Hoşgeldiniz!

Venture Capital Videoları İzle

Yatırımcılar Nasıl İkna Edilir? 14:39
Yatırımcılar Nasıl İkna Edilir? 1.520 izlenme - 3 yıl önce Yatırımcılar nasıl ikna edilir? David S. Rose'dan Yatırımcılara Sunum Yapma Üzerine David S. Rose: 10 things to know before you pitch a VC for Şirket kurmayı mı düşünüyorsunuz? David S. Rose'un yatırımcıya sunum yapma konusundaki hızlı tempolu TED U konuşması size sunumunuzu başlatmadan önce kendiniz hakkında bilmeniz -- ve yatırımcıya kanıtlamanız gereken -- 10 şeyi anlatıyor Integrity (Dürüstlük) Passion (Tutku) Experience (Deneyim) Knowledge (Bilgi) Skill (Beceri) Leadership (Liderlik) Commitment (Bağlılık) Vision (Visyon) Realisim (Gerçekçilik) Coachability (Yönetilebilir olma ve dinleyebilme) --- Günaydın. Benim adım David Rose. Ben seri girişimciden dönme bir seri yatırımcıyım. Ve yatırımcılara PowerPointler sunarak ben şahsen yatırımcılardan PowerPoint sunumlarla onlarca milyon dolar topladım. Ve sonra, denklemin öbür tarafına geçerek, bana PowerPoint sunumları yapan şirketlere onlarca milyon dolar yatırım yapılmasını ben şahsen gözettim. O yüzden kanımca sunum yapma konusunda biraz birşeyler biliyorum denebilir. Peki, hepinizin cevaplaması gereken ilk soru şu: sunum yaptığınız yatırımcının siz ona yeni bir iş hakkında yanaştığınızda baktığı en önemli şey nedir? Ve tabi ki baktığı birçok şey var. İş modelleri var, finansallar var, ve pazarlar var ve o var bu var. Tümüne baktığınızda, yapmanız gereken bütün şeylerin içerisinde, yatırımcının yatırım yapıyor olacağı en önemli şey nedir? Kimse var mı? Ne? (Seyirci: İnsanlar) David S. Rose: İnsanlar mı? Sizsiniz! O kadar -- o insan sizsiniz. Ve o yüzden, bir sunumunun bütün amacı yatırımcıya parasını yatırıp karşılığında birsürü para kazanacağı girişimcinin siz olduğuna ikna etmektir. Şimdi, bunu nasıl yaparsınız? Yani gidip de, "Merhaba, ben çok iyi bir adamımdır, kızımdır, ve gerçekten bana yatırım yapmalısınız," diyemezsiniz. Değil mi? Yani, yatırımcı sunumunuz sırasında birkaç dakikanız olur, ve çoğu yatırımcı sunumları -- çoğu melek yatırımcı sunumları yaklaşık 15 dakikadır -- çoğu yatırımcı sunumları yarım saatten kısa olur. 18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir. O 18 dakikada, ya da 10 dakika, ya da beş dakika, bir sürü farklı nitelik iletmeniz gerekir. Aslında yaklaşık 10 farklı nitelik iletmeniz gerekli orada ayaktayken. İletmeniz gereken en önemli şey nedir? Ne? (Seyirci: Dürüstlük) DSR: Vay, vay, vay! Tam oradan doğru cevap geldi. Ve onu yönlendirmedim bile. Haklısın, dürüstlük. Çünkü bu işin anahtarı. Yani kimi gözettikleri ve neler olduğu hakkında herhangi bir olası şüphe olan biri yerine düzgün olduğunu bildiğim birine yatırım yapmayı -- yani ona bir şans vermeyi -- tercih ederim. Yani en önemli şey dürüstlük. Dürüstlükten sonra en önemli ikinci şey ne? Bakalım bunu bilebilecek misiniz? (Seyirci: Kendine güven) DSR: Doğru sayılır! Tutku. Girişimciler, kelime anlamıyla bir şeyleri bırakan, orada yeni bir dünyaya başlayan, yaratan ve kendi kanını canını bu şeye koyan kişilerdir. Tutku göstermeniz lazım. Eğer kendi şirketiniz hakkında tutkulu değilseniz, başka kim tutkulu olsun ki? Siz bu konuda tutkulu değilseniz, şirketinize neden daha fazla para koysunlar ki? Peki, dürüstlük ve tutku: oradaki en önemli iki şey. Yatırımcıya sunduğunuz pakette daha yapmanız gereken bir takım başka şeyler var. Deneyim. "Hey, bakın, ben bunu daha önce yaptım," diyebilmeniz lazım. Ve "bunu yaptım" demek bir girişimi başlatmak ve değer yaratmak, ve bir şeyi başından sonuna götürmek demek. İşte bu yüzden yatırımcılar seri girişimcileri severler. Çünkü ilk seferinde doğru yapmamış olsanız bile, sonraki seferde sizi bayağı ayakta tutacak dersleri aldınız. Ve bununla beraber, bir girişimi başlatma ya da birşeyi yönetme deneyimiyle beraber -- ve bu bir iş olmayabilir. Okuldaki bir organizasyon olabilir, kar amacı gütmeyen olabilir. Ama bir organizasyon yaratma deneyimi istiyorlar. Sıradaki bilgi. Eğer bana gelip de insan genomunun büyük bir geliştiricisi olacağınızı söylüyorsanız, insan genomu nedir bilmeniz iyi olur. Yani, alanında uzmanlık sahibi olmanızı istiyorum. Yani bana "Hey, hakkında hiçbir şey bilmediğim bir iş konusunda süper bir fikrim var," diyen birini istemiyorum. "Oyuncular kim bilmiyorum. Pazar nasıl bilmiyorum." Pazarınızı bilmeniz lazım. Bölgenizi bilmeniz lazım. Ve sonra bir şirketi harekete geçirecek becerilere sahip olmanız lazım. Ve bu beceriler teknik becerilerden tutun, eğer teknoloji işi ise, pazarlamaya, ve satışa, ve yönetime, ve saireye kadar gider. Ama, biliyorsunuz, herkes bu becerilere sahip değil. Bir şirketi yönetmek için gereken tüm bu beceri kümesine sahip çok az insan var. O zaman başka neye ihtiyacınız var? Evet, liderlik. Ya bütün bu faktörlere sahip bir takım kurduğunuza ya da kurabileceğinize bizi ikna edebilmeniz lazım. Ve insanları, takımınızın bir parçası olmaları için peşinizden sürükleyecek, ilham verecek, motive edecek karizmaya, yönetim stiline ve beceriye sahip olduğunuza. Peki o zaman, bunların hepsini yaptınız, yatırımcı olarak başka neyi bilmek isterim? Bu işe bağlılığınızın olduğunu bilmek isterim. Sonuna dek burada olacağınızı. Gerekirse öleceğinizi, son nefesinizi verirken tırnaklarınız yeri çizken sizi dışarı sürükleyeceklerini söylemenizi ya da iletmenizi isterim. Paramı canlı tutacak ve onu arttıracaksınız. O yüzden ilk fırsatta kestirip kaçacak birini istemiyorum. Çünkü kötü şeyler olur. Melek yatırımcı ya da risk sermayesi şirketi tarafından yatırım yapılmış ve işlerin kötü gitmediği bir şirket hiçbir zaman olmamıştır. O yüzden en sonuna dek orada olmaya bağlılığınızın olduğunu bilmek isterim. Vizyon sahibi olmalısınız. Bu iş nereye gidiyor görebilmelisiniz. Başka bir "ben de" ürünü istemiyorum. Bilen birini, dünyayı değiştirebilecek birini orada istiyorum. Ama bunun yanı sıra, gerçekçilik de istiyorum. Çünkü dünyayı değiştirmek harika, ama bunun her zaman gerçekleşmediğini bildiğinizi bilmem gerek. Ve siz dünyayı değiştirene kadar kötü şeyler olacak. Ve bununla başa çıkabilmeniz lazım. Rasyonal tahminleriniz falan olmalı. Ve son olarak, paramı istiyorsunuz, sırf param olduğu için değil, benim ben olduğum için. Yönetilebilir olmanız lazım. Dinleyebilme becerinizin olduğunu bilmem lazım. Çok deneyimimiz oldu. Sana yatırım yapan risk sermayeci ya da meleklerin deneyimi oldu ve bu deneyimi dinlemek isteyip istemediğinizi bilmek isterler. Peki, 10 dakikada bütün bu 10 şeyi daha fazlasını söylemeden, nasıl iletirsiniz? "Hey, ben çok dürüstüm, bana yatırım yapın," diyemezsiniz. Değil mi? Bunu iletmeden ileten bütün bir sunum yapmanız lazım. O yüzden sunumu bir zaman çizgisi olarak düşünün. Başlıyor, kapıdan giriyorsunuz. Sizin hakkınızda hiçbir şey bilmiyorlar, hem de hiç. Ve onları duygusal olarak -- tüm sunumlar, ya da tüm satış gösterimleri, bir seviyede duygusaldır. İnebilirsiniz de, çıkabilirsiniz de, değil mi? Ve baştan sona doğru gider. Kapıdan girdiniz. Yapmanız gereken ilk şey -- tümüne baktığında, yani, gösteriminin eğrisine -- roket gibi çıkış yapmalı. 10 saniyeniz belki var -- 10 ila 30 saniye, sunumun uzunluğuna göre -- ilgilerini çekmek için. Benim durumumda, "Yatırım yaptım. PowerPoint sunumlarından onlarca milyon dolar aldım. Onlarca milyon dolar yatırım yaptım." Bu kadar -- bu sizi orda yakalar. Bu bir etken olabilir ve herkes bunun mantığa aykırı olduğunu söyleyebilir. Bu bir hikaye olabilir, bir deneyim olabilir. Ama onların duygusal ilgilerini yakalamanız, kendinizde tutmanız lazım, daha o ilk birkaç saniyede. Ve oradan sonra, onları çok sağlam, sabit, yukarı doğru giden bir yolculuğa çıkarmanız gerek, ta en başından sonuna. Ve herşeyin bunu destekliyor olması lazım. Gittikçe daha iyi ve daha iyi ve daha iyi ve daha iyi olmanız lazım. Taa en sonuna kadar yüksek devirde gidip ve sonra en sonunda -- BOOM! -- akıllarını başlarından almanız lazım. Onları öyle bir duygusal çıkış yaşatabilin ki, daha siz çıkmadan oracıkta bir çek yazsınlar, paraları atsınlar. Peki, bunu nasıl yaparsınız? Şimdi, her şeyden önce, mantıklı ilerleme. Her geri gittiğinizde, her adım atladığınızda -- bazı basamakların eksik ya da yüksekliklerinin farklı olduğu bir merdiven tırmandığınızı hayal edin. Durursunuz, çözmeniz gerekir. Güzel, manlıklı bir ilerleme istersiniz. Pazarın ne olduğunu anlatarak başlayın. Neden X, Y ve Z yapacaksınız? Ve sonra bana bunu nasıl yapacağınızı ve sizin ne yapacağınızı söylemeniz lazım. Nasıl yapacağınızı. Ve bütün -- başından sonuna akıcı olmalı. Kilometre taşları olduğunu anlatmanız lazım. Dünyanın geri kalanı ile bağlayabilmeniz lazım. Yani, örnek olarak, benim duyduğum şirketlerden örnekler mi vereceksiniz ya da işinin temel öğelerinden mi, bunları bilmek isterim. İlgilenebileceğim şeyler: onaylayanlar, ya da bir başkasının bunu onayladığını gösteren herhangi birşey, ya da dışarıdan bir onaylayıcı olduğu. Satışlar olabilir; birşey için bir ödül almış olduğunuz olabilir; insanlar bunu daha önce yaptı, olabilir; beta testlerinizin çok iyi gidiyor olduğu olabilir. Herneyse. Onaylayıcıları bilmek isterim, sadece bana söylediğiniz kadarı olmadığını, ama başkasının -- ya da dışarıda başka birşeyin -- bunun mantıklı olduğunu gösterdiğini söylemenizi isterim. Ve sonra, çünkü burada işin yukarı tarafını kolluyorum, inanılır bir yukarı tarafı olmalı. Ve bu iki kısım. Yukarı tarafı olmalı ve inanılır olmalı. Yukarı taraf demek, eğer bana orada olacağını, 5 yıl sonrasında, yılda bir milyon dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- hmm. Bu çok da yukarı taraf sayılmaz. Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil. Yani iki taraf da olması lazım. Bu arada, beni düşüren, duygusal seviyeyi düşüren birçok şey var ve bunları atlatmanız gerek. Ve bunlar, mesela, bana söylediğiniz ve doğru olmadığını bildiğim herşey. "Hiç rakibimiz yok. Bunun gibi birşey yapmış kimse yok." Belki de öyle birşey yapmış birini tanıyorum. Ve bunu dediğiniz anda -- Boom! Yani, o noktadan sonra söylediğin herşeyin yarısını silerim. Beni düşündüren herhangi birşey. Anlamadığım herhangi birşey, kendimin kafamda bir adım atmamı gerekterecek ve sunumun akışını durdurucak herhangi birşey. Yani, sanki altıncı sınıftanmışım gibi beni ilerletmeniz lazım -- pat, pat, pat, pat, pat, -- ama bana büyüklük taslamadan. Ve bu da, işi yapmanın çok zorlu bir yolu. Ama bunu yapabilirseniz, gerçekten çok çok işe yarıyor. İşin mantığıyla uyuşmayan herhangi birşey. Eğer bana X, Y veya Z satışlarının 10 milyon dolar olduğunu söylerseniz ve bir sonraki, ya da beş sonraki slaytta beş milyon dolarsa. Tamam, belki biri brüt satışlardı, diğeri de net satıştı, ama sayıların bütünüyle bir mantığa oturduğunu bilmek isterim. Ve son olarak, yanlış olan herşey, ya da yazım hatası, ya da salakça bir hata, ya da yanlış yerde olan bir satır. Bu bana şunu gösterir -- eğer bir sunumu bile yapamıyoranız, bir şirketi nasıl yöneteceksiniz? Yani bunların hepsi birbirini besler. Peki, o zaman bu işi yapmanın en iyi yolu iyilere bakmak, bunu daha önce yapmış kişilere bakmak. O zaman piyasadaki en başarılı teknoloji yöneticisine bakalım ve sunum nasılmış görelim. Burada Bill Gates'in PowerPoint sunumu. Windows için birşey yaparken. PowerPoint sunum sizce böyle mi yapılmalı? Ne dersiniz? Hayır. Sizce rol modelimiz olarak kime bakalım? Ah, komik değil mi? Orada süper bir tane var. Evet? Tamam, Steve Jobs. Mutlak -- bu sunumların Zen'i değil mi? İşte burada. Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede. Neye konsantre oluyorsunuz? Ona konsantre oluyorsunuz! Bu Steve Jobs. Yani, büyüğümüz -- bu harika uzun maddeler, birşeylerin listeleri, yani -- iyidir! Hayır, değiller. Uzun maddeler kötüdür. Ne iyidir? Kısa, kısacık maddeler. Hatta, kısa maddelerden daha iyisi, hiç maddeler. Bana sadece ana başlığı verin. Ve hatta, Steve Jobs kaç tane madde ya da başlık kullanıyor? Neredeyse hiç. Ne yapıyorsunuz? En iyisi, görseller. Sadece basit bir görsel. Görsele baktım -- bir resim bin kelimeye bedeldir. Görsele bakarsınız ve görürsünüz ve sonra bırakırsınız. Ve sonra bana geri dönersiniz. Ve bana ve benim neden süper biri olduğuma, ve bana neden yatırım yapmak istediğinize odaklanırsınız. Ve bütün bunun neden mantıklı olduğuna. Peki, bu da söylendiğine göre, çok çok kısa bir zamanımız var. O yüzden sunumunuzda olması gereken şeylerin bir üzerinden geçelim. Peki, öncelikle, başlayalım. Bu kocaman, uzun bla, bla, bla, bla, blalı başlıklar ve ben şu-şunlara, şu-şu tarihte sunuyorum olmasın. Günü biliyorum, kimim biliyorum, sizin sunduğunuzu biliyorum. Bütün bunlara ihtiyacım yok. Sadece şirket logonuzu verin. Logoya bakarım ve bir şekilde aklımda bağdaştırırım. Ve sonra size geri dönerim. Size odaklandım, tamam mı? Bunu yapın, bana hızlı 15 saniye ya da 30 saniyelik girişinizi yapın, dikkatimi çekin. Ve sonra bana hızlı bir işe genel bakışı vermenizi isterim. Bu beş dakikalık bir anlatım değil. Bu iki cümle falan. "X, Y, Z pazarı için aletler üretiyoruz." Yada, "Birinin X yapabilmesi için servisler satıyoruz." Yani her neyse. Puzzle kutusunun üstündeki resim gibi birşey. İçeriği anlamamı sağlayan. Üzerinden geçiyor olacağınız bütün şeyin teçhizatını anlatır. Ve diğer herşeyi, bana zaten anlattığınız şeylerle ilişkilendirmemi sağlar. Bu kadar işte -- beni ilerletin, bana yönetim takımınızın kimler olduğunu gösterin. Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur. Ve pazarı bilmek isterim -- pazarın boyutunu. Bu pazara girmeye neden değiyor? Ürününü bilmek isterim, bu çok önemli. Şimdi bu bir ürün sunumu değil, satış sunumu değil. Tüm girdileri çıktıları, falanları filanları, ıvırları zıvırları bilmek istemiyorum. Tek bilmek istediğim -- bu nedir? Eğer bir websitesiyse, sitenin bir ekran görüntüsünü gösterin. Yani, canlı bir demo yapmayın. Hayır, asla canlı bir demo yapmayın. Önden kaydedilmiş bir demo yapın, ya da bu her neyse, insanların bunu niye satın alacaklarını gösteren herhangi birşey yapın. Sonra bilmek istediğim -- artık ne sattığınızı bildiğime göre, bana bundan nasıl para kazanacağınızı anlatın. Sattığınız her X için Y alırsınız, Z servislerini yaparsınız. Sattığınız asıl ürün için, mesela birim başına iş modelinin ne olduğunu bilmek isterim. Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim. Ve size yardım etmede özel olacak ilişkilerinizin olup olmadığını bilmek isterim. Belki biriyle bir dağıtıcılık ilişkiniz var, ya da üretici bir partneriniz. Ya da, yani, tekrarlıyorum, onaylayıcı. Bu, oradaki ufak birşeyden daha fazlası olduğunu göstermeye yarar. Ama sonra, herkesin bir rakibi vardır. Rekabet içinde olmayan hiçbir şirket olmamıştır. Rekabet, birşeyi yapmanın eski yolu olsa bile. Rakiplerinin tam olarak ne olduğunu bilmek ve sonra burdaki bütün bu operasyona sizin nasıl oturduğunuzu yargılamama yardım etmenizi isterim. Ama sonra, sizin özel olduğunuzu bilmek isterim. Rakiplerinizin ne yaptığını bilirsem, rakiplerinizin sizin malınızı yemelerini nasıl engelleyeceğinizi de bilmek isterim. Ve sonra bunların hepsi finansal genel bakışa bağlanır. Olmak zorunda -- finansallarınız olmadan yatırımcı sunumu yapamazsınız. Üç, yani, bir ya da iki yıl öncesi ya da varolduğunuz zamanın hepsini bilmek isterim. Ve üç, dört ya da beş yıl sonrasını bilmek isterim. Beş biraz fazla. Dört makuldür. Ve bana gösterdiğiniz ürün bazlı iş modelinin nasıl şirket modeline dönüştüğünü bilmek isterim. Ve, yani, kaç tane alet satacaksınız? Alet başına X kazanıyorsunuz. Yönetici faktörün ne olduğunu bilmek isterim. bu yıl 1,000 müşterimiz olacak, seneye de 10,000. Ve cirolarımız böyle olacak, odur budur. Ve bu böylece bana yatırım yaptığım ilerideki birkaç senenin bütün bir resmini verir. Ve benden alacağınız paranın sizi oraya ulaştırmada nasıl yardımcı olacağını bilmek isterim. Çin'de bir fabrika mı açacaksınız, hepsini satış ve pazarlamada mı harcayacaksınız, Tahiti'ye mi gideceksiniz, ya da her neyse. Ama sonra isteme kısmı gelir. Burada bana aslında kaç para almak istediğinizi söylersiniz. 5 milyon istiyorsunuz -- nasıl bir değerlemede? 100,000'e iki milyon. İçeride zaten ne kadar para var? Kim yatırdı? Umarım siz de koymuşsunuzdur. Çünkü ben sizi takip ediyorum. Eğer kendi şeyinize yatırım yapamıyorsanız, ben niye yapayım? Aile ve arkadaşların ya da melek yatırımcınız var mı, ya da daha önce bir risk sermaye yatırımcısı oldu mu bilmek isterim. Bu noktaya kadar sermaye yapısı nasıl oldu? Ve son olarak, bunların hepsini yapmış olarak, bana herşeyi anlatmış oldunuz, o yüzden şimdi lafı kapanışa geri getirmeniz lazım. Bu o yukarı çıkan roket. Umarım herşey pozitif, pozitif, pozitif ve daha pozitif olmuştur. Ve herşey, söylediğiniz her şey bana uyuyor ve hepsi mantıklı. Ve ben de, "Bu bayağı bayağı iyi," diye düşünüyorum. Ve sonra beni geri logonuza götürüyorsunuz. Ekranda sadece logonuz. Ve logonuza bakıyorum -- tamam, güzel. Artık size bakıyorum. Bakacak başka birşey yok, değil mi? Ve şimdi, toparlayıp paketlemeniz lazım. Bana son bombayı, yani, -- boom! -- vermeniz lazım, beni havalara uçuracak o son noktayı. Şimdi, burada bunu yapma süreci içerisinde, sıralamayı ve yapıcıları nasıl hatırlarsınız? Şimdi benim ekrana bakmadığımı farkettiniz, değil mi? Ekran, aslında, bu odada benim önümde olacak şekilde kurulmuş. Yani, istesem de göremem. Peki, o zaman olanı biteni nasıl göreceğim? Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz. Ve buna bakıyorsunuz. Sizce ben neye bakıyorum? Ona baktığımı mı sanıyorsunuz? Hayır, ben aslında burada PowerPoint'in özel bir versiyonuna bakıyorum. İlerideki slaytları, gerideki slaytları buradaki notlarımı gösteriyor, yani takip edebiliyorum. PowerPoint, dağıtılan her PowerPoint kopyasına bunu koymuş. Eğer Apple'ın Keynote'unu kullanıyorsanız, onda daha da iyi bir uygulaması var. Sonra Ovation denen bir program var, Adobe çıkardı, daha geçen yaz satın aldılar. Zaman tutarak takip etmenizi sağlıyor. Peki, sizi aya uçuracak özetim şimdi, değil mi? David'in -- genelde top 10 yaparım, ama top 10 için vaktimiz yok. Peki, David'in top beş sunum yapma tüyosu. Bir numara: her zaman sunucu modunu kullanın, ya da Ovation, ya da sunucu programları, çünkü size tam olarak nereye gittiğinizi gösterirler. Kendinizi tempolamanızı sağlar, zamanı ölçer ki zamanında bitirebilelim falan filan. Dört numara: her zaman bir uzaktan kumanda kullanın. Bilgisayara dokunduğumu gördünüz mü? Hayır, görmediniz. Neden? Çünkü buradaki uzaktan kumandayı kullanıyorum. Her zaman uzaktan kumanda kullanın. Üç numara: dağıttığınız kağıtlar sunumunuz değildir. eğer benim önerilerimi kullanırsanız, çok ferah çok Zenvari bir sunumunuz olur, ki bu da kim olduğunuzu iletmek ve insanları duygusal olarak yakalamak için iyidir. Ama yine de dağıttığınız bir dosya kadar iyi değildir. Çok daha fazla bilgi veren bir dosya dağıtmanız lazım, çünkü o dosya sizsiz de ayakta kalabilmeli. Üç numara: konuşmanızı okumayın. Hayal edebilir misiniz? "Yani, benim şirketime yatırım yapmalısınız, çünkü gerçekten çok iyi." Pek olmuyor, değil mi? Konuşmanızı okumayın. Ve bir numaralı sunum tüyosu: asla, asla ekrana bakmayın. Seyircinizle bir bağ kuruyorsunuz burada, ve her zaman birebir bağ istersiniz. Ekran arkanızda belirmeli, ve sizin yerinize geçeceğine yaptığınıza destek olmalı. Ve işte bir yatırımcıya sunum böyle yapılır.
Webrazzi Startup'13: Earlybird Venture Capital İle Pronet, Söyleşi (Bölüm 1) 18:18
Webrazzi Startup'13: Earlybird Venture Capital İle Pronet, Söyleşi (Bölüm 1) 173 izlenme - 4 yıl önce Pronet kurucu ortağı Alp Saul ve Earlybird Venture Capital ortakları Cem Sertoğlu ile Evren Üçok'un Arda Kutsal'ın Webrazzi Startup'13'te gerçekleştirdikleri sohbet.
Cem Sertoglu İle Earlybird’un Turkiye'ye Odaklı Fonunu Konustuk 45:35
Cem Sertoglu İle Earlybird’un Turkiye'ye Odaklı Fonunu Konustuk 53 izlenme - 3 yıl önce Webrazzi TV’de Arda Kutsal’ın konuğu olan Earlybird Venture Capital ortağı Cem Sertoğlu canlı yayında Dijital Doğu Fonu (Digital East Fund) olarak isimlendirilen 130 milyon dolarlık fonla ilgili detaylı bilgiler verecek.
Meet Freddie Achom - The co founder of Rosemont Group Capital Partners 03:12
Meet Freddie Achom - The co founder of Rosemont Group Capital Partners 7 izlenme - 5 ay önce Rosemont Group Capital Partners LLC is actively seeking interesting ideas, concepts and business solutions within the luxury goods and services sector. http://RosemontGroup.net/contact We are social: @RosemontGroup #RosemontGroup Experts in: Startup Investment Startup Funding Private Equity Firms Equity Financing Venture Capital Angel Financing
Webrazzi Startup'13: Earlybird Venture Capital İle Pronet, Söyleşi (Bölüm 2) 17:05
Webrazzi Startup'13: Earlybird Venture Capital İle Pronet, Söyleşi (Bölüm 2) 59 izlenme - 4 yıl önce Pronet kurucu ortağı Alp Saul ve Earlybird Venture Capital ortakları Cem Sertoğlu ile Evren Üçok'un Arda Kutsal'ın Webrazzi Startup'13'te gerçekleştirdikleri sohbet.
Passion Element and Advices to Enterpeneurs 06:12
Passion Element and Advices to Enterpeneurs 21 izlenme - 3 yıl önce Pamir Gelenbe expresses the importance of being passionate about your startup. He aslo gives valuable advices for startups
Qualcomm Ventures 06:08
Qualcomm Ventures 7 izlenme - 3 yıl önce Miles Kirby from Qualcomm Ventures is talking about the company.
Remarks from Cem Soysal on the internet ecosystem in Turkey 05:14
Remarks from Cem Soysal on the internet ecosystem in Turkey 5 izlenme - 3 yıl önce Cem Soysal from Inventram commented on internet ecosystem in Turkey.
Rising of tech investors in Turkey 03:55
Rising of tech investors in Turkey 4 izlenme - 3 yıl önce Yüksel Dibekoğlu from iLab is talking on tech investment ecosystem in Turkey.
StartupTurkey 2012 - Hans Jurgen Schmitz Interview 09:23
StartupTurkey 2012 - Hans Jurgen Schmitz Interview 4 izlenme - 3 yıl önce Hans Jurgen Schmitz from Mangrove Capital Partners is talking on Startup Turkey event.