah değil mi bu insanlara o zaman? Varsa suçu mahkemeler belirler, Yargıtay da onaylar. O zaman anlarız. Ama şu an ortada bir şey yokken “Siz yaptınız” falan bu çok tehlikeli bir şey. Yani bir linç gibi bir şey olmuş oluyor. Bu olmuyor böyle. Yargısız infazdan çok çekiniyor insanlar biliyorsunuz. Dünyanın her tarafında. Bu da öyle görünüyor. Şu an yargısı var mı? Yok. Direkt infaza yönelik bir şey oluyor. Olmaz. Şefkatli yaklaşsınlar. Yani bu insanı böyle paniğe kaptırmak, dışarıya çıkamayacak hale getirmek, toplumdan soyutlamaya çalışmak doğru hareket değil. Daha makul değerlendirmek lazım. Mahkeme kararı beklemek lazım. Evet dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Okullardan mezun olanlar Adnan Bey, her hangi bir iş görüşmesinde direk ret cevabı alıyorlarmış. Cemaatin üniversitelerinden mezun olanlar iş görüşmesine gittiğinde çok olumlu karşılanmıyormuş. ADNAN OKTAR: Bu yazık günah değil mi? Mesela Fatih Üniversitesi değil mi? “Oradan mezunum” diyor farz edelim. “Kardeşim iş yok. Hadi git.” Şimdi bu oldu mu? Ne suçu var adamın? Ortada hiçbir şey yokken böyle bir teşhis. Bu tarihi çok büyük bir hata gibi görünüyor. Bunu yapmaktan kaçınmak lazım. Onları da barıştırmak için çok uğraştık. Bayağı kararlılar. Böyle olmaz. Araya insanlar girsin. Bu çok büyük bir fitne. Alimler var. Hocalar var. Bak, aylardan beri, yıllardan beri rica ediyorum. Yalvarıyorum. “Yapmayın, etmeyin, barıştıralım” dedik. Kavgadan hoşlanan tipler var ya mesela bir kavga oldu mu etrafını sarar hayretle seyrederler. Bu mücadeleden zevk alan tipler var benim gördüğüm. Yazık günah değil mi? İki tarafı da yıpratıyor bu. Barıştırdı mı biter. Barıştırmak lazım. PKK’yla bile arayı düzeltmeye çalışıyorlar baksana. En uç kesimlerle arayı düzeltmeye çalışıyorlar. Bunların ne suçu var? Hayır, varsa da mahkeme kararıyla netleşsin. Ona göre hüküm verelim. Ama mahkeme kararı olmadan karar vermek olmaz. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Cuma namazı vakti Mescid-i Aksa’da çekilmiş fotoğraf vardı. ADNAN OKTAR: Bakayım. Yaklaştırsana yüzünü. Tam atom karınca. Yanakların ısırmak için olduğu anlaşılıyor. MaşaAllah. Evet dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Demba Ba, Instagram hesabında şöyle bir paylaşımda bulunmuş. “Allah size her gün 24 saat veriyor. Siz ona sadece bir saatinizi veremiyor musunuz?” Diye sormuş ve insanları ibadete davet etmiş. ADNAN OKTAR: Allah Allah bayağı dindar. Aferin Demba Ba’ya. Aslan o. Allah ömrünü uzun etsin. Sağlık, sıhhat versin. Hidayet versin. Şerilerin şerrinden onu korusun. Kalbine ferahlık, esenlik versin. Yolunu açık etsin. Allah başarılı kılsın. Aferin ona, Demba Ba’ya. Evet. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Tüm öğretmenlerimiz için kutlu olsun, inşaAllah. ADNAN OKTAR: Evet, öğretmenler sevecen, kutsal varlıklar. İlkokul öğretmenlerine öğrenciler çok iyi bağlanıyorlar. Onlar mezun oluncaya kadar öğretmeni olarak kalıyor. Beş yıl, bir öğretmen. BÜLENT SEZGİN: Atatürk’ün biz sözü vardı. Okumak istiyorum. “Eğitimdir ki, bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.” ADNAN OKTAR: Ben de Atatürk’ün başka bir sözünü sana okuyayım sana o zaman. “Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.” Diyor Atatürk. Şahane. “Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar muallim ve mürebbilerini sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” Diyor Atatürk. “Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır.” Diyor yine Atatürk. Şahane hitabeti. Bayağı güzel. “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenlerden, eğiticiden mahrum bur millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.” Diyor. Yani mutlaka öğretmenlere ihtiyaç var diyor. Mahrum bir millet herhangi bir mahrum, bak “milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenlerden, eğiticiden mahrum olan bir millet henüz bir millet adını alma yeteneği kazanamamıştır” diyor. Öğretmen tabii Darwinizm’i, materyalizmi öğretmeyecek. Neyi öğretecek? Darwinizm’in materyalizmin gerçeklerini anlatacak bilimsel delillerle.  Yoksa komünizmi, Darwinizm’i, materyalizmi anlatırsa batırır. Allahsızlığı, Kitapsızlığı anlatırsa batırır.  Allah sevgisini öğretecek, Allah korkusunu öğretecek, ilmin, irfanın önemini anlatacak, genel kültür öğretecek. Sanatı öğretecek, estetiği öğretecek, barışı öğretecek, kardeşliği öğretecek, güzel olan şeyleri öğretecek. Öğretmenler var ama bazı öğretmenler öğrencileri batırıyor. Mahvediyor komünist yapıyor çocukları imansız, Allahsız, Kitapsız, terörist yapıyor; öyle öğretmen olmaz. Bak Atatürk ne diyor rahmetli, “Öğretmenler; cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesil ister.” Şu an öyle mi? Darwinizm dayatılıyor, materyalizm dayatılıyor. Hür fikirle, hür düşünceyle, hür vicdanla öğrenciye cevap verebiliyor mu? Veremiyor. Önce Atatürk’ün bu dediğini yapsınlar. Fikri hür vicdanı hür, irfanı hür bir gençlik yetiştirelim. Hür değiller. Darwinizm dayatma olarak öğretiliyor “buna cevap vereceksin” diyorlar. Yani “bunu kabul edeceksin” diyorlar. Böyle hürriyet olmaz. Bu şekilde o zaman bozulma meydana gelir. Evet, dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey geçen gün söylemiştiniz, kedinin kapıyı tırmıkladığı bir videosu vardı. ADNAN OKTAR: Bakayım o tombiğe. Bu bizim yaramaz değil mi? Bu benim sarman. Enerji patlaması var şu an. Bir daha göster bakayım. Trampet çalar gibi. Ya ne tatlı hayvan bu.  Acayip şeker. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: IŞİD’in son yayınladığı videoda Kazakistan’da bir grup çocuğa askeri eğitim ve Arapça okuma yazma öğrettiği görülüyor. ADNAN OKTAR: Ne, nasıl oluyor? Var mı bir filmi?  KARTAL GÖKTAN: Şu an izleyemiyoruz. AYLİN KOCAMAN: Var da izleyemiyoruz. Biraz garip şeyler de öğretiyorlar çocuklara.  ADNAN OKTAR: Tamam evet. Kardeşim sen çocuklara Darwinist, materyalist fikirler öğretirsen işte onun reaksiyonu da çok sert oluyor bu sefer. Karşı reaksiyon. Makul, akılcı, demokratik, sevecen, sevgiye dayalı, bütün kavimleri, bütün insanları seven, her dinden insanı seven nesiller yetiştirmek lazım. Musevi nefreti öğretiliyor,  Hristiyan nefreti öğretiliyor, Şii nefreti öğretiliyor, Sünni nefreti öğretiliyor, böyle olmaz. Sevgiden bahseden çok nadir insan var. Sağa dön nefret, sola dön nefret, böyle olmaz. Evet, dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kayınvalidesi Fatma Özdağ hayatını kaybetti. ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin. Sayın Kılıçdaroğlu’na Cenab-ı Allah uzun ömür versin. Sağlık sıhhat versin, sabr-ı cemil nasip etsin. BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu AK Parti Erzincan Merkez İlçe Kongresinde, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdiği sırada bu bilgi kendisine geldi. Sayın Davutoğlu eleştirisini durdurup Kılıçdaroğlu’na başsağlığı diledi. ADNAN OKTAR: Nezaket tabii bu, efendilik bunu gerektirir. Güzel olmuş saygısını, nezaketini göstermiş. Evet, dinliyorum. KARTAL GÖKTAN: Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde çalışma ofisiyle konutuna yerleştirilen böceklerin o dönem Başbakanlık müsteşarı olan Efkan Ala’nın dikkati sayesinde ortaya çıkarıldığı anlaşıldı. Böcek taraması yapan ekibin rapor tutmamasından şüphelenen Ala, MİT’i devreye soktu. Hakan Fidan’ın görevlendirdiği özel ekip böcekleri prizlerde buldu. ADNAN OKTAR: Prizlerde? KARTAL GÖKTAN: Evet. ADNAN OKTAR: Genellikle prizlere yerleştiriyorlar demek ki. Daha önceki o olayda da gene aynı şekilde prizlerde bulmuşlardı. Evet, hayret oraya nasıl sığıyor o kadar şey? Müthiş bir teknoloji. OKTAR BABUNA: Ampullere lambalara da bazen. ADNAN OKTAR: Ampule. OKTAR BABUNA: Evet. Lambalara.  ADNAN OKTAR: Lambaya olur mu canım? Lambaya olmaz. Ama yani elektrik bulunan herhangi bir yer anladığım kadarıyla. Evet. Dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Bartın’da kurulması planlanan termik santralin enerji iletim hattı için 43 bin ağaç kesilecek. Amasya’da iki ayda 1500 ağaç kesildi. ÇED yani Çevresel Etki Değerlendirmesi ağaçların kesilmesine onay vermediği halde kesilmiş. Halk da buna çok tepkili.  ADNAN OKTAR: 43 bin ağaç yazık değil mi? Çok şeker onlar, bir tane bile ağaç kesilmez. Üstlerinden köprü yapıp geçsinler, ağaçlar altta kalsın. Avrupa’da falan hep böyle oluyor. Yol geçecekse yolu üstünden geçiriyorlar yani onu deniz gibi kabul ediyorlar yahut bir göl gibi kabul ediyorlar üstünden köprü yapıyorlar, gayet de güzel oluyor. Ağaçlarda bayağı keyif içinde yaşıyorlar orada. EBRU ALTAN: Görüntüsü de çok güzel oluyor öyle olunca. ADNAN OKTAR: Tabii görüntü çok güzel, ormanın üstünden geçmek bayağı güzel. Orada bir teknoloji transferi gerekiyor Avrupa’dan. BÜLENT SEZGİN: Köylüler bunun için katliam ifadesini kullanmışlar. ADNAN OKTAR: Katliam da denir, her şey denir yani olmaz. AYLİN KOCAMAN: Türkiye genelinde de Adnan Bey çok fazla binalaşma olduğu için, tarım alanlarının çok büyük bir kısmı gitmiş. ADNAN OKTAR: Binaya niye ihtiyaç var? Bize çadır yapsınlar, çadırda dururuz gayet güzel olur. Bağları bozuyorlar, bahçeleri bozuyorlar, bu baya tehlikeli. Türkiye mahvolur bir süre sonra. Ateşle oynuyorlar, olmaz. İşte siteler yapıyorlar bilmem ne falan feşmekan. Bağ evleri olsun ahşaptan orada yaşasın insanlar. Ne güzel Tokat’ın o bağ evleri vardı çok azalmış. Tokat Belediye Başkanlığına ben rica ediyorum kesin müsaade etmesin, bağ evlerini hiç ellemesinler. Oralara büyük apartman siteleri yapıyorlarmış. Yazık günah değil mi? Ne gerek var? Yapacaksa Tokat’ın beş kilometre, on kilometre dışına yap. Bağları niye elliyorsun? Hiçbir yerde müsaade etmemek lazım. Kanun çıkartsınlar “bağlık, bahçelik yerler ellenilmeyecek” diye hiçbir şekilde ellemesinler. Kıraç yerlere yapmak lazım. YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Adnan Bey siz biliyorsunuz en son Soma’da da yüz yıllık zeytin ağaçlarının da olduğu altı bin ağaç kestiler termik santral için.   ADNAN OKTAR: Kardeşim çok gereksiz bunlar. Ağaç dursun ne kadar güzel ya yeşillik alan. Onlar beş yıl sonra, on yıl sonra, yirmi yıl sonra daha da gelişiyor. Daha da güzelleşiyorlar. Ne güzel. Allah orada hazır orman meydana getirmiş. Onları ellemek günah olur. Diyarbakır’da mesela hemsel bahçeleri varmış. Çok güzel bağlık alanmış Diyarbakır’da. Şimdi oraya inşaat yapmayı düşünüyorlarmış. Tayyip Hocam, kesinlikle müsaade etmesin. Bağlar, bahçeler gittim mi hiçbir kıymeti yok. Apartmanda oturacağız diye bir şey yok. Güzel bize hoş bir çadır olsun. Şöyle Türkmen çadırı tamamdır. TOKİ her yere tek tip yüksek apartman yapıyor. Yani bu göz zevkini de bozar. Her yönden zarar da verir. Yani oksijen oranı düşer. Toprağın yapısı bozulur. Her şey bozulur. Yağmura etki eder. Birçok şeye etki eder. Bu doğru değil. Bahçeli evler yapmak lazım. Geniş arazi üstüne tek tek tek tek her yer bağlık bahçelik olsun. Çünkü çok fazla arazi var Türkiye’de. Bomboş her yer. İlla şehir merkezinde olsun istiyorlar. Ne gerek var? Birçok yerde merkezler oluşturarak oraları şehir merkezi haline getirerek genişleme gerekir. İlla İstanbul’un ortasının ortasında oturacak. Ne mecburiyetin var? BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, dünyada ağaç kesmeden yapılan yollara ait bazı fotoğraflar vardı. ADNAN OKTAR: Göreyim. Bak mesela şahane. Ağaç kesmeden mükemmel bir teknik uygulamışlar aferin.  Ağaçlar altta kalmış. Bu yöntem de süper. Bak tünel yapmışlar. Köprü yapmışlar. Konuyu kurtarmışlar. İşte bu kadar. Çok akıllıca. KARTAL GÖKTAN: Somadaki enerji santralinin yapımında ağaçların kesileceğinin ortaya çıkmasının ardından Sayın Taner Yıldız da bir açıklama yaptı. Bir santral kestiği bir zeytin ağacı karşılığında on katını dikmek zorunda dedi. Eleştirdi bu durumu. ADNAN OKTAR: Yani böyle müjdeyi de görmüyoruz. Bunu görelim. AYLİN KOCAMAN: Adnan bey, bu termik santrallerle ilgili olarak da Danimarka’da rüzgardan elektrik elde etmeye başlamışlar. Normalde kömürde çıkartmak gerekmiyor bunun için. Kömür yataklarını da o yüzden kapamışlar genel olarak. Türkiye’de de böyle bir şey uygulanabilir. Hem daha ucuz. ADNAN OKTAR: Bir daha. AYLİN KOCAMAN: Danimarka’da rüzgardan elektrik üretimi yapılmaya başlamış. Böylelikle termik santrallerini kullanmamaya başlamışlar. Böylelikle kömür yatakları da o kadar ihtiyaç olmayacak. Türkiye’de de böyle bir sistem olursa zaten. ADNAN OKTAR: Tabii. Deniz üstünde yer yapıyorlar. Hiç görünmeyen, bilinmeyen yerlerde yan yana, yan yana zaten denizde rüzgar bayağı güçlü oluyor. Açık denizde. Rüzgar enerjisini kullanmak çok akılcı bir yöntem. “Hocam, hangi spor kulübünü tutuyorsunuz?” Milli takım. Ali Kemal Altun. “Ortodoğu, komünizmi kabul etmez. PKK yenildi ve bitti. Artık İslam’ın çağı Kuran’a dayalı gerçek İslam çağı başlayacak.” Fake Adam. “Demokratik İslam Kongresi çağrısı yapan PKK mı komünist? Güldürme adamı.” Ne olur güldürsek? Ne zararı var? İyi gelir sana rahatlarsın. “Demokratik İslam Kongresi çağrısı yapan.” İslam Kongresi yetmiyor mu? Demokratik niye olması gerekiyor? Yani Müslümanlar toplanır, İslam Kongresi olur. Demokratik ilaveye ne gerek var? Demokratik olmayan kongre nasıl oluyor ayrıca? Müslümanlar dostça, kardeşçe sevgi için toplandılarsa tamamdır. Bir de Stalin İkinci Dünya Savaşı başladığında bütün kiliseleri açtırmıştı. Bütün kilise rahiplerini falan topladı. Onları maaşa bağladı. Teşvik etti. Bu onun dindar olduğu için mi? Oyun oynuyor. Yani o durumda zemini güçlendirmeye çalışıyor kendince. Başka bir konu yok. PKK baktı ki, komünist ideolojiyle yeniliyor. Artık idare edebilmesi için halkı yeni bir teknik buldu. Aldatma yöntemi. Sizin dinle ne alakanız var? PKK adı üstünde. Komünist bir örgüt. Ateistsiniz. Allah’a dine inanmadığınızı söylüyorsunuz. Halkı kandırmanızın alemi ne? Niye sahtekarlık, samimiyetsizlik yapıyorsunuz? Siz komünist örgüt değil misiniz? Ateist değil misiniz? Abdullah Öcalan bas bas bağırıyor.  “Ben (haşa) tanrıyım” diyor. “Siz de tanrısınız” diyor. “Allah’ı inkar ettik” diyor. “Aileyi kabul etmiyoruz. Dini kabul etmiyoruz.” Diyor. O zaman “Demokratik İslam kongresi toplayacağız.” Diyorsun. Bu çok samimiyetsiz. Demek ki dini kullanmak istiyorsun. Sen dini kullanmaya kalkıyorsun ama kimse senin oyun oynadığını görmüyor değil. Görüyorlar yani. EMRE ACAR: Hocam, siz komünizmi ve Marksizm’i köşeye sıkıştırdınız, çalışmalarınızla, faaliyetlerinizle ve Kürt halkının ne kadar dindar olduğunu vurguladınız. Şimdi onlar da köşeye sıkışınca alternatif Cuma benzer hareketler yapıp sanki Müslüman bir örgütüz gibi bir izlenim vermeye çalıştılar. OKTAR BABUNA: Komünizmi yumuşatarak ona da bir kılıf getirerek öyle konfederalizm yok, demokratik konferans demeye başladılar. ADNAN OKTAR: Peki bu saatte bu derece yükselme bu nedir? Bir de müthiş bir artış meydana geldi son günlerde. Birçok ünlü kanalı geçtik. Geceleri bizim zaten. Gece bütün Türkiye’de, Ortadoğu’da sadece biz izleniyoruz.  MaşaAllah. BEYZA BAYRAKTAR: Bir de Adnan bey, sizin cesaretinizde konuşan kimse yok. ADNAN OKTAR: Evet. Ben rahat samimi konuşuyorum. Öyle Allah’tan başka kimseden korkmam ben. Deniz Hanım, “MaşaAllah, elhamdülillah Rabbim sonsuz kadar ayırmasın. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa Mesih’e talebe yapsın.” İnşaAllah. “Aşkla sevdiğim canım Hocam” diyor. Evet Allah aşkıyla. “Darwinizm diye bir şey kaldı mı ki?” Türkiye’de kazıdık. Ama dünyada daha hala Darwinist eğitim devam ediyor. Türkiye’de de ilkokul, ortaokul, lise, üniversitede Darwinist eğitim bütün hızıyla devam ediyor. Felsefe dersinde, biyoloji dersinde, tarih dersinde, sosyoloji dersinde birçok derste Darwinizm çok kapsamlı anlatılıyor. Ama en kapsamlı biyoloji dersinde anlatılıyor. Bir de tarih dersinde anlatılıyor. Kahve uzmanı bir kardeşimiz aramış.“Hocam, ben kahve uzmanıyım” diyor. İsmi Yunus. “Bir gün gelip kendi kavurduğum kahvelerimden canlı canlı hazırlamak isterim” diyor. Hakikaten de uzmanmış. Gecelerin bizim olması şahane bir şey. Onun için özellikle geceleri seçiyorum. Hiçbir kanal bizim kadar seyredilmiyor. Ama makul değil? Makul yani. Bülent Bey sizde eski İstanbul resimleri varmış. BÜLENT SEZGİN: Evet Adnan Bey gösterebilirim. ADNAN OKTAR: Göreyim. BÜLENT SEZGİN: Bir zamanlar Dolmabahçe Cami. Henüz İnönü Stadı yok daha. ADNAN OKTAR: Ne kadar büyük ferahlık. BÜLENT SEZGİN: İstanbul Boğaziçi Bebek. ADNAN OKTAR: Bebek, Bebek Cami. BÜLENT SEZGİN: Hep ağaçlık etraf. ADNAN OKTAR: Bak şahaneymiş. Böyle kalması gerekiyor. Bayağı güzel. BÜLENT SEZGİN: 1936 yılı İstiklal Caddesi. ADNAN OKTAR: Yani harika değil. Düzeltilmesi gerekiyor. Evet. Zaman asla kaybolmaz. Mesela şu an o gördüğünüz resimler Allah katında hazır duruyor o hayat. İstiklal Caddesi’nde insanlar yürüyor, faytonlar geçiyor. O görüntü sonsuza kadar kaybolmaz. Yani var olan bir şey yok olması mümkün değildir. Allah’ın varlığı nasıl yok olamazsa, var olan bir şey de yok olamaz. Dilem’in küçüklük resmi var mı sende Bülent? BÜLENT SEZGİN: Bakıyorum hemen. ADNAN OKTAR: Yaklaştır, biraz daha yaklaştır. Burun, gözler maşaAllah. Cenap-ı Allah dünyaya bizi böyle getiriyor kısa bir süre. Şimdi bak ufacık çocuk koskoca insan olmuş. Bir süre sonra yaşlanacak. Burada bulunan zevat dahil. Bizi izleyen herkes, hepimiz ahirete gideceğiz. Gitmedik hiç kimse kalmayacak. Cenap-ı Allah güçlü bir imtihandan, denemeden geçiriyor. Bu eğitim olmadan normal insan olamıyoruz. Hayrettir. Mesela Peygamber, Hz. Musa (a.s) “git” diyor Cenab-ı Allah “Firavun’a tebliğ yap.” “Ben gitmeyeyim” diyor. Özetle. Allah diyor “korkma” diyor bak “peygamberler korkmaz. Ben seni izliyorum görüyorum şu an ve duyuyorum.” “Dilim tutuluyor” diyor. “Göğsüm daralıyor” yani kalbi sıkışıyor. “Kardeşimi yanıma ver” diyor. “Tamam” diyor Cenab-ı Allah. “Kardeşini senin yanına verdim” diyor. “Gidip ona güzel söz söyleyin İslam’ı anlatın” diyor. Bak üç bin yıl geçmiş üstünden. İmtihan oldu o, orada o cesareti öğrendi. Allah ona tevekkülü ve cesareti öğretiyor. Bak kaç defa deniyor Cenab-ı Allah. Önce yılanla, yılandan müthiş çekiyor Hz. Musa (a.s). “Git” diyor “kuyruğundan tut yılanı.” Yani en yapamayacağı şey. Ama Allah söylediği için. Canlı yılan oynuyor yani. Diri diri gözüne bakıyor Hz. Musa (a.s)’nın yani o duyduğu korkunun şiddeti düşünün oradaki gerilimi. Yani uydurma bir yılan da değil. Hakiki yılan ve bir de bayağı keskin bakışlı bir yılan. Gerçek yılan. Büyük bir dikkatle izliyor Hz. Musa (a.s).
Allah Dostu Kimlerdir ? 00:48
Allah Dostu Kimlerdir ? 231 izlenme - 2 yıl önce