Hoşgeldiniz!

Nazım'dan Piraye'ye Eylül Şiirleri

Eylül
Nazım Hikmet
Aşk
Piraye
Sanat
Şiir

Piraye, Nazım Hikmet'in en güzel aşk şiirlerini yazdığı, en uzun süre evli kaldığı kadın. ‘Piraye İçin Yazılmış: Saat 21 - 22 Şiirleri’nden eylül ayına ait olanlarla, Nazım'ın Piraye'ye olan büyük aşkı.

20 Eylül 1945

Bu geç vakit bu sonbahar gecesinde kelimelerinle doluyum; zaman gibi, madde gibi ebedî, göz gibi çıplak, el gibi ağır ve yıldızlar gibi pırıl pırıl kelimeler. kelimelerin geldiler bana, yüreğinden, kafandan, etindendiler. kelimelerin getirdiler seni, onlar: ana, onlar: kadın ve yoldaş olan... mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar, kelimelerin insandılar...

21 Eylül 1945

Oğlumuz hasta, babası hapiste, senin yorgun ellerinde ağır başın, dünyanın hali gibi halimiz... insanlar, daha güzel günlere insanları taşır, oğlumuz iyileşir, babası çıkar hapisten, güler senin altın gözlerinin içi, dünyanın hali gibi halimiz...

22 Eylül 1945

Kitap okurum: içinde sen varsın, şarkı dinlerim: içinde sen. oturdum ekmeğimi yerim: karşımda sen oturursun, çalışırım: karşımda sen. sen ki, her yerde «hâzırı nâzır»ımsın, konuşamayız seninle, duyamayız sesini birbirimizin: sen benim sekiz yıldır dul karımsın...

23 Eylül 1945

O şimdi ne yapıyor şu anda şimdi, şimdi? evde mi, sokakta mı, çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı? kolunu kaldırmış olabilir, - hey gülüm, beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi!...- o şimdi ne yapıyor, şu anda, şimdi, şimdi? belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor. belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir, - her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren sevgili, canımın içi ayaklar!...- ve ne düşünüyor beni mi? yoksa ne bileyim fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi? yahut, insanların çoğunun neden böyle bedbaht olduğunu mu? o şimdi ne düşünüyor, şu anda, şimdi, şimdi?...

24 Eylül 1945

En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır. en güzel çocuk: henüz büyümedi. en güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür...

25 Eylül 1945

Saat 21. meydan yerinde kampana vurdu, nerdeyse koğuşların kapıları kapanır. bu sefer hapislik uzun sürdü biraz : 8 yıl... yaşamak: ümitli bir iştir, sevgilim, yaşamak: seni sevmek gibi ciddî bir iştir...

26 Eylül 1945

Bizi esir ettiler, bizi hapse attılar: beni duvarların içinde, seni duvarların dışında. ufak iş bizimkisi. asıl en kötüsü: bilerek, bilmeyerek hapisaneyi insanın kendi içinde taşıması... insanların birçoğu bu hale düşürülmüş, namuslu, çalışkan, iyi insanlar ve seni sevdiğim kadar sevilmeye lâyık...

30 Eylül 1945

Seni düşünmek güzel şey ümitli şey dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey. fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorum...