Hoşgeldiniz!

Türk İslam Videoları İzle

Darbe Direnişine Cağrı - Sedat Peker 04:17
Darbe Direnişine Cağrı - Sedat Peker 3.757 izlenme - 10 ay önce Türk İslam birliğinin kurulmasını isteyip Ali Kemal'in torunlarını yok edeceğiz diyen Sedat Peker, darbe girişimine karşı halka sokakta kalmaları için sesleniyor.
Türk İslam Devletleri - Ders 2 ( Hakan Dede ) 01:55:15
Türk İslam Devletleri - Ders 2 ( Hakan Dede ) 7.447 izlenme - 3 yıl önce kpss dersleri kpss konu anlatım kpss matematik kpss matematik konu anlatım kpss matematik dersleri kpss türkçe dersleri kpss vatandaşlık kpss tarih kpss geom...
Hareket Tim Grup İnfaz 02:17
Hareket Tim Grup İnfaz 11.103 izlenme - 9 yıl önce www.Turkislamdevletleri.Com Ülkücü Forum Sitemize Bekleriz..
Türk Birliği Neden Kurulamıyor Belgeseli - 1. Bölüm 06:53
Türk Birliği Neden Kurulamıyor Belgeseli - 1. Bölüm 1.810 izlenme - 1 yıl önce Türk Birliği Neden Kurulamıyor Belgeseli 1.Bölüm 250 milyon turk bir araya geldigimizi dusunelim. Turk devletlerinin hicbirin de bir sermaye birikimi yok..bu birligi kurdugumuz gun sinirlar ortadan kalkacak istanbul'a dahasi turkiye'ye cok buyuk bir göç dalgasi akin edecektir.Turk cumhuriyetleri ekonomik gelismislikleri az ve issizlik hat safada..Turk Birligi sayesinde 1,5 milyar bir arada huzur icinde yasayabilecektir..
Rastgele Numara Çevirip Sabah Namazına Uyandırmak 16:28
Rastgele Numara Çevirip Sabah Namazına Uyandırmak 465 izlenme - 5 ay önce Bu Fiat Doblo çomarları, hiç tanımadığı insanları arayıp sabah namazı kılmaları için uyandırıyor. Taciz hiç bu kadar meşrulaşmamıştı. Bu polo yaka çizgili ve sigara cepli tişörtle darbe önlediğini sanan türk islam çomarlarına tacizden dava açsanız onlar yerine sizin ceza alacağınızı hepiniz iyi biliyorsunuz.
Adnan Hocanın Çılgın Canlı Yayın Partisi 02:41
Adnan Hocanın Çılgın Canlı Yayın Partisi 2.989 izlenme - 2 yıl önce Mehdi bey Adnan Oktar bir süre mehdiliğe ara verip eğlenmek istiyor. Kedicikleri de çılgın figürleriyle partiye güzellik katıyor. Bu partide Şişme kadınla at nerdeler merak etmiyor değiliz...
efsane başkan muhsin bey'in şok edici sözleri 12:05
efsane başkan muhsin bey'in şok edici sözleri 4.624 izlenme - 7 yıl önce efsane başkan muhsin bey'in şok edici sözleri
Ders: 751 Türk İslam Devletleri (karluklar - Karahanlılar - Gazneliler) 39:18
Ders: 751 Türk İslam Devletleri (karluklar - Karahanlılar - Gazneliler) 2.912 izlenme - 4 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen Türk İslam Devletleri 1) Tolunoğulları (868-905) Mısırda kurulan ilk bağımsız Türk-islam Devletidir. Devletin kurucusu Ahmet bin Tolundur (Tolunoğlu Ahmed). Abbasilerin Mısır valisi olan Ahmet 868 yılında bağımsızlığını ilan etti. Suriye, Filistin ve Bingaziyi ele geçirerek devletini güçlü bir duruma getirdi. 884 yılında ölümüyle yerine oğlu Humâraveyh geçti. Humâreveyhten sonra Ceyş, Harun ve Zeyban işbaşına gelen hükümdarlardır. iç karışıklardan yararlanan Abbasiler merkezi Fustata girerek 905 yılında Tolunoğulları devletine son verdiler. 2) İhşidiler (935-969) Mısırda kurulan ikinci Türk devletidir. ihşid unvanı devletin kurucusu Muhammed Ebu Bekire Abbasi Halifesi tarafından verilmiştir (Ihşid: Melikler-Meliki) Muhammed Mısırda vali iken bağımsızlığını ilan ederek ihşidiler devletini kurdu. Onun zamanında ordu güçlendirilerek Suriye, Filistin ve Hicaz ele geçirildi. Unucur (onuygur), Ali, Kafur ve Ahmet ihşidiler devletinin hükümdarlarındandır. 969 yılında Fatımiler bu devlete son verdiler. 3) Karahanlılar (840-1212) İlk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen Karahanlılar Devletini Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri kurmuşlardır. ilk hükümdarları Bilge Kül Kadır Handır. Başkentleri Balasagundur. Karahanlıların en önemli dönemi 934 yılında başa geçen Abdülkerim Satuk Buğra Han zamanıdır. Bu hükümdarın Müslümanlığı kabul etmesiyle, devlete bağlı Türkler arasında islamiyet yayılmaya başladı. Böylece ilk Türk-islam devletinin kurucusu oldu. Buğrahan Ali, Nasr Ali ilig Han, Yusuf Kadır han Karahanlı hükümdarlarından bazılarıdır. Nasr Ali ilig Han döneminde Karahanlılar Gaznelilerle birlikte Samanoğulları Devletine tamamen son verdiler ve topraklarını paylaştılar. Karahanlılar Gaznelilerle yaptıkları mücadelede başarılı olamadılar. Yusuf Kadır Hanın ölümünden sonra oğulları arasında çıkan taht kavgalarından dolayı devlet doğu ve batı olarak ikiye ayrılmıştır. Doğu Karahanlılar ; Balasagun, Talas, Kaşgar, Tuzkent, Yarkent ve Hotan bölgelerine hakim olmuşlardır. Bu devlet önce Selçuklulara bağlandı sonra da Karahıtaylar tarafından ortadan kaldırıldı (1211). Merkezi Semerkant olan Batı Karahanlılar Maveraünnehir ve Fergana bölgelerine hakim olmuşlardır. Bir süre Karahıtaylara bağlı yaşadılar. 1212de de Harizmşahlar tarafından yıkıldılar. 4) Gazneliler (963-1187) Devletin kurucusu Alp Tigin Samanoğullarının hizmetinde bulunmuş ve Horasan valiliği yapmıştır. Afganistandaki Gazne şehrine gelerek Gazneliler Devletini kurmuştur (963). Sebük Tekinin hükümdarlığı zamanında Toharistan ve Belucistan alınarak Hindistana inildi. Sebük Tekin ölünce yerine geçen oğlu ismailin hükümdarlığını büyük oğlu Mahmut tanımadı. 998 yılında hükümdar olan Sultan Mahmud zamanı (998-1030) Gaznelilerin en parlak dönemidir. 1001-1027 yılları arasında Hindistana 17 sefer düzenlendi ve bu bölgede islamiyetin yayılması sağlandı. Sultan Mahmut 1030 yılında ölünce yerine oğlu Mesud geçti. Bu dönemde Selçuklularla yapılan Dandanakan Savaşı (1040) devletin zayışamasına sebep oldu. 1041 yılında Sultan Mesutun öldürülmesinden sonra devlet iç karışıklıklara sürüklendi. (Muhammet, Mevdut, ibrahim hükümdarlık yapan isimlerden bazılarıdır). Hüsrev fiah zamanında devletin merkezi Gazneden Lahor şehrine nakledildi. Son hükümdar Hüsrev Melikin Gurlular tarafından tutsak edilmesiyle Gazneliler devleti son buldu (1187) 5) Büyük Selçuklular ve Bağlı Devletler Büyük Selçuklu Devletini kuranlar Oğuzlardır. Bu devlet, adını Selçuk Beyden aldı. Selçuk Bey Oğuzların üçok kolunun Kınık boyundandır. Selçuk Bey Oğuz Yabgu Devletinde subaşı görevinde bulunmuştur. Yabguyla arası açılan Selçuk Bey Cend şehrine yerleşti. Burada Müslümanlığı kabul etti. Selçuk Beyin torunları olan Tuğrul ve Çağrı beyler Gazneli Mesud zamanında Nişabura girerek bağımsızlıklarını ilan ettiler (1037). Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Zaferi ile (1040) Selçuklu Devletini kurdular. Tuğrul Bey Sultan oldu. Çağrı Bey orduların başına geçti. Dandanakan Zaferiyle islam dünyasında siyasi hakimiyet Selçuklulara geçmiştir. 1043 yılında Tuğrul bey başkenti Nişaburdan Reye taşıdı. 1048 yılında Bizansla yapılan Pasinler Savaşını Selçuklular kazandı (Bizansla yapılan ilk savaş). 1055 yılında Abbasi Halifesinin daveti üzerine Bağdata girerek onu, fiii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Halife Tuğrul Beye Doğunun ve Batının Sultanı unvanını verdi. Böylece Selçukluların lider ve koruyucusu konumuna yükseldiler. 1057 yılında Tuğrul Bey Büveyhoğullarını tamamen ortadan kaldırdı. 1063 yılında Tuğrul Beyin ölümüyle yerine Çağrı Beyin oğlu Süleyman Beyin geçmesine karşı çıkan Çağrı Beyin diğer oğlu Alp Arslan 1064 yılında tahtı ele geçirdi. Sultan Alp Arslan zamanında bütün Azerbaycan, Kuzey Irak ve Suriye birer Türk yurdu haline geldi. 1071de Malazgirtte Bizansla yapılan savaşta Bizans mağlup edildi ve Anadolu kapıları Türklere açıldı. Melikşah zamanı (1072-1092) Selçuklu Devletinin en parlak zamanıdır. En geniş sınırlara bu zamanda ulaşıldı (Harita 5.5). Karahanlılar ve Gazneliler Selçuklulara tabi hale getirildi. Anadoluda Adalar Denizi ve Boğaziçine kadar olan yerler fethedildi. Melikşahın ölümünden Sultan Sencerin başa geçmesine kadar olan dönem Fetret Devri olarak bilinir. Bu dönemde Melikşahın oğulları; Berkyaruk, Mehmet Tapar, Mahmut ve Sencer arasında taht kavgaları yaşandı. Selçuklu Devletinin son büyük Sultanı Sencerdir. Sencerin 1141 Katvan Savaşında Karahıtaylara yenilmesi devletin zayışadığını açığa çıkardı. Sencer kendi soydaşları Oğuzlar üzerine fazla varınca, onlara esir düştü (1153). Kurtuluşundan yedi ay kadar sonra öldü (1157). Büyük Selçuklu Devletide fiilen sona erdi. Fakat Selçuklu ailesinden olanların kurduğu devletler yaşamaya devam etti. Bunların en önemlileri şunlardır. * Horasanda kurulan HORASAN SELÇUKLULARI; Devletin başkenti Hemedandı. Harizmşahlar tarafından ortadan kaldırıldı. * İranda kurulan KiRMAN SELÇUKLULARI; Alp Arslanın yeğeni Kavund tarafından kuruldu. Oğuz saldırıları ve taht kavgalarıyla yıkıldı (1187). * Suriyede kurulan SURiYE SELÇUKLULARI; 1069 yılında bugünkü Suriye, israil ve Ürdün toprakları üzerinde Atsız ve fiöklü beyler tarafından kuruldu. Bu devletlerden başka Selçuklu ailesinden olmayan vali ve komutanlar da bağımsız devletler kurdular. Bunlara Atabeylikler adı verildi. Atabeyler, Selçuklu şehzadelerini eğiten, onların iyi bir devlet adamı ve komutan olmalarına yardımcı olan bilgili kişilerdi. Atabeyliklerin başlıcaları şunlardır; * Musul ve Halepte ZENGiLER * iranın Fars bölgesinde SALGURLULAR * fiam ve çevresinde BÖRiO/ULLARI * Azerbaycanda iLDENiZLiLER 6) Harizmşahlar (Harizm fiahlar) (1097 - 1231) Ceyhun ırmağının Aral gölüne döküldüğü delta bölgesine Harzem, bu bölgeye hakim olanlara Harizmşah denilmiştir. Harizmşahların atası Anuş Tigin Harzem valisi idi. Torunu Atsız Selçuklulara karşı bağımsızlık mücadelesinde bulunduysa da başarılı olamadı. Buna rağmen Atsız Harizmşahlar Devletinin kurucusu kabul edilmektedir. Atsızın oğlu il-Arslan zamanında Büyük Selçuklu Devleti yıkılınca (1157) Harizmşahlar bağımsız bir devlet oldular. Alâeddin Tekiş, Harizmşahların en güçlü hükümdarı oldu. Onun oğlu Alâeddin Muhammed döneminde Cengiz Han başkent Gürgenç dahil bütün Harezm şehirlerini aldı (1220). Muhammedin oğlu Celâleddin Harizmşah Tebrizi başkent yaptı. Türkiye Selçuklularına ait Ahlatı alması üzerine Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alaeddin keykubat, Yassıçemen Savaşında (1230) Harizmşahları bozguna uğrattı. 1231 yılında Celâleddin Harzemşahın öldürülmesiyle bu devlet sona erdi. 7) Eyyûbiler (1174-1250) Eyyûbiler, Mısırda Selâhaddin Eyyubî tarafından kurulan bir Türk devletidir. Selâhaddin Eyyûbî kısa zamanda Suriye ve Irakın kuzeyini ele geçirdi. Ününü Haçlılara karşı yürüttüğü mücadelen almıştır. Kudüs kralını Hıttin Savaşında yenerek (1187) Kudüsü ele geçirdi. Kudüsün Müslümanların eline geçmesi III. Haçlı Seferine sebep oldu. Selahaddin Eyyûbî, Nilden, Fırata kadar olan yerleri Türk egemenliği altında birleştirdi. Haçlıların bu bölgelere yerleşmelerine engel oldu. Selâhaddin Eyyûbi ölünce, iç çekişmeler yüzünden devlet zayışadı. Son Eyyûbi Sultanı Turan fiah Eyyûbi ordusundaki Türk Memlûk askerleri tarafından öldürüldü. Böylece Eyyûbi devleti sona erdi (1250) 8) Memlûkler (1250-1517) Eyyûbilerden sonra Mısırda kurulan bir Türk devletidir. Bu devletin kurucusu Eyyûbi ordusunda komutan olan Aybektir. Memlûk Devleti iki ana bölümde incelenir. 1250-1382 yılları arasında Türk Memlûkleri, 1382-1517 yılları arasında da Çerkez Memlûkleri (Burci Memlûkler). Memlûkler, Mısır ve Suriye yi yönetimleri altına aldıktan sonra iranda ilhanlılar Devletini kurmuş olan Moğallarla ve Suriyedeki Haçlılarla savaştılar. Ayn-ı Calut Savaşında (1260) Moğollara ağır bir darbe indirerek Mısırı Moğal istilasından kurtardılar. Sultan Baybars Mısırda Abbasi halifeliğini yeniden canlandırdı. Anadolu Selçuklu Devletini Moğol baskısından kurtarmak için Anadoluya sefer yaptı. Moğolları Elbistan Savaşında bozguna uğrattı. Haçlılarla savaştı. Ondan sonraki hükümdarlar tarafından Haçlılar bütünüyle Suriyeden çıkartıldı. Memlûklerin Anadoluda yayılma siyaseti onları Osmanlılarla karşı karşıya getirdi. II. Bayezid zamanında Memlûklerle Osmanlılar arasında savaşlar oldu. Yavuz Sultan Selim, Memlûk ordusunu 1516da Mercidabık, 1517de Reydaniye (Ridaniye) savaşlarıyla yenilgiye uğrattı. Böylece Memlûk Devleti yıkıldı ve toprakları Osmanlı ülkesine katıldı.
Ders: 868-905 - İlk Türk İslam Devletleri 09:34
Ders: 868-905 - İlk Türk İslam Devletleri 2.830 izlenme - 4 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter AYkut Öğretmen KARAHANLILAR: (840-1212) Kurulduğu Yer: Orta Asya’da Tanrı dağlarının kuzey ve güneyinde kuruldu. Kurucusu: Bilge Kül Kadir Han’dır. Hükümdarları: Bilge Kül Kadir Han Satuk Buğra Han Yusuf Kadir Han Özellikleri: * Satuk Buğra Han zamanında İslamiyeti resmen kabul ettiler. Satuk Buğra Han “Abdülkerim” adını aldı. * Samanoğulları ve Gaznelilerle savaşlar yaptılar. * En parlak dönemleri Yusuf Kadir Han zamanıdır. Not: Karahanlılar, ilk Müslüman Türk devletidir. Yıkılış Sebepleri: Yusuf Kadir Han’ın ölmeden önce ülkesini çocukları arasında paylaştırması, Çıkan karışıklıklar ve taht kavgaları, Karahanlıların 1058’de Doğu ve Batı Karahanlılar olmak üzere ikiye ayrılmasıdır. • Doğu Karahanlılar, Karahitaylar tarafından yıkıldı (1130). • Batı Karahanlılar, Harzemşahlar tarafından 1212 de yıkıldı. GAZNELİLER: (963-1178) Kurulduğu Yer: Afganistan, Hindistan ve İran. Kurucusu: Alp Tigin’dir. Hükümdarları: Alp Tigin, Sultan Mahmut (Gazneli Mahmut) Sultan Mesut Özellikleri: * Devletin en parlak dönemi Gazneli Mahmut zamanıdır. Bu dönemde devlet en geniş sınırlara ulaştı ve imparatorluk haline geldi. * Gazneli Mahmut Hindistan’a 17 sefer yaparak burada islamiyetin yayılmasını sağladı. * Büveyhoğullarından Irak’ın kuzey taraflarını aldı. Böylece Ganj ırmağından Irak’a kadar ulaşan büyük bir devlet kurmuş oldu. * Abbasi halifeliğini Şii Büveyh oğullarının baskısından kurtardı. * Selçuklularla savaştı ve onları yenilgiye uğrattı. * Sultan Mahmut’un ölümü üzerine yerine Sultan Mesut geçti. * Sultan Mesut da Hindistan’a seferler yaptı. Selçuklularla yaptığı Dandanakan Savaşında yenildi (1040). Yıkılış Sebepleri: Selçuklularla yapılan Dandanakan Savaşından sonra devletin zayıflamaya başlaması. Ülkede iç karışıklıkların çıkması. * Gazne Devleti, 1187 yılında Gurlular (Afgan Yerlileri) tarafından yıkıldı. TOLUNOĞULLARI: (868-905) Kurulduğu Yer: Mısır. Kurucusu: Tolunoğlu Ahmet. Not: Mısır’da kurulan ilk Türk devletidir. Özellikleri: * Mısır’da Türk kültürü yayıldı ve Mısır, Tolunoğulları tarafından imar edilerek zenginleştirildi. * Suriye alındı. Yıkılışı: Tolunoğlu Ahmet’in ölümünden sonra oğulları zamanında iç karışıklıklar çıktı. Bu durumdan yararlanan Abbasiler, Tolunoğullarına son verdiler (905). İHŞİTLER (AKŞİTLER): (935-969) Kurulduğu Yer: Mısır. Kurucusu: Ebubekir Muhammed. Özellikleri: * Mısır’da kurulan ikinci Türk devletidir. * Suriye’yi aldılar ve ülke topraklarına kattılar. Yıkılışı: Fatimiler tarafından ortadan kaldırıldı. BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157) Kurulduğu Yer: Horasan. Kurucusu: Tuğrul Bey. * Selçuklular, Oğuzların Üçok kolunun Kınık boyundandır. * Büyük Selçuklu Devleti’ne, bu boydan olan Selçuk Bey adını verdi. * Selçuk Bey, Oğuzlar Devleti’nde subaşı iken, Oğuz Devleti’nin hükümdarı ile arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden kendisine bağlı ordularla güneye inerek Seyhun ırmağı yakınlarındaki Cent şehrine yerleşti (930-935). Hükümdarları: Selçuk Bey Arslan Yabgu Tuğrul ve Çağrı Beyler Alp Arslan Melikşah Sultan Sencer Selçuk Bey: * Cent şehrinde İslamiyet’i kabul etti. * Bir çok Türk boyunu yönetimi altına aldı. * Samanoğulları ile Karahanlılar arasındaki savaşta, daha güçsüz olan Samanoğullarına yardım etti. Karşılığında toprak aldı. Arslan Yabgu: * Selçuk Bey’in ölümünden sonra yerine oğlu Arslan Yabgu geçti. * Selçukluların güçlenmesini istemeyen Gazneli Mahmut, Arslan Yabgu’yu tutuklattı. Tuğrul ve Çağrı Beyler: * Tuğrul ve Çağrı beyler, iki kardeş olarak toprakları parçalamadan aralarında iş bölümü yaparak ülkeyi idare ettiler. * Gaznelilerle başarılı savaşlar yaptılar. * Horasan’ın önemli şehirlerinden biri olan Nişabur’u aldılar (1038). Dandanakan Savaşı (1040): Selçuklular ile Gazneliler arasında yapıldı. Sebepleri: * Gazneliler’in Selçukluları Horasan’dan çıkarmak istemeleri. * Selçukluların kendilerine yurt arayışı içinde olmaları. Sonuçları: • Gazneliler yenilgiye uğratıldı ve yıkılma sürecine girdi. • Selçuklular büyük bir zafer kazandı. Horasan ve İran toprakları Selçukluların eline geçti. • Büyük Selçuklu Devleti kuruldu (1040). • Tuğrul Bey sultan ilan edildi. Devleti Çağrı Bey ile birlikte yönetti. • Rey şehri alınarak başkent yapıldı. • Selçukluların İslam dünyasındaki otoritesi arttı. * Abbasi halifesinin, Şii Büveyhoğullarının baskılarına karşı Selçuklulardan yardım istemesi üzerine Tuğrul Bey, Bağdat Seferine çıkarak 1055 Abbasileri Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Böylece Türk-İslam dünyasının koruyuculuğu Selçukluların eline geçti. Bu olaydan sonra İslam Dünyasının dini lideri Abbasiler, siyasi lideri de Selçuklular oldu. * Bizans üzerine sefere çıkılarak Doğu Anadolu’da başarılı savaşlar yapıldı. Bir çok şehir alındı (Erzurum, Kemah, Malatya, Sivas). Pasinler Savaşı (1048): * Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapılı. * Gürcüler Bizanslılara yardım etti. Sebepleri: Dandanakan Savaşı’ndan sonra Selçuklular’ın batı yönünde ilerlemeleri. Bizanslıların, Türklerin Anadolu’ya girmelerini engellemek istemeleri. Not: Pasinler (Hasankale) Savaşı, Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapılan ilk savaştır. Sonuçları: Bizanslılar yenildi ve Selçukluları Resmen tanıdı. Doğu Anadolu, Selçukluların denetimine girmeye başladı. Van’dan Trabzon’a kadar olan topraklar Selçuklular’ın eline geçti. Gürcü Kralı Liparit, Selçuklulara esir düştü. Alp Arslan (1063-1072): * Önce iç işlerini düzeltti. Çıkan ayaklanmaları bastırdı. * Bizans İmparatorluğuna savaş açıldı. Gürcistan, Ani Kalesi ve Kars alındı. * Alp Arslan, komutanlarını Anadolu’nun fethi ile görevlendirdi. Türk akıncıları Akdeniz kıyılarına kadar ilerlediler. Malazgirt Savaşı (26 Ağustos 1071): Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapıldı. Sebebi: Bizans’ın, Anadolu’ya yapılan Türk akınlarını önlemek, Doğu Anadolu’da gittikçe güçlenen Selçuklu egemenliğine karşı koymak istemesidir. Gelişmesi: • Savaş, Malazgirt ile Ahlat arasındaki Malazgirt ovasında başladı. • Selçuklu kuvvetleri üçe bölündü. • Alp Arslan sahte geri çekilme planı uygulayarak Bizans ordusunu merkezden ayırdı. • Bu sırada Bizans ordusunda bulunan Peçenek ve Uzlar, Selçuklu tarafına geçtiler. Pusuya yatan Türk askerlerinin seri hücumu ile Bizans ordusu büyük bir yenilgiye uğradı. • Ancak savaşın kazanılmasında ordunun manevi gücünün yüksek olması, iyi teşkilatlanması ve Alp Arslan gibi yetenekli, güçlü bir hükümdar tarafından yönetilmesinin de büyük katkısı vardır. Sonuçlar: Türkler büyük bir zafer kazandı. Bizans İmparatoru Romen Diyojen esir düştü. Yapılan Antlaşma Sonunda; Doğu Anadolu’da ki bazı şehirler Türklere bırakıldı. Bizanslılar her yıl vergi verecekti. Alp Arslan, esir alınan askerleri serbest bıraktı. Not: Malazgirt zaferi ile Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı. Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başladı. * Alp Arslan, Batı Karahanlılar üzerine çıkacağı bir sefer sırasında öldürüldü. Melikşah (1072-1092): Ege Denizine ve boğazlara kadar bütün Anadolu alındı. Suriye, Filistin ve Arabistan alındı. Devletin sınırları; doğuda Tanrı dağları ve Seyhun ırmağından batıda Akdeniz kıyılarına, kuzeyde Kafkas dağlarından güneyde Basra körfezine kadar genişletildi. Vezir Nizamülmülk’ün koduğu kanun ve metotlarla devlet işleri çok düzenli olarak yürütüldü. Güçlü bir ordu ile, çıkan ayaklanmalar hemen bastırıldı. Başkent, Rey’den İsfahan’a taşındı. Selçukluların en parlak dönemidir. Melikşah’ın ölümünden sonra oğulları arsında taht kavgaları başladı ve ülkede ayaklanmalar çıktı. Sultan Sencer (1118-1157): Merv şehri başkent yapıldı. Gaznelilerden Gazne şehri, Karahanlılardan Maveraünnehir alındı. Karahitaylılarla yapılan Katvan Savaşı’nda Selçuklular yenilgiye uğradı (1141). Maveraünnehir elden çıktı. Bundan sonra ayaklanan Oğuzlar üzerine gidildi. Fakat Sultan Sencer esir düştü. Bir süre sonra 1157’de öldü. Sultan Sencer’in ölümüyle Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı (1157). Büyük Selçuklu Devleti’nin Yıkılma Sebepleri: Ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması ve taht kavgaları, Atabeylerin, merkezi otoritenin zayıflamasıyla bağımsızlıklarını ilan etmeleri, Haçlı Seferlerinin meydana getirdiği sarsıntılar, Türkmenlerin küstürülmesi, Abbasilerin, eski güçlerine kovuşmak için Selçuklular aleyhine çalışmalarıdır. Katvan Savaşı’nın yıkıcı etkisi, Batınilerin çalışmalarıdır. Büyük Selçuklu Devleti’nin Yıkılmasından Sonra Kurulan Devletler 1. Suriye Selçukluları 2. Horasan Selçukluları 3. Kirman Selçukluları 4. Irak Selçukluları 5. Anadolu Selçukluları HARZEMŞAHLAR (1097-1231): Kurulduğu Yer: Aral gölüne dökülen Ceyhun ırmağı deltasıyla, buranın güneyindeki yerlerde kuruldu (Harezm). Kurucusu: İl Arslan. Özellikleri: Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın komutanlarından Anuş Tigin, Harzem valiliğine atandı. Anuş Tigin’in ölümünden sonra oğlu Kutbeddin Muhammed, harzemşah unvanı ile buraya gönderildi. Kutbeddin Muhammed otuz yıl başarı ile Harzem’i yönetti. Daha sonra Atsız, ardından İl Arslan başa geçti. Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanmasıyla İl Arslan zamanında Harzemşahlar bağımsız oldular. Alaeddin Tekiş, Horasan ve İsfehan taraflarını aldı. Alaeddin Tekiş, Harzemşahlarının en tanınmış hükümdarıdır. Alaeddin Muhammed, İran’ı ve Maveraünnehiri aldı. Böylece Seyhun ırmağından Dicle’ye kadar uzanan bir Türk devleti kurulmuş oldu. Yıkılışı: 1220 yılında Moğolların saldırısına uğradılar ve yenildiler. Celalettin Harzemşah, Moğollarla yaptığı savaşlarda başarı sağlayamadı. Öldürülmesi üzerine Moğollar tarafından yıkıldı (1231). MOĞOL DEVLETİ(1196-1227) Kurulduğu yer:Moğolistan da kuruldu. Kurucusu: Cengiz Han’dır. Başkenti: Karakum’dur. Özellikleri * Cengiz Han; güçlü ve disiplinli bir ordu kurdu. Çin’i on yıl süren savaşlardan sonra egemenliği altına aldı. * Karhitaylar ve Harzemşahlar Devleti’ni yıktı. Kıpçak ülkelerini ve İran’ın büyük bir bölümünü aldı. * Rusya içlerine ilerlediği sırada öldü. Yıkılışı: * Cengiz Han’dan sonra başa geçen Moğol hükümdarları, bu çok büyük devletin bütünlüğünü koruyamadılar. İmparatorluk dört ayrı devlete ayrıldı. * Bunlar; 1- Kubilay Hanlığı, (Çin) 2-Altın Orda Devleti, (Karadeniz’in Kuzeyi) 3- Çağatay Devleti, (Türkistan) 4- İlhanlılar Devleti, (İran)dır. * Bu devletler, XIV. Yüzyılın sonlarına doğru yıkıldılar. * Kubilay Hanlığı hariç diğerleri XIV.yüzyılın başından itibaren İslamiyet’i kabul edip Türkleştiler. ALTIN ORDA DEVLETİ(1227-1502) Kurulduğu yer: Hazar gölü ile Karadeniz’in kuzeyi Kurucusu: Cengiz Hanın torunu Batu Han’dır. Başkenti: Saray Şehri’dir. Özellikleri * Batu Han, İtil Bulgarlarını ve Kıpçakları yönetimi altına alarak devleti kurdu. Devletin Sınırlarını doğuda Aral gölünde Batı da Macaristan içlerine kadar genişletti. * 1275’te hükümdar olan Berke Han, İslam dinini kabul etti. * İlhanlı Devleti ile savaştılar. * Rusları vergiye bağladılar. Yıkılışı: * XIV. Yüzyılın ikinci yarısında iç karışıklıklar çıktı. Devlet zayıf düştü ve parçalandı. Timur’un yaptığı seferler sonucunda dörde ayrıldı. Bunlar: 1. Sibirya Hanlığı, 2. Hacı Tahran Hanlığı, 3. Kazan Hanlığı, 4. Kırım Hanlığı. * Kırım Hanı Mengli Giray 1502’de Altın Orda Devleti’ne son verdi. Türk İslam Devletleri 1) Tolunoğulları (868-905) Mısırda kurulan ilk bağımsız Türk-islam Devletidir. Devletin kurucusu Ahmet bin Tolundur (Tolunoğlu Ahmed). Abbasilerin Mısır valisi olan Ahmet 868 yılında bağımsızlığını ilan etti. Suriye, Filistin ve Bingaziyi ele geçirerek devletini güçlü bir duruma getirdi. 884 yılında ölümüyle yerine oğlu Humâraveyh geçti. Humâreveyhten sonra Ceyş, Harun ve Zeyban işbaşına gelen hükümdarlardır. iç karışıklardan yararlanan Abbasiler merkezi Fustata girerek 905 yılında Tolunoğulları devletine son verdiler. 2) İhşidiler (935-969) Mısırda kurulan ikinci Türk devletidir. ihşid unvanı devletin kurucusu Muhammed Ebu Bekire Abbasi Halifesi tarafından verilmiştir (Ihşid: Melikler-Meliki) Muhammed Mısırda vali iken bağımsızlığını ilan ederek ihşidiler devletini kurdu. Onun zamanında ordu güçlendirilerek Suriye, Filistin ve Hicaz ele geçirildi. Unucur (onuygur), Ali, Kafur ve Ahmet ihşidiler devletinin hükümdarlarındandır. 969 yılında Fatımiler bu devlete son verdiler. 3) Karahanlılar (840-1212) İlk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen Karahanlılar Devletini Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri kurmuşlardır. ilk hükümdarları Bilge Kül Kadır Handır. Başkentleri Balasagundur. Karahanlıların en önemli dönemi 934 yılında başa geçen Abdülkerim Satuk Buğra Han zamanıdır. Bu hükümdarın Müslümanlığı kabul etmesiyle, devlete bağlı Türkler arasında islamiyet yayılmaya başladı. Böylece ilk Türk-islam devletinin kurucusu oldu. Buğrahan Ali, Nasr Ali ilig Han, Yusuf Kadır han Karahanlı hükümdarlarından bazılarıdır. Nasr Ali ilig Han döneminde Karahanlılar Gaznelilerle birlikte Samanoğulları Devletine tamamen son verdiler ve topraklarını paylaştılar. Karahanlılar Gaznelilerle yaptıkları mücadelede başarılı olamadılar. Yusuf Kadır Hanın ölümünden sonra oğulları arasında çıkan taht kavgalarından dolayı devlet doğu ve batı olarak ikiye ayrılmıştır. Doğu Karahanlılar ; Balasagun, Talas, Kaşgar, Tuzkent, Yarkent ve Hotan bölgelerine hakim olmuşlardır. Bu devlet önce Selçuklulara bağlandı sonra da Karahıtaylar tarafından ortadan kaldırıldı (1211). Merkezi Semerkant olan Batı Karahanlılar Maveraünnehir ve Fergana bölgelerine hakim olmuşlardır. Bir süre Karahıtaylara bağlı yaşadılar. 1212de de Harizmşahlar tarafından yıkıldılar. 4) Gazneliler (963-1187) Devletin kurucusu Alp Tigin Samanoğullarının hizmetinde bulunmuş ve Horasan valiliği yapmıştır. Afganistandaki Gazne şehrine gelerek Gazneliler Devletini kurmuştur (963). Sebük Tekinin hükümdarlığı zamanında Toharistan ve Belucistan alınarak Hindistana inildi. Sebük Tekin ölünce yerine geçen oğlu ismailin hükümdarlığını büyük oğlu Mahmut tanımadı. 998 yılında hükümdar olan Sultan Mahmud zamanı (998-1030) Gaznelilerin en parlak dönemidir. 1001-1027 yılları arasında Hindistana 17 sefer düzenlendi ve bu bölgede islamiyetin yayılması sağlandı. Sultan Mahmut 1030 yılında ölünce yerine oğlu Mesud geçti. Bu dönemde Selçuklularla yapılan Dandanakan Savaşı (1040) devletin zayışamasına sebep oldu. 1041 yılında Sultan Mesutun öldürülmesinden sonra devlet iç karışıklıklara sürüklendi. (Muhammet, Mevdut, ibrahim hükümdarlık yapan isimlerden bazılarıdır). Hüsrev fiah zamanında devletin merkezi Gazneden Lahor şehrine nakledildi. Son hükümdar Hüsrev Melikin Gurlular tarafından tutsak edilmesiyle Gazneliler devleti son buldu (1187) 5) Büyük Selçuklular ve Bağlı Devletler Büyük Selçuklu Devletini kuranlar Oğuzlardır. Bu devlet, adını Selçuk Beyden aldı. Selçuk Bey Oğuzların üçok kolunun Kınık boyundandır. Selçuk Bey Oğuz Yabgu Devletinde subaşı görevinde bulunmuştur. Yabguyla arası açılan Selçuk Bey Cend şehrine yerleşti. Burada Müslümanlığı kabul etti. Selçuk Beyin torunları olan Tuğrul ve Çağrı beyler Gazneli Mesud zamanında Nişabura girerek bağımsızlıklarını ilan ettiler (1037). Gaznelilere karşı kazandıkları Dandanakan Zaferi ile (1040) Selçuklu Devletini kurdular. Tuğrul Bey Sultan oldu. Çağrı Bey orduların başına geçti. Dandanakan Zaferiyle islam dünyasında siyasi hakimiyet Selçuklulara geçmiştir. 1043 yılında Tuğrul bey başkenti Nişaburdan Reye taşıdı. 1048 yılında Bizansla yapılan Pasinler Savaşını Selçuklular kazandı (Bizansla yapılan ilk savaş). 1055 yılında Abbasi Halifesinin daveti üzerine Bağdata girerek onu, fiii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Halife Tuğrul Beye Doğunun ve Batının Sultanı unvanını verdi. Böylece Selçukluların lider ve koruyucusu konumuna yükseldiler. 1057 yılında Tuğrul Bey Büveyhoğullarını tamamen ortadan kaldırdı. 1063 yılında Tuğrul Beyin ölümüyle yerine Çağrı Beyin oğlu Süleyman Beyin geçmesine karşı çıkan Çağrı Beyin diğer oğlu Alp Arslan 1064 yılında tahtı ele geçirdi. Sultan Alp Arslan zamanında bütün Azerbaycan, Kuzey Irak ve Suriye birer Türk yurdu haline geldi. 1071de Malazgirtte Bizansla yapılan savaşta Bizans mağlup edildi ve Anadolu kapıları Türklere açıldı. Melikşah zamanı (1072-1092) Selçuklu Devletinin en parlak zamanıdır. En geniş sınırlara bu zamanda ulaşıldı (Harita 5.5). Karahanlılar ve Gazneliler Selçuklulara tabi hale getirildi. Anadoluda Adalar Denizi ve Boğaziçine kadar olan yerler fethedildi. Melikşahın ölümünden Sultan Sencerin başa geçmesine kadar olan dönem Fetret Devri olarak bilinir. Bu dönemde Melikşahın oğulları; Berkyaruk, Mehmet Tapar, Mahmut ve Sencer arasında taht kavgaları yaşandı. Selçuklu Devletinin son büyük Sultanı Sencerdir. Sencerin 1141 Katvan Savaşında Karahıtaylara yenilmesi devletin zayışadığını açığa çıkardı. Sencer kendi soydaşları Oğuzlar üzerine fazla varınca, onlara esir düştü (1153). Kurtuluşundan yedi ay kadar sonra öldü (1157). Büyük Selçuklu Devletide fiilen sona erdi. Fakat Selçuklu ailesinden olanların kurduğu devletler yaşamaya devam etti. Bunların en önemlileri şunlardır. * Horasanda kurulan HORASAN SELÇUKLULARI; Devletin başkenti Hemedandı. Harizmşahlar tarafından ortadan kaldırıldı. * İranda kurulan KiRMAN SELÇUKLULARI; Alp Arslanın yeğeni Kavund tarafından kuruldu. Oğuz saldırıları ve taht kavgalarıyla yıkıldı (1187). * Suriyede kurulan SURiYE SELÇUKLULARI; 1069 yılında bugünkü Suriye, israil ve Ürdün toprakları üzerinde Atsız ve fiöklü beyler tarafından kuruldu. Bu devletlerden başka Selçuklu ailesinden olmayan vali ve komutanlar da bağımsız devletler kurdular. Bunlara Atabeylikler adı verildi. Atabeyler, Selçuklu şehzadelerini eğiten, onların iyi bir devlet adamı ve komutan olmalarına yardımcı olan bilgili kişilerdi. Atabeyliklerin başlıcaları şunlardır; * Musul ve Halepte ZENGiLER * iranın Fars bölgesinde SALGURLULAR * fiam ve çevresinde BÖRiO/ULLARI * Azerbaycanda iLDENiZLiLER 6) Harizmşahlar (Harizm fiahlar) (1097 - 1231) Ceyhun ırmağının Aral gölüne döküldüğü delta bölgesine Harzem, bu bölgeye hakim olanlara Harizmşah denilmiştir. Harizmşahların atası Anuş Tigin Harzem valisi idi. Torunu Atsız Selçuklulara karşı bağımsızlık mücadelesinde bulunduysa da başarılı olamadı. Buna rağmen Atsız Harizmşahlar Devletinin kurucusu kabul edilmektedir. Atsızın oğlu il-Arslan zamanında Büyük Selçuklu Devleti yıkılınca (1157) Harizmşahlar bağımsız bir devlet oldular. Alâeddin Tekiş, Harizmşahların en güçlü hükümdarı oldu. Onun oğlu Alâeddin Muhammed döneminde Cengiz Han başkent Gürgenç dahil bütün Harezm şehirlerini aldı (1220). Muhammedin oğlu Celâleddin Harizmşah Tebrizi başkent yaptı. Türkiye Selçuklularına ait Ahlatı alması üzerine Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alaeddin keykubat, Yassıçemen Savaşında (1230) Harizmşahları bozguna uğrattı. 1231 yılında Celâleddin Harzemşahın öldürülmesiyle bu devlet sona erdi. 7) Eyyûbiler (1174-1250) Eyyûbiler, Mısırda Selâhaddin Eyyubî tarafından kurulan bir Türk devletidir. Selâhaddin Eyyûbî kısa zamanda Suriye ve Irakın kuzeyini ele geçirdi. Ününü Haçlılara karşı yürüttüğü mücadelen almıştır. Kudüs kralını Hıttin Savaşında yenerek (1187) Kudüsü ele geçirdi. Kudüsün Müslümanların eline geçmesi III. Haçlı Seferine sebep oldu. Selahaddin Eyyûbî, Nilden, Fırata kadar olan yerleri Türk egemenliği altında birleştirdi. Haçlıların bu bölgelere yerleşmelerine engel oldu. Selâhaddin Eyyûbi ölünce, iç çekişmeler yüzünden devlet zayışadı. Son Eyyûbi Sultanı Turan fiah Eyyûbi ordusundaki Türk Memlûk askerleri tarafından öldürüldü. Böylece Eyyûbi devleti sona erdi (1250) 8) Memlûkler (1250-1517) Eyyûbilerden sonra Mısırda kurulan bir Türk devletidir. Bu devletin kurucusu Eyyûbi ordusunda komutan olan Aybektir. Memlûk Devleti iki ana bölümde incelenir. 1250-1382 yılları arasında Türk Memlûkleri, 1382-1517 yılları arasında da Çerkez Memlûkleri (Burci Memlûkler). Memlûkler, Mısır ve Suriye yi yönetimleri altına aldıktan sonra iranda ilhanlılar Devletini kurmuş olan Moğallarla ve Suriyedeki Haçlılarla savaştılar. Ayn-ı Calut Savaşında (1260) Moğollara ağır bir darbe indirerek Mısırı Moğal istilasından kurtardılar. Sultan Baybars Mısırda Abbasi halifeliğini yeniden canlandırdı. Anadolu Selçuklu Devletini Moğol baskısından kurtarmak için Anadoluya sefer yaptı. Moğolları Elbistan Savaşında bozguna uğrattı. Haçlılarla savaştı. Ondan sonraki hükümdarlar tarafından Haçlılar bütünüyle Suriyeden çıkartıldı. Memlûklerin Anadoluda yayılma siyaseti onları Osmanlılarla karşı karşıya getirdi. II. Bayezid zamanında Memlûklerle Osmanlılar arasında savaşlar oldu. Yavuz Sultan Selim, Memlûk ordusunu 1516 da Mercidabık, 1517de Reydaniye (Ridaniye) savaşlarıyla yenilgiye uğrattı. Böylece Memlûk Devleti yıkıldı ve toprakları Osmanlı ülkesine katıldı. A. İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİ Doğu -batı ticareti çağlar boyu önemini korudu. Çinliler, Göktürk Devleti'nin yıkılması ile Türkistan'ı ele geçirmek istediler. Bu durum üzerine Abbasilerin Horasan valisi, bir Arap ordusunu Türkistan'a gönderdi. Çin ve Arap kuvvetleri, Talas ırmağı kıyısında karşılaştılar. Talas Savaşı, Arapların üstünlüğü ile sona erdi. Çinlilerin boşalttığı bölgeler, Türklerin eline geçti. Böylece Türk -Arap ilişkileri başlamış oldu. İslamiyet, Türkler arasında yayılmaya başladı. 1. Karahanlılar Uygurların yıkılması ile Karluklar, Çiğil ve Yağma Türkleri ile birleşerek Karahanlılar Devleti'ni kurdular (840). Karahanlılar doğu ve batı olmak üzere iki teşkilat halinde yönetiliyordu. Batıyı yöneten Satuk Buğra Han, İslamiyeti kabul etti. Oğlu zamanında ülkenin doğu kanadı ortadan kaldırıldı. Karahanlı Devleti, 960 yılından itibaren Müslüman bir Türk devleti haline geldi. Karahanlılar, iç karışıklıklar sonunda doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Karahanlılar Karahıtaylılar tarafından ortadan kaldırıldı (1211 ). Batı Karahanlılar ise Harzemşahlar tarafından yıkıldı (1212). 2. Gazneliler Alp Tigin Saman oğulları Devleti'nde hassa komutanı idi. Horasan'a vali olarak atandı. Bu görevden alınması üzerine Gazne'ye gitti. Yerli hanedanı devirerek bağımsız bir beylik kurdu. Başlangıçta Saman oğullarına bağlı olarak yaşadılar. Bu devletin yıkılmasından sonra bağımsız oldular. Ceyhun'a kadar uzanan topraklar, Gaznelilerin eline geçti. Gaznelilerin en parlak dönemi sultan Mahmut devridir. Oğlu Mesut döneminde Selçuklular, Horasan'a girdiler. Sultan Mesut, büyük bir ordu ile Horasan'a girdi. İki ordu Dandanakan'da karşılaştı. Savaş, Selçukluların galibiyeti ile sona erdi. Sultan Mesut, Hindistan'a doğru çekildi. Sultan Mesut'tan sonra tahta çıkan hükümdarlar, ülke bütünlüğünü koruyamadılar. 3. Tolunoğulları Tolunoğlu Ahmet, Abbasiler döneminde Mısır'a vali olarak atandı. Bir süre sonra bağımsızlığını ilan etti (868). Filistin, Suriye ve Kuzey Irak hakimiyet altına alındı. Oğulları zamanında devlet, eski gücünü kaybetti. Abbasiler, Mısır'ı ele geçirerek Tolunoğulları Devleti'ne son verdiler (905). 4. Akşitler Fergane Bölgesi'nden boy beyi olan Toğaç, Abbasi Devleti'nin hizmetine girdi. Oğlu Mehmet, Mısır'a vali olarak atandı. Bir süre sonra bağımsızlığını ilan etti (935). Suriye ve Hicaz bölgesini ele geçirdi. Oğulları döneminde iç karışıklıklar başladı. Fatımiler, Mısır'ı işgal ederek bu devlete son verdiler (969). 5. Büyük Selçuklu Devleti Dukak Bey, Kınık boyunun beyi idi. Aynı zamanda Oğuz Devleti'nde subaşı (ordu komutanı) olarak görev yapıyordu. Oğuz yabgusu ile araları açıldı. Oğuz beylerinin araya girmesi ile barıştılar. Ölümü üzerine yerine Selçuk Bey geçti. Selçuk Bey, Yabğudan çekindiği için kendine bağlı kuvvetlerle, Cend şehrine çekildi. Bir süre sonra İslamiyeti kabul etti. Karahanlılara karşı Sâmânoğulları na yardım etti. Sâmânoğulları hükümdarı bu yardıma karşılık Buhara ve Semerkant arasını yurt olarak verdi. Selçuk Bey'in ölümü üzerine Selçukluların başına Aslan Bey, yabgu oldu (1009). Selçuklular, Karahanlı ve Gazne devletleri için büyük bir tehlike haline geldiler. Gazne sultanı Mahmut, Aslan yabguyu yanına çağırdı. Yakalatarak hapsetti (1 032). Tuğrul ve Çağrı Beyler : Oğuzlar, Horasan'a girmeye başladılar. Gazne sultanı Mesut, Büyük bir ordu ile Horasan'a girdi. Dandanakan Savaşı, Selçukluların üstünlüğü ile sona erdi (1040). Dandanakan Savaşı'ndan sonra Tuğrul Bey , sultan unvanı ile devletin başına getirildi. Böylece Büyük Selçuklu Devleti, kurulmuş oldu. Tuğrul Bey , Nişapur'da devlet düzenini kurduktan sonra seferlere başladı. Rey'in alınması ile hükümet merkezi Nişapur’dan Rey'e taşındı. Doğuda Tabaristan ve Gürcan bölgeleri ele geçirildi. İran’ın tamamı fethedildi. Anadolu'ya akınlar düzenlenmeye başlandı. Alp Arslan Dönemi : İlk seferini Anadolu ve Kafkaslar üzerine düzenledi. Bizans imparatoru, büyük bir ordu ile Anadolu'ya geçti. İki ordu Malazgirt'te karşılaştı. Savaş, Türklerin galibiyeti ile sona erdi. Anadolu kapıları Türklere açıldı. Alp Arslan yanındaki komutanlarını Anadolu'nun fethi ile görevlendirdi. Melik şah Dönemi : İlk seferini Toharistan üzerine düzenledi. Gazneliler, barış istedi. Doğunun güvenliği sağlandıktan sonra kuzeye yöneldi. Karahanlılar mağlup edildi (1074). Sultan Melik şah daha sonra batıya yöneldi. Türkmen boylarını itaat altına aldı. Sultan Sancar Dönemi : Melikşah'ın ölümü ile taht kavgaları başladı. Bundan yararlanan Fatımiler Kudüs ve Filistin'i, Haçlılar Antakya'yı ele geçirdiler. Sultan Sancar'ın tahta çıkması ile iç karışıklıklar sona erdi. Gazneliler yenilgiye uğratıldı. Karahanlılar ve Gurlular hakimiyet altına alındı. Karahanlılarla yapılan Katvan Savaşı'nda sultan Sancar yenilgiye uğradı ( 1141 ) . Sultan Sancar, Oğuz isyanını bastırırken esir düştü. Kurtulduktan kısa bir süre sonra öldü. Sultanın Ölümü ile Büyük Selçuklu Devleti parçalandı. Ülke toprakları üzerinde Anadolu, Kirman, Suriye ve Irak Selçuklu Sultanlıkları ile Zengiler, Böriler, Beğ Teğinliler , İldeniz oğulları ve Salgurlular gibi atabeylikler kuruldu. Beylikler Dönemi XIII. yüzyılın sonlarına doğru uçlardaki Türkmen boyları teşkilatlanmaya başladılar. İlhanlı Devleti'nin yıkılması ile Anadolu üzerindeki Moğol baskısı sona erdi. Bundan yararlanan Türkmen beyleri bağımsızlıklarını ilan ettiler. Anadolu'da birçok Türk beyliği ortaya çıktı. Osman oğulları, Karaman oğulları, Germiyan oğulları, Karesi oğulları Hamit oğulları, Menteşe oğulları, Candaroğulları, Aydın oğulları, Saruhanoğulları, Ramazan oğulları, Dulkadiroğulları, Eretna ve Kadı Burhaneddin beylikleri başlıcalarıdır. Selçuklularda Kültür Ve Medeniyet Ordu Teşkilatı : Selçuklu ordusuna Emir-ül ümera veya beylerbeyi komuta ederdi. Ordu : Hassa birlikleri, ıkta askerleri, uç kuvvetleri ve bağlı beyliklerin kuvvetlerinden ibaretti. Türk Denizciliği : İlk Türk denizcisi Çaka Bey'dir. İzmir’de kendi adıyla bir beylik kurdu. Bizans'ta esir iken kazandığı deneyimler sayesinde güçlü bir donanma meydana getirdi (1081). Ege adalarını hakimiyet altına aldı. Bizans donanmasını yenilgiye uğrattı. 1. Kılıç Arslan tarafından öldürüldü. Türkiye Selçuklu Devleti zamanında kıyılar Bizans, Ermeni, Rum ve Latin kralların hakimiyeti altında idi. 1. İzzeddin Keykavus Sinop’u, 1. Alaaddin Keykubat Alanya'yı ele geçirdi. Buralarda tersaneler kuruldu. 1. Alaaddin Keykubat döneminde ilk deniz aşırı sefere çıkıldı. Kırım'da Sudak alındı. Beylikler döneminde kıyılar ele geçirildi. Kurulan donanma ile Ege, Karadeniz ve Akdeniz'de fetih hareketleri başladı. Bizans ve Haçlılarla mücadele edildi. Aydın oğlu Umur Bey, donanması ile Ege denizine hakim oldu. Başarıları üzerine bir Haçlı donanması hazırladı. Donanması yok edilen Umur Bey'in denizlerdeki etkinliği sona erdi. Menteşe oğulları, Hamit oğulları, Saruhanoğulları ve Karesi oğulları Ege denizinde; Candaroğulları, İsfendiyar oğulları ve Pervane oğulları Karadeniz'de faaliyette bulundular. Ekonomik Hayat : Ülke topraklarının mülkiyeti devlete aitti. Bu nedenle çiftçi elde ettiği ürün üzerinden devlete öşür vergisi öderdi. Devlet, tarımın gelişmesi için gerekli her türlü önlemi almıştı. Sultanlar. ticaretin gelişmesi için her türlü tedbiri aldılar. Kervanlardan toplanan vergiler önemli bir gelir kaynağı idi. Malları zarara uğrayan tüccarların mallarının bedeli devlet tarafından karşılandı. Kervan yolları üzerine, kervansaraylar yapıldı. Tüccarlar, ücret ödemeden buralardan yararlandılar. Şehirlerde satılan malların cinsine göre pazarlar oluşturuldu. Bu önlemler sayesinde ülke ekonomisi oldukça ileri bir düzeye ulaştı. Fikir Hayatı : XI,. yüzyılın ikinci yarısından itibaren önemli gelişmeler oldu. Bunda doğudan gelen ilim ve sanat adamlarının etkisi büyük oldu. Sultanlar fikir hayatının gelişmesinde önemli roller oynadılar. II. Kılıç Arslan'dan itibaren Anadolu'nun birçok yerinde medreseler açıldı. Medreseler, ilim ve eğitim merkezleri haline getirildi. Medreselerde eğitim parasızdı. Öğrencilerin ihtiyaçları ve müderrislerin maaşları vakıflar tarafından karşılanırdı. Edebiyat, divan, halk ve tasavvuf edebiyatı olarak gelişti. Halk edebiyatında Yunus Emre, divan edebiyatında Hoca Dehhani, tasavvuf edebiyatında Mevlana önemli eserler yarattılar. B. İLK TÜRK- İSLAM DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET Devlet Yönetimi : Hükümdarlar, Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileri durumunda idi. Töre ve yasalara aykırı olmamak koşulu ile uygulamada mutlak hakimdi. Ülke, hanedanının ortak malı sayılır ve hanedan üyeleri tarafından sultana bağlı olarak ortaklaşa yönetilirdi. Taht kavgaları bu sistemin bir sonucudur. Hükümdarların yasama, yürütme ve yargı yetkileri vardı. Orduya komuta etmek, halkın huzur ve refahını sağlamak, sorumlulukları arasında idi. Karahanlılarda hükümdara han, Gaznelilerde sultan adı verilirdi. Selçuklular da önce yabgu daha sonra sultan ünvanı kullanıldı. Devletin idari , mali ve askeri her türlü işleri, Divan adı verilen kurulda görüşülürdü. Gazneliler, divan teşkilatını Abbasilerden örnek aldılar. Selçuklularda ilk divan teşkilatı, Melikşah döneminde Nizam-ül Mülk tarafından kuruldu. Ülke, eyalet adı verilen idari birimlere ayrılmıştı. Bunların başında hanedana mensup kişiler (melikler) bulunurdu. Meliklerin genç ve tecrübesiz olmaları halinde yanlarına Türkmen beyi (atabey) verilirdi. Hukuk : Türk -İslam devletlerinde hukuk, şerli ve örfi hukuk olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Adli işler, kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar, vakıfların yönetiminden de sorumluydu. Örfi yargı sisteminde bir yüksek mahkeme vardı. Bu mahkemenin başı emir-i dad idi. Askeri davalar ise kazasker tarafından görülürdü. Ordu : Karahanlı ordusu, boy kuvvetlerinden meydana gelmiştir. Gazne ve Selçuklularda ise daimi bir ordu oluşturuldu. Gulamhane adı verilen kışlalarda köle çocuklar, özel olarak eğitilirdi. Bunların tamamı altı olup, hükümdara bağlı özel kuvvetlerdir. Hassa adı verilen bu birliklerin masrafları, devlet tarafından karşılanırdı. Ordunun diğer bir bölümünü ise ıkta askerleri oluşturuyordu. Bunların tamamı atlı olup, masrafları ıkta sahipleri tarafından karşılanıyordu. Melik ve emirlerin kuvvetleri, uçlardaki Türkmen kuvvetleri ile bağlı devletlerin askerleri savaş zamanı orduya katılırdı. Bilim ve Sanat : Türk hükümdarları alimleri korudular. İlim, edebiyat ve sanatın hamisi olarak büyük hizmetler yaptılar. Ülkeyi; cami, medrese. kütüphane, hastane, imaret ve kervansaraylarla d9nattılar, Bunlara bağlı vakıflar kurarak varlıklarının devamını sağladılar. Selçuklularda ilk medrese, Tuğrul bey zamanında Nişapur'da açıldı. Alp Arslan döneminde medreseler devlet himayesi altına alındı. Nizam-ül Mülk'ün gayreti ile nizamiye medresesi kuruldu (1067). Daha sonra nizamiye medreseleri birçok ilde açıldı. Bu medreselerde İslami bilenlerin yanında müspet bilimlerde okutuldu. Farabi, Buruni, İbni Sina, Ömer Hayyam, Harezmi, Abdullah Barani, gibi değerli bilim adamları yetişti. Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügat-İt Türk, Yusuf Has Hacip'in Kutatgu Bilig ve Firdevsi'nin Şehnamesi başlıca eserlerdir. 6. Orta Asya ve Yakın Doğu'da Kurulan Diğer Devletler Fatımiler : İsmailiye mezhebinden Ubeydullah, Tunus'ta Şii Fatımi Devleti'ni kurdu (909). Mısır ele geçirilerek Akşit (İhşit) Devleti'ne son verildi. Filistin, Suriye ve Hicaz bölgeleri alındı. Böylece en geniş sınırlara ulaşıldı. İç karışıklıklar sonunda Fatımi hakimiyeti sona erdi (1171 ). Fatımiler, Batini inançlarını yaymak ve hakim kılmak için mücadele ettiler. Batini inançlarını yaymak ve hakim kılmak için mücadele ettiler. Batini faaliyetleri hızlandı. Suriye ve İran’a yayıldı. Eyyubiler : Fatımiler, Musul atabeyinden yardım istediler. Mısır'a gelen Selehattin Eyyubi, yönetimi ele geçirdi Kendi adıyla anılan Eyyubi Devleti'ni kurdu. Filistin ve Kudüs'ü Haçlılardan aldı. Ölümünden sonra iç karışıklıklar ve taht kavgaları başladı. Eyyubi ordusundaki Türk Memluk askerlerinin komutanı Aybey , Eyyubi Devleti'ni yıktı (1250). Memluklar : Aybey tarafından Memluk (Kölemen) Devleti kuruldu Memluk sultanları, kölemen komutanlar arasından seçilirdi. Bu nedenle tahta hep güçlü kişiler geçmiştir. Memluklar, Moğolları Ayn-ı Calud'da yenilgiye uğrattılar, Sultan Baybars, Anadolu'ya giderek adına hutbe okuttu. Beklediği desteği alamadığı için ülkesine geri döndü (1277). Memluklar , Suriye ve Filistin bölgelerini ele geçirdiler. Malatya'ya kadar uzanan bölgeler, hakimiyet altına alındı. Memluk Devleti, Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tarafından yıkıldı (1517). Harzemşahlar : Harzem bölgesine atanan valiler Harzemşahlar adıyla anılırdı. Selçuklu Devleti'nin yıkılması ile Harzemşahlar bağımsız hareket etmeye başladılar (1141). Maveraünnehir hakimiyet altına alındı. Cengiz Han, Harzemşahlar ülkesini ele geçirdi (1220). Moğolların önünden kaçan Celaleddin Harezmşah, Azerbaycan'a çekildi. Yassı Çemen'de Türkiye Selçuklu sultanına yenildiler. Ordusunu kaybeden Celaleddin Harezmşah, Elcezire'de öldü. Böylece Harzemşahlar Devleti yıkılmış oldu (1231). Moğollar : Kırgız Devleti'nin yıkılması ile Orta Asya'da Moğol hakimiyeti başladı. Cengiz Han zamanında büyük bir devlet haline geldiler. Uygur ve Karluklar itaat altına alındı. Karahıtay Devleti ortadan kaldırıldı. Komutanları Iran, Azerbaycan ve Anadolu'yu alırken, Cengiz Han Maveraünnehir, Horasan ve İndus dolaylarını hakimiyet altına aldı Cengiz Han'ın ölümü ile Moğol Devleti parçalandı. Ülke toprakları üzerinde Kubilay , Çağatay , Altın Orda ve İlhanlı hanlıkları ortaya çıktı (1227). Timur Devleti : Çağatay Hanlığı'nın yıkılması ile iç karışıklıklar başladı. Kurultay, Timur'u hükümdar, ilan etti (1370). Timur; Maveraünnehir, Harzem ve Horasan'ı ele geçirdi. İran’ın fethi tamamlandıktan sonra Anadolu'ya girdi. Ermenistan ve Gürcistan yağmalanarak Semerkant'a geri döndü. Ölümünden sonra taht kavgaları başladı. Özbekler, bölgeye hakim olarak, Moğol hakimiyetine son verdiler (1507). Akkoyunlular : Oğuzların, Uçok kolundan idiler. Diyarbakır ve Musul yörelerini yurt olarak tuttular. Timur'un Anadolu seferinde Moğolların hizmetine girdiler. Bu hizmetlerine karşılık Diyarbakır emirliği verildi. Kara Yülük Osman Bey , diğer Türk boylarını etrafında toplayarak Akkoyunlu Devleti'ni kurdu. Uzun Hasan zamanında en parlak dönemini yaşadı. Otlukbeli Savaşı'nda Osmanlılara yenildi (1473). Ölümünden sonra taht kavgaları ve iç karışıklıklar başladı. Şah İsmail, Akkoyunlu Devleti'ni yıkarak Safevi Devleti'ni kurdu (1503). Karakoyunlular : Oğuzların Üçok kolundandır. Erzincan ve Sivas dolaylarını yurt olarak tuttular. Bayram Hoca, Karakoyunlular Devleti'ni kurdu (1365). Kara Yusuf devrinde Akkoyunlu ve Moğol kuvvetleri yenilgiye uğratıldı. Ölümü ile karışıklıklar başladı Akkoyunlu hükümdarı, Karakoyunlular Devleti'ne son verdi (1470).
751 Türk İslam Devletleri 41:41
751 Türk İslam Devletleri 1.850 izlenme - 3 yıl önce 751 Türk İslam Devletleri - Karluklar Karahanlılar Gaznelıler Selçuklular
ŞOK!! Adnan Oktar cebinden ne çıkardı? 02:22
ŞOK!! Adnan Oktar cebinden ne çıkardı? 3.028 izlenme - 4 yıl önce ŞOK!! Adnan Oktar cebinden ne çıkardı?
İlk Türk İslam Devletleri 09:34
İlk Türk İslam Devletleri 846 izlenme - 3 yıl önce DERS 868-905 TOLUNOGULLARI EYYUBILER MEMLUKLER IHSIDILER MISIRDA KURULU İLK TURK ISLAM DEVLETLERI
Adnan Oktar - Leopar Desenli Sütyenli Ateist Lina 04:08
Adnan Oktar - Leopar Desenli Sütyenli Ateist Lina 1.356 izlenme - 2 yıl önce Adnan Beyin sundugu programda yanındaki kedicekleriyle beraber bi konuk çagırmışlar ve konu lina hemide ateist ve leopar desenli sütyenleri var işte karşınızda.
Ders: 400 Orta Asyadan Göçen Türklerin Kültürü Ve Yaşamı 2 23:45
Ders: 400 Orta Asyadan Göçen Türklerin Kültürü Ve Yaşamı 2 1.759 izlenme - 4 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen Türklerin fiziki özellikleri olan çekik gözlülük, çıkık elmacık kemikli, esmer tipoloji tarih içinde değişmiştir. Dedelerin adları genellikle torunlara verilir. Pek çok yörede her adın bir sıfatı vardır. Günlük hayatta milli takvim kullanılır. Ancak kültürel hayat Müslümanlık medeniyetiyle iç içe olduğundan hicri takvim adları yaşatılır, Recep, Şaban, Ramazan adları hem ad olarak konur hem günlük dini yaşayışta kullanılır. Türkler Avrasya denilen coğrafyaya yayılmışlardır ve Anadolu'ya göç etmişlerdir. Çadır yerleşiminden kent yerleşimine geçen Türkler, ahşap evlerden apartmanlara ve sitelere çevrilen kent kültürüne geçmişlerdir. Ev dekorasyonunda kilimden halıya, sedirden mobilyaya, sandalyeden koltuğa, tahta pencereden pimapen pencereye çevrilen ev kültürü, geniş aileden çekirdek aileye çevrilmiştir. Batılı giyim kuşam yaygın olmasına rağmen, eski giyim kültürü devam etmektedir. Ocak ve mangal düzeninden kalorifer ve doğalgaz düzenine geçen ısıtma sistemi; eşek ve attan arabaya; siniden masaya; şerbetten meyve suyuna; bozadan kolaya; hamamdan saunaya; dere kenarı yıkamadan çamaşır makinesine; teldolaptan buzdolabına temizlik ve sağlık kültürü gelişmiştir. Yemek kültürü et merkezli olup, ot, süt, ekmek, bal, balık, yumurta, yoğurt temel besinlerdir. Orhan Pamuk Hayvancılık at, eşek, sığır, manda, ayı, deve, koyun, keçi, arı, ördek, tavuk yetiştirmeciliğindedir. Tarım ürünleri arpa, buğday, pirinç, pamuk, kabak, bakla, nohut, fasulye, havuç, lahana, soğan, sarımsak, hıyar, turp, bamya, patlıcan, domates, biber, elma, tütün, çay, zeytin, erik, üzüm, patates, ayva, armut, kavun, karpuz, iğde, nar, kiraz, vişne, muz, çilek, fıstık gibi sebze ve meyvelerdir. Dokumacılık, ayakkabıcılık,terzilik en yaygın zanaatlardır. Çarşı ve bedestenden marketlere, süpermarketlere günlük alışveriş kültürü gelişkindir. Semt pazarları devamlı işler. En modern iletişim sistemleri kullanılmakta, kara, hava, deniz ve demiryollarında modern araçlarla seyahat edilmektedir. Kent içi raylı sistemler ve yeraltı treni mevcuttur. Konu başlıkları [gizle] 1 Dil 2 Sanat 3 Türk edebiyatı 3.1 Müzik 4 Ahlak 5 Aile 6 Hukuk 7 Siyasi kültür 8 Spor 9 Türk mutfağı 10 Kaynaklar 11 Ayrıca bakınız 12 Dış bağlantılar Dil[değiştir] Türkler Göktürk, Uygur, Araplar (halk) Arap, Mani, Brahmi, Süryani, Grek, İbrani, Kiril, Latin alfabelerini kullandılar. Türkiye'de 1928'den beri Latin alfabesi kullanılmaktadır. Türk dili zengin bir sanat geleneğine sahiptir, ancak son yüzyıldaki kültür değişmesiyle Batı dillerinden az buz kelime alan bir dil haline gelmiştir ve birçok yabancı kökenli kelime TDK tarafından Türkçeye çevrilmektedir.Örneğin kampüs kelimesi yerine yerleşke kelimesi getirilmiştir.Kendi kültürlerini çok güzel koruyan bir millettirler. Sanat[değiştir] Sultanahmet Camii iç görünüşü, İstanbul Mimaride dini yapılar anıtsaldır. Yakınçağa kadar temel üslup Koca Sinan'da belirginleşmiştir. Resimde ve heykelde din kültürünün etkisiyle gelişme olmamıştır ancak minyatür ve süsleme sanatlarında olmuştur. Türk sanatı çini, hat, ebru, seramik, tezhip ve halıcılıkta gelişmiştir. Müzik gerek sivil gerek askeri müzikte sanat müziğinden hafif müziğe çevrilir. Dini müzik Türk müziğinin önemli unsurudur. Halk müziği, klasik ve arabesk özelliktedir. Türk sanat müziği çağdaş bir sesle, hafif müzik klasik ve pop müzikle gelişmektedir. Türk edebiyatı[değiştir] Mevlana'nın Divan'ı Kebir 'inden bir nüsha. 18.yüzyılda Anadolu'da diyar diyar gezen bir aşık. Nasreddin Hoca Halide Edip Adıvar Türk edebiyatı, Türk yazını veya Türk literatürü, Türk dilinde yazılmış sözlü ve yazılı metinlerdir. Türklerin İslamiyeti kabullerine kadar farklı Türk dil ve alfabeleri kullanılırken, İslamiyetin etkisiyle Farsça ve Arapça kullanılmaya başlanmış, Osmanlı döneminde Türkçenin Arap alfabesiyle yazıldığı Osmanlıca eserler verilmiştir. Özellikle saray çevresinde, Fars edebiyatının etkisiyle üretilen bir edebiyat anlayışı ağır basmıştır. Zaten okur-yazarlığın olmadığı ya da oldukça az olduğu halk arasında, sarayın Divan Edebiyatı etkili olamamış, Anadolu'da sözlü gelenek uzun bir süre devam etmiştir. Türkçe, Ural-Altay dil ailesi Altay koluna dahil bir dildir. Türklerin tarihine paralel olarak Türkçenin yayıldığı coğrafi alan çok geniştir. Bugünkü Moğolistan'dan Doğu Avrupa'ya kadar konuşulan Türkçe pek çok lehçe ve şiveye ayrılmaktadır. Tarihi gelişimi içinde Türkçe, VIII-XIII. Asırlar arasında Eski Türkçe, XIII-XX. Asırlar arasında Orta Türkçe, XX asırda yeni Türk Yazı Dilleri ana başlıkları altında üç gurupta incelenmektedir. Türkiye Türkçesi, Orta Türkçenin, Batı Türkçesi kolunun günümüzde kullanılan bölümüdür. Bugün Türkçe, yaklaşık 250 milyon insan tarafından; Türkiye Türkçesi dünyada 80 milyon insan tarafından konuşulmaktadır. Batı Türkçesinin ikinci devri olan Osmanlıca (Osmanlı Yazı Dili) İstanbul'un fethinden Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar XV-XX. asırlar arasında devam eden yazı dilidir. İngiltere, Fransa, İspanya gibi memleketler gittikleri yerlere dillerini de götürdükleri halde Türkler bu dil sömürgeciliğinden uzak durmuştur.Eğer Osmanlı Devleti'de gittiği her yere Türkçeyi de götürseydi bugün Türkçe dünyada en çok konuşulan dillerden biri olacaktı. 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Türk yazar Orhan Pamuk. Cumhuriyetten sonra 1928'de yapılan Harf İnkılabı ile Arap harfleri terk edilip Latin harflerinin kabulü Türkçenin yabancı unsurlardan arındırılmıştır. Türk dili'ni araştırmak ve tabii mecrasında gelişmesine katkıda bulunmak üzere 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Türk Edebiyatı, Türklerin dahil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir: İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı İslamî dönem Türk Edebiyatı Batı etkisindeki Türk Edebiyatı Ana maddeler: Halk edebiyatı ve Aşık edebiyatı Türk dilinin ve edebiyatının tespit edilebilen en eski yazılı metinleri VII. Asrın sonlarına ve VIII. Asrın ilk yarısına ait olan dikili taşlardır. Bunlar arasında yer alan 732'de Kültigin, 735'de Bilge Kağan, 720'de Tonyukuk adına dikilen Orhun Yazıtları gerek muhtevaları, gerekse mükemmel dil ve üsluplarıyla Türk dili ve edebiyatının ve tarihinin şahaserleri arasında yer almaktadır. Bu dönemden günümüze ulaşan Türk destanları arasında Yaratılış, Saka, Oğuz Kağan, Göktürk, Uygur, Manas destanları sayılabilir. XIV. asırda yazıya geçirilen "Dede Korkut Kitabı" destan döneminin hatıralarını saklayan, gerek muhteva gerekse dil ve üslup mükemmeliyeti bakımından önem arz eder. Türk edebiyatının bir yazarı olan Orhan Pamuk, 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü 'ne layık görülmüştür. Türk edebiyatı şiir, hikâye, deneme, mizah, eleştiri dallarında eski ve yeni formatlarda dünya dillerine çevrilen eserler üretmektedir. Sözlü edebiyat geleneği, dini edebiyat formunda yaygındır ve en meşhuru kandillerde okunan mevlüddür. Halk edebiyatında dünya kültürüne Nasreddin Hoca tanıtılmış, halk danslarıyla ve seyirlik sanatlarla tarihi kültür yapıları yaşatılmıştır. Müzik[değiştir] Ana madde: Türk müziği Geleneksel Türk müziğinin kökleri iki ana kol olarak; Selçuklu dönemine değin uzanır. Bunlar; halk çevresinde gelişen halk müziği ve aristokrasi çevresinde gelişen klasik türk müziğidir. Zira; Osmanlı döneminde; şehirlerde, saray çevresinde ve konaklarda "kâr, beste, semai, şarkı" adı verilen ezgilere rastlanırken; halk arasında ve köylerde "türkü, bozlak, uzun hava, zeybek, oyun havası" adı verilen ezgilere rastlanmaktadır. Bu yüzden, şehir ve saray çevresinde gelişen müzik bugünkü Türk Sanat Müziğinin temelini; halk arasında gelişen müzik ise Türk Halk Müziğinin dayanağını oluşturmuştur. Cumhuriyet döneminde köy türküleri üzerine yapılan araştırmalar yoğunlaşmış ve pek çoğu derlenerek korunmaya çalışılmıştır. Klasik Batı Müziği ise, cumhuriyet dönemi devrimler sonrası Türkiye'de gelişmiş ve Klasik Batı müziğine oldukça önem verilmiştir. 1924'de Ankara'da Musiki Muallim Mektebi kurulmuş ve yetenekli gençlerin Avrupa ülkelerine gönderilip yetiştirilmesi hareketi başlamıştır. İstanbul'da çalışmalarını sürdüren Darrültalimi Musiki adlı okul yeni bir yönetmelikle konservatuvar haline getirilmiştir. Çok sesli sanat müziğinde sesini Batı'da ilk duyuran Türk sanatçı Cemal Reşit Rey olmuştur. 1970'lerden sonra popüler kültürle birlikte gelişmeye başlayan popüler müzik ise, farklı kesimlerce farklı biçimlerde algılanmıştır. Önce Türk pop müziği ve Anadolu rock doğmuştur. 1980lerde gettolarda Türkiye'ye özgü arabesk müzik türemiştir; protest ve özgün müzik türleri ortaya çıkmıştır. 90lı yılların sonlarında alternatif rock, karadeniz rock, Türkçe rap, Türkçe jazz gibi türler doğmuştur. Türk Sanat Müziğinin klasik kalıplarından oldukça uzaklaşılmasıyla fantezi müzik ortaya çıkmıştır. Daha sonraları pop müzik sırasıyla arabesk ve fantezi ile karışmış; Türkiye'ye özgü arabesk-pop ve fantezi-pop türleri popüler müziğin büyük kısmını kaplamıştır.2003 yılında Eurovizyon Yarışmasında Sertab Erener, Everyway That I Can adlı şarkıyla birinci olmuştur. Ayrıca, Tarkan, Sezen Aksu, İbrahim Tatlıses gibi, uluslararası alanda da kabul görmüş Türk sanatçılar da vardır. Ahlak[değiştir] Türk ahlakı yiğitlik, kahramanlık üzerine kuruludur. Alp ve gazilikten, yüksek karakterli ve temiz kalpli, korkusuz, inanç ve irfanlı, milliyetperverliktir. Ayrıca cesaret, onur, gurur,şeref, misafirperverlik, dürüstlük ve merhamettir. Aile[değiştir] Türk kültüründe sosyal hayat, aile ve akrabalık bağları temelinin üzerine kurulmuştur. Eski Türk devletlerinin dayandığı iki temel sosyal birlik, aile ve ordu olmuştur.[1] Hukuk[değiştir] Şeriat hukukundan laik Medeni Hukuk'a geçen Türklerin toplum yaşamı Batı medeniyeti çerçevesinde anayasal hukuku benimser. Kamu hukuku ve özel hukuk, günlük yaşam kültürünü Batı ile paralel bir düzeye getirmiştir. Bununla birlikte özel hukuk alanında töre ve örf hukuku geçerli olabilmektedir. Hukuk sistemi evrensel hukuk kurallarıyla uyumludur ve AB'ye girildiğinde AB hukuku geçerli olacaktır. Günlük hukuk kültüründe adalet mekanizması hızlı işlemektedir. Düşünce özgürlüğüne engel yasalar bulunmamaktadır. Siyasi kültür[değiştir] Türk siyasi kültürü; beylik, hakanlık, sultanlık ve tek partili cumhuriyetten demokratik laik çok partili cumhuriyete doğru gelişmiştir. Osmanlı merkezi siyasi yapısı ve bürokratik düzen öğelerinin etkileri cumhuriyette görülmesine rağmen Batı tarzı demokratik rejim yerleşmektedir. Sivil toplum güçlenmektedir. Siyasi kültür, zaman istemekle birlikte gelişmektedir. Siyasi kültürün zayıf yönü hoşgörüsüzlüktür. Askerlik bir kültür unsuru olarak Türk kültüründe önemli bir işleve sahiptir. Askerlik yapmamış gençlere kız verilmemesi hâlâ yaygın bir adettir. Dünyada yaygın olan bazı siyasi akımlar ve partizanlık; siyasi kültürde olumsuz ve acı olaylara yol açmışlardır. Halkın devlete bakışı Devlet Baba kavramıyla hâlâ yaygındır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki otoriter yenlik yerini liberal demokrasiye terk etmektedir. Spor[değiştir] Türk spor tarihi Yaşar Doğu, Tanju Çolak, Cemal Kamacı gibi milli şahsiyetlerle ifade edilmesine rağmen toplumda spor yapma yaygınlığı ve spora ayrılan bütçe çok geridir. En kabul gören spor futboldur . Geleneksel yağlı güreş ata sporu olarak sürerken avcılık, binicilik, kılıç, okçuluk, cirit, atletizm, halter de Dünya ve Olimpiyat dallarında uluslararası başarı gösterilmektedir. Türk mutfağı[değiştir] Ana madde: Türk mutfağı Türk kahvesi Lokum Türk mutfağı, Osmanlı'nın mutfağını miras almaktadır. Osmanlı mutfağı da Türk, Yunan, Balkan ve Ortadoğu mutfaklarının birleşimi ve saflaştırılması olarak tanımlanabilir. Türk mutfağı ayrıca Batı Avrupa mutfağından olduğu kadar bu mutfaklardan ve diğer komşu mutfaklardan etkilendi. Osmanlılar, Orta Asya'dan Yoğurt gibi geleneksel Türk unsurları, kendi ülkelerindeki çeşitli yemek pişirme geleneklerini ile etkilendikleri Orta Doğu mutfağıyla birleştirdiler. Osmanlı İmparatorluğu, gerçekten koskocaman bir teknik özellik dizisi yarattı. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu'nun Osmanlı yemeklerinden küçük parçalar ve örnekler içerdiği çeşitli bölgelerinde gözlemlenebilir. Tamamı alındığında, Türk mutfağı homojen değildir. Bir taraftan ortak Türk yemekleri ülkenin boydan boya ucunda bulunabilirken, ayrıca bölgeye özgü yemekler de vardır. Karadeniz bölgesinin mutfağı (Türkiye'nin kuzeyi) mısır ve hamsi balığına dayanır. Güneydoğu-Urfa, Gaziantep ve Adana kebapları, mezeleri ve hamur işine dayalı tatlıları;baklava, kadayıf ve künefe ile. Özellikle Türkiye'nin batı kısmında zeytin ağacı bol bol yetiştirilir. Zeytinyağı, yağlar içinde pişirme işlerinde en çok kullanılandır. Ege Bölgesi, Marmara Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi sebzeler, otlar ve balık zenginliği açısından Bölgesi temel özelliklerini gösterir. Orta Anadolu, kendine özgü keşkek , mantı (özellikle Kayseri) ve gözleme gibi hamurlu yemekleriyle meşhurdur. Kaynaklar[değiştir] ^ Balaban, Ayhan. İskit, Hun ve Göktürklerde Sosyal ve Ekonomik Hayat. T.C. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eski Çağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. 2006. URL:http://fef.kafkas.edu.tr/sosyb/tde/halk_bilimi/makaleler/kultur_med/kultur_med (20).pdf. Erişim tarihi: 11.12.2011. (Archived by WebCite® at http://www.webcitation.org/63rPeTJL1) Ayrıca bakınız[değiştir] Folklor Türkiye'de eğitim Turizm Türk mimarisi Türkiye'de spor Dış bağlantılar[değiştir] Flag of Turkey.svg Türkiye portali Art and Culture of Turkey Archive of Turkish Oral Narrative Texas Tech University Osmanlı Döneminde Mutfak Kültürü [gizle] g t d Türkiye Türkiye konuları Tarih (Zaman çizelgesi) Erken tarih Anadolu Selçuklu Devleti Anadolu beylikleri Osmanlı Kuruluş dönemi Fetret Devri Yükselme dönemi Duraklama dönemi Gerileme dönemi Dağılma dönemi Cumhuriyet Kurtuluş Savaşı Tek partili dönem Çok partili dönem Konusuna göre Anayasal Askerî Ekonomi Siyaset ve yönetim Cumhurbaşkanı Başbakan Bakanlar Kurulu Dış ilişkiler İnsan hakları LGBT hakları Meclis Ordu Seçimler Vicdanî ret Yargı teşkilatı Anayasa Anayasa Mahkemesi Kolluk kuvvetleri Resmî Gazete Siyaset Atatürkçülük AB süreci Derin devlet Laiklik Osmanlıcılık Siyasi partiler Demokratik açılım Coğrafya Adalar Akarsular Burunlar Büyükşehirler Coğrafi bölgeler Çevre sorunları Dağlar Göller İlçeler İller Körfezler Yarımadalar Yerleşim yerleri Yerler Anadolu Trakya Türk Rivierası Ekonomi AB Gümrük Birliği Bankalar Merkez Bankası Borsa Güneydoğu Anadolu Projesi Mevduatı Koruma Para birimi Sanayi Şirketler Turizm Ulaşım Demiryolları Havayolları Toplum Suç Eğitim Türkiye'deki diller Türkçe Kültür Resmi tatiller Adlar Müzik Edebiyat Folklor Festivaller Halk oyunları Mutfak Şarap Sanat Sinema Osmanlı mimarisi Türkiye mimarisi Üniversiteler Din İslam Yahudilik Diyanet İşleri Başkanlığı Televizyon Medya Gazeteler Radyo kanalları Televizyon kanalları Sigara Spor Tiyatro Demografi Türkler Türkler listesi Atatürk Osmanlı padişahları Türk nüfusu Diaspora Türk göçmenler Göç Muhacir Semboller Arma Bayrak Cumhurbaşkanlığı Forsu Kuruluş ilkesi Ulusal marş Hilâl ve yıldız Ayyıldız Portal · VikiProje · Kategori Türk Kültürünün kökleri, Orta Asya'daki göçebe, Gök Tanrı inanışına sahip, savaşçı halkların kültürüne dayanır. Bu atlı-göçebe kültürün gelişme tarihi taşdevrine kadar gider. Bu dönem at, kurt, koyun gibi hayvanların evcilleştirildiği ilk kültür dönemidir. Ayrıca süt ürünleri, keten ve halı dokumacılığı da ilk bu dönemde geliştirilmiştir. Türk boyları bu eski kültürden, Töre diye adlandırdıkları toplumsal hukuk anlayışlarıyla ayrılmışlardır. İnançlarından dolayı her boyun ayrı isimi var olmuş ise de bu boylar Türk halkının parçası olduklarını unutmamışlardır. Töreye uyan boylara önceleri Törük ya da Török (Türük) denmiş sonraları bu sözcük Türk biçimine dönüşmüştür. Başka bir anlatılışa göre, Türk Cümlesi Çince Tue' Kue (cesur) cümlesinden kaynaklanmıştır. 4000 yıllık Türk tarihi süresince, Türk Milleti tüm Avrasya üzerinde farklı medeniyetlerle temasa girip, bazı kültürlerden etkilenmiş bazılarını da etkilemiştir. Türk Kültür Tarihi Türk tarihinin erken çağında (M.Ö. 1000 - M.S. 1000) özellikle Çin kültürünün etkisi dikkati çekmektedir. Bu dönemde Çin etkisi, bazı Doğu Hun hükümdarlarının saraylarında Çin kıyafetleri ve Çin dilinin zorunlu kılınmasına varacak düzeylerde olabilmiştir. Artan Çin etkisine karşı Bilge Kağan, Türk halkını Orhun Kitabeleri ile; "...Çinlilerin tatlı sözleri varmış, Çinlilerin yumuşak ipekleri varmış. Tatlı sözleri ve yumuşak ipek kumaşları ile Türk halkını kandırır aralarına alırlarmış. Sonra Kagan olacak oğlunuzu uşak, hanım olacak kızınızı cariye yaparlarmış..." şeklinde uyarmıştır. Genel Türklerin fizik özellikleri olan çekik gözlülük, çıkık elmacık kemikli, esmer tipoloji tarih içinde değişmiştir. Bugünkü durumda genel olarak ortalama boy 1.70, ten rengi beyaz kumral, saçlar dalgalı siyah, sakal bıyık gür, alın geniş, uzun yüzlü ve genelde ela gözlüdürler. (bak. Türk) Türk adları en fazla Ahmet, Mehmet, Mustafa, Ali, Ayşe, Fatma şeklindedir. Arslan, Şahin gibi somut Devrim gibi soyut adlar da vardır. Dedelerin adları genellikle torunlara verilir. Pek çok yörede her adın bir sıfatı vardır. Günlük hayatta miladi takvim kullanılır. Ancak kültürel hayat İslam medeniyetiyle iç içe olduğundan hicri takvim adları yaşatılır, Recep, Şaban, Ramazan adları hem ad olarak konur hem günlük dini yaşayışta kullanılır. Türkler Avrasya denilen coğrafyaya yayılmışlardır. En eski Saka Türklerinden beri göçmen kavim olarak Batı'ya yönelmiş ve göç Anadolu'da sona ermiştir. Bugünün ulus devletler dünyasında Batı Türkleri, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. Çadır yerleşiminden kent yerleşimine geçen Türkler, ahşap evlerden apartmanlara ve sitelere evrilen kent kültürüne geçmişlerdir. Ev dekorasyonunda kilimden halıya, sedirden mobilyaya, sandalyeden koltuğa, tahta pencereden pimapen pencereye evrilen ev kültürü, geniş aileden çekirdek aileye evrilmiştir. Batılı giyim kuşam yaygın olmasına rağmen, eski giyim kültürü devam etmektedir. Ocak ve mangal düzeninden kalorifer ve doğalgaz düzenine geçen ısıtma sistemi; eşek ve attan arabaya; siniden masaya; şerbetten meyva suyuna; bozadan kolaya; hamamdan saunaya; dere kenarı yıkamadan çamaşır makinesine; teldolaptan buzdolabına temizlik ve sağlık kültürü gelişmiştir. Yemek kültürü et merkezli olup, ot, süt, ekmek, bal, balık, yumurta, yoğurt temel besinlerdir. Hayvancılık at, eşek, sığır, manda, deve, koyun, keçi, arı, ördek, tavuk yetiştirmeciliğindedir. Tarım ürünleri arpa, buğday, pirinç, pamuk, kabak, bakla, nohut, fasulye, havuç, lahana, soğan, sarımsak, hıyar, turp, bamya, patlıcan, domates, biber, elma, tütün, çay, zeytin, erik, üzüm, patates, ayva, armut, kavun, karpuz, iğde, nar, kiraz, vişne, muz, çilek, fıstık gibi sebze ve meyvelerdir. Dokumacılık, ayakkabıcılık, terzilik en yaygın zenaatlerdir. Çarşı ve bedestenden marketlere, süpermarketlere günlük alışveriş kültürü gelişkindir. Semt pazarları devamlı işler. En modern iletişim sistemleri kullanılmakta, kara, hava, deniz ve demiryollarında modern araçlarla seyahat edilmektedir. Kentiçi raylı sistemler ve metro mevcuttur. Dil Türkler Göktürk, Uygur, Arap, Mani, Brahmi, Süryani, Grek, Ermeni, İbrani, Kiril, Latin alfabelerini kullandılar. Türkiye'de 1928'den beri Latin alfabesi kullanılmaktadır. Türk dili zengin bir sanat geleneğine sahiptir, ancak son yüzyıldaki kültür değişmesiyle Batı dillerinin etkisi altındadır. Küreselleşme, dünya kültürlerine Amerikan kültürü'nü hayat tarzı olarak en küçük köylere kadar benimsetmekte, ulusal kültür unsurları yabancı kültürüyle ikilik içinde yaşamaktadır. Türk dilinin zengin atasözleri ve deyimleri dahi dublaj diline feda edilmektedir. (bak. Türkçe) Sanat Mimaride dini yapılar anıtsaldır. Yakınçağa kadar temel üslup Koca Sinan'da belirginleşmiştir. Resimde ve heykelde din kültürünün etkisiyle gelişme ancak minyatür ve süsleme sanatlarında olmuştur. Türk sanatı çini, hat, ebru ve seramikte, tezhip ve halıcılıkta gelişmiştir. Müzik gerek sivil gerek askeri müzikte sanat müziğinden hafif müziğe evrilir. Dini müzik Türk müziğinin önemli unsurudur. Halk müziği, klasik ve arabesk özelliktedir. Türk sanat müziği çağdaş bir sesle, hafif müzik klasik ve pop müzikle gelişmektedir. Türk edebiyatı şiir, hikaye, roman, deneme, mizah, eleştiri dallarında eski ve yeni formatlarda dünya dillerine çevrilen eserler üretmektedir. Sözlü edebiyat geleneği, dini edebiyat formunda yaygındır ve en meşhuru kandillerde okunan mevliddir. Halk edebiyatında dünya kültürüne Nasreddin Hoca tanıtılmış, çağdaş halk danslarıyla ve seyirlik sanatlarla tarihi kültür yapıları yaşatılmıştır. (bak. Türk Sanatları, Türk Müziği, Türk Edebiyatı, Türk Mimarisi) Ahlak Türk ahlakı yiğitlik, kahramanlık üzerine kuruludur. Alp ve gazilikten, yüksek karakterli ve temiz kalpli, korkusuz, inanç ve irfanlı, milliyetperver, adalet ve iffete düşkün karakterleri Kutadgubilig'den beri sayılan özelliklerdir. Hukuk Şeriat hukukundan laik Medeni Hukuk'a geçen Türklerin toplum yaşamı Batı medeniyeti çerçevesinde anayasal hukuku benimser. Kamu hukuku ve özel hukuk, günlük yaşam kültürünü Batı ile paralel bir düzeye getirmiştir. Bununla birlikte özel hukuk alanında töre ve örf hukuku geçerli olabilmektedir. Hukuk sistemi evrensel hukuk kurallarıyla uyumludur ve AB'ye girildiğinde AB hukuku geçerli olacaktır. Günlük hukuk kültüründe adalet mekanizması ağır işlemektedir. Düşünce özgürlüğüne engel yasalar bulunmaktadır. (bak. Hukuk) Siyasi Kültür Türk siyasi kültürü; beylik, hakanlık, sultanlık ve tek partili cumhuriyetten demokratik laik çok partili cumhuriyete doğru gelişmiştir. Osmanlı merkezi siyasi yapısı ve bürokratik düzen öğelerinin etkileri cumhuriyette görülmesine rağmen Batı tarzı demokratik rejim yerleşmektedir. Sivil toplum güçlenmektedir. Siyasi kültür, askeri müdahalelerle birlikte gelişmektedir. Bunun temeli Türk kültüründe ordu - millet kavramıdır ve askeri darbelerden sonra otoriterlikten demokratik düzene geçiş sağlanmaktadır. Siyasi kültürün zayıf yönleri vesayetçilik ve hoşgörüsüzlüktür. Askerlik bir kültür unsuru olarak Türk kültüründe önemli bir işleve sahiptir. Askerlik yapmamış gençlere kız verilmemesi hâlâ yaygın bir adettir. Etnik ve dini milliyetçilikler, partizanlık, siyasi kültürde olumsuz ve acı olaylara yol açmışlardır. Halkın devlete bakışı Devlet Baba kavramıyla hâlâ yaygındır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki otoriteryenlik yerini liberal demokrasiye terk etmektedir. (bak. Türkiye) Türk spor kültürü Yaşar Doğu, Tanju Çolak, Cemal Kamacı gibi milli şahsiyetlerle ifade edilmesine rağmen toplumda spor yapma yaygınlığı ve spora ayrılan bütçe çok geridir. En kabul gören spor futboldur. Geleneksel yağlı güreş ata sporu olarak sürerken avcılık, binicilik, kılıç, okçuluk, cirit, atletizm, halter dallarında uluslararası başarı gösterilmektedir. Benzer Konular: Türk kültürü nasıldır? Türk Bozkır Kültürü Türk Giyim Kültürü Türk Mutfak Kültürü ve Türk Mutfağı Yurtdışındaki Türk Çocukları için Türkçe ve Türk Kültürü Öğretim Programı Türk Kültürü TÜRK KÜLTÜRÜ A. TARİH: TÜRK ADI “Türk” adının anlamı ile ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Adları “Türk” sözcüğüne benzediği iddia edilen bazı toplulukların “Türk” milleti ile herhangi bir ilişkisi olmadığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu çalışmalara göre, “Türk” sözcüğü; “güç, kuvvet, güçlü, kuvvetli, cesur, türeli (kanun ve nizam sahibi) ve türeyen, çoğalan” anlamlarına gelmektedir. Tarihte “Türk” adıyla adlandırılan ilk devlet “Gök-Türk Devleti” olmuştur. Coğrafî ad olarak “Türkiye” kavramı, tarihte ilk kez Bizans kaynaklarında yer almaktadır. VI. yüzyılda “Türkiye”, Orta Asya’yı ifade etmek üzere kullanılmıştır. IX. ve X. yüzyıllarda Volga’dan Orta Avrupa’ya kadar olan alana “Türkiye” adı verilmiş (Doğu Türkiye = Hazar ülkesi; Batı Türkiye= Macar ülkesi); XIII. yüzyılda Mısır ve Suriye de “Türkiye” olarak adlandırılmıştır. Anadolu ise XII. yüzyıldan itibaren “Türkiye” olarak tanınmıştır. İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DEVLETLERİ Hun İmparatorlukları Asya Hunları Asya Hun Devleti, tarihte bilinen ilk Türk devletidir ve Orta Asya’da yaşayan Türk boylarını bir araya getirerek, siyasî birliği sağlamıştır. Kuruluşu hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, M.Ö. 220 yıllarından Teoman tarafından kurulduğu ve devletin Mete tarafından bir imparatorluk hâline getirildiği, Çin kaynaklarından anlaşılmaktadır. Mete zamanında Hun İmparatorluğu; Sibirya, Çin Denizi, Japon Denizi ve Hazar Denizi arasında kalan topraklara hakim olmuştur. Mete’nin ölümünden sonra, Asya Hun İmparatorluğu, gücünü bir süre daha korumuş, ancak devlet yönetimindeki veraset sistemi, yani devletin hükümdar ailesinin ortak malı olarak kabul edilmesi ve imparatorun her çocuğunun yönetimi ele alma hakkı bulunması ve Çinli prenseslerle evlilik sonucunda yaşanan karmaşalar nedeniyle devlet, Doğu ve Batı Hun İmparatorluğu olmak üzere ikiye bölünmüştür. Hun İmparatorluğu, kurulduğu coğrafî bölgenin yapısına paralel olarak at yetiştiriciliğine ve hayvancılığa dayalı bir ekonomiye sahiptir. Bu ekonomik yapı, devletin askerî başarısını da beraberinde getirmiştir. Tarıma elverişli olmayan uçsuz bucaksız bozkırda, at yetiştiren Hunlar, Mete zamanında hem askerî, hem sosyal hem de ekonomik bakımdan oldukça başarılı bir merkeziyetçi devlet sistemi kurmuşlardır. Göktürkler Göktürkler, tarihte Türk adı ile kurulmuş ilk devlettir. Hun İmparatorluğunun zayıflaması ve dağılmasından sonra 552 yılında Türk boyları arasında hakimiyet sağlanarak Göktür Devleti kurulmuştur. 745’te Uygurlar, İkinci Doğu Göktürk (Kutluk) Kağanlığını mağlup etmesiyle, Göktürk devleti yıkılmıştır. Göktürk dönemi ile ilgili olarak, aynı dönemden Orhun-Yenisey vadisine dikilen ve Göktürk alfabesi kullanılarak yazılan Orhun abidelerinden bilgi alınabilmektedir. Uygurlar 745-840 yıllarında Orta Asya’da Uygurlar hakimiyet sürmüşlerdir. Göktürk Devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur Kağanlığı, yerleşik hayata geçilmesi ve ticaretle uğraşılması bakımından Türk tarihinin en önemli dönemlerinden birini teşkil etmektedir. 840 yılında Uygur hakimiyeti sona ermiştir. İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Devlet Yönetimi: İl: İslamiyet öncesi Türk devletlerinde “İl” sözcüğü, devleti ifade etmek için kullanılmıştır. Han, Hakan, Kağan, Yabgu, Tanhu: Devlet yöneticileri veya imparatorlar İslamiyet öncesi Türk devletlerinde Han, Hakan, Kağan, Yabgu veya Tanhu olarak adlandırılmıştır. Kut: Türk inanış ve düşünüş siteminde, devleti yönetme yetkisinin Tanrı tarafından Türk Kağanına verildiği kabul edilmektedir. Bu düşünceye “Kut” adı verilmektedir. Tigin: Kağan’ın erkek çocuğuna “Tigin” adı verilmektedir. Şad: Kağan’ın erkek çocuklarının, devlet yönetiminde tecrübe kazanmaları için ülkenin çeşitli bölgelerinde “Şad” adı verilen kişilerin yanında eğitilmeleri sağlanırdı. Hatun: Devlet yönetiminde Kağan’ın yanında yer alan eşi, “Hatun” olarak adlandırılır ve Hakan sefere çıktığında ülke “Hatun” tarafından yönetilir, elçiler “Hatun” tarafından kabul edilir. Bu anlayış, Türk kültüründe kadına verilen değeri göstermesi bakımından da önemli bir anlayıştır. Veraset Sistemi: İslamiyet öncesi Türk devletlerinde Kağan’ın ölümünden sonra tahta kimin geçeceği hususunda belirli bir sistem yoktur. Devlet, Kağan’ın ailesinin ortak malı olarak kabul edildiğinden, Kağan’ın erkek çocuklarından herhangi birinin tahta talip olması veya tahtı ele geçirmek için diğer kardeşleri ile mücadeleye girişmesi sık yaşanan durumlardan biriydi. Belirli bir devlet teşkilatı oluşturan Mete’den sonra bile, İmparatorluk kardeşler arasında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu durum, Türk devletlerinin kısa sürede bölünmesine ve gücünün zayıflayarak yıkılmasına neden olmuştur. İkili Sistem: Devlet; doğu-batı veya sağ-sol olmak üzere ikiye bölünerek yönetilmiştir. Türk inanç ve düşünüş sisteminde doğu, kutsal kabul edildiğinden devletin merkezi doğuda bulunmuştur ve devletin başına da doğuda bulunan Kağan geçmiştir. Batıya ise, Kağan’ın kardeşlerinden biri veya Kağan’ın oğlu atanmış, bu kişiye de “Yabgu” ünvanı verilmiştir. Kurultay-Kengeş: Devlet, Kağan ailesinin malı olarak kabul edilmekle birlikte, devlet işleri, “Kurultay” veya “Kengeş” olarak adlandırılan danışma meclisi aracılığıyla yürütülmüş; çeşitli sosyal, askerî, siyasî ve dinî konular bu Kurultaylarda görüşülüp, karara bağlanmıştır. Toygun: Kurultaya katılma hakkı bulunan kişilere “Toygun” adı verilmektedir. Toy: Kağan tarafından düzenlenen yemekli toplantılar ve eğlenceler “Toy” olarak adlandırılmıştır. Başkentler: Hun ve Göktürk döneminde “Ötüken”, Uygur döneminde ise “Karabalgasun-Ordubalık” başkent olarak kabul edilmiştir. Aygucı: Başbakan Buyruk: Bakan Bitikçi: Sözlük anlamıyla “Yazan, yazıcı” anlamına gelen bu sözcük, İslamiyet öncesi Türk devletlerinde “Katip”lere, devletin yazışmalarını yapan kişilere unvan olarak verilmiştir. Tamgacı: Devletin dış işlerinden sorumlu olan kişiye “Tamgacı” adı verilmiştir. Tarkan: İslamiyet öncesi Türk devletlerinden ordu komutanları “Tarkan” unvanı ile anılırdı. Apa: Devlet içerisinde çeşitli görevleri olan sivil yöneticiler “Apa” olarak adlandırılır. Tudun: Devletin vergiye bağladığı diğer devletlerden vergilerin tahsili ve denetimi işi “Tudun” adı verilen memurlar tarafından yapılmıştır. Yargucı: Yargıçlar Yargu: Hakan’ın başkanlık yaptığı mahkemeler. Siyasi suçlara bakılırdı Ağılığ: Hazine görevlisi İslamiyet Öncesi Türk Toplumunda Din ve İnanış: İslamiyet öncesi Türk toplumunda “Gök Tanrı Dini” olarak adlandırabileceğimiz bir dinî inanış hakimdi. Bu inanç sistemine göre “Gök Tanrı” göğün yedinci katında oturmaktaydı. Dünya; yer, gök ve yer altı olmak üzere üçlü bir yapıda kabul edilmekteydi. “Gök Tanrı”nın Türk hakanına dünyayı idare etmesi için “Kut” verdiğine inanılırdı. Şamanizm: İslamiyet öncesi Türk toplumlarında dinî törenler “Şaman”lar (Kam, Baksı) tarafından idare edilmiştir. Atalar Kültü: Türkler, hayatın ölümden sonra da devam ettiğine inanırlardı. Bu nedenle ölen atalarını unutmazlar, onları belirli dönemlerde anarlar ve onlar için çeşitli büyüsel uygulamaları yaparlardı. Bu uygulamalar “atalar kültü” olarak adlandırılmaktadır. Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Eski Türk inancına göre, her varlığın bir ruhu vardır. “Yer-Su” ruhları olarak adlandırılan bu inanış, eski Türk inanç sisteminin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Sadece Uygurlar, yerleşik hayata geçtikten sonra Maniheizm ve Budizm’i, Hazarlar Musevilik inancını, Bulgarlar ise Hıristiyanlık inancını kabul etmişlerdir. Eski Türklerde Aile: İslamiyet öncesi Türk toplumunda aile, toplumun temel yapı taşı olarak kabul edilmiş ve aile hayatına çok önem verilmiştir. Türklerde erkek, aile reisi olarak kabul edilmiş, ancak kadına da toplumsal yaşam içerisinde çok değer verilmiştir. Türklerde “Tek Eşli” evlilik biçimi görülmektedir. İSLAMÎ DÖNEMDEKİ İLK TÜRK DEVLETLERİNDE DEVLET YÖNETİMİ: 751 yılında Çinliler ve Abbasiler arasındaki Talas savaşında, Arapların yanında yer alan Karluk, Yağma ve Çiğil gibi Türk boyları, İslamiyet’i kabul etmişler ve Türkler bu tarihten X. yüzyıla kadar büyük oranda Müslüman olmuşlardır. İslamiyet’in kabulü sadece sosyal ve kültürel hayatı değil, aynı zamanda devlet yönetimini de etkilemiştir. “Türk cihan hakimiyeti mefkuresi” olarak adlandırılan ve Türklerin, Tanrı’dan “kut alarak”, dünyaya düzen vermeye gönderildiği düşüncesinden hareketle düzenlenen seferler, İslamiyet’in kabulü ve “cihat” düşüncesinin benimsenmesiyle birlikte, İslamiyet’i yaymak için düzenlenmeye başlamıştır. İlk Türk-İslam devleti “Karahanlılar”dır. Gazneli ve Selçuklu hükümdarları “Sultan” unvanını kullanmışlardır. Hükümdarlık Sembolleri: Türklerde; “Otağ, Sancak, Davul, Tuğra, Arma, Unvan, Hilat (Giysi), Taht, Asa ve Çetr (Saltanat Şemsiyesi)” hükümdarlık sembolleri olarak kullanılmıştır. Selçuklular döneminde yönetim sistemi, diğer Türk devletlerine göre daha da gelişmiş, devlet yönetimi ile ilgili meseleler “Divan-ı Saltanat” olarak adlandırılan, büyük bir divanda görüşülmüş ve karara bağlanmıştır. Sultan: Türk-İslam devletlerinde devlet başkanları “Sultan” olarak adlandırılmıştır. Veraset: İslamiyet öncesi Türk devletlerinde görülen “Veraset” anlayışı, İslamiyet’in kabulünden sonra da devam etmiştir. Melik: Sultan’ın çocukları “Melik” unvanı ile anılmıştır. Hacip: Divan üyeleri ile Sultan arasındaki ilişkiyi düzenler. Atabey: Sultan’ın çocuklarının eğitim ve öğretimlerinden sorumlu olan kişilerdir. Menşur: İslamiyet öncesi Türk toplumlarında yoktur. Herhangi bir olay veya kararla ilgili olarak halifenin onayının alınması işlemine “Menşur” denir. Vezir: Sultanın vekili olarak bütün devlet işlerinden sorumludur. Divan-ı Saltanat (Hükümet): Divanda iç ve dış işler, maliye, ordu, eğitim, genel teftiş ve yazışma işleri görüşülür. Divan-ı Arz: Askerlik, ordu işlerinden sorumludur. Divan-ı İstifa: Mali işlere bakar. Divanın sorumluluğunu da yapardı. Divan-ı İşraf: Askeri ve hukuki işler dışında tüm işler dışında her türlü denetim işine bakardı. Divan-ı Tuğra: İç ve dış yazışma işlerine bakardı. Bazı Önemli Türk Bilim Adamları: Özellikle X. yüzyıldan itibaren bazı önemli bilim adamları da Selçuklu coğrafyasında yetişmiştir. Nizamülmülk: “Siyasetnâme” adlı bir eseri olan Nizamülmülk, kurmuş olduğu ve kendi adı ile anılan medreseler ile bilimin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Farabi: Felsefe, matematik, astronomi ve fizik bilimleriyle ilgili önemli çalışmaları vardır. Gazali: Yaşadığı dönemin en önemli felsefe alimlerinden biridir. İbn-i Sina: Özellikle tıp alanındaki çalışmaları ile ün kazanmıştır. Biyoloji, fizik ve felsefe ile ilgili de çalışmaları vardır. El-Birunî: Astronomi, tarih, coğrafya ve matematik alanında çalışmaları olan dönemin en önemli bilim adamlarından biridir. B. TÜRK KÜLTÜR TARİHİNDE YAZI, DİL VE EDEBİYAT Alfabe: Tarih boyunca Türkler “Göktürk”, “Uygur”, “Arap”, “Latin” ve “Kiril” alfabelerini kullanmışlardır. Türklerin kullandığı ilk alfabe Türk yaşam biçiminin ve kültürünün etkisi ile oluşturulmuş olan Göktürk alfabesidir. Kiril harfleri ise, Türkiye Cumhuriyeti dışındaki Türk boyları tarafından kullanılmıştır. Orhun ve Yenisey Anıtları ve Yazıları: Göktürkler döneminde, Göktürk alfabesi kullanılarak Orhun-Yenisey Yazıtları veya Orhun Abideleri olarak adlandırılan Türkçenin ilk yazılı örnekleri verilmiştir. Türkçenin günümüze ulaşan ilk yazılı örnekleri olan Orhun Abidelerinin dil tarihi bakımından önemi çok büyüktür. Ayrıca, taşlara yazılan metinlerin içeriği Türk devlet yönetimi ve Türk kültürü ile ilgili de önemli bilgiler içermektedir. Bu yazıtlar içerisinde hem içerik bakımından hem de hacim bakımından en önemlileri “Kül Tigin”, “Bilge Kağan” ve “Tonyukuk” Yazıtlarıdır. Sözlü Edebiyat: İslamiyet öncesi Türk kültüründe, sözlü edebiyat ürünlerinin önemli bir yeri vardır. Bu dönemde sözlü kültür ürünlerinden “Sav”, “Sagu” ve “Koşuk”lar dikkati çekmektedir. Atasözü karşılığı olarak kullanılan “Savlar”ın ilk örneklerine Orhun Abidelerinde, Divanü Lügati’t-Türk’te ve Kutadgu Bilig’te rastlanmaktadır. “Sagu” ve “Yuğ” terimleri ölü gömme törenlerinde okunan ağıtlar için kullanılmaktadır. “Koşuk”lar ise, “Şölen” adı verilen, kutlama ve av törenlerinde okunan ezgili şiirlerdir. Bu döneme ait sözlü kültür ürünleri içerisinde “Oğuz Kağan Destanı”, “Göç” ve “Türeyiş Efsaneleri” ile “Alper Tunga Destanı”; Türk destancılık geleneğinin ilk örnekleri ve Türk kültür hayatına dair veriler içermesi bakımından önemlidir. Ancak bunların daha sonraki dönemlerde yazı geçirildiği hatırlanmalıdır. İslamî Dönemde Yazılan İlk Eserler: Türklerin İslamiyet’i kabulü ile birlikte, Türk dilinde ve kültür hayatında önemli değişiklikler olmuştur. Türkler, eski kültürel yaşam biçimlerini İslamiyet’le birleştirmişler, hatta İslamî dönem Türk edebiyatının ilk örnekleri olarak kabul edilen “Divanü Lügati’t-Türk”, “Kutadgu Bilig” ve “Atabetü’l-Hakayık”ta “Din Türkçesi” olarak adlandırılan Türkçe bir dinî terminoloji gelişmiştir. Divanü Lügati’t-Türk: Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış olan bu eser, bir sözlük niteliğindedir. Ancak, klasik bir sözlük olmanın ötesinde; Türk dili, tarihi, edebiyatı, kültür ve sanatı hakkında zengin ve önemli bilgiler içermesi bakımından oldukça önemli bir eserdir. Kutadgu Bilig: Eser, Yusuf Has Hacib tarafından yazılmıştır. Türk devlet anlayışı ve yönetimi, devlet ve halk ilişkisi ile ilgili önemli bilgiler içermektedir. Atabetü’l-Hakayık: Yüknekli Edip Ahmet tarafından yazılmıştır. İnsanın ahlâki gelişimi ve iyi insan olmanın özellikleri üzerine yazılmış bir kitaptır. Selçuklu Dönemi Türk Edebiyatı: Selçuklu döneminde önemli edebî şahsiyetler yetişmiştir. Yunus Emre: Şiirlerini Türkçe yazan Yunus Emre, Türk tasavvuf edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Hacı Bektaş-ı Velî: Bektaşilik tarikatının kurucusu olarak kabul edilen Hacı Bektaş-ı Velî, büyük bir şair ve mutasavvıftır. Mevlânâ: “Mesnevî” adlı eseri ile Türk edebiyatının en güzel örneklerinden birini vermiş olan Mevlânâ, eserlerini Farsça yazmıştır. Türk edebiyatı içerisinde sözlü edebiyat ürünleri önemli bir yer tutmaktadır. Bu ürünler hakkında bazı genel bilgiler vermek yerinde olacaktır. Türk Destanları: Destan; “Bir millet veya toplumun hayatında derin bir iz bırakmış olaylardan kaynaklanıp; çoğunlukla manzum, bazen de manzum-mensur karışık; birden fazla olayın aktarımına izin veren genişlikte; usta bir anlatıcı tarafından veyahut da ustalardan öğrendiğini aktaran bir çırak tarafından, bir dinleyici kitlesi önünde bir müzik aleti eşliğinde ya da bir melodiyle anlatılan; sözlü olarak anlatılanlarından bazıları yazıya geçirilmiş; bir milleti veya toplumu sonuçları bakımından ilgilendiren bir kahramanlık konusuna sahip; dinlendiğinde veya okunduğunda milli değerleri, şahsî değerlerin üstünde tutmayı benimseten sözlü veya yazılı edebi yaratmadır.” Türk destanları, Türk boylarında “Ozan”, “Baskı”, “Bahşı”, “Jırav”, “Akın”, “Olonhohut”, “Kayçı”, “Sasan”, “Çaçan”, “Destancı”, “Koşakçi” ve “Âşık” adı verilen destan anlatıcıları tarafından yaratılan ve aktarılan ürünlerdir. “Oğuz Kağan”, “Köroğlu”, “Dede Korkut Kitabı içindeki anlatmalar”, “Manas” ve “Alpamış” destanı Türk destancılık geleneğinin en önemli örnekleridir. Âşık Edebiyatı: Türk destancılık geleneğinin temsilcisi olan “Ozan”lar, yerleşik hayata geçilmesi ve toplumsal yaşamda meydana gelen değişmelerin ve İslamiyet’in etkisi ile yerini “Âşık”lara bırakmış, XVI. yüzyıldan itibaren cönk ve mecmualar aracılığıyla takip edebildiğimiz Türk âşıklık geleneği teşekkül etmiştir. Günümüzde Türkiye, Azerbaycan ve İran’ın kuzeyinde canlı olarak yaşamaya devam eden âşıklık geleneği, bağımsız veya özerk Türk cumhuriyetlerindeki destancılık geleneği ile bir bütünlük oluşturmaktadır. Halk Hikâyeleri: “Âşık” adı verilen şair-anlatıcılar tarafından saz eşliğinde icra edilen, aşk veya aşk- kahramanlık konulu manzum ve mensur karışık anlatmalara halk hikâyesi adı verilir. Türk Halk Edebiyatında; “Âşık Garip ile Şahsenem”, “Kerem ile Aslı”, “Tahir ile Zühre”, “Ferhat ile Şirin”, “Arzu ile Kamber” vb. gibi halk hikâyeleri vardır. C. SANAT VE MİMARİ: İlk Türk kültür ve medeniyeti, Türklerin devlet kurduğu coğrafyanın etkisi ile “Bozkır Kültürü” ve “Bozkır Medeniyeti” olarak adlandırılmaktadır. Hayvancılığa dayalı yaşam biçimi, Türk sanatında hayvan üslubu olarak adlandırılabilecek bir üslubun baskın olmasını sağlamıştır. Türk sanatının en tipik özelliği hayvan motiflerinin çok fazla kullanılmış olmasıdır. Türkler “Göçebe” ve “yarı göçebe” bir hayat tarzı sürdürdüklerinden, yani yazın “Yaylak” adı verilen yerlerde, kışın ise “Kışlak” olarak adlandırılan yerlerde yaşadıklarından “Çadır” yapma ve burada kullanılan eşyaları süslemeye dayalı bir “süsleme” sanatları gelişmiştir. Bu durum Türk sanatında “Kubbe” ve “Yuvarlak Kümbet” anlayışının ortaya çıkmasını ve bunun geliştirilmesini sağlamıştır. İslamiyet öncesi Türk devletlerinde, dinî inanışların etkisi ile mezarlara dikilen “balballar” ve “heykeller”, ölen kişinin mezarına konan eşyalar, günümüzde yapılan arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılmış ve Türk sanatının erken dönemleri hakkında önemli bilgilerin elde edilmesini sağlamıştır. İslamiyet öncesi Türk toplumunda müzik, “Kam”ların veya “Şaman”ların “Şaman Davulu” kullanarak oluşturdukları ritmik ezgi eşliğinde yönettiği dinî törenlerde icra edilmiştir. Daha sonraları “Ozan”lar, “Kopuz” adı verilen sazları eşliğinde destanları icra etmişlerdir. Özellikle Uygur döneminde yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte, sanat bakımından da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Türk boyları arasında “Kubbeli Türbeler” ve “Köşe Üçgenlerin” yaratıcıları Uygurlardır. Ayrıca Uygurlar, minyatür sanatının İslam dünyasına yayılmasını sağlamışlardır. Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra özellikle dinî mimariye büyük önem vermişlerdir. Karahanlılar döneminde ilk camiler kerpiçten yapılmış ve alçılarla kaplanmıştır. Daha sonraki dönemlerde ise tuğla kullanılarak çeşitli yapılar inşa edilmiştir. Selçuklular döneminde ise mimaride önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde Türkler; Orta Asya Türk mimarisi ile İslam mimarisini birleştirerek önemli eserler vermişlerdir. İslamiyet’in kabulünden sonra, özellikle de Selçuklu döneminde Türk mimarisinde de belirgin bir gelişme göze çarpmaktadır. Bu dönemde süsleme amacıyla bitki ve hayvan motiflerinin yanında, yazı ve geometrik şekiller de kullanılmıştır. İslamiyet’in etkisi ile insan figürleri kullanılmamıştır. Selçuklu döneminden günümüze ulaşan cami, mescit, türbe, külliye, han ve hamamlar, saray ve köşkler; Türk mimarisinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır. BU mimari eserlerin büyük bir kısmı Türkiye’de bulunmaktadır. Bu dönemde, dinî mimaride cami, türbe, kümbet, medrese, tekke ve zaviyeler; askerî mimaride sur, kale ve hisarlar; ticarî mimaride köprü ve kervansaraylar; sivil mimaride ise saray, köşk, han ve hamam gibi eserler inşa edilmiştir. Süsleme sanatlarından “Minyatür, Çini, Halı ve Kilim” çok gelişmiştir. Selçuklu dönemindeki bu gelişme, Osmanlı döneminde zirveye ulaşmıştır. Mimar Sinan gibi bir dahi tarafından yapılan mimarî eserler, birer şaheserdir. XVIII. yüzyılda “Lale Devri”nde, Türk sosyal ve kültürel hayatında Avrupa etkisi, mimaride de görülmeye başlanmıştır. 1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte yaşanan hürriyet ortamında ve milliyetçilik akımının etkisi ile Türk kültür ve sanatında da millî bir tarz yaratma çabaları ağırlık kazanmıştır. Mimar Kemalettin Bey ve Vedat Beylerin öncülüğünde Türk mimarlığı yeni bir döneme girmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu yıllarda da mimaride millî bir tarz yaratma çabaları devam etmiş, 1927 ve sonrasında ise Batılı mimarların yaptığı eserler, Türk mimarisine damga vurmuştur. İkinci dünya savaşı öncesinde yaşanan siyasî gelişmelerin etkisi ile yeniden bir millî mimarî yaratma çabası başlamıştır. Türk mimarisinde, 1950’li yıllardan sonra Batı etkisine dayalı bir mimarî anlayışı görülmektedir. Mimaride yaşanan bu gelişme evreleri, Türk sanatının bütünü için geçerli bir gelişme çizgisidir. D.TÜRKLERİN KULLANDIKLARI TAKVİMLER: Türkler ilk olarak “On İki Hayvanlı Türk Takvimi”ni kullanmışlardır. İslamiyet’in kabulü ile “Hicrî”, “Celalî” ve “Rumî” takvim kullanıldıktan sonra, Cumhuriyet döneminden itibaren “Miladî” takvim kullanılmaya başlanmıştır.. E. EKONOMİ İslamiyet öncesi Türk toplumunda, temel ekonomik faaliyet olarak hayvancılık görülmektedir. Türkler bu dönemde at ve koyun yetiştirmektedirler. Yerleşik hayata geçen Uygurlar ise tarımla uğraşmışlar ve Çin ile ticaret yapmışlardır. Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte, yerleşik hayata geçiş de hız kazanmıştır. Buna bağlı olarak, tarım ve ticaret de gelişmiştir. Gazneli Mahmut döneminde “İpek Yolu” ve “Baharat Yolu”nun hâkimiyeti Türklere geçmiş, böylece ticarî gelirler artmıştır. Selçuklular döneminde, I. Mesut zamanında ilk para, II. Kılıçaraslan zamanında ilk gümüş para ve I. Alaattin Keykubat zamanında ise ilk altın para bastırılmıştır. Gazneliler, tarım faaliyetlerinde ilerlemişler ve sulama kanallarını kullanarak üretimi arttırmışlardır. Büyük Selçuklu Devleti’nin ticarî merkezi “Horasan”dır. Selçuklular da ticarî faaliyetlerde başarılı olmuşlar, bu amaçla çok sayıda çarşı ve kervansaray yaptırmışlardır. 1. Ahîlik Teşkilatı: Bu teşkilatın, Ahi Baba olarak da adlandırılan Ahi Evran tarafından kurulduğu kabul edilmektedir. Selçukluların ticarî merkezî olan Horosan kökenli bir meslek birliğidir. Selçuklular döneminde, esnafın ekonomik faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulan Ahîlik teşkilatı, devletin askerî faaliyetlerine de destek vermiştir. “Ahi” kelimesinin Arapça, kardeşim demek olan “Ahi” kelimesinden veya Türkçe eli açık, cömert, yiğit, delikanlı anlamlarına gelen “Akı” kelimesinden geldiği kabul edilmektedir. Osmanlı döneminde ise temel ekonomik faaliyetler; tarım, hayvancılık, ticaret ve çeşitli vergilerden oluşmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunda esnaflar “Lonca” olarak adlandırılan birlik etrafında toplanmışlardır. Ayrıca, Bursa’da “İpekçilik”; Kayseri, Manisa ve Tokat’ta “Dericilik” yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda savaş araç gereçleri de üretilmiştir. İlk büyük Osmanlı tersanesi Gelibolu’ya Yıldırım Bayezit tarafından yaptırılmıştır. Daha sonraki dönemlerde ise İstanbul, Sinop, İzmit gibi şehirlerde de tersaneler inşa edilmiştir. İstanbul’un fethinden önce Edirne ve Bursa’da, fetihten sonra ise İstanbul’da top dökümhaneleri kurulmuştur. İlk baruthane de Gelibolu’da kurulmuştur. OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİH Osmanlı İmparatorluğu tarihi, belirli dönemlere ayrılarak incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Bu dönemler; Beylik Dönemi (1299 ve öncesi), Kuruluş Dönemi (1299-1453), Yükselme Dönemi (1453-1579), Duraklama Dönemi (1579-1699), Gerileme Dönemi (1699-1792) ve Dağılma Dönemi (1792-1922) olarak adlandırılmaktadır. Beylik Dönemi: Osmanlı Beyliği, Kayı boyuna mensup bir beyliktir. Selçuklular döneminde, Ertuğrul Gazi, Söğüt ve civarına gelerek yerleşmiştir. Ertuğrul Gazi’nin vefatı üzerine beyliğin başına Osman Bey geçmiştir. Kuruluş Dönemi (1299-1453): Osman Bey, yaptığı fetihlerle, yıkılmak üzere olan Anadolu Selçuklu Devleti’nin varisi konumuma yükselmiştir. Bilecik, Yarhisar ve İnegöl’ün fethinden sonra Osmanlı Devleti’nin kurulduğu kabul edilmekte ve tarih araştırmalarında kuruluş tarihi olarak, 1299 yılı kabul edilmektedir. Osman Bey’den sonra başa geçen Orhan Bey zamanında fetihler hız kazanmış, Bursa ve İznik fethedilmiştir. Orhan Bey, para bastırarak, bağımsızlığını ilan etmiş ve Osmanlı Beyliği, Osmanlı Devleti hâline gelmiştir. Kuruluş Dönemi’nde Osmanlı ilerlemesi Balkanlara doğru yayılmıştır. Edirne fethedilmiş, Balkanlar’da Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ele geçirilmiştir. Aynı zamanda Anadolu’da da Selçuklu sonrası kurulan Beylikler, Osmanlı Devleti’nin hâkimiyeti altına girmeye başlamıştır. Kuruluş Dönemi’nde sırasıyla Osman Bey, Orhan Bey, I. Murad, Yıldırım Beyazid, I.Mehmed ve II. Murat Osmanlı Devleti’nin başına geçmiştir. Kuruluş Dönemi, İstanbul’un fethiyle sona ermektedir. Yükselme Dönemi (1453-1579): Doğuda ve Batıda önemli topraklar fethedildikten ve Devletin sınırları genişledikten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethedilmesiyle “İmparatorluk” haline gelen Osmanlı Devleti’nin bu tarihten itibaren yükselme dönemine girdiği kabul edilmektedir. II. Murad’tan sonra tahta geçen Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u 1453 yılında fethetmiş ve İstanbul, imparatorluğun yeni başkenti ilan edilmiştir. Yükselme döneminde sırasıyla Fatih Sultan Mehmet, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve II. Selim tahta geçmiştir. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) İmparatorluk, en şaşaalı dönemini yaşamıştır. Duraklama Dönemi (1579-1699): Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama dönemi, Sokulu Mehmet Paşa’nın vefat etmesiyle başlamıştır. Sokulu Mehmet Paşa; Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde sadrazamlık yapmıştır. Sokulu Mehmet Paşa, 14 yıl boyunca yaptığı Sadrazamlık döneminde, devletin siyasî ve askerî başarısı için çalışmış önemli bir devlet adamıdır ve onun vefat etmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama dönemine girmesinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ve merkezî yönetimin zayıflaması ile birlikte iç isyanlar çıkmış, özellikle Yeniçerilerin otoriteye karşı başkaldırması ile huzursuzluk iyice artmıştır. Tımar sisteminin bozulması ve İran ve Avusturya seferlerinin getirdiği ekonomik sıkıntılar da duraklamada önemli rol oynamıştır. Duraklama döneminde sırasıyla III. Murad, III. Mehmet, I. Ahmet, I. Mustafa, II. Osman, IV. Murad, I. İbrahim, IV. Mehmet, II. Süleyman, II. Ahmet ve II. Mustafa tahta geçmiştir. Gerileme Dönemi (1699-1792): Osmanlı İmparatorluğu tarihinde 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması ile 1792’de imzalanan Yaş Antlaşması arasındaki dönem gerileme dönemi olarak kabul edilmektedir. Karlofça Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı’da büyük miktarda toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Bu tarihten sonra imparatorluğun temel politikası kaybettiği toprakların geri alınması üzerine kurulmuştur. Gerileme döneminde sırasıyla, II. Mustafa, III. Ahmet, I. Mahmut, III. Osman, III. Mustafa, I. Abdülhamit ve III. Selim tahta geçmiştir. Dağılma Dönemi (1792-1922): Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş ve dağılma dönemine girdiği döneme dağılma dönemi adı verilmektedir. Bu dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kırım’ı geri almak amacıyla 1787’de Rusya’ya savaş açması, Avusturya’nın da savaşa dâhil olmasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun aleyhine gelişen olayların 1792’de Yaş Antlaşması’nın imzalanması ile başlatılmaktadır. Dağılma döneminde sırasıyla III. Selim, IV. Mustafa, II. Mahmut, I. Abdülmecit, I. Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, Sultan Mehmet Reşat ve Sultan Mehmet Vehdettin tahta geçmiştir. 1922 yılında saltanatın kaldırılması ile birlikte Osmanlı dönemi de sona ermiştir. OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA DEVLET YÖNETİMİ: Sultan/Padişah: Osmanlı İmparatorluğunda, devlet yöneticileri ilk zamanlarda “Bey” unvanını, daha sonra “Sultan” unvanını ve 1517 tarihinden itibaren de “Halife” ve “Padişah” unvanını kullanmışlardır. Divan/ Divan-ı Humayun: Devlet işleri “Divan-ı Hümayun” olarak adlandırılan Divanda görüşülmüştür. Divan-ı Hümayun üyeleri ve görevleri şu şekildedir: Vezir-Azam (Sadrazam): Padişahtan sonraki en yetkili devlet adamıdır ve padişahın mührünü taşır. Vezir: Sadrazamdan sonraki en yetkili kişi Vezir’dir ve Sadrazam tarafından verilen görevleri yapar. Kazasker: Osmanlı İmparatorluğu’ndan “Adalet” ile ilgili işler “Kazasker”ler tarafından görülürdü. Anadolu ve Rumeli Kazaskeri olmak üzere iki ayrı Kazasker bulunurdu. Defterdar: “Maliye” ile ilgili işler “Defterdar” tarafından görülür. Anadolu ve Rumeli Defterdarı olmak üzere iki Defterdar bulunurdu. Nişancı: “Tapu” ve “Kadastro” işleri ile fethedilen yerlerin kayıt işlemlerini “Nişancı” adı verilen görevliler yerine getirirdi. Şeyhülislam: Devlet kararlarının İslam’a uygun olup, olmadığını denetleyen ve bu konuda karar veren kişi “Şeyhülislam” olarak adlandırılmıştır. Kaptan-ı Derya: Donanma ve denizcilikle ilgili işlerden sorumlu kişidir. Divan-ı Hümayun, II. Mahmut döneminde kaldırılmış ve yerine “Nazırlık (Bakanlık)”lar kurulmuştur. İdari Bölünme: Osmanlı yönetim sisteminde, devlet toprakları “Vilayet”, “Sancak”, “Kaza”, “Nahiye” ve “Karye” olarak adlandırılan idarî birimlere ayrılmıştır. DİL VE EDEBİYAT Osmanlı İmparatorluğu döneminde Arap alfabesi kullanılmıştır. Selçuklu döneminden kalma edebî miras, Osmanlı döneminde daha da gelişmiştir. Özellikle yazılı edebiyat alanında çok ciddi bir edebî ve kültürel ortam oluşmuştur. Şair ve yazarlar saraylılar tarafından korunmuş ve kollanmıştır. Özellikle bazı Osmanlı padişahlarının da şair olması bu edebî ortamın daha da gelişmesini sağlamıştır. “Klasik Türk Edebiyatı” veya “Divan Edebiyatı” olarak adlandırılan bu edebiyat, Türk edebiyatının en önemli safhalarından birini oluşturmaktadır. Divan Edebiyatı’nın dili Türkçe olmakla birlikte, bu dönem Türkçesinde Arapça ve Farsça terkip, tamlama veya kelimelerin, dönemlere göre değişmekle birlikte, yoğunluk kazandığı görülmektedir. 13. yüzyılda Hoca Dehhanî ile başlatılan Divan Edebiyatı, 16. yüzyılda Fuzulî ve Bakî gibi önemli isimlerin yetişmesiyle zirve dönemini yaşamıştır. Divan şiirinde “Aruz” ölçüsü kullanılmıştır. Bu dönemde Divan Edebiyatı’nın yanı sıra, Halk Edebiyatı da çok büyük bir gelişme göstermiştir. Âşıkların, zaman zaman saray çevrelerinde göründüğü ve sanatlarını kırsaldaki yerleşim birimlerinde olduğu kadar, başta payitaht İstanbul olmak üzere, Bursa gibi dönemin ticari ve kültürel bakımlardan gelişmiş şehirlerinde icra ettikleri de bilinmektedir. SANAT VE MİMARİ: Osmanlı İmparatorluğu’nda bilim ve sanata özel bir önem verilmiştir. Bilim adamları desteklenmiş ve böylece çağın en ileri askerî gücü Osmanlı İmparatorluğu elinde bulunmuştur. Fethedilen topraklar, her anlamda mamur edilmiştir. Buralara cami, han, hamam ve medreseler gibi dini, kültürel, bilimsel ve sosyal işlevleri olan kurumlar inşa edilmiş ve böylece askerî olarak fethedilen topraklar, kültürel anlamda da Türk kılınmıştır. Osmanlı sanatı, başlangıçta Selçuklu mimarisinin genel özelliklerini taşımaktadır. Ancak zamanla ve özellikle de XV. yüzyıldan sonra, klasik Osmanlı eserleri ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Türk kültürünün kendine has üslubu İslam kültürü ile birleştirilmiş ve özgün eserler meydana getirilmiştir. Bu dönemde özellikle Mimar Sinan ve öğrencileri tarafından yapılan eserlerin çoğu günümüzde de ayakta durmaktadır. Osmanlı kültür ve sanat hayatında 1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı ve 1908 İkinci Meşrutiyet ilanı gibi dönemlerin önemli etkisi vardır. Tanzimat döneminde, Osmanlı kültür ve sanat hayatında Batı etkisi ve tesiri görülmeye başlanmış, Islahat Fermanı ile birlikte bu etki daha da baskın şekilde hissedilmeye başlanmıştır. Tanzimat edebiyatı olarak adlandırılan dönemde, edebiyatta ve sanatta yeni kavramlar ve yeni yaklaşımlar etkisini göstermeye başlamıştır. 1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte, Türkçülük ve Türk milliyetçiliği ekseninde yapılan tartışmalar, kültürel anlamda yeni bir döneme girilmesini sağlamış ve ileride kurulacak milli devletin kurulmasına zemin hazırladığı gibi, yeni devletin ilk yıllarındaki sanat anlayışının da belirleyicisi olmuştur. EKONOMİ Osmanlı İmparatorluğu, daha beylik döneminde iken sistemli bir ekonomik teşkilata sahiptir. İlk maliye teşkilatının I. Murat döneminde kurulduğu ve sistemli bir şekilde geliştiği kabul edilmektedir. Osmanlı maliyesinin başında “Defterdar” olarak adlandırılan kişi bulunurdu. Toprakların genişlemesi üzerine “Defterdar” sayısı ikiye çıkarılmıştır. Osmanlı hazinesi “Miri Hazine” ve “Enderun Hazinesi” olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. “Miri Hazine” devletin dış hazinesi olup, genel olarak yapılan masrafları, gelir ve giderleri kapsamaktadır. “Enderun Hazinesi” ise padişahın kendi hazinesidir ve iç hazine olarak da kabul edilmektedir. Osmanlı ekonomik sisteminde, vergilerin önemli bir yeri vardır. Ayrıca, tarım ve hayvancılık da ekonomik faaliyetlerin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. TÜRKİYE CUMHURİYETİ Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik ve askerî anlamda yaşadığı çöküş, I. Dünya Savaşı’nın ardından imparatorluk topraklarının işgal edilmesine neden olmuş, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk milleti tarafından verilen milli mücadelenin ardından TBMM’de 29 Ekim 1923 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti” kuruluşu ilan edilmiştir. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, Türk kültür ve sanat hayatında da önemli değişimler yaşanmıştır. Yeni devlet, millî kültür üzerine inşa edildiğinden, Türk dili, edebiyatı ve tarihi ile ilgili çalışmalar bu dönemde hız kazanmıştır. Yeni devletin temelleri, her şeyden önce Türk kültürüne dayanmaktadır. Kültürel anlamda yaşanan bu yenilik, devlet yönetimi ve sisteminde de görülmektedir. Cumhuriyet’in ilan edilmesi, Halifeliğin ve Saltanat’ın kaldırılması, Latin harflerinin kabulü gibi yenilikler, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti devletinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli dildir, kültürdür.” sözleri ile özetlenebilecek olan Türk kültürü temeline dayalı millî devlet anlayışı, Kurtuluş Savaşı sonrasında yapılan çalışmalarda da kendini göstermektedir. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Ziya Gökalp ve Fuat Köprülü tarafından “Halk Bilimi”ni tanıtmak amacıyla kaleme alınan yazılar ve sonrasında yapılan alan araştırmaları ile elde edilen veriler, Türk kültürü ile ilgili bilimsel çalışmaların hız kazanmasını sağlamıştır. Bu dönemde kültürel çalışmalar “Türk Yurdu”, “Türk Ocağı” ve “Türk Derneği” gibi dernekler tarafından yürütülmüştür. 1 Kasım 1927’de kurulan “Anadolu Halk Bilgisi Derneği”, bir süre sonra adını “Türk Halk Bilgisi Derneği” olarak değiştirmiştir ve bu dernek, Türk kültürü ile ilgili çalışmalar yapan ilk bağımsız bilimsel organizasyon olarak tarihe geçmiştir. Derneğin ilk yayın organı olan “Halk Bilgisi Mecmuası” ve daha sonra çıkardığı “Halk Bilgisi Haberleri”ndeki yazılar, bu dönem halk bilimi çalışmalarının akademik ve bilimsel zemine oturtulması bakımından önemlidir. 1931 yılında Türk Ocaklarının kapanmasıyla birlikte, 1932’de Halkevleri kurulur. Halkevleri, çıkardığı dergiler ve yaptığı araştırma ve eğitim faaliyetleriyle Türk kültür ve sanatının gelişmesine katkı sağlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk döneminde, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin “millî mimari, millî sanat ve millî kültür” temeline dayalı bir devlet olması için çalışmalar yapılmıştır ve Atatürk bu dönemde dil, tarih ve kültür araştırmalarına büyük önem vermiştir. 1931’de “Türk Tarih Kurumu”, 1932’de de “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” Türk tarihi ve dili alanında çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur. 1939’da Ankara Üniversitesi, DTCF’de Pertev Naili Boratav ve 1960’lı yıllarda Mehmet Kaplan tarafından Atatürk Üniversitesinde yürütülen çalışmalar, Türkiye’de halk kültürü ile ilgili çalışmaların bilimsel ve akademik bir zeminde yürütülmesini sağlamıştır. Türk Kültürü (Özet) Türk kültürü çok eski ve köklü bir kültürdür. Türk kültürü hem göçebe hem de yerleşik özellikler taşır. Türk kültürü karasal özelliklerin etkisinde kalmıştır. Türk kültürü, yayılış alanının coğrafi konumu nedeniyle birçok kültürden etkilenmiş ve bu kültürleri etkilemiştir. Dedelerin adları genellikle torunlara verilir. Pek çok yörede her adın bir sıfatı vardır. Türk ahlakı yiğitlik, kahramanlık üzerine kuruludur. Alp ve gazilikten, yüksek karakterli ve temiz kalpli, korkusuz, inanç ve irfanlı, milliyetperverliktir. Ayrıca cesaret,onur,gurur,şeref,misafirperverlik,dürüstlük ve merhamettir. TÜRK KÜLTÜRÜ (DETAY) Türklerin fiziki özellikleri olan çekik gözlülük, çıkık elmacık kemikli, esmer tipoloji tarih içinde değişmiştir. Dedelerin adları genellikle torunlara verilir. Pek çok yörede her adın bir sıfatı vardır. Günlük hayatta milli takvim kullanılır. Ancak kültürel hayat Müslümanlık medeniyetiyle iç içe olduğundan hicri takvim adları yaşatılır, Recep, Şaban, Ramazan adları hem ad olarak konur hem günlük dini yaşayışta kullanılır. Türkler Avrasya denilen coğrafyaya yayılmışlardır ve Anadolu'ya göç etmişlerdir. Çadır yerleşiminden kent yerleşimine geçen Türkler, ahşap evlerden apartmanlara ve sitelere çevrilen kent kültürüne geçmişlerdir. Ev dekorasyonunda kilimden halıya, sedirden mobilyaya, sandalyeden koltuğa, tahta pencereden pimapen pencereye çevrilen ev kültürü, geniş aileden çekirdek aileye çevrilmiştir. Batılı giyim kuşam yaygın olmasına rağmen, eski giyim kültürü devam etmektedir. Ocak ve mangal düzeninden kalorifer ve doğalgaz düzenine geçen ısıtma sistemi; eşek ve attan arabaya; siniden masaya; şerbetten meyve suyuna; bozadan kolaya; hamamdan saunaya; dere kenarı yıkamadan çamaşır makinesine; teldolaptan buzdolabına temizlik ve sağlık kültürü gelişmiştir. Yemek kültürü et merkezli olup, ot, süt, ekmek, bal, balık, yumurta, yoğurt temel besinlerdir. Hayvancılık at, eşek, sığır, manda, ayı, deve, koyun, keçi, arı, ördek, tavuk yetiştirmeciliğindedir. Tarım ürünleri arpa, buğday, pirinç, pamuk, kabak, bakla, nohut, fasulye, havuç, lahana, soğan, sarımsak, hıyar, turp, bamya, patlıcan, domates, biber, elma, tütün, çay, zeytin, erik, üzüm, patates, ayva, armut, kavun, karpuz, iğde, nar, kiraz, vişne, muz, çilek, fıstık gibi sebze ve meyvelerdir. Dokumacılık, ayakkabıcılık,terzilik en yaygın zanaatlardır. Çarşı ve bedestenden marketlere, süpermarketlere günlük alışveriş kültürü gelişkindir. Semt pazarları devamlı işler. En modern iletişim sistemleri kullanılmakta, kara, hava, deniz ve demiryollarında modern araçlarla seyahat edilmektedir. Kent içi raylı sistemler ve yeraltı treni mevcuttur. Dil Türkler Göktürk, Uygur, Araplar (halk) Arap, Mani, Brahmi, Süryani, Grek, İbrani, Kiril, Latin alfabelerini kullandılar. Türkiye'de 1928'den beri Latin alfabesi kullanılmaktadır. Türk dili zengin bir sanat geleneğine sahiptir, ancak son yüzyıldaki kültür değişmesiyle Batı dillerinden az buz kelime alan bir dil haline gelmiştir ve birçok yabancı kökenli kelime TDK tarafından Türkçe'ye çevrilmektedir.Örneğin kampüs kelimesi yerine yerleşke kelimesi getirilmiştir.Kendi kültürlerini çok güzel koruyan bir millettirler. TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÖZELLIKLERI 1 - Türk kültürünün ocağı yani ilk ortaya çıktığı bölge Orta Asya'dır. (Bu bölge; kuzeyde Sibirya, güneyde Himalayalar, doğuda Kingan Dağları ve batıda Hazar Denizi ile çevrelenen geniş bir bölgedir.) 2 - Türkler, çeşitli bölgelere göç etmişlerdir. (Bu göçler sonucunda Türk boylarının önemli bir bölümü Anadolu'ya gelmiş ve yeni kültürlere komşu olmuşlardır. Bu kültürler; İslâm kültürü, Yunan kültürü ve İran - Pers kültürüdür. ) 3 - Türkler, tarih boyunca asla esaret altında yaşamayı kabul etmemiş ve 16 bağımsız devlet kurmuş bir millettir. 4 - Türklerin İslâmiyet ile şekillenen karakterinin en dikkat çeken özelliği, haksızlığa ve zulme karşı olan tepkisidir. 5 - Türk halkı, tarih boyunca birçok imparatorluklar ve süper devletler kurmuş, üç kıtaya nizam vermiştir. 6 - Tarih sahnesinde Müslüman Türkler hemen her dönemde, yönetici vasıflarıyla boy göstermişler, adaletli ve merhametli yönetimleriyle örnek teşkil etmişlerdir. 7 - Farklı kültürlere ve inançlara sahip, farklı dilleri konuşan birçok milleti aynı bayrak altında ve büyük bir hoşgörü çerçevesinde sevgi ve saygı hudutları içinde yaşatabilmişlerdir. 8 - Orta Asya'daki göçebe hayat tarzından kalma Türk kültür simgelerini günümüzde de görmek mümkündür. 9 - Çadır, at, halı ve kilim dokumacılığı o dönemlerden günümüze ait simgelerdir. 10 - Ancak daha sonraları Orta Asya'dan çeşitli bölgelere göç eden Türkler yerleşik hayata geçerek şehirler ve devletler kurmuş ve yerleştikleri bölgelerde pek çok sanat eserleri yapmışlardır. 11 - Köprüler, çeşmeler, kervansaraylar, hanlar, hamamlar, camilere yüzyıllar öncesinde yapılmış eserlere günümüzde de rastlanabilmektedir. İÇINDE YAŞADIĞIMIZ TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÖZELLIKLERI Türkiye'nin kültürel yapısı, tarihinin derinliklerinden gelen çok zengin ve çeşitli kültürlerin birikiminden oluşmuştur.Türkiye, coğrafi konumu gereği Doğu, Batı, Ortadoğu, Akdeniz, İslam kültürü gibi farklı kültürlerin merkezindedir. Dünyanın en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Anadolu, binlerce yıllık geçmişi ve tarihinde var olan bir çok farklı kültürün etkisiyle ender görülen kültürel zenginliğe sahiptir.Bu öylesine bir zenginliktir ki, birbirine çok yakın yerleşim bölgelerinde bile bu zenginliğin yarattığı kültürel farklılıkları görebiliriz. Halk Kültürleri Türkçe, Türkiye nüfusunun
Türkoğlu Türküm Ben 03:26
Türkoğlu Türküm Ben 2.305 izlenme - 8 yıl önce türk bozkurt osmanlı türkiye türk İslam birliği
Ders 751 Türk İslam Devletleri Karluklar Karahanlılar Gazneliler Selçuklular 41:41
Ders 751 Türk İslam Devletleri Karluklar Karahanlılar Gazneliler Selçuklular 916 izlenme - 3 yıl önce Ders 751 Türk İslam Devletleri Karluklar Karahanlılar Gazneliler Selçuklular
Kürtler devlet kuracaklar mı? (Adnan Oktar Anlatıyor) 01:27
Kürtler devlet kuracaklar mı? (Adnan Oktar Anlatıyor) 680 izlenme - 2 yıl önce Barzani; Suriye, Irak, İran ve Türkiye'deki Kürtlerin devletleşmesi gerektiğini ileri sürdü. Bu çok yanlış bir düşünce. Tam da İslam aleminde birleşme ve büyük bir güç haline gelme süreci başlamışken bunu baltalayacak ve bölünmeye yol açacak bir süreç ancak felaket getirir. Böyle bir girişim başarıyla sonuçlanamayacağı gibi bunu yapmayı planlayanlara çok büyük zarar verir. Kürt realitesi değil İslam Birliği realitesi vardır. Mehdiyet realitesi vardır. http://www.islambirligi.org/
türk islam bayrak ve marsi turan 03:27
türk islam bayrak ve marsi turan 1.025 izlenme - 5 yıl önce
Adnan Oktar'ın Çikolata Renkli Konuğu 01:00
Adnan Oktar'ın Çikolata Renkli Konuğu 856 izlenme - 2 yıl önce Arkadaşlar Adnan Bey'e kendi güzel hurileri yetmemiş ithal zenci hatun getirmiş, hay Maşallah.
Facebook 'türk İslam Güneşi' Sayfası 03:23
Facebook 'türk İslam Güneşi' Sayfası 1.063 izlenme - 5 yıl önce http//www.facebook.com/pages/Türk-İslam-Güneşi/320408440313
türk islam ordusu 03:31
türk islam ordusu 888 izlenme - 5 yıl önce
Hz isa 08:06
Hz isa 1.086 izlenme - 5 yıl önce
Adnan Oktar - Hanzo Bal Porsuğu 00:45
Adnan Oktar - Hanzo Bal Porsuğu 552 izlenme - 2 yıl önce Playboy yakışıklısı Adnan'dan Maşallah eşliğinde tüm alemlerin kralı olan bal porsuğuna patavatsızca hanzo demesi.
türk İslam birliği 02:48
türk İslam birliği 1.087 izlenme - 8 yıl önce 20 içinde türk İslam birliği kurulacak. harun yahya, adnan oktar'ın konu hakkında çok çarpıcı açıklamaları var. günlük gelişmelerle çok paralel
Adnan Oktar - Leopar Desenli Sütyenli Ateist Lina 04:08
Adnan Oktar - Leopar Desenli Sütyenli Ateist Lina 426 izlenme - 3 yıl önce Adnan Beyin sundugu programda yanındaki kedicekleriyle beraber bi konuk çagırmışlar ve konu lina hemide ateist ve leopar desenli sütyenleri var işte karşınızda.
Selda Bağcan - Ellerinle Bana Baharlar Getir 05:24
Selda Bağcan - Ellerinle Bana Baharlar Getir 277 izlenme - 2 yıl önce Ben ki kaç bahar oldu Yemyeşil bir yaprağa dokunamadan Mevsimler devşirmişim Ve çiçekli bir dala Uzatamadan ellerimi En güzel günlerimi Kelepçede geçirmişim Ellerinle bana baharlar getir Cıvıl cıvıl bir görüş gününde olsun Bir mektup gönder bana Bahar tadında Baygın baygın ülkem koksun Ben ki promethe'den alıp ateşi Ninovanın zulüm saraylarına çalmışım Ve olimpos kartallarının Pençesinde kanayan yüreğimi Bir nevroz baharında Sevdalara salmışım Ellerinle bana baharlar getir Cıvıl cıvıl bir görüş gününde olsun Bir mektup gönder bana Bahar tadında Baygın baygın ülkem koksun Ben ki kaç bahar oldu Yemyeşil bir yaprağa dokunamadan Mevsimler devşirmişim Ve çiçekli bir dala Uzatamadan ellerimi En güzel günlerimi Kelepçede geçirmişim Ben ki promethe'den alıp ateşi Ninovanın zulüm saraylarına çalmışım Ve olimpos kartallarının Pençesinde kanayan yüreğimi Bir nevroz baharında Sevdalara salmışım Ellerinle bana baharlar getir Cıvıl cıvıl bir görüş gününde olsun Bir mektup gönder bana Bahar tadında Baygın baygın ülkem koksun
Adnan Oktar'ın Şafak Sezer'le Görüşmesi 06:53
Adnan Oktar'ın Şafak Sezer'le Görüşmesi 226 izlenme - 2 yıl önce Adnan Oktar Şafak Sezer'i öve öve bitiremiyor.Bu arada Şafak Sezer'in nasıl nabza göre şerbet verdiğinin açık örneği..
Anadolu Selçuklu Devlet’inde Merkezi Yönetim Divanlar Doping Hafıza Hafıza Teknikleriyle LYS YGS Ede 00:59
Anadolu Selçuklu Devlet’inde Merkezi Yönetim Divanlar Doping Hafıza Hafıza Teknikleriyle LYS YGS Ede 93 izlenme - 9 ay önce Anadolu Selçuklu Devlet’inde Merkezi Yönetim - Divanlar Genel Kültür testinin E’lik kısmını kaplayan ve genellikle de salt bilgi ya da bilgiye bağlı yorum sorularının sorulduğu KPSS Tarih dersi, adaylar için zorlayıcı bir bölümdür. Çıkan soru sayısına bağlı olarak, konu sayısının fazla olması ve eksiksiz bilgiye ihtiyaç duyulması, başarılı olmak isteyen KPSS adaylarının kalıcı belleğini kullanması gerekliliğini ön plana çıkarmıştır. 162 videonun hazırlandığı Online Tarih Dopingi ile tüm konuları kapsamlı ve eksiksiz bir şekilde öğrenebilirsiniz. Müfredata dahil olan tüm konuları, tekrar tekrar izleyerek hem eksiklerinizi görebilir hem de daha kalıcı bir öğrenme sağlayabilirsiniz.! Detaylı Bilgi İçin: 0 212 236 74 41 0 533 236 20 05 ( Whatsapp )
TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET 06:57
TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET 98 izlenme - 2 yıl önce TÜRK İSLAM DEVLETLERİNİN YÖNETİM, ORDU, TOPRAK, SANAT VB. ALANLARINDA Kİ SINAVLARA YÖNELİK ÖNEMLİ BİLGİLER...
muhammed sözer 3 04:17
muhammed sözer 3 444 izlenme - 8 yıl önce muhammed sözer 3