Hoşgeldiniz!

yörünge

58 Yılda Dünya’nın Yörüngesinde Oluşan Çöplük 01:00
58 Yılda Dünya’nın Yörüngesinde Oluşan Çöplük 2.997 izlenme - 2 yıl önce Büyük ihtimalle yörüngemizdeki uzay çöplüğünün büyümesinin büyük bir sorun olduğunu biliyorsunuz ancak durumun ciddiyetini kavramakta zorlanıyorsanız bunun için kendinizi kötü hissetmenize gerek yok. Yörüngemizde yaklaşık olarak 20 bin küçüklü büyüklü parça bulunmakta. Stuart Grey’in paylaştığı bir dakikalık video 1957’den bu yana yörüngemizde birikimin nasıl gerçekleştiğini gözler önüne seriyor. Videoda da görüldüğü üzere moloz yığını gittikçe büyüyor. Birkaç bin parçacık zaten oradayken uyduların çarpışması ve füze denemeleri binlerce yeni parçacığı yörüngemize salıyor.
Juno Jüpiter’in Yörüngesine Yerleşti 01:48
Juno Jüpiter’in Yörüngesine Yerleşti 1.728 izlenme - 1 yıl önce Jüpiter'in sırlarını çözmek için 5 yıl önce fırlatılan NASA'ya ait uzay aracı Juno, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeninin yörüngesine girdi.
100 Milyon Işık Yılı Uzağa ve Atom Çekirdeğine 03:48
100 Milyon Işık Yılı Uzağa ve Atom Çekirdeğine 1.061 izlenme - 2 yıl önce İzledikten sonra aklıma ilk gelen şey böylesine şahane bir videodan mahrum kalmamanız gerektiği. İzlerken düyleriniz diken diken olacak.
Dünya Öğrendiğimiz Gibi Güneş Etrafında Dönmüyor 05:56
Dünya Öğrendiğimiz Gibi Güneş Etrafında Dönmüyor 483 izlenme - 2 yıl önce Bir Nassim Haramein iddiasıdır. Hayır adam İranlı kafası iyiyken yapmıştır da diyemiyor insan. Dünya düzdür diyen amcanın uzaktan akrabası olabilir. bknz. http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/63970/irak-televizyonu039nda-dunya-duz-mu-yuvarlak-mi-tartismasi
Yörüngeye Geyik Fırlatmaca Şampiyonşip 00:07
Yörüngeye Geyik Fırlatmaca Şampiyonşip 489 izlenme - 2 yıl önce Dikkat geyik çıkar tabelasının anlam kazandığı an. Acıklı bir görüntü fakat geyiğin bir daha görünmemesi yörüngeye oturduğuna dair bir ipucu sanki.
NASA Yörünge Laboratuvarı Gezisi 25:04
NASA Yörünge Laboratuvarı Gezisi 320 izlenme - 2 yıl önce Nasa'nın yörünge labaratuvarını tanıtan ablamız bizlere uzayda nasıl vakit geçirdiklerini anlatıyor, tuvaletleri olsun yatak odaları olsun mutfakları olsun her yeri gösteriyor bize, sonuna kadar tam ekran izlerseniz koltuğunuzdan havalandığınızı hissedebilirsiniz ama anasayfaya döndüğünüzde dikkat edin ani bir düşüş yaşamayın. Bu arada altyazı falan yok ama tarzanca bir İngilizceye sahipseniz neyin ne olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Yaşam Olabilecek Bir Süper Dünya HD 01:36
Yaşam Olabilecek Bir Süper Dünya HD 214 izlenme - 3 yıl önce Yaşam olması muhtemel bir gezegen keşfedildi. HD 40307g isimli gezegen dünyadan 44 ışık yılı uzaklıktaki HD 40307 isimli cüce yıldızın yörüngesinde. HD 40307 isimli yıldız altı gezegenli bir sisteme sahip. Diğer gezegenler yaşam için uygun şartları sağlayabilecek uzaklıkta olmasalar da sistemin 6.gezegeni olan HD 40307g yıldızına 90 milyon kilometrelik uzaklığıyla yaşama uygun bir gezegen olarak sınıflandırılıyor. Dünyadan 7 kat daha büyük olan HD 40307g bir Süper Dünya. HD 40307g yıldızı etrafındaki dönüşünü 197.8 günde tamamlıyor. HD 40307g yıldızına olan uzaklığıyla kendi etrafındaki dönüşünü sağlayabilecek konumda. Bu da aynı dünya gibi gece ve gündüzün oluşmasına imkan sağlıyor. Kayalık bir yapıya sahip olduğu düşünülen HD 40307g'nin keşfi İngiltere'deki Hertfordshire Üniversitesi'nden Mikko Tuomi ile Almanya'daki Goettingen Üniversitesi'nden Guillem Anglada-Escude tarafından yapıldı. -
Gökyüzünden Düşen Esrarengiz Cismi Böyle Görüntüledi 01:21
Gökyüzünden Düşen Esrarengiz Cismi Böyle Görüntüledi 172 izlenme - 4 yıl önce Darıca ilçesinde yaşayan fotoğrafçı Mehmet Yapıcı, evinin balkonundan gökyüzünde ışık saçarak yere düşen yabancı cismi görüntüledi. Mehmet Yapıcı, yaptığı açıklamada, 1997 yılından beri gemi fotoğrafçılığı yaptığını söyledi. Evde otururken eşinin gökyüzünden ışık saçan bir cismi gördüğünü belirten Yapıcı, “Gün batımında ışık oyunu olur, uçakların yönleri değişik gözükür’ diye umarsamadım, ‘Boşver’ dedim" şeklinde konuştu. Bir süre sonra eşinin tekrar başka bir şey olduğunu söylemesi üzerine evinin balkonuna çıktığını dile getiren Yapıcı, “Çıplak gözle bakıldığında başka bir şey olduğu belliydi. Fotoğraf makinem yanımdaydı. Hemen fotoğraf makinemi çıkardım ve onunla baktım. Ortasında beyaz bir kor arkasında dumanlar çıkıyordu” ifadesini kullandı. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan, yaptığı açıklamada, olaya ilişkin bazı karelerin çok ilginç olduğunu olduğunu belirterek, "Gökyüzünden böyle düşen cisimler, göktaşı (dogal cisim) ya da insan yapımı yörünge cismi (uydu, roket kalıntısı gibi) olabilir" dedi.
58 Yılda Dünya’nın Yörüngesinde Oluşan Çöplük 01:00
58 Yılda Dünya’nın Yörüngesinde Oluşan Çöplük 66 izlenme - 2 yıl önce Eğer uzay çöplerinin neden olduğunu öğrenmek istiyorsanız, bu video sorularınıza cevap olabilir. Büyük ihtimalle yörüngemizdeki uzay çöplüğünün büyümesinin büyük bir sorun olduğunu biliyorsunuz ancak durumun ciddiyetini kavramakta zorlanıyorsanız bunun için kendinizi kötü hissetmenize gerek yok. Yörüngemizde yaklaşık olarak 20 bin küçüklü büyüklü parça bulunmakta. Stuart Grey’in paylaştığı bir dakikalık video 1957’den bu yana yörüngemizde birikimin nasıl gerçekleştiğini gözler önüne seriyor. Videoda da görüldüğü üzere moloz yığını gittikçe büyüyor. Birkaç bin parçacık zaten oradayken uyduların çarpışması ve füze denemeleri binlerce yeni parçacığı yörüngemize salıyor. Eğer Gravity filmini izlediyseniz, uzay çöplüğünün ne kadar tehlikeli olabileceği hakkında fikriniz vardır. Özellikle başıboş gezen parçacıklar Dünya etrafında dönerken saatte 25 bin kilometre hıza ulaşabiliyor. Bir felaketin gerçekleşmesi ise yanlış hesaplanan bir rotayla gönderilen astronotların uzaya gönderilmesi kadar basit. Bazıları ise gerçekten büyük parçacıklar. Bu çöplük ciddi bir çalışma ile temizlenene kadar, uzay programları çok dikkatli olmak zorunda. "Kanalımıza ait diğer videolara ulaşmak ve güncel içerikleri takip etmek için >www.izlesene.com/mplay< kanalımıza göz atabilir ve abone olabilirsiniz. Keyifli seyirler..."
itüpsat1 yörüngesine oturdu 01:22
itüpsat1 yörüngesine oturdu 290 izlenme - 8 yıl önce İstanbul teknik üniversitesi (İtü) uçak ve uzay bilimleri fakültesi uzay mühendisliği bölümü tarafından türkiye'de üretilen ilk uydu olan "İtüpsat1" uzaydaki yörüngesine yerleşti.alınan bilgiye göre, türkiye saatiyle 09.21'de hindistan uzay araştırmaları kurumu (isro) tarafından sriharikota kentinden pslv c-14 roketi ile uzaya fırlatılan İtüpsat1, yine türkiye saati ile 09.41'de yerden 720 kilometre yüksekteki yörüngesine ulaştı..
Uzayın Kenarı - Belgesel 44:15
Uzayın Kenarı - Belgesel 66 izlenme - 2 yıl önce Dünya'nın alçak ve yüksek yörüngesinin tehlikeli ve bir o kadar da etkileyici özelliklerini anlatan harika bir belgesel izleyeceğiz.
Laika (1954-?) 08:47
Laika (1954-?) 50 izlenme - 2 yıl önce Dünya yörüngesine çıkan; aynı zamanda orada ölen ilk canlı olma özelliğini taşıyan Sovyet uzay köpeğinin hikayesidir Orjinal resimler:http://goo.gl/bFdwLl Belgeseli:http://www.youtube.com/watch?v=N3x_TSq0cVo
Yörünge Tur - Umre 1. Bölüm 02:00
Yörünge Tur - Umre 1. Bölüm 118 izlenme - 4 yıl önce Profesyonel Umre Organizasyonları: http://yorungetur.com
Yörünge Tur - Profesyonel Umre Organizasyonları 02:51
Yörünge Tur - Profesyonel Umre Organizasyonları 81 izlenme - 4 yıl önce Yörünge Tur - İstanbul merkezli firmanın sitesinde; yurtiçi ve yurtdışı turlar, uçak bileti satışı, hac ve umre organizasyonları hizmetleri verilmektedir.
Yörünge -4- Evrendeki Geometrik Düzen - A9 Tv 33:40
Yörünge -4- Evrendeki Geometrik Düzen - A9 Tv 13 izlenme - 8 ay önce Hiç dikkat ettiniz mi? Kar tanelerinin kusursuz şekillerinde, ay çiçeğinin yapraklarında, akciğerlerimizin yapısında, DNA’da, gezegenlerin yörüngelerinde... hatta atomlardaki elektronların yörüngelerinde...  kısacası evrenin her köşesinde... en küçük detaydan, en akıl almaz büyüklüklere kadar kusursuz bir geometri var. Neredeyse baktığımız her yerde karşımıza çıkan bu geometri, sanat ve düzen; bize evrenin rastlantılar sonucu oluşmadığını, özel olarak tasarladığını yani yaratıldığını gösteriyor.   Merhaba, Yörünge’de yine beraberiz... Bu bölümde, evrenin her noktasında dikkat çeken bir düzenden ve doğada bulunan kusursuz matematik hesaplardan bahsedeceğiz, mesela gezegenlerin yörüngelerindeki kusursuz geometrik düzeni gördüğünüzde çok şaşıracaksınız!   Ayrıca solar fırtınalardan, yeni keşfedilen şaşırtıcı “elmas” gezegeninden ve dünyadan 400 km. yukarıda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşam süren astronotların hayatlarından bahsedeceğiz. Yörüngeye başlıyoruz...   1. BÖLÜM- ALTIN ORAN Bir deniz kabuğunu, bir çiçeğin üzerindeki desenleri ya da arı kovanını düşünün.... Ne kadar harika değil mi? Örümcek ağından, bitkilerin  taç yapraklarına, fırtına bulutlarının şekillerinden.... çam kozalağındaki kabukların dizilimine kadar.... Gözümüzü çevirdiğimiz her yerde yoktan yaratılan geometrik harikalar... renkler.... ve göz alıcı desenler var. Evrenin her noktasında görülen simetriyi ve nefes kesici güzelliği hiç kimse inkar edemez. Matematik doğadaki pek çok örnekte bize ipucu olarak bırakılmıştır. Hemen hemen her canlıda hatta ismini bile bilmediğimiz birçok canlının ve bitkinin yaşamında ve gelişiminde özel bir oranlama sistemi olması, kim olursa olsun tartışmasız herkesin şaşıracağı bir durum...   Doğada bulunan logaritmik sarmallar, mükemmel bir denge unsurudur ve canlıların özel olarak yaratılmış olduklarını gösteren önemli delillerdir. Şu anda, 114 milyon yıllık bir Nautilus fosilini görüyoruz. Madagaskar’dan çıkarılmış Kretase döneminden kalan, günümüzdeki ile birebir aynı olan ve evrim teorisini geçersiz kılan, yaşayan bir fosil bu.... Çok önemli... bakın sadece şöyle bir incelediğimizde bile harika bir geometrik sarmal şekle sahip olduğunu görebiliyoruz. Ama bir de matematiksel değerlerle incelersek o zaman hayranlık verici detaylar karşımıza çıkıyor. Dıştan görülen sarmal şeklinin yanı sıra kabuğun içinde yer alan odacıklar da yine altın orana uygun olarak yaratılmıştır.   Birçok canlı, büyüme sürecini de logaritmik sarmal formunda gerçekleştirir. Sarmaldaki yayların büyüklüğünün değişmesine karşın esas sarmal şeklin değişmemesi dikkat çekici ...  Matematikte bu özelliğe sahip başka bir şekil yoktur. Temelinde altın oran olan sarmallar doğada şahit olabileceğiniz en eşsiz tasarımlardır. Peki altın oran ne demek? İzleyelim....   Ortaçağ'ın en etkili matematikçisi "Leonardo Pisano" İtalya’nın Pisa kentinde yaşamıştır. Yetenekli matematikçi,  daha çok lakabı olan "Fibonacci" ismiyle anılır. Fibonacci'nin bulduğu özel sayı dizisi de kendi adı ile yani Fibonacci sayıları olarak isimlendirilmiştir. Bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır. Fibonacci dizisi  0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, ... şeklinde ilerlemektedir. Dizideki sayıları bir öncekine böldüğünüzde, birbirine çok yakın sayılar elde edersiniz. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı "altın oran" olarak adlandırılan 1,618'dir. Bu oran doğadaki birçok varlıkta görülür. Doğadaki geometrik şekiller ve altın oran tarih boyunca sanatçılara, mimarlara, filozoflara ve bilim insanlarına tarif edilemeyen bir ilham verdi. Bu detayların ve zarif formların matematik dünyasındaki köklerini görmek ise insanı ciddi şekilde tüm bunları yaratan Allah’ın büyüklüğünü düşünmeye zorluyor. Leonardo Da Vinci’nin günlüklerinden birinde bulunan ve o dönemin bilimi için önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen Vitruvius Adamı çalışması ise insan vücudundaki altın oranı gösteren önemli bir eserdir.   BİTKİLERDE ALTIN ORAN  Bu gördüğünüz meyve, yani ananas, altın orana güzel bir örnek... Kozalak dediğimiz dış kabuğundaki parçalar bir çok bitkide olduğu gibi sağa ve sola doğru kıvrılıyor. Bu sarmal sistemi sayacak olursak, sağa doğru 5 adet, sola doğru 8 adet, tekrar sağa doğru 13 adet olduğunu görürüz. Bitkiler üzerinde yapılan araştırmalar birçok bitkinin 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34... sayı dizisi ile orantılı bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Bu sayı dizisi önceki 2 sayının toplamı şeklinde devam eder ve altın oranı verir.          Hiç bir çiçeğin taç yapraklarını saydınız mı? Bir bahçedeki çiçekleri göz önüne aldığınızda sayısız çeşitlilikte alternatif vardır diye düşünebilirsiniz. Ama gerçek şu ki birçok çiçek çoğunlukla 5 taç yaprağa sahiptir. Eğer 5 değilse da başka belirli rakamlar olur. Mesela 8- 13 ya da 21  gibi... Peki bu rakamlar arasındaki bağlantıyı görebildiniz mi? Evet her rakam bir önceki iki rakamın toplamından oluşuyor. Örneğin 8 artı 13 size 21’i veriyor. İşte bunlar Fibonacci rakamlarıdır. Bu özel sayı dizisini doğadaki pek  çok bitkide görebiliriz. Ağaçlara uzaktan baktığımızda, dalların ve yaprakların gelişigüzel, dağınık bir şekilde dizilmiş olduklarını düşünebiliriz. Oysa, her ağaçta, hangi dalın nereden çıkacağı ve yaprakların dal çevresinde dizilişleri, hatta çiçeklerin simetrik şekilleri dahi belirli sabit kurallar ve ölçülerle belirlenmiştir. Her bitkinin kendine özgü yaprak diziliş kuralları vardır. Bitki türüne göre değişen bu diziliş şekilleri dairesel veya sarmal yapı şeklindedir. Bu özel dizilişin en önemli sonuçlarından biri yaprakların bir diğerini gölgelemeyecek şekilde yerleşmiş olmalarıdır. Ayçiçeği gibi sık tohumlu bitkilerin yaprakları ise merkezin etrafında sağdan veya soldan dolanırken spiral bir şekil çizerler. Ayçiçeğinin merkezinden dışarıya doğru, sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayılarının birbirine oranı altın oranı verir. Bitkiler ilk yaratıldıkları andan itibaren matematik kurallarına harfi harfine uyarlar. Tüm bu hesap ve düzende Allah'ın kusursuz yaratma sanatının delilleri bulunmaktadır. Allah Kuran'da her şeyi bir ölçüyle yarattığını şu ayetle  bildirmektedir. Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik. (Hicr Suresi, 19)   Mesela elmayı örnek alalım. İkiye böldüğümüzde ortada 5 çekirdek buluruz. Bir çam kozalağındaki spiralleri saydığımızda yine Fibonacci rakamlarının dizisinden bir rakamı bize verir; 8 yada 13 gibi... Bütün bitkiler büyürken işte bu matematik kuralına yani belirlenmiş bir düzene uyarlar.  Tek bir çiçeğin varlığı dahi Allah’a iman etmek için yeterlidir. Allah evrende ham matematik bir düzen hem de ihtişamlı bir sanatı iç içe yaratmıştır. Biz de bu üstün yaratma sanatının delillerini gözümüzü çevirdiğimiz her yerde görürüz.   GALAKSİLERDE ALTIN ORAN Bahsettiğimiz altın oran bitkilerde, deniz canlılarında ve kendi vücudumuzda olduğu kadar, evrenin derinliklerinde de karşımıza çıkıyor. Nitekim astronomi, astrofizik gibi bilim dallarıyla ilgilenen araştırmacılar evrenin mükemmel bir ritmik düzen içinde  hareket ettiğini, hepsinin yapısında kusursuz bir plan olduğunu gayet iyi bilirler. Örneğin modern bilim ve astronominin babası Galileo, Allah’a inanan dindar bir insandı. Bilim ile uğraşmak ve araştırmalar yapmak onu Allah’a yaklaştırmıştı. "Tabiat hiç şüphesiz Allah'ın hiç vazgeçemeyeceğimiz, okunması gereken diğer bir kitabıdır" diyen Galileo, aynı zamanda şunu da belirtmişti;          “Evrenin kitabı matematik dilinde yazılmıştır; üçgenler, daireler ve diğer geometrik figürlerden oluşur.”   Günümüze gelinceye dek, tarih boyunca sayısız bilim insanının ifade ettiği üzere, evrendeki her şey matematik bir düzenle hareket eder. Geometrik bir şekil her nerede olursa olsun mutlaka belli ölçülere ve hesaplara dayanır. Bu da bize, böyle bir düzenin ve hesabın bulunduğu yerde, üstün bir aklın ve tasarımın varlığını gösterir.   Aynı kurallar galaksiler ve gezegenler için de geçerlidir. Gezegenler “küre” şeklindedir. Yörüngeleriyse eliptiktir. Milyarlarca yıldızı barındıran galaksilerin “sarmal” ve “eliptik” şekilde olmalarıysa, evrendeki geometrik düzenin çarpıcı örneklerinden bazılarıdır. Allah’ın yaratma sanatını burada açıkça görebiliriz.   Galaksilerde Görülen Eşit Açılı Sarmal Düzen Galaksilerin sarmal şekilleri, evrende gökbilimcilerin en fazla üzerinde çalıştıkları ve inceledikleri yapıların başında gelir. Sarmal bir galaksi sürekli olarak kendi etrafında döner ve bu esnada kütle çekim ve merkezkaç kuvvetleri denge halindedir. Bu denge sayesinde galaksi kendi ekseni etrafında dönerken içinde bulunan milyarlarca yıldız uzaya savrulmaz, düzenli olarak bir arada durur. Ama buradaki dönüşü, bir arabanın tekerleğinde olduğu gibi her tarafı eş zamanlı değildir. Galaksinin merkezi, kenarlarından daha hızlı dönmektedir. Bunun sonucunda da merkezden dışa doğru genişleyen sarmal bir şekil meydana gelir. Galaksilerdeki bu sarmal şekli inceleyen bilim insanları, aslında bu şekle bağlı olarak çok hassas matematiksel dengelerin olduğunu hayretle fark etmişlerdir. Yapılan incelemelerde Güneş Sistemi’nin, içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi’nin eşit açılı sarmal şekliyle aynı geometrik özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir.   Sarmal Şekil Dengeyi Nasıl Sağlıyor? Sarmal şeklindeki galaksilerin içinde bulunan fiziksel kuvvetler arasındaki denge ise daha da şaşırtıcı niteliktedir. Bir galaksi, kütle çekim etkisiyle kütle merkezine doğru yoğunlaşarak gelişir. Merkez kütlesinin artışı buradaki kütle çekimini de artırdığından, galaksinin merkezi, merkezkaç kuvvet ve kütle çekimini dengeleyecek şekilde daha hızlı dönmeye başlayacaktır. Ayrıca merkezin daha hızlı dönmesi, kütlenin merkezde yoğunlaşmasını da engeller. Bu nedenle galaksideki tüm sistemin dengede kalabilmesi için, galaksinin merkezindeki parçacıkları yavaşlatıp, kenardakileri hızlandırabilen özel bir mekanizmaya gereksinim vardır. İşte bu mekanizma “eşit açılı sarmal şekil” tarafından sağlanır. Çünkü eşit açılı sarmal kollar, böyle bir fonksiyon için en uygun şekildir. Evrenin işleyişi ve dinamiklerindeki bu düzen, galaksilerin fiziksel açıdan dengede kalabilmesi için hayati bir öneme sahiptir. Bitkilerde ve deniz dibinde yaşayan canlıların kabuklarında altın orana bağlı olarak ortaya çıkan eşit açılı sarmalın uzayın derinliklerinde yer alan pek çok galakside de görülüyor olması, hepsinin kudret sahibi olan Allah tarafından özel olarak yaratıldığını göstermektedir.   YÖRÜNGELERDEKİ SANAT Sadece galaksilerde değil, son yıllarda elde edilen verilere göre, gezegenlerin yörüngelerinde de şaşırtıcı geometrik desenlere rastlanmıştır. İzliyoruz... Gezegenler çok detaylı yörünge modellerinde hareket eder ve adeta evrenin müziğinde dans ederler. Evrendeki yörüngelerde şimdiye kadar fark ettiğimizden çok daha fazla matematiksel ve geometrik bir uyum vardır. Her bir gezegen çifti kendine has benzersiz bir ritme sahiptir. Örneğin Dünya – Venüs dansı sekiz yılda bir orijinal başlangıç pozisyonuna döner. 8 Dünya yılı 13 Venüs yılına eşittir. 8 ve 13’ün Fibonacci sayı serisi olduğunu unutmayın. Sekiz yıl boyunca Dünya – Venüs dansını seyredince merkezde Güneşin olduğu beş taç yapraklı bu güzel çiçek şekli oluşur. 5 de diğer bir Fibonacci sayısıdır. Bu ikisi Güneş’in etrafında dönerken ortaya muazzam güzellikteki bu çiçek deseni çıkar.        Merkür ise, Güneş sistemimizdeki en uç derecede sıcaklık değişikliklerinin hüküm sürdüğü bir gezegendir. Bu, aynı zamanda yörüngesini de ekiler ve Güneş, Merkür'ün yolunu değiştirir. İncelemeler gezegenin Güneş çevresindeki dolaştığı her iki turunda üç kez “titrediğini” göstermiştir. Merkür’ün binlerce yıldır süren güneşin etrafındaki gezintisi bir papatya deseni oluşturur. Evrendeki bu mükemmel sanat eserleri ve düzen Allah’ın sonsuz kudretinin delillerindendir. Her şeyi eksiksiz ve kusursuz olarak yaratma gücüne sahip olan Rabbimiz, altın oranı öylesine eşsiz ve fonksiyonel bir şekilde yaratmıştır ki, bu oran, içinde bulunduğu her sisteme ve biçime, hayranlık uyandıracak derecede mükemmel bir estetik, biçimsel bir güzellik ve denge kazandırmaktadır. Bir Kuran ayetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “... Rahman (olan Allah)’ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)   UZAYDA YAŞAM Bir önceki bölümde  uzayda yerçekimsiz ortamda yaşamanın insan vücudu üzerindeki bazı olumsuz etkilerinden bahsetmiştik. Bu bölümde ise yerçekimi olmadığında görünüşümüz nasıl etkileniyor biraz da bunlardan bahsedeceğiz. Her sabah yataktan kalktığınız zaman omurganız yatağa girmeden önceki durumundan bir ya da iki santimetre daha uzundur. Bunun sebebi siz yatarken omuriliğinizin hemen hemen S şeklinde dinlenmesi ve sıvının omurgalarınızın arasına daha fazla sızmasıdır. Yerçekiminin çok daha az hissedildiği Uluslararası uzay istasyonunda bunun daha yoğun bir versiyonu astronotları etkiler. Yerçekimi omurgaya baskı uygulamadığı için yaklaşık 5 cm’lik bir uzama gerçekleşir. Bu fazladan uzunluk, astronotların Dünyaya dönmelerinden kısa bir süre sonra geçer. İşte bu büyümeye uyum için uzay giysileri biraz bol tasarlanır.   UZAYDA BİR YIL DENEYİ Yakın zamanda çok önemli bir deneyin ilk aşaması sonuçlandı. Bu deneyde ikiz astronotlardan biri Dünyada kalırken diğer astronot Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 1 yıl kaldı ve  en uzun süre uzayda  kalma rekorunu kırdı.  Araştırmalar astronot Scott Kelly’nin  1 yıl boyunca uzay şartlarında kalmasının sonucunda  vücudunda ne gibi olumsuz etkiler oluştuğunu gösterecek. Astronot Mark Kelly Küçüklüğümden beri astronot olmak isterdim.   Astronot Scott Kelly Nasa tek yumurya ikizi olduğumuz için bizi karşılaştırmalı bir araştırmada incelemeye aldı.   Bu araştırmalarla yerçekimsiz ortam, radyasyon ve diğer stres etkenleri dahil olmak üzere uzaydaki ortamın astronotları moleküler düzeyde nasıl olumsuz etkilediği inceleniyor.   Astronot Scott Kelly Kaslarımdaki ağrı ve yorgunluk öncekinden çok daha fazla artış gösterdi. Uzun süre boyunca bir şeyle temas etmediğim için derimle ilgili bir sorun da var. Son derce hassas, hatta oturduğumda, yattığımda veya yürüdüğümde neredeyse yanma gibi bir his oluşuyor. Sadece sağ omzum çok kötü değil. Ama geri kalan her yer çok ağrıyor. Ayak bileklerim, dizlerim, kalça kemiğim, sırtım, boynum, sağ omzum acıyor. Evet acı verdiğini söyleyebilirim, sırtım ve boynum ağrıyor. Tahmin edersiniz, uzaya fırlatıldığınızda bu olabilir. Orada bir yıl kadar bir süre kaldığım için kemiklerim belki de toza dönüştü.   Astronotların da konuşmalarında açıkça ifade ettikleri gibi yerçekiminin olmadığı bir ortamda uzun süre kalmak türlü zorlukları da beraberinde getirir. Uzaydaki ağırlıksız ortamın insan vücudu üzerinde çok ciddi olumsuz etkilere yol açtığını önceki bölümlerde de çeşitli örneklerle ifade ettik.  Allah yerçekiminin oranını ve insan vücudunun yapısını birbirine uyumlu olacak şekilde yaratmıştır.   ŞAŞIRTICI ASTRONOMİ: ELMAS GEZEGEN Çok değerli ve yok edilemez özellikte bir taş.... Hiçbir alet kesemiyor, en sıcak ateş bile üzerinde en ufak bir iz dahi bırakamıyor. Elmastan bahsediyoruz...   Nadir bulunan bu kıymetli taş binlerce yıldır göz alıcı  güzelliği ve dikkat çekici özellikleri ile insanlar için vazgeçilmez olmuştur. İşlenmemiş ham elmas tüm minerallerin sertlik şampiyonudur., Her türlü malzemeyi kesme, delme ve düzlemede, aşındırıcı olarak kullanılır. Bu nedenle endüstride ve teknolojik cihazların yapımında da yüksek oranda tercih edilir. Saf karbon olan elmas, belirli bir sıcaklıkta ve basınçta oluşur. Oluşumun gerçekleştiği yerler ise dünyanın çekirdeğine yakın olan derinliklerdir.   Peki çok büyük oranda elmastan oluşan bir gezegen olduğunu söylesek…  Evet … Günümüzdeki gelişmiş teknoloji sayesinde bilim adamları, her geçen gün yeni uzay cisimleri ile karşılaşabiliyorlar. Bu yeni keşiflerden bir tanesi ise çok şaşırtıcı ama  elmastan oluşan Cancri E adı verilen  bir dış  gezegendir. Bu gezegen hakkında neler biliyoruz? İzleyelim...   Elmas Gezegen Cancri E Hakkında Bilinenler; Yarıçapı Dünya'nın 2 katı olan bu gezegenin en önemli özelliği tamamının elmastan oluşmasıdır. Yapılan incelemelerle birlikte, elmas gezegenin Dünyaya olan uzaklığının yaklaşık olarak 4 bin ışık yılı olduğu belirlenmiştir. Saniyede 640 defa kendi etrafında dönerek müthiş derecede hızlı hareket eden bir nötron yıldızı yani pulsarı düşünün… İşte bu gezegen o pulsarın yörüngesindedir. Yüzey sıcaklığının yaklaşık olarak 1600°C olduğu tahmin edilmektedir ve çok hızlı döndüğü için bu gezegende 1 yılın sadece 18 saat sürdüğü düşünmektedir. Cancri E, bugüne dek bulunan tüm gezegenlerden daha yoğun bir malzemeden oluşmuştur. Güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter'den daha küçük olmasına rağmen, Jüpiter’in kütlesinden 20 kat daha yoğun olduğu belirlenmiştir.   Gezegenin karbondan oluşan çekirdeğinin yüksek basınç altında kalarak elmasa dönüştüğü tahmin ediliyor. Dünya çapında büyük yankı uyandıran elmas gezegenin yakından neye benzediği ise şimdilik evrendeki sırlardan biri... Onu uzayda parlayan bir kütle olarak hayal etmek kulağa çok hoş gelse de, bilim adamları gerçeğin böyle olmadığı görüşündeler. Şu an bu dış gezegen hakkında bilinenler sınırlı ama şu bir gerçek ki Allah evrende tahmin bile edemeyeceğimiz ihtişam ve güzellikte yapılar yaratmıştır. Cancri E adlı gezegende olduğu gibi başka gezegenlerde de elmasa rastlanabilir.  Peki dünyada rastladığımız değerli taşlardan da başka gezegenlerde bulabilir miyiz? Sorunun cevabını birlikte izliyoruz. Dünyada son derece kıymetli olan elmaslar, muhtemelen diğer gezegenlerde çok sıradan taşlar olabilir.  Çünkü elmaslar saf karbondan oluşur ve karbon tüm evrende en çok bulunan elementlerdendir. Diğer değerli taşlar ise çok çeşitli elementlerin bir araya gelmesiyle oluşurlar ve kompleks yapılara sahiptirler. Ki bu elementlerin bazıları karbondan çok daha nadir bulunur. Bu yüzden dünyadakine benzeyen değerli taşlar ve mineraller yalnızca dünya benzeri gezegenlerde olabilir. Çünkü birçok değerli taş yalnızca suyun var olması şartıyla oluşabilir.  Bu taşların oluşabilmesi için nemli, dünyadaki gibi bir çevrenin var olması şarttır. Allah insanlara dünyada bir güzellik olarak çeşitli görünümlerde değerli taşlar yaratmıştır. Bunlar takı olarak, süs olarak kullanıldığı gibi endüstride ve teknolojide de sıklıkla kullanılmaktadır. Allah’ın yaratma sanatının örnekleri görmesini ve düşünmesini bilenler için her yerdedir. Uzay hakkında bilinmeyenleri sadece keşfetmek bile hayranlık oluştururken, bütün bunların Yaratıcısı olan Yüce Allah’ın yaratma sanatını takdir etmemek çok büyük bir gaflet olur. Kuran’da bildirildiğine göre Allah’ın yaratması; sadece ‘Ol demesi iledir: Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen olur. (Yasin Suresi, 82) Allah elmas gezegenleri de, akıl almaz yoğunlukta olan pulsarları da, altın oranlı spiral galaksileri ve yaşama uygun güzel Dünyamızı da yaratmaya kadir olan, Büyük olan üstün Yaratıcımızdır. Yörünge’nin bu bölümünün de sonuna geldik. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere hoşçakalın... http://www.a9.com.tr/izle/234170/HD-Belgeseller/Yorunge--4--Evrendeki-Geometrik-Duzen-- A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Yörüngelerdeki Sanat - A9 Tv 02:52
Yörüngelerdeki Sanat - A9 Tv 6 izlenme - 9 ay önce A9 TV Yeni FREKANSIMIZ: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500 http://www.a9.com.tr/izle/233111/Yorunge/Yorungelerdeki-sanat A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Yörüngeler Ve Dönen Evren | A9 Tv 03:03
Yörüngeler Ve Dönen Evren | A9 Tv 6 izlenme - 1 yıl önce "Kuran mucizeleri 1" belgeselinden. http://www.a9.com.tr/izle/222465/Belgesellerden-Secme-Bolumler/Yorungeler-ve-donen-evren A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Yörünge 5 - Atmosferin Yapısı 21:13
Yörünge 5 - Atmosferin Yapısı 2 izlenme - 2 ay önce YÖRÜNGE 5. BÖLÜM ATMOSFERİN YAPISI                                        ATMOSFERİN YAPISI ATMOSFERİN SINIRLARI NEREYE KADAR UZANIYOR? ATMOSFERİN KATMANLARI ATMOSFERİN 7 KATMAN OLMASI- KURAN MUCİZESİ UZAYDA YAŞAM -Uzayda Su Niçin Küre Şeklini Alır? SORU CEVAP BÖLÜMÜ –Neptün’de niçin karanlık noktalar var?   Dünya.... Uzay boşluğunda çok tanıdık bir yer... Gezegenimizin farklı olduğu uzaktan bakıldığında bile anlaşılıyor. Yaşamla dolu mavi gezegen.... Canlılık denizin altında, havada, karada her yerde.... Milyonlarca çeşit yaşam formuna ev sahipliği yapıyor. Mikroorganizmalar bile bizim için önemli.... Mükemmel bir ekolojik denge var. Güneş sisteminde eşsiz, hatta tüm evrende yaşam olduğunu bildiğimiz tek yer...          Yörünge Belgesel dizisinin bu bölümünde dünyayı sarıp kuşatan ve yaşamamız için en büyük desteği bize sağlayan atmosferin yapısını anlatacağız.          Atmosfer ile ilgili çoğu insan tarafından pek de bilinmeyen bazı gerçeklerden bahsedeceğiz. Başlıyoruz....   ATMOSFERİN YAPISI Dünyanın yaşama elverişli olmasını sağlayan şartlar sadece su kaynakları, yeterli kütleye sahip olması ya da koruyucu zırhı olan manyetik alanı ile sınırlı değil... Çok önemli bir şart daha var; atmosferinin yapısı...        Yağmurun yağması ve rüzgarın esmesi için Allah’ın yarattığı bir sebep.... Her tür hava olayının oluştuğu yer... Aynı zamanda bizi dünyanın hemen dışındaki son derece tehlikeli ortamdan, güneşin zararlı ışınlarından ve meteorlardan koruyan kalkan...        Her an içimize çektiğimiz ve sürekli muhtaç olduğumuz oksijenin kaynağı... Uzayın dondurucu soğuğuna karşı, Dünya’nın ısısını korumasını sağlayan mükemmel bir örtü... Atmosfer.... Gezegenimizin yaşanabilir olmasını sağlayan dinamiklerde başrolü oynuyor.        Atmosfer Dünyayı sarıp kuşatan gözle görmediğimiz çeşitli gazlardan oluşmuş 10 bin kilometreye kadar varan kalınlıkta taştan daha sert dev bir gaz okyanusudur. Ama aslında atmosfer çok incedir ve  Dünya’nın sadece %5’ini teşkil eder. Dünyanın ağırlığı ile kıyaslandığında herhangi bir ağırlığı bile olduğu söylenemez.        Gezegenimiz her yönüyle sıra dışı..... Allah yaşamın gerektirdiği her şeyi Dünya’da yaratmış. Hayat burada.... milyarlarca insan.... trilyonlarca canlı  ve bitkilerle dolu....      Yaşayabilmemiz için çok şart var. Bunlardan biri de dünyayı saran ve gözle görülmeyen hava tabakalarından oluşan atmosfer....En uygun sıcaklık, basınç ve en uygun oranda birbirine karışmış gazlardan oluşuyor. Atmosfere tamamen bağımlıyız......            ATMOSFERİN SINIRLARI        Peki Allah’ın bizi koruması için yarattığı atmosferimizin sınırları nereye kadar ulaşıyor? Nerede başlıyor nerede bitiyor? Yapısı nasıl? Şimdi bu soruların cevaplarını izleyelim....        Aslında Dünya da uzayın bir parçası... Ancak ‘uzay‘ ifadesi ile çoğunlukla uzayın Dünya ve onun atmosferinin dışındaki kısmını kastederiz. Atmosferin en dış katmanı Dünya’nın yüzeyinden yaklaşık 960 km yükseklikte biter. Hatta 1000 km. irtifada bile Dünya’nın etrafında hidrojen atomlarından oluşan bir bulut tabakası bulunur. Ancak atmosferin en dış katmanının yoğunluğu düşüktür. Bu nedenle nerede bittiğini söylemek oldukça zor...        Bilim insanlarının yaptığı tanımlamaya göre ise uzay deniz seviyesinden itibaren yaklaşık 100 km. yüksekte başlıyor.   ATMOSFERİN KATMANLARI        Üstümüzdeki hava 7 katmandan oluşur. En alttaki troposfer iklimleri belirleyen katmandır. Dünyadaki havanın beşte dördünü oluşturur. Ama yalnızca 17 km yüksekliğe ulaşır; kutuplarda ise daha da alçaktır. Troposfer gezegenimizin etrafındaki ince mavi çizgidir. Sonraki katman ise stratosfer... 50 km yüksekliğe ulaşır ve zararlı ultraviyole ışınlarının çoğunluğunu engelleyen ozon katmanını da ihtiva eder. 15 km.’den sonra ise atmosferin neredeyse ’ını oluşturan gazlar artık aşağıda kalmaya başlar. Ve atmosferdeki basınç yeryüzündekinden daha az, sıcaklık ise -60 derece civarında olur. Atmosferin diğer katmanlarına geçmeden önce tek başına stratosfere çıkan bir kişiden bahsedelim. Felix Baumgartner.... 2012’de Felix Baumgartner atmosferin sınırlarını zorlayarak 39 km’ye çıktı. Ve buradan yaptığı ses hızını aşan atlayışı ile hafızalarımıza kazındı. Bu atlayışı sırasında atmosferdeki  gazların ™’unun arasından geçti. Ve en yüksekten serbest atlayış alanında önemli bir rekor kırdı.        Aslında Baumgartner’ın atlayışından tam 52 yıl önce hava kuvvetleri pilotu Joe Kittenger atmosfer deneyimini ilk yaşayan kişi ünvanını almıştı. Şimdi 60’ların teknolojisi ile bu atlayış nasıl başarıldı? Atmosferin üst katmanlarına nasıl çıkıldı? İzliyoruz...        1960 yılında Hava kuvvetleri pilotu Joe Kittenger daha önce hiç kimsenin denemediği bir şeyi yapmaya karar verdi. Atmosferin üst katmanlarına çıkmayı... Joe Kittenger’ın Konuşması -Uzay şartları insan için çok tehlikelidir. İnsanın kanı 19 km. Yükseklikte kaynamaya başlar. -İnsanoğlu ilk defa Excelsior Projesi ile uzay aracından çıkarak, uzay ortamında bulunmuştur.        Exelsior projesi ile roketle değil dev bir helyum balonu ile bunu yapmayı planladı ve hedefine ulaştı. O yıllar Sovyetler Birliği ve Amerika arasındaki uzay yarışının başlangıç dönemiydi ve ilk kez bir insan uzay şartlarına çıkacaktı.        Kittenger 31 kilometreye çıkarak stratosferin en yüksek kesimlerine kadar ulaşmayı başardı. Ve o yükseklikten atladı. İşte o anlar...        Kalkıştan sadece 1.5 saat sonra Amerikalı pilot dünyaya uzaydan bakıyordu.        Etrafında son derece tehlikeli bir uzay ortamı vardı. Ama Kittenger dünyadan yalnızca 31 km. yukarıdaydı. İnsan için uzay şartları sadece 19 km’den sonra başlar. Armstrong sınırı olarak da bilinen bu sınırda daha yüksek bir irtifada basınç tamamen kalktığından insan kanı kaynama noktasına gelir ve bu noktada uzay giysiniz yoksa anında ölürsünüz.        Kittenger, atladıktan sonra saatte neredeyse 1000 km hızla yeryüzüne düşüyordu. Ama ilk başta bu düşüşe dair hiçbir şey hissedemiyordu. Atmosferin stratosfer tabakasında etrafında hava olmadığı için bu sessiz bir düşüş oluyordu. Joe Kittenger’ın Konuşması        Etrafınızda hava varmış gibi görünse de burada hava yok. Sanki siyanürle dolu bir odada gibisiniz. Tek bir nefeste öleceğinizi biliyorsunuz.        Giydiğim basınç elbisesinin kumaşında hiç dalgalanma yoktu. Bu çok garip bir duyguydu. Görsel olarak referans alabileceğim hiçbir şey yoktu. O yüzden havada asılı kaldığımı sandım.        Ancak atmosferin alt katmanlarından troposfere girdiğinde şiddetli bir rüzgarın içinden geçmeye başladı ve çok hızlı bir düşme içerisinde olduğunu fark etti. İniş sırasında, -70 °C derece gibi düşük sıcaklık deneyimini yaşadı. Daha sonra ise yere güvenli bir şekilde indi ve tarihe atmosferin sınırına çıkan ilk adam olarak geçti.        Yalnızca 31 kilometre aşağıda güvenli rahat ve insanın alışık olduğu bir ortam vardı. Yere indiğinde şu sözleri söyleyecekti. Joe Kittenger konuşma        15 dakika önce uzayın sınırındaydım. Ama şimdi sanki cennetteyim. Ne kadar güzel bir gezegenimiz olduğundan haberimiz yok.  Mezosfer- Bir diğer atmosfer tabakasına geçiyoruz. Stratosferden sonra yaklaşık 50 km üzerinde ise  3. katman mezosfer yer alır. Burası bizi meteorlardan koruyan katmandır. Kayan bir yıldız gördüğümüzde bu aslında atmosferimizin üst kısımlarında yanan bir meteordur.        Atmosferimiz her gün dünyaya yağan meteor bombardımanına karşı, şeffaf yapısına karşın adeta çelikten bir set gibi bizi korumaktadır. Dünyanın yüzeyinin ay yüzeyindeki gibi delik deşik olmamasının sebebi bu katmandır. Termosfer- 85 km’lik yükseklikten itibaren termosfer başlar. Atmosfer burada incelerek 100 km devam eder. Ve bu nokta uzayın başlangıcı olarak kabul edilir.        Burası uzay mekiklerinin Dünyanın etrafında döndükleri katmandır. Aynı zamanda Güneş’in ölümcül ışınlarının dünyanın manyetik alanıyla kesişerek kutuplara doğru yöneldiği ve Auroraları oluşturdukları yerdir. Termosferden sonraki 3 katman ise Ekzosfer, İyonosfer, Manyetosfer’dir.   ATMOSFERİN KATMANLARI - KURAN MUCİZESİ Dünya'nın atmosferi kimyasal içerik veya hava sıcaklığı ölçü alınarak yapılan tanımlamalarda, 7 katman olarak belirlenmiştir. Bugün halen 48 saatlik hava durumu tahminlerinde kullanılan ve "Limited Fine Mesh Model" (LFMII) olarak adlandırılan atmosfer modeline göre de atmosfer 7 katmandır. (Ekranda Yazacak -Troposfer, Stratosfer, Mezosfer, Termosfer, Ekzosfer, İyonosfer, Manyetosfer.) Kuran ayetlerinde evren hakkında verilen bilgilerden biri, gökyüzünün yedi kat olduğudur. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur. Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. Ve O, her şeyi bilendir. (Bakara Suresi, 29) Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi... Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti... (Fussilet Suresi, 11-12)    Kuran'da pek çok ayette kullanılan gök kelimesi tüm evreni ifade etmek için kullanıldığı gibi, Dünya göğünü ifade etmek için de kullanılır. Kelimenin bu anlamı düşünüldüğünde, Dünya göğünün,  yani atmosferin, 7 katmandan oluştuğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. "Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?" (Nuh Suresi, 15) O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır... (Mülk Suresi, 3) Bu ayetlerde Türkçeye "uyum" olarak çevrilen Arapça "tibakan" kelimesi, aynı zamanda "tabaka, bir şeyin uygun olan kapağı ve örtüsü" anlamlarına da gelir ki, üst katın alt kata uygunluğunu vurgular. Kelimenin çoğul kullanımında ise "tabaka tabaka" anlamı kazanmaktadır. Ayette tarif edilen tabaka tabaka halindeki gök, kuşkusuz atmosferi en mükemmel şekilde ifade eden açıklamalardır. 20. yüzyıl teknolojisi olmadan tespit edilmesi hiçbir şekilde mümkün olmayan bu bilgilerin, 1400 yüzyıl önce indirilmiş olan Kuran-ı Kerim'de açıkça bildirilmesi ise elbette ki çok büyük bir mucizedir. Bu konuyla ilgili bir diğer mucizevi yön ise Fussilet Suresi'nin 12. ayetinde geçen "Her bir göğe emrini vahyetti" ifadesinde yer almaktadır. Yani ayette Allah'ın her tabakayı belli bir görevle görevlendirdiği belirtilmektedir. Yağmurların oluşmasından zararlı ışınların engellenmesine, radyo dalgalarının yansıtılmasından göktaşlarının zararsız hale getirilmesine kadar her tabakanın kendine özgü bir işlevi bulunmaktadır.   UZAYDA YAŞAM  / Uzayda Su Niçin Küre Şeklini Alır? Uluslararası uzay istasyonunda su tabancasından püskürtülen su, çok ilginç bir şey yapar…. tam bir küre şeklini alır. İşte bu gördükleriniz boya enjekte edilmiş olan su damlaları …. Suyun böyle mükemmel bir küre şeklini almasının sebebi sizin de tahmin edebileceğiniz gibi uzaydaki yerçekimsiz ortamdır. Su ile hava arasındaki sınırda su moleküllerinin bağı, hava moleküllerinin birbirlerine olan çekimlerine kıyasla daha güçlü bir çekime sahiptirler. Bu, bir yüzey gerilimi oluşturarak suyu içe doğru çeken bir kuvvet oluşturur. İçeri doğru yönelen kuvvet ise su damlasının mümkün olan en az yüzeyli şekle bürünmesine neden olur, ki bu da küredir. Dünyada ise bu yüzey gerilimine yerçekimi hakimdir. Bu sebeple su tabancasından çıkan su, damla şeklinde yere düşer.   SORU- CEVAP NEPTÜN’DE NİÇİN KARANLIK NOKTALAR VAR? Neptün’ün  atmosferindeki şiddetli fırtınalardan dolayı yüzeyinde dairesel ya da oval şekillerde siyah benekler görülür.  Bunlar aslında dev fırtınalar.. En ünlüsü ise gezegenin güney yarımküresinde meydana gelen … Saatte 2414 kilometre hıza ulaşan bu dev fırtına.... Öylesine yıkıcı ki Güneş Sistemindeki en güçlü fırtına olarak kayda geçmiştir.   SONUÇ Üzerinde yaşadığımız bu harika gezegenin Allah tarafından bizim yaşamımız için özel olarak yaratıldığı çok fazla delil ile apaçık ortada olan bir gerçektir.        Kuran'da ifade edildiği gibi yeryüzü Allah tarafından insan için "serilip-döşenmiştir". (Naziat Suresi, 30)  Allah'ın Dünya'yı insan için yarattığını bildiren diğer bazı  ayetler ise şöyledir:        Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.        "Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir." (Mümin Suresi, 64) "Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde onun omuzlarında yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş  O'nadır." (Mülk Suresi, 15)             Yörünge’nin bölümünün de  sonuna geldik bir sonraki bölümde yine çok farklı konular, çok farklı içeriklerle beraber olacağız. Hoşçakalın.          http://www.a9.com.tr/izle/247830/Yorunge/Yorunge-5---Atmosferin-Yapisi A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Kuran mucizeleri: Yörüngeler ve dönen evren 06:08
Kuran mucizeleri: Yörüngeler ve dönen evren 5 izlenme - 2 yıl önce A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500 http://www.a9.com.tr/izle/21929/Belgesellerden-Secme-Bolumler/Kuran-mucizeleri-Yorungeler-ve-donen-evren A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo
Yörünge 6 - Atmosferdeki İdeal Oranlar 21:21
Yörünge 6 - Atmosferdeki İdeal Oranlar 1 izlenme - 4 hafta önce 1-ATMOSFERDEKİ İDEAL ORANLAR  2-ATMOSFER İLE İLGİLİ 5 İLGİNÇ GERÇEK 3-ATMOSFERİN İDEAL YOĞUNLUĞU 4-ASTRONOMİ SÖZLÜĞÜ –YURİ GAGARİN 5-UZAYDA YAŞAM-ŞİMŞEKLERİ İZLEMEK... 6-SORU CEVAP- BİLDİĞİMİZ EN BÜYÜK GALAKSİ HANGİSİ?   Bilimkurgu filmlerinde sık sık rastlarız.  Uzay gemisiyle uzak bir gezegene yaklaşan insanlar, gezegene inmeden önce atmosferinin solunabilir olup olmadığına bakarlar. Genellikle de solunabilir bir atmosfer sonucu çıkar. Bu tip senaryolar, insanoğlunun kolaylıkla ve “tesadüfen” uygun atmosferler bulabileceği gibi bir izlenim verme amacını taşır. Oysa Dünya'nın atmosferi, yaşam için gerekli son derece özel şartları bir araya geldiği bir karışımdır. Bu karışımda tesadüfe asla yer yoktur. Dünya yaşamı destekleyen atmosferi ile Güneş sisteminde benzeri olmayan bir gezegen. Oksijen olmadan yaşayamayız ve ne mutlu ki atmosferimiz de tam gerektiği kadar oksijenle dolu.. Atmosferdeki oksijen miktarında, atmosferin içerdiği gazların oranında dahi çok ince ve önemli bir denge var. Bir önceki bölümde atmosferin yapısını ve katmanlarını inceledik. Yörünge Belgesel serisinin bu bölümünde atmosferdeki ideal oranlardan ve atmosfer ile ilgili dikkat çeken bilgilerden bahsedeceğiz. Ünlü kozmonot Yuri Gagarin ile ilgili bilgilere yer vereceğiz. Soru cevap bölümünde ise astronomi ile ilgili akla gelen değişik soruların cevaplarını aktaracağız.  ATMOSFERDEKİ İDEAL ORANLAR        Dünya atmosferi, % 77 azot, % 21 oksijen ve %1 oranında karbondioksit ve argon gibi diğer gazların karışımından oluşur. Oksijen bizim için çok önemlidir, çünkü canlıların enerji elde etmek için kullandıkları çoğu kimyasal reaksiyon oksijen sayesinde gerçekleşir. Karbon bileşikleri oksijenle reaksiyona girerler. Reaksiyon sonucunda su, karbondioksit ve enerji açığa çıkar. Hücrelerimizde kullandığımız ve ATP (adenosin trifosfat) adı verilen enerji paketçikleri, bu reaksiyonla ortaya çıkarlar. İşte biz de bu nedenle sürekli olarak oksijene ihtiyaç duyarız ve bu ihtiyacı karşılamak için solunum yaparız.       Atmosferde rahatça soluyabileceğimiz oksijen var. Ama bu oran aynı zamanda hassas bir denge ile  tespit edilmiş....Yani ! oranının biraz altında bir oranda canlılık için yeterli oksijen olmuyor. Peki oksijen oranı daha fazla olsa hayatı destekleyebilir mi? Hayır!  Oksijen çok reaktif bir elementtir. % 21'in üzerine artan her yüzde birlik oksijen oranı, bir yıldırımın orman yangını başlatma olasılığını % 70 artırabilir. Solunum sırasında bizler için zararlı olan karbondioksit bile aslında çok önemli. Güneş'ten gelen ışınlardan bir kısmının yeryüzünden yansıyıp uzaya kaçmalarına engel olur ve böylece Dünya'nın sıcaklığının korunmasını sağlar. Allah canlılığın dengesini öylesine kusursuz bir sistemle kurmuştur ki, atmosferdeki oksijen oranı bu sayede canlılık için en ideal olan oranda durmaktadır. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." ( Haşr Suresi,24)   ATMOSFER İLE İLGİLİ 5 İLGİNÇ GERÇEK 1- HIZ Uzay gemilerinin Dünya atmosferine geri dönmeleri ses hızının tam 25 katı gibi olağanüstü hızdadır. Dünyanın yörüngesine girdiklerinde saatte yaklaşık 29 bin kilometre hızla hareket ederler. Bu, NASA tarafından yüksek hipersonik hız olarak kabul edilir. 2- ATMOSFERE YENİDEN DÖNÜŞ ISISI ÇELİĞİ ERİTEBİLİR Atmosferdeki herhangi bir yere girildiğinde sürtünme uzay gemisinin hava direnciyle karşılaşmasına neden olur; böylece uzay gemisi yavaşlar ve kötü bir iniş yapması engellenir. Ancak hipersonik hızlarda sürtünme geminin yüzeyini yaklaşık 1650 santigrat dereceye yükselterek korunmasız noktaları yok eder. 3- ATMOSFERE GERİ DÖNÜŞ SIRASINDA SEKİZ ASTRONOT HAYATINI KAYBETTİ 1967’de Soyuz 1’deki tek mürettebat olan Vladimir Komarov uzay mekiğinin paraşütü açılmayınca öldü. Columbia’nın tüm mürettebatı yani 7 kişi 2003’te atmosfere geri dönerlerken yaşamlarını yitirdiler. 4- ASTRONOTLAR TEK KULLANIMLIK KALKANLARLA KORUNURLAR Uzay mekiği atmosfere girdiğinde hava akımının ısısı o kadar çoktur ki havanın kimyasal bağlarını parçalar. Bu, uzay gemisinin etrafında elektrik yüklü bir plazma oluşturur. İlk uzay seyahatlerinde uzay gemisi ve mürettebatın korunması için eriyen ısı kalkanları kullanılırdı.  Özel seramikleri yavaş yavaş yanmak üzere tasarlanmıştı. NASA, halen atmosfere geri dönüşte 2649 santigrat dereceye dayanabilecek gelişmiş bir ısı kalkanı üzerinde çalışıyor. 5- UZAY ÇÖPLERİ Dünya atmosferine giren bir çok uydu ve nesnenin küçük bir bölümü yüzeye ulaşır ve genellikle okyanuslara düşer. Karaya düşme ihtimalleri çok azdır, bir trilyonda bir.   ATMOSFERİN İDEAL YOĞUNLUĞU       Nefes almak bize ne kadar kolay geliyor? Sürekli olarak ciğerlerimize hava çeker ve hemen sonra da aynı havayı geri veririz. Bunu o kadar çok yaparız ki, "normal ve sıradan" bir işlem olduğunu düşünürüz. Oysa gerçekte nefes almak çok kompleks bir iştir.       Akciğerlerin düzgün çalışabilmesi, bir başka şartın yerine gelmesine bağlıdır: Havanın yoğunluğunun, akışkanlığının ve basıncının, bu kadar dar kanallar içinde rahatlıkla hareket edebilecek değerlerde olmasına. Havanın basıncı 760 mm Hg'dir. Yoğunluğu, deniz seviyesinde, litre başına bir gram civarındadır. Bizim ve birçok canlının rahatça solunum yapabilmesi için, havanın yoğunluğu, akışkanlığı, ve basıncının şu anda sahip oldukları değerler tam da bu dar aralığın içinde olmalıdır.         Havayı içimize çektiğimiz anda, akciğerlerimizde bulunan yaklaşık 300 milyon küçük odacığa oksijen dolar. Bu odacıkların duvarlarını kaplayan kılcal damarlar hemen bu oksijeni çekerler ve önce kalbe sonra da vücudun her tarafına taşırlar. Kılcal damarlar oksijeni içeri alırken, aynı anda da atık madde olan karbondioksiti bırakırlar. Yarım saniye sürmeyen bu işlem sayesinde, içimize çektiğimiz temiz (oksijenli) havayı, dışarıya kirli (karbondioksitli) olarak veririz.       Akciğerlerimizdeki 300 milyon odacık olarak sıkıştırılmış olan bu alan gerçekte o kadar büyüktür ki, eğer bu alanı ciğerin içinden çıkarıp düz bir yüzeye yaysak, bir tenis kortu kadar yer kaplar.       Buradaki mantığı şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: Bir enjektörün iğnesinden su çekmek kolaydır, ama aynı iğneyle bal çekmek çok daha zordur. Çünkü bal, sudan daha az akışkanlığa ve daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.       Atmosferin rakamsal değerleri, sadece bizim solunumumuz için değil, mavi gezegenin "mavi" olarak kalması için de önemlidir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden beşte bir kadar azalsa, denizlerdeki buharlaşma oranı çok fazla yükselecek ve atmosferde çok yüksek oranlara varacak olan su buharı tüm Dünya üzerinde bir "sera etkisi" oluşturarak gezegenin ısısını aşırı derecede yükseltecektir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden bir kat daha fazla olsa, bu kez de atmosferdeki su buharı oranı büyük ölçüde azalacak ve Dünya üzerindeki karaların tamamına yakını çölleşirdi.       Tüm bu dengeler, Dünya'nın diğer özellikleri gibi atmosferinin de insan yaşamı için özel olarak yaratıldığını göstermektedir. Bilimin ortaya koyduğu bu gerçek, bizlere evrenin başıboş bir madde yığını olmadığını bir kez daha ispatlamaktadır. Elbette ki, tüm evrene hakim olan, maddeyi dilediği gibi şekillendiren, galaksileri, yıldızları ve gezegenleri kudreti altında tutan bir Yaratıcı var.       O üstün Yaratıcı, Kuran'da bizlere öğretmiş olduğu gibi, tüm evrenin Rabbi olan Allah'tır.   ASTRONOMİ SÖZLÜĞÜ –YURİ GAGARİN İnsanların uzayı araştırmaları ve keşfetmeleri 4 Ekim 1957'de Sovyet uydusu Sputnik'in uzaya fırlatılmasıyla hız kazandı. Dünya yörüngesinden çıkan ilk insan ise Sovyet kozmonot Yuri Gagarin oldu.. Yuri Gagarin: Sovyet pilot ve kozmonot. Uzaya çıkan ve dünyanın yörüngesinde tur atan ilk insan. Tam adı Yuri Alekseyeviç Gagarin olan Rus kozmonot 1961 yılında Vostok 1 adlı uzay aracıyla uzaya çıkmış ve uzaydan dünyayı gören ilk insan olmuştur. Bu başarısıyla uzay çağını başlattı. Yuri Gagarin sesiyle- Yerçekiminin baskı etkisini vücudumda hissettim. Beni koltuğuma doğru çekiyordu. Kollarımı oynatmak bile zor hale geldi. Uzun sürmeden roketin dünyanın yerçekimi alanından çıkacağını biliyordum. Sonra ise yörüngedeydim. Gagarin o anda şunları söyleyecekti. Dünya ne kadar güzel. Ne kadar  güzel, ne kadar harika..... çok şaşırtıcı.... O dönemde Gagarin’in bu denemeyi başarması ancak P ihtimal olarak hesaplanmıştı. Vostok Dünya’nın yörüngesine oturduğunda ise bu Sovyetler Birliği’nin bu büyük başarısı olarak dünyaya duyuruldu. Gagarin’in tarihi uçuşundan beri yüzlerce kişi uzaya gitti. Uzay araştırmaları sırasında pek çok yeni bilgiye ulaşıldı. Kuran'da 1400 sene önce insanların böyle bir alanda gösterecekleri gelişmelere ve uzaya çıkışın mümkün olabileceğine işaret edilmektedir. Allah bu konuya Kuran'da şu ayetle dikkat çekmektedir: Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız. (Rahman Suresi, 33) Ayette "üstün bir güç" olarak çevrilen, Arapça "sultan" kelimesi "huccet, burhan, güç, kuvvet, hüküm, kanun, yol, otorite, izin, ruhsat verme, meşru kılma, delil" gibi anlamlara gelmektedir. Dikkat edilecek olursa, ayette insanların göklerin ve yerin derinliklerini hiç geçemeyecekleri değil, fakat ancak üstün bir güç ile geçebilecekleri vurgulanmaktadır. Ve bu üstün güçle 21. yüzyılda kullanılan üstün teknolojiye işaret ediliyor olması muhtemeldir. Nitekim 21. yüzyıldaki üstün teknoloji sayesinde Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu durum gerçekleşmiştir.   UZAYDA YAŞAM - ŞİMŞEKLERİ İZLEMEK.... Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki İngiliz astronot Tim Peake, hızlandırılmış çekim  tekniği ile dünyada meydana gelen şimşek ve yıldırımları görüntüledi. İzliyoruz... Görüntülerde Uluslararası Uzay istasyonundaki astronotların Kuzey Afrika, Türkiye ve Rusya üzerindeyken kaydettiği şimşek görüntülerini izliyoruz. Bulut ve yer arasındaki elektrik potansiyeli farkı 10 ila 100 milyon volttur ve yıldırımın dönüş darbesinin akımı yaklaşık 30.000 ampere, sıcaklığı ise 30.000 °C'ye ulaşır. Yıldırımın oluşması çok hızlı bir şekilde gerçekleşir. Öncül darbe buluttan yere yaklaşık 30 milisaniyede ulaşır ve yerden bulutun merkezine yaklaşık 100 milisaniyede döner. Şimşekler yeryüzünü kaplayan bitki örtüsünün yaşamını devam ettirebilmesi için önemli olan azot moleküllerini üretirler. Dünya dışından elektrik akımlarının binlerce voltluk ışık gösterisini izlemek gerçekten etkileyici maşaAllah... Allah, Kuran’da şimşeğin bu ihtişamlı parıltısını şöyle bildirir: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım “... şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürecektir.” (Nur Suresi, 43) Kuran’da bulunan surelerden biri olan Ra’d Suresi’nin anlamı “gök gürültüsü”dür. Allah bu surede, şimşeğin çakmasıyla oluşan gök gürültüsünün Kendisi’ni tesbih ettiğini şöyle bildirmiştir: ”Gök gürültüsü O’nu hamd ile, melekler de O’na olan korkularından tesbih ederler…” (Rad Suresi, 13)   BİLDİĞİMİZ EN BÜYÜK GALAKSİ HANGİSİ? Gözlemlenebilir evrenimizdeki şu an bilinen en büyük galaksinin, bir milyar ışık yılından daha uzakta bulunan süper dev eliptik galaksi IC 1101. IC 1101’in çapı yaklaşık altı milyon ışık yılı olduğu ve yaklaşık 100 trilyon yıldıza ev sahipliği yaptığı düşünülüyor. Bu, bizim yaklaşık 100 bin ışık yılı çapa sahip olan ve kıyaslandığında oldukça küçük kalan Samanyolu galaksimizin neredeyse 400 katı büyüklüğündedir. Evren hakkında yaptığımız her türlü inceleme, bizlere bu evrende insan yaşamını gözeten olağanüstü bir düzen olduğunu gösterir. Elbette ki, evrenin her detayında gizli olan bu  düzen, aynı zamanda evrenin her detayına hakim olan sonsuz bir güç ve akıl sahibi bir Yaratıcı'nın varlığının ispatıdır. Nitekim Big Bang teorisinin de açıkça ortaya koymuş olduğu gibi, evren yoktan yaratılmıştır. Bilimin ortaya çıkardığı bu sonuç, Kuran'da bizlere öğretilmiş bulunan bir  gerçektir. Allah evreni yoktan yaratmıştır. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir... (Araf Suresi, 54)   http://www.a9.com.tr/izle/251341/Yorunge/Yorunge-6---Atmosferdeki-Ideal-Oranlar A9 uygulama mobil linkler : A9 TV iphone : http://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv/id432879700 A9 Radyo iphone : https://itunes.apple.com/tr/app/a9-tv-radio/id929302730 A9 TV Android : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.client.a9tv A9 Radyo Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.chelik.clients.a9radyo