Hoşgeldiniz!

suzan avcı

Suzan Avcı Öptürmüyor 01:14
Suzan Avcı Öptürmüyor 36.280 izlenme - 2 yıl önce Gece Kuşağı | Tutkuyla Yaşayanların Kanalı Yeşilçam'ın Kötü Adamları, Kandırılan Kızlar, İçkiye Katılan İlaçlar, Gizlice Çekilen Videolar.. Nuri Alço, Tecavüzcü Coşkun, Ahu Tuğba, Lüks Leman Abla, Hülya Avşar, Müjde Ar, Belmondo Engin, Kara Murat ve daha fazlası.. Gece Kuşağı! Uyku tutmayanlar için!
Baskın Basanındır 00:37
Baskın Basanındır 17.879 izlenme - 2 yıl önce Gece Kuşağı | Tutkuyla Yaşayanların Kanalı Yeşilçam'ın Kötü Adamları, Kandırılan Kızlar, İçkiye Katılan İlaçlar, Gizlice Çekilen Videolar.. Nuri Alço, Tecavüzcü Coşkun, Ahu Tuğba, Lüks Leman Abla, Hülya Avşar, Müjde Ar, Belmondo Engin, Kara Murat ve daha fazlası.. Gece Kuşağı! Uyku tutmayanlar için!
Kadını Paylaşamadılar 01:04
Kadını Paylaşamadılar 7.829 izlenme - 2 yıl önce Gece Kuşağı | Tutkuyla Yaşayanların Kanalı Yeşilçam'ın Kötü Adamları, Kandırılan Kızlar, İçkiye Katılan İlaçlar, Gizlice Çekilen Videolar.. Nuri Alço, Tecavüzcü Coşkun, Ahu Tuğba, Lüks Leman Abla, Hülya Avşar, Müjde Ar, Belmondo Engin, Kara Murat ve daha fazlası.. Gece Kuşağı! Uyku tutmayanlar için!
Zavallılar - Küçük Emrah (1987 - 86 dk) 01:25:49
Zavallılar - Küçük Emrah (1987 - 86 dk) 10.907 izlenme - 2 yıl önce Küçük Emrah' kötü yola düşen annesi ve sakat babasıyla süren hayat mücadelesi... Yönetmen : Ümit Efekan Senaryo : Erdoğan Tünaş Yapımcı : Kemal Dilbaz, Şahin Dilbaz Görüntü Yönetmeni : Muzaffer Turan Tür : Dram Özellikler : Renkli Ülke : Türkiye Oyuncular : Emrah, Oya Aydoğan, Berhan Şimşek, Bayram İlvur, Eray Özbal, Zehra Aktürk, Zeynep Kızıltan, Suzan Avcı, Sırrı Elitaş, Birtanem, Selahattin Fırat, Cevdet Arıkan, Nur Deniz, Şahin Çelik , Devrim Parscan, Zafer Ergin
Türk Sinemasında İlk Lezbiyen İçerikli Film - İki Gemi Yanyana 00:40
Türk Sinemasında İlk Lezbiyen İçerikli Film - İki Gemi Yanyana 6.342 izlenme - 2 yıl önce 1963 yapımı atıf yılmaz filmi. lezbiyen içerikli ilk film olmasının ödülünü ise; türk aile yapısına zarar verdiği gerekçesiyle yasaklanarak almıştır. e tabi o zamanın şartlarında belden bağlamalı olmadığından anca minik minik öpücüklerle yetineceksiniz.
Kız Oğlan Kızım Lan Ben - Sürtük 02:14
Kız Oğlan Kızım Lan Ben - Sürtük 3.208 izlenme - 1 yıl önce Yönetmenliğini Ertem Eğilmez'in üstlendiği başrollerini Hülya Koçyiğit, Ekrem Bora ve Suzan Avcı'nın rol aldığı 1970 yapımı 'Sürtük' filmiden güzel bir sahne.
Erkek Görünce Dayanamayan Kadın 03:12
Erkek Görünce Dayanamayan Kadın 10.884 izlenme - 4 yıl önce 3 Kral Serseri filminden, kötülük yaparak yaşayan insanların yaşadığı çelişkileri betimleyen aşk, intikam ve ölüm dolu bir kesit... Suzan Avcı kötü ama ulvi amaçları için kadınlığını kullanırken, acımasız patron Kayhan Yıldızoğlu, tüm elemenlarını gözünü kırpmadan öldürecektir.
Tatlı Meleğim - Türkan Şoray & Ediz Hun (1970 - 87 dk) 01:27:42
Tatlı Meleğim - Türkan Şoray & Ediz Hun (1970 - 87 dk) 4.359 izlenme - 1 yıl önce Bir patronla, aşık olduğu sekreterinin öyküsü. Yönetmen: Mehmet Dinler Senaryo : Erdoğan Tünaş Yapımcı : Şahan Haki Müzik : Tuncer Aydınoğlu Görüntü Yönetmeni : Cengiz Tacer Süre : 87 dk Tür : Duygusal, Komedi Oyuncular: Türkan Şoray, Ediz Hun, Münir Özkul, Süleyman Turan, Suzan Avcı, Zafer Önen, Nubar Terziyan, Zeki Sezer, Leman Akçatepe, Nubar Kamçılı, Ali Demir, Hakkı Kurt, Abdurrahman Palay, Rıza Tüzün, Esen Günay, Handan Kadıoğlu
Malkoçoğlu Cem Sultan - Cüneyt Arkın (1969 - 64 dk) 01:04:25
Malkoçoğlu Cem Sultan - Cüneyt Arkın (1969 - 64 dk) 3.085 izlenme - 1 yıl önce Malkoçoğlu - Cem Sultan (1969) filminin tüm ekibi Malkoçoğlu Cem Sultan Yapım Yılı: 1969 Süre: 64 dk Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik Yönetmen: Remzi Jöntürk Senaristler: Ayhan Basoğlu, Remzi Jöntürk, Bülent Oran Oyuncular: Cüneyt Arkın, Gülnaz Huri, Cihangir Gaffari, Feri Cansel, Suzan Avcı, Behçet Nacar, Özdemir Han, Aytekin Akkaya, Ayton Sert, Levent Çakır, Adnan Mersinli Konusu: Malkoçoğlu Ali Bey yapmış olduğu bir seferde Homero'nun tutsağı olmuş ve yıllarca işkencelerle dolu bir zindan hayatı yaşamıştır. Sonunda oradan kurtulur. Sevdiği eşinden ve bilmediği çocuğu Polattan ayrı, hayatını at sırtında akıncı reisi olarak sürdürür. Oğlunun akıncı olma isteği, birbirini tanımayan baba ve oğulun buluşmasını sağlar. Onlara bir görev verilmiştir. Fatih Sultan Mehmet'in oğlu ve Malkoçoğlu Ali Beyin kan kardeşi Cem Sultanı, Venediklilerin eline düşürmemek. Bu film, Fatih Sultan Mehmed Han'ın kurdurmuş olduğu, Enderun-ı Hümayün adlı Saray Üniversitesinde yetişen meşhur akıncı Malkoçoğlu Bali Beyin oğlu Malkoçoğlu Ali Beyin hikayesidir. Sofya Sancakbeyliği yapmış, 1514 Çaldıran Savaşında şehit düşmüştür.
Erkek Görünce Dayanamayan Kadın 03:12
Erkek Görünce Dayanamayan Kadın 1.806 izlenme - 2 yıl önce 3 Kral Serseri filminden, kötülük yaparak yaşayan insanların yaşadığı çelişkileri betimleyen aşk, intikam ve ölüm dolu bir kesit... Suzan Avcı kötü ama ulvi amaçları için kadınlığını kullanırken, acımasız patron Kayhan Yıldızoğlu, tüm elemenlarını gözünü kırpmadan öldürecektir. Film; 3 Kral Serseri (1970)
Kambur - Kadir İnanır & Fatma Girik (1973 - 69 dk) 01:28:33
Kambur - Kadir İnanır & Fatma Girik (1973 - 69 dk) 1.295 izlenme - 1 yıl önce Yaşadığı kasabada kambur olduğu için halk tarafından hor görülen bir kız ve gözleri görmeyen bir kemancının yürek burkan aşk hikayesi...
En Güzel Bacaklar Kimde? 00:51
En Güzel Bacaklar Kimde? 1.506 izlenme - 2 yıl önce Oldukça çapkın olan gazeteci Murat her bulduğu bayanla samimi olmaktadır. Kıskanç parsların beyin yediği vahşi bir ortamdır. Masa da bulunan 3 hanım kızımızda Murat'tan nasibini alacaktır. Masa altına çakmak atma numarasını kullanan kahramanımız bayanlarımızın hangisinin en güzel bacaklı olduğuna karar vermeye çalışmaktadır. Soldan sağa Selda Alkor, Neriman Köksal, Suzan Avcı. Film; Yakut gözlü kedi, 1966
Ne Şeker Şey - Göksel Arsoy & Türkan Şoray (1962 - 88 dk) 01:27:49
Ne Şeker Şey - Göksel Arsoy & Türkan Şoray (1962 - 88 dk) 1.489 izlenme - 1 yıl önce Adanalı Milyoner Hacı Zeynel Bey'le üç kızının öyküsü... Oyuncular: Göksel Arsoy, Türkan Şoray, Öztürk Serengil, Efgan Efekan, Vahi Öz, Ahmet Tarık Tekçe, Nur İnsel, Candan Sabuncu, Suzan Avcı, Ali Şen, Mualla Sürer, Mürüvvet Sim, Zeki Tüney, Selahattin İçsel, Zeki Sezer, Faruk Panter, Orhan Aykanat, Talia Saltı, Nezihe Güler , Mustafa Dağhan, Nermin Özses, Memduh Alpar, Hulusi Kentmen, Nevin Akkaya
Sadri Alışık - Akşamcı 01:47
Sadri Alışık - Akşamcı 504 izlenme - 2 yıl önce Akşamcı filminden Sadri Alışık'ın döktürdüğü bir sahne. Eh be Sadri Baba, keşke yattığın yerden kalksan, kapımı kız eli okşar gibi açsan, bize o selamını versen, sonra masaları birleştirsek, şarkı ve muhabbet gibi bir davaya atsak kendimizi...
Suzan Avcı - Fındık Dalları - 2010 02:35
Suzan Avcı - Fındık Dalları - 2010 2.359 izlenme - 6 yıl önce suzan avcı - fındık dalları - 2010 tarihli şöhretler gazinosu isimli nostaljik albümden
Sekiz Sütuna Manşet - (1979) 03:08
Sekiz Sütuna Manşet - (1979) 706 izlenme - 2 yıl önce 1979 yılına damgasını vuran altı bölümlük bir dizi. Dizide üç hikaye anlatılıyor. Bu hikayelerin temelini ise bir gazetecinin sekiz sütunluk manşeti oluşturuyor. Nefesler tutularak izlenen polisiye-macera dizisinin senaryosu ise Atilla İlhan'a ait.
Sözde Kızlar - Filiz Akın & Ediz Hun (1967 - 97 dk) 01:36:46
Sözde Kızlar - Filiz Akın & Ediz Hun (1967 - 97 dk) 841 izlenme - 1 yıl önce Şener Şen'in ilk filmlerinden olan Sözde Kızlar, Peyami Safa'nın aynı isimli kitabından sinemaya çevrilmiştir. Filmle ilgili ayrıntıları Murat Çelenligil'in kaleminden okuyalım. ‘Shazam’ (1960) (Lee Hazlewood / Duane Eddy). The Shadows’dan dinlediğimiz (1963) melodiyle eğlenen gençler. Fahri de ‘Gençlik Nereye Gidiyor’ isimli doktora tezi için aralarına katılmış, verip veriştiriyor ; “..Yeter artık. Biraz da kendinizden utanın..İsteseniz, şuurlu olsanız bir koca dünya yaratabilirsiniz. Şu anda binlerce genç üniversitelerde, fizik laboratuvarlarında, tıp araştırmalarında müthiş bir çalışma yarışı içindeler. Sizlerse uçurumun eşiğindesiniz..” (O yıllarda ‘bir koca dünya yaratmak isteyen şuurlu gençliğin’ başına gelenler ise ayrı bir doktora konusu galiba.) Bir ilk romanın (Peyami Safa) (gazetede yayınlanışı 1922 / kitap olarak 1925) ikinci çevrimi. 1960’lar. (Romanda 1910’ların sonu). İstanbul. ‘Portrait of my Mother’ (1965) (Hadjidakis) ve Samsun gemisi. Güzel bir genç kız, Mebrure, babası, Tuhafiyeci İhsan Efendi ölüp kimsesiz kalınca İskenderun’dan buralara gelmiş ve gelir gelmez de çantasını yankesicilere kaptırmış. (Yönetmen Nejat Saydam’ı polis çağıran kişiler arasında görmek çok güzel.) Akrabası, ‘eski fabrikatörlerden’ Raif Dinçer’i (romanda ‘sefaret müsteşarı’ Nafi Bey) arıyor. O da iki sene önce ölmüş, karısı Nazmiye, kızı Nevin ve oğlu Behiç, villalarında vur patlasın çal oynasın çılgın bir yaşam sürüyorlar. [Romandaki genç kız ise Manisa’dan geliyor. Babasını Yunanlılar tutuklanmış. Öldü mü kaldı mı belli değil. Önce, akrabalarını (romanda Eski Bağdat Caddesi’nde, filmde Şişli’de) bulacak. Sonra da ‘Muhacirin İdaresi’nden babası hakkında bilgi edinecek.] ‘Son Hatıra’ (1968) filminde Kemal Bey’in olan bu köşkte ‘Mütareke Yılları’ yozlaşmasını görüyoruz . ‘Ahlâk çöküntüsü’ ; ‘Medeniyetin neden olduğu bocalama’ ; ‘Nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışma’. Genç kız (bundan sonra adı Mebo/Mebruş olacak), evdeki ilk sabah bahçeye bakarken Behiç de gece boyunca beraber olduğu Belma’yı pencereden ‘yolcu ediyordu’. [Filiz Akın’ı, bu sırada giydiği hırka ile ‘Sabah Yıldızı’ (1968) filmindeki Şefika Hanım’ın evinde göreceğiz.] Evde yok yok. Kumar, morfin, seks partileri. Dikkat çekici bir şey, özellikle filmin sonlarında, erkekler çoğunlukla yaşlı ve varsıl, kızlar ise gencecik ve yoksul. ‘Sözde Kızlar’ hep çift isimli. Kenar mahallede Hatice, Zehra, Nuriye, Ayşe, Saliha ; Sosyete semtlerinde Belma, Güzin, Aynur, Ayla, Nur. Zamanımızda ise, artık, vücutlarından ‘özveride bulunarak’ bile buralara yaklaşamazlar. Mebrure..Yıllarca önce ‘lastik çizmeleri sarı sarı çamurlu üç kişinin saldırısına uğramış’. Bu nedenle ‘erkeklerden korkuyor’. Durumu anlayan Siret (kitapta Siyret) ‘uyku ilacı veriyorum’ diye onu morfine alıştırır. Nede olsa Tıbbiyenin son sınıfından kovulmuş, bu işlerden az çok anlıyor. Elinde hep bir pipo. (Romanda ise ‘tecavüz ve morfine alıştırma’ yok ve Siyret, ‘Kommersiyale Bankası’nda çalışıyor. Tütün seçimi puro) Behiç..Yakışıklı bir genç. [Romandaki bıyıksız, yüzünü pudralıyor ve frengili. Belma’dan olan çocuğunu (o da frengili) öldürüp Vaniköy’de bir yere gömmüş.] Her numarayı denemesine karşın Mebrure’yi elde edemez. ‘Mütareke’ dönemindeki İstanbul Hükümetini (Mebrure ise Anadolu’yu) yansıtıyor (Cevdet Kudret). Kara Panterler ile tanışmamız ‘Sam the Sham & the Pharaohs’dan dinlediğimiz bir parça ile olur ; ‘Wooly Bully’ (1965) (W. Thomas / L. Smith). Bu çılgın eğlence için hizmetçi Aleksandra (romanda Evdoksiya) “(Mürvet Sim’in sesi ile) Günah gemisi yükünü almıştır. Bugün batmazsa bir daha hiç batmaz” diyor. Aynı toplantıya Nadir (diğer adı ‘Kont’. Hukuk’tan ama ‘arka kapıdan’ mezun. Romanda ise ‘Düyun-î Umumiye’de memur) bir arkadaşını (elbette erkek) getirmiş ; Fahri. Yakında ‘stajyer hakim’ olacak. “Bir tavan arasında pansiyon kalıyor. Fakir bir gençtir.” (Romandaki Fahri ise ‘postanede memur’ ve Mebrure’ye babası için yardım ediyor.) ‘Çılgın gençlerle’ ikinci karşılaşmamız romanla aynı yıllarda yazılmış ve ‘The Animals’dan (1966) dinlediğimiz şarkı ile olur ; ‘See See Rider’ (1924) (‘Ma’ Rainey). Bu toplantılar, hep polis baskınıyla sonuçlanıyor. (Polis müdürü Baki Tamer’in solunda duran Ali Demir’i, iki saniye bile olsa görmek çok güzeldi.) Keith’den dinlediğimiz ‘Tell Me To My Face’ (1967) (Clarke / Hicks / Nash) şarkısının çalındığı gazinoda Fahri, tezi için herkesle konuşuyordu. Sonradan bu çalışmanın ne olduğu belli değil. Hatice/Belma’nın ‘bitirim’ abisi Salih, delikanlının iyi niyetli girişimlerini yanlış anlayınca, sonuç mahallede bir meydan dayağı (dövenlerden biri Oktay Yavuz). Ama olaylar geliştikçe aralarında dostluk kurulur. İyice azıtan çete, kızları ‘Orta Şark’taki bir otelde pazarlamaya kalkınca iş çığırından çıkıyor. Yine bir alem sonrası, yine Emniyet Müdürlüğü. Birazdan ‘Emrazi Zühreviye Hastanesi’ne götürülecekler. Bu kadar aşağılanmaya dayanamayan Zehra/Güzin kendini merdiven boşluğuna atmış. ‘Serenade’ (1826) (F. Schubert) melodisi ve ölmeden önce söyledikleri ; “Evleniyorum anne, hem de milyoner bir gençle. Artık mangal yok, kalorifer var. Apartmanda oturacağız, hepimizin birer odası olacak..” Yapım: 1967 - Türkiye Tür: Dram Yönetmen: Nejat Saydam, Oyuncular: Şener Şen, Filiz Akın, Ediz Hun, Reha Yurdakul, Baykal Kent, Suzan Avcı, Baki Tamer, Nahire Koşay, Talia Salta, Necabettin Yal, Devlet Devrim, Nezihe Güler, Funda Postacı Senaryo: Nejat Saydam, Senaryo (Kitap): Peyami Safa, Yapımcı: Murat Köseoğlu, Filmle ilgili sitemizde bulunan kesitler; http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/5323/ediz-hun039dan-atom-fizigine-geri-donus http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/6169/kizlarimiza-ne-oluyor http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/5244/ediz-hun-ruyada-kamyonu-deviriyor http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/60880/kucuk-bir-masaj-her-seyi-degistirir
Alpago Kolsuz Kahraman - Cüneyt Arkın (1966 - 67dk) 01:07:13
Alpago Kolsuz Kahraman - Cüneyt Arkın (1966 - 67dk) 677 izlenme - 1 yıl önce Kolsuz Kahraman & Alpago Yapım yılı: 1966 Süre: 67 dk Yönetmen: Nejat Saydam Senaristler: Abdullah Ziya Kozanoğlu, Nejat Saydam Oyuncular: Cüneyt Arkın, Fatma Girik, Murat Soydan, Suzan Avcı, Atıf Kaptan, Reha Yurdakul, Zeki Alpan, Muammer Gözalan Konusu: Babası daha çocukken öldürülen genç bir Türk savaşçısı (Cüneyt Arkın) babasının katili olan Çin komutanı Bu Ming’i bulmak üzere yola çıkar. İntikamını alana kadar adsız biri olarak yaşamak zorunda olan savaşçı düşmanın sarayına ulaşır. Onu öldürdükten sonra, yolda gelirken karşılaştığı güzel ‘Bela Çiçeği’ (Fatma Girik)’nin de yardımıyla saraydan kaçmayı başaran ve obasına geri dönen savaşçıya ‘Yiğit Alpago’ ismi verilir. Ancak öldürüldüğü adamın kızı Sarı Çiçek, Alpago’dan intikam almaya yemin eder ve yeğeni olan Çin bahadırı ‘Tay Camako’ (Murat Soydan) yu çağırır. Alpago kolsuz ve sakat bir adam kılığına Girerek ünü bütün Çin’de yayılmış olan rakibini araştırmak için yola koyulur.
Alpago Alpaslan'ın Fedaisi - Cüneyt Arkın (1967 - 100 dk) 01:40:12
Alpago Alpaslan'ın Fedaisi - Cüneyt Arkın (1967 - 100 dk) 643 izlenme - 1 yıl önce Alpaslan'ın Fedaisi Alpago (1967) filminin tüm ekibi Alpaslan'ın Fedaisi Alpago Yapım Yılı: 1967 Süre: 100 dk Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik Yönetmen: Nejat Saydam Senarist: Sevda Sezer Oyuncular: Cüneyt Arkın, Zeynep Aksu, Turgut Özatay, Reha Yurdakul, Birsen Ayda, Suzan Avcı, Muzaffer Tema, Atıif Kaptan Konu: Alpago ile Alpaslan'ın kız kardeşi Ayşem Sultan'ın aşk öyküsü.
Kızıl Maske - İrfan Atasoy (1968 - 74 dk) 01:14:45
Kızıl Maske - İrfan Atasoy (1968 - 74 dk) 559 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen: Çetin İnanç Senaryo Yazarı: Çetin İnanç Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik Süre: 74 dk Yapım Yılı: 1968 Yapımcı: Yılmaz Atadeniz Görüntü Yönetmeni: Rafet Şiriner Oyuncular: İrfan Atasoy, Sezer Güvenirgil, Yıldırım Gencer, Suzan Avcı, Danyal Topatan, Sami Hazinses, Faruk Panter, Hüseyin Zan, Kudret Karadağ, Haydar Karaer, Süheyl Eğriboz, İhsan Gedik, Selahattin Geçgel, Cevdet Balıkçı, Osman Han, Maraşlı Tayfun Konu: Bir çete istanbul'da bazı kişileri öldürmektedir ve bir profesörün bir formülünü ele geçirmeye çalışmaktadırlar. Bu işi çözmesi için Kızıl Maske çağrılır, fakat bu iş için Kızıl Maske gelmez çünkü yaşlanmıştır. Kızıl Masken'in oğlu gelir ve bu işleri yapanları araştırmaya başlar. Çok geçmeden çeteyi yakalar. Aynı yıl içinde aynı isimle çekilen Kızıl Maske filmlerinden birini izleyeceksiniz. Diğeri için; http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/69954/kizil-maske-ismail-erten-1968-61-dk
Yakut Gözlü Kedi - Cüneyt Arkın (1967 - 107 dk) 01:47:01
Yakut Gözlü Kedi - Cüneyt Arkın (1967 - 107 dk) 667 izlenme - 1 yıl önce Yönetmen : Nejat Saydam Senaryo : Ümit Deniz, Nejat Saydam Yapımcı : Murat Köseoğlu Müzik : Tuncer Aydınoğlu Görüntü Yönetmeni : Melih Sertesen Eser : Ümit Deniz Süre : 100 dk Tür : Polisiye Özellikler : Siyah Beyaz Oyuncular: Cüneyt Arkın, Selda Alkor, Neriman Köksal, Suzan Avcı, Tunç Oral, Sevinç Pekin, Sami Hazinses, Hayri Esen, Muammer Gözalan, Reha Kıral, Jale Öz, Asım Nipton, Hüseyin Zan, Vahit Volkan, Kaya Volkan, Adnan Mersinli, Lamia Yal, Osman Türkoğlu, İsmail Varol, Mustafa Yavuz , Fethi İnan, Hüseyin Salıcı, Naciye Topal, Remziye Urguçlar, Sadettin Erbil, Nedret Güvenç, Jeyan Mahfi Tözüm, Fuat İşhan, Cüneyt Türel, Mücap Ofluoğlu Henry Mancini’nin ‘Hatari!’ (1962) için yaptığı ‘Baby Elephant Walk’ (1961) ve Kolaylık İş (kitapta ‘İşçi Bulma’) İdarehanesindeki sekretere artist olmak için ‘rejisörün yatak odasından’ başka (ama sonucun değişmediği) seçenekler de olduğunu anlatmaya çalışan Foto Muhabiri Aslan; “(Zafer Önen’in sesi ile) Yeşilçam’a giden yollar Babıâli’den geçer. Seni meşhur edebilirim. Büyük, büyük, çok büyük bir yıldız olabilirsin. Yalnız bazı fedakârlıklarda bulunmak lazım. Mesela, bu akşam seninle buluşabiliriz.” “İsmim Murat… Murat Davman.” [(Ümit Deniz) (1961) (Türkiye Yayınevi / Günün Kitapları-Sf. 16).] Kahramanımız, “My name is Bond… James Bond” diyen İngiliz ustasına benzer şekilde kendini böyle tanıtıyor. Gazeteci ama daha çok ‘dedektif’. Kadın görmesin ‘soğuk bir pınardan su içen garip bir yolcu gibi kana kana öpüyor’ (Sf. 89 ve 123). En büyük yardımcısı ‘cep tabancası’ dediği Aslan. (Romandaki polis muhabiri Aslan Bulur ve fotoğrafçı Burhan Temizel, belki de ‘kalabalık etmesinler’ diye filmde tek kişi olmuş.) ‘The Sounds of Hatari’ (1962) (Mancini) ve ‘Thunderball’daki (1965) ‘Bond Below Disco Volante’ (John Barry) melodileri eşliğinde Sadettin Erbil’in anlattıkları; “Milattan 167 sene evvel Kore’de bir mabette muazzam bir Buda heykeli vardı. Bunun gözleri yerinde de iki kocaman yakut bulunuyordu. Dünyanın en büyük mücevherlerini teşkil eden bu kızıl taşlar bugünkü para ile en az 10 milyon lira kıymetindeydi. O sırada Kore’de çıkan bir ihtilal bu heykelin de yağma edilmesine sebep oldu. Aradan yıllar ve asırlar geçti. Bu kızıl taşlar seneler senesi sahiplerine uğursuzluk getirmekte devam ettiler. Bir Buda heykelinin gözü olarak devam eden (‘başlayan’ diyecekti) bu maceralarında muhtelif kılıklarda ve muhtelif yerlerde göründüler ve en sonunda da bir kediye göz oldular. Bu kedinin adı Yakut Gözlü Kedi’dir. Dünyanın dört tarafından (‘dört bir tarafından’ mı demeliydi) birçok maceraperest Yakut Gözlü Kedi’nin peşine düştü. Türkiye’den de iki insan senelerdir paralarını ve emeklerini bu Yakut Gözlü Kedi’nin bulunmasına harcamışlardı. Bunlardan Hüsameddin Bey bir karanlık gecede bu Yakut Gözlü Kedi’ye Almanya’da bir mezarlıkta sahip oldu.” Sevinci çok kısa sürüyor. ‘Uğursuzluk’ burada da kendini gösterir. Konsolosluktan, ilerde adının Abdürrezzak olduğunu öğreneceğimiz bir arkadaşı onu öldürerek taşlara el koyar. Yıllar sonra eski Berlin Şehbenderimiz (Konsolos) Abdürrezzak Paşa’nın İstanbul, Çamlıca’daki Köşk’ü. 15 (romanda 700) kişilik bir davet var. Murat’ın (romandakinin aksine siyah bir smokinle) orada bulunma nedeni tamamen ‘mesleki’; Gazetenin patronu Naci Baba’nın isteği ile ev sahibini ‘büyük bir tehdide karşı’ uyarmak için. Ama şimdilik ‘yeşillerin en güzelinden yaratılmış bir çift gözle’, Aylin’le beraber. Paşa ile ancak asılı bulunduğu ağaçtan indirirken ilgilenebiliyor. Daha polis gelmeden, bahçe duvarı dışında, katilleri bulmuştu bile. ‘Chateau Flight’ (1965) (Barry) melodisi ile izlediğimiz kavga sırasında gözü, onlarla beraber olan bir genç kızın (sonradan adının Jale Sayan olduğunu öğreneceğiz) bacaklarına takılınca başına gelen bir darbe ile bayılır. Gangsterlerin kaçtığı ‘34 AP 811’ plakalı otomobili ‘Kendini Arayan Adam’ (1963) filminde İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube Başkomiserlerinden Rıfkı kullanıyordu. Cinayet Masası Şefi (romanda 2. Şube Müdürü) Necdet Atak. Tıpkı Sherlock Holmes. Kahramanımızın çocukluk arkadaşı. ‘Bir karı, bir kaynana derdi çekmeyeyim’ diye evlenmemiş (sf. 50). Ama Murat’ın varlığı onu çok daha zor durumlara sokuyor. Görüntüye ilk geldiğinde bir büyüteçle Abdürrezzak Paşa’nın asıldığı ipi (dağcıların kullandığı ince dakron halat) inceliyordu. Onun yardımı ile aileyi tanıyoruz. Paşa’nın kızı Hüsniye Molvan. İç dünyası pek sağlıklı değil. Avrupa’da, 13 yaşındayken bir aşk macerası yaşamış. Sonradan bu kişinin Berlin Sefaret Başkâtibi Hüsameddin olduğunu hayretle öğreniyoruz. Daha da şaşırtıcı olanı Başkâtip ölünce oğlu (Köşk’ün şoförü Yusuf) ile beraber olur. Paşa’nın oğlu Muhtar Molvan. Bir otomobil kazasında belden aşağısı sakat kalmış. İki kızı (Aylin ve Serap) ve Avrupa’dan dönmek üzere olan bir oğlu (‘Akliye ve Asabiye Mütehassısı’ Tarık) var. Bu genç, uzmanlığı ile halasının sorunlarını anlayabilseydi başta kendisinin ve babasının olmak üzere pek çok kişinin hayatını kurtarabilirdi. Evin emektar Kâhyası Rıdvan Tanrıkulu (romanda soyadı Tezer). Şoför Yusuf cinayetten sonra ortalıktan kaybolur. “Arap saçı, bu içine karıştığım maceranın yanında tren yolu gibi düz kalırdı.” Murat böyle diyor (sf. 109) ama bunca koşuşturma sırasında Hüsniye, Serap, Aylin ve Jale’yi ‘yakından tanımak’ için bol bol zamanı olur. Sonrası çok hızlı; ‘Runaway’ (1961) (Del Shannon / Max Crook) ile dans edilen ‘Genç Yıldızlar (romanda Moda Minyatür Golf) Kulübü’nde Garson Ali’den ‘esas patron’un Köşk’te olduğunu öğreniyor. Bu arada, Muhtar Bey, babası gibi dakron iple öldürülür. (Göğsüne iliştirilen kâğıtta aynı yazı; ‘Eden Bulur.’) Tarık ise, Yusuf’un işkencesi ile. Talihsiz adamın not defterindeki yazılar [‘E.K.T.-K:3-S:24-P:3’ (Necdet’i seslendiren Mücap Ofluoğlu ‘S’yi ‘5’ olarak okuyor)] Köşk’teki gizli geçidin bulunmasını sağlar. Açılımı; “Eski Konaklar Tarihi (romanda ‘Eski Konakların Tarihçesi’) kitabının üçüncü bölüm 24. sayfadaki üçüncü paragraf.” (Yusuf bu geçitten yararlanarak köşke girip cinayetleri işlemiş.) ‘Zırtapoz işi’ dedikleri şiir ise Yakutların; “Beyaz tüllü geminin//Mavidir gözleri//İki defa ileri//Üç defa geri//Çıkarır ortaya//Aradığın yeri.” (Filmde maket, romanda resimdeki gemi için.) Necdet, aslında “Haçlı bir geminin//Mantıktır dümeni” olan başlangıcı üç kadına yanlış ipucu vermek için değişik okumuş. Kitapta ise ilk mısra “Bayraklı geminin” şeklinde. Hüsniye, filmde Yusuf, romanda ise kendini korumaya çalışan Murat tarafından öldürülür. ‘Goldfinger’dan (1964) anımsadığımız ‘Dawn Raid on Fort Knox’ (Barry) ile izlenen ‘Taş Ocağındaki’ kavgada Yusuf yaralı (romanda ölü) olarak ele geçiyor. ‘The Soft Touch’ (1962) (Mancini). Aylin; “Hayatımın mühim bir kısmi Avrupa’da geçti. Fakat buna rağmen (ne demekse) sen tanıdığım tek erkeksin. İstersen bana ‘deli’ de ama beni iste, beni sev.” Kahramanımız, ‘Murat Davman Kaidesi’ni bozarak ona söz vermişti; “Seninle evlenebilirim.” Ancak filmin sonunda “Bu sefer kapana kısıldın galiba” diyen Necdet’e göz kırpması, Aslan’ın kafasını “mümkün değil” anlamında sallaması ‘kural’ın bozulmayacağını düşündürdü. (Yazan: Murat Çelenligil)
Seksenler - Dizi Müzikleri Potporisi 11:33
Seksenler - Dizi Müzikleri Potporisi 636 izlenme - 2 yıl önce Gülümseten hatıralar dizisi diyerek Türkiye'nin seksenli yıllarına eğlenceli bir yolculuğa başladık. Dönemin o muhteşem şarkıları olmasaydı Seksenler dizisi belki de bu kadar başarılı olmazdı. Döneme damgasını vurmuş ve bu coğrafyada yaşayan her insanın kalbinde derin izler bırakan bu şarkıları şimdi de Seksenler dizisinin birbirinden değerli oyuncuları seslendirdi. Tüm stüdyo çalışmaları sırasında oyuncular yaptıkları işten gerçekten büyük keyif aldılar, umarız siz de aynı keyfi alır ve gülümseyerek dinlersiniz. Eskileri yaşatacak nostaljik şarkılarla harika bir potpori olmuş.
Kilink Soy ve Öldür - Cazip Teklif (Bebek) 02:26
Kilink Soy ve Öldür - Cazip Teklif (Bebek) 290 izlenme - 2 yıl önce Bir mikrofon uğrunu ele geçirmek uğrana yaşanan entrika ve sır ölümler. Kerim ve Kiling karşı karşıya. Yönetmen ve senarist Yılmaz Atadeniz'in gözünden başarılı bir Sevda Nur, Suzan Avcı mukayesesi...
Gol Kralı - Sait Hopsayit 02:36
Gol Kralı - Sait Hopsayit 322 izlenme - 2 yıl önce Kemal Sunal' ın ''sait hopsayit'' tiplemesiyle unutulmazlar arasına giren Aziz Nesin imzalı ''Gol Kralı'' filminin fragmanı.
Eceline Susayanlar - Fikret Hakan (1967 - 70 dk) 01:10:19
Eceline Susayanlar - Fikret Hakan (1967 - 70 dk) 356 izlenme - 1 yıl önce ‘Gurbet’ (1959) (Zeki Müren) ile başlayıp ‘El Cid’ (1961) için yapılan ‘Love Scene’ (Miclós Rózsa) ile devam eden sahne. Okmeydanı 17 [ikinci çevrim renkli ‘Erkeksen Kaçma’da (1974) ‘26’] numaralı ev. Biri ‘kan davası’ diğeri ‘zorla everilme’ kaçkını iki genç. Zeynep; “Bir derdin var senin. Farkındayım. Beni de uyutmaz oldu… Söyle de bileyim. Bir yardımım olmasa bile sanki ten kafesinden uğursuz bir kuş salıvermişsin gibi olur. Tıpkısına, benim yüreğim gibi hafifler.” Murat; “Hiçbir derdim yok. Sorup durma. Sabah da temelli git. Gidersen essahtan ferahlayacağım.” Zeynep; “Kıpır kıpırsın. Böyle bir dolusun. Uykunda, düşünde kalabalık var. Ne yana baksan tüfek namlusu gö rür gibisin… Beni kurtardın borçluyum sana. Ama bu halim borcumdan gelmiyor. Seni seviyorum, seviyorum.” Murat; “Demin dediğim gibi sabahtan gideceksin. Burda kalamazsın artık. İkimize de yazık. Çünkü… Çünkü ben de seni seviyorum.” ‘Leichte Kavallerie’ (Light Cavalry) (1866) (Franz Von Suppé) Opereti Uvertürü’nün ilk 15 saniyesi. Gecenin bir vakti Bölge Cezaevi’nden çıkan Murat Kullukçu. Cebinde mahkûm arkadaşı Namık Bey’in yazdığı mektup. (Ortağı Mahmut’tan delikanlıya iş vermesini istiyor.) Mutlu olması gerek ama karşılamaya gelen Musa Emmi gibi tedirgin. Hemen oralardan gidecekmiş. Kanlılarından kaçtığını sonra anlayacağız. ‘Patricia’ (1958) (Pérez Prado); “Kiss her and your lips will always want Patricia//Stroll her, see Patricia move with all her charms.” Haydarpaşa Garı’na gelişi bu neşeli melodi ile. Elinde tahta bavul doğru Mahmut Bey’in villasına. Dış çekimler Emirgân Korusu’ndaki Sarı Köşk’te yapılmış. “Never Mind, You’d Love It” (Jerry Goldsmith). İş adamı mektubu okurken ‘Our Man Flint’teki (1966) ezgi duyuluyor. “(Muhip Arcıman’ın sesi ile) Sen de hapisteydin demek. Namuslu, dürüst ve yürekliymişsin. Sen varsın diye kimse hırlayamamış O’na. Pek methediyor seni. Namık’ı kıracak değilim. Akşama Bar’a gel hemen işe başla.” ‘Sus Sus’ (1967). Beyoğlu’ndaki Deniz Kızı Barı. Dansöz şarkıcı Suzan Avcı, Sevim Tanürek’in sesiyle Suat Sayın’ın Rast eserini söylüyor. “Bir gün sana döneceğim//Bunu yemin bileceğim.” Murat işe başlamış. ‘Sakınılan göze çöp batar’ misali daha ilk gece kavga çıkar. Güzel dansözü saldıranlardan koruyor. ‘Mükâfatı’ da evinde sarmaş dolaş sabahlamak. Elbiselerini öpüp koklamasından ne durumda olduğu zaten belliydi. Paul Mauriat Orkestrası’nın ‘Russie De Toujours’ uzunçalarındaki (1965) ‘Les Yeux Noirs’. Birbirlerine sarılmış yorgunluk giderirken genç kadın ‘dostu’ olmasını ister. “Beyler gibi giyinip kuşanacaksın. Racon keseceksin.” Delikanlı “Bu işin sadece lafı bile er kişiyi öldürür” diye reddediyor. Osman Emmi’ye yazdıkları; “Kavgaya silaha yeminliyken pisliğin belanın üstüne düştüm. Kaderim bana küskün bir defa. Boş yere mi çabalıyorum ne.” ‘Goldfinger’daki (1964) ‘Dawn Raid On Fort Knox’ (John Barry). Pavyon’a döndüğünde Mahmut Bey köpürüyordu; “Bir daha duyarsam yakarım çıranı… Cahilsin, kadın yüzü de görmemişsin diye boş veriyorum. Yoksa benim kovduğum kadına ‘merhaba’ diyemezsin, nerde kaldı sevişmek. Anladın mı?” O sırada Otelci Hamdi’den gelen telefonla Beyoğlu’nun başka bir yönünü tanıyoruz. Hamdi; “Böylesi 10 senede bir düşer. Bayılacaksın abicim. Kavlimizden bile fazlasını vereceksin.” Mahmut; “Esnaf ağzı yapma bana… Nerde o afet dediğin kız?” ‘Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak’ diyebileceğimiz yolculuk. Çoğunluğu Anadolu’dan gelen genç kızlar. İlk durak Beyoğlu’nda bir otel. Aradıkları ‘namuslu’ bir iş. Bugün yarın derken ‘güler yüzlü’ otelci ve ‘iyiliksever’ bar sahibinin yardım eli uzanır. Kurulan kumpasın ne olduğunu anlayamadan pavyonda ‘müşteriye çıkarılırlar’. Zeynep’i böyle bir durumda tanıyoruz. ‘Ahu gibi bir kız’. 20 gündür buralarda. Çorap fabrikasında iş bulmuş, pazartesiye başlayacak ve otele borcunu ödeyecekmiş. Tabii ‘paçasını kurtarabilirse’. ‘Vaat edilenler’i duyunca Hamdi bile “Dünyaya kız gelmek varmış” diyor. “Apartman katı, peşin peşin 10 bin lira, araba.” Mahmut daha ileri gider; “Uçağın olacak, mücevherlerin.” Genç kız yapacağı şeyi öğrenmek isteyince abartı tersine döner; “Hiiç, geceleri kulübe geleceksin. Kibar beylerle arkadaşlık edeceksin. Dans edeceksin.” Belli ki çok güçlü bir kişiliği var. Yoksa şu yanıtı vermek çok zor; “Batsın o dediklerin… Beni kötü edeceksiniz. Para ile kahpe olacağım. Acımdan ölmeye razıyım. İstemem öyle parayı.” Sonrasında gözdağı başlar. ‘Yüzüne 3 jilet atmak’ ve daha neler neler. Otelde İspanya’nın matadorlu tanıtım afişi var. ‘Arenadaki boğa’ ile ‘pavyondaki konsomatris’ arasında bir benzerlik kurulabilir mi? Fark ‘ölümün süreci’nde galiba. Hamdi’nin genç kızı Mahmut Bey’in pavyondaki odasına ite kaka sokuşu ‘Thunderball Main Title’ (1965) (Barry) ile. Çıkışı ise avucunda bir tomar banknotla. Durumu gören Murat işkillenmeye başlar. İçerdeki debelenmeyi duyunca artık daha fazla dayanamaz; “Bırak gitsin. İstemiyor. Yazık, günah. Sana yakışmaz.” Kavga dövüş kızı oradan kurtarıyor. Gazino patronunun sözleri savaş ilanı gibi. “Bunu senin yanına bırakırsam alçağım. Yılan deliğine girsen bulacağım seni.” “Yalnızım bu ellerde içim hasret doludur//Kimsesizim dertliyim yolum gurbet yoludur.” Okmeydanı’ndaki evde onları daha yakından tanıyoruz. Ak Mestan’ın kızı Zeynep. “Nazilli’nin köyündenim ben. Bir abim var. Evermek istedi beni, zorla. Yaşlıydı adam. Ama bağı, bostanı, tarlası, mağazası vardı. İki de karısı. Nikâhsız… ‘Fakirsek hakir değiliz ağabey’ dedim. ‘Bilirsin cibilliyetini o herifin. Tefeci domuz, sarhoş cüce’ dedim. ‘Topuğuma eremeyen su, başımdan aşmaya kalkışıyor sebep olma’ dedim. Dövdü. Ben de o zaman…” Kaçıp İstanbul’a gelmiş. Abisi Sabri, belki de şimdi buralarda O’nu arıyor. Kullukçunun Murat. Beyoğlu’ndan kurtulunca Tersane’de iş bulmuş. Tam anlaşılmıyor ama galiba Aksaraylı. 32 yaşında. “Pek çokları gibi ben de öç almaya kurban gittim. Köselerle aramızda kan davası vardı. Onlar da biz de dikene batmış kelebek gibi yaşıyorduk. Çırpıntılı, hem de umutsuz. Kurtuluş yoktu, biliyorduk.” Babasını vuran Rıza’yı öldürüp hapislerde çürümüş. İki genç onca müşkül arasında birbirlerini severler. Kanlıları Abdullah, Rüstem ve Mehmet’in İstanbul’a gelişi ‘From Russia With Love’daki (1963) ‘Girl Trouble’ (Barry) ile. Ayrıca Mahmut’un çetesi ve Sabri’yi düşününce ürpermemek elde değil. ‘Tell Me More About That Volcano’ (1966) (Jerry Goldsmith). Nikâhları ‘hemen, tezi tezine’. Gelinlik, şeker hiçbir şeye paraları yetmemiş. Murat (duvağı Cumhuriyet Gazetesi’ne sarıp verirken) şahit Müslüm rolündeki Hakkı Haktan’a “Bi zahmet götürüver Kapalıçarşı’ya. Parasını verdiydik duvağın. Kirasını ver üstünü al” diyor. Ama kanlılar ecel gibi. Saklanmanın oluru yok. Evlerini bastıkları gece Zeynep, Abdullah’ı öldürür. Murat “Eyvah, şimdi Sabri’ye de kan güdecekler. O’nun vebali de bende şimdi” demişti. Dediği gibi de olur. Kardeşini görmeye hapishaneye geldiğinde Rüstem ve Mehmet tarafından takip edilir. Bu sırada görüntüdeki Sultanahmet Camisi ve ‘Lawrence of Arabia’ (1962) (Maurice Jarre) filmindeki Uvertür çok güzel. İki sahne sonra “Fatih’te Kıztaşı’nın ardında Bostan Sokak, 8 numaralı ev”de kanlar içinde yatıyordu. Artık av ve avcılar yer değiştirir. Bu kez kahramanımız onların peşinde. ‘Farewell’ (1961) (Miclós Rózsa). İstanbul Ceza ve Tevkif Evi’ndeki helalleşme. Murat; “Anasız büyüdüm. Babamı vurdular. 15 yılım karanlığa gitti. Hiç yaşamadım bu dünyada. Ama bir de seni gördüm. Sana deydim. Seni koktum (bir önceki gece dansözü ve elbiselerini koklamıştı ya neyse). Seni hepsinin, her şeyin yerine koydum. Gayrı görüşemezsek hakkını helal et.” Zeynep; “Helal olsun.” Murat; “Ak güvercinim benim. Seni kanladım, kırdım kanadını. Yolundan ettim. Gene uçacaksın. Dağı, göğü, denizi göreceksin. Yorgun düşer de bir yere konarsan vallah ki ben o konduğun ağacım, taşım.” Yönetmen Ertem Göreç Senaryo Safa Önal Yapımcı Berker İnanoğlu Görüntü Yönetmeni Nejat Okçugil Süre 70 dk Tür Dram Ülke Türkiye Oynayanlar : Fikret Hakan, Nilüfer Koçyiğit, Kudret Karadağ, Kayhan Yıldızoğlu, Selahattin İçsel, Süheyl Eğriboz, Yılmaz Köksal, Suzan Avcı, Turgut Özatay, Ali Ekdal, Hasan Ceylan, Lütfü Engin, Necip Tekçe, Ali Demir, Ali Seyhan, Sadri Karan, Alp Aslan, Erdoğan Seren, İsmet Erten
Sevimli Hayalet Cici Can 03:38
Sevimli Hayalet Cici Can 238 izlenme - 2 yıl önce Türk sinemasında hayalet kavramının ilk kez kullanıldığı fantastik-komedi Cici Can, Milliyet Gazetesi'nde yayınlanan aynı adlı çizgi romandan uyarlanmıştır. Filmin görsel efektleri dönemine göre oldukça başarılıdır. (Öztürk Serengil tarafından canlandırılan Azrail sahneleri de sitede mevcuttur efenim.)
Müslüm Baba - Ben Bir Emekçiyim Arkadaş Sense Pezevengin Tekisin! 01:57
Müslüm Baba - Ben Bir Emekçiyim Arkadaş Sense Pezevengin Tekisin! 88 izlenme - 1 yıl önce Müslüm Gürses'in 1979 yılının toplumsal atmosferini yansıtan hoş bir filmi olan isyankar filminden bir diyalog. Müslüm babanın canlandırdığı ömer karakterinin çalıştığı pavyonun sahibi, yaşı ilerlemiş konsomatrisi kovmak ister ve ömer bu duruma müdahale eder.
Megaloman İskelet Kilink ve Profesör Hulusi 01:49
Megaloman İskelet Kilink ve Profesör Hulusi 100 izlenme - 2 yıl önce Biyoloji derslerinde mal gibi askıda durup hiç takdir edilmemekten artık bıkan iskelet Kilink, hep yandan yandan Profesör Hulusi'nin çalışmalarını röntlemiştir ve hocanın bulduğu her derde deva maddeyi gasp edip artık hayatını sıfır beden mankenlerle geçirecektir. Megaloman Klinkin aynanın önünde kendi kendini seyretmesinden faydalanmaya çalışan Profesör Hulusi bunu hayatıyla öder. Çakal Kilink, cinayet sonrası yere Hulusinin el yazısıyla "katil Mahmut" yazarak kafaları karıştırmak niyetindedir.
3. Uluslararası Altın Çınar Film Festivali 03:59
3. Uluslararası Altın Çınar Film Festivali" Sona Erdi 54 izlenme - 2 yıl önce GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: - Detay- Kayseri Valisi Orhan Düzgün'ün konuşması- Suna Selen ve Suzan Avcı'ya "Sinemanın Çınarı" ödülleri verilmesi- Karadenizli müzik grubu "Grup Patika"nın festivalin kapanışında konser vermesi- Genel detaylar- Ödül töreni "3. Uluslararası Kayseri Altın Çınar Film Festivali" sona erdi-Törende, Suna Selen ve Suzan Avcı'ya "Sinemanın Çınarı" ödülleri verildi Filistin" teması ile bu yıl 3'üncüsü düzenlenen "Uluslararası Kayseri Altın Çınar Film Festivali" sona erdi.
3. Uluslararası Kayseri Altın Çınar Film Festivali 01:46
3. Uluslararası Kayseri Altın Çınar Film Festivali 31 izlenme - 2 yıl önce GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: - Gösterim öncesi sanatçıların görüntüleri - Vali Orhan Düzgün'ün konuşması - Konuşma sonrası filmin gösterime girmesi - Kayhan Yıldızoğlu'na "Yaşam Boyu Onur Ödülü" verilmesi 3. Uluslararası Kayseri Altın Çınar Film Festivali- Bu yılki teması "Filistin" olan festivalin açılışında "Öyle Sevdim ki Seni" adlı film izlettirildi- Vali Düzgün: "Türk sinemasının gelişiminin, Türkiye'nin değişimi ve kalkınmasıyla doğru orantılı olduğunu düşünüyorum" "Filistin" teması ile bu yıl 3'üncüsü düzenlenen "Uluslararası Kayseri Altın Çınar Film Festivali" başladı.