Hoşgeldiniz!

Jiddu Krishnamurti’den İnsanlığa 12 Önemli Nasihat

İnsanlik
Jiddu Krishnamurti
Kultur
Nasihat
Şahane
Yaşam
12

20. yüzyılın Buddha'sı sayılan Jiddu Krishnamurti'den hayata dair nasihatler, toplaşalım.

Eğer sevginiz yok ise, dünyadaki bütün tanrıların peşinden de gitseniz, bütün toplumsal etkinliklere de katılsanız, yoksulu kalkındırmaya da çalışsanız, siyasete de atılsanız, kitaplar ya da şiirler de yazsanız, ölü bir insansınız demektir. Eğer sevginiz var ise, ne yaparsanız yapın, risk yoktur, çatışkı yoktur. O zaman sevgi erdemin özüdür.

Sizler enerjinizi çatışkıya direnç göstermeğe harcıyorsunuz. Bu çatışkı, hırs olabilir, düşmanlık olabilir, şiddet olabilir. Bu çatışkıya direnç gösterdiğinizde, zihniniz halen çatışkı içindedir. Dolayısıyla şiddetin önlenişi için yapılan çalışmalarda zamanınızı ve enerjinizi harcayışınız, aslında sahte bir sürece zamanınızı ve enerjinizi harcayışınızdır. Dolayısıyla bunu görmek önemlidir. Bu süreçten özgür olmak önemlidir.

Düşünce zamandır. Düşünce deneyim ve bilgiden doğar. Bunlar zaman ve geçmişten ayrılamaz. Zaman insanın psikolojik düşmanıdır. Bizim eylemlerimizse bilgi ve zamana dayalıdır. Dolayısıyla insan her zaman geçmişin kölesidir.

Bir insanın yaşamı algılayışı, o insanın zihninde varolan kavramlar tarafından şekillendirilir.

Ben buraya sizi eğlendirmeğe gelmedim. Burada entelektüel bir oyun oynamıyoruz. Sizin ne çeşit bir inanca sahip olmak zorunda olduğunuzu ya da sorunlarınızı çözecek bir lideri nasıl aramak gerektiğini göstermeye çalışmıyoruz. Belirli bir yönde düşünesiniz ya da belirli bir bakış açısından bakasınız diye propaganda yapmıyoruz. Burada yaptığımız şey, birlikte düşünmek, sorunları ve krizleri birlikte gözlemlemek. Yaşamda karşılaştığımız savaşı, yıkımı, çürüyüşü, din adına yapılan sunilikleri birlikte gözlemlemek.

En yüce gerçeklik hakkında hiçbir şey söylenemez, hatta onun üzerine düşünülemez. Çünkü en yüce gerçeklik düşüncenin erişebileceği yerin ötesindedir.

Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, büyük oranda bilgi biriktiriyoruz. Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz. Orijinal hiçbir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz… Ve biri bize düşünce/düşünmek nedir diye sorduğunda cevap veremiyoruz.

Önemli ve anlamlı olan, geleneğin yarattığı değerleri ve insanların söyledikleri tüm o iyi, faydalı, kayda değer şeyleri kabullenmeden araştırabilmektir. Kabul ettiğiniz anda uyum göstermeye, taklit etmeye başlarsınız. Ve bunlar insanı asla özgür ve mutlu kılmaz

Reddedebiliyorsanız, nesillerdir içinizde taşıdığınız yanlış bir şeyden kurtulmuşsunuzdur demektir. O zaman ne olur? Daha çok enerjiniz, daha çok kapasiteniz, daha çok gayretiniz olur, kuvvetiniz ve canlılığınız artar.

Yoksulluk toplumun suçudur, açgözlü ve kurnaz kimselerin diğerlerini sömürüp yükseldikleri bir toplumun kabahatidir yoksulluk. Anlaşılması gereken husus, neden yoksulların ve zenginlerin olduğu değil, başarı hırsıdır. Değişmesi gereken şey, büyük biri olma, başarılı biri olma isteğimizdir. Büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü olduğu sürece zenginlik ve yoksulluk olacaktır.

Yaşamak insanın doğru olanı kendi çabasıyla bulmasıdır. Bunu da ancak özgür olduğunuzda yapabilirsiniz.

Yaşamın bütününü anlamanız gerek, yalnızca küçük bir parçasını değil. İşte bu yüzden okumak, gökyüzüne bakmak, bu yüzden şarkı söylemek, dans etmek, şiirler yazmak, acı çekmek ve anlamak zorundasınız; çünkü tüm bunlar hayattır.