Hoşgeldiniz!

tasavvuf eğitimi

Tek Suçumuz Güvenmek... 03:27
Tek Suçumuz Güvenmek... 26.694 izlenme - 10 ay önce TEK SUÇUMUZ GÜVENMEK Hak Dostlarım, Yüce Mevla’mız Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurmuştur. “Başınıza gelen her musibet yaptıklarınız yüzündedir.” Bu nedenle hastalık, kaza, yangın, zelzele, savaş, terör, ölüm ve tehdit gibi musibetlerin üzerinize yağmaya başladığını görürseniz, nedenini başka kişilerde, başka yaratıklarda aramayın. Bilin ki, içine düştüğünüz hatalar zinciri nedeniyle Allah sizi ikaz ediyor, sizden bir şeyler yapmanızı veya yapmamanızı istiyor. Daha çok zarar görmemeniz, doğruyu bulmanız ve kendi rızasına uymanız için size yol gösteriyor demektir. Hak Dostlarım, Bugün inananlar olarak yaşadığımız ve başımıza gelen bela ve musibetler Yüce Mevla’mızın her birimize açık bir ikazıdır. Zira Yüce Mevla’mız Kur-an’ı Kerim’inde “İnançsızlardan sizlere asla dost olmaz.” buyurmuş, onları dost edinmemeniz ve onlara güvenmemenizi istemiştir. Buna rağmen bizler, Rab’bimizin kabul etmediği inanca, ahlaka, duygu ve fikirlere sahip kişileri ve ülkeleri, onları dost kabul edip, onlara güvenmemiz nedeniyle Yüce Mevla’mıza karşı en büyük hata ve suçları işlemekteyiz. Ve bugün başımıza gelenlerin yüzde doksanı bu yüzden oluşmaktadır. İnançsızlara olan bu aşırı güvenimiz ve dostluk duygularımız, işlediğimiz bu suçlar nedeniyle vefasızlık, yalancılık ve ihanet olarak bizlere geri dönmektedir. Daha doğrusu inananlar olarak en büyük suçumuz, bize zarar veren ülke ve yöneticilerini, ya oldukları gibi göremiyoruz, ya da göründükleri gibi olduklarını kabul edemiyoruz. Hak Dostlarım, Dostluk ve güven duyguları ilahi duygulardır. Hak edene verilmeli, inançsızlara bu kadar ucuz dağıtılmamalı. Şunu iyi bilin ki, Allah’tan çok neye güvenir, neyi dost tutar, neden çok korkarsınız, yerin ve göğün bütün yardım ve destek kapıları üzerinize kapanır ve sürekli ihanete uğrarsınız.
İman Nedir... 03:00
İman Nedir... 16.494 izlenme - 10 ay önce İMAN NEDİR...
Yüce Mevla'mız Kur'an-I Kerim'inde Şunları Buyurmuştur... 08:00
Yüce Mevla'mız Kur'an-I Kerim'inde Şunları Buyurmuştur... 23.139 izlenme - 10 ay önce YÜCE MEVLA'MIZ KUR'AN-I KERİM'İNDE ŞUNLARI BUYURMUŞTUR...
Günümüzün Tasavvuf Eğitimi 03:02
Günümüzün Tasavvuf Eğitimi 23.191 izlenme - 10 ay önce GÜNÜMÜZÜN TASAVVUF EĞİTİMİ...
Ne Yaparsanız Onu Bulursunuz... 03:40
Ne Yaparsanız Onu Bulursunuz... 13.846 izlenme - 10 ay önce NE YAPARSANIZ ONU BULURSUNUZ...
Dünya Cennetini Yaşamadan, Son Nefesinizi Vermeyin... 04:47
Dünya Cennetini Yaşamadan, Son Nefesinizi Vermeyin... 15.159 izlenme - 9 ay önce DÜNYA CENNETİNİ YAŞAMADAN, SON NEFESİNİZİ VERMEYİN… Hak Dostlarım, Hayrın ve şerrin, hoşunuza giden ve gitmeyen her şeyin, Hakk’tan geldiğine inanın. Allah’ınızı güzel ve sevgili bilin ve sevdiğinizin gönderdiği, acı ve tatlı her şeyi bir tutun. Ve her şeyinden razı olun. Hakk’tan razı olmak, bütün itaatlerden üstündür. Ve O’na verilen korku, ümit gibi duygulardan çok yüksektir. Allah’tan razı olan, niçin ve neden oldu gibi sözleri bilmez. Diline almadığı gibi, düşüncelerinden bile geçirmez. Allah’tan hep razı olun. Acı ve neşeyi, olan ve olmayanı bir tutun. Ve acılardan etkilenmeyip, tatlıya çevirmeye bakın. Başınıza gelen ve sizden giden hiçbir şeye üzülmeyin. Hakk’ı seven, O’nun her şeyine razı olur. Acı ve tatlıyı bir görür. Karşılaştığınız acı olayları halka anlatarak, Rabbinizi onlara şikâyet etmeyin. Hakk’ı darıltıp, halkı sevindirmeyin. Niçin oldu diyerek, Hakk’ın yaptıklarına itiraz etmeyin. Olmamalıydı diyerek O’nunla çekişmeyin. O’nu kötülemeyin. Acıyı, tatlıya çevirmeye çalışın. Sonra elinize bir şey geçmediği gibi olanı da kaybedersiniz. Allah’ı sever, O’nun gönderdiği her şeye razı olursanız, O’nun için çekeceğiniz ufak bir sıkıntıda bile, dünyada ve ahirette size sonsuza dek karşılığını verir... Acı ve tatlıyı bir tutun, acıyı tatlıya çevirerek yaşamaya bakın ki, Dünya cennetini bulasınız. Hak Dostlarım, Cennetin tanımı, huzur ve mutluluktur ve orada acı yoktur. Acı hissedilmeyen her yer ve zaman, cennet gibidir. Bu Dünyada Hakk’ın her şeyinden razı olup, acı ve tatlıyı bir tutarsanız, acılar zevke dönüşür, hissetmez olursunuz. Ve Dünya yaşamını Cennet yaşamına çevirerek, Dünya Cennetini elde edersiniz. Bu Dünya Cenneti öyle bir Cennet ki, ahiret Cennetinden bin kat daha değerli, bin kat daha güzellik ve nimetlerle doludur. Bu Dünyadan, Dünya Cennet yaşamını elde etmeden, ahirete göç eden bir kul, ilahi zevklerle dolu, büyük bir zaman ve mekân âleminden, büyük kayıplarla gitmiş olur. Zira Dünya Cenneti, Dünyada Allah için ve Allah’la beraber yaşanan bir Cennettir. O, öyle bir Cennettir ki, hurisi, sarayı ve zevkleri, ilahi aşkla yanma, ilahi aşkı yaşama, Mevla ile sevgili olma ve O’nunla sevişme Cennetidir. Hakk’la yaşanan bütün bu haller ve zevkler, ahiret Cennetinde yoktur. Zira zevkleri, yaratılan aciz varlıkların verdiği duygulardır ve sınırı vardır. Hak Dostlarım, Yemin olsun ki, bu Dünya Cenneti vardır. Ve yemin olsun ki yine, bu Dünya Cennetini yaşamış olanlar ve yaşayanlar vardır. Dünya Cennetinde Rabbinizle ilahi aşkı yaşamadan, O’na sevgili olmadan, O’nunla sevişmeden, sakın son nefesinizi vermeyin. Zira sadece dünyada yaşanan bu Dünya Cenneti, insanın kaderinde, bir daha ele geçiremeyecek ve bir daha yaşayamayacak, ilahi kutsal bir zaman dilimidir.
Duygularda Orta Yol... 03:33
Duygularda Orta Yol... 15.825 izlenme - 9 ay önce DUYGULARDA ORTA YOL… Hak Dostlarım, İnsan yaşamında öyle duygular vardır ki, azıda, çoğu da, başa hep felaket dizelerini getirir. Ancak orta yolu dünya ve ahiret huzuruna götürür. Kalbinde sevgi bulunmayan ve hiçbir yaratığı sevmeyen kişiyi, Hakk ve halkta sevmez. Aşırı sevgi, aklın olumlu şekilde kullanılmasını engeller. Bu kişiye çözülmesi gereken hiçbir sorunu danışmamak gerekir. Her şeyi hakkını vererek sevmek, kabul gören orta yoldur. İçinde şefkat ve merhamet bulunmayan kişiye merhamet edilmez. Aşırısı, aldatılmaya ve ahmaklığa götürür. Şefkat ve merhamet duyguları, orta yolu bulup gerçek sahiplerine verilmelidir. Güvensizlik, sürekli korkuyla yaşamaya sebep olur. Aşırı güven, vefasızlık ve nankörlük getirir. Her şeye hakkı kadar güvenmemiz gerekir. Dost edinmemek, yalnızlığa götürür. Her şeyine sonuna kadar itimat edip, dost edinmek, aldatılmaya, ihanete sebep olur. Dost, kara gün dostu olmalı ve en zor durumda dostluğunu belirtmeli. Aşırı korku, zuldür. Korkusuzluk ise tedbir almayı unutturur. Başa belalar getirir. Korkuda korkulacak şey olmalı, orta yol bulunmalıdır. Umursamamak, başarısızlığı getirir. Aşırısı hasetliğe götürür ki bu bir felakettir. Orta yol, gayreti ve çalışmayı teşvik eder. Öfkelenmemek, haksızlığa boyun eğmeye götürür ve zulme uğratır. Aşırı öfke, saldırganlık yaptırarak başa belalar getirir. Haksızlığa karşı gelmek için öfkelenmek, zulmü önler. Cinsel arzunun azı beğenilmez. Aşırısı zinaya götürür. Orta yol ise huzur getirir. Kendine güvenmek zuldür. Aşırısı gurur ve kibirlenmeyi getirir. Orta yolu hayatta başarılı olmayı sağlar. Cimrilik, beğenilmeyen bir haldir. Aşırı savurganlık ise israftır. Cömertlik orta yoldur. Her şeyi kaderden beklemek yanlıştır. Kaderi yok saymak ise suçtur. Sebeplere sarıldıktan sonra, kadere teslim olmak orta yoldur.
Allah'tan Çok Neyi Sever, Neden Korkar, Kime Güvenirseniz... 03:17
Allah'tan Çok Neyi Sever, Neden Korkar, Kime Güvenirseniz... 10.587 izlenme - 10 ay önce ALLAH’TAN ÇOK NEYİ SEVER, NEDEN KORKAR, KİME GÜVENİRSENİZ… HAK DOSTLARIM, YÜCE MEVLA’MIZ KULLARININ KENDİSİNE VE YARATIKLARINA VERMESİ GEREKEN DUYGULARI, DAHA ONLARI YARATIRKEN KALPLERİNE YERLEŞTİRMİŞTİR… BU DUYGULARIN SAYILARI, TATLARI VE RENKLERİ ÇOK ÇEŞİTLİ OLMASINA RAĞMEN, SEVGİ, KORKU VE GÜVEN GİBİ ÜÇ ANA DUYGULARDA TOPLAYABİLİRİZ… ALLAH’I SEVMEK, ALLAH’TAN KORKMAK, ALLAH’A GÜVENMEK, İMAN ETMENİN VE MÜSLÜMAN OLMANIN GEREĞİDİR… ZİRA İMAN: SADECE DİLDEN KELİME-İ ŞAHADET GETİREREK, ALLAH’TAN BAŞKA İLAH YOK DERKEN, ALLAH’IN İSTEDİĞİ BU DUYGULARI DA, YARATIKLARDAN ÖNCE, EN YÜKSEK DERECESİYLE O’NA VERMEKTİR… YARATIKLARI SEVMEKTE İLAHİ BİR EMİRDİR. ANCAK SINIRSIZ NEYİ ALLAH’TAN ÇOK SEVERSENİZ, İMANIN TANIMINA GÖRE BU SEVDİĞİNİZ İLAHINIZ OLACAKTIR. VE YAŞAMINIZDA GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ AŞK DERECESİNDE SEVDİĞİNİZ ÇOCUKLARINIZ, EŞİNİZ VE TAPARCASINA BİRİKTİRDİĞİNİZ MAL, MÜLK, MAKAMLAR BAŞINIZA HEP OLUMSUZ ŞEYLER GETİRECEK VE SÜREKLİ İLAHİ İMTİHANA TUTULACAKSINIZ. YİNE ALLAH’TAN ÇOK NEDEN KORKARSANIZ İLAHINIZ OLACAK, KORKTUĞUNUZ YARATIKLAR SİZE HEP KORKU SALACAKTIR… VE YİNE, ALLAH’TAN ÇOK NEYE VE KİME GÜVENİR, DOST EDİNİRSENİZ, İLAHINIZ OLACAK, ONLARDAN SÜREKLİ VEFASIZLIK VE İHANET BULACAKSINIZ... HAK DOSTLARIM, DUYGULARI HAKKI İLE YERLİ YERİNDE KULLANMAK VE BU DUYGULARI HAKK’A VE YARATIKLARA VERİRKEN DERECELERİNİ AYARLAMAK BİR SANAT, BİR İLİMDİR… BU NEDENLE DÜNYA VE AHİRETTE BAŞINIZA FELAKETLER GELMEMESİ İÇİN BU İLMİ ÖĞRENİN VE YAŞAMINIZDA MUTLAKA UYGULAYIN. AKSİ TAKDİRDE İMAN VE İMANSIZLIK ARASINDA GİDİP GELİRSİNİZ… HAK DOSTLARIM, ŞUNU HİÇ UNUTMAYIN… İMAN, ALLAH’IN İSTEDİĞİ BU SAYDIĞIMIZ DUYGULARI O’NA VERMEKTİR. İMANSIZLIK, ALLAH’IN İSTEDİĞİ DUYGULARI O’NA VERMEMEKTİR VEYA O’NUN YARATIKLARINA VERMEKTİR Kİ, BU YARATIKLAR SİZE SÜREKLİ FENALIK ÜRETECEK VE ÖMÜR BOYU YAŞAMINIZI CEHENNEME ÇEVİRECEKTİR. BUGÜN YAŞADIĞINIZ VE KARŞILAŞTIĞINIZ YALNIZLIK, GÖZYAŞI, AYRILIK, İHANET VE VEFASIZLIK GİBİ…
Cennete Girmek İçin Tasavvuf Eğitimi Almak Şart Mı... 03:15
Cennete Girmek İçin Tasavvuf Eğitimi Almak Şart Mı... 10.289 izlenme - 9 ay önce CENNETE GİRMEK İÇİN TASAVVUF EĞİTİMİ ALMAK ŞART MI… Hak Dostlarım, Zaman zaman Cennete girmek için tasavvuf eğitimine mutlaka girmek şart mı? Sorusunu soruyorsunuz... Buna şöyle cevap verebiliriz… Şeriat hükmüne göre ömründe bir defa Lailaheillâllah diyenler cennete girer. Ancak, şeriat düzeyinde dinini yaşayan bir kişi, ahirette şer’i hükümlere göre karşılık görür. Ölüm acısını hisseder. Kıyamete kadar kabirde bulunur. Ahirette her nefesinden dokuz defa sorgu sual sorulur ve cevap alınır. Ahiret âleminde binlerce durak vardır ve her durakta bin yıl hesap vererek beklenmektedir. Sevap ve günahların tartılması, sırat köprüsünden geçmek gibi zor şartlarla karşılaşılır. Ve neticede Cennete girilir. Bu nedenle korkmayın, cennete girersiniz. Hiçbir tasavvuf eğitimine girmenize ve hiçbir yere bağlanmanıza gerek yoktur… Ancak, Allah aşkı ve özlemiyle yanmak, Hakk sevgisi ve sevdasıyla gözyaşı akıtmak, Allah’a sevgili olmak ve O’nunla sevişmek gibi çok kutsal ve çok değerli şeyler vardır. Bunlar, sadece bu dünyada yaşanan ve zevkleri cennette dahi bulunmayan, Rabbi ve kulu arasında, karşılıklı yaşanan, muhteşem anlar, anlatılması izah edilemeyen, muhteşem bir duygu alış verişleridir ve Allah dostluğunu getirir. Bunlar tasavvuf eğitimiyle elde edilmektedir. Bu eğitimin neticesinde ilahi aşkı yakalayan, Hak dostu olan kişilerin ahiret âlemi ortadan kalkmaktadır. Ölüm acısını hissetmezler, sorgu suale tabi tutulmazlar. Yaptıkları mizan terazisinde tartılmaz. Sırat köprüsünün sıkıntısını görmeden doğrudan Cennete ve Allah’ına kavuşurlar. Bunlara doğrudan cennete girenler denir. Zira nasıl yaşarsanız o halde ölürsünüz. Nasıl ölürseniz, ahirette o şekilde karşılık görürsünüz. Kişi sevdiğiyle beraberdir. Kul Allah’ını sevgili bilir, O’nu öyle düşünürse, Allah kulun karşısına sevgili olarak çıkar ve ona sevgili olarak muamele eder. Ki sevgili Dünya ve ahirette sevdiğini asla korkutmaz ve yalnız bırakmaz.
Kalbe Nisbet, Arş-I Âlâ… 03:23
Kalbe Nisbet, Arş-I Âlâ… 10.153 izlenme - 9 ay önce KALBE NİSBET, ARŞ-I ÂLÂ… Hak Dostlarım, Güzel Peygamberimiz (S.A.V.) şunları buyurmuştur: “Gerçekten insan bedeninde bir parça et vardır ki, o ıslâh olsa, bütün beden ıslâh olur. O bozulsa bütün beden bozulur. Uyanık olunuz ki, o insan kalbidir.” “Mü’minin kalbi, Allah’ın evidir.” “Mü’minin kalbi, yer ve gökten geniştir.” “Mü’minin kalbi, Allah’ın Arş’ıdır. ” “Mü’min mü’minin aynasıdır.” “Elbette Allah Teâlâ mü’min kulu kalbinde vaaz ve nasihat eyler.” “Elbette Allah Teâlâ mü’minlerin kalblerine hayrı ilham eder.” “Hakk Teâlâ her işte rıfk ve yumuşaklığı sever. Hazîn ve merhametli olan kalbe sevgiyle bakar.” “Kulların kalbleri, yer yüzünde Hakk Teâlâ için kablardır. O’nun katında onların en sevimlisi, en rikkatli ve en şefkatli olanıdır.” “Gerçekte Allah Teâlâ sizin sûretinize ve güzelliğinize bakmaz, lâkin kalblerinize ve niyetlerinize bakar.” “Bir mü’min yoktur ki onun dört gözü vardır: iki gözü başındadır, görünen işleri görür. İki gözü kalbindedir ki, onlar ile gayb işlerini müşahede eder. Şu halde Hakk Teâlâ bir kuluna hayır murad ederse, onun kalbinde olan basiret gözünü açar.” “Kulların kalbleri, Rahmani parmaklardan iki parmak arasındadır ki, onları her nice murâd ederse öylece döndürür.” “Selîm kalb, onu döndüreni görür.” Hak Dostlarım, İşte görüldüğü gibi insan yaşamında ufak et parçası dediğimiz kalbin eğitimi ve temizlenmesi her şeyden daha değerli ve daha önemlidir. Çünkü kalp, insan bedeninin her tarafına hükmeden bedenin bütün organlarına istediğini yaptıran güçlü bir trafo gibidir. Ve insanın her iki cihanda karşılaşabileceği olumlu ve olumsuz her şeyin kaynağı ve çıkış merkezidir…
Herkes Sevdiğiyle Beraberdir… 03:36
Herkes Sevdiğiyle Beraberdir… 10.099 izlenme - 9 ay önce HERKES SEVDİĞİYLE BERABERDİR… Hak Dostlarım, Güzel Mevla’mız kutsal kitabı, Kur’an-ı Kerim’inde şunları buyurmuştur… “Muhakkak Allah, iyilikte bulunanları sever” (Bakara sûresi : ayet 195) “Şüphesiz ki Allah, çok Tevbe edenleri sever, pisliklerden pâk olanları da sever.” (Bakara sûresi : ayet 222) “De ki, ey Habîbim; Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana tâbi olun ki, Allah da sizleri sevsin ve bağışlasın. Ve Allah çok bağışlayıcı, çok acıyıcıdır.” (Al-i İmran sûresi : ayet 31) “Gerçekten Allah, tâkva sahiplerini sever.” (Al-i İmran sûresi : ayet 76) “Gerçekten Allah, adaletlileri sever” (Mâide sûresi : ayet 42) “Allah, onları sever, onlar da Allah’ı severler” (Mâide sûresi : ayet 54) Güzel Peygamberimiz (S.A.V.) şunları buyurmuştur… “Allah’ın yüz rahmeti vardır ki, ondan bir rahmetle bütün âlem halkı birbirlerine acır, rahmet ederler. Doksan dokuzu ile Kıyâmet gününde kendi kullarına merhamet edecektir.” “Allah güzeldir ve muhabbet de güzelliğidir.” “Allah, bir kuluna muhabbet etse, bütün yer ve göktekiler ona muhabbet ederler.” “Müşfik bir annenin çocuğuna gösterdiği merhamet ve şefkatten, Allah, kuluna daha çok merhametli ve şefkatlidir.” “Muhabbet, ezelden vardır ve daima da bâkidir.” “Allah’a muhabbet eden kimse, Kur’an okumayı sever ve ona devam eder.” “Sen sevdiğinle birliktesin.” “Herkes sevdiğiyle beraberdir.” “Allah yolunda, onun için sevgi, Allah’la sevişmektir” “Kim Allah’ı çok zikrederse, Allah onu sever.” “Ruhlar kendi âlemlerinde düzenlenmiş ordu gibidirler. Ne zaman bu âleme gelince, Allah’a arif olmakla birbirlerini tanıyanlar sevişir, inkârda olanlar zıtlaşırlar. Havada birbirleriyle karşılaştıklarında atlar gibi koklaşırlar.” “Kim kalbinde Mevla’sının sevgisini bulursa, o kimse bilsin ki, Mevla’sı da ona muhabbet kılmıştır. Zira o muhabbet ona Hak tarafından gelmiştir.”
Sebepler Ve Ruhlar Alemi... 02:53
Sebepler Ve Ruhlar Alemi... 10.817 izlenme - 9 ay önce SEBEPLER VE RUHLAR ÂLEMİ… Hak Dostlarım, Bu âlemde sebepleri bulmadan ve sebeplere sarılmadan hiçbir şey elde edilemez. Ancak; yaşamımız içinde sebeplere sarılmadan, aklın ve ilmin üstünde keramet göstererek çok şeyler elde eden Hak Dostları vardır. Bunun nedenlerini şöyle izah edebiliriz. Allah’ın kullarından istediği duygu ve düşünceler, hakka ulaşması yönünden iki âlemde seyran eder ve kullar, duygu ve düşüncelerinin bulunduğu, yükseldiği âlemlerdeki, makamlarına göre Allah’tan karşılık görür. Bu âlemlerden birincisi Sebepler âlemidir… İkincisi ise, Ruhlar âlemidir… Kulun yaptığı ibadetler, iyilikler, dualar ve bunların içindeki Allah’a ait duygu ve düşünceler sadece sebepler âlemine yetiyor, oradan ruhlar âlemine çıkamıyorsa, bu kulun makamı sebepler âlemidir. Ve makamının gerektirdiği tüm şartları yerine getirmek zorundadır. Kullar bu makamda, her şeyin bir sebebe bağlı olduğunu ve sebeplerin arkasındaki sebepleri yaratanın Allah olduğunu düşündüğünden, yüce Rabbimiz bu kulunu sebeplere havale eder ve sebeplerle baş başa bırakır. Bu makamda bir şeyi elde etmek için sebepler bulmak, ona sarılmak ve sebeplerin gerektirdiği şeyleri yerine getirmek ve sebepleri asla terk etmemek gerekir. Eğer bir kulun yaptığı ibadet, iyilik, dualar ve bunların içindeki Allah’a verdiği duygu ve düşüncelerin miktarı ve şiddeti sebepler âlemini aşıyor, onun üstündeki ruhlar âlemine çıkıp, yükseliyorsa, sebepler tümüyle ortadan kalkar. Ve… Duygu ve düşüncelerinde sebepleri yok eden, bütün benliği ile Allah’a güvenen, O’na teslim olan bir kulun, işlerini ve istediklerini, araya sebepleri koymadan, kulunu sebeplere muhtaç etmeden, Yüce Rabbimiz bizzat kendisi görür.