Hoşgeldiniz!

İstiklal Marşı

Göksel - İstiklal Marşı 01:01
Göksel - İstiklal Marşı 6.429 izlenme - 11 ay önce Ünlü şarkıcı Göksel, F1 Türkiye Grand Prix'si öncesi İstiklal Marşımızı seslendirdi. Göksel'in performansı mest etti. Sosyal medyadaki olumlu yorumların sayısı bir hayli fazlaydı.
İstiklal Marşını Kim Yazmıştır? - Kırşehir 03:58
İstiklal Marşını Kim Yazmıştır? - Kırşehir 37.346 izlenme - 6 yıl önce Kırşehirli'lere sorulurulur istiklal marşını kim yazmış verilen cevap ve sonu çok ilginçtir izliyoruz
İstiklal Marşı Fon Müziği 04:27
İstiklal Marşı Fon Müziği 31.340 izlenme - 8 yıl önce İstiklal Marşı Fon Müziği
Dikili Atatürk İstiklal Marşı Okuma Yarışması 01:39
Dikili Atatürk İstiklal Marşı Okuma Yarışması 33.014 izlenme - 12 yıl önce istiklal marşı okuma yarışması
Neşet Ertaş -  İstiklal Marşı 04:07
Neşet Ertaş - İstiklal Marşı 35.147 izlenme - 7 yıl önce Kırşehir'in Kaman ilçesinde yaşanmış bir olayı canlandıran belgesel ekibi, düğünden dönen türkü ekibinin aracını durduran trafik polisinin eğlencesini işledi. Araca ceza kesmek isteyen polis durumları kötü olan türkücülere "İstiklal Marşı'nı kim yazdı?" sorusunu sorup verilecek doğru cevap karşısında ceza kesmeyeceğini belirtiyor. Müzisyenlerin verdiği yanlış cevap ise yine ceza kestirmeyecek kadar kaliteli olunca cezadan kurtuluyorlar.
İstiklal Marşı 01:08
İstiklal Marşı 23.848 izlenme - 8 yıl önce İstiklâl Marşı Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl… Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, “Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın… Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ. Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli. Bu ezanlar-ki şahâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Mehmet Âkif ERSOY
İstiklal Marşı’nın İlk Hali - Ali Rıfat Çağatay 02:55
İstiklal Marşı’nın İlk Hali - Ali Rıfat Çağatay 23.894 izlenme - 12 yıl önce ali rıfat çağatay 1869-1935 ali rifat çağatay’ın bu bestesi 1924 yılından 1930 yılına kadar ulusal marşımızın ilk bestesi olarak çalınıp söylenmiştir. şark musiki cemiyeti başkanlığı yaptı; türk musiki ocağı’nı kurdu. birinci dünya savaşı yıllarında istanbul’da kurulan ve istanbul müzik tarihinde önemli yeri olan şark musiki cemiyeti’nin başkanlığını yaptı. aynı zamanda türk musikisi ocağı’nın kurucusu olan çağatay 1914 yılında açılan devlet konservatuvarının öğretim kadrosunda yer aldı.
İstiklal Marşının 10 Kıtasını Okuyan Kız Binnur Ze 03:01
İstiklal Marşının 10 Kıtasını Okuyan Kız Binnur Ze 22.014 izlenme - 13 yıl önce istiklal marşının 10 kıtasını okuyan kız binnur zengin
İstiklal Marşımız 04:04
İstiklal Marşımız 22.996 izlenme - 14 yıl önce istiklal marşımız şiirli
İstiklal Marşı'nın 10 Kıtası 03:13
İstiklal Marşı'nın 10 Kıtası 26.456 izlenme - 14 yıl önce bir de nisanur'dan dinleyin
saygı duruşu ve İstiklal marşı 02:16
saygı duruşu ve İstiklal marşı 13.767 izlenme - 13 yıl önce korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. o benim milletimin yıldızıdır parlayacak! o benimdir, o benim milletimindir ancak! çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl? sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. hakkıdır, hakk'a tapan milletimin istiklal.
Gitar Ve İstiklal Marşı 01:05
Gitar Ve İstiklal Marşı 18.259 izlenme - 15 yıl önce M. Safa Yeprem'in modern düzenlemesiyle İstiklal Marşı'nın gitarla çalınmış versiyonu. Sözleri: Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal; Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.
mehmet akif ersoy zulmu alkışlayamam 01:24
mehmet akif ersoy zulmu alkışlayamam 12.860 izlenme - 13 yıl önce
İstiklal Marşını Okuyan Çocuk 02:42
İstiklal Marşını Okuyan Çocuk 14.037 izlenme - 13 yıl önce İstİklal marŞini kiz çocuĞu havva yaren koç 10 kita duygu selİ İle okuyor
Max Kruse'nin İstiklal Marşı'nı Okuması 00:14
Max Kruse'nin İstiklal Marşı'nı Okuması 3.260 izlenme - 3 yıl önce 27 Eylül 2019 tarihinde oynanan Galatasaray- Fenerbahçe derbisinde İstiklal Marşı'nı okuyan Max Kruse, kendimi bu ülkeye ait hissetmek istiyorum demiş.
Kırşehirli Vatandaşın Trafik Polisiyle Diyaloğu 01:18
Kırşehirli Vatandaşın Trafik Polisiyle Diyaloğu 9.688 izlenme - 5 yıl önce Aracın muayenesini 3 yıldır yaptırmayan Kırşehir’li vatandaşın trafik polisiyle muhteşem muhabbeti kameraya böyle yansımış.
Amedspor'lu Futbolcular İstiklal Marşı'nı Okumadı (09 Şubat Salı 2016) 01:12
Amedspor'lu Futbolcular İstiklal Marşı'nı Okumadı (09 Şubat Salı 2016) 9.622 izlenme - 7 yıl önce Ziraat Türkiye Kupası maçında Amedspor Fenerbahçe arasında oynanan mücadelede Amedspor'lu bazı futbolcuların İstiklal Marşını okumadıkları ekranlara böyle yansıdı.
İstiklal Marşı Solo Gitar(Turkish National Anthem) 01:05
İstiklal Marşı Solo Gitar(Turkish National Anthem) 10.678 izlenme - 15 yıl önce İstiklal Marşı Solo Gitar(Turkish National Anthem) Süper Bir çalışma!... [www.bumec.net]
İstiklal Marşı İçin Slayt Ve Fon 03:54
İstiklal Marşı İçin Slayt Ve Fon 8.803 izlenme - 8 yıl önce Havza Tarık Emir Tan
İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni 01:24
İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni 9.653 izlenme - 9 yıl önce TOPKAPI DOĞA KOLEJİ İstiklal Marşı Ve Bayrak Töreni (Dijital İstiklal Marşı Ve Doğa Marşı Yarışması) Aykut ilter Aykut Öğretmen Handan Bayram Cankul Handan Öğretmen İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin[1] millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından "İstiklâl Marşı" olarak kabul edilmiştir. Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla[2] kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.[3][4][5] Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir.[6] Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin esas sebebi de (Örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.[7][8] İlgili maddeler[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif Ersoy Hamdullah Suphi Tanrıöver Osman Zeki Üngör (İstiklâl Marşı'nın son bestecisi) Ali Rıfat Çağatay (İstiklâl Marşı'nın ilk bestecisi) İstiklal Marşı Em D Am Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Em D Am Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. Em D Am O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! Em D Am O benimdir, o benim milletimindir ancak! Em D Am Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Em D Am Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celâl? Em D Am Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Em D Am Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal. ***************** ŞEFİ TAKİPET ************* KORKMA SÖNMEZ BUU ŞAFAKKKKKK LARDA YÜZENNN ALL SANCAKKKKK SÖNMEDEN YUR-DUUUUU-MUNÜSTÜNDE TÜTEE-NEN-SON-OCAA-KOBEEEEE NİMMM-MİLLEEE-Tİİİİİ-MİNNNNNN YILDIZIDIIIIIR PARRRR-LAAA YACA-KOBENİMMM DİİİİİİR-ROOO-BEE-NİM-MİLLETİMİNDİRRR ANNN-CAKKKKK *******************2.KITA******************* ÇATMAAAAA KURRR BANNNN OOOO LAYIMM ÇEHH REEE Nİİİİ EYY NAZZLIII-HİLAAALLLL KAHRAMAA-NIRRR-KIII-MA BİRR GÜLLL NEE BU ŞİDDET BUUU CELALLL SANAAAA OLLLLMAZ DÖÖÖ KÜÜÜÜ LENNNNN KANLARIMIZ SON-RAAAA HELAL HAKKIDIRR HAKKKKK-KAAA TAAA-PAN MİLLETİMİNN İSSS TİKKK LAAAALLLLLL Başlığın diğer anlamları için Mehmet Akif Ersoy (anlam ayrımı) sayfasına bakınız. Mehmet Âkif Ersoy Mehmet Akif.jpg Doğum Mehmet Ragif 20 Aralık 1873 İstanbul, Osmanlı Devleti Ölüm 27 Aralık 1936 (63 yaşında) İstanbul, Türkiye Etnik köken Arnavut, Özbek Meslek Şair, Gazeteci, Veteriner Hekim, Öğretmen, Milletvekili Dönem Cumhuriyet dönemi Etkilendikleri[göster] Etkiledikleri[göster] Mehmet Âkif Ersoy (doğum adı: Mehmet Ragif, 20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936), baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek[1] asıllı olan Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi, yüzücü ve milletvekilidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Milli Şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül, Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebil'ür-Reşad) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır Doğumu ve çocukluk yılları[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı, babasının, onun doğumundan sonra imamlık yaptığı ve Âkif'in ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında doğum yeri Bayramiç olarak görünür.[2] Annesi Buhara'dan Anadolu'ya göç etmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona doğum tarihini belirten "Ragif" adını verdi. Babası vefatına kadar Ragif adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi.[3] Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir kız kardeşi vardır. Öğrenim yılları[değiştir | kaynağı değiştir] İlk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde o zamanların adeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlükken başladı. 2 yıl sonra iptidai (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde başladı (1882). Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en çok etkileyen kişi, dönemin "hürriyetperver" aydınlarından birisi olan Türkçe öğretmeni Hersekli Hoca Kadri Efendi idi. Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi’ne kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekte iken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisi’ni bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi'ne (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu.[4] Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu.[5] Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı; şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi. Mezuniyetinden sonra Mehmet Âkif, Fransızcasını geliştirdi. 6 ay içinde Kur'an'ı ezberleyerek hâfız oldu. Hazine-i Fünun Dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep Mecmuası’nda "Kur'an'a Hitab", adlı şiiri yayınlandı, memuriyet hayatına başladı. Memurluk yılları[değiştir | kaynağı değiştir] Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olan Mehmet Âkif, memuriyet hayatını 1893–1913 yılları arasında sürdürdü. Bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı idi. Görev merkezi İstanbul idi ancak memuriyetinin ilk dört yılında teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan'da bulundu. Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu. Bir seyahati sırasında babasının doğum yeri olan İpek Kasabası'na gidip amcalarıyla tanıştı. 1898 yılında Tophane-i Âmire veznedârı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım’la evlendi; bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, İbrahim Naim, Emin, Tahir adlı çocukları dünyaya geldi. Mehmet Âkif, edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de Servet-i Fünun Dergisi'nde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1906)'nde kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebi'nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı. II. Meşrutiyet'in etkisi[değiştir | kaynağı değiştir] Sırat-ı Müstakim dergisinin ilk sayısının ön kapağı II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Mehmet Âkif, Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini idi. Meşrutiyet'in ilanından 10 gün sonra arkadaşı rasathane müdürü Fatin Hoca onu, on bir arkadaşı ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye yaptı. Ancak Mehmet Âkif, üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan "Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim" cümlesinde geçen "kayıtsız şartsız" ifadesine karşı çıkmış, "sadece iyi ve doğru olanlarına'" şeklinde yemini değiştirtmişti.[6] Cemiyetin Şehzadebaşı İlmiye Mahfelinde Arap Edebiyatı dersleri veren Âkif, Kasım 1908’de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun’da Edebiyat-i Osmaniye dersleri vermeye başladı. II. Meşrutiyet’in Âkif'in hayatında en büyük etkisi, meşrutiyetle birlikte yayın dünyasına adım atması olmuştu. Daha önce bazı şiirleri ve yazıları birkaç gazetede yayımladıysa da eser yayımlamaya uzun süredir ara vermişti. Meşrutiyetin ilanından sonra, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül’ula Mardin ‘in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı oldu. İlk sayıda Fatih Camii şiiri yayımlandı. Ebül'ula Mardin ayrıldıktan sonra dergi, 8 Mart 1912'den itibaren Sebil'ür-Reşad adıyla çıkmaya devam etti. Âkif'in hemen hemen bütün şiir ve yazıları bu iki dergide yayımlandı. Gerek dergilerdeki yazılarında, gerekse İstanbul camilerinde verdiği vaazlarda Mısırlı bilgin Muhammed Abduh'un etkisiyle benimsediği İslam Birliği görüşünü yaymaya çalıştı. 1910 yılında gerçekleşen Arnavutluk İsyanı onu çok üzmüş ve arkasından gelecek kötü olayları sezmişti. Balkanlar'da artan düşmanlık duygularını ve doğabilecek isyanları önlemek için bir şeyler yapma arzusu duydu ancak Balkan Savaşı ile hüsrana uğradı. 1914’ün başında iki aylık bir seyahate çıkarak Mısır ve Medine'de bulundu. Mısır seyahati hatıralarını "El Uksur'da" adlı şiirinde anlattı. 1913’te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin halkı edebiyat yoluyla aydınlatma amacı güden neşriyat şubesinde Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin ile beraber çalıştı. 2 Şubat 1913 günü Bayezid Camisi kürsüsünde, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camisi kürsüsünde konuşarak halkı vatanı savunmaya çağırdı. Teşkilât-ı Mahsusa'ya girmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak Umur-i Baytariye görevinden (1913), sonra yayınlarının hükümetle uygun düşmemesi nedeniyle aldığı ikaz üzerine Darülfünun müderrisliği görevinden (1914) ayrıldı. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevine devam etti. Harbiye Nezareti’ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine İslam birliği kurma gayesi güden Almanya’ya (Berlin’e ) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. (1914). İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlar'a esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı’ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya’da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad’da yayınladı. İstanbul'a döndükten sonra 1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan'a gönderildi. Görevi, bu topraklardaki Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan İngiliz propogandası ile mücadele etmek için "karşı propaganda" yapmaktı. Mehmet Âkif, Berlin'deyken heyecanla Çanakkale Savaşı ile ilgili haberleri takip etmişti. On dört ay süren savaşın zaferle sonuçlandığı haberini Arabistan'da iken aldı. Bu haber karşısında büyük coşku duydu ve Çanakkale Destanı'nı kaleme aldı. Arabistan dönüşünde iki ay Lübnan'da kalan Mehmet Âkif, "Necid Çölleri'nden Medine'ye" şiirinde bu seyahatini anlattı Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti'ne girmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Lübnan’da yaşayan Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa’nın daveti ile 1918’de bu ülkeye giden Âkif, Lübnan’da iken Şeyhülislamlığa bağlı Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye Cemiyeti başkatipliğine atandı. Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Said Nursi gibi isimlerin kurduğu ve Osmanlı Devleti ile diğer İslam ülkelerinde çıkacak dini meseleleri halletmek, İslam aleyhindeki gelişmelere yanıt vermek amacıyla kurulan bu örgütte çalışırken bir yandan da Said Halim Paşa'nın “İslamlaşmak” adlı eserini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bu dönemde Anadolu toprakları işgale uğramış; Türk halkı Kurtuluş Savaşı 'nı başlatarak direnişe geçmişti. Bu harekete katılmak isteyen Âkif, Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verdi. Halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe verdi, konuşmalar yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu arada Sebilürreşad idarehanesi, Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmişti. Âkif, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye Cemiyeti'ndeki görevlerinden azledildi. İstiklal Savaşı'na katılışı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif Ersoy Müze Evi, Mehmet Akif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'da ikamet ettiği ve İstiklâl Marşı başta olmak üzere çok sayıda şiirini yazdığı müzeye dönüştürülmüş Ankara evidir. İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu’ya geçti. Sebil'ür-Reşad’ı Ankara’da çıkarması için Mustafa Kemâl Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî mücadeleye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı. Ankara’ya geldiği günlerde, Mustafa Kemâl Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif’in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Haziran ayında Burdur’dan, Temmuz ayında ise Biga’dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-1923 yılları arasında vekil olarak I. TBMM’de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir.[7] Ankara'ya varır varmaz ona verilen ilk görev, Konya Ayaklanması’nı önlemek için halka öğütler vermek üzere Konya’ya gitmekti, büyük gayretine rağmen Konya’da kesin bir sonuca ulaşamadı ve Kastamonu’ya geçti. Halkı düşmana direnişe teşvik için 1920 yılının Kasım ayında Kastamonu’daki Nasrullah Camisi'nde verdiği ateşli vaaz, Diyarbakır’da basıldı ve tüm vilayetlere ve cephelere dağıtıldı. Âkif, Anadolu'ya geçerken Eşref Edip'e de arkasından gelmesini söylemişti. Eşref Edip, Sebil'ür-Reşad Dergisi'nin klişesini de alıp İstanbul'dan ayrıldı.[8] Son olarak 6 Mayıs 1921 günü derginin 463. sayısını yayımlamışlardı. Âkif derginin 464-466. sayılarını Eşref Ediple beraber Kastamonu'da yayımladı, 464. sayı o kadar ilgi gördü ki birkaç kere basılıp Anadolu'ya ve askere dağıtıldı. 467. sayıdan itibaren yayıma Ankara'da devam ettiler. Derginin etkisi o kadar büyüktü ki, yaydığı yoğun duyguların hâkimiyetindeki Türk halkları etkilenmesinden korkan Rusya, gazetenin ülkeye girişini yasakladı.[9] 1921'de Ankara'da Taceddin Dergahı'na yerleşen Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam etmekteydi. O dönemde Yunanlıların Ankara'ya ilerleyişi karşısında meclisi Kayseri'ye taşımak için hazırlık vardı. Bunun bir dağılmaya yol açacağını düşünen Mehmet Âkif, Ankara'da kalınmasını, Sakarya'da yeni bir savunma hattı kurulmasını önerdi; teklifi tartışılıp kabul edildi. İstiklâl Marşı'nı yazması[değiştir | kaynağı değiştir] Ana madde: İstiklal Marşı Kastamonu Nasrullah Camii'nde Mehmet Akif Ersoy'un vaaz verdiği kürsü Osmanlı alfabesiyle yazılmış İstiklal Marşı Aynı dönemde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiç biri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışladı.[10] Mısır yılları[değiştir | kaynağı değiştir] İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1923 yılında Ankara'dan İstanbul’a döndü. Abbas Halim Paşa'nın daveti üzerine kışı geçirmek için Mısır'a gitti. Gitmeden önce Kur'an'ı Türkçeye tercüme etmek için Diyanet İşleri ile anlaşma imzaladı. Kendisine teklif edilen bu görevi başlangıçta reddetmişti çünkü kendi eserlerini yazmak, milli mücadele destanını yaratmak istiyordu ancak bu çeviriyi yapabilecek tek adam olarak görüldüğünden kabul etmesi için çok yoğun ısrar vardı ve kabul etmek zorunda kaldı. Birkaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçirdi. 1926 kışından sonra Mısır’dan dönmedi. Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an tercümesi üzerinde çalışmayı sürdürdü ancak 6-7 sene üzerinde çalıştıktan sonra sonuçtan memnun kalmadı ve bu sorumluluktan kurtulmak istedi. Sonunda 1932’de mukaveleyi fesh etti. Diyanet İşleri Başkanlığı hem tercüme hem yorumlama işini Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi. Âkif, kendi yazdıklarını dostu Yozgat'lı İhsan'a teslim etti ve ölür de gelmezse yakmasını nasihat etti. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kuran çevirisinin yanı sıra Türkçe dersleri vermekle meşgul olmuştu. Kahire'deki “Câmiat-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi (1925-1936). Mehmet Âkif Ersoy'un cenazesi (28 Aralık 1936) Türkiye'ye dönüşü ve vefatı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif'in ölümüyle ilgili bir gazete haberi (Cumhuriyet, 28 Aralık 1936) Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti fakat Mısır’a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü. Cenazesine resmi bir katılım olmadı ancak büyük bir üniversiteli genç topluluk katıldı. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı; 1960’ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi. Mezarı, Süleyman Nazif ve arkadaşı Ahmet Naim Bey'in mezarları arasındadır. Mehmet Âkif'e 1 Haziran 1936 tarihi itibarı ile 478 lira 20 kuruş emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş 1936 yılı Ekim ayından itibaren ödenmeye başlanmış, toplu olarak 2976 lira almıştır. Emekli cüzdanının son sayfasında ise “600 lira borç” ibaresi yazılıdır. Bu borç düştükten sonra ise kalan kısım ailesine verilmiş ve Mehmet Âkif bundan iki ay sonra vefat etmiştir.[11] Kişiliği ve fiziksel özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir] Özel hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Edebî hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Âkif, şiir yazmaya Baytar Mektebi'nde öğrenci olduğu yıllarda başladı. Yayımlanan ilk şiiri Kur'an'a Hitap başlığını taşır. 1908'den itibaren aruz ölçüsü kullanarak manzum hikâyeler yazdı. Hikâyelerinde halkın dert ve sıkıntılarını anlattı. Balkan Savaşı yıllarından itibaren destansı şiirler yazmaya başladı. İlk büyük destanı, “Çanakkale Şehitleri'ne“ başlıklı şiiridir. İkinci büyük destanı ise Bursa'nın işgali üzerine yazdığı “Bülbül“ adlı şiiridir. Üçüncü olarak da İstiklâl Marşı'nı yazarak İstiklâl Savaşı'nı anlatmıştır. "Sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkan Mehmet Âkif, dinî yönü ağırlıkta bir edebiyat tarzı benimsemişti. Edebiyat dili olarak Millî Edebiyat akımına karşı çıktı ve edebiyatta batılılaşma konusunda Tevfik Fikret ile çatışmıştır. Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmed Akif Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri 8 kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı'nı Safahat'a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar: "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm". Kitap: Safahat (1911) - 44 manzume içerir. Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir. Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912) - Süleymaniye Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim'in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder. Kitap: Hakkın Sesleri (1913) - Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir. Ateizme, ırkçılığa, umutsuzluğa çatılmaktadır. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914) - Fatih Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder. Tembellik, irtica (gericilik), batı taklitçiliği eleştirilir. Kitap: Hatıralar (1917) - Âkif'in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah'a yakarışını içerir. Kitap: Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuğu, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder. Kitap: Gölgeler (1933) - 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Herbiri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır. Kitap: Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943) - 6 Safahatı'ı bir araya getirir. 1943'teki toplu basımının sonuna Âkif'in hayattayken basılmamış şiirlerini içeren Damadı Ömer Rıza Doğrul tarafından bir araya getirilmiş 16 manzumeden ibaret Son Safahat başlıklı bölüm eklenmiştir. Etkileri[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif Ersoy’un ölümünün 75. ve İstiklal Marşı’nın Kabulünün 90. Yılı olması nedeniyle 2011 yılı T.C. Başbakanlığı tarafından "Mehmet Akif Ersoy Yılı" olarak ilan edilmiştir. Yıl boyunca yapılacak çalışmaların sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na verilmiştir.[12] Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir] Basılı Eserler[değiştir | kaynağı değiştir] Ersoy, Mehmet Akif (2011). Safahat. İstanbul: Karanfil Yayıncılık ISBN 978-605-5537-06-7 Ersoy, Mehmet Akif (2012). Tefsir Yazıları ve Vaazlar. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları ISBN 978-975-19-5398-8 Ersoy, Mehmet Akif (2012). Kur'an Meali. İstanbul: Mahya Yayıncılık ISBN 605-628-948-4 Kuntay, Mithat Cemal (Mart 2012). Mehmed Akif (Hayatı-Seciyesi-Sanatı). İstanbul: Timaş Yayınları ISBN 978-605-114-130-5 Ersoy, Emin (Mart 2011). Babam Mehmet Akif (İstiklal Harbi Hatıraları) İstanbul: Kurtuba Kitap Yayınları ISBN 978-975-6743-75-1 Özlük, Nuran (Temmuz 2011). Türk Basınında Mehmet Akif Ersoy Polemikleri İstanbul: Paradoks Yayınları ISBN 978-9744-491-81-5 Sırat-ı Müstakim Mecmuası (2 Cilt olmak üzere 1-52. Sayılar) (Ocak 2013) İstanbul: Bağcılar Belediyesi ISBN 978-605-86860-0-7 Kara, İsmail (2013). Elemim Bir Yüreğin Karı Değil İstanbul: Timaş Yayınları ISBN 978-605-08-0764-6 Süreli Yayınlar[değiştir | kaynağı değiştir] Mehmet Akif ile ilgili olarak çıkan gazete haberleri, köşe yazıları ve makaleler. Çevrimiçi kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir] Notlar[değiştir | kaynağı değiştir] ^ Kemal H. Karpat, The politicization of Islam: reconstructing identity, state, faith, and community in the late Ottoman state, Oxford University Press US, 2001, ISBN 978-0-19-513618-0, p. 363 ^ Fevziye Abdullah Tansel, Mehmet Âkif'in Doğum Yeri Bayramiç midir?, Kubbealtı Akademi Mecmuası, Nisan 1977, Yıl 6, Sayı 2 ^ Ölümünün 71'inci yılında Mehmet Akif Ersoy, Zaman Gazetesi, 29.12.2007 ^ MehmetAkifErsoy.com ^ Recep Duymaz, Mehmet Âkif Ersoy'un Şahsiyeti'nin Kaynakları, Bilim ve Aklın Aydığınğında Eğitim Dergisi Yıl 7 Sayı 73 Mart 2006 ^ Yılmaz Karakoyunlu, Bilinmeyen Yönleriyle Mehmet Âkif, Arastiralim.com ^ Aysun İldeniz, Milli Mücadelede Mehmet Akif, Bilim ve Aklın Aydığınğında Eğitim Dergisi Yıl 7 Sayı 73 Mart 2006 ^ Yrd. Doc. Dr. Saadettin Yildiz, Milli Mücadele ve Mehmet Âkif ^ Mehmet Âkif Ersoy’un Hayatı ve Şiirleri, Webhatti.com ^ Osman Koçıbay, Mehmet Akif Ersoy ve Burdur ^ "İşte Mehmet Akif Ersoy'un emekli maaşı!". istanbulhaber. 29 Aralık 2010. Erişim tarihi: 30 Aralık 2012. ^ Kültür ve Turizm Bakanlığı web sitesi 2001 yılı Haber ve Duyurular Sayfası, Erişim tarihi:16.05.2011> Osman Zeki Üngör (d. 1880, İstanbul - ö. 1958, İstanbul), besteci, orkestra şefi, keman virtüozu. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşının bestecisi olarak tanınmış bir sanatçıdır. Osmanlı sarayında ilk Türk kemancısı olarak yetiştirilmiş olan müzisyen[1]; birçok klasik batı müziği bestecisinin keman konçertolarını Türkiye'de çalan ilk Türk kemancıdır. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın temelini oluşturan Osmanlı saray orkestrasını yönetmiş; orkestranın ilk defa İstanbul’da halka açık konserler vermesini ve cumhuriyetin ilanından sonra yeni başkent Ankara’daki ilk senfonik konserlerin gerçekleşmesini sağlamıştır. Cumhuriyetin ilk önemli öğrenim kurumlarından Musiki Muallim Mektebi’nin kuruluşunda büyük emeği geçmiş bir eğitimcidir. Besteci Ekrem Zeki Ün'ün babasıdır. 1880 yılında Üsküdar'da dünyaya geldi[1] . Dedesi, Osmanlı Devleti’nin saray orkestrası olan Mızıka-yı Hümayun bünyesinde "Fasl'ı Cedid"'i (batı enstrümanlarını da içeren fasıl topluluğu) tertip eden Santuri Hilmi Bey; babası Şekerci Hacı Bekir ailesinden Hüseyin Bey'dir. Öğrenim hayatı[değiştir | kaynağı değiştir] Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'ndeki askeri eğitimin ardından 1891'de Osmanlı saray bandosu olan Mızıka-yı Hümayun'a girerek müzik öğrenimi gördü. Yeteneğiyle II. Abdülhamid'in dikkatini çekince konser kemancısı olarak yetiştirildi. Kemancı Vondra Bey'den keman, d'Aranda Paşa'dan da müzik nazariyatı dersleri aldı. Mızıka-ı Hümayun[değiştir | kaynağı değiştir] Mızıka-yı Hümayun bünyesinde Saffet Bey tarafından kurulmuş olan Makam-ı Hilâfet Filarmoni Muzikası'nda başkemancı olarak atandı. Yalnızca askeri marşlar çalan mızıkanın, bir senfoni orkestrasına dönüşmesi için emek verdi. Birçok ünlü bestecilerin keman konçertolarını Türkiye'de çalan ilk Türk kemancı oldu. Sultan Abdülhamit’e sık sık konserler verdi. Konserlerinin çok beğenilmesi nedeniyle ödüllendirilip rütbesi genç yaşta binbaşılığa kadar yükseltildi[1]. 1908'de, Meşturiyetin ilanı’ndan sonra rütbesi mülazimliğe (teğmenlik) indirildi; Saffet Bey’in yönetimindeki orkestrada başkemancılığa devam etti. Bir süre Mızıka-yı Hümayun'da yaylı sazlar bölümünde öğretmenlik de yaptı. Ek olarak Darülmuallimin'nde (İstanbul Erkek Muallim Mektebi) dersler verdi. . I. Dünya Savaşı sırasında Mızıka-ı Hümayun ile Avrupa şehirlerinde konserler verdi. 17 Aralık 1917- 31 Ocak 1918 tarihleri arasında gerçekleşen ve Viyana, Berlin, Dresden, Münih, Peşte, Sofya’yı kapsayan bu turne, bir Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesi idi[1]. Saffet Bey’in istifası üzerine 1917’de saray orkestrasının şefliğine atanan Osman Zeki Bey, Avrupa turnesi dönüşünde orkestrayı bağımsız bir kadroya kavuşturdu ve ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi. Orkestra, haftalık halk konserlerini Tepebaşı'ndaki Union Française Salonu'nda vermekteydi. İstiklâl Marşı’nın bestelenmesi[değiştir | kaynağı değiştir] Besteci asıl ününü Mehmet Âkif Ersoy'un İstiklâl Marşını besteleyerek elde etti. Osman Zeki Bey, 1921 yılında Mehmet Akif’in şiirinin ulusal marş güftesi olarak seçilmesinden sonra 1922’de Maarif Bakanlığı tarafından düzenlenen beste yarışmasına davet edilen 24 besteciden birisiydi. Kimi anekdotlara göre İstiklâl Marşı’nı, İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşundan sonra bestelemişti[2] . Yarışma seçici kurulu tarafından Osman Zeki Bey'in eseri beşinci seçilirken[3] ; Ali Rıfat Bey’in alaturka usuldeki bestesi birinci seçildi. Ancak 1930 yılında Maarif Bakanlığı'nın resmi kurumlara gönderdiği bir genelge ile uygulamada değişiklik yapıldı ve o güne kadar Ali Rıfat Bey'in bestesi ile seslendirilen güfte; Osman Zeki Bey’in batı tarzı bestesi ile seslendirilmeye başladı; devletin resmi marşı haline geldi. Ankara’ya taşınma[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Bey, Cumhuriyet'in ilanı'ndan sonra orkestrası ile Ankara’ya gidip 11 Mart 1924 günü şehrin tarihindeki ilk senfonik konseri verdi. Orkestra, Ankara’daki ikinci konserinden sonra “Riyaseticumhur Musiki Heyeti” adı altında cumhurbaşkanlığına bağlandı. Osman Zeki Bey, sonradan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na dönüşen topluluğun orkestra şefliğini yaptı. Musiki Muallim Mektebi[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Bey, ülkenin müzik öğretmeni ihtiyacını karşılamak için Musiki Muallim Mektebi'nin kurulmasında önemli rol oynadı. Bu kurum, Ankara Konservatuarı’nın temelini oluşturmuştur. Kendisi, okulun ilk öğretim üyesi ve ilk müdürü idi. Okul müdürlüğünü 1924-1934 seneleri arasında 10 yıl boyunca sürdürdü. Avrupa turnesi[değiştir | kaynağı değiştir] 7 Haziran-5 Eylül 1926'da Karadeniz adlı gemide düzenlenen Yerli Malı Sergisi nedeniyle dört ay boyunca Güney ve Kuzey Avrupa limanlarını dolaştı ve Cumhurbaşkanlğı Senfoni Orkestrası ile konserler verdi[1]. Bu, Cumhuriyet döneminde bir Türk orkestranın çıktığı ilk yurtdışı turne idi. Son yılları[değiştir | kaynağı değiştir] 1934 senesinde sağlık nedeniyle emekliye ayrılan Üngör; emeklilik günlerinde İstanbul’da yaşadı Soyadı Kanunu çıktığında “Üngör” soyadını aldı (oğlu Ekrem Zeki Bey, “Ün” soyadını almıştır) 1958'de İstanbul'da Moda'daki evinde hayatını kaybetti. Cenaze töreninde askeri bir bando tarafından İstiklâl Marşı çalındı[4]. Mehmet Cenazesi, Karacaahmet mezarlığı’na defnedilmiştir. Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir] Osman Zeki Üngör'ün Hayatı Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir] İstiklâl Marşı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Musiki Muallim Mektebi Ekrem Zeki Ün Kaynakça ve dipnot[değiştir | kaynağı değiştir] ^ a b c d e Buğra Koçak, Osman Zeki Üngör ve Türk Müzik Eğitimine Katkıları, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 21: 2007 ^ Bestecinin, padişah Vahdettin'in tahta çıkışı şerefine hazırladığı bir marşı sonradan İstiklâl Marşı'na uyarladığı iddiaları da ortaya atılmıştır (İstiklâl Marşı için İlginç İddia, Milliyet Gazetesi, 16.06.1992) ^ Berrin Cankat, Dinlemek İsterdim, Milliyet Gazetesi, 18.06.2001 ^ Zeki Üngör Toprağa Verilirken İstiklâl Marşı Çaldı, Milliyet Gazetesi, 2 Mart 1958
İstiklal Marşı Yönetme Auftak Eksik Ölçü İle Başlamak Sülün Uysaler 01:56
İstiklal Marşı Yönetme Auftak Eksik Ölçü İle Başlamak Sülün Uysaler 6.084 izlenme - 8 yıl önce Hem Öğren Hem Çocuğuna Öğret sülün Uysaler Sülün Öğretmen istiklal Marşı Yönetme Auftak Eksik Ölçü İle Başlamak Sülün Uysaler
C.s 1.6 Jail  Kopil İstiklal Marşı Prison Break 04:56
C.s 1.6 Jail Kopil İstiklal Marşı Prison Break 14.125 izlenme - 12 yıl önce not şimdiki nick'm kri dir.. Eski bir videodur. Şimdi cs yi bıraktığım için Prison break clanı ne oldu ne yaptı bılmıyorum. İP adresi istemeyiniz. Prison bReak # KopiL [YRD] saygılar..
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'na Özel Marş ve Türkülerimiz 46:40
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'na Özel Marş ve Türkülerimiz 13.166 izlenme - 7 yıl önce Bugün 29 Ekim . Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun 92.yıl dönümü . Bugün 29 Ekim,yeni bir devrin başladığı gün. Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun başlangıcı olan büyük gün. Bugün 29 Ekim. Ben de bu büyük güne özel Cumhuriyet Bayramı'mız için 29 Ekim'e özel böyle bir içerik hazırladım. İçerik olarak Marşlarımız ve Türkülerimiz bulunmaktadır. İçerik listesi şöyledir : 1- Atatürk'ün Konuşması : "Ne Mutlu Türküm Diyene" 2- Saygı Duruşu 3- İstiklal Marşı 4- 10.Yıl Marşı 5- Ankara'nın Taşına Bak 6- İzmir Marşı 7- Gençlik Marşı 8- Hoş Gelişler Ola (Yaşa Mustafa Kemal Paşa) 9- Atatürk'ün TBMM Açılış Konuşması 10- Atam (Çelik) 11- Harbiye Marşı 12- Vatan Marşı 13- Okul Marşı (Atam Rahat Uyu) 14- Sakarya Marşı 15- Karadeniz Marşı 16- Cumhuriyet Marşı 17- Yavuz Geliyor Yavuz Marşı 18- TSK Marşı 19- İleri Marşı 20- Ne Mutlu Türküm Diyene Hepimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun. Atam İzindeyiz. İyi dinlemeler.
İstiklal Marşı 10 Kıta Sesli 03:07
İstiklal Marşı 10 Kıta Sesli 5.642 izlenme - 8 yıl önce İstiklal Marşı 10 Kıta Sesli Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak! Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, 'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli: Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım. Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım; Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım! Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet, Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
İstiklal Marsi İlk Hali 01:55
İstiklal Marsi İlk Hali 12.074 izlenme - 15 yıl önce
İstiklal Marsi 03:51
İstiklal Marsi 6.850 izlenme - 11 yıl önce
İstiklal Marşı 10 Kıta 02:57
İstiklal Marşı 10 Kıta 4.830 izlenme - 8 yıl önce Arıl İlkokulu 4/A Sınıfı
Tayvan Televizyonunda İstiklal Marşı Okunması 01:38
Tayvan Televizyonunda İstiklal Marşı Okunması 3.771 izlenme - 7 yıl önce Tayvan televizyonu Türkiye Cumhuriyet Bayramını kutlamayı unutmamış efendim. Görüntüler eşliğinde de İstiklal Marşımızı çalmışlar. Teşekkür ederiz ne diyelim! İzleyelim..
İstiklal Marşı Okunurken Omzundaki Yükle Saygı Duruşunda Bulunan Vatandaş 00:17
İstiklal Marşı Okunurken Omzundaki Yükle Saygı Duruşunda Bulunan Vatandaş 803 izlenme - 11 ay önce Omzunda yük taşıyan kişi, İstiklal Marşı okunduğu sırada okul kapısında durup saygı duruşunda bulundu. O anları saygıyla izliyoruz...