Hoşgeldiniz!

aykut öğretmen

Ders : Cumhurıyet En Güzel Şey Hürriyet 29 Ekim Cumhuriyet Marşı 02:17
Ders : Cumhurıyet En Güzel Şey Hürriyet 29 Ekim Cumhuriyet Marşı 24.081 izlenme - 9 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET AYKUT iLTER Aykut Öğretmen Cumhuriyet marşı flüt notaları fa fa fa la sol la fa do la si do do la si do ince do do ince re re si sol do do sol la si la sol fa ince do , ince do do ince re re si sol do do sol la si la sol la fa Cumhuriyet Marşı Cumhuriyet, cumhuriyet, en güzel şey hürriyet Nice zahmet, nice emek verdi sana bu millet! Gazimin sen en büyük yadigarısın bana Nice zahmet, nice emek verdi sana bu millet! Dalgalansın her tarafta şanlı Türk'ün bayrağı Korumaktır ve yüceltmek azmimiz bu toprağı! Bu vatan hiç sensiz olmaz, ey güzel cumhuriyet Milletim öyle demiştir; ya ölüm, ya hürriyet! Şair Ramazan Bilgin ÇELİK'in 2023 yılı için yazdığı "Cumhuriyet Marşı" adlı şiiri
Ders: İzmir Marşı - İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar 01:42
Ders: İzmir Marşı - İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar 8.882 izlenme - 9 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut ilter Aykut Öğretmen İzmirin Dağları marş sözü Akor blok flüt notaları Am Dm Am İzmir’in dağlarında çiçekler açar. Am G F C Altın güneş ordu sırmalar saçar. Am E Am Altın güneş ordu sırmalar saçar. Am Dm Am Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar. ) X2 Am G F C Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa; ) ) Am E Am ) x2 Adın yazılacak mücevher taşa. ) Am Dm Am İzmir’in dağlarında oturdum kaldım Am G F C Şehit olanları deftere yazdım. Am E Am Şehit olanları deftere yazdım. Am Dm Am Öksüz yavruları bağrıma bastım. )X2 Am G F C Kader böyle imiş ey garip ana ) ) Am E ) x2 Canım feda olsun güzel vatana ) ders, izmirin dağlarında, akor, şarkı sözü, blok flüt notaları, aykut öğretmen
İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni 01:24
İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni 9.585 izlenme - 8 yıl önce TOPKAPI DOĞA KOLEJİ İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni (Dijital İstiklal Marşı Ve Doğa Marşı Yarışması) Aykut ilter Aykut Öğretmen Handan Bayram Cankul Handan Öğretmen İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin[1] millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından "İstiklâl Marşı" olarak kabul edilmiştir. Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla[2] kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.[3][4][5] Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir.[6] Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin esas sebebi de (Örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.[7][8] İlgili maddeler[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif Ersoy Hamdullah Suphi Tanrıöver Osman Zeki Üngör (İstiklâl Marşı'nın son bestecisi) Ali Rıfat Çağatay (İstiklâl Marşı'nın ilk bestecisi) İstiklal Marşı Em D Am Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Em D Am Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. Em D Am O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! Em D Am O benimdir, o benim milletimindir ancak! Em D Am Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Em D Am Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celâl? Em D Am Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Em D Am Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal. ***************** ŞEFİ TAKİPET ************* KORKMA SÖNMEZ BUU ŞAFAKKKKKK LARDA YÜZENNN ALL SANCAKKKKK SÖNMEDEN YUR-DUUUUU-MUNÜSTÜNDE TÜTEE-NEN-SON-OCAA-KOBEEEEE NİMMM-MİLLEEE-Tİİİİİ-MİNNNNNN YILDIZIDIIIIIR PARRRR-LAAA YACA-KOBENİMMM DİİİİİİR-ROOO-BEE-NİM-MİLLETİMİNDİRRR ANNN-CAKKKKK *******************2.KITA******************* ÇATMAAAAA KURRR BANNNN OOOO LAYIMM ÇEHH REEE Nİİİİ EYY NAZZLIII-HİLAAALLLL KAHRAMAA-NIRRR-KIII-MA BİRR GÜLLL NEE BU ŞİDDET BUUU CELALLL SANAAAA OLLLLMAZ DÖÖÖ KÜÜÜÜ LENNNNN KANLARIMIZ SON-RAAAA HELAL HAKKIDIRR HAKKKKK-KAAA TAAA-PAN MİLLETİMİNN İSSS TİKKK LAAAALLLLLL Başlığın diğer anlamları için Mehmet Akif Ersoy (anlam ayrımı) sayfasına bakınız. Mehmet Âkif Ersoy Mehmet Akif.jpg Doğum Mehmet Ragif 20 Aralık 1873 İstanbul, Osmanlı Devleti Ölüm 27 Aralık 1936 (63 yaşında) İstanbul, Türkiye Etnik köken Arnavut, Özbek Meslek Şair, Gazeteci, Veteriner Hekim, Öğretmen, Milletvekili Dönem Cumhuriyet dönemi Etkilendikleri[göster] Etkiledikleri[göster] Mehmet Âkif Ersoy (doğum adı: Mehmet Ragif, 20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936), baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek[1] asıllı olan Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi, yüzücü ve milletvekilidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Milli Şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül, Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebil'ür-Reşad) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır Doğumu ve çocukluk yılları[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı, babasının, onun doğumundan sonra imamlık yaptığı ve Âkif'in ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında doğum yeri Bayramiç olarak görünür.[2] Annesi Buhara'dan Anadolu'ya göç etmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona doğum tarihini belirten "Ragif" adını verdi. Babası vefatına kadar Ragif adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi.[3] Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir kız kardeşi vardır. Öğrenim yılları[değiştir | kaynağı değiştir] İlk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde o zamanların adeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlükken başladı. 2 yıl sonra iptidai (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde başladı (1882). Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en çok etkileyen kişi, dönemin "hürriyetperver" aydınlarından birisi olan Türkçe öğretmeni Hersekli Hoca Kadri Efendi idi. Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi’ne kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekte iken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisi’ni bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi'ne (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu.[4] Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu.[5] Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı; şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi. Mezuniyetinden sonra Mehmet Âkif, Fransızcasını geliştirdi. 6 ay içinde Kur'an'ı ezberleyerek hâfız oldu. Hazine-i Fünun Dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep Mecmuası’nda "Kur'an'a Hitab", adlı şiiri yayınlandı, memuriyet hayatına başladı. Memurluk yılları[değiştir | kaynağı değiştir] Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olan Mehmet Âkif, memuriyet hayatını 1893–1913 yılları arasında sürdürdü. Bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı idi. Görev merkezi İstanbul idi ancak memuriyetinin ilk dört yılında teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan'da bulundu. Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu. Bir seyahati sırasında babasının doğum yeri olan İpek Kasabası'na gidip amcalarıyla tanıştı. 1898 yılında Tophane-i Âmire veznedârı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım’la evlendi; bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, İbrahim Naim, Emin, Tahir adlı çocukları dünyaya geldi. Mehmet Âkif, edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de Servet-i Fünun Dergisi'nde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1906)'nde kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebi'nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı. II. Meşrutiyet'in etkisi[değiştir | kaynağı değiştir] Sırat-ı Müstakim dergisinin ilk sayısının ön kapağı II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Mehmet Âkif, Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini idi. Meşrutiyet'in ilanından 10 gün sonra arkadaşı rasathane müdürü Fatin Hoca onu, on bir arkadaşı ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye yaptı. Ancak Mehmet Âkif, üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan "Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim" cümlesinde geçen "kayıtsız şartsız" ifadesine karşı çıkmış, "sadece iyi ve doğru olanlarına'" şeklinde yemini değiştirtmişti.[6] Cemiyetin Şehzadebaşı İlmiye Mahfelinde Arap Edebiyatı dersleri veren Âkif, Kasım 1908’de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun’da Edebiyat-i Osmaniye dersleri vermeye başladı. II. Meşrutiyet’in Âkif'in hayatında en büyük etkisi, meşrutiyetle birlikte yayın dünyasına adım atması olmuştu. Daha önce bazı şiirleri ve yazıları birkaç gazetede yayımladıysa da eser yayımlamaya uzun süredir ara vermişti. Meşrutiyetin ilanından sonra, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül’ula Mardin ‘in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı oldu. İlk sayıda Fatih Camii şiiri yayımlandı. Ebül'ula Mardin ayrıldıktan sonra dergi, 8 Mart 1912'den itibaren Sebil'ür-Reşad adıyla çıkmaya devam etti. Âkif'in hemen hemen bütün şiir ve yazıları bu iki dergide yayımlandı. Gerek dergilerdeki yazılarında, gerekse İstanbul camilerinde verdiği vaazlarda Mısırlı bilgin Muhammed Abduh'un etkisiyle benimsediği İslam Birliği görüşünü yaymaya çalıştı. 1910 yılında gerçekleşen Arnavutluk İsyanı onu çok üzmüş ve arkasından gelecek kötü olayları sezmişti. Balkanlar'da artan düşmanlık duygularını ve doğabilecek isyanları önlemek için bir şeyler yapma arzusu duydu ancak Balkan Savaşı ile hüsrana uğradı. 1914’ün başında iki aylık bir seyahate çıkarak Mısır ve Medine'de bulundu. Mısır seyahati hatıralarını "El Uksur'da" adlı şiirinde anlattı. 1913’te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin halkı edebiyat yoluyla aydınlatma amacı güden neşriyat şubesinde Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin ile beraber çalıştı. 2 Şubat 1913 günü Bayezid Camisi kürsüsünde, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camisi kürsüsünde konuşarak halkı vatanı savunmaya çağırdı. Teşkilât-ı Mahsusa'ya girmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak Umur-i Baytariye görevinden (1913), sonra yayınlarının hükümetle uygun düşmemesi nedeniyle aldığı ikaz üzerine Darülfünun müderrisliği görevinden (1914) ayrıldı. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevine devam etti. Harbiye Nezareti’ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine İslam birliği kurma gayesi güden Almanya’ya (Berlin’e ) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. (1914). İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlar'a esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı’ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya’da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad’da yayınladı. İstanbul'a döndükten sonra 1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan'a gönderildi. Görevi, bu topraklardaki Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan İngiliz propogandası ile mücadele etmek için "karşı propaganda" yapmaktı. Mehmet Âkif, Berlin'deyken heyecanla Çanakkale Savaşı ile ilgili haberleri takip etmişti. On dört ay süren savaşın zaferle sonuçlandığı haberini Arabistan'da iken aldı. Bu haber karşısında büyük coşku duydu ve Çanakkale Destanı'nı kaleme aldı. Arabistan dönüşünde iki ay Lübnan'da kalan Mehmet Âkif, "Necid Çölleri'nden Medine'ye" şiirinde bu seyahatini anlattı Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti'ne girmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Lübnan’da yaşayan Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa’nın daveti ile 1918’de bu ülkeye giden Âkif, Lübnan’da iken Şeyhülislamlığa bağlı Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti başkatipliğine atandı. Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Said Nursi gibi isimlerin kurduğu ve Osmanlı Devleti ile diğer İslam ülkelerinde çıkacak dini meseleleri halletmek, İslam aleyhindeki gelişmelere yanıt vermek amacıyla kurulan bu örgütte çalışırken bir yandan da Said Halim Paşa'nın “İslamlaşmak” adlı eserini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bu dönemde Anadolu toprakları işgale uğramış; Türk halkı Kurtuluş Savaşı 'nı başlatarak direnişe geçmişti. Bu harekete katılmak isteyen Âkif, Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verdi. Halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe verdi, konuşmalar yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu arada Sebilürreşad idarehanesi, Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmişti. Âkif, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye Cemiyeti'ndeki görevlerinden azledildi. İstiklal Savaşı'na katılışı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif Ersoy Müze Evi, Mehmet Akif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'da ikamet ettiği ve İstiklâl Marşı başta olmak üzere çok sayıda şiirini yazdığı müzeye dönüştürülmüş Ankara evidir. İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu’ya geçti. Sebil'ür-Reşad’ı Ankara’da çıkarması için Mustafa Kemâl Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî mücadeleye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı. Ankara’ya geldiği günlerde, Mustafa Kemâl Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif’in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Haziran ayında Burdur’dan, Temmuz ayında ise Biga’dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-1923 yılları arasında vekil olarak I. TBMM’de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir.[7] Ankara'ya varır varmaz ona verilen ilk görev, Konya Ayaklanması’nı önlemek için halka öğütler vermek üzere Konya’ya gitmekti, büyük gayretine rağmen Konya’da kesin bir sonuca ulaşamadı ve Kastamonu’ya geçti. Halkı düşmana direnişe teşvik için 1920 yılının Kasım ayında Kastamonu’daki Nasrullah Camisi'nde verdiği ateşli vaaz, Diyarbakır’da basıldı ve tüm vilayetlere ve cephelere dağıtıldı. Âkif, Anadolu'ya geçerken Eşref Edip'e de arkasından gelmesini söylemişti. Eşref Edip, Sebil'ür-Reşad Dergisi'nin klişesini de alıp İstanbul'dan ayrıldı.[8] Son olarak 6 Mayıs 1921 günü derginin 463. sayısını yayımlamışlardı. Âkif derginin 464-466. sayılarını Eşref Ediple beraber Kastamonu'da yayımladı, 464. sayı o kadar ilgi gördü ki birkaç kere basılıp Anadolu'ya ve askere dağıtıldı. 467. sayıdan itibaren yayıma Ankara'da devam ettiler. Derginin etkisi o kadar büyüktü ki, yaydığı yoğun duyguların hâkimiyetindeki Türk halkları etkilenmesinden korkan Rusya, gazetenin ülkeye girişini yasakladı.[9] 1921'de Ankara'da Taceddin Dergahı'na yerleşen Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam etmekteydi. O dönemde Yunanlıların Ankara'ya ilerleyişi karşısında meclisi Kayseri'ye taşımak için hazırlık vardı. Bunun bir dağılmaya yol açacağını düşünen Mehmet Âkif, Ankara'da kalınmasını, Sakarya'da yeni bir savunma hattı kurulmasını önerdi; teklifi tartışılıp kabul edildi. İstiklâl Marşı'nı yazması[değiştir | kaynağı değiştir] Ana madde: İstiklal Marşı Kastamonu Nasrullah Camii'nde Mehmet Akif Ersoy'un vaaz verdiği kürsü Osmanlı alfabesiyle yazılmış İstiklal Marşı Aynı dönemde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiç biri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışladı.[10] Mısır yılları[değiştir | kaynağı değiştir] İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1923 yılında Ankara'dan İstanbul’a döndü. Abbas Halim Paşa'nın daveti üzerine kışı geçirmek için Mısır'a gitti. Gitmeden önce Kur'an'ı Türkçeye tercüme etmek için Diyanet İşleri ile anlaşma imzaladı. Kendisine teklif edilen bu görevi başlangıçta reddetmişti çünkü kendi eserlerini yazmak, milli mücadele destanını yaratmak istiyordu ancak bu çeviriyi yapabilecek tek adam olarak görüldüğünden kabul etmesi için çok yoğun ısrar vardı ve kabul etmek zorunda kaldı. Birkaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçirdi. 1926 kışından sonra Mısır’dan dönmedi. Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an tercümesi üzerinde çalışmayı sürdürdü ancak 6-7 sene üzerinde çalıştıktan sonra sonuçtan memnun kalmadı ve bu sorumluluktan kurtulmak istedi. Sonunda 1932’de mukaveleyi fesh etti. Diyanet İşleri Başkanlığı hem tercüme hem yorumlama işini Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi. Âkif, kendi yazdıklarını dostu Yozgat'lı İhsan'a teslim etti ve ölür de gelmezse yakmasını nasihat etti. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kuran çevirisinin yanı sıra Türkçe dersleri vermekle meşgul olmuştu. Kahire'deki “Câmiat-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi (1925-1936). Mehmet Âkif Ersoy'un cenazesi (28 Aralık 1936) Türkiye'ye dönüşü ve vefatı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif'in ölümüyle ilgili bir gazete haberi (Cumhuriyet, 28 Aralık 1936) Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti fakat Mısır’a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü. Cenazesine resmi bir katılım olmadı ancak büyük bir üniversiteli genç topluluk katıldı. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı; 1960’ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi. Mezarı, Süleyman Nazif ve arkadaşı Ahmet Naim Bey'in mezarları arasındadır. Mehmet Âkif'e 1 Haziran 1936 tarihi itibarı ile 478 lira 20 kuruş emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş 1936 yılı Ekim ayından itibaren ödenmeye başlanmış, toplu olarak 2976 lira almıştır. Emekli cüzdanının son sayfasında ise “600 lira borç” ibaresi yazılıdır. Bu borç düştükten sonra ise kalan kısım ailesine verilmiş ve Mehmet Âkif bundan iki ay sonra vefat etmiştir.[11] Kişiliği ve fiziksel özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir] Özel hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Edebî hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif, şiir yazmaya Baytar Mektebi'nde öğrenci olduğu yıllarda başladı. Yayımlanan ilk şiiri Kur'an'a Hitap başlığını taşır. 1908'den itibaren aruz ölçüsü kullanarak manzum hikâyeler yazdı. Hikâyelerinde halkın dert ve sıkıntılarını anlattı. Balkan Savaşı yıllarından itibaren destansı şiirler yazmaya başladı. İlk büyük destanı, “Çanakkale Şehitleri'ne“ başlıklı şiiridir. İkinci büyük destanı ise Bursa'nın işgali üzerine yazdığı “Bülbül“ adlı şiiridir. Üçüncü olarak da İstiklâl Marşı'nı yazarak İstiklâl Savaşı'nı anlatmıştır. "Sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkan Mehmet Âkif, dinî yönü ağırlıkta bir edebiyat tarzı benimsemişti. Edebiyat dili olarak Millî Edebiyat akımına karşı çıktı ve edebiyatta batılılaşma konusunda Tevfik Fikret ile çatışmıştır. Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmed Akif Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri 8 kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı'nı Safahat'a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar: "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm". Kitap: Safahat (1911) - 44 manzume içerir. Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir. Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912) - Süleymaniye Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim'in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder. Kitap: Hakkın Sesleri (1913) - Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir. Ateizme, ırkçılığa, umutsuzluğa çatılmaktadır. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914) - Fatih Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder. Tembellik, irtica (gericilik), batı taklitçiliği eleştirilir. Kitap: Hatıralar (1917) - Âkif'in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah'a yakarışını içerir. Kitap: Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuğu, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder. Kitap: Gölgeler (1933) - 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Herbiri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır. Kitap: Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943) - 6 Safahatı'ı bir araya getirir. 1943'teki toplu basımının sonuna Âkif'in hayattayken basılmamış şiirlerini içeren Damadı Ömer Rıza Doğrul tarafından bir araya getirilmiş 16 manzumeden ibaret Son Safahat başlıklı bölüm eklenmiştir. Etkileri[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif Ersoy’un ölümünün 75. ve İstiklal Marşı’nın Kabulünün 90. Yılı olması nedeniyle 2011 yılı T.C. Başbakanlığı tarafından "Mehmet Akif Ersoy Yılı" olarak ilan edilmiştir. Yıl boyunca yapılacak çalışmaların sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na verilmiştir.[12] Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir] Basılı Eserler[değiştir | kaynağı değiştir] Ersoy, Mehmet Akif (2011). Safahat. İstanbul: Karanfil Yayıncılık ISBN 978-605-5537-06-7 Ersoy, Mehmet Akif (2012). Tefsir Yazıları ve Vaazlar. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları ISBN 978-975-19-5398-8 Ersoy, Mehmet Akif (2012). Kur'an Meali. İstanbul: Mahya Yayıncılık ISBN 605-628-948-4 Kuntay, Mithat Cemal (Mart 2012). Mehmed Akif (Hayatı-Seciyesi-Sanatı). İstanbul: Timaş Yayınları ISBN 978-605-114-130-5 Ersoy, Emin (Mart 2011). Babam Mehmet Akif (İstiklal Harbi Hatıraları) İstanbul: Kurtuba Kitap Yayınları ISBN 978-975-6743-75-1 Özlük, Nuran (Temmuz 2011). Türk Basınında Mehmet Akif Ersoy Polemikleri İstanbul: Paradoks Yayınları ISBN 978-9744-491-81-5 Sırat-ı Müstakim Mecmuası (2 Cilt olmak üzere 1-52. Sayılar) (Ocak 2013) İstanbul: Bağcılar Belediyesi ISBN 978-605-86860-0-7 Kara, İsmail (2013). Elemim Bir Yüreğin Karı Değil İstanbul: Timaş Yayınları ISBN 978-605-08-0764-6 Süreli Yayınlar[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif ile ilgili olarak çıkan gazete haberleri, köşe yazıları ve makaleler. Çevrimiçi kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir] Notlar[değiştir | kaynağı değiştir] ^ Kemal H. Karpat, The politicization of Islam: reconstructing identity, state, faith, and community in the late Ottoman state, Oxford University Press US, 2001, ISBN 978-0-19-513618-0, p. 363 ^ Fevziye Abdullah Tansel, Mehmet Âkif'in Doğum Yeri Bayramiç midir?, Kubbealtı Akademi Mecmuası, Nisan 1977, Yıl 6, Sayı 2 ^ Ölümünün 71'inci yılında Mehmet Akif Ersoy, Zaman Gazetesi, 29.12.2007 ^ MehmetAkifErsoy.com ^ Recep Duymaz, Mehmet Âkif Ersoy'un Şahsiyeti'nin Kaynakları, Bilim ve Aklın Aydığınğında Eğitim Dergisi Yıl 7 Sayı 73 Mart 2006 ^ Yılmaz Karakoyunlu, Bilinmeyen Yönleriyle Mehmet Âkif, Arastiralim.com ^ Aysun İldeniz, Milli Mücadelede Mehmet Akif, Bilim ve Aklın Aydığınğında Eğitim Dergisi Yıl 7 Sayı 73 Mart 2006 ^ Yrd. Doc. Dr. Saadettin Yildiz, Milli Mücadele ve Mehmet Âkif ^ Mehmet Âkif Ersoy’un Hayatı ve Şiirleri, Webhatti.com ^ Osman Koçıbay, Mehmet Akif Ersoy ve Burdur ^ "İşte Mehmet Akif Ersoy'un emekli maaşı!". istanbulhaber. 29 Aralık 2010. Erişim tarihi: 30 Aralık 2012. ^ Kültür ve Turizm Bakanlığı web sitesi 2001 yılı Haber ve Duyurular Sayfası, Erişim tarihi:16.05.2011> Osman Zeki Üngör (d. 1880, İstanbul - ö. 1958, İstanbul), besteci, orkestra şefi, keman virtüozu. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşının bestecisi olarak tanınmış bir sanatçıdır. Osmanlı sarayında ilk Türk kemancısı olarak yetiştirilmiş olan müzisyen[1]; birçok klasik batı müziği bestecisinin keman konçertolarını Türkiye'de çalan ilk Türk kemancıdır. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın temelini oluşturan Osmanlı saray orkestrasını yönetmiş; orkestranın ilk defa İstanbul’da halka açık konserler vermesini ve cumhuriyetin ilanından sonra yeni başkent Ankara’daki ilk senfonik konserlerin gerçekleşmesini sağlamıştır. Cumhuriyetin ilk önemli öğrenim kurumlarından Musiki Muallim Mektebi’nin kuruluşunda büyük emeği geçmiş bir eğitimcidir. Besteci Ekrem Zeki Ün'ün babasıdır. 1880 yılında Üsküdar'da dünyaya geldi[1] . Dedesi, Osmanlı Devleti’nin saray orkestrası olan Mızıka-yı Hümayun bünyesinde "Fasl'ı Cedid"'i (batı enstrümanlarını da içeren fasıl topluluğu) tertip eden Santuri Hilmi Bey; babası Şekerci Hacı Bekir ailesinden Hüseyin Bey'dir. Öğrenim hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'ndeki askeri eğitimin ardından 1891'de Osmanlı saray bandosu olan Mızıka-yı Hümayun'a girerek müzik öğrenimi gördü. Yeteneğiyle II. Abdülhamid'in dikkatini çekince konser kemancısı olarak yetiştirildi. Kemancı Vondra Bey'den keman, d'Aranda Paşa'dan da müzik nazariyatı dersleri aldı. Mızıka-ı Hümayun[değiştir | kaynağı değiştir] Mızıka-yı Hümayun bünyesinde Saffet Bey tarafından kurulmuş olan Makam-ı Hilâfet Filarmoni Muzikası'nda başkemancı olarak atandı. Yalnızca askeri marşlar çalan mızıkanın, bir senfoni orkestrasına dönüşmesi için emek verdi. Birçok ünlü bestecilerin keman konçertolarını Türkiye'de çalan ilk Türk kemancı oldu. Sultan Abdülhamit’e sık sık konserler verdi. Konserlerinin çok beğenilmesi nedeniyle ödüllendirilip rütbesi genç yaşta binbaşılığa kadar yükseltildi[1]. 1908'de, Meşturiyetin ilanı’ndan sonra rütbesi mülazimliğe (teğmenlik) indirildi; Saffet Bey’in yönetimindeki orkestrada başkemancılığa devam etti. Bir süre Mızıka-yı Hümayun'da yaylı sazlar bölümünde öğretmenlik de yaptı. Ek olarak Darülmuallimin'nde (İstanbul Erkek Muallim Mektebi) dersler verdi. . I. Dünya Savaşı sırasında Mızıka-ı Hümayun ile Avrupa şehirlerinde konserler verdi. 17 Aralık 1917- 31 Ocak 1918 tarihleri arasında gerçekleşen ve Viyana, Berlin, Dresden, Münih, Peşte, Sofya’yı kapsayan bu turne, bir Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesi idi[1]. Saffet Bey’in istifası üzerine 1917’de saray orkestrasının şefliğine atanan Osman Zeki Bey, Avrupa turnesi dönüşünde orkestrayı bağımsız bir kadroya kavuşturdu ve ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi. Orkestra, haftalık halk konserlerini Tepebaşı'ndaki Union Française Salonu'nda vermekteydi. İstiklâl Marşı’nın bestelenmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Besteci asıl ününü Mehmet Âkif Ersoy'un İstiklâl Marşını besteleyerek elde etti. Osman Zeki Bey, 1921 yılında Mehmet Akif’in şiirinin ulusal marş güftesi olarak seçilmesinden sonra 1922’de Maarif Bakanlığı tarafından düzenlenen beste yarışmasına davet edilen 24 besteciden birisiydi. Kimi anekdotlara göre İstiklâl Marşı’nı, İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşundan sonra bestelemişti[2] . Yarışma seçici kurulu tarafından Osman Zeki Bey'in eseri beşinci seçilirken[3] ; Ali Rıfat Bey’in alaturka usuldeki bestesi birinci seçildi. Ancak 1930 yılında Maarif Bakanlığı'nın resmi kurumlara gönderdiği bir genelge ile uygulamada değişiklik yapıldı ve o güne kadar Ali Rıfat Bey'in bestesi ile seslendirilen güfte; Osman Zeki Bey’in batı tarzı bestesi ile seslendirilmeye başladı; devletin resmi marşı haline geldi. Ankara’ya taşınma[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Bey, Cumhuriyet'in ilanı'ndan sonra orkestrası ile Ankara’ya gidip 11 Mart 1924 günü şehrin tarihindeki ilk senfonik konseri verdi. Orkestra, Ankara’daki ikinci konserinden sonra “Riyaseticumhur Musiki Heyeti” adı altında cumhurbaşkanlığına bağlandı. Osman Zeki Bey, sonradan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na dönüşen topluluğun orkestra şefliğini yaptı. Musiki Muallim Mektebi[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Bey, ülkenin müzik öğretmeni ihtiyacını karşılamak için Musiki Muallim Mektebi'nin kurulmasında önemli rol oynadı. Bu kurum, Ankara Konservatuarı’nın temelini oluşturmuştur. Kendisi, okulun ilk öğretim üyesi ve ilk müdürü idi. Okul müdürlüğünü 1924-1934 seneleri arasında 10 yıl boyunca sürdürdü. Avrupa turnesi[değiştir | kaynağı değiştir] 7 Haziran-5 Eylül 1926'da Karadeniz adlı gemide düzenlenen Yerli Malı Sergisi nedeniyle dört ay boyunca Güney ve Kuzey Avrupa limanlarını dolaştı ve Cumhurbaşkanlğı Senfoni Orkestrası ile konserler verdi[1]. Bu, Cumhuriyet döneminde bir Türk orkestranın çıktığı ilk yurtdışı turne idi. Son yılları[değiştir | kaynağı değiştir] 1934 senesinde sağlık nedeniyle emekliye ayrılan Üngör; emeklilik günlerinde İstanbul’da yaşadı Soyadı Kanunu çıktığında “Üngör” soyadını aldı (oğlu Ekrem Zeki Bey, “Ün” soyadını almıştır) 1958'de İstanbul'da Moda'daki evinde hayatını kaybetti. Cenaze töreninde askeri bir bando tarafından İstiklâl Marşı çalındı[4]. Mehmet Cenazesi, Karacaahmet mezarlığı’na defnedilmiştir. Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Üngör'ün Hayatı Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir] İstiklâl Marşı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Musiki Muallim Mektebi Ekrem Zeki Ün Kaynakça ve dipnot[değiştir | kaynağı değiştir] ^ a b c d e Buğra Koçak, Osman Zeki Üngör ve Türk Müzik Eğitimine Katkıları, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 21: 2007 ^ Bestecinin, padişah Vahdettin'in tahta çıkışı şerefine hazırladığı bir marşı sonradan İstiklâl Marşı'na uyarladığı iddiaları da ortaya atılmıştır (İstiklâl Marşı için İlginç İddia, Milliyet Gazetesi, 16.06.1992) ^ Berrin Cankat, Dinlemek İsterdim, Milliyet Gazetesi, 18.06.2001 ^ Zeki Üngör Toprağa Verilirken İstiklâl Marşı Çaldı, Milliyet Gazetesi, 2 Mart 1958
Happy Birthday To You (Doğum Günü Şarkısı) Mutlu Yıllar Sana Aykut Öğretmen 01:58
Happy Birthday To You (Doğum Günü Şarkısı) Mutlu Yıllar Sana Aykut Öğretmen 8.409 izlenme - 8 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen Happy Birthday To You Doğum Günü Şarkısı Kentucky li mildred j. hill ve patty s. hill (İki Kız Kardeş) tarafından 1893'te "good morning to all" adıyla bestelenmiş eserdir. Sonradan meçhul biri "happy birthday to you" sözlerini uydurmuştur. 1935'te summy-birchard co. şarkıyı bu şekliyle yayınlayıp melodinin de sözlerin de telif haklarını sahiplenmiştir. (Aykut Öğretmen) Video dan dinleyerek öğrenmek için youtube ve izlesene.com'a Videolar yüklendi izleyebilirsiniz. Blok Flüt'ü dudağın ortasına yerleştirin, yavaş ve "TAD" diye üfleyin, delikler parmağın etli kısmı ile tam kapatılmalı. happy, birthday,to, you, doğum günü, şarkısı, aykut öğretmen, piyano, melodika, blok flüt notası
Flaş Bellek 250GB Exfat To Fat32 Sistem Modeline Çevirmek Aykut Öğretmen 06:55
Flaş Bellek 250GB Exfat To Fat32 Sistem Modeline Çevirmek Aykut Öğretmen 7.111 izlenme - 8 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut Öğretmen Karşılaştırma: NTFS, FAT ve FAT32 karşısında ne sunuyor? - 4GB'dan büyük dosyaları okuyabilme ve yazabilme. - 32GB'dan büyük bölümler oluşturabilme. - Dosyaları sıkıştırarak alan kazanabilme - Daha iyi boş alan yönetimi, dolayısıyla daha az parçalanma - Büyük sürücülerde büyük kümelere izin verir, dolayısıyla daha az alan kaybı yaşanır - Dosya ve klasörlere izinler tanımlanabilir (Profesyonel Windows sürümünde) - EFS (Yalnızca Profesyonel Windows sürümünde) ile anında şifreleyebilme Karşılaştırma: FAT ve FAT32'nin NTFS'ye göre hangi avantajları var? - Neredeyse tüm işletim sistemleri ile uyumlu - USB sürücüsünde daha az yer kaplar - Daha az yazma işlemi, dolayısıyla daha hızlı ve daha az bellek kullanımı Karşılaştırma: exFAT'ın FAT ve FAT32'den üstün yönleri - 4GB'dan büyük dosyaları okuyabilme ve yazabilme - 32GB'dan büyük sürücü bölümleri oluşturabilme - Daha iyi boş alan yönetimi, dolayısıyla daha az parçalanma Criteria NTFS5 NTFS exFAT FAT32 FAT16 FAT12 Operating System Windows 2000 Windows XP Windows 2003 Server Windows 2008 Windows Vista Windows 7 Windows NT Windows 2000 Windows XP Windows 2003 Server Windows 2008Windows Vista Windows 7 Windows CE 6.0 Windows Vista SP1 Windows 7 WinXP+KB955704 DOS v7 and higher Windows 98 Windows ME Windows 2000 Windows XP Windows 2003 Server Windows Vista Windows 7 DOS All versions of Microsoft Windows DOS All versions of Microsoft Windows Flaş Bellek 250GB Exfat To Fat32 Sistem Modeline Çevirmek Aykut Öğretmen
Gesi Bağları Kayseri Türküsü Blok Flüt Melodika Piyano Notası Ve Şarkı Sözü 03:39
Gesi Bağları Kayseri Türküsü Blok Flüt Melodika Piyano Notası Ve Şarkı Sözü 6.636 izlenme - 8 yıl önce Aykut öğretmen Gesi Bağları Kayseri Türküsü Blok Flüt Melodika Piyano Notası Ve Şarkı Sözü gesi bağları , muzaffer sarısözen , aykut öğretmen , türkünün notası, müzik,gesi bağları Yeni videolardan haberdar olun ABONE OLUN. Emeğe Saygı Çerçevesinde Videoyu Beğenip Paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızla destek olursanız katkı sağlamış olursunuz. Müzik Malzemeleri ile ilgili özel sitemden dan tüm müzik malzemelerini inceleyebilirsiniz. www.aykutilter.com Bana telefon ile ulaşabilirsiniz. 0532 322 2351 Aykut öğretmen Gesi Bağları Kayseri Türküsü Blok Flüt Melodika Piyano Notası Ve Şarkı Sözü HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen Derleyen Muzaffer Sarısözen Yöresi Kayseri Gesi Okuyanlar Selda Bağcan Barışmanço Yavuz Bingöl Gesi Bağları Türküsü ve Hikayesi Kayseride annesi ile yasayan genc kız Kayseri iline bağlı gesi kasabasına gelin gider. O zamanın şartlarında ulaşım zor olduğu için genç kız kayseriye gidip gelemez ve annesine olan özlemi onu çok üzer kocası vurdum duymaz gamsız birisidir. Genç kızla hiç ilgilenmez kaynana ise despot ve kötü birisidir geline yapmadık eziyet bırakmaz aradan zaman geçer ve bir çocukları olur çocuğu ile avunmaya çalışır ama nafile annesine olan özlemi bir türlü dinmemiştir. Annesinden hiç haber alamadığı için cok üzülmektedir. Aylar yıllar geçer ve kötü haber gelir annesinin öldügünü ögrenen gelin üzüntüsünden gesinin güzel bagları arasında hem aglar hem de gesibagları türküsünü söyleye söyleye dolaşır durur. Bu şekilde Gesi Bağları türküsü olmuş olur. Gesi Bağları Gesi Bağları'nda Dolanıyorum Yitirdiğim Yarimi Aman Aranıyorum Bir Çift Selamına Güveniyorum Gel Otur Yanıma Hallerimi Söyleyim Halimden Bilmiyor Ben O Yari Neyleyim Gesi Bağları'ndan Gelsin Geçilsin Kurulsun Masalar Rakı Konyak İçilsin Herkes Sevdiğini Alsın Seçilsin Atma Anam Atma Şu Dağların Ardına Kimseler Yanmasın Anam Yansın Derdime Gesi Bağları'nda Üç Top Gülüm Var Hey Allah'tan Korkmaz Sana Bana Ölüm Var Ölüm Varsa Şu Dünyada Zulüm Var Gel Otur Yanıma Hallerimi Söyleyim Halimden Bilmiyor Ben O Yari Neyleyim Yöresi : Kayseri Kaynak Kişi : Ahmet Gazi AYHAN AKORLARI Şarkı SÖzü Em Am Gesi bağlarında dolanıyorum Em Am F Em Yitirdim yarimi, aman aranıyorum Am Em Am F Em Yitirdim yarimi, aman araniyorum Em Am Bir tek selamına güveniyorum Em Am F Em Gel otur yanıma, hallarımı söyleyim Am Em Am F Em Derdimden anlamaz, ben o yari neyleyim Em Am Gesi baglarinda üç top gülüm var Em Am F Em Hey Allahtan korkmaz, sana bana ölüm var Em Am F Em Hey Allahtan korkmaz, sana bana ölüm var Em Am Ölüm varsa bu dünyada zulüm var Em Am F Em Atma anam atma, beni dağlar ardına Am Em Am F Em Kimseler yanmasın anam yansın derdime Blok Flüt melodika piyano org notası sol la si si si si si si la si la (sol) la sol la_ sol(la)(si) la si la sol fa mi la la sol fa sol (fa)(sol) fa mi
Pervane Baget Çevirmek Artislik Hareketler 1 Helikopter Pervanesi Aykut Öğretmen 01:18
Pervane Baget Çevirmek Artislik Hareketler 1 Helikopter Pervanesi Aykut Öğretmen 4.754 izlenme - 8 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut Öğretmen Aykut ilter DrumsStick Baget pervane gibi nasıl çevrili
The Skeleton Dance Öğrencilere İzletitirilecek Videolar Aykut Öğretmen 01:57
The Skeleton Dance Öğrencilere İzletitirilecek Videolar Aykut Öğretmen 4.222 izlenme - 8 yıl önce Hem Öğren Hem Çocuğuna Öğret aykut İlter Aykut Öğretmen iskelet Dansı Videoları
İncirler Olana Kadar Mi Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 04:06
İncirler Olana Kadar Mi Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 4.689 izlenme - 7 yıl önce Bu tuzlu meltem mi böyle ağzımı yakan Yoksa dokundu mu sarf ettiğin o sözler Çökerken sahile gece sinsi bir duman Birer birer uçurumdan atlar hevesler Olacak şey miydi şimdi senin yaptığın Onca işin gücün üzerine birde bu Geçmiyor boğazımdan inanır mısın Sen yokken ne ekmek nede bir yudum su İncirler olana kadar kalsaydın bari Onlarca sözden birini tutsaydın bari Beni böyle habersizce alıp giderken Bavuluna kalbimi de atsaydın bari Aramalar: incirler olana kadar notası, ilyas incir sarkisi, Incirler olana kadar sozleri, ilyas yalcintac incir şarki sözleri, ilyas yalcintas incirler sarki sozleru, lnclrler olana kadar, Incırler olana kadar kalsaydın barı muzık ındır, incir şarkı ilyas, incir şarkı sözü incirler olana kadar sözü
Ders : Bando Boru Trampet Takımı Ritim Kalıpları 01:23
Ders : Bando Boru Trampet Takımı Ritim Kalıpları 3.529 izlenme - 9 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Sinem Öğretmen Bando Boru Trampet Takımı Ritim Kalıpları Beş Para ver Beş Para ver Beş Para Yoksa On Para Ver Çabalama Kaptan Ben Gelememde Çabalama Kaptan Ben Gelemem Çabalama Kaptan Ben Gelememde Çabalama Çabalama Hey İzmir ANtep ANkara Samsun İzmir Antep Ankara Samsun İzmir ANtep Ankara Samsun Ankara Gelibolu Van
İyiki Doğdun Happy Birthday Mi Majör Rast Chord Karaoke 00:40
İyiki Doğdun Happy Birthday Mi Majör Rast Chord Karaoke 3.910 izlenme - 7 yıl önce DOĞUM GÜNÜ ŞARKISI HAPPY BİRTHDAY TO YOU İYİKİ DOĞDUN .... C G Happy birthday to you C Happy birthday to you G F Happy birthday to dear name F C G C Happy birthday to you Some fun facts about Happy Birthday: Happy Birthday was written by 2 sisters from Kentucky named Mildred and Patty Hill. The original song is called 'Good Morning to All', it was used to greet the children of the school where the sisters teached . The actual lyrics 'Happy Birthday to You' appeared for the first time in a book in 1924. Radio and television started picking up the song and that's how it got famous.
Şimdi Uzaklardasın La Majör Hicaz Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 03:32
Şimdi Uzaklardasın La Majör Hicaz Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 2.082 izlenme - 7 yıl önce Şimdi uzaklardasın, gönül hicrânla doldu Hiç ayrılamam derken, kavuşmak hayâl oldu Sevda bahçelerinin çiçekleri hep soldu Hiç ayrılamam derken, kavuşmak hayâl oldu Beste: Zeki Müren Güfte: Zeki Müren Makâm: Sûzinak Usûl: Semâî Seslendiren: Zeki Müren
Öğretmen Marşı Doğa Koleji 24 Kasım Öğretmen Korosu 02:32
Öğretmen Marşı Doğa Koleji 24 Kasım Öğretmen Korosu "alnımızda Bilgilerden Bir Çelenk" 2.365 izlenme - 8 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen Doğa Koleji 24 Kasım Öğretmenler Günü Öğretmen Korosu ÖĞRETMEN MARŞI Alnımızda bilgilerden bir çelenk, Nura doğru can atan Türk genciyiz. Yer yüzünde yoktur, olmaz Türk'e denk; Korku bilmez soyumuz. Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun; Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun. Candan açtık cehle karşı bir savaş, Ey bu yolda ant içen genç arkadaş! Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş; Durma durma koş. Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun; Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun. İsmail Hikmet ERTAYLAN Müzik Bölüm Başkanı İclal MUslu Çağlar Ertorun Elif Yıldızpek Kiymet Aydoğan Mehmet Yiğit Dalgın Ekrem Yanık İrem Şahinoğlu Hatice Türkoğlu Sırrı Laçin Ali Osman Demir Veli Kabak Aykut Ekşinozlugil Erkut Kerpeten Elvan Karataş Cenk Çakıcı Neslihan Başar Hediye Dilek Özkan Özlem Polat Zeynep Öztabak Nesli Çınaroğlu Funda Yolay Çağla Deniz Yıldız Nazlı Bilgin Dinç Aslı Deniz İssi Elçin Erbay Aykut İlter Handan Bayram Hande İdikurt Aylin Güler Gökhan Ünal Emre Altaç Hilal Öztezcan Ege Çakmakkan Halil Altunok Aysel Özçelik Çiğdem Doğmuş Hande Nur Mete Zeynel Tolga Gurer Irmak Sülecik İrem Çeliker Sülin Uysaler Sevilay Kurt Esra Oturmaz Gökhan Tez Fulya İncesur Aslı Kurtul Görkem Asmaz Şevket Ensari Beste Isıl Çakır Mehmet Gundoğdu Fatma Sancarbarlaz Berrin Yahyaoglu Öznur Doğramacı Mustafa Yıldız Tuncay Türkmen Gülhan Süleymanlıgil Gözde Çakır Musa Çakır Melike Bahar Demirel Dilara Erol Ebru Yumlu Emrah Karataş Cantekin Kafalı Yasemin Hür İrem Akyol Begüm Atay Hakan Aygün Gülay Düzenli Özlem Altan Ayşegül Özöncel Figen Aksakal
Herkes Aynı Hayatta Mi Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 03:40
Herkes Aynı Hayatta Mi Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 1.810 izlenme - 7 yıl önce Em F Herkes ayni hayatta F G Kendini birsey sanma G F Ne kadar çok bilirsen F Em O kadar bela basa Em F Sen bilirsin aslinda F G Aklimdan geçenleri G F Zaman herseyi çözer F Em Su beklemek olmasa Am Dm Gözlerimi açsam da G Sen çiksan karsima Gel beni azat et F Am-G-F Kayboldum karanlikta F Ben bizi unutmam G Em Gitmek yakismaz bana F Yolcuyuz hayatta Dm Em Sen gel otur yanima
Hoşgeldin Güzel Annem 2.şarkı Okuma Bayramı Şenliği Şarkı Sözü Ve Notaları 02:09
Hoşgeldin Güzel Annem 2.şarkı Okuma Bayramı Şenliği Şarkı Sözü Ve Notaları 1.847 izlenme - 8 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen Notası için https://plus.google.com/115016758460620534953/posts/fwkgb6qhu1Z https://imageshack.com/i/0k77g4j OKUMA BAYRAMI HOŞGELDİN GÜZEL ANNEM HOŞ GELDİN CANIM BABAM EN MUTLU GÜNÜM BUGÜN OKUYUP YAZDIĞIM GÜN BUGÜN DÜN KİTAPLAR YÜZÜME ALAY EDER BAKARDI HARFLER EĞLENİR BİZLE DUDAK BÜKÜP KAÇARDI BUGÜN HEPSİ ARKADAŞ OKUMA KİTAPLARIM EN HAKİKİ BİRER DOST SEVGİLİ YOLDAŞLARIM "TEMBEL ÇOCUK" DO RE Mİ DO DO RE Mİ DO Mİ FA SOLLL Mİ FA SOLLL SOL LA SOL FA Mİ DOOOO SOL LA SOL FA Mİ DOOOO DO SOLLL DOOO DO SOLLL DOOOO "HAYDİ KALK ARTIK" SOLL Mİİİİ SOL SOL Mİİİİ SOL SOL SOL LA SOL SOL Mİİİİ SOLL Mİİİİ SOL SOL Mİİİİ SOL SOL SOL LA SOL SOL Mİİİİ SOL SOL Mİİ Mİİİİ SOL SOL Mİİ Mİİİİ SOL SOL SOL LA SOL SOL Mİİİİ SOL SOL Mİİ Mİİİİ SOL SOL Mİİ Mİİİİ SOL SOL SOL LA SOL SOL Mİİİİ SOL SOL LAAAA SOL SOL LAAAAA ( yavaşla ve bitir.) "ÇOK ÇALIŞKAN OLMALIYIZ" DO REE Mİİİ REE Mİİİİİİİ RE Mİ RE DOO Mİ FA SOL FA SOLLL FA SOL FA Mİİİİİİ SOL SOL LA SOL FAAA FA FA SOL FA Mİİİİ Mİ FA Mİİİ REEE SOL FA Mİ RE DOOO SOL SOL LA SOL FAAA FA FA SOL FA Mİİİİ Mİ FA Mİİİ REEE SOL FA Mİ RE DOOO "DONDURMA / NEŞELİ GÜNLER" DO REE Mİİİ DOOO Mİİİ DOO Mİİİ REEE Mİİİ FA FA Mİ RE FAAA Mİİ FA SOLLL Mİ SOLLL Mİ SOLLL FAA SOLL LA LA SOL FA LAAA SOLLLLL DO RE Mİ FA SOL LAAAA LAAA RE Mİ FA SOL LA Sİİİİİİİ Sİİİİİİ Mİ FA SOL LASİ DOOOO DO Sİ LAAA FAAA Sİİİ SOLLL DOO SOLL Mİİİ DOOOOO "ABC" ŞARKISI DO DO Sİ Sİ LA LA SOL SOL FA FA Mİ Mİ RE RE DOOO Mİ Mİ Mİİİİİİİ FA FA FAAA SOL SOL LA Sİ DOOO SOLLLL Mİİİ Mİ Mİ Mİİİİİİİ FA FA FAAA SOL SOL LA Sİ DOOO Mİ Mİ Mİİİİİİİ FA FA FAAA SOL SOL LA Sİ DOOO SOLLLL Mİİİ Mİ Mİ Mİİİİİİİ FA FA FAAA SOL SOL LA Sİ DOOO SOL SOL SOL LAAA Mİİİİİ FA FA FA FA Mİİİ RE REEEEE SOL SOL SOL LAAA Mİİİİİ FA FA FA LAA LAA SOLA SOLLLLL DO DO Sİ DO SOL Mİİİİİİ RE RE RE Mİ FA SOLLLLL DO DO Sİ DO SOL Mİİİİİİ SOL SOL SOL LA Sİ DOOOOOO
Aykut Öğretmen Ritim Kart Set  Rhythm Cards Set  Nota Değerleri 01:34
Aykut Öğretmen Ritim Kart Set Rhythm Cards Set Nota Değerleri 1.726 izlenme - 8 yıl önce Ritim Kart Set 4 Rhythm Cards Set 4 Nota Değerleri Aykut Öğretmen ritim Kartı İle Nota Değerlerini Öğrenmek Van İz-mir Sus hem Öğren Hem Çocuğuna Öğret aykut İlter Aykut Öğretmen nota Nedir? seslerin İncelik, Kalınlıkları İle Sürelerini Gösteren İşaretlere Denir. Porte Üzerinde Her Bir Nota, Farklı Yerlere (çizgi Üzerine Veya Aralığa) Ve Farklı Biçimlerde Yazılır. Her Bir Nota Harflerle De Gösterilir. do = C, Re = D, Mi = E, Fa = F, Sol = G, La = A Ve Si = B nota Değerleri: en Büyük Birim: Tam Sestir. Birlik Nota Denilir. Bu Sesin/notanın Yarısına ½ Lik Nota Kısaca: İkilik Nota Denilir. Buradaki Bir Ve Bölü Kelimeleri Okunmaz. İkilik Notanın Yarısına ¼ Lük, Yani Dörtlük Nota Denir. Dörtlük Notanın Yarısına 1/8 Lik Yani Sekizlik Nota Denir. Sekizlik Notanın Yarısına 1/16 Lık Yani Onaltılık Nota Denir. ritim Kart,rhythm Cards,nota Değerleri,aykut Öğretmen,set 1,van,izmir,sus,es,sakarya,ankara,gelibolu,karaman,birlik Nota,ikilik Nota,sekizlik Nota,dörtlük Nota,çeyrek Nota,yarım Nota
İstiklal Marşı Karaoke 01:04
İstiklal Marşı Karaoke 1.718 izlenme - 8 yıl önce Aykut öğretmen İstiklal Marşı Karaoke Mi Minör Md Altyapısı Marş Sözü Marşın Doğru Okunuşu Aykut öğretmen aykut ilter öğretmen,müzik ve eğitim,aykut öğretmen,prozedi söyleniş,eğitim ve müzik kanalı,istiklal marşı,diksiyon,türkiye milli marşı,karaoke,lyrics,marşın sözleri,doğru okuyuş Yeni videolardan haberdar olun ABONE OLUN. Emeğe Saygı Çerçevesinde Videoyu Beğenip Paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızla destek olursanız katkı sağlamış olursunuz. Müzik Malzemeleri ile ilgili özel sitemden dan tüm müzik malzemelerini inceleyebilirsiniz. Bana telefon ile ulaşabilirsiniz. İstiklal Marşımızı Düzgün Okumak Koro Okunuşu Nota Ve Karaoke Lyrics Md Altyapısı aykut öğretmen,prozedi söyleniş,eğitim ve müzik kanalı,istiklal marşı,diksiyon,türkiye milli marşı eğitim ve müzik kanalı,istiklal marşı,diksiyon,prozedi söyleniş,karaoke,aykut öğretmen,istiklal marşı Yeni videolardan haberdar olun ABONE OLUN. Emeğe Saygı Çerçevesinde Videoyu Beğenip Paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızla destek olursanız katkı sağlamış olursunuz. Müzik Malzemeleri ile ilgili www.aykutilter.com dan tüm müzik malzemelerini inceleyebilirsiniz. Bana 90 0532 322 2351 numaralı telefon ile whatsapp tan ulaşabilirsiniz. Hem Ogren Hem Cocuguna Ogret istiklâl Marşımızı Güzel Okumak Korkma, Sönmez Bu Şafak...larda Yüzen Al Sancak; Sönmeden Yurdu... Munüstünde Tüten En Son Ocak Obe... Nim Milletimin... Yıldızıdır, Par-la-yacak; O Benim Dir...... O Benim Mil-le-ti-min-dir Ancak...çatma, Kurban Olayım Çehreni Ey Nazlı Hilâl ! Kahraman Irkı Ma Bir Gül Ne Bu Şiddet, Bu Celâl Sana Olmaz Dö -- Kü - Len Kanlarımız Sonra Helâl...hakkıdır, Hak-ka Tapan, Milletimin İs-tik-lâl...!mehmet Akif Ersoy Zeki Üngöristiklâl Marşı Nedir, Ne Anlama Gelir? (istiklal Marşı'nın Kabulü Ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü Yazılar, Bilgiler 12 Mart)istiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Milli Marşıdır.sözleri Mehmet Akif Ersoy'un Bestesi Osman Zeki Üngör'ündür. 12 Mart 1921'de Tbmm Tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin, Milli Marşı Olarak Kabul Edildi.istiklal Harbi'nin En Heyecanlı Günlerinde Toplumu Biraraya Getirici Ve Ortak Duygularını Canlandırıcı Bir Milli Marş Gereksinimini Gidermek Amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de Bir Güfte Yarışması Düzenledi. Bu Yarışmaya 724 Şiir Katıldı. Kazanan Güfteye Para Ödülü Konduğu İçin Önce Yarışmaya Katılmak İstemeyen Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin Israrı Üzerine Kahraman Ordumuza Adadığı Şiirini Yarışmaya Soktu. Tbmm'nin 12 Mart 1921 Tarihli Oturumunda Mehmet Akif'in Şiiri Milli Marş Olarak Kabul Edildi.şiirin Bestelenmesi İçin Açılan İkinci Yarışmaya 24 Besteci Katıldı. 1924 Yılında Ankara'da Toplanan Seçici Kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın Bestesini Kabul Etti. Bu Beste 1930 Yılına Kadar Çalındıysa Da 1930'da Değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı Orkestrası Şefi Zeki Üngör'ün 1922'de Hazırladığı Bugünkü Beste Yürürlüğe Kondu.marşın Armonileşmesini Edgar Manas, Bando Düzenlemesini İhsan Servet Künçer Yaptı. Şiir 9 Dörtlük 12 Mart 1921'de Tbmm Tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin, Milli Marşı Olarak Kabul Edildi.istiklal Harbi'nin En Heyecanlı Günlerinde Toplumu Biraraya Getirici Ve Ortak Duygularını Canlandırıcı Bir Milli Marş Gereksinimini Gidermek Amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de Bir Güfte Yarışması Düzenledi. Bu Yarışmaya 724 Şiir Katıldı. Kazanan Güfteye Para Ödülü Konduğu İçin Önce Yarışmaya Katılmak İstemeyen Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin Israrı Üzerine Kahraman Ordumuza Adadığı Şiirini Yarışmaya Soktu. Tbmm'nin 12 Mart 1921 Tarihli Oturumunda Mehmet Akif'in Şiiri Milli Marş Olarak Kabul Edildi.şiirin Bestelenmesi İçin Açılan İkinci Yarışmaya 24 Besteci Katıldı. 1924 Yılında Ankara'da Toplanan Seçici Kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın Bestesini Kabul Etti. Bu Beste 1930 Yılına Kadar Çalındıysa Da 1930'da Değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı Orkestrası Şefi Zeki Üngör'ün 1922'de Hazırladığı Bugünkü Beste Yürürlüğe Kondu.marşın Armonileşmesini Edgar Manas, Bando Düzenlemesini İhsan Servet Künçer Yaptı. Şiir 9 Dörtlük Ve 1 Beşlikten Oluşur. İlk İki Dörtlük İstiklal Marşı'nın Güftesi Olarak Söylenir.
KEKLİK GİBİ Si Minör Uşşak Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 03:30
KEKLİK GİBİ Si Minör Uşşak Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 1.363 izlenme - 7 yıl önce Erzincan-Salih Dündar-Muzaffer Sarısözen DM C F C Keklik gibi kanadımı süzmedim DM C F C DM Murad alıp doya doya gezmedim DM C F C DM Bu kara yazıyı kendim yazmadım DM C F C DM C Alnıma yazılmış bu kara yazı C F DM Kader böyle imiş ağlarım bazı F C DM DM Gülüm ey sebebim ey DM-C-F-C Geceleri uyku girmez gözüme Zalım yastık diken oldu yüzüme Uyma dedim uydun eller sözüne Aman aman Alnıma yazılmış bu kara yazı Kader böyle imiş ağlarım bazı Gülüm ey sebebim ey keklik gibi,karaoke,şarkı sözü,md altyapısı,erzincan türküsü,aykut öğretmen
Suzan Suzi La Minör Uşşak Chord Karaoke Kırklardağının Düzü Şarkı Sözü Md Altyapısı 03:30
Suzan Suzi La Minör Uşşak Chord Karaoke Kırklardağının Düzü Şarkı Sözü Md Altyapısı 1.338 izlenme - 7 yıl önce Am C G Am Kırklardağı'nın düzü sular apardı bizi (x2) Am C G F Dm Em Kör olasın suzan suzi suzan suzi suzan suzi ziyaret çarptı bizi (x2) Am C G Am Köprüaltı kapkara suzan gel beni ara (x2) Am C G F Dm Saçlarıma kumlar doldu kumlar doldu kumlar doldu tarak getir sen tara (x2) suzan suzi,diyarbakır türküsü,şarkı sözü,chord karaoke,mad altyapısı,aykut öğretmen
Buruk Acı Si Majör Segah Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 03:59
Buruk Acı Si Majör Segah Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 1.040 izlenme - 7 yıl önce Buruk Acı’yı kim yazdı? turkansoray Yıllardır sözlerini Türkan Şoray’ın yazdığını sandığımız, bir çok kayıtta ve hatta şarkının içinde geçtiği filmde de böyle yazılan gerçeğin aslında farklı olduğu ortaya çıktı. Buruk Acı’yı gerçekte kim yazdı? Teoman Alpay’ın unutulmaz şarkısı Buruk Acı, Türk Sineması şarkıları dendiğinde akla ilk gelenlerden bir tanesidir. Filmde Belkıs Özener’in seslendirdiği şarkıyı plağa okuyan isim ise Gönül Yazar olmuştu. Gerek filmde gerekse Esin Engin ve Teoman Alpay’ın plaklarında şarkının sözleri Türkan Şoray’a ait olduğu yazılmış, Ossi Müzik’in bu şarkıya da yer verdiği Karma Pop albümünde de kayıtlara bu şekilde geçilmişti. Gönül Yazar albümünde ise sözler, plağın üzerindeki gibi Sennur Sezer’e ait yazılıydı. Peki gerçek neydi, Buruk Acı’yı Türkan Şoray mı yoksa Sennur Sezer mi yazmıştı? Yoksa bu işin altında başka bir iş mi vardı? Olayın iç yüzünü Yücel Sarpdere, Evrensel’de yazdı… Buruk Acı Meseleyi Adnan Özyalçıner anlatmıştı. 70’li yıllarda Yeni İstanbul Gazetesi adıyla bir gazete yayımlanıyordu. Tiraj artışı için yol yöntem düşünülüyordu. O vakitler gazetelerde günlük tefrika halinde yayınlanan romanlar ilgi görüyordu. Akıllara bir fikir geldi. Bir yazarla anlaşılacak; yazdığı roman gazetede tefrika edilecek… Fakat Türkan Şoray’ın imzası atılacaktı! Tefrika için Adnan Özyalçıner’e gelindi. Adnan Özyalçıner her gün tefrikayı yazıyor, gazetede Türkan Şoray imzasıyla yayınlanıyordu. Tefrika çok etkili oldu. Yeni İstanbul Gazetesi bir anda 60 bin tiraj aldı. Romanın bir yerinde kahramanın şarkı söylemesi gerekiyordu. Adnan Özyalçıner’de, Sennur Sezer’e şiir yazması için rica etti. Sennur Sezer, o meşhur “Buruk Acı” şiirini işte böyle yazdı. Daha sonra roman filme çekildi. Film oldukça ses getirdi. Ama filmden daha öne çıkan şey, “Buruk Acı” şarkısı olmuştu. Şarkı dillere dolandı. “Gurbet içimde bir ok, her şey bana yabancı, Hayat öyle bir han ki, acı içinde hancı. Sevmek korkulu rüya, yalnızlık büyük acı, Hangi kapıyı çalsam, karşımda buruk acı. Yıllar yılı gönlümde, bir gün sabah olmadı, Bu ne bitmez çileymiş, neden hâlâ dolmadı. Sevmek korkulu rüya, yalnızlık büyük acı, Hangi kapıyı çalsam, karşımda buruk acı. Ruhumda bir yara var, için için kanıyor, Kalbimde buruk acı, alev alev yanıyor. Sevmek korkulu rüya, yalnızlık büyük acı, Hangi kapıyı çalsam, karşımda buruk acı.” *** Gerçekten de duyanı hemen etkileyen bu sözler, akıllarda yer etti. Ama tıpkı romanı gibi şiir de yıllarca Türkan Şoray’ın bilindi. Aslında Sennur Sezer’in ellerinden dökülmüştü. Burada haksızlık etmemek için bir parantez açmak lazım. Türkan Şoray, Türk sinemasına büyük emeği geçmiş en nitelikli oyuncularımızdandır. Hem yeteneği, hem de kişiliği ile halkın kalbinde özel bir yere oturmuştur. Zaten o da, meşhur şiirin kendisine ait olmadığını söylemiş bulunuyor. Bugüne kadar müzik adına kaliteli işler sunan ‘Kalan Müzik’ önümüzdeki günlerde “Yeşilçam Şarkıları” adıyla piyasaya iki CD çıkartıyor. Bu iki CD’de Sennur Sezer’in birer şiirinden bestelenmiş iki parça yer alıyor. Bunlardan birisi de “Buruk Acı” Böylece geç de olsa edebiyatımızın iki seçkin ismi, güçlü kalemi ve emekçisi Sennur Sezer ve Adnan Özyalçıner’e hakları verilmiş oluyor! Tabii bu durum sanat ve edebiyat severleri mutlu ediyor. Çünkü hepimizin öğretmenleri olarak Sennur Sezer ve Adnan Özyalçıner, her şeyin en iyisini, en güzelini hak ediyor. Teşekkürler, Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner. Teşekkürler Türkan Şoray. Teşekkürler Kalan Müzik ve Hasan Saltuk Yücel Sarpdere/Evrensel About these ads İlgili Ziynet Sali: Eurovision teklifine sevinirim "EUROVISION" içinde Bendeniz'e şok suçlama! "MÜZİK" içinde “Taşbebek” geri dönüyor! GÖNÜL YAZAR - FOREVER "gönül yazar" içinde Ekim 19, 2006 by krunch k. Kategoriler: NOSTALJİ | 7 Yorum Yazı dolaşımı Ajda’ya laf attı!‘7’n bitirdin’ Nazan… “Buruk Acı’yı kim yazdı?” üzerine 7 düşünce volkanabur dedi ki: Ekim 20, 2006, 5:22 pm Geçen gün Kim 500 milyar ister’de Buruk Acı’nın söz yazarı soruldu ve yanıt Türkan Şoray idi. Cevapla Burcu dedi ki: Mart 5, 2007, 10:05 pm Ben Konya’ danım… Buruk Acının yazımı araştırıyorum… yazılmayan bir şeyin sahiplenmesi kolay… Ne polemik olsun nede başka bir amaçlı bunu söylemiyorum ama bunun yazarı dedemdir…AHMET FUAT EROL… Hatta o zamanlar dedem bunu yazdığında bir dergide yayınlanmıştı. Dedem ilk görevini İvriz İlkokulunda yaptı. Bu okuldayken yazdı ve o zaman bir yerel dergide yayınlandı! Daha sonra da herkes tarafından sahiplenildi. Araştırılarak bu konuya açıklık getirlmesini çok istiyorum! Eğer ilgilenilirse cok sevinirim. Teşekkürler… Cevapla Raziye Sündüs Aslan dedi ki: Mart 6, 2007, 1:55 pm Merhaba öncelikle bu konunun üzerinde durduğunuz için teşekkür ederim.Çünkü böylece belki de yıllardır tüm ailemin içini acıtan bir durum aydınlanacak.En başta da dedemin.Tabi bizler genç kuşak olduğumuz için buna şahit olabilme şansımız olmadı ama bunu dedemin ağzından bizzat duydum.Öğretmen daha sonra da müfettiş olan dedemin bu şiiri o dönemin en aydın dergilerinden “Köy Enstitüsü Dergilerinde” yayınlanmış. Dedelerimiz,büyükannelerimiz hatta anne ve babalarımız da bilirler ki köt enstitüleri bir çok yazar ve şair yetiştirmiş dopdolu bir kurumdur. Şimdi sizden bu iletiyi dikkate alıp değerlendirmenizi ve arşivlere ulaşarak bu tartışmayı aydınlatmanızı bekliyorum. Hiç bir maddi menfaat söz konusu değil,tüm ailem adına konuşabilirim ki bizim tek istediğimiz layık olduğu gibi şarkı sözlerinin karşısına dedemin adının; ‘Ahmet Fuat Erol’ un yazılmasıdır. teşekkürler… Cevapla Raziye Sündüs Aslan dedi ki: Mart 6, 2007, 1:56 pm Bu arada dedem artık ne yazıkki hayatta değil.En azından adının yaşamasını hak ediyor… Cevapla berrin ceylan dedi ki: Mart 7, 2007, 6:38 pm öncelikle böyle bir konuya değindiğiniz için teşekkür ederim..!Ama ben çok iyi biliyorum ki BURUK ACI şarkısının sözlerini sayın TÜRKAN ŞORAY yazmıştır.Ben bütün kaynakları araştırdım ve bu sonuzu elde ettim.Beyler ve bayanlar bu şarkıyı TÜRKAN ŞORAY yazmıştır Cevapla Burcu ASLAN dedi ki: Mart 24, 2007, 1:36 pm ”Buruk Acı” şarkı sözlerini hala sayın Türkan Şoray’ ın yazdığı idda ediliyor… ”Ben bütün kaynakları araştırdım ve bu sonucu elde ettim.Beyler ve bayanlar bu şarkıyı TÜRKAN ŞORAY yazmıştır” bu cümleler gerçekten hiç birşeyin araştırılması yapılmadığının göstergesidir… Eğer gerçekten bir araştırma yapıldıysa siz bunların ismini verebilmelisiniz… “Köy Enstitüsü Dergilerinde” yayınladığını biz söyleyebiliyoruz… Biz sadece bunların arşivlerinin incelenmesini istiyoruz. Bizim arşivleri bulma yada inceleme gibi fazla bir imkanımız yok! BURUK ACI şarkı sözlerini AHMET FUAT EROL yazmıştır… Tekrar dile getirelim maddi anlamda hiç bir çıkar gözetmiyoruz… Dedemizin emeğine saygı gösterilip, gerçektede olduğu gibi Buruk Acı şarkı sözlerinin altına AHMET FUAT EROL’ un adının yazılmasıdır…Olması gereken ve hakedilen şey budur… Hiç birşey araştırılmadan ”ben araştırdım, kaynaklara baktım bunu yazan şu şahısdır bu şahısdır” denilmeside saçmalıktan ve tartışma çıkarmak istemekten başka birşey değildir… Biz isim verebiliyoruz… Bunların arşivleri incelenilirse doğruluğunu sizde göreceksiniz…teşekkür ederim…
Ahirim Sensin Si Majör Hüzzam Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü Neşet Ertaş 04:51
Ahirim Sensin Si Majör Hüzzam Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü Neşet Ertaş 996 izlenme - 7 yıl önce Ahirim Sensin Neset Ertaş Cahildim Dünyanın Rengine Kandım Hayale Aldandım Boşuna Yandım Seni İlelebet Benimsin Sandım Ölürüm Sevdiğim Zehirim Sensin Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin Sözüm Yok Şu Benden Kırıldığına Gidip Başka Dala Sarıldığıma Gönülüm İnanmıyor Ayrıldığına Gözyaşım Sen Oldun Kahirim Sensin Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin Garibim Can Yıkıp Gönül Kırmadım Senden Ayrı Ben Bir Mekan Kurmadım Daha Bir Gönüle İkrar Vermedim Batınım Sen Oldun Zahirim Sensin Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin
Cumhuriyet Hürriyet Demek Edremit Mektebim Okulu Yan Flüt Keman Piyano 01:06
Cumhuriyet Hürriyet Demek Edremit Mektebim Okulu Yan Flüt Keman Piyano 671 izlenme - 8 yıl önce Edremit Mektebim Okulu Keman Türker Çinçe Yan Flüt Zeynep Piyano Filiz Öğretmen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Cumhuriyet Şarkı Sözü: Cumhuriyet hürriyet demek, ... Edremit Mektebim Okulu Keman Türker Çinçe Yan Flüt Zeynep Piyano Filiz Öğretmen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Cumhuriyet Şarkı Sözü: Cumhuriyet hürriyet demek, Cumhuriyet özgürce yaşamak, Uygarlığa, çağdaşlığa Durmadan yılmadan koşmak demek Cumhuriyet mutluluk demek, Cumhuriyet kol kola yürümek Uygarlığa, çağdaşlığa Durmadan yılmadan koşmak demek
İstiklal Marşı Piyano Eşlik 1 Mi Minör Bayrak Töreni İki El Fa Anahtarı (Aykut Öğretmen) 02:01
İstiklal Marşı Piyano Eşlik 1 Mi Minör Bayrak Töreni İki El Fa Anahtarı (Aykut Öğretmen) 783 izlenme - 8 yıl önce HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut ilter Aykut Öğretmen İstiklal Marşı Piyano Eşlik Notası Marş sözü notası blok flüt notaları akorları piyano eşlik mi minör video linki karaoke prozodi vurgu doğru okuyuş 12 Mart 1921 İstiklal Marşının Kabulü İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin[1] millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından "İstiklâl Marşı" olarak kabul edilmiştir. Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir] Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla[2] kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.[3][4][5] Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir.[6] Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin esas sebebi de (Örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.[7][8] İlgili maddeler[değiştir | kaynağı değiştir] Türkiye'de eğitim kurumlarının sınıf duvarlarında yer alan İstiklâl Marşı panosu. Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi (solda), Türk bayrağı ve Mustafa Kemal Atatürk resmi (orta), İstiklâl Marşı (sağda). Türkiye Türkiye Kuzey Kıbrıs Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ulusal Marşı Diğer ismi Osmanlıca: Güfte Mehmet Âkif Ersoy, 1921 Beste Osman Zeki Üngör Kabul tarihi 12 Mart 1921 İstiklal Marşı (enstrümental) Mehmet Âkif Ersoy Hamdullah Suphi Tanrıöver Osman Zeki Üngör (İstiklâl Marşı'nın son bestecisi) Ali Rıfat Çağatay (İstiklâl Marşı'nın ilk bestecisi) İstiklal Marşı Em D Am Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Em D Am Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. Em D Am O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! Em D Am O benimdir, o benim milletimindir ancak! Em D Am Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Em D Am Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celâl? Em D Am Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Em D Am Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal. DOĞRU VURGULU OKUNUŞU KORK.. MA… SÖN… MEZ… BU… ŞAFAK… LAR… DA… YÜ…ZEN… AL… SANCAK… SÖNMEDEN YUR… DU… MUN-ÜS-TÜN-DE TÜ-TE…..NEN-SON-OCAK OBE…NİM... MİL-LE… Tİ… MİN… YILDIZI-DIR… PAR… LA…YA-CAKO-BENİM DİR…O…BE-NİM-MİL-LE-Tİ-MİN-DİR…AN-CAK… ÇAT… MA… KUR… BAN… O… LA-YIM… ÇEH… RE… Nİ… EY… NAZ-LI… Hİ-LAL… KAHRAMA-NIR… KI… MA-BİR-GÜL-NE… BU-ŞİD-DET-BU-CE-LAL-SANA… OL-MAZ-DÖ… KÜ… LEN… KAN-LARI…MIZ…SON…RA…HELAL-HAK-KI-DIR HAK…KA-TA-PAN-MİLLE-Tİ...Mİ-NİS…TİK-LAL…
Dido Re Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 04:27
Dido Re Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 849 izlenme - 7 yıl önce Em F Em Dağlarda gezen kartalım kırıldımı kanatların Em F G F Em Can mı çıktı boğazından niye düştün düz tarlaya (a) Em Dm Em ) Tut elimden kalk gidilim uy gidelim ziganaya ) 2 (b) Em F G Am G Na ni na dido dido anam dido dido babam ) F Em ) 2 Dido dido na ni na ) Em F Em Kalk ayağa çık dağlara uğrama hiç şehirlere Em F G F Em Bilmezler ne gelmiş başa burda ağlamak bile yasak Tekrar (a) Tekrar (b) Volkan Konak - Dido KULLANILAN AKORLAR (Beta) Em 0 2 2 0 0 0 3 x 2 0 0 0 x 2 5 x x 0 F 1 3 3 2 1 1 x 0 3 2 1 1 x 3 3 2 1 1 G x 10 12 12 12 10 3 2 0 0 0 3 3 2 0 0 3 3 Dm x 0 0 2 3 1 Am x 0 2 2 1 0 x 0 7 5 5 5 x 3 2 2 1 0 16 Şubat 2013 Cumartesi tarihinde #byTolga yazmıştı: Arkadaşlar Şarkının akoru AYKYAY (Üst Alt Est- i bo lu) Arpej : PİMAMİ AüstAaltYYKY bu ritimde uyumlu gidiyo arkadaşlar Bu Yoruma Cevap Ver fedcobain | 03 Ağustos 2013 Cumartesi 11:29 18 Haziran 2012 Pazartesi tarihinde sberkehan yazmıştı: Em-------------------------Am -----------Dm ----Em Tut elimden kalk gidilim uy gidelim ziganaya sadec e yanlıs bus am yerinde c kullan Bu Yoruma Cevap Ver mehmetkoc | 29 Temmuz 2013 Pazartesi 15:27 Arkadaşlar Şarkının akoru AYKYAY (Üst Alt Est- i bo lu) Arpej : PİMAMİ Bu Yoruma Cevap Ver #byTolga | 16 Şubat 2013 Cumartesi 22:01 09 Ağustos 2012 Perşembe tarihinde Feliboy yazmıştı: kapo yokmu? ben kapo 2 kullanıyorum Bu Yoruma Cevap Ver muluturk | 13 Ocak 2013 Pazar 23:58 kapo yokmu? Bu Yoruma Cevap Ver Feliboy | 09 Ağustos 2012 Perşembe 19:15 kazım koyuncu dido daha ii :D bununda akorlar ii napcaz şimdi :D Bu Yoruma Cevap Ver sberkehan | 05 Ağustos 2012 Pazar 00:20 Em-------------------------Am -----------Dm ----Em Tut elimden kalk gidilim uy gidelim ziganaya sadec e yanlıs bus Bu Yoruma Cevap Ver sberkehan | 18 Haziran 2012 Pazartesi 21:17 folk Bu Yoruma Cevap Ver umuricoz | 13 Haziran 2012 Çarşamba 19:30 folk Bu Yoruma Cevap Ver umuricoz | 13 Haziran 2012 Çarşamba 19:30 bunun arpej modelini bilen var mii ? Bu Yoruma Cevap Ver Ebru =) | 12 Temmuz 2010 Pazartesi 15:34 orta şekerli tutturmuşun eline sağlıık Bu Yoruma Cevap Ver C€MoC@n | 16 Aralık 2009 Çarşamba 10:48 BUNUN RİTMİ NEEEE BİLEN VARSAA SÖYLESİN LÜTFEN... Bu Yoruma Cevap Ver black_deaht | 25 Ekim 2009 Pazar 19:34 grçktn tebrikler Bu Yoruma Cevap Ver bayfrodo | 18 Temmuz 2009 Cumartesi 11:52 bunun ritmi nedir beyler yeniyimde Bu Yoruma Cevap Ver Nèch0 | 24 Haziran 2009 Çarşamba 18:12 eksiklerin var ama fena deil emeğine sağlık!! Bu Yoruma Cevap Ver yellowsugar_92 | 16 Eylül 2008 Salı 22:31 ya bazı yerlerde em yi basmaya gerek yok o kadar gerisi dogru sanırım Bu Yoruma Cevap Ver apoloji | 25 Ağustos 2008 Pazartesi 11:33 heheheh Bu Yoruma Cevap Ver hipi | 09 Ağustos 2008 Cumartesi 21:49 olmamış bu olsun emeğe saygı çalışmak alzım samils dediğin doğru üstat ..... Bu Yoruma Cevap Ver murti_fb | 17 Nisan 2008 Perşembe 23:36 EM kısmı yanlış gibi nese daha bakıcazz.... eywalh.. Bu Yoruma Cevap Ver catay | 30 Temmuz 2007 Pazartesi 15:46 kardeşim olmamış yaa ama sağlık olsun olur böyle hatalar hiç sıkma canını Bu Yoruma Cevap Ver YALINİZ | 12 Temmuz 2007 Perşembe 22:24 helal olsun ! Bu Yoruma Cevap Ver beta48 | 30 Haziran 2007 Cumartesi 00:20 tut ekimden derken (G) araya bir F atıp Dm ve Em bitiş eksikler var! Bu Yoruma Cevap Ver icarus | 11 Kasım 2006 Cumartesi 19:27 olmus ama tam degil Bu Yoruma Cevap Ver volkansen55 | 27 Mayıs 2006 Cumartesi 17:24 süper olmuş ellerine saglik Bu Yoruma Cevap Ver emeren | 10 Kasım 2005 Perşembe 20:08 AH BE KAREŞİM OLMAMIŞ OLMUŞ DİYENLERE BAKMA SEN BİDAHA BAK İYİCE ÇAL ANLARSIN AMA SAOL ELLERİNE SAĞĞLIK Bu Yoruma Cevap Ver gitarist_artist | 22 Ekim 2005 Cumartesi 16:56 arkadaşımın emeğine saygı duyuyorum uğraşmış fakat kanımca yanlış diye nitelendirebileceğim yerler var. 1- söz kısmını bir de şu akorlarla deneyin: Em F Dm Dağlarda gezen kartalım kırıldımı kanatların Em F Dm Em Can mı çıktı boğazından niye düştün düz tarlaya (hatta G bile fazla) 2- tut elimden kısmı: G Dm Em Tut elimden kalk gidelim oy gidelim ziganaya G F G F Em Tut elimden kalk gidelim oy gidelim ziganaya onun dışında nakaratta sorun yok ama na ni na kısmında akor basmaya gerek yok zaten orda duraksama oluyor. nacizane fikrimdi... arkadaşımın gene de eline sağlık... Bu Yoruma Cevap Ver samils | 09 Ekim 2005 Pazar 04:38 helal Bu Yoruma Cevap Ver Heavy_MeTaLLiCa | 06 Ekim 2005 Perşembe 23:25 Ellerine sağlık kardeş Bu Yoruma Cevap Ver asi cocuk | 30 Eylül 2005 Cuma 20:06 karrrdeş işi iyi biliyorsun helal olsun Bu Yoruma Cevap Ver M.c.Y | 14 Temmuz 2005 Perşembe 23:10 guzel olmusta lutfen ritminide yazarsan sevinirim:)))) Bu Yoruma Cevap Ver sevmeh | 11 Temmuz 2005 Pazartesi 14:30 gayet güzel olmuş kardeş yolun açık olsun Bu Yoruma Cevap Ver ghost rock | 06 Temmuz 2005 Çarşamba 15:21 süper olmus Bu Yoruma Cevap Ver ufaklık buky | 04 Temmuz 2005 Pazartesi 13:40 süper olmus Bu Yoruma Cevap Ver ufaklık buky | 04 Temmuz 2005 Pazartesi 13:39 gerçekten çok güzel olmuş da ritmini de yazrsan sevinirim Bu Yoruma Cevap Ver sercan_gitar | 01 Temmuz 2005 Cuma 18:21 bu kadar oluuuuuurrrr teb rik lerrrrrrrr Bu Yoruma Cevap Ver ElViS_PRESLEY | 27 Nisan 2005 Çarşamba 11:40 neyine yorum yapayim be dostum Bu Yoruma Cevap Ver ByCaSPeR | 12 Nisan 2005 Salı 16:34 neyine yorum yapayim be dostum Bu Yoruma Cevap Ver ByCaSPeR | 12 Nisan 2005 Salı 16:34 neyine yorum yapayim be dostum Bu Yoruma Cevap Ver ByCaSPeR | 12 Nisan 2005 Salı 16:34 neyine yorum yapayim be dostum Bu Yoruma Cevap Ver ByCaSPeR | 12 Nisan 2005 Salı 16:34 neyine yorum yapayim be dostum Bu Yoruma Cevap Ver ByCaSPeR | 12 Nisan 2005 Salı 16:34
Kader Diyemezsin La Majör Hicaz Karaoke Nihat Demirci 04:22
Kader Diyemezsin La Majör Hicaz Karaoke Nihat Demirci 822 izlenme - 7 yıl önce Kader diyemezsin sen kendin ettin Aşkıma sevgime ihanet ettin Yalvarışın çok geç beni kaybettin Dönme artık seni ben de terkettim Hani mutluluktu bu aşkın sonu Hani sevecektin bir ömür boyu Nasıl yaptın zalim sen bana bunu Kader diyemezsin sen kendin ettin Şimdi gözlerimde boş bir anısın Sen gerçek aşkımın sahte yanısın Sana değil tanrım bana acısın Bu kötü günlere sen sebep oldun Söz: K. Yarbaykoç - A. İhsan Kısaç Müzik: A. İhsan Kısaç
Beykent Mektebim Okulu 29 Ekim Oratoryosu Cahit Külebi den 18:06
Beykent Mektebim Okulu 29 Ekim Oratoryosu Cahit Külebi den 752 izlenme - 7 yıl önce Mektebim Okulları Tanıtım Filmi Mektebim Okulları Hakkında Tanıtıcı Bilgi Mektebim Okulları HEMEN KAYIT OLUN 444 30 95 MEKTEBİM OKULLARI BAŞARININ ANAHTARI Kendini gerçekleştirmiş mutlu ve başarılı insanlardan oluşan toplum; öncelikli olarak çocuklarının geleceğini şansa bırakmayan başarının tesadüf olmadığını bilen toplumdur. Deneyimli eğitim - öğretim kadrosunun kazandırılacağı birikimle beslenecek olan Mektebim Okulları: anaokulundan liseye uzanan eğitim zincirinde, bu sorumluluğun bilinciyle, sürekli kişisel gilişimi ilke edinecektir. Okullarımız hem yeni kampüsleriyle hem de eğitim bilimdeki değişimlere ayak uydurarak sürekli gelişmektedir. Eğitime yapılan yatırım insana yatırımdır... İnsana yatırım, başarı ve hızlı gelişim olarak geri döner. Vizyonumuz, İçinde yaşanılan zamanın gereklerine göre değil, gelecek yüzyılların ihtiyaçlarını bilip ona göre hazırlıklarını yaparak tüm öğrencilerini Atatürk ilke ve devrimleri ışığında akademik ve sosyal yönden ulusal ve uluslararası toplumların her zaman en önde gelen bireyleri olarak yetiştirmek ve tüm dünyada örnek alınacak bir eğitim kurumu olmaktır. Misyonumuz, ana sınıfından 12. sınıfa kadar bütünlük taşıyan ve bireysel farklılıkları gözeten eğitimiyle yüksek akademik standartlara sahip, çağdaş dünyaya ayak uydurabilen, yeniliklere açık, millî ve manevi değerlere sahip, çevresiyle güzel iletişim kurabilen, dürüst, hoşgörülü bireyler yetiştirmeyi amaçlar ve bu değerler doğrultusunda Atatürk ilke ve devrimlerinden hiç bir zaman ödün vermemektir. Adını Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Millet Mektepleri'nden alan Mektebim Okulları kaliteli eğitimi ülkenin her köşesine ve toplumun tüm katmanlarına ulaştırabilmek için yola çıkmış bir kurum olarak, büyük önder Atatürk'ün çizdiği yoldan gitmeye devam edecektir... Mektebim Okulları Genel Müdürlük - Bahçelievler Haznedar Mah. Heybeli Cad. Adalar Sok. No:11 Haznedar - Güngören/İstanbul Telefon: 444 30 95 E-posta: info@mektebimokullari.com Silivri Anaokulu Silivri Anaokulu Mimar Sinan Mahallesi Özge Sokak No : 1 Silivri/İstanbul Telefon: 0212 924 75 31 - 0212 924 75 32 | Faks: - E-posta: Beykent Anaokulu Beykent Anaokulu Adnan Kahveci Mah. Sayaca Cad. No : 11, Beylikdüzü / İstanbul Telefon: 0212 924 74 81 - 0212 924 74 82 | Faks: - E-posta: Büyükçekmece Anaokulu Büyükçekmece Anaokulu Fatih Mah. Cengiz Topel Cd. Hazerfen Sk. No : 12, Büyükçekmece / İstanbul Telefon: (0212) 883 60 37 | Faks: - E-posta: Çorlu Anaokulu Çorlu Anaokulu Kazımiye Mah. Su Deposu Altı1.Sk. Çorlu / Tekirdağ Telefon: 0282 999 19 16 - 0282 999 19 17 | Faks: - E-posta: Pelican Hill Anaokulu Pelican Hill Anaokulu Pelican Hill Evleri Hadımköy Yolu Çakmaklı Mevkii, Pelican Hill Sosyal Tesisler Yanı Büyükçekmece / İstanbul Telefon: (0212) 886 49 16 | Faks: - E-posta: Tekirdağ Anaokulu Tekirdağ Anaokulu Hürriyet mah. Anadolu sok. No: 15, Tekirdağ Telefon: 0282 263 16 00 | Faks: - E-posta: Bahçelievler Anaokulu Bahçelievler Anaokulu Haznedar Mah. Heybeli Cad. Adalar Sok. No:11 Haznedar - Güngören/İstanbul Telefon: (0212) 677 16 16 - 444 30 95 | Faks: E-posta: Fatih Anaokulu Fatih Anaokulu - Telefon: 444 30 95 | Faks: - E-posta: Edremit Anaokulu Edremit Anaokulu - Telefon: 444 30 95 | Faks: - E-posta: Çorlu Anaokulu 2 Çorlu Anaokulu 2 Zafer Mah. Cumhuriyet Bulvarı No: 9, Armada City Plus 1. Etap - Çorlu / Tekirdağ Telefon: 444 30 95 | Faks: - E-posta: Beykent İlkokulu & Ortaokulu Beykent İlkokulu & Ortaokulu Adnan Kahveci Mah. Sayaca Cad. No : 11, Beylikdüzü / İstanbul Telefon: 0212 924 74 81 - 0212 924 74 82 | Faks: - E-posta: Çorlu İlkokulu & Ortaokulu Çorlu İlkokulu & Ortaokulu Kazımiye Mah. Su Deposu Altı1.Sk. Çorlu / Tekirdağ Telefon: 0282 999 19 16 - 0282 999 19 17 | Faks: - E-posta: Silivri İlkokulu & Ortaokulu Silivri İlkokulu & Ortaokulu Mimar Sinan Mahallesi Özge Sokak Silivri / İstanbul 34570 Telefon: 0212 924 75 31 - 0212 924 75 32 | Faks: - E-posta: Tekirdağ İlkokulu Tekirdağ İlkokulu Hürriyet mah. Anadolu sok. No: 15, Tekirdağ Telefon: 0282 263 16 00 | Faks: - E-posta: Bahçelievler İlkokulu & Ortaokulu Bahçelievler İlkokulu & Ortaokulu Haznedar Mah. Heybeli Cad. Adalar Sok. No:11 Haznedar - Güngören/İstanbul Telefon: (0212) 677 16 16 - 444 30 95 | Faks: - E-posta: Fatih İlkokulu & Ortaokulu Fatih İlkokulu & Ortaokulu - Telefon: 444 30 95 | Faks: - E-posta: Edremit İlkokulu & Ortaokulu Edremit İlkokulu & Ortaokulu Telefon: 444 30 95 | Faks: - E-posta: Silivri Fen Lisesi Silivri Fen Lisesi Alibey Mah. Silviya Cad. No: 111 ( Opet Yanı ) Silivri / İstanbul Telefon: 0212 924 7522 – 0212 924 7523 | Faks: (0212) 723 41 70
Seni Seviyorum Si Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 08:00
Seni Seviyorum Si Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 727 izlenme - 7 yıl önce Seni Seviyorum (Söz) Bilmiyorum kaç yıl oldu, sen gideli buralardan ) 2 Sanma unuttum sanma mutluyum, inan hâlâ seviyorum Sanma unuttum sanma mutluyum, deli gibi seviyorum Dön sevgilim dön, dön ne olur ) 2 Bekliyorum bekleyeceğim ) Sevemiyorum istemiyorum, senin yerine hiç kimseyi Sevemiyorum istemiyorum, senden sonra hiç kimseyi Bilmiyorum neredesin, hangi yaban ellerdesin ) 2 Aylar geçsede yıllar geçsede, ölmeyecek bende sevgin ) 2 Dön sevgilim dön, dön ne olur ) 2 Bekliyorum bekleyeceğim ) Sevemiyorum istemiyorum, senin yerine hiç kimseyi Sevemiyorum istemiyorum, senden sonra hiç kimseyi Seni seviyorum,karaoke,muazzez ersoy,md altyapısı,şarkı sözü,aykut öğretmen
İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni Topkapı Doğa Koleji 03 Ocak 2014 (Spor Salonu) 01:20
İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni Topkapı Doğa Koleji 03 Ocak 2014 (Spor Salonu) 811 izlenme - 8 yıl önce TOPKAPI DOĞA KOLEJİ İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni (Dijital İstiklal Marşı Ve Doğa Marşı Yarışması) İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin[1] millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından "İstiklâl Marşı" olarak kabul edilmiştir. Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla[2] kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.[3][4][5] Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir.[6] Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin esas sebebi de (Örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.[7][8] İlgili maddeler[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif Ersoy Hamdullah Suphi Tanrıöver Osman Zeki Üngör (İstiklâl Marşı'nın son bestecisi) Ali Rıfat Çağatay (İstiklâl Marşı'nın ilk bestecisi) İstiklal Marşı Em D Am Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Em D Am Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. Em D Am O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! Em D Am O benimdir, o benim milletimindir ancak! Em D Am Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Em D Am Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celâl? Em D Am Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Em D Am Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal. ***************** ŞEFİ TAKİPET ************* KORKMA SÖNMEZ BUU ŞAFAKKKKKK LARDA YÜZENNN ALL SANCAKKKKK SÖNMEDEN YUR-DUUUUU-MUNÜSTÜNDE TÜTEE-NEN-SON-OCAA-KOBEEEEE NİMMM-MİLLEEE-Tİİİİİ-MİNNNNNN YILDIZIDIIIIIR PARRRR-LAAA YACA-KOBENİMMM DİİİİİİR-ROOO-BEE-NİM-MİLLETİMİNDİRRR ANNN-CAKKKKK *******************2.KITA******************* ÇATMAAAAA KURRR BANNNN OOOO LAYIMM ÇEHH REEE Nİİİİ EYY NAZZLIII-HİLAAALLLL KAHRAMAA-NIRRR-KIII-MA BİRR GÜLLL NEE BU ŞİDDET BUUU CELALLL SANAAAA OLLLLMAZ DÖÖÖ KÜÜÜÜ LENNNNN KANLARIMIZ SON-RAAAA HELAL HAKKIDIRR HAKKKKK-KAAA TAAA-PAN MİLLETİMİNN İSSS TİKKK LAAAALLLLLL Başlığın diğer anlamları için Mehmet Akif Ersoy (anlam ayrımı) sayfasına bakınız. Mehmet Âkif Ersoy Mehmet Akif.jpg Doğum Mehmet Ragif 20 Aralık 1873 İstanbul, Osmanlı Devleti Ölüm 27 Aralık 1936 (63 yaşında) İstanbul, Türkiye Etnik köken Arnavut, Özbek Meslek Şair, Gazeteci, Veteriner Hekim, Öğretmen, Milletvekili Dönem Cumhuriyet dönemi Etkilendikleri[göster] Etkiledikleri[göster] Mehmet Âkif Ersoy (doğum adı: Mehmet Ragif, 20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936), baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek[1] asıllı olan Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi, yüzücü ve milletvekilidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Milli Şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül, Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebil'ür-Reşad) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır Doğumu ve çocukluk yılları[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı, babasının, onun doğumundan sonra imamlık yaptığı ve Âkif'in ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında doğum yeri Bayramiç olarak görünür.[2] Annesi Buhara'dan Anadolu'ya göç etmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona doğum tarihini belirten "Ragif" adını verdi. Babası vefatına kadar Ragif adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi.[3] Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir kız kardeşi vardır. Öğrenim yılları[değiştir | kaynağı değiştir] İlk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde o zamanların adeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlükken başladı. 2 yıl sonra iptidai (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde başladı (1882). Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en çok etkileyen kişi, dönemin "hürriyetperver" aydınlarından birisi olan Türkçe öğretmeni Hersekli Hoca Kadri Efendi idi. Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi’ne kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekte iken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisi’ni bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi'ne (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu.[4] Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu.[5] Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı; şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi. Mezuniyetinden sonra Mehmet Âkif, Fransızcasını geliştirdi. 6 ay içinde Kur'an'ı ezberleyerek hâfız oldu. Hazine-i Fünun Dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep Mecmuası’nda "Kur'an'a Hitab", adlı şiiri yayınlandı, memuriyet hayatına başladı. Memurluk yılları[değiştir | kaynağı değiştir] Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olan Mehmet Âkif, memuriyet hayatını 1893–1913 yılları arasında sürdürdü. Bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı idi. Görev merkezi İstanbul idi ancak memuriyetinin ilk dört yılında teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan'da bulundu. Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu. Bir seyahati sırasında babasının doğum yeri olan İpek Kasabası'na gidip amcalarıyla tanıştı. 1898 yılında Tophane-i Âmire veznedârı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım’la evlendi; bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, İbrahim Naim, Emin, Tahir adlı çocukları dünyaya geldi. Mehmet Âkif, edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de Servet-i Fünun Dergisi'nde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1906)'nde kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebi'nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı. II. Meşrutiyet'in etkisi[değiştir | kaynağı değiştir] Sırat-ı Müstakim dergisinin ilk sayısının ön kapağı II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Mehmet Âkif, Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini idi. Meşrutiyet'in ilanından 10 gün sonra arkadaşı rasathane müdürü Fatin Hoca onu, on bir arkadaşı ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye yaptı. Ancak Mehmet Âkif, üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan "Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim" cümlesinde geçen "kayıtsız şartsız" ifadesine karşı çıkmış, "sadece iyi ve doğru olanlarına'" şeklinde yemini değiştirtmişti.[6] Cemiyetin Şehzadebaşı İlmiye Mahfelinde Arap Edebiyatı dersleri veren Âkif, Kasım 1908’de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun’da Edebiyat-i Osmaniye dersleri vermeye başladı. II. Meşrutiyet’in Âkif'in hayatında en büyük etkisi, meşrutiyetle birlikte yayın dünyasına adım atması olmuştu. Daha önce bazı şiirleri ve yazıları birkaç gazetede yayımladıysa da eser yayımlamaya uzun süredir ara vermişti. Meşrutiyetin ilanından sonra, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül’ula Mardin ‘in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı oldu. İlk sayıda Fatih Camii şiiri yayımlandı. Ebül'ula Mardin ayrıldıktan sonra dergi, 8 Mart 1912'den itibaren Sebil'ür-Reşad adıyla çıkmaya devam etti. Âkif'in hemen hemen bütün şiir ve yazıları bu iki dergide yayımlandı. Gerek dergilerdeki yazılarında, gerekse İstanbul camilerinde verdiği vaazlarda Mısırlı bilgin Muhammed Abduh'un etkisiyle benimsediği İslam Birliği görüşünü yaymaya çalıştı. 1910 yılında gerçekleşen Arnavutluk İsyanı onu çok üzmüş ve arkasından gelecek kötü olayları sezmişti. Balkanlar'da artan düşmanlık duygularını ve doğabilecek isyanları önlemek için bir şeyler yapma arzusu duydu ancak Balkan Savaşı ile hüsrana uğradı. 1914’ün başında iki aylık bir seyahate çıkarak Mısır ve Medine'de bulundu. Mısır seyahati hatıralarını "El Uksur'da" adlı şiirinde anlattı. 1913’te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin halkı edebiyat yoluyla aydınlatma amacı güden neşriyat şubesinde Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin ile beraber çalıştı. 2 Şubat 1913 günü Bayezid Camisi kürsüsünde, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camisi kürsüsünde konuşarak halkı vatanı savunmaya çağırdı. Teşkilât-ı Mahsusa'ya girmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak Umur-i Baytariye görevinden (1913), sonra yayınlarının hükümetle uygun düşmemesi nedeniyle aldığı ikaz üzerine Darülfünun müderrisliği görevinden (1914) ayrıldı. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevine devam etti. Harbiye Nezareti’ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine İslam birliği kurma gayesi güden Almanya’ya (Berlin’e ) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. (1914). İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlar'a esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı’ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya’da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad’da yayınladı. İstanbul'a döndükten sonra 1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan'a gönderildi. Görevi, bu topraklardaki Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan İngiliz propogandası ile mücadele etmek için "karşı propaganda" yapmaktı. Mehmet Âkif, Berlin'deyken heyecanla Çanakkale Savaşı ile ilgili haberleri takip etmişti. On dört ay süren savaşın zaferle sonuçlandığı haberini Arabistan'da iken aldı. Bu haber karşısında büyük coşku duydu ve Çanakkale Destanı'nı kaleme aldı. Arabistan dönüşünde iki ay Lübnan'da kalan Mehmet Âkif, "Necid Çölleri'nden Medine'ye" şiirinde bu seyahatini anlattı Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti'ne girmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Lübnan’da yaşayan Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa’nın daveti ile 1918’de bu ülkeye giden Âkif, Lübnan’da iken Şeyhülislamlığa bağlı Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti başkatipliğine atandı. Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Said Nursi gibi isimlerin kurduğu ve Osmanlı Devleti ile diğer İslam ülkelerinde çıkacak dini meseleleri halletmek, İslam aleyhindeki gelişmelere yanıt vermek amacıyla kurulan bu örgütte çalışırken bir yandan da Said Halim Paşa'nın “İslamlaşmak” adlı eserini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bu dönemde Anadolu toprakları işgale uğramış; Türk halkı Kurtuluş Savaşı 'nı başlatarak direnişe geçmişti. Bu harekete katılmak isteyen Âkif, Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verdi. Halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe verdi, konuşmalar yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu arada Sebilürreşad idarehanesi, Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmişti. Âkif, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye Cemiyeti'ndeki görevlerinden azledildi. İstiklal Savaşı'na katılışı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif Ersoy Müze Evi, Mehmet Akif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'da ikamet ettiği ve İstiklâl Marşı başta olmak üzere çok sayıda şiirini yazdığı müzeye dönüştürülmüş Ankara evidir. İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu’ya geçti. Sebil'ür-Reşad’ı Ankara’da çıkarması için Mustafa Kemâl Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî mücadeleye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı. Ankara’ya geldiği günlerde, Mustafa Kemâl Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif’in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Haziran ayında Burdur’dan, Temmuz ayında ise Biga’dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-1923 yılları arasında vekil olarak I. TBMM’de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir.[7] Ankara'ya varır varmaz ona verilen ilk görev, Konya Ayaklanması’nı önlemek için halka öğütler vermek üzere Konya’ya gitmekti, büyük gayretine rağmen Konya’da kesin bir sonuca ulaşamadı ve Kastamonu’ya geçti. Halkı düşmana direnişe teşvik için 1920 yılının Kasım ayında Kastamonu’daki Nasrullah Camisi'nde verdiği ateşli vaaz, Diyarbakır’da basıldı ve tüm vilayetlere ve cephelere dağıtıldı. Âkif, Anadolu'ya geçerken Eşref Edip'e de arkasından gelmesini söylemişti. Eşref Edip, Sebil'ür-Reşad Dergisi'nin klişesini de alıp İstanbul'dan ayrıldı.[8] Son olarak 6 Mayıs 1921 günü derginin 463. sayısını yayımlamışlardı. Âkif derginin 464-466. sayılarını Eşref Ediple beraber Kastamonu'da yayımladı, 464. sayı o kadar ilgi gördü ki birkaç kere basılıp Anadolu'ya ve askere dağıtıldı. 467. sayıdan itibaren yayıma Ankara'da devam ettiler. Derginin etkisi o kadar büyüktü ki, yaydığı yoğun duyguların hâkimiyetindeki Türk halkları etkilenmesinden korkan Rusya, gazetenin ülkeye girişini yasakladı.[9] 1921'de Ankara'da Taceddin Dergahı'na yerleşen Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam etmekteydi. O dönemde Yunanlıların Ankara'ya ilerleyişi karşısında meclisi Kayseri'ye taşımak için hazırlık vardı. Bunun bir dağılmaya yol açacağını düşünen Mehmet Âkif, Ankara'da kalınmasını, Sakarya'da yeni bir savunma hattı kurulmasını önerdi; teklifi tartışılıp kabul edildi. İstiklâl Marşı'nı yazması[değiştir | kaynağı değiştir] Ana madde: İstiklal Marşı Kastamonu Nasrullah Camii'nde Mehmet Akif Ersoy'un vaaz verdiği kürsü Osmanlı alfabesiyle yazılmış İstiklal Marşı Aynı dönemde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiç biri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışladı.[10] Mısır yılları[değiştir | kaynağı değiştir] İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1923 yılında Ankara'dan İstanbul’a döndü. Abbas Halim Paşa'nın daveti üzerine kışı geçirmek için Mısır'a gitti. Gitmeden önce Kur'an'ı Türkçeye tercüme etmek için Diyanet İşleri ile anlaşma imzaladı. Kendisine teklif edilen bu görevi başlangıçta reddetmişti çünkü kendi eserlerini yazmak, milli mücadele destanını yaratmak istiyordu ancak bu çeviriyi yapabilecek tek adam olarak görüldüğünden kabul etmesi için çok yoğun ısrar vardı ve kabul etmek zorunda kaldı. Birkaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçirdi. 1926 kışından sonra Mısır’dan dönmedi. Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an tercümesi üzerinde çalışmayı sürdürdü ancak 6-7 sene üzerinde çalıştıktan sonra sonuçtan memnun kalmadı ve bu sorumluluktan kurtulmak istedi. Sonunda 1932’de mukaveleyi fesh etti. Diyanet İşleri Başkanlığı hem tercüme hem yorumlama işini Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi. Âkif, kendi yazdıklarını dostu Yozgat'lı İhsan'a teslim etti ve ölür de gelmezse yakmasını nasihat etti. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kuran çevirisinin yanı sıra Türkçe dersleri vermekle meşgul olmuştu. Kahire'deki “Câmiat-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi (1925-1936). Mehmet Âkif Ersoy'un cenazesi (28 Aralık 1936) Türkiye'ye dönüşü ve vefatı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif'in ölümüyle ilgili bir gazete haberi (Cumhuriyet, 28 Aralık 1936) Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti fakat Mısır’a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü. Cenazesine resmi bir katılım olmadı ancak büyük bir üniversiteli genç topluluk katıldı. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı; 1960’ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi. Mezarı, Süleyman Nazif ve arkadaşı Ahmet Naim Bey'in mezarları arasındadır. Mehmet Âkif'e 1 Haziran 1936 tarihi itibarı ile 478 lira 20 kuruş emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş 1936 yılı Ekim ayından itibaren ödenmeye başlanmış, toplu olarak 2976 lira almıştır. Emekli cüzdanının son sayfasında ise “600 lira borç” ibaresi yazılıdır. Bu borç düştükten sonra ise kalan kısım ailesine verilmiş ve Mehmet Âkif bundan iki ay sonra vefat etmiştir.[11] Kişiliği ve fiziksel özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir] Özel hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Edebî hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif, şiir yazmaya Baytar Mektebi'nde öğrenci olduğu yıllarda başladı. Yayımlanan ilk şiiri Kur'an'a Hitap başlığını taşır. 1908'den itibaren aruz ölçüsü kullanarak manzum hikâyeler yazdı. Hikâyelerinde halkın dert ve sıkıntılarını anlattı. Balkan Savaşı yıllarından itibaren destansı şiirler yazmaya başladı. İlk büyük destanı, “Çanakkale Şehitleri'ne“ başlıklı şiiridir. İkinci büyük destanı ise Bursa'nın işgali üzerine yazdığı “Bülbül“ adlı şiiridir. Üçüncü olarak da İstiklâl Marşı'nı yazarak İstiklâl Savaşı'nı anlatmıştır. "Sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkan Mehmet Âkif, dinî yönü ağırlıkta bir edebiyat tarzı benimsemişti. Edebiyat dili olarak Millî Edebiyat akımına karşı çıktı ve edebiyatta batılılaşma konusunda Tevfik Fikret ile çatışmıştır. Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmed Akif Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri 8 kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı'nı Safahat'a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar: "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm". Kitap: Safahat (1911) - 44 manzume içerir. Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir. Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912) - Süleymaniye Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim'in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder. Kitap: Hakkın Sesleri (1913) - Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir. Ateizme, ırkçılığa, umutsuzluğa çatılmaktadır. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914) - Fatih Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder. Tembellik, irtica (gericilik), batı taklitçiliği eleştirilir. Kitap: Hatıralar (1917) - Âkif'in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah'a yakarışını içerir. Kitap: Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuğu, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder. Kitap: Gölgeler (1933) - 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Herbiri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır. Kitap: Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943) - 6 Safahatı'ı bir araya getirir. 1943'teki toplu basımının sonuna Âkif'in hayattayken basılmamış şiirlerini içeren Damadı Ömer Rıza Doğrul tarafından bir araya getirilmiş 16 manzumeden ibaret Son Safahat başlıklı bölüm eklenmiştir. Etkileri[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif Ersoy’un ölümünün 75. ve İstiklal Marşı’nın Kabulünün 90. Yılı olması nedeniyle 2011 yılı T.C. Başbakanlığı tarafından "Mehmet Akif Ersoy Yılı" olarak ilan edilmiştir. Yıl boyunca yapılacak çalışmaların sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na verilmiştir.[12] Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir] Basılı Eserler[değiştir | kaynağı değiştir] Ersoy, Mehmet Akif (2011). Safahat. İstanbul: Karanfil Yayıncılık ISBN 978-605-5537-06-7 Ersoy, Mehmet Akif (2012). Tefsir Yazıları ve Vaazlar. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları ISBN 978-975-19-5398-8 Ersoy, Mehmet Akif (2012). Kur'an Meali. İstanbul: Mahya Yayıncılık ISBN 605-628-948-4 Kuntay, Mithat Cemal (Mart 2012). Mehmed Akif (Hayatı-Seciyesi-Sanatı). İstanbul: Timaş Yayınları ISBN 978-605-114-130-5 Ersoy, Emin (Mart 2011). Babam Mehmet Akif (İstiklal Harbi Hatıraları) İstanbul: Kurtuba Kitap Yayınları ISBN 978-975-6743-75-1 Özlük, Nuran (Temmuz 2011). Türk Basınında Mehmet Akif Ersoy Polemikleri İstanbul: Paradoks Yayınları ISBN 978-9744-491-81-5 Sırat-ı Müstakim Mecmuası (2 Cilt olmak üzere 1-52. Sayılar) (Ocak 2013) İstanbul: Bağcılar Belediyesi ISBN 978-605-86860-0-7 Kara, İsmail (2013). Elemim Bir Yüreğin Karı Değil İstanbul: Timaş Yayınları ISBN 978-605-08-0764-6 Süreli Yayınlar[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif ile ilgili olarak çıkan gazete haberleri, köşe yazıları ve makaleler. Çevrimiçi kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir] Notlar[değiştir | kaynağı değiştir] ^ Kemal H. Karpat, The politicization of Islam: reconstructing identity, state, faith, and community in the late Ottoman state, Oxford University Press US, 2001, ISBN 978-0-19-513618-0, p. 363 ^ Fevziye Abdullah Tansel, Mehmet Âkif'in Doğum Yeri Bayramiç midir?, Kubbealtı Akademi Mecmuası, Nisan 1977, Yıl 6, Sayı 2 ^ Ölümünün 71'inci yılında Mehmet Akif Ersoy, Zaman Gazetesi, 29.12.2007 ^ MehmetAkifErsoy.com ^ Recep Duymaz, Mehmet Âkif Ersoy'un Şahsiyeti'nin Kaynakları, Bilim ve Aklın Aydığınğında Eğitim Dergisi Yıl 7 Sayı 73 Mart 2006 ^ Yılmaz Karakoyunlu, Bilinmeyen Yönleriyle Mehmet Âkif, Arastiralim.com ^ Aysun İldeniz, Milli Mücadelede Mehmet Akif, Bilim ve Aklın Aydığınğında Eğitim Dergisi Yıl 7 Sayı 73 Mart 2006 ^ Yrd. Doc. Dr. Saadettin Yildiz, Milli Mücadele ve Mehmet Âkif ^ Mehmet Âkif Ersoy’un Hayatı ve Şiirleri, Webhatti.com ^ Osman Koçıbay, Mehmet Akif Ersoy ve Burdur ^ "İşte Mehmet Akif Ersoy'un emekli maaşı!". istanbulhaber. 29 Aralık 2010. Erişim tarihi: 30 Aralık 2012. ^ Kültür ve Turizm Bakanlığı web sitesi 2001 yılı Haber ve Duyurular Sayfası, Erişim tarihi:16.05.2011> Osman Zeki Üngör (d. 1880, İstanbul - ö. 1958, İstanbul), besteci, orkestra şefi, keman virtüozu. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşının bestecisi olarak tanınmış bir sanatçıdır. Osmanlı sarayında ilk Türk kemancısı olarak yetiştirilmiş olan müzisyen[1]; birçok klasik batı müziği bestecisinin keman konçertolarını Türkiye'de çalan ilk Türk kemancıdır. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın temelini oluşturan Osmanlı saray orkestrasını yönetmiş; orkestranın ilk defa İstanbul’da halka açık konserler vermesini ve cumhuriyetin ilanından sonra yeni başkent Ankara’daki ilk senfonik konserlerin gerçekleşmesini sağlamıştır. Cumhuriyetin ilk önemli öğrenim kurumlarından Musiki Muallim Mektebi’nin kuruluşunda büyük emeği geçmiş bir eğitimcidir. Besteci Ekrem Zeki Ün'ün babasıdır. 1880 yılında Üsküdar'da dünyaya geldi[1] . Dedesi, Osmanlı Devleti’nin saray orkestrası olan Mızıka-yı Hümayun bünyesinde "Fasl'ı Cedid"'i (batı enstrümanlarını da içeren fasıl topluluğu) tertip eden Santuri Hilmi Bey; babası Şekerci Hacı Bekir ailesinden Hüseyin Bey'dir. Öğrenim hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'ndeki askeri eğitimin ardından 1891'de Osmanlı saray bandosu olan Mızıka-yı Hümayun'a girerek müzik öğrenimi gördü. Yeteneğiyle II. Abdülhamid'in dikkatini çekince konser kemancısı olarak yetiştirildi. Kemancı Vondra Bey'den keman, d'Aranda Paşa'dan da müzik nazariyatı dersleri aldı. Mızıka-ı Hümayun[değiştir | kaynağı değiştir] Mızıka-yı Hümayun bünyesinde Saffet Bey tarafından kurulmuş olan Makam-ı Hilâfet Filarmoni Muzikası'nda başkemancı olarak atandı. Yalnızca askeri marşlar çalan mızıkanın, bir senfoni orkestrasına dönüşmesi için emek verdi. Birçok ünlü bestecilerin keman konçertolarını Türkiye'de çalan ilk Türk kemancı oldu. Sultan Abdülhamit’e sık sık konserler verdi. Konserlerinin çok beğenilmesi nedeniyle ödüllendirilip rütbesi genç yaşta binbaşılığa kadar yükseltildi[1]. 1908'de, Meşturiyetin ilanı’ndan sonra rütbesi mülazimliğe (teğmenlik) indirildi; Saffet Bey’in yönetimindeki orkestrada başkemancılığa devam etti. Bir süre Mızıka-yı Hümayun'da yaylı sazlar bölümünde öğretmenlik de yaptı. Ek olarak Darülmuallimin'nde (İstanbul Erkek Muallim Mektebi) dersler verdi. . I. Dünya Savaşı sırasında Mızıka-ı Hümayun ile Avrupa şehirlerinde konserler verdi. 17 Aralık 1917- 31 Ocak 1918 tarihleri arasında gerçekleşen ve Viyana, Berlin, Dresden, Münih, Peşte, Sofya’yı kapsayan bu turne, bir Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesi idi[1]. Saffet Bey’in istifası üzerine 1917’de saray orkestrasının şefliğine atanan Osman Zeki Bey, Avrupa turnesi dönüşünde orkestrayı bağımsız bir kadroya kavuşturdu ve ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi. Orkestra, haftalık halk konserlerini Tepebaşı'ndaki Union Française Salonu'nda vermekteydi. İstiklâl Marşı’nın bestelenmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Besteci asıl ününü Mehmet Âkif Ersoy'un İstiklâl Marşını besteleyerek elde etti. Osman Zeki Bey, 1921 yılında Mehmet Akif’in şiirinin ulusal marş güftesi olarak seçilmesinden sonra 1922’de Maarif Bakanlığı tarafından düzenlenen beste yarışmasına davet edilen 24 besteciden birisiydi. Kimi anekdotlara göre İstiklâl Marşı’nı, İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşundan sonra bestelemişti[2] . Yarışma seçici kurulu tarafından Osman Zeki Bey'in eseri beşinci seçilirken[3] ; Ali Rıfat Bey’in alaturka usuldeki bestesi birinci seçildi. Ancak 1930 yılında Maarif Bakanlığı'nın resmi kurumlara gönderdiği bir genelge ile uygulamada değişiklik yapıldı ve o güne kadar Ali Rıfat Bey'in bestesi ile seslendirilen güfte; Osman Zeki Bey’in batı tarzı bestesi ile seslendirilmeye başladı; devletin resmi marşı haline geldi. Ankara’ya taşınma[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Bey, Cumhuriyet'in ilanı'ndan sonra orkestrası ile Ankara’ya gidip 11 Mart 1924 günü şehrin tarihindeki ilk senfonik konseri verdi. Orkestra, Ankara’daki ikinci konserinden sonra “Riyaseticumhur Musiki Heyeti” adı altında cumhurbaşkanlığına bağlandı. Osman Zeki Bey, sonradan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na dönüşen topluluğun orkestra şefliğini yaptı. Musiki Muallim Mektebi[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Bey, ülkenin müzik öğretmeni ihtiyacını karşılamak için Musiki Muallim Mektebi'nin kurulmasında önemli rol oynadı. Bu kurum, Ankara Konservatuarı’nın temelini oluşturmuştur. Kendisi, okulun ilk öğretim üyesi ve ilk müdürü idi. Okul müdürlüğünü 1924-1934 seneleri arasında 10 yıl boyunca sürdürdü. Avrupa turnesi[değiştir | kaynağı değiştir] 7 Haziran-5 Eylül 1926'da Karadeniz adlı gemide düzenlenen Yerli Malı Sergisi nedeniyle dört ay boyunca Güney ve Kuzey Avrupa limanlarını dolaştı ve Cumhurbaşkanlğı Senfoni Orkestrası ile konserler verdi[1]. Bu, Cumhuriyet döneminde bir Türk orkestranın çıktığı ilk yurtdışı turne idi. Son yılları[değiştir | kaynağı değiştir] 1934 senesinde sağlık nedeniyle emekliye ayrılan Üngör; emeklilik günlerinde İstanbul’da yaşadı Soyadı Kanunu çıktığında “Üngör” soyadını aldı (oğlu Ekrem Zeki Bey, “Ün” soyadını almıştır) 1958'de İstanbul'da Moda'daki evinde hayatını kaybetti. Cenaze töreninde askeri bir bando tarafından İstiklâl Marşı çalındı[4]. Mehmet Cenazesi, Karacaahmet mezarlığı’na defnedilmiştir. Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Üngör'ün Hayatı Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir] İstiklâl Marşı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Musiki Muallim Mektebi Ekrem Zeki Ün Kaynakça ve dipnot[değiştir | kaynağı değiştir] ^ a b c d e Buğra Koçak, Osman Zeki Üngör ve Türk Müzik Eğitimine Katkıları, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 21: 2007 ^ Bestecinin, padişah Vahdettin'in tahta çıkışı şerefine hazırladığı bir marşı sonradan İstiklâl Marşı'na uyarladığı iddiaları da ortaya atılmıştır (İstiklâl Marşı için İlginç İddia, Milliyet Gazetesi, 16.06.1992) ^ Berrin Cankat, Dinlemek İsterdim, Milliyet Gazetesi, 18.06.2001 ^ Zeki Üngör Toprağa Verilirken İstiklâl Marşı Çaldı, Milliyet Gazetesi, 2 Mart 1958
Vardar Ovası Re Majör Hicaz Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 03:52
Vardar Ovası Re Majör Hicaz Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 710 izlenme - 7 yıl önce Vardar Ovası Mayadağ'dan kalkan sazlar Al topuklu beyaz kızlar Yarimin yüreği sızlar Eylenemem aldanamam Ben bu yerlerde duramam Vardar ovası Vardar ovası Kazanamadım sıla parası Mayadağ'ın yıldızıyım Ben annemin bir kızıyım Efendimin sağ gözüyüm Eylenemem aldanamam Ben bu yerlerde duramam Vardar ovası Vardar ovası Kazanamadım sıla parası *** Cahit Öztelli "Evlerinin Önü" adlı araştırmasında türküyü şu şekilde aktarmaktadır (s.776) Mayadağ'ın yıldızıyım Ben ninemin bir kızıyım Efendimin sağ gözüyüm Vardar akar lüle lüle Sesi de benzer bülbüle Mayadağ'dan kalkan sazlar Al topuklu beyaz kızlar Yarimin yüreği sızlar Eylenemem aldanamam Ben bu yerlerde duramam Vardar Ovası Vardar Ovası Kazanamadık rakı parası Vardar akar hızlı hızlı Kenarları karlı buzlu Kara kaşlı yar bana bakar Sen misin Vardar güzeli Aluş Nuş Rumeli
Zor Aşk Mi Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 04:13
Zor Aşk Mi Minör Kürdi Karaoke Md Altyapısı Şarkı Sözü 690 izlenme - 7 yıl önce Em Haber saldım dört bir yana Am Karanfiller susuz kalmış F Muhabbete dost aradım F G Em Bu şehri periler basmış C Am G Bitip tükenmez sigaram / G C Am / Ciğerim nefessiz kalmış / F A Herşey yalan olsa bile / F G Em / En güzel aşk zor olanmış / Em Söyle bana güzel kadın Am Herşey yerli yerindemi F Bırakıp gittiğim gibi F G Em Deniz mavi gök yaşilmi? Haber saldım dörtbir yana Karanfiller susuz kalmış Muhabette dosy aradım Bu şehri periler sarmış Bitip tükenmez sigaram Ciğerim nefessiz kalmış Herşey yalan olsa bile En güzel aşk zor olanmış Söyle bana güzel kadın Hersey yerli yerindemi Bırakıp gittiğim gibi Deniz mavi gök yeşil mi