Hoşgeldiniz!

Yılmaz Erdoğan Şarkıları

YILMAZ ERDOĞAN ŞARKILARI VE MÜZİKLERİ

Yilmaz Erdoğan-Etme 03:09
Etme Mevlana şems'in Gidişi
Yılmaz Erdoğan - Yağmur 02:49
Yağdıkça
Yılmaz Erdoğan - Telli Turnam 04:16
Telli Turnam
Yılmaz Erdoğan - Bu Bahar Aşka Hazır - 03:03
Bu Bahar Aşka Hazır
Yılmaz Erdoğan - Yasayabilme İhtimali 03:34
Yasayabilme Ihtimali Soğuk ve şehirlerarası Otobüslerde vazgectim Cocuk olmaktan Ve beslenme çantamda Otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle birgün veyselkarani'de haşlama Yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında (Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı O zaman) özlemeye başladım herkesi..ve bu hasret Öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye Başladım sonra.. Bizim kemalettin tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan Kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor Oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, Pütürlü duvarlara ve türk dil kurumu'na inat bir Türkçeyle...ağbilerimizden öğrendik, ş harfinden Orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu Haber bültenleri.. Oysa ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. (sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik Dikenleri saymazsak..) Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..ve belli bir Saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber Bültenleri..oysa hiç kurşun yaram olmadı benim.. Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım.. Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm Sadece.. Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen Yoktun..ben, senin beni sevebilme ihtimalini Seviyordum, suni tenefüs saatlerinde..okul servisi seni hep Zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu..ben, Senin benimle tunalı hilmi caddesine gelebilme ihtimalini Seviyordum.. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır Gevrekliğini..sonra otobüs oluyordum, Kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü.. Ne yana baksam dağ ve denizsanıyordum Muş ovasının yalancı Maviliğini...otobüs oluyordum bir süre..yanımızdan geçen Kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının Garantisinde.. Otobüs oluyordum...bir ülkeden bir iç ülkeye..çocukluğuma Yaklaştıkça büyüyordum... Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın Listesinin.. Korkuyordum..sonra iniyordum otobüsten..çarşıdan bizim Eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün En çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum..çünkü Sonunda annem oluyordum babam kokuyordum sonunda... Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, Çocuk olmaktan.. Ve beslenme çantamda Otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda... Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir Yol Üstü lokantasında... Ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında Bakan doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında... Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında Olma İhtimalini sevdim... Ben senin, Beni sevebilme ihtimalini sevdim!
Yılmaz Erdoğan - Ankara 07:00
Ankara Ankara'ya Öyle yakışırdı ki kar.. Asfaltlar ışıldar, Buz tutardı resmi yalanlar... Kimse keman çalmaz belki ama Çok keman çalınsın balolarında Diye yapılmış Gri Sisli Binalar... Alnının ortasında Ciddi bir devlet asabiyeti. Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar, Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş! (biz bir şeyi delicesine severiz Ama tanrım neyi?) Kahve önü çatlak mozaik Bel kemiğine tehdit Kürsüler üstünde Çok sigara içen Öğrenciler Bir daha asla yaşayamayacağı Aşkları teğet geçerken Hep onu sevmeyenleri severek Hep onu sevenin gözlerinden Kalabalıklara kaçarak Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara, Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını Bir izmirli güzele dayatmak varken (Hep kardeş olacak değiliz ya, Yaşasın halkların sevgililîğî!) Soyut bir sevdaya Beşik kertilmiş olan Dağda çoban, Şehirde şark çıbanı sayılan, Fırat'ın büyük elleri Ararat'ın kız yelleri Cilo'nun derin nefesleri Hülasa kente hukuk mukuk okun Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş Anadolu çocukları, Ankara' ya Öyle yakışırdı ki kar Asfaltlar ışıldar, Buz tutardı resmi yalanlar Belki balkona Kar seyretmeye çıkar diye Sevdiğimiz kızlar Çok dibimiz donmuştur Ve çoğu zaman Bu kar mevzuu Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir Hiçbir şey Kapalı bir dükkan kadar Hüzünlü gelmez insana Ankara'da, Yoksa bugün bir hayat Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra. Kimse keman çalmaz belki Belki bu fiim hiçbir zaman O kadar fiyakalı olmayacak ama Hiçbir lahmacunda O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin Tadını vermeyecek bir daha Çok daha iyilerini yedim sonra Bizzat Urfa'da hatta Ama hiçbirinde O kadar aç oturrnadım sofraya Ankara'ya Öyle yakışırdı ki kar Çok yabancı bir soluk duyulur bazı Bilinmez bir dilin ıslığından Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar Öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür Bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan Ankara'da yaşamak Yollarına hep sevdiğimiz insanların Adlarını vermediler ama Biz her duvara Bilvesile onların adını yazarak yaşadık Kül ve betondan mürekkep Yaşadıkça yaşanılası gelen O tuhaf bozkır kokusunda. Ankara'ya Öyle yakışırdı ki kar. Asfaltlar ışıldar... Bir günden bir sürü gün yapan Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan Rakıyı bol sulu içen Dokunmasın için deği! Çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı, Hep kağıtlara bakarak, Hep kağıtlardan bakarak Hem Neşet Ertaş' ı hem Bülent Ersoy' u Aynı anda sevmeyi başararak, Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı Çok beğenmeyerek ama Yine de bu tasarrufunu takdir ederek Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi Yürüyen... Memurlar....... Ankara'ya Öyle yakışırdı ki kar.. Asfaltlar ışıldar, Buz tutardı resmi yalanlar... Biz, Şimdi kapalı birr kuruyemişçi Dükkanının -ki bütün plan kar altında Tuzsuz ay çekirdeği çitieyip Yanı sıra bafra içmektir- Kötü ışıklandırılmış vitrininden Umutsuzca içeri bakan, Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış, Merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş, -yani sistem kendi verdiği kimliği Zırt pırt geri istemektedir- Doğduğu yer yüzünden Doğuştan kavgacı zannedilen ama Pek çoğu kavgadan nefret eden Kavgacı Esmer Cesur Korkak Çoğu kürt Çoğu türk Çocuklardık... Ankara'ya Öyle yakışırdı ki kar.... Ha sonra Belki Ahmed Arif'in aklına Hiçbir şairin aklına gelmeyecek -çünkü hiçkimse bir daha ankara'' yı O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir: Kar altındadır varoşlar Hasretim,nazlıdır ankara..... Ustam yine sen bilirsin ama Hangi aralıkta bir şair ölmüşse İşte o,en netameli aydır bence. Ankara'ya Öyle yakışırdı ki kar... Asfaltlar ışıldar... Yalanlar... Şimdi ve sonra Ne zaman Ankara'ya kar yağsa Elim gönlüm, Çocukluğum buz tutar.
Yılmaz Erdoğan - Kızım Berfin'e 02:15
Kızım Berfin'e Berfinim İçimin güler yüzü Yaşanılası iklimim hoşgeldin (Adımın çapraz yazılması kimin Umrunda Denize düşen yılana öykünür Biraz da Bir aralık sızıverdin işte Ömrümüzün en gevrek zamanı Çıt diyor kırılıyoruz Öfke kadar saydamız o zamanlar Ve kırılgan Bıçak kadar Kızım demeyi öğrettiğin için O tanrısal kokun Ve gülüşündeki baban için Ki hala zilleri çalıp kaçmak istiyorduk Yarım yamalak aşk kırıntıları Tabakta bırakılmış, yazık atılacak bir sevda Haritası Hatta el değmemiş delilikler istiyorduk Çocuktuk daha Büyümeye direniyorduk İş toplantılarında lolipop zamanlar düşlüyorduk Ama sızıverdin işte Bir avuç yeşil gevrek rokaydık Mayışmamıza bir limon yetecekti Biz garsonu bekliyorduk Sen çıkageldin Hoşgeldin berfinim Kızım kızgınlığım Bilmiyorduk daha Objektiflerin objektif olmadığını İkimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı Meğer doyurmak çok zormuş İçimizdeki hayvanı Habersiz geldin, kusura bakma Ortalık biraz dağınıktı Şimdi hemen toparlarız sanıyorduk Olmamıştık daha İşin zor kızım Hem büyüyecek Hem bizi büyüteceksin Baban mı var, derdin var kızım Hoşgeldin kızım İçimin gülen yüzü, hoşgeldin
Yılmaz Erdoğan - Beyoğlundan Dolmabahçeye 03:12
Beyoğlundan Dolmabahçeye
Yılmaz Erdoğan- Dinleme Rekoru Kıran Şiiri.. 03:23
Dinleme Rekoru Kıran Şiiri
Yılmaz Erdoğan - Bende Sana Yetecek Kadar Ben Kalm 03:15
Bende Sana Yetecek Kadar Ben Kalm

YILMAZ ERDOĞAN KİMDİR?

Yılmaz Erdoğan

Yılmaz Erdoğan Şarkıları Albümleri:

Kayıp Kentin Yakışıklısı (2014), Şimdi Sen Gidiyorsun Ya Herkes Sana Benzeyecek (2004), Şimdi Sen Gidiyorsun Ya Herkes Sana Benzeyecek (2004)