Hoşgeldiniz!

Fotoğrafçı Torunundan Annenannesine Ölümsüz Bir Hediye

Fotoğrafçı
Ölüm
Torun
Yaşam
Yaşlı Kadın

İtalyan asıllı Amerikalı fotoğraf sanatçısı Gaia Squarci, anneannesinin kanser olduğunu öğrendikten sonra çok sevdiği, o değerli "Nonna"sının son aylarını endişe ve üzüntüyle geçireceğine, anneannesinin hayatının en ince detaylarını fotoğraflayarak o ayları bir geri sayımdansa bir uğurlama haline getirdi. Gaia Squarci’nin Reuters‘ta kendi anlatımıyla sunduğu fotoğrafları sizinle paylaşalım: “Anneannemle hayatımızın 27 yılı kesişti. Bu sürede ona hep “Nonna” diye seslendim. Aramızdaki yaş farkı, çelişen değer yargılarımız, farklı düşünme biçimlerimiz; esprili, duygusal anlarla dolu, haylazlıklar barındıran güçlü bir ilişki kurmamıza engel olmadı. Farklılıklarımızla eğlenir olduk."

"'Biliyorsun, sen doğduğunda ben hala gençtim.’ dedi bana ölmeden birkaç hafta önce. ‘Birlikte büyümüşüz gibi sanki.‘ 85 yaşındaki Nonna‘nın karaciğer kanseri olduğunu ölümünden birkaç ay önce, Milano’da bir öğle yemeği masasında annemden yani Nonna’nın kendi kızından öğrenmiştim. Yıllar önce zaten iki kez göğüs kanseriyle mücadele etmiş, onları atlatmıştı."

"Nonna bana pek çok kez doğduğumu haber aldığında hastalığıyla mücadele etmek için gerekli gücü bulduğunu söyledi. Tekrar hasta olduğunu öğrendiğimde, İtalya’ya daha yeni varmıştım ve üç gün kadar kaldıktan sonra New York’a geri dönecektim."

"Anneanneme hoşçakal deme korkusundan daha da üzücü bir şey vardı ki bu ona ne kadar hasta olduğunu söyleyemememizdi. Annem ve teyzem üçüncü kez kanser lafını duyan Nonna’nın bunu kaldıramayacağını düşünüyordu. Nonna’ya sadece karaciğerinde sorun olduğu söylenmişti."

"Kimsenin ağzından ‘kanser‘ lafı çıkmadı. Bu yüzden, o ölene kadar bir soru bizi sıkıştırdı durdu: ‘Durumuyla ilgili gerçeği o bilmiyorken bizim bunu bilmeye hakkımız var mı?‘"

"Nonna son aylarını evde, ailesiyle birlikte geçirdi. Ölüm fikriyle barışıktı ve yavaş yavaş ölümün gelişini hissettiğini söylüyordu. Doktorlar ameliyat ve kemoterapinin işe yaramayacağını düşünüyordu."

"Bütün bunlar yaşanırken fark ettim ki annem de kendi annesini kaybediyordu. İtalya’ya birkaç ay kalmak üzere döndüğümde annemin Nonna’yla geçirdiği zaman içerisindeki duygusal değişimlerine ve onun için sarf ettiği enerjiye tanık oldum. Nonna’nın dünyası birkaç duvar ve birkaç sokaktan ibaret hale gelmişti. Bu dar alanda her bir detay ve günlük hareketler derin anlamlar kazanıyordu."

"Annemin en kıymetini bildiği ve yapmaktan mutlu olduğu şeylerden biriydi Nonna’yı yıkamak. Onun yaşlı vücuduna dokunmakta tereddüt etmiyor, başkalarının annesini yıkamasını istemiyordu. Ben de annemle ve anneannemle birlikte banyoya girip, elimde kameramla sessizce gözlemledim onları."

"O değerli anları yaşarken kendimi yaşlı zamanlarımda hayal ettim ve geçen zamanın kadın olmaya dair algımızı nasıl değiştirdiğini düşündüm. Anneannem kameramın lensiyle çırılçıplakken karşı karşıya geldiğinde vücudu geçmişteki ve bugünkü hastalıklarının izlerini taşıyordu. O, bununla ilgili en ufak bir mahcubiyet hissetmiyordu. Güven ve cesaretti tek hissettiği."

"Nonna’nın komşularına sorarsanız bir parfüm bulutuna sarılmadan evden çıkmadığını söyleyeceklerdir. Beyaz saçları mükemmel bir şekle sokulur, yüzü makyajla renklendirilirmiş önce. Hastalığıyla, kadınsılığını kaybetmeden yüzleşiyor olması beni şaşırttı. Kendisiyle dalga geçebiliyordu. Birden çok kez bana ‘Vogue’da mı çıkacağım, Marie Claire’de mi?‘ diye sordu."

"11 Ekim, 2015’te Nonna; Biella, İtalya’da gözlerini yumdu. Ben o sırada dünyanın diğer ucunda, New York’taydım. Onunla 5 ay geçirmiş, ölümünün ardından yas tutmak yerine yaşamını onunla birlikte kutlamıştım. Haberi aldıktan sonra bir yürüyüşe çıktığımı ve Brooklyn’in mahallelerinden birinde yarışan çocukları izlerken kendimi bulduğumu hatırlıyorum. Onun artık bu dünyanın bir parçası olmadığı gerçeğini henüz kabul edememiştim. Ölüm denilen şeyle ve keder dediğimiz duyguyla savaştım. İtalya’ya dönüp Nonna’nın küllerini savurana kadar da huzuru bulamadım."

"İtalya’nın kuzeydoğusunda yer alan Cossato’nun yakınlarındaki dağlık bölgeye, Nonna’nın en sevdiği yere, ailemle birlikte yürüdük. Külleri elimde ağırlaştı. Onları havaya, olabildiğince yukarı savurdum. Çimlerin üzerine ve üzerime döküldüler. Annem, kardeşim, teyzem; hepsi de aynı şeyi tekrar tekrar yaptı. En sonunda hepimiz Nonna’nın külleriyle kaplandık. Olduğumuz yer de öyle… Aylar sonra annem oranın bir fotoğrafını gönderdi bana. Her yer çiçeklerle kaplanmıştı.”